20 visiteur(s) et 0 membre(s) en ligne.
  Créer un compte Utilisateur

  Utilisateurs

Bonjour, Anonyme
Pseudo :
Mot de Passe:
PerduInscription

Membre(s):
Aujourd'hui : 0
Hier : 0
Total : 2093

Actuellement :
Visiteur(s) : 20
Membre(s) : 0
Total :20

Administration


  Derniers Visiteurs

murat_erpuyan : 04h56:04
SelimIII : 14h19:04
Philippe : 16h33:50
minorSinan : 1 jour, 16h46:47
lalem : 1 jour, 20h48:09


  Nétiquette du forum

Les commentaires sont sous la responsabilité de ceux qui les ont postés dans le forum. Tout propos diffamatoires et injurieux ne sera toléré dans ces forums.


Forums d'A TA TURQUIE :: Voir le sujet - Iftira, asagilama, kin, nefret, ikiyüzlülük...
Forums d'A TA TURQUIE Index du Forum Forums d'A TA TURQUIE
Pour un échange interculturel
 
 FAQFAQ   RechercherRechercher   Liste des MembresListe des Membres   Groupes d'utilisateursGroupes d'utilisateurs    

Iftira, asagilama, kin, nefret, ikiyüzlülük...
Aller à la page 1, 2, 3, 4, 5, 6  Suivante
 
Poster un nouveau sujet   Répondre au sujet    Forums d'A TA TURQUIE Index du Forum » Forum en langue turque
Voir le sujet précédent :: Voir le sujet suivant  
Auteur Message
SelimIII
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 30 Aoû 2007
Messages: 2211
Localisation: Paris

MessagePosté le: 21 Juin 2013 10:13    Sujet du message: Iftira, asagilama, kin, nefret, ikiyüzlülük... Répondre en citant

AKP iktidari hep muslumanligi on plana çikariyor ama islamda yeri olmayan kavramlardan çekinmiyorlar.

Bakin, bir zamanlar, "boyle sanatin içine tukururum" diyen, Baskent Ankara'nin Belediye Baskani AKUT için neler yazmis! Tabii aninda da cevabi almis ama ne gam !

Citation:

AKUT Başkanı Nasuh Mahruki, Gökçek'in Twitter'dan sorduğu sorulara cevap verdi

AKUT Başkanı Nasuh Mahruki, Ankara Büyükşehir Belediyesi Melih Gökçek’in dün Twitter’dan sorduğu sorulara AKUT’un sitesinden cevap verdi.

Gökçek Twitter’da şu soruları yöneltmişti:

İbrahim Melih Gökçek @06melihgokcek ‘KAMUOYU ADINA AKUT YETKİLİLERİNE SORUYORUM…GEZİ PARKI OLAYLARI BAŞLAMADAN HEMEN ÖNCE TÜRKİYE’NİN ÇEŞİTLİ VİLAYETLERİNDEN ÜYELERİNİZİ İSTANBUL’A DAVET ETTİNİZ Mİ? BİR İKİ HAFTA İÇİNDE TÜRKİYE DE BAYÜK OLEYLER OLACAĞINI SÖYLEDİNİZ Mİ? ÜYELERİNİZE BU OLAYLARDA KULLANMAK AZERE GAZ MASKESİ VE TELSİZ DAĞITTINIZ MI? DOKTOR GÖREVLENDİRMELERİ YAPTINIZ MI?ACİL KAMU OYU CEVAP BEKLİYOR. DEVLETİN SAVCILARININ OLAYI AYRICA DİKKATİNE SUNUYORUM…’

(Melih Gökçek’in tweeti aynen alınmıştır, yazım yanlışları kendisinden kaynaklanmaktadır)

Nasuh Mahruki ise Gökçek’e şu cevabı verdi;

devami için :
http://sozcu.com.tr/2013/gunun-icinden/akuttan-gokceke-tarihi-ayar.html


Dernière édition par SelimIII le 22 Juil 2014 12:56; édité 1 fois
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
SelimIII
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 30 Aoû 2007
Messages: 2211
Localisation: Paris

MessagePosté le: 21 Juin 2013 10:29    Sujet du message: Répondre en citant

Camilerde içki içtiler, seks yaptilar diye halki galeyana getirdi bu iktidar. Bu gerçek bile olsa ortaya atilmaz, halkin galeyana gelmesi onlenir. Ama %50'yi diger %50'ye hedef gosteren bir iktidar için bunun ne onemi var...

Murat Erpuyan'in son koydugu Ali Sirmen yazisi bu durumu guzel açikliyor...

