41 visiteur(s) et 0 membre(s) en ligne.
  Créer un compte Utilisateur

  Utilisateurs

Bonjour, Anonyme
Pseudo :
Mot de Passe:
PerduInscription

Membre(s):
Aujourd'hui : 1
Hier : 0
Total : 2164

Actuellement :
Visiteur(s) : 41
Membre(s) : 0
Total :41

Administration


  Derniers Visiteurs

murat_erpuyan : 25 min.52
pasa : 01h22:07
Thomasd60 : 08h48:16
SelimIII : 18h41:22
duygu : 1 jour, 24 min.54


  Nétiquette du forum

Les commentaires sont sous la responsabilité de ceux qui les ont postés dans le forum. Tout propos diffamatoires et injurieux ne sera toléré dans ces forums.


Forums d'A TA TURQUIE :: Voir le sujet - Lozan Antlasmasi, Adalar, Musul...
Forums d'A TA TURQUIE Index du Forum Forums d'A TA TURQUIE
Pour un échange interculturel
 
 FAQFAQ   RechercherRechercher   Liste des MembresListe des Membres   Groupes d'utilisateursGroupes d'utilisateurs    

Lozan Antlasmasi, Adalar, Musul...
Aller à la page Précédente  1, 2, 3
 
Poster un nouveau sujet   Répondre au sujet    Forums d'A TA TURQUIE Index du Forum » Forum en langue turque
Voir le sujet précédent :: Voir le sujet suivant  
Auteur Message
murat_erpuyan
Admin
Admin


Inscrit le: 30 Jan 2006
Messages: 8315
Localisation: Nancy / France

MessagePosté le: 12 Déc 2017 18:04    Sujet du message: Répondre en citant

Citation:



Lozan’ı ne yapmalı?

Ali Sirmen - Cumhuriyet, 10 Aralık 2017




Cumhurbaşkanı’nın Yunanistan ziyaretinde Lozan’ın güncellenebileceğini dile getirmesi üzerine deneyimli diplomat ve siyasetçi Onur Öymen’in bu konudaki görüşlerini sordum. Öymen, “Yunanistan ile aramızdaki meseleler Lozan Antlaşması’nın eksiklerinden değil, Yunanistan’ın antlaşma hükümlerini ihlal etmesinden kaynaklanıyor” dedikten sonra sorunları şöyle sıraladı:

- Lozan’ın en önemli hükümlerinden biri adaların silahsızlandırılmasıdır. Oysa, Yunanistan birçok adaya askeri kuvvet konuşlandırmıştır.

- Antlaşmanın 16. maddesi herhangi bir ülkenin egemenliğine açıkça bırakılmamış olan adaların ve adacıkların geleceğinin ilgili ülkeler arasında görüşmelerle belirlenmesini öngörüyor. Oysa, Yunanistan kendisine bırakılmamış olan ve Türk kıyılarına yakın 18 adayı veya adacığı son yıllarda işgal etti ve orada tesisler kurdu. Maalesef, Türkiye bu fiili duruma gerekli tepkiyi göstermedi. Oysa Türkiye Kardak krizinde etkili bir diplomasi uygulayarak Yunanistan’ın yapmak istediği emrivakiye izin vermemişti.


***

Yunanistan ile önemli ihtilaflarımızdan biri Ege’deki kıta sahanlığıdır.

- Yunanistan 6 millik karasularının üzerinde 10 millik hava sahasına sahip olduğunu iddia ediyor. Bu yalnız Lozan’a değil, bütün uluslararası anlaşmalara ve uygulamalara aykırıdır. Buna da değinilmediği anlaşılıyor.

- Batı Trakya’daki Türklerin Lozan’dan kaynaklanan hakları büyük ölçüde ihlal ediliyor. Lozan Antlaşması’nın 37-44. maddeleri İstanbul’daki Rum azınlığının haklarını düzenliyor. 45. madde ise aynı hakların Batı Trakya’daki Türklere tanınacağından bahsediyor. Oysa, Batı Trakya’daki Türkler başta eğitim olmak üzere pek çok alanda engellemelerle karşılaşıyor. Türkiye’de eğitim gören öğretmenlerin büyük bir kısmına görev verilmiyor. Onların yerine Selanik’teki bir medresede yetersiz eğitim gören öğretmenler Türk çocuklarına eğitim vermekle görevlendiriliyor.

