30 visiteur(s) et 0 membre(s) en ligne.
  Créer un compte Utilisateur

  Utilisateurs

Bonjour, Anonyme
Pseudo :
Mot de Passe:
PerduInscription

Membre(s):
Aujourd'hui : 0
Hier : 0
Total : 2126

Actuellement :
Visiteur(s) : 30
Membre(s) : 0
Total :30

Administration


  Derniers Visiteurs

Georges : 03h23:44
murat_erpuyan : 12h25:45
Philippe : 1 jour, 02h01:38
Chaplon : 1 jour, 03h03:50
lalem : 1 jour, 22h36:03


  Nétiquette du forum

Les commentaires sont sous la responsabilité de ceux qui les ont postés dans le forum. Tout propos diffamatoires et injurieux ne sera toléré dans ces forums.


Forums d'A TA TURQUIE :: Voir le sujet - Canakkale 1915
Forums d'A TA TURQUIE Index du Forum Forums d'A TA TURQUIE
Pour un échange interculturel
 
 FAQFAQ   RechercherRechercher   Liste des MembresListe des Membres   Groupes d'utilisateursGroupes d'utilisateurs    

Canakkale 1915

 
Poster un nouveau sujet   Répondre au sujet    Forums d'A TA TURQUIE Index du Forum » Forum en langue turque
Voir le sujet précédent :: Voir le sujet suivant  
Auteur Message
murat_erpuyan
Admin
Admin


Inscrit le: 30 Jan 2006
Messages: 7715
Localisation: Nancy / France

MessagePosté le: 17 Mar 2015 11:39    Sujet du message: Canakkale 1915 Répondre en citant

Bir milleti millet yapan en onemli degerlerin bile karsitlasma konusu oldugu 2015 Turkiye'sinde Canakkale Zaferi'nin 100. yili kutlanacak ama !
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
murat_erpuyan
Admin
Admin


Inscrit le: 30 Jan 2006
Messages: 7715
Localisation: Nancy / France

MessagePosté le: 17 Mar 2015 11:43    Sujet du message: Répondre en citant

murat_erpuyan a écrit:
A TA TURQUIE'nin favebook hesabinda Canakkale'nin 100. yil anmasi için asagidaki afisi gorunce "Ataturk'suz bir Canakkale..." ibaresi koydum.
Gelen tepkiler asagida :




...


Ataturke olan bu nereden gelindigi bilinmez sevdanizin binde 1ri osmanli VE islama olsa ulkemiz VE milletimiz daha guclu olurdu )
diye buyurmus Dogan Soylu


Arkadasin bu sozunden pek birsey anlamadim olur a yasima bakilirsa akillimi kabediyorum. N'olur birisi bana anlatsiin§ Ne diyor bu adam?
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
murat_erpuyan
Admin
Admin


Inscrit le: 30 Jan 2006
Messages: 7715
Localisation: Nancy / France

MessagePosté le: 17 Mar 2015 11:52    Sujet du message: Répondre en citant

Citation:


MUSTAFA KEMAL’E YAPILAN BÜYÜK AYIP
Soner Yalçın
Sozcu, 15 Mart 2015


Çanakkale Savaşı sonrası dağıtılan bildirilerde zaferi kazanan komutanın adı yoktu. Yahya Kemal, İleri gazetesi sahibi Celal Nuri’ye, “Birinci sayfaya Mustafa Kemal’in bir resmini koysanıza; zaferin sahibini milletten saklamak, böyle bir zafer kazanan insanı yüceltmemek milli bir günahtır” dedi. Celal Nuri, Mustafa Kemal’in arkadaşlarından bir fotoğraf buldu. Gazetenin birinci sayfasına koydurdu; haberi elleriyle yazdı. Tam baskıya girecekti ki, Polis Müdürü Bedri’nin adamları gazeteyi bastı. Enver Paşa’nın selamını getirmişlerdi: “Başarı askerindir. Kişiyi sivriltmeye gerek yoktur!”Celal Nuri fotoğrafı ve yazıyı çıkardı. Aradan 100 yıl geçti… Bugün kimileri Mustafa Kemal adını söylemeden Çanakkale Savaşı anlatıyor! Peki… Mustafa Kemal, Çanakkale’de insanları kıskandıracak kadar neyi başarmıştı?..


Mustafa Kemal’in bir grup askerle birlikte cephede çektirdiği fotoğraflardan biri…

Mustafa Kemal, Birinci Dünya Savaşı’ndan başarılarıyla takdir toplayan şöhretli bir Paşa olarak çıktı…

Savaş başladığında “sürgündeydi”; Sofya’da Ataşe Militer idi. Kurmay Yarbay’dı…

Osmanlı’nın savaşa katıldığını öğrenince görev almak için hemen temaslara başladı.

Tarih: 20 Ocak 1915.