Camilerde içki içtiler yalanina ait bir yazi !



devami :
http://sozcu.com.tr/2013/gundem/kola-bira-oldu-hayati-karardi.html
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
cengiz-han
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 12 Jan 2008
Messages: 9968
Localisation: Paris

MessagePosté le: 22 Juin 2013 1:30    Sujet du message: Répondre en citant

Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
cengiz-han
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 12 Jan 2008
Messages: 9968
Localisation: Paris

MessagePosté le: 25 Juin 2013 0:37    Sujet du message: Répondre en citant

Citation:



Mehmet Y. YILMAZ / Hurriyet 24 Haziran 2013

Halkı ikiye bölme suçu!

BAŞBAKAN Recep Tayyip Erdoğan, “Onlar milyonlarca tweet atsınlar, bizim tek bir besmelemiz oyunlarını bozar” dedi.

Dinin siyaset meydanlarında uluorta kullanılmasının bir örneği daha ve ne yazık ki Başbakan artık bunu alışkanlık haline getirdi.
“Onlar” dediği insanlar, kendisinden “yüzde elliyiz” diye söz ettiğine göre halkın ikinci yüzde ellisi.
Ve bu cümlesiyle onları da bir hamlede “din dışı” ilan ediyor.
İçlerinde dine inanmayanlar da vardır mutlaka ama inanan insanları partisine göre ayrıştırmak, “onlar–bizler” ayrımının altını iyice çizmek belli ki artık yeni bir politika.
Bunun için yalan olduğu artık ortaya çıkmış şeyleri kullanmaktan da vazgeçmiyor.
“Camide bira içtiler” asparagasının üzerinde hâlâ tepinmesinin başka ne anlamı olabilir ki?
Öyle görünüyor ki kendinden emin bu havasına rağmen, Başbakan da artık eski karizmasını yitirmekte olduğunun farkında.
Onun için her konuşmasında eli biraz daha yükseltiyor, bir kesime hakaret dozunu arttırırken, diğer kesime “onlardan farklı” olduklarını daha çok düşündürtecek sözler söylemekten çekinmiyor.
“Kin ve nefret duygularıyla toplumu bölmek, halkı birbirine düşürmek” diye özetlenebilecek bir suçu alenen işliyor, bundan siyasi kazanç bekliyor.

Örgütü kim seçiyor?

GEZİ Parkı eylemlerine katıldıkları için haklarında terör örgütü üyeliği iddiasıyla soruşturma başlatılan 25 şüphelinin sorgusundan sonra 22’si tutuklanmış.
Tutuklama kararında sanıkların hangi örgüt üyesi oldukları belirtilmemiş, belli ki istim arkadan gelecek.
Yargıç karşısına çıkarılan gençlerden biri şöyle diyor:
“Arama kararında 9 tane sol örgütün adı var. Hangi örgütün üyesi olduğumuz belirtilmemiş. Örgütü siz mi seçiyorsunuz, yoksa biz mi beğeneceğiz?”
Emniyetin ve savcılarımızın her suçu terör örgütü üyeliğine sokma merakını bundan daha güzel ortaya koyacak bir ifade daha önce duymamıştım.
Unutulmasın diye buraya da aktarayım istedim.

Bazı küçük sorular

BU hengâme içinde bazı konular unutulmasın diye yeniden hatırlatayım dedim:
1– “Sayıları yüzü bulan, belden yukarıları çıplak, kafalarında garip sargılar olan, ellerinde deri eldivenleri olan, dövdükleri kadının üzerine işeyen” insanlar nerede? Neden hâlâ yakalanıp, yargıç karşısına çıkarılmadılar?
2– Yıldız Teknik Üniversitesi’nin ırkçı profesörü hakkında YÖK, savcılık vs. soruşturma açtı mı? Irkçı nefret suçu takibi şikâyete bağlı bir suç mudur? Irkçı güreşçi ceza kuruluna sevk edildi mi, savcı ifadeye çağırdı mı?
3– Irkçı profesör, İstanbul Büyük Şehir Belediyesi’nin sanat danışmanıymış. Başkan Kadir Topbaş, hizmetinde olduğu vatandaşlarının bir bölümüne hakaret eden bu danışmanı işinde tutmaya devam edecek mi?

Çevrecilikte AKP de bir ‘Duran Adam’!

BAŞBAKAN Recep Tayyip Erdoğan, “en büyük çevrecinin” kendileri olduğunu ileri sürüyor.

Türkiye’de tek parti döneminden beri hâkim olan, “Komünizm gelecekse onu da biz getiririz” ile zirvesine ulaşmış bulunan devlet dilinin bir devamından başka bir şey değil.