- Rodos ve İstanköy’de kapatılan Türk okullarının yeniden açılmasının gündeme getirildiğini de duymadık.

- Kısa bir süre öncesine kadar yürürlükte olan Yunan vatandaşlık yasasının 19. maddesi açıkça Türklere karşı ayrım yapıyor ve Helen asıllı olmayan ve uzun süre yurtdışında kalanların vatandaşlıktan çıkarılabileceğini öngörüyordu. Buna göre, 60 bin civarında Batı Trakya Türkü’nün vatandaşlıktan çıkarıldığı ifade ediliyor. Bu yasanın yürürlükten kaldırılmasına rağmen, bunların büyük çoğunluğu yeniden Yunan vatandaşlığına alınmamıştır.

***

- 1913 tarihli Atina Antlaşması’na göre, müftülerin Türkler tarafından seçilmesi, baş müftünün de müftülerin belirleyeceği üç aday arasından Yunan Kralı tarafından atanması öngörülüyordu. Lozan Antlaşması’nda, 1913 Atina Antlaşması’na atıfta bulunuluyor. Ayrıca Lozan’ın 40. maddesinde dini konularda azınlığın dinsel ya da sosyal kurumları yönetme ve denetleme hakkına sahip olacakları belirtiliyor. Oysa, Yunanistan bu hükümleri açıkça görmezden gelerek müftüleri bizzat atama yoluna gidiyor. Halkın seçtiği İskeçe Müftüsü Mehmet Emin Ağa görevini yapmakta ısrar edince tutuklandı, daha sonra da para cezasına çarptırıldı. AİHM onun açtığı davada Yunanistan’ı kusurlu bularak mahkûm etti. Buna rağmen, bugün de müftüler Yunan devleti tarafından atanıyor.

Etraflıca gündeme getirilen sadece bu konu olmuştur.
Değinilmeyen konulardan biri de toprak sorunudur.

- Lozan imzalandığı sırada Türkler Batı Trakya’daki toprakların yüzde 84’üne sahip bulunuyordu. O yıllarda yapılan nüfus sayımına göre, Batı Trakya’da 129.118 Türk, 33.904 Rum yaşıyordu. Bugün bu dengeler tamamen değişmiştir.

- Bu ve benzeri örnekler Yunanistan’ın Lozan Antlaşması’na hukuki açıdan ve fiilen ihlal ettiğini ortaya koymaktadır. O nedenle, şimdi yapılması gereken Lozan’ın gözden geçirilmesi değil, Yunanistan’ın anlaşmaya uygulamasını sağlamaktır.








.
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
murat_erpuyan
Admin
Admin


Inscrit le: 30 Jan 2006
Messages: 8315
Localisation: Nancy / France

MessagePosté le: 12 Déc 2017 18:08    Sujet du message: Répondre en citant

Citation:




Lozan’daki azınlık dengesi

Ali Sirmen - Cumhuriyet, 12 Aralık 2017




Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, Yunanistan gezisi sırasında Lozan’ın gözden geçirilmesini telaffuz etmesi, konuyu Ege’nin iki yakasında da gündeme getirdi. Ege’nin batı yakasında Türk fobisi, öküz altında buzağı aranmasına yol açarken, Ege’nin doğusunda Tayyip Bey’in daha önce Lozan konusunda söylemiş olduğu sözler, çağrının içeriği konusunda tereddütlere neden oldu.

Pazar günü bu sütunda emekli büyükelçi, değerli diplomat ve tecrübeli siyasetçi eski milletvekili, yazar Dr. Onur Öymen, Cumhurbaşkanı’nın çıkışı hakkındaki görüşlerini ağırbaşlı üslubuyla tüm yönleriyle irdeleyip görüşünü dile getirdi.

