34 visiteur(s) et 1 membre(s) en ligne.
  Créer un compte Utilisateur

  Utilisateurs

Bonjour, Anonyme
Pseudo :
Mot de Passe:
PerduInscription

Membre(s):
Aujourd'hui : 0
Hier : 0
Total : 2091

Actuellement :
Visiteur(s) : 34
Membre(s) : 1
Total :35

Administration


  Derniers Visiteurs

cengiz-han : 03 min.40
murat_erpuyan : 03h54:43
administrateu. : 2 jours
duygu : 3 jours
Georges : 4 jours


  Nétiquette du forum

Les commentaires sont sous la responsabilité de ceux qui les ont postés dans le forum. Tout propos diffamatoires et injurieux ne sera toléré dans ces forums.


Forums d'A TA TURQUIE :: Voir le sujet - 15 Temmuz darbe girisimi sonrasi yorumlar...
Forums d'A TA TURQUIE Index du Forum Forums d'A TA TURQUIE
Pour un échange interculturel
 
 FAQFAQ   RechercherRechercher   Liste des MembresListe des Membres   Groupes d'utilisateursGroupes d'utilisateurs    

15 Temmuz darbe girisimi sonrasi yorumlar...
Aller à la page 1, 2, 3, 4, 5, 6  Suivante
 
Poster un nouveau sujet   Répondre au sujet    Forums d'A TA TURQUIE Index du Forum » Forum en langue turque
Voir le sujet précédent :: Voir le sujet suivant  
Auteur Message
cengiz-han
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 12 Jan 2008
Messages: 9901
Localisation: Paris

MessagePosté le: 18 Juil 2016 1:39    Sujet du message: 15 Temmuz darbe girisimi sonrasi yorumlar... Répondre en citant

Citation:



Sekiz soruda 15 Temmuz darbe girişimi
TEM 16, 2016MMMMMM RUŞEN ÇAKIR YAZILAR

1. Bunun adı ne?

Tabii ki darbe. Daha doğrusu darbe girişimi. Başarısız olmasına, bu başarısızlığın muhtemel sonuçlarına bakıp, bunu bir ‘mizansen’, ‘tiyatro’ vb. şeklinde tanımlamak doğru değil. Çok sayıda üst düzey subayın dahil olduğu, Meclis’i bombalamadan, sivilleri katletmeye kadar herşeyin göze alındığı bir organizasyon söz konusu.


2. Kim yaptı?

Darbecilerin ana gövdesini ve kurmay heyetini Fethullah Gülen cemaatiyle irtibatlı subayların oluşturduğunu düşünüyorum. Onlara, kişisel neden ve beklentilerle bazı isimler de katılmış olabilir ki Cemaat’in devşirme konusunda hayli maharetli olduğunu biliyoruz.


3. Cemaat neden darbe yapmak istesin?

Bu Yüksek Askeri Şura’da, Cemaat’in ordu içindeki yapılanmasına yönelik büyük bir operasyon bekleniyordu. Dolayısıyla son şanslarını kullanmak istemiş olduklarını düşünüyorum. Öte yandan Cemaat, AKP iktidarının kendisine yönelik olarak ülke içinde ve kısmen dışında yürüttüğü ve iyice bunaltıcı olan topyekun savaşa karşı bir tür ‘altın vuruş’ yapmışa benziyor.


4. Cemaat ordu içinde nasıl bu kadar örgütlenmiş olabilir?

Cemaat’in TSK’ya sızma yolunda yıllardır sistemli olarak çalıştığı biliniyor. TSK de sistemli bir şekilde Cemaat ile ilgili olduğunu düşündüğü personeli daha askeri lise öğrenci oldukları zamandan beri takip edip tasfiye etmeye çalışır. Ama bunda mutlak başarılı olamadı. Daha önemlisi Cemaat, AKP ile ittifak yaptığı dönemde Ergenekon, Balyoz, Askeri Casusluk gibi davalarla TSK’da çok ciddi bir tasfiye yaptı ve kendisine bağlı subayların önünü hızlı ve ciddi bir biçimde açtı. Bu bağlamda 15 Temmuz darbe girişiminde AKP iktidarının vebali çoktur.


5. Darbe neden başarısız oldu?

Bu konuda bir dizi gerekçe sayılabilir. Örneğin darbenin emir-komuta zinciri içinde yapılmaması. Bu makul ancak darbecilerin Genelkurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanları başta olmak üzere ordunun en üst düzey isimlerini etkisizleştirmiş olması nedeniyle bu belirleyici neden olamaz. Darbenin bir takım detayları hakkında da çok şey söylenebilir, ancak bana göre darbenin başarılı olamamasının esas nedeni toplumsal bir karşılığı olmamasıdır. Öyle ki Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan zerre hazzetmeyen ve onun sandıkta değil de ancak darbe yoluyla devrilebileceğini düşünen ve bunu isteyen kesimlerde bile bu girişim belirgin bir sempati toplayamadı. Buna karşılık Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın halkı sokaklara çağırması ve bunun belirgin bir karşılık bulması darbecilerin işini iyice zorlaştırdı; hatta imkansızlaştırdı. Buradan hareketle Türkiye’de kutuplaşmanın ve buna bağlı olarak kutupların birinde Erdoğan nefretinin alabildiğine artmış olmasının tek başına bir darbeye zemin hazırlayamadığını gördük. Eğer Cemaatçi subaylar, 17-25 Aralık sürecinde, yolsuzluk soruşturmalarına paralel olarak benzer bir girişimde bulunmuş olsalardı daha farklı gelişmeler yaşanabilirdi.


6. Darbe girişimi hangi andan itibaren başarısızlığa mahkum oldu?

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın facetime üzerinden CNN Türk yayınına bağlanıp görüntülü bir şekilde darbecilere meydan okuması ve halkı sokağa çağırmasının bir kırılma noktası olduğunu düşünüyorum. Eğer darbeciler Hulusi Akar gibi Erdoğan’ı da etkisizleştirebilmiş olsalardı veya Erdoğan darbenin ilk saatlerinde ülkeye seslenmeyi tercih etmeseydi işler değişebilirdi. Bu noktada CNN Türk seçiminin çok anlamlı olduğunu vurgulamak lazım, nitekim darbeciler de intikamlarını CNN Türk’ü basarak almak istediler.


7. Bundan sonra Cemaat’i neler bekliyor?

Öncelikle Cemaat’i tasfiye süreci alabildiğine hızlanacak. Daha ilk günden binlerde hakim ve savcının görevden alınması; HSYK, Danıştay vb. gibi kilit kurumlarda işin gözaltına kadar vardırılması bunun işareti. Meclis’in bombalanması, halkın, polisin üzerine ateş açılması, üzerlerine tank sürülmesi gibi olaylardan sorumlu tutulan Cemaat’e ‘terör örgütü’ demek iyice kolaylaştı. Bu bağlamda Cemaat yöneticisi, üyesi, sempatizanı ve farklı bağlamlarda destekçisi olan kişi ve kurumlara karşı çok daha acımasız bir devlet göreceğiz. Son olarak Gülen’in ABD’deki varlığını sürdürmede epey zorlukla karşılaşacağını söyleyebiliriz.