Görev emrini aldı; yeni kurulmakta olan 19. Piyade Fırka (tümen) Kumandanlığı. Tekirdağ Yarkışla mevkiindeki tümenin daha karargahı bile yoktu…

3. Kolordu’ya malzeme taşıyan küçük bir gemiyle Tekirdağ’a geldi. Emrinde üç alay vardı; Türklerden oluşan 57. Alay ile Araplardan oluşan 72. ve 77. alaylar. Arap askerler yeterli eğitimden yoksundu. Askerlerini savaşa hazır hale getirmek için kısa zamanı vardı. Düşman yaklaşıyordu…
İngiliz-Fransız ortak deniz kuvvetleri boğazları geçerek Rusya’ya ulaşmak istiyordu. 19 Şubat’ta ilk denemeyi yaptılar. Başarısız oldular. Tekrarlayacakları kesindi.

Mustafa Kemal askerleriyle birlikte 22 Şubat’ta Çanakkale’ye doğru yola çıktı…



ENVER’E MEKTUP

İngiliz-Fransız gemileri 25 Şubat ve 18 Mart’ta Boğaz’ı geçmeyi yine başaramadılar. Donanmanın geçişini sağlayacak büyük bir deniz ve kara harekatı başlatmak amacıyla General Sir Ian Hamilton kumandasında Akdeniz Seferi Kuvvetleri’ni kurdular.

Osmanlı da, Çanakkale Boğazı ve Gelibolu Yarımadası’nın savunulması amacıyla 25 Mart’ta Alman General Otto Liman von Sanders komutasında 5. Ordu’yu kurdu.

Alman Sanders hızla teftiş ettiği Gelibolu’daki savunmaları yetersiz buldu. Sahillerde hafif uyarı kuvvetleri bırakıp daha büyük kuvvetlerin Bolayır’da konuşlanmasını istedi. Mustafa Kemal bu stratejiye karşı çıktı; kumsaldaki savunmaları güçlü tutmak gerektiğini belirtti. İşin özünde Çanakkale Savaşı’nın Alman komutanların eline bırakılmasına da karşıydı. Enver Paşa’ya bir mektup yazarak, Alman komutanların Osmanlı ülkesini ve askerlerini tanımadığını belirterek komutayı almasını rica etti.
Israrları boşa gitti.

Bu arada Sanders, 57. Alay’ın yerini de değiştirmek istedi ama Mustafa Kemal, çıkartmanın yapılacağı yere en yakın noktalardan biri olacağını düşündüğü Bigalı Köyü‘nde kalmak istedi.
Gerçekten de…

İngiliz General Hamilton, asıl çıkarmalar dışında göstermelik çıkarmalar yaparak 5. Ordu’yu kandırmak isteyecekti.

“ÖLMEYİ EMREDİYORUM”

Tarih: 25 Nisan 1915

Fransızlar Anadolu Yakası’ndaki Kumkale’ye şaşırtma saldırısı düzenledi.
İngilizler Gelibolu’nun güney ucundaki İlyas Baba Burnu’na saldırırken, 30 bin 50 kişilik Avustralya ve Yeni Zelanda Kolordusu/Anzaklar, Arıburnu ve Kabatepe arasındaki kumsala çıkarma yaptı.

Amaçları Arıburnu’ndan yarımadayı ikiye bölmekti.

Yarımada işgal ediliyor ve fakat Alman General Sanders, Bolayır’dan kıpırdamıyordu.

İşgali duyan Mustafa Kemal birliklerini alarma geçirdi. Taarruz için emir bekliyordu. Saat 06.30 olmuştu ve Alman Sanders’ten cevap yoktu.
Fazla bekleyemedi; düşmanın Arıburnu bölgesine yerleşmesine meydan vermemek gerekiyordu. Tarihin akşını değiştirecek kararı verdi. Bir süvari bölüğü, bir sıhhiye bölüğü ve bir dağ bataryasıyla takviye ettiği 57. Alay’a taarruz emri verdi.

Kuşkusuz… Böyle bir inisiyatifi almanın ağır yükü vardı; suçlu görülerek mesleğinden uzaklaştırılabilir, hatta idam edilebilirdi.

Bunları düşünmedi ya da önemsemedi. Tehlike her türlü kaygıdan önemliydi…

57. Piyade Alayı, Conkbayırı doğrultusuna ilerlerken Mustafa Kemal, durumu yakından incelemek amacıyla yanına emir subayını ve birkaç atlı muhafız erini alarak Conkbayırı’na gitti. Vadi atla geçmeye elverişli olmadığından atı bırakıp yürüdü. Conkbayırı’na düşmandan önce yetişmeyi başardı.

Avusturyalılar sahilde iki sırtı ele geçirmişti. Hedeflerinde Topçular sırtı vardı. Aksilik, Türk askeri de çekiliyordu.