Onur Öymen, konuyu enine boyuna irdeleyen görüşlerini şu özetleme tümcesiyle bitiriyordu:

- Şimdi yapılması gereken Lozan’ın gözden geçirilmesi değil, Yunanistan’ın anlaşmaya uymasını sağlamaktır.

Pazartesi günkü Hürriyet’te, Genel Yayın Yönetmeni Fikret Bila, konuyu Atina Anlaşması’nı da zikrederek bir kez daha yazınca, tartışmanın bir süre daha devam edeceği anlaşılmış oldu.

***

Lozan Antlaşması’nın üçüncü bölümünde (37- 45. maddeler) düzenlenen “azınlıklar” konusu, son yıllarda Atina ile Ankara arasında sık sık zıt yorumlara neden olmuştur.

Antlaşma metninde hep “Müslüman ve Müslüman olmayan azınlıklar” deyimleri kullanılmış olması nedeniyle, Yunanistan Türkiye’nin Lozan’a dayanarak, “Batı Trakya Türkleri”nden söz etmesine hep karşı çıkmış, “Batı Trakya Türkleri yok, Batı Trakya Müslümanları var” demiştir. Lafzi tefsire göre yapılan bu çıkış, antlaşmanın gayesine uygun tefsiriyle anlamsız kalmaya mahkûmdur.

Lozan’ın 37. maddeden başlayan azınlıklar bölümünü okuyunca, hep Türkiye’nin Müslüman olmayan azınlıklara ve Rumlara yükümlülüklerinin dile getirildiği görülür. Yalnızca bölümün sonunda 45. maddede şöyle denir:
“İşbu bölüm hükümleriyle Türkiye’nin Müslüman olmayan azınlıkları için tanınan haklar Yunanistan tarafından da kendi topraklarında bulunan Müslüman azınlığa tanınmıştır.”

Lozan’dan sonra, Türkiye ve Yunanistan arasında yapılan mübadelenin ardından, değişimin dışında tutulan Gökçeada (İmroz), Bozcaada (Tenedos) ve İstanbul’daki Rum nüfusun 180 bin olduğu tahmin ediliyor.

İşte Lozan, iki ülke arasındaki mübadeleden sonra kalan azınlıklar konusunda karşılıklı bir dengeyi öngörmektedir. 37 - 44. maddelerde Bozcaada, Gökçeada ve İstanbul’daki 180 bin Rum’a ve diğer gayrimüslimlere tanınan haklar sıralanmakta, 45. madde de aynı hakların, Yunanistan’daki (mübadele dışı bırakılmış olan Batı Trakya’da yerleşmiş) Türklere de verilerek, dengenin altını çizmektedir.

1927 yılında mübadele sonrasında, İstanbul, Bozcaada ve Gökçeada’daki Rum nüfus 180 bin olarak hesaplanmaktadır.

Ne var ki, önce 1955 6 - 7 Eylül olayları, DP döneminde Bozcaada’ya yerleştirilen Ticani Pilavoğlu aracılığıyla sürdürülen baskılar, 1964 Kıbrıs olayları dolayısıyla uygulanan zorunlu göç ile bu nüfus önce 120, sonra hızla 60 bine düşmüştür.

Bugün Türkiye’deki Rum nüfus 4 bini geçmemektedir.

Görülüyor ki, Lozan’ın kurduğu ve her iki tarafın karşı tarafın azınlıklarının haklarına uymasının bir anlamda güvencesi olan azınlık dengesi bozulmuş, Yunanistan’da Batı Trakya’da, çok güç koşullar altında da olsa varlığını sürdüren Türk azınlığa karşılık Türkiye’de Rum azınlık hemen hemen kalmamıştır.

Böyle bir ortamda, Lozan’ın yeniden gözden geçirilmesi önerisinin Türkiye açısından ne götürüp ne getireceğini takdirinize bırakırım.