8. Bundan sonra Türkiye’yi neler bekliyor?

Türkiye’nin bu darbe girişimini atlatmış olması çok çok iyi oldu. Ama bu ülke olarak bizleri çok daha iyi günlerin beklediği anlamına gelmeyebilir. Erdoğan’ın Gezi sürecinde ‘evlerinde zor tuttuğunu’ söylediği yüzde 50’nin sokağa inebildiğini ve indiğinde neler yapabildiğini gördük. Bugün Erdoğan’ın davetiyle darbecilere karşı sokağa çıkan bu kitlelerin yarın daha fazla temel hak ve özgürlük, demokrasi isteyecek kitlelere karşı seferber edilmeyeceğinin hiçbir garantisi yok. Zira bu darbe girişimini bertaraf edip daha da güçlenen Erdoğan’ın toplumun tüm kesimlerine daha fazla özgürlük, demokrasi vaat edeceğine dair işaretler pek yok. Bunun yerine, ilk fırsatta Başkanlık sistemi için harekete geçeceği yolunda beklentiler daha yüksek. Bu arada Erdoğan’ın uluslararası düzeyde iyice aşınmış olan imajının bu darbe girişimi vesilesiyle belli ölçülerde düzelmekte olduğunun da altını çizmeliyiz.

Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
cengiz-han
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 12 Jan 2008
Messages: 9901
Localisation: Paris

MessagePosté le: 18 Juil 2016 1:42    Sujet du message: Répondre en citant



Citation:

IŞİD, Türkiye'den Çekilme Kararı Aldığını Açıkladı:
''Terör ve şiddet açısından kendi kendine yetebilen bir ülke...''


15 Temmuz gecesi ordu içindeki bir cunta tarafından gerçekleştirilen ve 200'ün üzerinde can kaybıyla sonuçlanan darbe girişiminin yaraları yavaş yavaş sarılırken, terör örgütü IŞİD'dense Türkiye'ye iyi haber geldi...


Örgüt, savaş uçaklarının kendi meclisini vurup halkın kendi askerini boğazlayabildiği bir ülke olarak Türkiye'de kendileri için yapılacak fazla bir şey kalmadığı gerekçesiyle Türkiye'deki operasyonlarını durdurma kararı aldı.


"Dehşetle izledik"

IŞİD sözcüsü Şerif el Husseini, Türkiye ile ilgili kararı açıklamak üzeren bugün bir kez daha kameraların karşısındaydı. Hafta sonu tüm dünya gibi kendilerinin de Türkiye'de yaşanan gelişmeleri şaşkınlık ve endişe ile takip ettiklerini belirten Husseini, örgüt üst yönetiminin dün akşam konu ile ilgili olarak acil koduyla toplandığını ifade etti.

Toplantıda, Türkiye'den gelen görüntülerin detaylı olarak incelendiğini ve durumun masaya yatırıldığını söyleyen IŞİD sözcüsü, 4 saat süren değerlendiremelerin ardından alınan kararı mikrofonlara okudu:

"Türk kamuoyunun dikkatine,

15-16 Temmuz.2016 tarihlerinde Türkiye'de gerçekleştirilen darbe girişimi ve sonrasında yaşanan olaylar örgütümüzün üst kademesince de dehşet ve kaygıyla takip edilmiştir. Olayların ardından yapılan durum değerlendirmesinde, Türkiye'nin terör ve şiddet eylemleri açısından kendi kendisine yetebilen bir ülke olduğu sonucuna varılmış, örgütümüzün bu topraklara bahsi geçen konularda önemli bir katkıda bulunamayacağı üzüntüyle kabul edilmiştir.

Kendi uçağıyla kendi meclisini vurabilen, askerin ve polisin birbirini, her ikisinin de vatandaşları öldürdüğü, vatandaşların da asker boğazı kesebildiği bu tablo ışığında, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde herhangi bir eylem yapmanın gereksizliği, kaynak ve zaman israfı dışında herhangi bir anlamı olmadığı inkar edilemeyecek bi şekilde ortadadır. Kaldı ki bizim savaş uçağımız dahi bulunmamakta, istesek dahi bu kadarını yapmamız an itibariyle mümkün görünmemektedir.

Tüm bu sebeplerden örgütümüz, tekrar istikrarlı ve huzurlu bir ülke haline gelene kadar Türkiye Cumhriyetli sınırları içindeki tüm eylemlerini durdurma ve aktif mensuplarını geri çekme kararı almıştır.

Ne haliniz varsa görün.

Saygılarımızla...

IŞİD Merkez Karar ve Yürütme Kurulu"



http://www.zaytung.com/haberdetay.asp?newsid=308212


Crying or Very sad
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
cengiz-han
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 12 Jan 2008
Messages: 9901
Localisation: Paris

MessagePosté le: 18 Juil 2016 1:44    Sujet du message: Répondre en citant


Citation:
Teslim olan askerin boğazı kesildi
Boğaz Köprüsü'nde silah bırakıp teslim olan bir askerin intikam olarak boğazının kesilerek öldürüldüğü görüldü.


http://odatv.com/teslim-olan-askerin-bogazi-kesildi-1607161200.html
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
cengiz-han
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 12 Jan 2008
Messages: 9901
Localisation: Paris

MessagePosté le: 18 Juil 2016 1:57    Sujet du message: Répondre en citant

Citation:

Erdoğan'ı yanımdan nasıl kaçırdılar?

Tuncay MOLLAVEİSOĞLU


Ezber bozmama izin verin;Bu karanlık günden AKP'ye "demokratlık" çıkmaz."Demokrasi düşmanları", bu olaydan hareketle "demokrasi savaşçısı" ilan edilemez çünkü;darbe girişiminin asıl hedefinde olan AKP değildi.Maddeler halinde birazdan açacağım ama önce tanıklığımı aktarayım:

O kaotik gün; En sıcak çatışma bölgesine 500 metre mesafedeydim. Erdoğan'ın villasının hemen yanında... Marmaris'te tatilimizin son günüydü.Cumhurbaşkanı Erdoğan büyük bir tesadüf eseri kaldığımız otelin özel villasında konaklıyordu. Villanın çevresinde düşük yoğunluklu güvenlik önlemi alınmıştı...
Tatilciler, Erdoğan'ın havuzuna denizden su çekildiğini fısıldıyor, villada kimlerin kaldığı dedikodusunu yapıyordu.Akşam saatlerinde haber düştü;Tanklar köprüyü kapatmış,Ankara'da sokaklara çıkmıştı.Savaş uçakları, helikopterler, patlayan bombalar...Bildiğiniz, izlediğiniz süreç...

