28 visiteur(s) et 0 membre(s) en ligne.
  Créer un compte Utilisateur

  Utilisateurs

Bonjour, Anonyme
Pseudo :
Mot de Passe:
PerduInscription

Membre(s):
Aujourd'hui : 0
Hier : 0
Total : 2126

Actuellement :
Visiteur(s) : 28
Membre(s) : 0
Total :28

Administration


  Derniers Visiteurs

duygu : 01h06:16
SelimIII : 02h13:18
laroserouge : 05h46:29
Philippe : 1 jour, 10h39:58
lalem : 1 jour, 12h02:20


  Nétiquette du forum

Les commentaires sont sous la responsabilité de ceux qui les ont postés dans le forum. Tout propos diffamatoires et injurieux ne sera toléré dans ces forums.


Forums d'A TA TURQUIE :: Voir le sujet - Nedir? Mesela Diktator?!
Forums d'A TA TURQUIE Index du Forum Forums d'A TA TURQUIE
Pour un échange interculturel
 
 FAQFAQ   RechercherRechercher   Liste des MembresListe des Membres   Groupes d'utilisateursGroupes d'utilisateurs    

Nedir? Mesela Diktator?!

 
Poster un nouveau sujet   Répondre au sujet    Forums d'A TA TURQUIE Index du Forum » Forum en langue turque
Voir le sujet précédent :: Voir le sujet suivant  
Auteur Message
cengiz-han
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 12 Jan 2008
Messages: 10538
Localisation: Paris

MessagePosté le: 16 Sep 2015 1:47    Sujet du message: Nedir? Mesela Diktator?! Répondre en citant




Wink


Dernière édition par cengiz-han le 23 Juin 2016 1:02; édité 2 fois
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
SelimIII
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 30 Aoû 2007
Messages: 2324
Localisation: Paris

MessagePosté le: 20 Jan 2016 12:28    Sujet du message: Répondre en citant

"Diktatör ne degildir"e bir cevap!

Citation:


1950’lerin ikinci yarısında bağımsızlık savaşı veren Fransız kolonisi Cezayir’de kan gövdeyi götürüyordu. FLN (Ulusal Kurtuluş Cephesi) ile Fransa Silahlı Kuvvetleri her türlü kirli yöntemi de kullanarak savaşıyorlardı. Fransa’nın sömürgelerinden çekilmesi gerektiğine inanan kimi entelektüeller Cezayirli militanlara destek veriyor, savaşın sonlandırılmasını istiyor ve insanları Fransız ordusunda savaşmamaya çağırıyorlardı.
1960 yılının Eylül ayında “121’ler Manifestosu” diye bilinen bir bildiri yayımladılar (çünkü sadece 121 aydın, bilim insanı ve sanatçı bildiriyi imzalamıştı, sonradan bu imza sayısı çoğaldı). Bildirinin başlığı: “Cezayir Savaşı’nda Sivil İtaatsizlik Hakkı Üzerine Açıklama”ydı.
Jean-Paul Sartre da bildiriye imza atmıştı. Ekim ayında bu bildiriye cevap olarak 185 Fransız aydınının imzasıyla bir karşı-bildiri yayımlandı: “Cezayir’deki savaş fanatik, terörist ve ırkçı küçük bir grup isyancı tarafından Fransa’ya dayatılmış bir mücadeledir (...) ve yurtdışından finanse edilmektedir. Fransa’nın bilincini günbegün zehirlemek, kamuoyuna zararlı fikirler aşılamak...en alçakça ihanet biçimlerinden biridir.”
Aynı ay, Champs-Elysées’de yürüyüş yapan emekli Fransız askerleri, “Sartre’ı kurşuna dizin” diye slogan attılar. Bakanlar Kurulu toplantısında da bir bakan, Sartre’ın tutuklanmasını önerince, De Gaulle o tarihi cevabını verdi: “Voltaire hapse atılmaz.” Kanlı bir savaşın ortasında, General De Gaulle, Voltaire ifade özgürlüğünün ve Fransa’nın temsil ettiği tüm özgürlüklerin sembolüdür, bu özgürlükleri hapse atamazsınız deyivermişti üç kelimelik bir mesajla.
Evet, aydın dediğiniz kimlik sadece bilgiyle, öğrenmeyle, akademik unvanlarla değil, topluma karşı sorumluluk bilinci, vicdan, doğru bildiğini söyleme yürekliliği ve tutarlılık ile de şekillenir. Karşıda da De Gaulle kıratında bir devlet adamı olunca ortaya böyle ilginç diyaloglar çıkar.