Boğaziçi Üniversitesi Çevre Bilimleri Enstitüsü’nden Doç. Dr. Raşit Bilgin, Radikal 2’de Türkiye’nin çevre koruma konusunda dünyadaki yerini yazdı.
Bu araştırma Yale Üniversitesi tarafından yapılmış. (Merak edenler için: http://epi.yale.edu)

Araştırma iki yılda bir yayınlanıyor. Hava kirliliği gibi genel olarak insan sağlığı ile ilgili parametreleri içeren “çevresel sağlık” ve doğal alanların korunması ile ilgili parametreleri içeren “eko sistem canlılığı” başlıkları altında ülkeleri sıralıyor.

Bu iki başlık üzerinden hesaplanan toplam çevre notuyla Türkiye, 132 ülke arasında 109. sırada.

Çevresel sağlık konularında 67. sırada. AKP iktidarı döneminde bu konuda notunu hızla yükselten iki ülkeden biri olmuş, diğeri Mısır.
Ekosistem canlılığı konusunda Türkiye 132 ülke arasında 118. sırada bulunuyor. Bu konuda bu iktidar döneminde ilerleme yok.

Bu genel başlık altında 17 alt başlık yer alıyor ve Türkiye sadece üç tanesinde bu hükümet döneminde ilerleme gösterebilmiş. Geri kalanlarda “Duran Adam”ı oynuyor!

Doç. Dr. Raşit Bilgin’in bu yazısını Başbakan’ın her dediğini doğru kabul edenler de, her söylediğinin yanlış olduğuna inananlar da Radikal’in internet sitesinden bulup, okuyabilirler.

Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
cengiz-han
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 12 Jan 2008
Messages: 9968
Localisation: Paris

MessagePosté le: 28 Juin 2013 3:07    Sujet du message: Répondre en citant

Basbakan kizgin ve kindar !
Stad açilisinda GS'lilar yuhaladi,
Lefter'in cenaze torenin de FB'liler,
BJK'nin çarsisi da yuhalamadan beter etti.

Madem oyle, hakli "NE HALINIZ VARSA GORUN".


Ilginç, %50'ye sahip Basbakan, Turkiye'nin 3 buyuk klubunun seyircisiyle arasi bozuk !!!

Citation:

Ne haliniz varsa görün
Başbakan Erdoğan’ın Lefter’in cenazesinde protesto edilmesi ve Beşiktaş taraftarının Gezi Parkı olayları içinde yer alması nedeniyle hükümet, UEFA’dan çıkan men kararlarıyla ilgili lobi faaliyetinde bulunmayacak
27 Haziran 2013 | 02:30
A+A-

58

BEŞİKTAŞ ve F.Bahçe’ye UEFA karşısında devletin desteği yok! İki kulüp de tahkim kurulu öncesi UEFA’ya karşı çok zorlu bir süreç yaşarlarken yanlarında devletin gücünü hissedemeyecekler. Ne hükümet ne de Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın iki kulübün de yanında yer almayacağı, lobi faaliyetlerine destek vermeyeceği, işlerine karışmayacağı öğrenildi.
PEKİ futbolu bu kadar çok seven bir iradenin sürece “uzak” kalmayı tercih etmesine neler sebep oldu? VATAN’IN Adalet ve Kalkınma Partisi kulislerinden edindiği bilgilere göre öncelikle iki kulübün gösterdiği “aykırı hareketler” bu tepkinin başını çekti.
ÖRNEĞİN Başbakan Erdoğan, F.Bahçe efsanesi Lefter’in cenazesinde kendisinin taraftarlarca yuhalanmasını hiç unutmadı. G.Saray’a yapılan stadın her anında desteği olduğuna inanan Erdoğan açılışta kendisine gösterilen tepkiye de çok üzülmüş ve bunu da yakın çevresinde dile getirmişti.

KİŞİSELLEŞTİRDİLER!
ERDOĞAN, Beşiktaş Çarşı grubunun Gezi protestoları içinde yer almasını da tepkiyle karşıladı. İnönü Stadı’nın yeniden inşaası için bütün engellerin kaldırılmasına onay veren hatta otobüs parkının da inşaat alanına katılarak daha geniş bir alana yayılmasını da sağlamak adına destek veren Erdoğan, Çarşı’nın protestolarından çok rahatsız oldu.
KULİS bilgilerine göre Erdoğan ve Hükümet’in bu tavrına neden olan bir diğer hareket de özellikle F.Bahçe tarafında Başkan Aziz Yıldırım’la tutuklu kalan diğer arkadaşlarının kendi durumlarıyla F.Bahçe’ninkini eşdeğer tutup durumu kişiselleştirmesi oldu. Kendilerine önerilen bütün seçeneklere direnç göstererek “masumuz” söylemiyle inat eden F.Bahçe yönetimi başına buyruk hareketle Türk futbolunun bitmeyen bir kaos içinde kalmasına neden oldu.