Marmaris'te ise güvenlik aynı dakikalarda en üst seviyeye taşındı. Çok sayıda polis ve özel harekatçı otel çevresinde konuşlandı. Erdoğan ve ailesinin içinde yer aldığı villanın çevresi karartıldı.Gecenin ilerleyen saatlerinde otelde sirenler çaldı. Konaklayanlar; büyük çoğunluğu yabancılar, panik içinde sığınaklara indiler. Ardından bir helikopter sesi duyuldu. Ve çatışmalar...Darbeye teşebbüs edenler villanın çevresine asker indiriyor, helikopterler havadan villayı koruyan güvenlik güçlerine ateş açıyordu.Bombalar yanımızda patlıyordu.Oysa Erdoğan ve ailesi kısa süre önce buradan ayrılmıştı. İyi ki de öyle olmuştu. Çünkü şiddetlenen çatışma aralıklarla sabahın ilk ışıklarına kadar sürdü. Bölgeye inen darbe yanlısı askerler ormanlık alanda kayboldu. İki şehit verildiği ajanslara düştü. Sabah saatlerinde tatilcilerde, gece boyunca yaşanan çatışmaların şaşkınlığı ve tedirginliği vardı.

***

Peki bu darbe girişimini nasıl okumalıyız?"Darbe AKP'den çok TSK'ya karşı planlanmıştır" diyerek medyadaki ezberi bozmama izin verin:

1) İyi planlanmış ancak kötü uygulanmış, aceleye getirilmiş Amerikancı, gerici, Türkiye düşmanı bir girişim. 1960-71-80 darbeleri ve 28 Şubat'ta olduğu gibi ABD'nin örtülü desteği ve TSK içindeki uzantıları ile gerçekleştirildi.

2) Darbe girişimi TSK içindeki cemaatçi yapıya müdahalenin (YAŞ toplantısı) hemen öncesinde gerçekleşti. Bu girişimi; hem bu derin yapılanmanın son bir gayretle kendini koruma güdüsü hem de Türkiye'nin değişen dış politikasından bağımsız düşünmek mümkün değildir.

3) AKP'nin berbat ettiği, Türkiye için ulusal güvenlik sorunu haline gelen dış politikadaki çuvallamadan son dönemde hızla dönülüyor. Rusya'da en yetkili ağızlardan; "Suriye'nin Türkiye'nin ve Rusya'nın toprak bütünlüğü birbiri ile ilişkilidir" açıklaması yapıldı. Bu strateji ABD'nin bölgesel çıkarları ile çatışıyor. Darbe girişiminin bir başka zemini budur.

4) TSK'nın "Kürt koridoruna izin vermeyeceğiz" açıklaması, Rusya, Suriye ve İran ile teröre karşı iş birliği arayışı, içerde verdiği kahramanca mücadele, Amerikancı darbe girişiminin nedenlerinden biridir. 

5) Darbe AKP'den çok TSK'ya karşı planlanmıştır. Darbenin başarısız olmasının en temel nedeni, TSK'nın kurumsal olarak bu girişimin içinde yer almaması, tersine karşı durmasıdır. Bu duruş darbecilerin sonuç almasını engelledi. Darbeyi engelleyen de TSK'dır. AKP'nin dış güçlerce "hizaya getirilmesi" için darbeye ihtiyaç yoktur.

6) Türkiye çok sayıda vatan evladını kaybetmiştir. Darbeci askerlerin içinde de sadece emir kulu olanların varlığı unutulmamalıdır!

7) AKP ve Erdoğan bu olaydan bir "demokrasi kahramanlığı" çıkaramaz. Bu iktidarın son dönemde yargı da dahil yapmak istediği tüm değişikliklerle; anti demokratik ve faşizan bir düzeni amaçladığı sır değildir! Demokrasi düşmanları, bu girişimden sonra demokrasi havarisi ilan edilemez. Tekrar edelim, darbede asıl hedef TSK'dır!

Cool Polis üzerine düşeni yapmış, gözaltına aldığı askerlere de "hassas" davranmıştır. Yaşanan olaylarda şehit vermiştir.

9) Barışçı bir eylem olan Gezi olaylarında halkın üzerine kurşun ve gaz sıktıran zihniyetin halk goygoyculuğu samimi değil, kendini korumaya yöneliktir. Başbakan ve Cumhurbaşkanı düzeyinde toplumu sokağa çıkarmak, halkı silahların önüne atmak kabul edilemez! Yaşanan ölümlerde sorumlulukları vardır!

10) Sonuçları açısından yaratılan algı şudur ve tehlikelidir: TSK, asker güvenilmez, darbeci/ Emniyet, polis güvenilir, devletçi...

11) Askerlerin tutuklanma görüntüleri, darp edilmeleri, tankların üzerine çıkan AKP'liler... Bu görüntüler 'Arap Baharı'ndaki halk kalkışmaları, asker düşmanlığı fotoğrafı ile örtüşmektedir. Toplumun hafızasında kalacak olan budur ve yine ileriki dönem için çok tehlikelidir.

12) AKP'nin sokaktaki militanları, teslim olan askerlerden bazılarını inç etmiştir, hatta bir askerin kafasını IŞİD yöntemi ile kesmişlerdir. Toplumun hafızasına kazınacak bir başka "Orta Doğu" fotoğrafı budur. Failler derhal bulunmalıdır. Ne Türk askeri kendi halkına kurşun sıkar, ne de Türk Halkı kendi askerinin canına böylesi bir vahşet ile kast eder. Her iki taraftaki bu "kışkırtıcı" unsurlar mutlaka ortaya çıkarılmalıdır.

13) TSK hiçbir dönemde, "başarılı" olduğu darbeler dahil halka silah doğrultmamıştır. Bu darbe girişimi TSK'nın kendi insanına kurşun sıkan, kendi halkını öldüren, bombalayan bir yapı olduğu izlenimi yaratmaya yöneliktir. Bu bakış ile kumpas davalarında uydurma iddianamelerde geçen; "kendi uçağını düşürecek", "kendi halkını bombalayacak" senaryolarının hayata geçirildiğini görebiliyoruz.

***

Türkiye bir badire atlattı. Emperyalizmin kumpas davalarından bu yana "hizaya getirmeye çalıştığı" TSK'ya karşı en güçlü ve en organize eylem gerçekleşti. Eyleme engel olan da yine TSK idi.