http://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/465531/121_ler_bildirisi.html

Diktatör ile Diktatör olmayan arasindaki fark bu kadar açik ve de seçik!
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
cengiz-han
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 12 Jan 2008
Messages: 10538
Localisation: Paris

MessagePosté le: 23 Juin 2016 1:07    Sujet du message: Répondre en citant

Konun basligini degistirdim. Bu kiz çok seker yahu...

Al sana bir yeni NEDIR




☆☆☆☆


Dernière édition par cengiz-han le 20 Aoû 2017 12:47; édité 1 fois
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
SelimIII
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 30 Aoû 2007
Messages: 2324
Localisation: Paris

MessagePosté le: 11 Oct 2016 10:45    Sujet du message: Répondre en citant

Ben diktatorlukle devam edeyim... Cunku en ifrit oldugum soz, ben diktator olsam sen boyle konusamazsin... Sanki zamanimizda hosuna gitmeyen sozu soyleyenin meydanlarda kellesi kesiliyor. Ruyalari boyle olabilir ama gunumuzde bunu yapacak kudret yok, Kuzey Kore olmak istemiyorsan.



Citation:
Diktatörlüğü Amerikan kovboy filmlerindeki gibi sanıyorlar
10 Ekim 2016 Sozcu
Can ATAKLI

ANALİZ

Diktatörlüğü Amerikan kovboy filmlerindeki gibi sanıyorlar
Adam kalkmış “diktatörlük olsa sen bunları söyleyebilir misin?” diyor.
Haklı. Çünkü eğitimsiz, bilgisiz ve görgüsüz.

Yetersiz zihninde diktatör kavramı Amerikan kovboy filmlerindeki Meksikalı diktatörlerle sınırlı.

Yoksul, ezilmiş, çaresiz Meksikalı köylülere, ellerinde tüfekler, ağızlarında puro ceplerinde tekila olan sakallı, suratsız askerler eziyet ediyorlar. Konuşanı duvar önüne koyup kurşuna diziyorlar.

Böyle bir şey olduğunu düşünüyor diktatörlüğün.

Diktatörlük sözlüklerde aslında tek kelime ile tanımlanıyor; zorba.
Kelimenin anlamını vermek için biraz daha açınca diktatör için “gücü tek elde toplayan, bütün emir ve kararları veren kişi” diyoruz.
Diktatörlükte hukuk diktatörün hukukudur.

Bir kişi bir ülkede diktatör olmuşsa demokratik hukuku tamamen bir kenara itmiş, kendi anlayışına uygun hukuk düzenini oluşturmuş demektir.
Çoğu kez mevcut hukuk uygulanıyormuş gibi görünse de, kurallar diktatörün arzu veya anlayışına göre eğilip bükülebilir, istenen kıvama getirilir.

Diktatörler ille de halkın en sevmediği kişi olduğu anlamına da gelmez.
Hatta tam tersine, diktatörler halkın en az yarısının sevgi, saygı ve itaatini arkasına almıştır.

Zaten halkın önemli bir bölümünü arkasına almayan diktatör yerinde uzun süre kalamaz.

Diktatöre atfedilen “zorba, baskıcı, tek adam” tanımları kendinden olanlara karşı değil, kendi gibi düşünmeyenlere yöneliktir.

Diktatörler halkın ilgi, sevgi, saygı ve itaatini sağlamak için gözle görünür, şatafatlı ve ille de “en büyük, en yüksek, en uzun, en pahalı” yatırımları yaparlar.