Diplomasi, dikkat ve incelik ister. Söylenecek bir söz, kullanılacak bir deyim, dikkatsizce ortaya atılmış bir öneri, yarardan çok zarar getirir.

Düşünmeden söylenen bir sözün nelere mal olacağının örneğini Kenan Evren’in, General Rogers’in asker sözüne güvenerek, Yunanistan’ın NATO’nun askeri kanadına dönüş kapısını açan davranışıyla acı bir şekilde gördük.
Bari sivil politikacılarımız, uluslararası konularda bundan böyle daha dikkatli konuşsalar.





.
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
murat_erpuyan
Admin
Admin


Inscrit le: 30 Jan 2006
Messages: 8315
Localisation: Nancy / France

MessagePosté le: 12 Déc 2017 18:11    Sujet du message: Répondre en citant

[quote="murat_erpuyan"]
Citation:


Lozan’ın anlamı

Emre Kongar - Cumhuriyet, 12 Aralık 2017



AKP iktidarının, Sarraf Mahkemesi ve Man Adası tartışmalarını geriye itmek için başlattığı tartışmanın konusu olan Lozan Antlaşması’yla yeni bir devlet kurulmuştu:

Birinci Dünya Savaşı’nda mağlup olan Osmanlı İmparatorluğu yerine, İstiklal Savaşı’nı kazanan Türkiye Cumhuriyeti.

Lozan bir zafer antlaşmasıdır!

***

1920’li yıllarda Anadolu’nun nüfusu 11-12 milyon kadardı; yani bugünkü İstanbul’un nüfusundan daha az.

Bu nüfusun yüzde onu okuma yazma biliyordu, yaklaşık bir milyon kişi; onların da yarısı ancak adını yazabiliyordu.

Hemen herkes hastaydı: Trahom, verem ve sıtma.

Tüm nüfus, uzun süren savaşların sonunda zaten yorgun, bezgin, aç ve hastaydı.

İşte bir Din/Tarım Toplumu’nu 15 yıl içinde bir Kentsel/Endüstriyel Toplum olma eşiğine getiren, yirminci yüzyılın en çarpıcı siyasal ve kültürel atılımı, böyle bir nüfusla gerçekleştirilmiştir!

***

Türkiye Cumhuriyeti’nin sınırları büyük devletler tarafından cetvelle harita üzerinde çizilmedi:

Yüz binlerin kan ve gözyaşı ile yoğrulmuş savaşlar sonunda belirlendi.
1) Sadece İstanbul’u, Trakya’yı ve Anadolu’yu işgal eden galip devletlerin silahlı kuvvetlerine, İngiliz, Fransız, İtalyan ordularına karşı değil...
2) Batı’dan saldıran taze Yunanistan ordularına karşı...
3) Doğu’dan gelen taze Ermenistan ordularına karşı...
4) İçteki Halife taraftarlarının isyanlarına karşı...
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde, “ölümüne verilen” bir mücadele ile çizildi bu sınırlar.

***

Çok kişinin aşırı milliyetçi, şovenist duygularını gıcıklayan bu saldırılar, yeni Türkiye Cumhuriyeti’ni ırkçı, faşist bir diktatörlüğe yöneltmedi:
Tam tersine, yeni Cumhuriyet, ırk, din, dil, mezhep farkı gözetmeksiniz “bu sınırları çizen, bu devleti kuran halka Türk halkı denir” anlayışıyla, siyasal bilince ve bireysel tercihe dayalı bir vatandaşlık kavramı üzerinde yükselen “Demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti” olmayı hedefledi.

***

Lozan, Birinci Dünya Savaşı sonrasında imzalananlar arasında devam eden tek barış antlaşmasıdır.

Türkiye Cumhuriyeti, Birinci Dünya Savaşı’ndan bugüne kadar varlığını, gelişerek sürdürmüştür.

Bu Cumhuriyet’in hedeflediği Demokrasi ve İnsan Haklarının, bütün farklılık ve çatışmaların panzehiri olduğunu unutmayalım.