(Vatan)
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
cengiz-han
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 12 Jan 2008
Messages: 9968
Localisation: Paris

MessagePosté le: 02 Juil 2013 1:08    Sujet du message: Répondre en citant

Citation:


BILDIRI
29 Haziran 2013

Türkiye'de Gezi protestoları sonrasında iyice gerginleşen ortam ve toplumun kutuplaştırılması nedeniyle hassasiyetlerini ve endişelerini dile getirmek isteyen, çoğu sanatçılardan oluşan halka mal olmuş bir grup isim bugün gazeteye "Kaygılıyız" başlıklı bir ilan verdi.

Yaşar Kemal'den Nuri Bilge Ceylan'a, Ferzan Özpetek'ten Bejan Matur'a farklı sanat dallarından ve siyasi görüşten sanatçının altına imza attığı ilan metni şu şekilde:

"Sanat, hayatımızı diri tutan, bizi acılarımızdan arındıran, soluk almamızı sağlayan nefes borumuzdur. Bu ülkenin toplumsal değerlerine, acılarına her zaman yakın durmuş, sorunlarını gözlemlemiş, bu çabaları sayesinde toplumca ödüllendirilmiş veya bu uğurda acılar çekmiş sanatçılar olarak diyoruz ki:

Ortada yine bir öfke ve nefret kokusu var. Sanatı ve sanatçıyı değersizleştirme, hedef gösterme, itibarsızlaştırma, suçlama, baskı altına alma girişimleri olanca hızıyla sürüp gidiyor. 'Ayaklar baş oldu' sözünü sakınmadan söyleyen dil, topluma nefret tohumları ekiyor. 'Siz ve biz' söylemi, toplumsal kutuplaşmayı keskinleştiriyor.

Biz aşağıda imzası olanlar toplumda yeni mağduriyetler yaşanmaması için nefret dilinin sona ermesini, sanatçıların ve sanat eserlerinin hedef gösterilmemesini ve toplum üzerindeki baskıların kaldırılmasını istiyoruz.

Yaşar Kemal, Ara Güler, Zülfü Livaneli, Orhan Pamuk, Nuri Bilge Ceylan, Fazıl Say, Ferzan Özpetek, Murathan Mungan, Ayşe Kulin, Sırrı Süreyya önder, Halit Kıvanç, Tarık Akan, Elif Şafak, Emrah Serbes, Filiz-Fikret-Otyam, Ahmet ümit, Halit Ergenç, Rutgay Aziz, Çetin Tekindor, Okan Bayülgen, Serra Yılmaz, Volkan Konak, Nebil Özgentürk, Yavuz Bingöl, Sunay Akın, Haluk Bilginer, Can Dündar, Ataol Behramoğlu, Cahit Berkay, Levent Üzümcü, Devrim Erbil, Selçuk Yöntem, Vedat Sakman, Erol Demiroz, Mustafa Alabora, Zeynel Oral, Gürer Aykal, Latife Tekin, Halil Ergün, Ece Temelkuran, Derya Köroğlu, Edip Akbayram, Cihan Ünal, Müjde Ar, Ferhan Şensoy, Leyla Erbil, Onur Akın, Ahmet Telli, Bejan Matur, Yılmaz Odabaşı, Zeki Alasya, Mehmet Aksoy, Ahmet Say, Müjdat Gezen, Yüksel Aksu, Ferhan-Ferzan Önder, Gülsin Onay, Leman Sam, Musa Kart."

Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
SelimIII
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 30 Aoû 2007
Messages: 2211
Localisation: Paris

MessagePosté le: 10 Juil 2013 19:08    Sujet du message: Répondre en citant

Gostericiler Divan oteline siginmis ve polis otelin içine gaz sikmisti... Yandas basin oteli hedef gosterdi. Zaten otel Koç grubuna ait oldugu için yandas sermayeden sayilmazdi...
Hatta basbakan bir arad gostericiler kimler yemek kumanya dagitiyor gibi bir laf da etmisti...

Iste otel yonetimi dayanamamis iftiralara karsi bir bildiri yayinlamis...


v


^
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
cengiz-han
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 12 Jan 2008
Messages: 9968
Localisation: Paris

MessagePosté le: 11 Juil 2013 1:55    Sujet du message: Répondre en citant

Buyurun bir olay daha...

GS'in basketbol oyuncusu sampiyonluk maçindan sonra Gezi'ye destek vermek uzere NTV mikrofonunu yere atmis...
Daha onceleri oynamadigi halde bile Milli Takima çagirilan oyuncu bu sezon son derece formda olmasina ragmen Milli takima çagrilmamis...

Burada bir kin var mi yok mu?