Mustafa Kemal, çekilmekte olan askerlerin önüne geçti; “neden çekiliyorsunuz?” diye sordu. “Cephanemiz kalmadı” dediler.
Mustafa Kemal “Düşmandan kaçılmaz! Düşmanla savaşılır! Cephaneniz yoksa süngünüz var!” diyerek askerlere süngülerini taktırdı ve menziye yatmalarını emretti. Zaman kazanmak istiyordu. Yüksek sesle süngü taktırması üzerine Teğmen Tulloch, Türk subayının askerlerini ateş etmeye hazırladığını sanarak durdu.

Bu durma emri savaşın kaderini değiştirdi.

Mustafa Kemal ilk psikolojik savaşı kazandı. Ve ardından, 57. Piyade Alayı’na emrini verdi:

“Ben, size taarruz etmeyi emretmiyorum. Ölmeyi emrediyorum…”

CEBİNDEKİ SAAT

İngilizlerin Arıburnu’na çıkardığı kuvveti 15 bindi. Mustafa Kemal’in emrindeki asker sayısı ise 5 bin. Buna rağmen Mustafa Kemal düşmanı sahile kadar sürüp Conkbayırı’nı ele geçirdi.

Sanders anılarında, “Kendisi 25 Nisan sabahı 19. Tümen ile kendi kararıyla muharebeye müdahale ederek düşmanı sahile kadar sürmüş ve bundan sonra üç ay durmaksızın kırılmaz bir direnç ve inatla şiddetli taarruzlara başarıyla karşı durmuştu” demesine rağmen; 27 Nisan günü Mustafa Kemal’e yardım etmesi için bir Alman Binbaşı gönderdi. Mustafa Kemal bunu kendine yapılmış bir hakaret olarak değerlendirdi ve Alman Binbaşı‘yı hemen başından uzaklaştırdı.

1915 yazı ortalarına kadar İngilizler ve Fransızlar Çanakkale’deki yenişememe halini kırmak için kuvvetlerini 14 tümene çıkardı. Yeni planları, Anzak askerlerinin Conkbayırı’nı alması ve Bombasırtı’nı zapt etmesiydi. Bu arada 20 bin askerden oluşan iki tümen de Suvla‘ya çıkacaktı.

Harekat 6-7 Ağustos gecesi başladı.

Alman Sanders Bolayır’daki 7. ve 12. tümene Suvla Koyu’na hareket emrini verdi. Albay Fevzi’nin (Çakmak) birliklerinin toplanması ve intikali vakit aldı. Keza albay, birliklerin yorgun olduğunu savunarak taarruzun ertesi gün yapılmasını istedi. Sanders emrine uymadığı için Albay Fevzi’yi azlederek yerine Mustafa Kemal’i tayin etti.

O artık Kurmay Albay’dı…

16. Kolordu, 9. Tümen ve Alman Yarbay Willmer’in komutasındaki üç taburdan oluşan Anafartalar Grubu‘nun komutanıydı.

Göreve gelir gelmez 6 taburluk ana kuvvetine taarruz emri verdi; Mehmetçik süngüleri takılı sessizce hareket ederek düşmanı ileri mevzilerinde gafil avladı. İngilizler geri çekildi.

17 bin Mehmetçik’in ve 25 bin İngiliz’in öldüğü bu cephe savaşıyla ilgili resmi İngiliz tarihi şöyle yazacaktı; “Türk karşı taarruzunun planı, hayranlık vericiydi.”

Bu arada Mustafa Kemal’in savaşa bizzat katılımı askerlerine bireysel cesaret konusunda örnek oldu. Öyle ki…

Mustafa Kemal, cebinde bulunan saati sayesinde ölümden döndü; mermi saate saplanmıştı. (Bu saatini, hatıra olarak Sanders’e hediye etti.)

SEBEBİ KISKANÇLIK

Mustafa Kemal, düşmanın bir ileri adım atmasına izin vermedi. Siperlerinden çıkamıyorlardı. General Hamilton’u görevden aldılar; yerine General Charles Monro atandı. Cephede yaptığı incelemelerin ardından Monro, 3 Kasım 1915’te İngiliz Yüksek Savunma Konseyi’ne görüşünü, “Gelibolu tahliye edilmelidir” şeklinde bildirdi.

Osmanlı cephesinde de görev değişikliği vardı…

Takdir belgelerine, madalyalara boğulan Mustafa Kemal Çanakkale’den ayrılmak zorunda kaldı.

Sebebi kıskançlık idi…

Enver Paşa, 26 Ekim 1915’te gönderdiği emriyle Mustafa Kemal’i, Anafartalar Grubu içinde bir ast birlik komutanlığına atadı! Bu Mustafa Kemal’in adeta cezalandırılması demekti. Onur kırıcı durumu elbette kabul edemezdi; istifa etti.

Sanders araya girdi. İstifasını geri aldırtıp bir aylık hava değişimiyle İstanbul’a gitmesini sağladı.

Mustafa Kemal, 10 Aralık 1915’te Anafartalar Grubu Komutanlığı’nı Fevzi (Çakmak)’a bırakarak Çanakkale’deki savaştan ayrıldı.