Bu yatırımlar genellikle inşaat alanındadır.

Bu yatırımların istihdam sağlama ve üretimle fazla ilgileri yoktur ama göz boyamada ve halkın kendini küçük, aciz, yersiz görmesini sağlamakta birebirdir.

Diktatörler milliyetçilik, inanç sömürüsü, bölgecilik yapmayı ve çarpıtılmış tarihi ve hamasi hikayeleri halka anlatmayı çok severler.

Özünde gölgesinden bile korkan diktatörler, halkın karşısında “en cesur, en korkusuz, en yürekli” davranan kişi rolü oynarlar. Bunu sağlamak için çevrelerinde olağanüstü güvenlik önlemleri aldırırlar bunu da devletin büyüklüğü ve azameti ile açıklarlar.

Diktatörler arkalarındaki kitle desteğini hep diri ve sağlam tutmak için yabancı ülkelerle ilişkilerinde hep “en üstün, belirleyici, korkutucu, caydırıcı” oldukları algısını güçlendirirler.

Yabancı ülkelere sürekli ayar veren, ülke çıkarlarını koruyor görünmek için herkese kafa tutan diktatörler, iyi sonuçları kendi akıl ve zekasının kötü sonuçları ise kendisini devirmek isteyen yabancı/karanlık güçlerin marifeti gibi sunarlar.

Diktatörler muhalefeti bir şey söylesin söylemesin, bir eylem yapsın yapmasın, her koşulda ve sürekli olarak suçlar, aşağılar, hakaret eder, hep bir adım önde olma psikolojisi ile gündemi kendi çevresinde tutmaya çalışır.

Diktatör için demokrasi, hukuk, eşitlik, özgürlük, adalet, insan hakları sadece kendi propagandası ve gücü için kullanacağı araçlardır, uymak değil uymamak esastır.

Diktatörler halkı “Ben olmazsam yerim doldurulamaz” yalanı ile kandırır, muhalefeti “kendini çaresiz sanan” halkın boğmasını sağlar.
Diktatörün ne olduğunu iyi bilince “Bu ülkede diktatör olsa sen böyle konuşamazsın” lafı bana çok komik geliyor.

İnsanlar diktatör varken de konuşur.

Fark daha önce özgürce, kendi yaşam biçimini koruyarak konuşanlar diktatörlük döneminde başlarına her an bir şey gelebileceğinin bilinci ile canlarını ortaya koyarak konuşurlar.

Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
cengiz-han
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 12 Jan 2008
Messages: 10538
Localisation: Paris

MessagePosté le: 01 Nov 2016 0:03    Sujet du message: Répondre en citant

Mizah tanimdan, bilimsel analiz tanimina...
Al jazeera'dan turkçelestirilmis, Orta-Dogu ve Kuzey Afrika ile sinirli ama oldukça evrensel bir dokumanter


Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
cengiz-han
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 12 Jan 2008
Messages: 10538
Localisation: Paris

MessagePosté le: 20 Aoû 2017 12:48    Sujet du message: Répondre en citant

Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
cengiz-han
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 12 Jan 2008
Messages: 10538
Localisation: Paris

MessagePosté le: 23 Aoû 2017 2:01    Sujet du message: Répondre en citant

Konu basligindaki soruya isik tutant bir yazi... Adi yazidan geçmese en basa Reis'in Merkel ile kaçak saraydaki fotografi yerlestirilmis.

http://bit.ly/2xaGmHp
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
murat_erpuyan
Admin
Admin


Inscrit le: 30 Jan 2006
Messages: 7715
Localisation: Nancy / France

MessagePosté le: 04 Fév 2018 22:00    Sujet du message: Répondre en citant

Bilimsel analize devam !