Haber için (ozellikle sosyal medya mesajlarini okuyun)
http://www.hurriyet.com.tr/spor/basketbol/23699165.asp

NTV mikrofonunu yere atma olayi için
http://www.youtube.com/watch?v=EZ-00M-YXCE
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
cengiz-han
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 12 Jan 2008
Messages: 9968
Localisation: Paris

MessagePosté le: 11 Juil 2013 2:27    Sujet du message: Répondre en citant

Ulkeyi % delerle oylesine bolduler ki kin ve nefret bir can daha aldi !

Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
SelimIII
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 30 Aoû 2007
Messages: 2211
Localisation: Paris

MessagePosté le: 16 Juil 2013 13:31    Sujet du message: Répondre en citant

Citation:


Bu nasıl kinmiş
Gezi direnişçileri aynı koğuşa konuldukları tecavüzcülerin, katillerin baskısı altında.

Özlem Güvemli

Cumhuriyet- Gezi Parkı eylemlerine katıldıkları iddiasıyla İstanbul’da tutuklanan 8 kişi, cezaevinde adli koğuşa konuldu. Ağır cezalık mahkûmlarla aynı koğuşta kaldıkları için psikolojik baskı gören 8 kişi gerçek kimliklerini ve Gezi olayları nedeniyle tutuklu olduklarını gizliyorlar. Tutuklulara zorla oruç tutturuluyor, gece nöbetine mecbur bırakılıyor bulaşık-temizlik gibi işleri yapmak zorunda kalıyorlar. Avukatların, hepsinin aynı koğuşta kalması ya da Silivri Cezaevi’ne siyasi mahkûmların yanına nakledilmesi için yaptığı başvurulardan henüz bir sonuç çıkmadı.

6 Temmuz Cumartesi günü Taksim’de gözaltına alınan 8 kişi, halkı isyana kışkırtmak, polise mukavemet ve 2911 sayılı gösteri Yürüyüşleri Yasası’na muhalefetten tutuklandı. Tutukluların baro tarafından atanan gönüllü avukatlarından Elif Çalışkan, 8 kişinin de aynı cezaevinde farklı koğuşlarda cinayet ve tacavüz davalarından mahkûm olmuş ağır cezalık kişilerle birlikte kaldıklarını söyledi. Metris Cezaevi’nde siyasi mahkûm olmadığını, bu yüzden 8’inin birlikte kalması ya da Silivri Cezaevi’ne nakilleri için gereken başvuruları yaptıklarını aktaran Çalışkan, “Koğuşlarının değiştirilmesini istemelerine karşın deşifre olmaktan korktukları için bunu dile getirmeye bile çekiniyorlar” dedi.

Mektup bile yazamıyorlar

Çalışkan, 8 tutuklunun mektup hakkını kullanamadığını, oruç tutmaya zorlandığını, koğuştaki bütün işlerin kendilerine yaptırıldığını, uyurken yataklarının altlarından çekildiğini, geceleri nöbet tuttuklarını anlattı. Çalışkan “İnanılmaz bir baskı altındalar. Polise karşı geldikleri için tutuklandıklarını söylediler herkese. Kendilerine çok kötü davranıyorlar. Şu an gölgelerinden bile korkar hale gelmiş durumdalar” diye konuştu.
8 kişinin de henüz şüpheli durumunda olduğunu ve suçun niteliği gereği adli koğuşa konulmalarının teammüllere aykırı olduğunu vurguladı. Henüz deliller toplanmadığı için iddianamenin bile hazırlanmadığına dikkat çeken Çalışkan, tutuklama karanının hâkimin en son vermesi gereken karar olduğuna vurgu yaptı. Çalışkan delilleri karartma ve kaçma şüphesi bulunmamasına karşın verilen tutukluluk kararını eleştirerek “Karara yaptığımız ilk itiraz hemen reddedildi. Başvuruyu sabah yaptık, öğlen karar çıktı. Dosyayı bile incelemediler” dedi.

Günah keçisi mi olduk?

Geçen hafta meslek odası yöneticisi 12 kişinin tutuklanma istemiyle sevk edildikleri mahkeme tarafından serbest bırakılmalarının tutuklu durumdaki 8 kişiyi büyük bir umutsuzluğa düşürdüğünü de dile getiren Çalışkan, “Aynı hukuk, aynı yasa değil mi? Neden herkese eşit uygulanmadı. Unutulduklarını, günah keçisi olarak seçildiklerini düşünüyorlar. Psikolojileri çok kötü durumda. Hukukun bittiği yerdeyiz” diye konuştu.