10 gün sonra da İngilizler Çanakkale’den çekildi…

Böylece 8,5 ay/259 gün süren Çanakkale muharebeleri son buldu.
Mustafa Kemal, düşmanın rahatça Çanakkale’den tahliye olmasını eleştirdi. Belki de bu nedenle görevden uzaklaşması sağlanmıştı; kim bilir!..

ASKERİ DEHASININ SEBEBİ

Mustafa Kemal’in Çanakkale’deki başarısın sebebi neydi?
Kuşkusuz zekiydi; gerçekçiydi. Bir o kadar da kendini geliştirmeyi bildi.
Mekteb-i Harbiye’deki ilk yılında Ahmet Refik’in Clausewitz’den çevirdiği “Savaşın İdaresinde Temel İlkeler” kitabını okudu.

Savaşta galip gelmenin; zeka, mantık ve akıl gibi unsurlarla birlikte kişisel becerilerin de önemli olduğunu kavradı.

En sevdiği öğretmenlerinden Trabzonlu Yarbay Nuri‘den taktik dersleri alarak, gerilla savaşını öğrendi.

Subayın vazgeçilmezi, entelektüel gelişimini sürdürmekti. Kitap ve gazeteyi elinden düşürmedi.

1904-05 Rus-Japon Savaşı’nı güçsüz Japonların nasıl kazandığına kafa yordu. Moltke ve Napolyon‘un seferleri başta olmak üzere askeri tarih araştırmaları yaptı.

Kıta hizmetine çıkıp Osmanlı Ordusu’nun halini görünce, Berlin Askeri Akademesi’nin eski müdürü General Karl Litzmann’ın takım, bölük ve taburların eğitimine dair eserini 1909’da Almanca’dan çevirdi: “Takımın Muharebe Talimi.”

Aynı yıl 19 Ağustos ile 1 Eylül arasında yapılan tatbikatı analiz eden, “Cumalı Ordugahı: Süvari, Bölük, Alay, Tugay Liva ve Talim Manevraları” eserini yazdı.

1910’da Fransa’ya giderek Fransız Ordusu’nun Picardie manevralarını gözlemledi. Dönüşünde, “Bölüklerin Muharebe Talimi” broşürünü yazdı.
Osmanlı 5. Kolordu Erkan-ı Harbiyesi’nin iki günlük harita tatbikatını inceleyerek, “Tatbik ve Tatbikat Gezisi” eserini kaleme aldı.

Yüzbaşı Andre Constantin, Albay Biobat ve sosyolog Gustave Le Bon’un asker ve toplum psikolojisi üzerine eserlerini okudu.

Çevresindeki herkesin “Ordu ve Donanma Mecmuası” ile “Askeri Gazete”yi okumalarını istedi.

Trablusgarp günlerinde subaylardan muharebe tecrübelerini yazmasını istedi.

Sofya’da “Zabit ve Kumandan ile Hasbıhal” kitabı üzerinde çalıştı.
Uzatmayayım… Çanakkale’deki başarısı hiç tesadüf değildi.

19. Piyade Fırkası’na geldiğinde ertesi gün subaylara şu konuşmayı yaptı:
“Bir ordunun ruhu subaylardır. Subay ne kadarsa ordu da o kadardır. Askere örnek olun. Kendinizi iyi yetiştirin. Sırf askeri bilgiyle iyi asker olunmaz. Okuyun. Sanata ilgi duyun. Hayata bakın. Düşünen asker olun. Hepinizden askerlerinizin ruhunu-beynini, yurt sevgisiyle kararak, bilgiyle donatarak eğitmenizi istiyorum. Gözüm her an üzerinizde olacak! Görevde yanlışlığı bağışlamam, bağışlayamam.”

İşte bunun sonucudur:
Mustafa Kemal Çanakkale’deki başarıları nedeniyle şu madalyaları aldı:

- 23 Mart 1915: Alman İmparatoru I. Ferdinand’dan Aziz Alexander Nişanı,

- 30 Nisan 1915: Osmanlı Padişahı Mehmet Reşat’tan Gümüş İmtiyaz Madalyası,

- 1 Eylül 1915: Osmanlı Padişahı Mehmet Reşat’tan Gümüş Liyakat Madalyası,

- 28 Aralık 1915: Alman İmparatoru Wilhelm’den saygın Demir Haç Madalyası,

- 17 Ocak 1916: Osmanlı Padişahı Mehmet Reşat’tan Altın Liyakat Madalyası…

Evet, Mustafa Kemal askeri dehasını Çanakkale’den sonra da göstermeye devam edecekti.



Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
murat_erpuyan
Admin
Admin


Inscrit le: 30 Jan 2006
Messages: 7715
Localisation: Nancy / France

MessagePosté le: 18 Mar 2015 11:06    Sujet du message: Répondre en citant

Citation:


Avustralya'lı bir 'ANNE'nin Atatürke gönderdiği mektup



Avustralya`nın başkenti Canberra`da Mustafa Kemal`in bir anıtı ve Çanakkale Şehitleri`nin anısına kurulan bir ağaçlık vardır. Anıtta Mustafa Kemal`e ait 1934 yılında yazılan bir mektup yer almakta ki yüksek bir kişiliğin tüm izlerini taşımaktadır.



Sanmıyorum ki, dünya tarihinde bir ülke lideri çıkıp da böylesi bir konuşma yapmış olsun ve bu derece yüksek maneviyatla gerçek bir medenilik örneği göstersin.



Okuyalım tekrar, Atatürk nasıl sesleniyor ANZAK'ların ruhlarına ve annelerine;



“Bu memleketin toprakları üzerinde kanlarını döken İngiliz, Fransız, Avustralyalı, Yeni Zelandalı, Hintli kahramanlar!



Burada, dost bir vatanın toprağındasınız.Huzur ve sükun içinde uyuyunuz. Sizler Mehmetçikle yanyana, koyun koyunasınız.



Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar!



Gözyaşlarınızı dindiriniz. Evlatlarınız bizim bağrımızdadır, huzur içindedir ve rahat uyuyacaklardır.Onlar bu topraklarda canlarını verdikten sonra artık bizim evlatlarımız olmuşlardır.”



Bu kez Avustralyalı bir anne de Mustafa Kemal`in mektubuna karşılık bir mektup yazar;



“Gelibolu topraklarında yitirdiğimiz evlatlarımızın acısını alicenap sözleriniz hafifletti, gözyaşlarımız dindi.



Bir anne olarak bana bir güzelim teselli verdi. Yavrularımızın sonsuz uykularında huzur içinde dinlendiklerinden hiç şüphemiz kalmadı.



Majesteleri kabul buyururlarsa, bizler de size “Ata” demek istiyoruz. Çünkü yavrularımızın mezarları başında söylediğiniz sözler, ancak bir öz babanın sözleri gibi yüce.



Evlatlarımızı bir baba gibi kucaklayan Büyük Ata`ya bütün anneler adına sevgi, şükran, saygıyla.”



Her okuduğumda tüylerimi diken diken eden, gözlerimi yaşartan bu iki mektuba ilişkin HaberTürk Muhabiri Ergur Altan'ın kaleminden çıkan harika bir yorumu da paylaşmak istiyorum;



Bir yanda kendi yurdu, kendi insanına karşı savaşıp da ölen askerleri şehit olarak, kahraman olarak, ana kuzusu gencecik bir evlat olarak gören Mustafa Kemal, bir yanda da, oğlu belki de hiç gitmek istemediği bir savaşa sürüklenen, oğlunun ardından bağrına ateş düşen bir annenin Mustafa Kemal`in mektubundan duyduğu teselli, merhamet ve saygı...



Bir yanda babalığın yüceliği, bir yanda anneliğin…



Bir amansız savaşın, bir tarifsiz yiğitliğin sonunda ne Mustafa Kemal`de bir kin, ne de oğlu Çanakkale`de, gurbette ölen bir annede düşmanlık…



Savaşın üzerine tesis edilmiş bir sulh, bir ferahlık yayan o güzel anneye ve babaya…



Bugün ABD`de konumlanan Ermeni Diasporası`nın Ermenistan halkının yaşadığı sefalete yoksulluğa karşı mücadele etmektense, bütün enerjisini 1915`te gerçekleştirilen göçün üzerinden oluşturulacak bir mağduriyet stratejisine harcaması ne hazin bir durumdur.



Madalyonun bir yüzünde sonuç varsa, diğer yüzünde sonucu oluşturan etkenler vardır. Aslı olmayan, abartılı bir sonuç çıkartılıyor ortaya ve sonuca bağlı etkenler zaten hiç araştırılmıyor bile.



Ülke yöneticilerimizse Diaspora`nın yıllardır attığı ve çoğunlukla başarılı olduğu adımlara karşılık, ülkemizde kaçak olarak çalışan Ermenileri sınırdışı etmekle tehdit ediyordu...



Nerede Mustafa Kemal`in kararlılığı, ileri görüşlülüğü, insancıllığı, nerede günümüz devlet adamlarının sığlığı, donanımsızlığı, bağımlılığı…



Bugün 20'li yaşlarda olan Azeriler dahi Ermeniler`in Azerbaycan topraklarını nasıl işgal ettiğinin, yaptığı katliamların birebir şahidi.



Bugün 20'li yaşlarda olan Bulgaristan göçmeni kardeşlerimiz dahi, 80li yıllarda yaşadıkları baskıları, zulümleri rahatça hatırlıyor.



Bugün 20'li yaşlarda olan Batı Trakya`daki soydaşlarımız dahi kendilerine uygulanan dinsel, kültürel, ekonomik baskıların yıkıntıları içinde.