Citation:


Seçimli otokrasiler
Ahmet İnsel - Cumhuriyet, 03 Şubat 2018




21. yüzyılın üstünde bir yeni hayalet dolaşıyor. Yüzyılın ilk çeyreğinde giderek yaygınlaşan, kurumlaşan bir siyasal rejim türü bu. Ne tek parti diktatörlüğü olan ne geçen yüzyılın totaliter rejimlerine bütünüyle benzeyen ama bunlarla ortak özellikler barındıran bu siyasal rejimler için genel bir ifadeyle popülizm kavramı kullanılıyor. Ancak popülizm kavramının göreli muğlaklığını tanımlamakta yetersiz kaldığı birçok örnek var. Örneğin, Rusya’da Putin, Venezüella’da Maduro, Hindistan’da Modi veya Türkiye’de Erdoğan’ın başında olduğu rejimler için popülizm kavramı yetersiz kalıyor.
Hem otokrat niteliği baskın olan hem genel oya dayalı, çoğulcu seçimlerle iktidara gelip düzenli aralıklarla yapılan seçimlerle meşruiyetlerini tazeleyen rejimler bunlar. Otokrasi, bütün güç ve yetkilerin bir kişinin elinde toplandığı siyasal rejimi ifade eder. Bu mutlakıyetçi bir sultanlık rejimi de olabilir, şimdi giderek örnekleri çoğalan seçimli, cumhuriyetçi bir otokrasi de. Yukarıda saydığım ve başka örneklerin ilave edilebileceği rejimlerin ortak özelliklerinden biri, hukuk devletini askıya alma eğiliminin yüksek olmasıdır. Otokratik gücün dönemsel siyasal gereksinimine uygun biçimde içerik ve biçim değiştiren, belirsiz bir hukuk düzeni hâkimdir. Bu anlamda, keyfilik rejimi nitelikleri baskındır. Yasal şiddet olanaklarını kullanma yoğunluğu açısından aralarında nicel farklar olsa da, bu rejimlerde yargı, otokratın güdümlü baskı ve sindirme aracına dönüşür.

Seçimli otokrasilerin diğer ortak özelliği, bütün devlet kurumlarının yürütmenin, yani otokratın doğrudan yönetim ve tahakkümü altına alınmasıdır. Bunu halkın gerçek egemenliği kullanması olarak tanımlıyor despotik güçler. Ama hangi halk? “Bizi destekleyen gerçek halk, gerçek millet” bu. Geri kalanı ise, “bize karşı çıkan hainler, satılmışlar, düşmanlar”.

Bu keskin kutuplaşmaya dayanarak, özgürlükler milli/yerli çıkarlar adına, tarihi haksızlıkları düzeltmek gerekçesiyle ya da milletin yitirilmiş şan ve gücünü yeniden tesis etmek amacıyla kısıtlanıyor. Medyanın teksesli hale gelmesine özen gösteriliyor.

Seçilmiş otokrat, genellikle bir yeniden kuruluş projesini dile getirip bunu kısmen hayata geçiriyor ve bir kültür savaşının önderliğini yapıyor. Putin’in Yeni Rusya’sı ile Erdoğan’ın Yeni Türkiye’si arasındaki içerik yakınlığı, Modi’nin Yeni Hindistan söyleminde de karşımıza çıkıyor. Bir mağduriyet halinin ifadesini, uzun yıllardan beri iktidarda olmalarına rağmen sürekli canlı tutan bu rejimler, mağdur olmanın kutsal meşruiyeti ile ideolojik içerik boşluğunu doldurmaya çalışıyorlar. Toplumun düşman olarak gösterilen kesimine yönelik kin ve nefret otokratlar tarafından sürekli canlı tutulup, besleniyor. Bazıları bunu hakareti sıradanlaştırarak yapıyor.

