54 visiteur(s) et 0 membre(s) en ligne.
  Créer un compte Utilisateur

  Utilisateurs

Bonjour, Anonyme
Pseudo :
Mot de Passe:
PerduInscription

Membre(s):
Aujourd'hui : 0
Hier : 0
Total : 2153

Actuellement :
Visiteur(s) : 54
Membre(s) : 0
Total :54

Administration


  Derniers Visiteurs

murat_erpuyan : 03h21:38
yus_dkr : 17h38:43
Philippe : 18h26:59
Raamses : 18h52:01
Georges : 21h05:11


  Nétiquette du forum

Les commentaires sont sous la responsabilité de ceux qui les ont postés dans le forum. Tout propos diffamatoires et injurieux ne sera toléré dans ces forums.


Forums d'A TA TURQUIE :: Voir le sujet - "Vous avez dit Taner Akçam" !
Forums d'A TA TURQUIE Index du Forum Forums d'A TA TURQUIE
Pour un échange interculturel
 
 FAQFAQ   RechercherRechercher   Liste des MembresListe des Membres   Groupes d'utilisateursGroupes d'utilisateurs    

"Vous avez dit Taner Akçam" !
Aller à la page Précédente  1, 2
 
Ce forum est verrouillé; vous ne pouvez pas poster, ni répondre, ni éditer les sujets.   Ce sujet est verrouillé; vous ne pouvez pas éditer les messages ou faire de réponses.    Forums d'A TA TURQUIE Index du Forum » La vie sociale, économique & politique en Turquie mais aussi en France
Voir le sujet précédent :: Voir le sujet suivant  
Auteur Message
administrateur
Admin
Admin


Inscrit le: 16 Fév 2009
Messages: 741

MessagePosté le: 01 Fév 2012 16:56    Sujet du message: Répondre en citant

KralAuriverde a écrit:


gibi tehcir ne yazık ki büyük acılara sebebiyet vermiştir. Bayburt Mal Müdürü Ovakim Efendi de tehcire tabi tutulma korkusu ve paniği ile Bayburt’ta ailesi ile birlikte intihar etmiştir. Savaş sonrası kurulan askeri mahkemelerde Bayburt Davası da görülmüş ve mahkeme eski Bayburt Kaymakamı Nusret Bey’i Ovakim Efendi’nin intiharından sorumlu tutmuştur. Fakat Nusret Bey kendisin bu intiharda bir rolü olduğunu reddetmiş ve savunmasında şunları belirtmiştir:
Ma aile intihar eden Mal Müdürü arz eylediğim vecihle devr için tehcirden tehir edilmiş bir müddet sonra Mahmut Kamil Paşa'nın mülkiye memurlarını idam ile tehdit eden ihraç emrini jandarma dairesine havale etmekten başka bir kusurum olmadığı halde anılan emrin jandarma dairesinden kendisine tebliğden sonra intihar etmesi…45
Fakat Mahkeme verilen kararnamede Nusret Bey’in savunmasını kabul etmemiş ve Nusret Bey’in savunmasında bahsettiği Mahmut Kamil Paşa’nın “ihraç emri” ise kararnamede “güya tehcirden sonra gelen bir emirde hiç bir Ermeni bırakılmaması işar[ı]” şeklinde ifade bulmuştur:
Nusret Bey güya tehcirden sonra gelen bir emirde hiç bir Ermeni bırakılmaması iş'ar ve bırakıldığı taktirde i'dam ile tehdid ve icbar olunduğundan dolayı ma aile intihar eden Bayburt Mal Müdiri Ovakim Efendiyi dahi tehcire tabi tuttuğunu ve binaenaleyh mumaileyhin keyfiyet-i intiharında sun'u dahli olmadığım serd etmekte ise de…46
Başka bir deyişle kararnamede “güya tehcirden sonra gelen bir emirde hiçbir Ermeni bırakılmaması iş’ar[ı]” şeklinde ifade edilen emir, Nusret Bey’in savunmasında bahsettiği, (karargâhı Erzurum’da bulunan) 3. Ordu komutanı Mahmut Kamil Paşa’nın “ihraç emri”dir. Taner Akçam, kararnamede söz konusu ihraç (sürgün) emri için kullanılmış “hiçbir Ermeni bırakılmaması” şeklinde geçen metni “hiçbir Ermeni’nin hayatta bırakılmaması” şeklinde değiştirmiş ve söz konusu emrin aslında Erzurum’daki 3. Ordu komutanı Mahmut Kamil Paşa’nın “ihraç emri” olmasına rağmen, bunu “İstanbul’dan gelen bir emir” şeklinde sunmuştur. Yazar kullandığı kaynak üzerinde bu şekilde oynayarak tehcir sürecinin aslında bir imha ve soykırım süreci olduğunu kanıtlamaya çabalamaktadır. Yazarın kullandığı kaynaklar üzerinde bu şekilde oynaması kendisinin itibarı ve güvenirliği hakkında ciddi şüpheler uyandırmaktadır. Kaldı ki mahkeme kararnamede böyle bir emrin varlığını reddetmiş ve buna “güya” gelen bir emir olarak atıfta bulunmuştur. Yazarın bu hususu hiç dikkate almayışı da bu bakımdan oldukça anlamlıdır.
Abidin Nesimi’nin Anıları
Taner Akçam’a göre bazı durumlarda Ermeniler için verildiği iddia edilen “imha emirlerine” uymayı reddeden devlet memurları öldürülmüş ve hatta bir kaymakam’ın oğlu da bunu doğrulamıştır:

14
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
administrateur
Admin
Admin


Inscrit le: 16 Fév 2009
Messages: 741

MessagePosté le: 01 Fév 2012 16:58    Sujet du message: Répondre en citant

KralAuriverde a écrit:


Bazı durumlarda işbirliğine yanaşmayan memurlar öldürüldüler. Lice Kaymakamı Hüseyin Nesimi şifahen verilmiş emirlere uymayı reddeder ve emrin yazılı bir nüshasının verilmesini ister. Görevinden azledilip, Diyarbakır’a çağrılır ve yolda öldürülür. Kaymakam’ın oğlu Abidin Nesimi devlet memurlarının ortadan kaldırılmasının… Diyarbakır Valisi Mehmet Reşit tarafından emredildiğini yazmıştır. “Basra Valisi Ferit, Müntefak mutasarrıfı Bedri Nuri, … Beşiri kaymakam vekili Sabit, gazeteci İsmail Mestan” öldürülenler arasında bulunmaktadır. Bu cinayetlerin nedeni açıktır: “Katliama muhalefet edecek kadronun tasfiyesi kaçınılmazdı…”(s.166–167).
Ne yazık ki devlet memurlarının öldürülmelerini Mehmet Reşit’in emrettiğini yazan, Abidin Nesimi değil Taner Akçam’dır. Abidin Nesimi’nin söylediği Mehmet Reşit’in valiliği döneminde bazı faili meçhul cinayetler işlendiğidir:
Dr. Reşit Irakta bulunduğu dönemde ve daha sonra Diyarbakır valiliği sırasında faili bulunamayan birçok cinayetler olmuştur. Bunların içinde en önemlileri Basra Valisi Ferit’in, Müntefek mutasarrıfı Bedi Nuri’nin, Lice kaymakamı babam Hüseyin Nesimi’nin, Beşiri kaymakam vekili Sabit’in, gazeteci İsmail Mestan’ın vb. öldürülmeleridir... Bu Çerkez jandarma ekibi ve milis Kürtler olan Bedirhani, Milli ve Karakeçili aşiretleri mensuplarıyla Ermeni tehcirinin gerçekleştirilmesi imkânsızdı. Çünkü bu kadro yağma ve talan kadrosudur. Bu yüzden bu kadro tehciri yapamamış ve onu katliama dönüştürmüştür. Yağma ve talanı gerçekleştirmeye muhalefet edecek kadronun da tasfiyesi kaçınılmazdı. Bu itibarla bu kadro yukarıda adı geçen kişilerin de tasfiyesini zorunlu görmüştü.47
İlk olarak belirtmek gerekir ki yukarıda adı geçenler arasında “Bedi Nuri” yanlış ve yersiz bir örnek oluşturmaktadır. Bedi Nuri Ermeni tehciri başlamadan yaklaşık iki yıl önce 20 Haziran 1913’te öldürülmüştür48 ve bu tarihte Mehmet Reşit Diyarbakır Valisi değil Rize mutasarrıfı idi.49
Abidin Nesimi Diyarbakır Vali Dr. Reşit’in babasının öldürülmesiyle ilgili sorumluluğuna dair50 ise şunları yazmıştır:
Babamın öldürülmesi olayında Dr. Reşit’in bir emri var mıdır? Yoksa bu olay onun bilgisi dışında mı olmuştur? Bu soruların cevabını Dr. Reşit’in “Müdafaaname”sinden öğrenebiliriz… Bu “Müdafaaname”sinde Dr. Reşit, babama karşı son derece hürmetkâr olduğunu, vücudunun millete büyük faydalar bırakacağı nitelikte olduğunu, onun öldürülmesine emir vermesinin imkânsız olduğunu yazmıştır. Pek doğaldır ki, babamın bu adla anılan seyyar jandarma müfrezesince öldürüldüğü için Dr. Reşit’e karşı sempatim olamaz.