En az darbe girişimi kadar tehlikeli bir başka görüntü daha vardı.AKP'nin milisleri, askere karşı ilk kalkışma, "direnme" eylem provasını yaptı. Daha önce toplumsal olaylarda mantar gibi türeyen eli palalı, sopalı, silahlı tipler meydanlardaydı.Darbeyi soruşturanların bu illegal oluşumları da göz ardı etmemesi Türkiye'nin yararına olacaktır! Muhalefetin bu konuyu gündemde tutması sonraki senaryolar açısından hayati önemdedir.



http://www.yenicaggazetesi.com.tr/erdogani-yanimdan-nasil-kacirdilar-38978yy.htm
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
cengiz-han
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 12 Jan 2008
Messages: 9901
Localisation: Paris

MessagePosté le: 18 Juil 2016 2:17    Sujet du message: Répondre en citant

Citation:

- Öğrendik ki, sivil halk zarar görmesin ve karışmasın diye sabaha karşı yapılan darbe, insanların sokağa dökülebilmesi için gece yapılabiliyormuş.
- Öğrendik ki, binlerce subayın olduğu ordumuz 20-30 sözde Fethullahçı subayı içlerinde eritememiş.
- Öğrendik ki, ordumuzun 3 tane F16'sı, 5 tane helikopteri, 20 tane de tankı varmış.
- Öğrendik ki, bu 20-30 subay darbe yaparken, diğer binlercesi pokemon oynuyorlarmış.
- Öğrendik ki, binlerce subay, uçaklarımızla, tanklarımızla bu azınlığa engel olamıyormuş. Siviller gerekiyormuş.
- Öğrendik ki, meclis bombalanabiliyor, ama CB sarayı bombalanamıyormuş.
- Öğrendik ki, CB Marmaris'ten çıkmadan önce kaldığı yer bombalanamıyormuş. Çıkması bekleniyormuş.
- Öğrendik ki, Atatürk Hava Limanına sivil uçak indirmeyen darbeciler, CB uçağına engel olamıyormuş.
- Öğrendik ki, jetler CB uçağını havada taciz edebiliyor, ama askeri havaalanına indiremiyormuş.
- Öğrendik ki, Genel Kurmay Başkanını esir alıp, CB'nı alamıyorlarmış.
- Öğrendik ki, polisimiz bu işi askerimizden daha iyi biliyormuş.
- Öğrendik ki, CB isteyince sokağa çıkılabiliyor, protesto edilebiliyor, hatta asker dövülüp, linç edilebiliyor, boğazı kesilip, öldürülebiliyor, körüden atılabiliyormuş.
- Öğrendik ki, CB isteyince silahlının karşısına sivil sürülebiliyormuş.
- Öğrendik ki, bazı hırslar için vatandaşın, polisin ve askerin canının önemi yokmuş. 94 insanımız ölebilirmiş.
- Öğrendik ki, yakalanan darbeciler tebessüm edebiliyormuş.
- Öğrendik ki, dilimizde kalkışma diye bir sözcük varmış.
- Öğrendik ki, medyamız TRT ve Doğan grubundan ibaretmiş.
- Öğrendik ki, bu durumda interneti kesmek gerekmiyormuş.
- Öğrendik ki, darbe yapınca köprülerin bir yönünü kesmek yeterliymiş.
- Öğrendik ki, TV'de okuttukları metinde demokratik ve laik Türkiye dediklerine göre Fethullah'çılar laikmiş.


https://www.facebook.com/SozcuKalem
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
bendeniz
Novice
Novice


Inscrit le: 17 Nov 2014
Messages: 62

MessagePosté le: 19 Juil 2016 2:15    Sujet du message: Répondre en citant

Ters açidan "ezber bozan" bir yorum, ilginç

https://www.facebook.com/BirMilletUyanacakResmi/videos/1144604702278142
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
medar69
Advanced Expert
Advanced Expert


Inscrit le: 28 Fév 2012
Messages: 329
Localisation: annemasse74

MessagePosté le: 20 Juil 2016 11:38    Sujet du message: Répondre en citant

O bogaz kesme olayi suriye d'en alinmis bir manipulation goruntusu bu ispatlandi
Birkac hain cakalin isi
Bilmiyorsan ogrendin
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
cengiz-han
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 12 Jan 2008
Messages: 9901
Localisation: Paris

MessagePosté le: 21 Juil 2016 1:18    Sujet du message: Répondre en citant

medar69 a écrit:
O bogaz kesme olayi suriye d'en alinmis bir manipulation goruntusu bu ispatlandi
Birkac hain cakalin isi
Bilmiyorsan ogrendin


Once iyi ki geldin. Benim gibi dusunmeyen bir Tayipland'li nasil dusunuyor, neye niçin inaniyor bilmek çok onemli. Nefret ve kin içinde birbirinden hizla uzaklasan kitlelerin ulkesinde minimum bir diyalog son umut.

Tabii sen sadece "yandas medya" okumaya devam et...
http://www.sozcu.com.tr/2016/gundem/basi-kesilen-asker-haberine-yalanlama-ve-o-haberin-hikayesi-1319809
&
http://www.cumhuriyet.com.tr/video/video/571117/Gozaltindaki_askerlerin_iskence_sonrasi_goruntuleri_paylasildi.htm



Ilk soru, aptalca darbe girisimi yapan rutbelileri Ergenekon ve Balyoz ile savasta bile kaybedilemiyecek kadar generali bertaraf edip bu goreve getiren kim? Ordudan islamci olduklari gerekçesiyle uzaklastirilmasina verilen kararlara serh koyan kim.

Bunun cevabi 2 x 2 kadar basit ama yedigim gibi biliyorum ki es geçececeksin.

Eger bu darbe girisimini orduda ehil pasalarin yerine getirilen salaklar yapmamis olsaydi ve ordu hiyerarsisi içinde yapilsaydi sonuç boyle mi olurdu?
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
cengiz-han
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 12 Jan 2008
Messages: 9901
Localisation: Paris

MessagePosté le: 21 Juil 2016 2:04    Sujet du message: Répondre en citant

Benim gibi kaç kisi bu fotograflara yorum getirmistik, sakalimiz yok ki dinlemedik, "ne istedilerse" verdi. Simdi bu hain diyor ! Iki sik var
1- Iste ulkeyi boylesine yanilabilen, gerçekleri goremeyen, kuzularin içine kurdu sokabilen biri yonetiyor.

2- Cin gibi adam, biliyor ama ortaklik yapiyor ne zamanki paylasimda sorun çikiyor hain kelimesi ortaya çikiyor.





&




Ha bir de darbe girisimine karsi çikan demokrasi yanlisi kisilerden bir grup. Bu fotograf dunyayi dolasti.

Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
bendeniz
Novice
Novice


Inscrit le: 17 Nov 2014
Messages: 62

MessagePosté le: 23 Juil 2016 0:55    Sujet du message: Répondre en citant

Citation:

Kadri Gürsel

Darbeciler yenildi ama bu gelen demokrasi değil




22 Temmuz 2016 Cuma


15 Temmuz başarısız kanlı darbe girişimi, siyasi tarihimizdeki önceki darbelerden iki yönüyle ayrılıyor. Bu, ülkedeki seçilmiş iktidar üzerinde sınırları belli bir siyasi vesayet uygulayan ya da sistem krize sürüklendiğinde kurtarıcılık rolü oynamaya hazır bir askeri kurumsal yapının müdahale teşebbüsü değildi.


Tam tersine bu darbe girişimi, AKP iktidarının bir otoriter rejime dönüşme sürecinde, Gülen Cemaati adlı bulanık yapıyla girmiş olduğu fiili koalisyon ilişkisinin yerini düşmanlığa bırakmasının ürünüdür. Düşmanlığın nedeni güç paylaşımında anlaşamamaktır. Sorun rejimin tabiatından kaynaklanıyor. Rejim darbe üretiyor.

İkinci farklı yön de bu hiyerarşi dışı darbe teşebbüsünü, Talat Aydemir gibi ülkeyi yönetmeye hevesli bir albayın değil, devasa bir siyasi ve dini cemaate mensup askerlerin gerçekleştirmeleri. Bu bir ilk.
Ülkeye görülmemiş büyüklükte zarar veren bu kalkışmanın cezai sorumluluğu elbette ki azmettirenine ve faillerine aittir... Lakin ahlaki, tarihsel ve siyasi sorumluluk, yakın geçmişteki karar ve tercihleriyle bugünkü şartların oluşumuna yol açtığı için rejimin omuzlarındadır.
Türk Silahlı Kuvvetleri’ndeki 358 general ve amiralden 110’u darbecilikten tutuklu. Yüzde 31’e tekabül eden bir oran bu...


Darbeci general ve amirallerin ne kadarı Cemaat mensubudur? Öyle görünüyor ki bu darbecilerin büyük bir kısmı emirlerini komutanlarından değil imamlarından almaktaydılar. Tuğgeneraller darbesinin beyni ve omurgasını Cemaatçi generallerin oluşturduğu, veriler ışığında aşikârdır.
Ordudan ulusalcı ve Kemalistleri tasfiye etmek için olduğu kadar Cemaat’in albay ve yarbaylarına generallik yolunu açmak için de dizayn edilen Balyoz ve Ergenekon davalarının sözde gerekçesi darbeleri önlemekti... Ama kazın ayağı başkaymış, bu davalar tam tersine bugünkü Cemaat darbesinin altyapısını oluşturmuş. 15 Temmuz, rejimin Cemaat’e zamanında verdiği sorumsuz desteğin, velhasıl kendi zaaf ve yanlışlarının ölümcül sonucudur.


Şimdi Türk Silahlı Kuvvetleri modern tarihindeki en ağır, en yıkıcı krize 15 Temmuz darbesiyle sürüklenmiş gibi görünüyor. Ama bu işin miladı 15 Temmuz değil. Balyoz ve Ergenekon tasfiyeleri sonucunda açılan mevkilere 2012 ve 2013’ten sonra yapılan terfilerle Türkiye’nin milli ordusunun bir “Cemaat ordusu”na dönüştürülmesi süreci neredeyse tamamlanmış. Ordu içinde ordu kurulmuş.


Cemaat ordusu darbeye kalkışacak güce erişmişse, TSK’nin her türlü iç ve dış operasyonunu manipüle edecek kadar da güçlü olduğu anlamına gelir bu...


O halde şunu da söyleyebiliriz: Bu dönemde alınan kararların hiçbiri, Cemaat ordusunun zımni onayı olmadan bihakkın tatbik edilememiştir. Korkunç bir ulusal savunma zaafı...


Türkiye’nin milli olduğunu sandığı ordusu karşısındaki konumu, “Beden Kemiricilerinin İstilası” (Invasion of the Body Snatchers) adlı 1956 tarihli Hollywood filmindeki gibiydi anlayacağınız. Bu Soğuk Savaş filminde bireyi tıpatıp kopyalayabilen uzaylıların hayali bir Amerikan kasabasındaki insanların yerini birer birer alarak başlattıkları gizli işgal anlatılır. İnsanlar karşılarında TSK’nin generali var zannediyorlardı ama o aslında Cemaat’in generaliydi. Tıpkı Cemaat’in polisleri ve savcıları gibi...


Bizim beden kemiricilerinin istilası ise açığa çıkınca bertaraf edildi ama bunun sonucunda demokrasi kazanmıyor...


Bu darbe girişimi vuku bulana kadar, Türkiye’yi zaten eksik olan demokrasisinden fersahlarca uzaklaştırmak için gereken ne varsa yapanların, ağızlarına bile almayı bıraktıkları “demokrasi” sözcüğünü, eski ortaklarının askeri saldırısına uğrayınca şimdi yine hatırlamış gibi görünmeleri kimseyi yanıltmasın...


Ayrıca, askeri darbeye karşı koymak kimseyi otomatikman demokrat yapmıyor. Tıpkı yakın geçmişte, siyasetin asker etkisinden arındırılmasıyla Türkiye’nin kendiliğinden demokratikleşmediği gibi... Bilakis Türkiye’de otoriter bir rejim kuruldu. Şimdi bu rejim, önlenen darbenin doğurduğu olağanüstülük halini elden geldiğince sürekli kılmak için kitlesini seferber ediyor, yetmedi OHAL ilan edip duruma kurumsallık da kazandırıyor. Devamı da Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi yükümlülüklerini askıya almak oluyor. Darbe zaten önlenmiş, sorumlular derdest edilmiş... Varsa geride kalan, onlara karşı da eldeki yetki zaten yeter. Ama amaç yenilmiş darbeyi bahane edip kişisel bir iktidar ajandasını olağanüstü baskı tedbirleri altında uygulamayı sürdürmek olunca, demokrasi yine kaybediyor.
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
cengiz-han
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 12 Jan 2008
Messages: 9901
Localisation: Paris

MessagePosté le: 23 Juil 2016 2:29    Sujet du message: Répondre en citant

Tayipland insanina tavsiyeler... Bir arkadasim Istanbul'dan gonderdi!

Citation:

1- evden çıkarken kimliğini unutma. unutursan geri dön, al öyle çık.

2- gün içinde durdurulup donuna kadar aranabilirsin, temiz don giy.

3- günün herhangi saati, herhangi bir yerde durdurulup çantan açılacak, o yüzden öyle yüz kızartacak şeyler taşıma.

4- telefonunun şarjını yanında taşı, şarj hep dolu olsun ki sana ulaşamayınca "ayy götürdüler" diye tansiyonu fırlamasın evdekilerin.