Günümüzün seçimli otokrasileri, 20. yüzyıl totalitarizmlerinin yaptığı gibi, iktidara gelince seçimleri lağvetmiyor. Ya da göstermelik satelit partilerin katıldığı seçimlere izin veren tek parti diktatörlükleri kurmuyor. Bu rejimler, genellikle demokratik bir ortamda ve demokratik kurumlar aracılığıyla iktidara gelip iktidarda kaldıkça diktatörlüğe meylediyorlar. Son zamanlarda Venezüella’da, Rusya’da, Türkiye’de olduğu gibi, ya hukuki bahaneler icat ederek muhaliflerin seçimlere katılımını engelliyorlar, ya açık biçimde yalnız kendi işlerine gelen bir seçim sistemi dayatıyorlar. Ama göreli çoğulcu seçimden vazgeçmiyorlar.

Seçilmiş otokrasiler elbette şahıs rejimleridir. Otokratın iktidarda kalma süresinin ötesinde, geride bıraktıkları kurumsal, kültürel, toplumsal mirasın boyutu, bu rejimlerin geçici olmama ihtimalini güçlendiriyor.
İktidara karşı çıkmanın gayri meşru ilan edildiği ortamlar -örneğin savaş, başka ülke toprağını ilhak, sınırların değişmesi gerektiğini sürekli ima etmek- yaratarak, hegemonyalarını pekiştirmeye çalışıyorlar. Bu açıdan seçilmiş otokrasileri geçen yüzyılın faşist rejimlerine benzetmek elbette mümkün. Ama faşizm kavramıyla yetinmek, bu yüzyılın geçen yüzyılın tekrarı olacağını kabul etmek anlamına gelir. Sanırım önümüzdeki dönemde siyaset bilimciler bu seçilmiş otokrasileri, 21. yüzyılın faşizmleri olarak ama özgül niteliklerini öne çıkararak başka bir kavram altında ifade edeceklerdir. Geriye esas konu kalıyor. Seçimli otokrasilere karşı özgürlük, eşitlik, demokrasi ilkeleri ışığında nasıl mücadele edilebilir? Bunu tartışmaya devam edeceğiz.

Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
cengiz-han
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 12 Jan 2008
Messages: 10538
Localisation: Paris

MessagePosté le: 04 Déc 2018 1:24    Sujet du message: Répondre en citant

Citation:

21. yüzyılda, Türkiye, Rusya, Macaristan ve Polonya gibi ülkelerde yaşananlar da bunu açık bir biçimde göstermektedir. Bu ülkelerde seçimle iktidara gelen otoriter yönetimler Hitler yönetimiyle bire bir örtüşmese de, bu ülkelerde yaşananlar, Almanya’da Nazi iktidarında yaşananları hatırlatmaktadır.
Sandıkçılığa ve popülizme indirgenmiş sahte bir demokrasi anlayışı bu ülkeleri karanlığa doğru sürüklemektedir. Medyanın iktidarın propaganda mekanizmasına dönüştüğü, halkın doğru haber alma hakkının engellendiği, iktidara muhalif olanların gözaltına alındığı veya tutuklandığı, yargı mekanizmasının iktidarın emrine girdiği, meclisin ve yargının bazı yetkilerinin yürütmeye devredildiği, göstermelik seçimlerin gerçekleştiği bu ülkelerde, demokrasinin varlığından söz etmek olanaklı değildir.



!

http://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/1158359/Halkcilik_ve_populizm.html
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
Montrer les messages depuis:   
Poster un nouveau sujet   Répondre au sujet    Forums d'A TA TURQUIE Index du Forum » Forum en langue turque Toutes les heures sont au format GMT + 2 Heures
Page 1 sur 1

 
Sauter vers:  
Vous ne pouvez pas poster de nouveaux sujets dans ce forum
Vous ne pouvez pas répondre aux sujets dans ce forum
Vous ne pouvez pas éditer vos messages dans ce forum
Vous ne pouvez pas supprimer vos messages dans ce forum
Vous ne pouvez pas voter dans les sondages de ce forum


Powered by phpBB v2 © 2001, 2005 phpBB Group ¦ Theme: subSilver++
Traduction par : phpBB-fr.com
Adaptation pour NPDS par arnodu59 v 2.0r1

Tous les Logos et Marques sont déposés, les commentaires sont sous la responsabilités de ceux qui les ont postés dans le forum.