Farklılıklarımızı koruyarak bir arada yaşamanın, gelişmenin nimetlerinden, bu toprakların güzelliklerinden eşit ve adil bir biçimde yararlanmanın yollarını arayalım. Siyaseti, gerilim, kavga, kin ve intikam üzerine kurmayalım.
Birbirimize, haksız ve adaletsiz bir biçimde, ayrımcı bir vicdanla bakmayalım.
İnsanları haksız, hukuksuz ve adaletsiz muamelelere tabi tutmayalım; vicdanlarımızda ve özellikle de adalet mekanizmasında yargısız infazlar yapmayalım...

Cumhuriyetimizi, Demokratik, Laik ve Sosyal Hukuk Devleti olarak geliştirmeye çalışalım:
DİREN İNSAN HAKLARI VE DEMOKRASİ!





.
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
SelimIII
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 30 Aoû 2007
Messages: 2488
Localisation: Paris

MessagePosté le: 19 Fév 2018 14:49    Sujet du message: Répondre en citant

cengiz-han a écrit:
Orduda basortusunun serbest birakilmasi karariyla din somurusune ses çikaramayan, emrindeki ordunun darbe yapmasina onleyemeyen ve hatta esir dusen, buna ragmen koltugunda oturan gunumuz Genelkurmay baskani Yunanistan'in isgal ettigi adalar civarinda dolasirken alay konusu edilmis Yunanli Bakanlar tarafindan.

Konuyla ilgili haritalarin da esliginde yazilan Mugla isgal edildiginde Kardak kaybedildi baslikli makaleyi okuyun :

http://bit.ly/2mxKMTu


ITIRAF

Nagehan Alçı: 18 keçinin otladığı kaya parçası için savaş mı yapalım?
Habertürk TV’de Didem Arslan’ın sunduğu “Türkiye’nin Nabzı” programına katılan Nagehan Alçı, Ege adalarının tartışıldığı programda "18 keçinin otladığı kaya parçası için savaş mı yapalım" ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin Nabzı’ programına katılan Nagehan Alçı, Ege Denizi'ndeki 18 ada için “18 keçinin otladığı kaya parçası için savaş mı yapalım” dedi. Alçı'nın sözlerine karşılık Yılmaz, “Adalara kaya parçası demeyelim. Madem bu kadar önemsiz Yunan askerleri neden orada konuşlandı” ifadelerini kullandı.

http://www.cumhuriyet.com.tr/video/video/922131/Nagehan_Alci__18_kecinin_otladigi_kaya_parcasi_icin_savas_mi_yapalim_.html
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
cengiz-han
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 12 Jan 2008
Messages: 11321
Localisation: Paris

MessagePosté le: 08 Aoû 2018 3:19    Sujet du message: Répondre en citant

Lozan yalanlari ve gerçekler

http://bit.ly/2vtbQsZ

ve

http://bit.ly/2M00g34
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
murat_erpuyan
Admin
Admin


Inscrit le: 30 Jan 2006
Messages: 8315
Localisation: Nancy / France

MessagePosté le: 08 Aoû 2018 16:28    Sujet du message: Répondre en citant

Ben de zaman zaman muhatap oluyorum muhafazar kesimin Lozan fantazmagorilerine...

Anlasilan bu cenahta bu konu fazlasiyla islenmis...
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
SelimIII
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 30 Aoû 2007
Messages: 2488
Localisation: Paris

MessagePosté le: 28 Jan 2020 19:13    Sujet du message: Répondre en citant

cengiz-han a écrit:
Osmanli su kadar km2 di simdi TC 780 bin km2 diye hayiflananlar TC tarihinde topragini veren iktidarin sahipleri :

Citation:


Tek kurşun atmadan işgal ettiler
26 Ekim 2016





Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Lozan Antlaşması'nın bir zafer olmadığını dile getirdi. Musul'dan, Kerkük'ten söz ederken Misâk-ı Milli sınırlarını gündeme getirdi. Erdoğan, “Kerkük, Musul bizimdi. Şimdi ben ‘Misâk-ı Milli' dedim diye rahatsız oldular. Ya niye rahatsız oluyorsunuz, ben tarih dersi veriyorum yahu anlayın” dedi.