5- gece alkollü dolaşma. durdururlar, alkolün etkisiyle birilerini bişi dersin, götürürler vallahi 1 hafta çıkaramayız seni sonra.

6- artık evde donla dolaşmak yok! gece çat kapı gelebilirler, ayıp olmasın adamlara!

Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
medar69
Advanced Expert
Advanced Expert


Inscrit le: 28 Fév 2012
Messages: 329
Localisation: annemasse74

MessagePosté le: 25 Juil 2016 16:06    Sujet du message: Répondre en citant

Tu sais fuat avni,eux parDon ceengizhan,les réflexion sont tellement similaire qu on.se perd.bref ,je voulais te parler de tes photos ou ont voi le président accompagné de l'autre malade mental ,mais je peux te faire remarquer que Hitler ou Staline aussi s afichait avec d autre chef d'État ou personnes innocente.
Je peux même te dire plus.que chaque personne n'ait
Innocent. Staline Hitler Charon buch ont tous été un jour un bou de chou de trois mois innocent.on dis même que se sont des anges.
Et tu vois il arrive un jour ou il franchise l'innocence et sont capable des pires atrocités
De plus rte est encore tout jeune dessus.
Donc ton allégations ne vaut. Rienuzgunum kardes
Bir zamanlar sayar dim soylediklerine sonra hdp dedin ya benim gozumden dustun.
Fuat avni grubu n'a yapilan suclamalara. Baktin mi bircok soylentileri sende de Var ve o soylediklerine benzer soylemlere suc denildi .artik seni sevmiyorum ama gercekten basina bir suclamalar gelmesin.mesela devleti ve yoneten lerini asagilama. Baktin bu bir suc
Kendine dikkat
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
SelimIII
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 30 Aoû 2007
Messages: 2191
Localisation: Paris

MessagePosté le: 26 Juil 2016 15:07    Sujet du message: Répondre en citant

"L'autre malade mental"

était un vrai complice pendant plus d'une décennie. On ne nous a pas écouté, nous "les grains de grecs" mais alors Hanefi Avci! Il faisait parti du cercle intime mais quand il a dit la vérité il a été emprisonné immédiatement . Le livre est toujours là, on peut le télécharger quand on veut.

Des types comme medar69 doivent poser la question pour Erdogan ne l'a pas écouté? Tant qu'ils sont incapables de répondre à cette question avec la lucidité ne peuvent qu'être des "ahmak /idiots" utiles manipulés par la force du pouvoir.

Le mélange de franco turc m'a induit en erreur, j'ai écrit en français dans le forum en langue turque!

Pardon Fransizca yazdim yanlislikla... Neyse...
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
SelimIII
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 30 Aoû 2007
Messages: 2191
Localisation: Paris

MessagePosté le: 26 Juil 2016 15:11    Sujet du message: Répondre en citant

Citation:

Darbenin elebaşı
17 Temmuz 2016


Akp'nin başımıza ne çoraplar ördüğünü anlattığım “Beraber Yürüdük Biz Bu Yıllarda” isimli kitabımda yazmıştım.

*

2012'de Yüksek Askeri Şura toplandı, Ergenekon ve Balyoz iftirasıyla tutuklu bulunan 40 general ve amiral emekliye sevkedildi. Hasdal'dan doooğru Silivri'ye gönderildiler. Beraat etseler bile, geriye dönüşleri yok artık… Kesilip atıldılar. Liyakat sistemi allak bullak edildi. Normal şartlarda iki-üç aday olur, aralarından biri terfi eder. 40 general ve amiral tasfiye olunca, elde kalan yetersiz adaylar otomatik olarak terfi eder hale geldi. Bana sorarsanız, kimlerin tasfiye edildiğinden çok, onların yerine kimlerin oturtulduğu önemli… Akp hükümeti, tasfiye edilenlerin yerine kimleri oturttu?

*

Bunları yazdığım için mahkemeye verildim, Akp medyası tarafından Ergenekoncu ilan edildim. Bugün ibretle görüyoruz… Atatürkçü subayları tasfiye edip, onların yerine kimleri oturtmuşlar!

*

Akp'yle cemaat'in imam nikahını anlattığım “Beraber Yürüttük Biz Bu Yollarda” isimli kitabımda yazmıştım.

*

2014'te Yüksek Askeri Şura zart diye kesti attı, Balyoz sanığı olan general ve amirallerin hepsi emekliye sevkedildi. Güya kumpas çökmüştü, haklarının ihlal edildiği Anayasa Mahkemesi tarafından tescil edilmişti, asrın iftirasına uğradıkları kesinleşmişti ama, nafile… Tasfiye edildiler. General-amiral olmalarına kesin gözüyle bakılan Atatürkçü kurmay albayları, temize çıktıkları halde, pasif görevlere verdiler. Adeta “istifa edin, defolun gidin” deniyordu. Gayet açıktı… Terfi sırasında yarışarak geçilemeyen subaylar, TSK'dan atılarak, tasfiye edilerek geçildi. Komuta kademesi onlarsız şekillenecekti. Temize çıkmalarının önemi yoktu, Atatürkçü subaylar orduda istenmiyordu. “Türkiye bağırsaklarını temizliyor” diyenler, tasfiye edilen Atatürkçü subayların yerine kimlerin önünü açıyordu?

*

Bunları yazdığım için mahkemeye verildim. Akp medyası tarafından Balyozcu ilan edildim. Benim için “gazeteci değil, militan” diyen herif, şu anda Tayyip Erdoğan'ın başdanışmanı… Netice? Hazin şekilde görüyoruz, Atatürkçü subayların yerine kimlerin önünü açtıklarını!

*

Donanma komutanı olmasına kesin gözüyle bakılırken, Balyoz davasına isyan ederek, protesto için kariyerinden vazgeçen, kendisini feda eden, istifa eden Atilla Kezek'i anlatırken yazmıştım.

*

Kumpas davaları olmasaydı, kimse tutuklanmasaydı, şu anki amiral ve generallerin kaç tanesi general ve amiral olabilirdi? Ben size söyleyeyim, sadece yüzde 10'u… Asrın iftirası atılmasaydı, iftiraya uğrayanlar tasfiye edilmeseydi, şu anki komuta kademesinin yüzde 90'ı terfi alamayacaktı. Terfi alması gerekenler tasfiye edilince, geriye bunlar kaldı. O halde şu soruyu sormalı, bunları oraya kim oturttu?

*

Onları oraya “ben bu davaların savcısıyım” diyenler oturtmadı mı?

*

Tayyip Erdoğan, irticaya bulaştığı için Yüksek Askeri Şura kararlarıyla ordudan atılanlara “şerh” koyuyordu. Aynı Tayyip Erdoğan, dün akşam darbe girişiminde bulunanların terfisine “şerh” koymuş muydu?