On yıllar, yüzyıllar öncesine gitmeye gerek yok. Sadece bu topraklarda yaşayan Kürtler ve Ermeniler ve diğer halklar değil, Türkler de acılar, göçler, baskılar yaşamış ve yaşayan bir halktır.



Yalanlarla kandırılmış, düşünmemiz, sorgulamamız yasaklanmış, sesimiz bastırılmış, hakkımızı aramamız engellenmiş, hakkımızın ülkemiz yöneticilerince de asla aranmadığı, asla savunulmadığı bir halkız biz.



Ortak bir tarihimiz var oysa bizim; ortak acılarımız ve sömürülmelerimiz de var halen olanca hızıyla devam eden.



İçimizde olup da, bizi kendimize zalim olarak, katliamcı olarak, düşman olarak tanıtan ve bizim de bunu böyle kabul edip boynumuzu eğmemizin öngörüldüğü baskıcı ve riyakar tutuma karşı şunu sormak gerekir. Siz kendinizi ne derece farkındasınız ve sırtınızı yasladığınız emperyalist güçlerin sömürgeleştirdiği halkların, katlettiği, zulümler uyguladığı halkların ne derece yanındasınız?



Özgür olamayan piyon olur!



Üretemeyen, sulha ulaşamayan; sömürge olur!



Sadece yoksulluk vaat edilen halkların, sadece sömürülen, kandırılan halkların yaralarına merhem sürülmez; kanatıldıkça kanatılır yaraları. Bir küçücük pansumanla iyileşecek yaralar tümörlü, ölümcül bir hale dönüşür.



Bu bizim halkımız için de geçerlidir, geçmişte ve bugün ortak acılar yaşadığımız halklar için de, tüm ezilen dünya halkları için de geçerlidir.



Bugün 18 Mart 2010. Tüm Çanakkale Şehitleri`mizi , bize karşı savaşanlarla birlikte Mustafa Kemal gibi saygıyla anıyorum.



Bir sulh yazısıdır bu; Çanakkale`den yola düşen bir özgürlük, direniş ve insanlık yazısı…



Mustafa Kemal`in ve o güzel annenin dostluğunu, empatisini ve o hoyrat, sızılı zamanlarda dahi her türlü dayatmalardan uzak sakince sulhunu özlüyorum ben.



Türk halkının ve tüm ezilen halkların kendilerine dayatılan düşmanlıklara, kendilerine gösterilen ikiyüzlülüklere, baskılara karşı uyanacağı, birleşip direneceği ve özgürleşeceği zamanlara bizden sonraki o güzel kuşakların erişmesini diliyorum.



Ben, bu görüş ve duyguların altına tereddütsüz imzamı atıyorum. Kendimizi farketmenin zamanıdır artık.



Nurdan Muradoğlu
17 décembre 2011, 17:57



https://www.facebook.com/notes/g%C4%B1rg%C4%B1r/avustralyal%C4%B1-bir-annenin-atat%C3%BCrke-g%C3%B6nderdi%C4%9Fi-mektup/10150424419843148
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
cengiz-han
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 12 Jan 2008
Messages: 10536
Localisation: Paris

MessagePosté le: 28 Mar 2015 3:15    Sujet du message: Répondre en citant

İlber Ortaylı, 'Çanakkale geçilemedi de ne oldu?' sorusuna fena kızdı

19/03/2015 08:33

Prof. Dr. İlber Ortaylı'ya, "Çanakkale Geçilmez" söyleminin bir mit olduğu, müttefik ordularının bir yıl sonra Çanakkale'yi savaşmadan geçtikleri şeklindeki eleştirel görüşler hatırlatılınca yanıtı sert oldu.

devami : http://bit.ly/1NkP4Vm
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
SelimIII
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 30 Aoû 2007
Messages: 2321
Localisation: Paris

MessagePosté le: 18 Mar 2018 19:42    Sujet du message: Répondre en citant

2015 de baslamis olsa gerek Mustafa Kemal'siz Canakkale anlatimi.
Bu sene de, yani 2018, Diyanet Canakkale'yi anarken yine Ataturk'u yine esgeçmis...

Sasilacak bir sey yok, TC'yi 2023 de bitirmeye andiçmis bir adam var, Istiklal Marsi'nin muzigini begenmeyip desgistirmekten sozederse sasilir mi?

Bir de Ozdil'den Canakkale anlatimina bakin :

https://www.youtube.com/watch?v=bpfLij4MYNU&feature=youtu.be
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
cengiz-han
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 12 Jan 2008
Messages: 10536
Localisation: Paris

MessagePosté le: 22 Mar 2018 23:40    Sujet du message: Répondre en citant

Biri poposunu yirtsa da olmuyor. Canakkale'den Mustafa Kemal'i silmek olanaksiz, sen kendi tarihini degistirmeye kalksan bile Ingiliz, Fransiz arsivleri duruyor...