Cumhurbaşkanı konuştukça açık veriyor. Çünkü AKP'nin iktidara geldiği 2002 yılına kadar Türkiye toprağı olan bazı adalarımız 2004 yılından itibaren birer birer elimizden çıkmaya, Yunanistan tarafından işgal, sonra da ilhak edilmeye başlandı. Aslında bu konuyu SÖZCÜ sıkça gündeme getiriyor.

Yunan askerine teslim edilen 17 Türk adası ve 1 Türk kayalığı, Misâk-ı Milli sınırları içinde… Misâk-ı Milli, Mondros Mütarekesi'nin imzalandığı 30 Ekim 1918 tarihinde işgal altında olmayan bölgeleri bölünmez ve ayrılmaz bir bütün olarak kabul etmişti. Halen Yunan işgali altında olan 17 ada ve 1 kayalık, 30 Ekim 1918 tarihinde işgal altında değildi. Lozan Antlaşması'nda da verilmeyen ecdat yadigârı adalar 2004 yılından itibaren işgal edildi.


SUİKASTÇILARI YUNANLAR ARADI

15 Temmuz darbe girişimine katılan askerlerden bazıları kaçtı. Cumhurbaşkanı Erdoğan'a suikast girişiminde bulunan darbeci askerlerden bazılarının Muğla'ya bağlı Keçi Adası'na gittiği ihbarı alındı. 27 Temmuz 2016 tarihinde arama başlatıldı. Suikast timindeki darbeci askerleri, Yunan Apache taarruz helikopteri, Yunan komandoları ve Yunan polisleri aradı. Yunan firkateyni de arama faaliyetlerine denizden destek verdi.

Oysa, Türk toprağı olan Keçi Adası'nda, kaçak askerleri Türk jandarması, Türk polisinin araması, kendi helikopterimizin aramalara katılması beklenirdi. Ama artık işler o hale gelmiş ki, Türk askerini ve Türk polisini Keçi Adası'na yani kendi topraklarımıza gönderemiyoruz. Çünkü Keçi Adası, Yunan askerine teslim edilen 17 ada arasında bulunuyor.

Suikast timindeki darbeci askerler, Muğla Keçi Adası'nda, Yunan asker ve polisi tarafından aranırken, Türk Sahil Güvenlik gemisi, Muğla Keçi Adası'nı ve adadaki Yunan bayrağını 3 mil öteden izledi. Muğla il sınırları içinde bulunan Keçi Adası aynı zamanda 6 millik Türk karasuları içinde… Misâk-ı Milli sınırları içindeki Keçi Adası'nda, Yunan askerleri elini kolunu sallayarak dolaşıyor. Adanın, Bodrum'a bakan tarafına dev bir Yunan bayrağı çizilmiş. Adaya yerleştirilen topun namlusu da Bodrum Turgutreis'e yönlendirilmiş. Adanın muhtelif yerlerine Yunan bayrağı dikilmiş, kilise inşa edilmiş ve top yerleştirilmiş. Yunan vatandaşlarının da yerleştirildiği Keçi Adası turizme açılmış. Yunanistan bizim sırtımızdan para kazanıyor.

SELANİK'İ NASIL VERDİKSE…
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendisinden, görüşlerinden söz ederken her fırsatta, “Biz milliyiz, biz yerliyiz, biz vatanseveriz, biz milliyetperveriz, farkımız bu” diyor. Misâk-ı Milli sınırları içindeki adalarımızda Yunan askerini, Yunan bayrağını görmek yüzbinlerce vatandaşımızı kahrediyor. Suriye'de, Irak'ta Türkiye'nin çıkarları belirtilip askerimiz yabancı ülke topraklarına gönderilirken, kendi topraklarımızda yabancı ülke askerinin bulunmasına daha ne kadar seyirci kalınacak? Eğer, bilinmeyen bazı olaylar varsa, bunların kamuoyuna açıklanması gerekiyor.