*

Cemaat'in kadrolarını general yapan, amiral yapan kimdi? Fethullahçıları TBMM'ye, emniyete, yargıya monte edenler kimdi? Kendi listesinden milletvekili yapan, bakan yapan, vali yapan, rektör yapan, bu yollarda beraber yürüyen kimdi? Bunlara sahip çıkan, palazlandıran, ne istediniz de vermedik diyen kimdi?

*

Bundan sonrasını daha dikkatli okuyun lütfen…

*

Asrın iftirasına uğrayan, kendi ordusu tarafından esir alınan, Maltepe'deki arkadaşlarımı anlatırken yazmıştım.

*

Sınıflarında birinci, kariyerlerinin zirvesindeki bu pırıl pırıl adamları, nizami rekabetle geçebilmeleri, komuta kademesindeki ilerleyişlerini durdurabilmeleri normal şartlarda asla ve asla mümkün değildi. Tek yolu vardı. Önce içeri tıkmak, sonra silahlı kuvvetlerden atmak. Başka yolu yoktu. İşte bu arkadaşlarımdan birinin eşi, hiç olmazsa manevi destek versin diye, hava kuvvetleri komutanının eşini aramış… Kuvvet komutanının eşi ne demiş biliyor musunuz? “Size üzüntümüzden dışarıda yemeğe çıkamıyoruz” demiş iyi mi… Vah vah. İçim parçalandı hakikaten. Yaptığınızı beğendiniz mi diye çıkıştım arkadaşlarıma… Siz içerde afiyetle 16'şar sene hapis yiyorsunuz, komutanınız sizin yüzünüzden dışarda yemek yiyemiyor!

*

Bu adı geçen hava kuvvetleri komutanını, hava kuvvetleri komutanı yapan kimdi?
Tayyip Erdoğan hükümetiydi.
Ne zaman kuvvet komutanı yapılmıştı?
2013'te, Atatürkçü subaylar ordudan atılırken yapılmıştı?
Kuvvet komutanı olmaya layık mıydı?
Değildi. Orgeneral bile değildi. Korgeneraldi, pasif görevdeydi, emekliliğine gün sayıyordu. Hava kuvvetlerindeki tüm orgeneraller tasfiye edildiği için, bunu apar topar orgeneral yaptılar, hava kuvvetleri komutanı koltuğuna oturttular.
Sonra ne oldu?
Sonrası daha enteresan… Akp bu arkadaşı o kadar çok seviyordu ki, 2015'te görev süresi doldu, emekli etmediler.
Ya ne yaptılar?
İlla karargahta otursun diye Yüksek Askeri Şura üyesi yaptılar.
Kim yaptı bunu?
Tayyip Erdoğan yaptı.

*

Peki, kim bu Akp'nin pek sevdiği, koruyup kolladığı komutan biliyor musunuz?
Dün akşam darbeye kalkışan Akın Öztürk!

*

Akp'nin sihirbaz şapkasından tavşan çıkarır gibi, sürpriz şekilde orgeneral yaptığı, kuvvet komutanı yaptığı, emekli olmasına izin vermediği, illa komutan olarak kalsın diye yüksek askeri şura üyesi yaptığı Akın Öztürk… Meğer darbecilerin elebaşıymış!

*

Akp'nin hiç haberi yokmuş!

*

Oldu olacak, basit bi soru daha sorayım. TSK bile darbeye karşı kendisini savunmak için organize olamazken… Türkiye'nin ücra köylerine kadar tüm camileri, nasıl oldu da, bu kadar çabuk organize olup sela okudu? Nasıl oldu da, tüm imamlar, tüm müezzinler bu kadar çabuk organize olup, memleketin tüm minarelerinden aynı anda, aynı cümlelerle “sokağa dökülün” çağrısı yapabildi?

*

Uzun lafın kısası…

*

“Sahte darbe”nin rüzgarıyla cumhurbaşkanı oldu.
“Monte darbe”nin rüzgarıyla başkan oluyor.

*

Olan Türkiye'ye oluyor.


http://www.sozcu.com.tr/2016/yazarlar/yilmaz-ozdil/darbenin-elebasi-1317949/
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
SelimIII
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 30 Aoû 2007
Messages: 2191
Localisation: Paris

MessagePosté le: 26 Juil 2016 15:13    Sujet du message: Répondre en citant

Citation:

“Darbe olacağını sağır sultana bile duyurdum!..”
24 Temmuz 2016


“13 Ocak 2014 tarihindeki televizyon programımın ilk 30 dakikasında Hasan Sabbah'ın başında olduğu “Haşhaşiler'i” anlattım. Bir taraftan onları anlatıyor diğer taraftan Gülen Cemaati ile benzer taraflarını tek tek ortaya koyuyordum. Tabii bu karşılaştırmayı yapmaktaki temel amacım, örgütü bilmeyenlerin “Haşhaşiler'in” örgütlenme şekline bakarak bunlarla nasıl mücadele edilmesi gerektiğini anlayabilmeleriydi……

* * *

Sanıyorum o program, “Paralel Devlet”le mücadelenin en büyük kırılma anlarından biri olarak tarihe geçti. Zira hemen ertesi gün 14 Ocak 2014 tarihinde Başbakan Erdoğan, Gülen Cemaatini “Haşhaşiler'e” benzeterek, o güne kadar eşine hiç rastlanmayacak ölçüde çok sert bir konuşma yaptı. Analizlerin belirli noktalarca anlaşılmış olması beni ziyadesi ile mutlu etmişti…

* * *

(Bu örgütün yapısını çok iyi bilen, yıllarını bunların psikolojik harp taktiklerini çözmeye adayan biri olarak neler olacağını yıllar öncesinden tahmin ediyordum. Ve her platformda elimden geldiğince bunu dile getiriyordum. Mesela cemaatin yapısal şeklini ve devlet içerisine sinsice sızıp kilit noktalarını teslim aldıklarını, 2010 yılında bir dizi özel görüşme yaptığım CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'na da detayları ile aktardım. O günlerde duydukları karşısında şaşkınlığını gizlemeyen Kılıçdaroğlu bana aynen şöyle demişti; “Bunlar cemaat değil, resmen bir çete! Bundan böyle bu partide hiç kimse bunlardan “Cemaat” diye bahsetmeyecek!..)