Iste bir ornek, Ingiliz yapimi bir belgesel :

https://www.youtube.com/watch?v=KABf-kzwAvo
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
cengiz-han
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 12 Jan 2008
Messages: 10536
Localisation: Paris

MessagePosté le: 22 Mar 2018 23:47    Sujet du message: Répondre en citant

Cahilliginin cesareti ile basklarini cehaletle suçlayan Levent Polat (yukarida Canakkalede Ataturk yoktur diyen) kimdir diye usenmedim fb'ye baktim.
Meger BADEN UETD baskaniymis...
Eh baskan filan olduguna gore cahil olmamali, keske cahil olsaydi. Cunku bile bile gerçekleri saklamaya soylenecek sifatlar çok agir...
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
murat_erpuyan
Admin
Admin


Inscrit le: 30 Jan 2006
Messages: 7715
Localisation: Nancy / France

MessagePosté le: 25 Mar 2018 2:31    Sujet du message: Répondre en citant

[url]


<
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
murat_erpuyan
Admin
Admin


Inscrit le: 30 Jan 2006
Messages: 7715
Localisation: Nancy / France

MessagePosté le: 31 Mar 2018 23:48    Sujet du message: Répondre en citant

Artik her sene ayni çabayi goruyoruz. Mustafa Kemal'i dunyanin tanimasina, kendisine guvenilip Kurtulus Savasi'nin yapimciligina getirilmesini saglayan Canakkale'de ki ustun basarisi unutturulmaya çalisiliyor.

Ve hatta Ataturk adi silinmeye çalisiliyor... Iste bir ornek daha :

Citation:


Clichy Paşa!

Bilgin Gökberk - Cumhuriyet, 31 Mart 2018


Arda Turan’ın Akp’li sponsoru “Yerli milli bir değeri ülkeye geri getirdik mutluyuz” dedi.




***
Basın toplantısında her soru soruldu sorulması gereken tek soru sorulmadı.

Yerli milli değer referandum öncesi evet yerine hayır dese yine yerli milli mi olurdu yoksa vatan haini mi?

İbb’nin gözünde 5 kuruşluk değeri olur muydu?

***
Yerli milli değerin oynadığı ligin yayıncısı Katarlının, uçtuğu havayolu Malezyalının, kullandığı ev telefonu Lübnanlının.

***
Arda geldi ama Turhal Alpullu gidiyor.

Cumhuriyet’in ilk ürünleri Atatürk’ün mirası bile tezgâha kondu müşteri bekliyor.

***
En yerli en milli en değerli Türk’ün adı her stattan gidiyor, rahmetli kurduğu ülkenin statlarına bile artık giremiyor.

***
3-5 ay önce TFF’den izin alınmadığı için bir pankart Samsun stadına sokulmadı.

Üstünde “Yaşa Mustafa Kemal Paşa” yazıyordu.

Ülkenin stadına o gün maytap, torpil, bıçak vs. her şey girdi.

Sadece ülkenin kurucusu giremedi.

***
Maytapların, torpillerin, bıçakların üzerinde Mustafa Kemal yazsa onları da sokmazlardı stada.

***
Samsun’da 19 Mayıs’a girmek için izin alması gereken kim?

Mustafa Kemal.

İzin verecek olan kim ?

Yıldırım bey ve arkadaşları.

Fıkra değil.

Valla gerçek.

***
Yakında Passolig de sorarlar.

Tff’den biri not alsın bi zahmet.

Adı Mustafa Kemal.

Soyadı Atatürk.

Baba adı Ali Rıza Efendi.

Ana adı Zübeyde Hanım.

Doğum 1881.

***
Daha dün Atatürk’süz Çanakkale Zaferi koreografisi elini kolunu sallaya sallaya İbb’cilerin stadına girdi.

İzin aldılar mı?

Aldılarsa ‘kim’den?

***
Bağımsızlığımızın simgesi olan savaşın koreografisinde

Clichy Paşa vardı,

Mustafa Kemal Paşa yoktu.

Sonra çıkıp bizi neden sevmiyorlar diyorlar?

***
Atatürk’süz tarih yazmaya meraklıysan bari Çanakkale’yi O’nsuz yazma.

Alay konusu olma.

Mars’ta, Uranüs’te bile Dünya tarihini Çanakkale’siz, Çanakkale’yi Mustafa Kemal’siz anlatmazlar.

Başakcity’de anlattılar.

***
Genç, yaşlı, kadın, erkek tüm ülkenin savaştığı, 500 bin kişinin hayatını kaybettiği, liselerin şehit olan öğrencileri yüzünden mezun veremediği, Tıbbiye’nin eğitime ara verdiği, 3 İstanbul takımının neredeyse tamamının şehit olduğu Çanakkele Destanı, İbb başkan vekilinin stadında Togolu Adebayor Paşa ile anlatıldı.

***
3 büyük, bu yüzden büyük.

Çok şampiyon oldukları için değil.

Yerli milli oldukları için, Cumhuriyet’le büyüdükleri için, Cumhuriyet çocukları oldukları için, Cumhuriyet uğruna şehit bile verdikleri için.