Erdoğan, “Unutulmamalıdır ki Cumhuriyet'i kuran kadronun çok önemli bir bölümünün dahi doğduğu büyüdüğü topraklar yeni devletimizin sınırları dışında kalmıştır” dedi. Sınır dışında kalan yerlerden biri de Atatürk'ün doğduğu Selanik şehri… Selanik, Balkan Savaşı sırasında elimizden çıktı. Açıkçası şehrin savunması bile yapılmadan alenen Yunan askerine teslim edilmiş. İşkodra, Yanya ve Edirne komutanları cephelerini kahramanca savunurken, Harp Okulu ve Harp Akademisi eğitimi olmayan Tahsin Paşa sayesinde Yunanlılar tek kurşun atmadan elini kolunu sallayarak Selanik'i işgal etti.

ADALARIMIZI DA ÖYLE VERDİK
Dün Selanik nasıl tek kurşun atılmadan, savunulmadan teslim edildiyse, benzer durum da bugün adalarımız için geçerli… Tek kurşun atılmadan, savunma yapılmadan 17 adamız Yunanlılara teslim edildi.

Milli Savunma Bakanlığı eski Genel Sekreteri emekli Kurmay Albay Ümit Yalım, resmi belgelere, Yunanistan Milli Savunma Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı resmi internet sitelerine dayanarak adalarımızın nasıl elden çıkarıldığını anlatıyor. Tarihin tekerrür ettiğini de şöyle anlatıyor:
“2016 Yüksek Askeri Şurası'nda Harp Okulu ve Harp Akademisi eğitimi olmayan bir komutan generalliğe terfi ettirildi. Yapılan uygulamayla liyakat usulü tamamen devre dışı bırakıldı. Anılan terfi işlemi pratisyen doktora kalp ameliyatı yaptırmakla eşdeğerdir. Verilen somut örnekten anlaşılacağı üzere tarih tekerrür ediyor. Selanik'i nasıl tek kurşun atmadan teslim ettiysek, bugün de adalarımızı birer birer aynı yöntemle biz teslim ediyoruz. İnanın emekli bir asker olarak içim yanıyor.”



http://www.sozcu.com.tr/2016/yazarlar/saygi-ozturk/tek-kursun-atmadan-isgal-ettiler-1468994



Konu iki bakanin çelisen sozleriyle yeniden gundeme gelmis !

Citation:
Ege adalarında kim doğru söylüyor? Akar, Çavuşoğlu’na ne yanıt verdi?
Yıllardır süren Ege adalarında Yunan askeri varlığı tartışmasında Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, 1995'den bu yana olumsuz bir olay yaşanmadığını savundu. Hulusi Akar ise Yunanistan'ın 16 adayı anlaşmalara aykırı şekilde silahlandırdığını söyledi.


https://veryansintv.com/ege-adalarinda-kim-dogru-soyluyor/


v
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
Montrer les messages depuis:   
Poster un nouveau sujet   Répondre au sujet    Forums d'A TA TURQUIE Index du Forum » Forum en langue turque Toutes les heures sont au format GMT + 2 Heures
Aller à la page Précédente  1, 2, 3
Page 3 sur 3

 
Sauter vers:  
Vous ne pouvez pas poster de nouveaux sujets dans ce forum
Vous ne pouvez pas répondre aux sujets dans ce forum
Vous ne pouvez pas éditer vos messages dans ce forum
Vous ne pouvez pas supprimer vos messages dans ce forum
Vous ne pouvez pas voter dans les sondages de ce forum


Powered by phpBB v2 © 2001, 2005 phpBB Group ¦ Theme: subSilver++
Traduction par : phpBB-fr.com
Adaptation pour NPDS par arnodu59 v 2.0r1

Tous les Logos et Marques sont déposés, les commentaires sont sous la responsabilités de ceux qui les ont postés dans le forum.