Cumhuriyet - 16 Temmuz 2013
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
SelimIII
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 30 Aoû 2007
Messages: 2211
Localisation: Paris

MessagePosté le: 18 Juil 2013 14:38    Sujet du message: Répondre en citant

Palali, sopali adamlari kizgin esnaf diye halka kakalamaya çalistilar. Gidip esnaflar adina açiklama yaptirdilar; sonra Beyoglu esnaflarinin temsilcisi bu adam kim burada tanimiyoruz deyince bir saat içinde adamin dukkanin 3 gunlugune muhurledi AKP'li Belediye...


Ama gerçekleri, yalanla saklamak artik zor...




Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
SelimIII
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 30 Aoû 2007
Messages: 2211
Localisation: Paris

MessagePosté le: 20 Juil 2013 16:37    Sujet du message: Répondre en citant

Evet, dunyada TC Basbakaninin esi yok. Ben bir basbakanin boyle sozler sarfedebilecegini dusunemiyorum !!!

Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
SelimIII
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 30 Aoû 2007
Messages: 2211
Localisation: Paris

MessagePosté le: 24 Juil 2013 16:42    Sujet du message: Répondre en citant

Kadin basortulu, yani Muslumanligini disa vurmus... Ama Y.Ö. yalanci degilse (ki o aslinda yalanci kafirin biridir kimilerine gore) musluman basortulu kadin yalan soyluyor... Ya sekilci muslumanlik olunca yalan ve iftira da olabiliyor.

Ibretlik bir olay daha.

Citation:


Başörtülü bacımızı trende linç etmeye kalktılar filan...


Yilmaz Ozdil > H. 24/07

Ali İsmail henüz komadayken... Barolar Birliği Başkanı Profesör Metin Feyzioğlu, Barolar Birliği’nin iki yöneticisiyle birlikte Eskişehir’e gidiyor, hastanede ziyaret ediyor, doktorlardan bilgi alıyor, umutla bekleyen annesi, babası ve avukat ağabeyiyle görüşüyor.

Ziyarete dair tüm bilgiler, ev sahibi Eskişehir Barosu’nun internet sitesinde yayınlanıyor, kimlerin katıldığı isim isim belirtiliyor.

*

Günübirlik ziyaret sona eriyor. Barolar Birliği’nin üç kişilik heyeti hızlı trene biniyor, Ankara’ya dönüşe geçiyor. Metin Feyzioğlu’nun cep telefonu çalıyor, arayan yabancı bir gazeteci, İngilizce konuşmaya başlıyorlar.
Mevzu elbette gezi parkı olaylarındaki polis şiddeti.

*

Üç beş sıra önde oturan türbanlı bir kadın kalkıyor yerinden, vagonun neredeyse yarısı boşken, Feyzioğlu’nun önündeki sıraya geçiyor, koltukların arasından kulak kabartıyor. Sonra fırlıyor ayağa, “Yalan söylüyorsun, polis kimseye zarar vermiyor, hem bunları söyleyeceksin, hem de bizim yaptığımız hızlı trene bineceksin, git kara trene bin” diye bağırıyor.

*

(Bu türbanlı kadının, kalkınma bakanı yardımcısı, eski AKP milletvekilinin eşi olduğu anlaşılıyor. Hızlı trenin niye “hepimize ait olmadığı” anlaşılamıyor.)

*

Neyse... Feyzioğlu her zamanki sakinliğiyle cevaplıyor. “Lütfen, insanların telefonda konuştuklarına müdahale edemezsiniz” diyor. Hepsi bu. İkinci cümle yok. Kadın susmuyor. Hem söylenmeye devam ediyor, hem de cep telefonuyla Feyzioğlu’nun fotoğrafını çekmeye çalışıyor. O sırada, önlerde oturan bir adam müdahale ediyor, “Utanmıyor musunuz tek başına bir kadına yüklenmeye” diyor!

*

Vaziyet anlaşılıyor. Hır çıkması için özel çaba var. Büyük ihtimal, Ankara’da, son durakta, yandaş medya kameralarıyla karşılama töreni yapılacak. Ayılma bayılma, akşam cümleten ana haber bülteni... Feyzioğlu ve arkadaşları, bir durak önce inmeye karar veriyor. Tren Sincan’da duruyor, ayağa kalkıyorlar. E sürpriz tabii... Kadının telefonda konuştuğu kişiye “Hay Allah iniyorlar” dediği duyuluyor.

*

Aynı gün, söz konusu kadın, yaşadıklarını sosyal medyada paylaşıyor.
“Hızlı trende vatan haini... Beni de linç edeceklerdi ama, Allah ayaklarına dolandırdı” diyor.