Atatürk’ün askerleri oldukları için.

***
Ülkenin kurucusu daha dün kendi kurduğu Meclis’e de giremedi.

Sarıkla, cüppeyle, fesle gelenin kapılarda karşılandığı Meclis’te bir vatandaşın tişörtüne ‘siyasi içerik’li diye el konuldu.

Tişörtte Ata’nın fotoğrafı vardı.

Altında “Mustafa Kemal’in askerleriyiz’’ yazıyordu.

***
Siyasi içerik dedikleri Atatürk’tü.

Yuh!

***
Federasyon başkanının 1 gecede 2-3 tv, 3-5 gazete aldığı ülkede, skandal koreografi için o gece tv’lerde tek kelime eden çıkmadı tabii.

Ligi yayınlayan tv’de sadece bir yorumcu dayanamadı, “Ata’nın orada olmamasından bir TC vatandaşı olarak rahatsız oldum” dedi.

Sunucu kızardı, bozardı kekeledi, “Peki biz maçlara geçelim” dedi.

***
Ekmek parası dedikleri de bu..

Gerektiğinde Atatürk’ü bile anında satmak..

***
İzmir Marşı’nın siyasete alet ediliyor diye statlara girmesinden rahatsız olan Dilmen 100’de 100 siyasi koreografinin Başakcity stadına girmesinden hiç rahatsız olmadı.

Hangi gezegende yaşıyorsa..

Bir de çıkıp “Başakcity burada sevilen ve saygı gören bir kulüp” dedi.

***
Tv’lerde Atatürk’e, annesine en aşağılık şekilde küfür, hakaret serbest, Mustafa Kemal’e, ‘Mustafa KeMAL’ demek serbest!

“Keşke Yunan kazansaydı hilafet olurdu Mustafa da olmazdı” demek serbest.

Katarlı kankanın tv’sinde yerli, milli olmadığı için ‘arena’ demek yasak.

Tesadüfen öğrendik.

***
Sunucu GS’nin stadına “Arena” dedi, yanındaki yorumcu hemen uyardı “Arena deme”.

Niye?

Mekânın sahibi mi kızıyor?

***
Ülke enteresan.

Türk Telekom Arena’nın ‘arena’sı yerli milli olmadığı ‘yabancı’ olduğu için koyuyor.

Yerli milli Türk Telekom’un yabancı’ya satılması kimseye koymuyor.

30-40 milyona ulaşan yerli milli Digitürk’ü Katar’lı arkadaşlara satmak no problem.

Digikatar’da ‘arena’ demek problem.

***
Futbolcu, babası yaşındaki gazeteciye 1-2 laf ettiğinde medya tek ses tek yürek oluyor.

Türkiye Cumhuriyeti’nin babası Atatürk’e gelen geçen laf ettiğinde tek ses, yürekli tek kişi çıkmıyor.

Sorsan hepsi Atatürk’ü sever de..

Konu bu değil.

Atatürk yaşasa onları sever miydi?

Konu bu.

***
Sistem öyle kokuşmuş ki..

Her siyasi görüşten, her düşünceden 30-40 milyon abonesi olan uluslararası 1 telekomünikasyon şirketi bile internet tv’lerinde yorumcuyu yandaş ‘uyumlu’ iktidara şirin gözüken gazeteciler arasından seçiyor.

***
Müşterinde kriter aramıyorsan iş vereceğin gazetecide de arama.

Ya da gazetecide aradığın kriteri abonelerinde de ara.

Müşterilerini de ‘uyumlu’lar arasından seç.

***
Bütün bunlar olurken bu toplara hiç girmeyen top medyası ne yapıyor?

Başbakanların atamayla geldiği ülkede hakem atamalarını tartışıyor.

***
Atatürk bu milletin yüreğinden, beyninden silinmez.

Silmeye kalkanlar da bu milletin hafızasından silinmez.

***
Nokta.



http://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/951301/Clichy_Pasa_.html


<
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
Montrer les messages depuis:   
Poster un nouveau sujet   Répondre au sujet    Forums d'A TA TURQUIE Index du Forum » Forum en langue turque Toutes les heures sont au format GMT + 2 Heures
Page 1 sur 1

 
Sauter vers:  
Vous ne pouvez pas poster de nouveaux sujets dans ce forum
Vous ne pouvez pas répondre aux sujets dans ce forum
Vous ne pouvez pas éditer vos messages dans ce forum
Vous ne pouvez pas supprimer vos messages dans ce forum
Vous ne pouvez pas voter dans les sondages de ce forum


Powered by phpBB v2 © 2001, 2005 phpBB Group ¦ Theme: subSilver++
Traduction par : phpBB-fr.com
Adaptation pour NPDS par arnodu59 v 2.0r1

Tous les Logos et Marques sont déposés, les commentaires sont sous la responsabilités de ceux qui les ont postés dans le forum.