* * *

Parantez öncesine dönersek… Ne yazık ki bu örgütle mücadele yolu ve yöntemi konusunda mutluluğum çok uzun sürmedi. 17 Aralık yargısal darbe girişiminin bertaraf edildiğine ve örgütün tamamen devre dışı kaldığına inanan bazı isimler ve kurumlar, mücadeleyi açıkça istismar ederek kendi “PİAR”larını yapma ve kadrolarını oluşturma derdine düştüler. Kiminle ve neyle mücadele ettiklerini unutan, sadece kimin cemaatçi, kimin cemaatçi olmadığını araştıran istihbarat kurumları, örgütün TSK içindeki sinsi yapılanmasını ve darbe hazırlığını göremediler! Devletin kilit kurumlarında böyle bir tuhaflık yaşanırken, medyada ise mücadele sulandırılmış, neredeyse hükümet aleyhine en küçük bir eleştiri yapan bile paralelci ilan edilerek yaftalanmaya ve karalanmaya başlanmıştı. Böylece asıl tehdit ve tehlikeler de ne yazık ki gözden kaçmıştı…

* * *

Ama durmaya niyetim yoktu. Tüm riskleri göze alıp, örgütün en tehlikeli ve vurucu yapılanmasının TSK'da olduğunu anlatan bir yazı kaleme aldım. Cemaatin ele geçirdiği bütün komutanlıkların isimlerini tek tek sıralayıp, bunların darbeye zemin hazırladıklarını ve mutlaka darbe yapacaklarını açıkladım. Sonrasında da ekranlardan TSK'da çok ciddi bir tehdit haline gelen örgütün, büyük çoğunluğu tuğgeneral ve yeni terfi eden bazı tümgeneraller düzeyinde üyesi olduğunu ve bunların aynı zamanda Ergenekon ve Balyoz kumpaslarının TSK ayağında yer aldıklarını haykırdım……

* * *

Ve işin acı tarafı, bu dikkatli ve titiz mücadelemin karşılığında Genelkurmay Başkanlığı “iddialarımın tamamen yalan ve iftira olduğunu, tek merkezden yönetilen bir algı operasyonuna hizmet ettiğimi ve TSK içine nifak sokmaya çalıştığımı” söyleyerek hakkımda suç duyurusunda bulundu.

* * *

Negatif bakış açısına rağmen elde ettiğim tüm bilgileri Askeri Savcılığa anlattım. Cemaatin TSK'daki başının ve darbeyi planlayanın o dönemin Adli Müşaviri Muharem KÖSE olduğunu yazarak delilleriyle birlikte teslim ettim. Savcıya, bu çalışmaları çok ciddi teyid ve araştırma mekanizmalarından geçirdiğimi, cemaatin eski ‘Emniyet İmamı'nın yanı sıra görüştüğüm diğer itirafçı imamlara da onaylattığımı belirttim. Emniyet'in Terör Daire Başkanlığı'na ulaştırılan birçok ifadede TSK boyutunun korkunç noktada olduğunun tespit edildiğini söyledim. Ayrıca Askeri Casusluk, Balyoz gibi davalardan mağdur olmuş komutanların da cezaevi süreçlerinde yaşadıklarından hareketle aynı isimlerin tarafıma bilgi verdiklerini ve durumun son derece ciddi boyutta olduğunu anlatarak ifadeyi tamamladım. Aynı gün benimle görüşmek isteyen Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Yaşar Güler'e de bildiğim tüm hususları anlattım……

* * *

Yaptığım çalışmaları bilen bazı vatansever subaylar, benimle görüşmelerinde bütün cemaatçilerin isimlerini söylediler. Bu arada bir Askeri Yargıtay üyesini bizzat Savcı Serdar Coşkun'un yanına götürerek gizli tanık olarak ifade vermesini sağladım. Bu kişi, Askeri Yargıtay üyeliğine kendisini bu yapının getirdiğini, örgütün bazı kafeteryalarda dualarla toplantıya başlayıp kararlar aldıklarını açıkça söyledi ve cemaatçileri isim isim savcıya verdi. Çok ilginçtir bu Yargıtay üyesi de o ifadesinde; darbeyi planlayan Muharrem Köse'nin adını, TSK'daki “baş cemaatçi” olarak yazdırdı!..

* * *

Ne acıdır ki, TSK'nın adeta Mehmetçik evlatlarını bağrına basan bir kurum değil, “Haşhaşi” ordusunun konuşlandığı bir merkez haline dönüştüğünü görüyor, ama ne yazık ki tüm çabalarımıza karşın kimseyi ikna edemiyorduk!..

* * *

Sonuç olarak; TSK'daki FETÖ yapılanmasına karşı kumpas mağduru Emekli Hakim Albay Ahmet Zeki ÜÇOK ile birlikte mücadeleyi sürdürmemize rağmen, çok büyük engellerle ve kötülüklerle karşılaştık. Maalesef hem siyaseten yetki sahibi olanlar hem de bu örgüt tarafından kandırılarak Ergenekon, Balyoz ve Askeri Casusluk kumpaslarına inandırılmış başta Hulusi Paşa olmak üzere hiçbir komutan tehlikeyi fark edemedi! Ve aslında bağıra bağıra gelen, o rezil 15 Temmuz gecesi yaşandı!..”

* * *

Sevgili okurlarım okuduğunuz büyük mücadeleyi veren kişi, FETÖ'nün kumpasıyla zindana atılan dürüst, yurtsever eski polis şefi, “Haliç'te Yaşayan Simonlar” kitabının yazarı Hanefi Avcı'nın avukatı olarak tanıdığımız Fidel Okan……

Eğer Avukat Fidel Okan'ın inanılmaz saldırı ve iftiraları göze alarak yetkililerle paylaştığı, hatta sağır sultana bile duyurduğu bilgi ve uyarılar dikkate alınıp gereği yapılmış olsaydı, 15 Temmuz gecesi o kâbus, kesinlikle yaşanmayacaktı!..

Acı gerçek ne yazık ki budur!..

Türkiye bu vahim ihmalin sorumlularını bulmalıdır!..

http://www.sozcu.com.tr/2016/yazarlar/ugur-dundar/darbe-olacagini-sagir-sultana-bile-duyurdum-1327863/
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
Montrer les messages depuis:   
Poster un nouveau sujet   Répondre au sujet    Forums d'A TA TURQUIE Index du Forum » Forum en langue turque Toutes les heures sont au format GMT + 2 Heures
Aller à la page 1, 2, 3, 4, 5, 6  Suivante
Page 1 sur 6

 
Sauter vers:  
Vous ne pouvez pas poster de nouveaux sujets dans ce forum
Vous ne pouvez pas répondre aux sujets dans ce forum
Vous ne pouvez pas éditer vos messages dans ce forum
Vous ne pouvez pas supprimer vos messages dans ce forum
Vous ne pouvez pas voter dans les sondages de ce forum


Powered by phpBB v2 © 2001, 2005 phpBB Group ¦ Theme: subSilver++
Traduction par : phpBB-fr.com
Adaptation pour NPDS par arnodu59 v 2.0r1

Tous les Logos et Marques sont déposés, les commentaires sont sous la responsabilités de ceux qui les ont postés dans le forum.