*

Bir ay sonra, savcılığa suç duyurusunda bulunduğu ortaya çıkıyor. Metin Feyzioğlu hakkında “hakaret”ten, barolar birliği yönetim kurulu üyeleri Sabri Çepik ve Kürşat Karacabey hakkında “yaralamaya teşebbüs”ten soruşturma açılıyor.

*

Küçük bi pürüz var...
Sabri Çepik trende yok!

*

Yaralamaya teşebbüsten işlem yapıldığına göre, kadına fiziken saldırmış olması lazım... Ama, trende bile değil.

*

Çünkü “başörtülü kadına saldırdılar” falan diye manşet üstüne manşet atan gazteci kılıklı tipler, “Kardeşim, bu adamlar kadına saldırırken kartvizit mi verdi, kadın bunların ismini nerden biliyor, polis yok, tutanak yok, hadi Metin Feyzioğlu’nu tanıyor diyelim, öbürlerinin alınlarında mı yazıyor” diye sormuyor.

*

Peki, nasıl oluyor da oluyor?
Metin Feyzioğlu, Sabri Çepik ve Kürşat Karacabey adına üç gün önce bilet alınıyor. Seyahat günü, Sabri Çepik’in katılması gereken bir toplantı çıkıyor. Ankara’da kalıyor. Eskişehir’e bir başkası gidiyor. Ama suç duyurusundan anlaşıldığı kadarıyla, bilet alındığı anda, zaten “iddianame” yazılıyor.

*

Bitmedi...
“Türbanlı kadını trende yaraladı” denilen dakikalarda, Sabri Çepik nerede? Barolar Birliği’yle yürütülen bir proje için, Adalet Bakanlığı’yla toplantıda iyi mi!

*

“Kalkınma” bakanı yardımcısının eşi mağdureyken, “Adalet” Bakanlığı sanıkların şahidi yani... Biri yapar biri bozar misali, tam “Adalet” ve “Kalkınma” partisi.

*

Dolayısıyla, yandaş medyaya burdan çağrıda bulunuyorum. Başörtülü bacımıza trende saldırdılar fiyaskosundan
bi şey tutturamayacağınız belli... Sincan’da indiklerine göre, kesin 28 Şubatçıdır bunlar, bence ordan deneyin!
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
duygu
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 23 Sep 2008
Messages: 3460

MessagePosté le: 25 Juil 2013 0:30    Sujet du message: Répondre en citant

Geçtigimiz gunlerde asagidaki yaziyi aldim mail ile; ama bu kadari da olmaz deyip onemsemedim, bilgi kirliligi, propaganda olarak algiladim. Ancak yukarida özdil'in yazisini okuyunca bunun da olabilecegine kanaat getirdim.

Citation:

.

Citation:
"Gezi 'deki savasi kazanmak icin her yol mubahtir "
felsefesinin tatbik edildigi anlasiliyor..
Inanilmaz bir kin, nefret ve "yoketme " hissi olmadan yasanamayacak provokasyonlar ve tesebbusler bunlar...!..


GEZİ ÇİFTİ NURAY VE ÖZGÜR'ÜN ANLATTIKLARINDAN ;

PROVAKASYONLARDAN BİR DEMET !!!

"O kadar trajik şeyler yaşadık ki. Mesela çantayla para getirdiler. Muhtemelen polis, o an çok idrak edemiyorsun olayı. Kadının biri geldi yanında bir tane adam var, çantayı açtı içinde 10 bin euro para, dedi biz bunu Fransa'dan size toplayıp getirdik. Dedim biz para almıyoruz ki, - iyi niyetli de bir sürü para geldi, bankacılar, onlar bunlar toplamışlar, ama onları da kabul etmedik- aa dedi olurmu öyle, o zaman şey yapalım Özgür biz senin hesap numaranı alalım parayı sana atalım dedi. Bir dakika müsaade istedim, içeri gidip alınacaklar listesi yaptım, bunları istiyorum dedim, telefon numarası aldım bir de. Biliyorum ama almayacaklar, iki saat sonra aradım, şu an müsait değilim dedi, bir daha da aramadım, bir şey de almadılar. Ki parayı ne yapalım, para geçmeyen bir yer cidden almıyoruz. Dümendi, yani dışarıdan para alındı, yok faiz lobisi diye bir şeyleri bağlayacak orada. Böyle teyidleyebileceğim bir sürü olay yaşadık her yolu denediler."

"Fare zehiri buldum bir kere. İlaçlar geldi bir poşette, normalde biz antibiyotik kabul etmiyorduk. Antibiyotik başka şeylere sebep olabilir, adama test yapamıyorsun, nasıl vereceksin, reaksiyon verecek, şişecek belki adam. İlaçları yerlerine koyuyoruz, bir arkadaş antibiyotik koyuyor, dedim onu koyma almıyoruz, açıp dökelim. Bir baktım şişe daha önceden açılmış. İçinde toz çıktı, sarı un kıvamında toz. Veteriner arkadaş vardı, o da anlam veremedi bu ne ya. Bu işte bir iş var, kapak açık çünkü. Bir laborant arkadaş vardı abi ben bunu analiz ettireyim dedi. Üç saat sonra yanımıza bir kağıtla geldi, fare zehiri çıktı. Yani orada bizim bir hastaya o ilacı verip bizim öldürmemizi beklediler."

"Bir de bir uyuşturucu meselesi oldu. Bonzai diye bir uyuşturucu var, dünyanın en tehlikeli uyuşturucularındandır, esrara benzer, ama kimyasal ve çok tehlikeli. Son bir hafta bunu dağıtmaya çalıştılar içeride. Biz bunu fark ettik. Yine polisler, siviller çıktı arkasından. Sigara şeklinde dağıtmaya çalışıyorlardı. Hırvatistan'da bir üniversitede foruma katılmıştım, bonzai ile ilgiliydi, oradan da bilgim var. Bonzai içen birine ilaçla müdahale edemiyorsun, hiç bir şekilde işe yaramıyor. Bonzai ölüm hissi veriyor, sen sürekli öldüğünü düşünüyorsun. Kalp ve nabız hızlanıyor. Bir tane kızcağız geldi, nabzı 265 imkansız olamaz. Elini tutup konuştum, buradasın, yaşıyorsun, saat şu, ölmüyorsun diye öyle konuşarak bende kalmasını sağladım. Sonra kendine geldi, 5 dakika sonra tekrar krize gireceksin korkma dedim, böyle atlattık. Sonra kız bize kaynağı gösterdi, onlar da siviller çıktı. Böyle insanları sürekli öldürmeye çalıştılar. Bir arada uyanık davranmasak ve birlikte hareket etmesek neler olurdu düşünmek istemiyorum."

"Başka..., fuhuş yakaladık. O nasıl oldu. Büyük baskına bir gün kala, çocuklar geldi bizim, aşağıda bir çadır var, adam alıyor sürekli ve kadını da tanıyoruz fuhuş sektöründe. Dedim çadır nerede, çok stratejik bir yerde, Divan'dan gelirken iki merdiven var hemen çık orada sağda yükselti var çimenlik tam orada. Tezgah tam orada. Etrafa bir baktım. Divan'ın çaprazına hemen 20-25 m. uzaağına tripotu koymuşlar, direk orada abiler. Direk oraya kadrajı koymuşlar, görüntü alıcaklar, tezgah belli, Gezi'de fuhuş diye verecek sonra. Ne yapsak, ne yapsak, dedik çadırın fermuarını çekin, öyle içindekilerle getirin. 40 kişi gitti işte çadırı söktü dışarı çıkardı parçaladı falan. Kadını itiraf ediyor 500 TL para almış bu işi yapmak için, para da üstünde, bu Gezi'de ücretsiz yapıyor işi. Demişler 8-10 kişi al diye sayı vermişler, çekim öyle tamamlanacak. İmha edildi."

Hain provakatörlerin yaptıklarından yalnızca birkaçı
Tayyip de bunları okusun Vali efendi de !!


Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
SelimIII
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 30 Aoû 2007
Messages: 2211
Localisation: Paris

MessagePosté le: 27 Juil 2013 17:22    Sujet du message: Répondre en citant

SelimIII a écrit:
Başbakan Erdoğan :
“Bir bankanın genel müdürü çıkıp da bu vandalizmi organize edenlerin yanında olduğunu söylüyorsa bunlar karşısında bizi bulacaklardır”






ve bir de


v

SelimIII a écrit:


^
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
Montrer les messages depuis:   
Poster un nouveau sujet   Répondre au sujet    Forums d'A TA TURQUIE Index du Forum » Forum en langue turque Toutes les heures sont au format GMT + 2 Heures
Aller à la page 1, 2, 3, 4, 5, 6  Suivante
Page 1 sur 6

 
Sauter vers:  
Vous ne pouvez pas poster de nouveaux sujets dans ce forum
Vous ne pouvez pas répondre aux sujets dans ce forum
Vous ne pouvez pas éditer vos messages dans ce forum
Vous ne pouvez pas supprimer vos messages dans ce forum
Vous ne pouvez pas voter dans les sondages de ce forum


Powered by phpBB v2 © 2001, 2005 phpBB Group ¦ Theme: subSilver++
Traduction par : phpBB-fr.com
Adaptation pour NPDS par arnodu59 v 2.0r1

Tous les Logos et Marques sont déposés, les commentaires sont sous la responsabilités de ceux qui les ont postés dans le forum.