15
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
administrateur
Admin
Admin


Inscrit le: 16 Fév 2009
Messages: 741

MessagePosté le: 01 Fév 2012 16:58    Sujet du message: Répondre en citant

KralAuriverde a écrit:


Dr. Reşit üzerine araştırmalar yaptım. Dr. Reşit’i sürgün bulunduğu Trablusgarb’daki sürgün arkadaşlarından ve diğer kişilerden, özellikle Trablusgarb valisi Giritli Celal Bey’den soruşturdum. Rahmetli Cami Baykurt da, Celal Bey de onun lehinde şahadette bulunmuşlardır. Dr. Reşit’in iyi niyetli fakat dar görüşlü birisi olduğu kanısındayım.51
Taner Akçam’ın bu kaynağı kullanımıyla ilgili olarak çok ciddi iki sorun öne çıkmaktadır:
a)
Taner Akçam, Abidin Nesimi’nin hatıratında geçen “yağma ve talanı gerçekleştirmeye muhalefet edecek kadronun tasfiyesi kaçınılmazdı” cümlesini değiştirerek “katliama muhalefet edecek kadronun tasfiyesi kaçınılmazdı” şeklinde alıntılamaktadır ki bu Akçam’ın ne kadar rahat bir şekilde kullandığı kaynaktaki kelimeleri çıkarıp, kendi eklediği kelimelerle değiştirerek tahrif ettiğinin başka bir örneğidir. Daha önce bahsi geçen Ahmet Refik örneğine benzer bir şekilde yazar orijinal kaynaktaki “yağma ve talan” kelimelerini çıkarıp kendi kelimesi olan “katliam” kelimesini yerleştirmiştir.
b)
Akçam’ın aksi yöndeki iddialarına rağmen, Abidin Nesimi hiçbir yerde babasının ve söz konusu devlet memurlarının Vali Mehmet Reşit’in emriyle öldürüldüklerini yazmamaktadır, tersine Abidin Nesimi bu soruya cevap bulmak için başka bir kaynağa işaret etmekte ve söz konusu kaynak da (yukarıda görülebileceği gibi) Akçam’ın iddialarına tamamen zıt bir görüşü belirtmektedir. Akçam bir kez daha iddialarını desteklemeyen bir kaynağa yanıltıcı bir şekilde atıfta bulunmaktadır.
İkili Mekanizma
Yazar Ermenilerin korunmasına yönelik Dâhiliye Nezareti telgraf emirlerin bir öneminin bulunmadığını, bunların aslında yabancı büyükelçileri susturmak için yazıldığını ve bu emirlerin daha sonra şifreli emirlerle iptal edildiğini ileri sürmektedir. Akçam “ikili mekanizma”52 olarak adlandırdığı bu iddiasına zemin oluşturmak için Talat Paşa’nın kişiliği üzerinde de bazı değerlendirmelerde bulunmaktadır (s.169–170). Yazar, yabancı büyükelçilere gösterilmiş telgrafları bu şekilde açıklamaya çalışırken, benzeri emirleri içeren ve yabancı diplomatlara gösterilmemiş gizli ve şifreli telgrafları açıklama konusunda yetersiz kalmaktadır.
Akçam’a göre, Falih Rıfkı Atay, Talat Paşa için “bir emri yolladıktan kısa bir süre sonra şifreli tel ile iptal etmek sürekli yaptığı bir iştir” demiştir (s.170). Yazar burada gene kullandığı kaynağın ötesine giderek, referans verdiği kaynakta bulunmayan ifade ve yorumları ekleme alışkanlığının bir başka örneğini vermektedir. Falih Rıfkı’nın aktardığı bu olayın geçtiği kaynakta bunun Talat Paşa’nın sürekliği yaptığı bir iş olduğuna dair hiçbir ifade olmamasının yanı sıra daha önce yollanmış “bir emir”den de bahsedilmemektedir:


16
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
administrateur
Admin
Admin


Inscrit le: 16 Fév 2009
Messages: 741

MessagePosté le: 01 Fév 2012 16:59    Sujet du message: Répondre en citant

KralAuriverde a écrit:


Bir gün [Talat Paşa] yine kalemden çağırtmıştı. Yanında bir müracaatçı vardı: “İzmit mutasarrıfına bir mektup yazınız, Beyfendinin işini mutlaka yapmasını tavsiye ediniz”, demişti. Yazıp götürdüm. İmzaladı, adamcağız mektubu aldı ve teşekkür ederek gitti. Biraz sonra nazırın yine beni istediğini söylediler. Gittim:
— İzmit mutasarrıfına bir şifre yaz. Gönderdiğim mektubun bir ehemmiyeti yoktur, diye bildir, dedi.53
Yazarın eklemelerinin dışında, bu olay yazarın ileri sürdüğü iddialı tezleri destekleyecek türden de görünmemektedir.
Akçam “ikili mekanizma” iddiasını kanıtlama hevesiyle bir adım daha ileri giderek, Katolik ve Protestanların yerlerinde bırakılmalarına dair söz verilmesine rağmen bunlarında tamamının sürüldüğünü ve bu durumu Osmanlı belgelerinin de doğruladığını ileri sürmektedir:
18 Eylül 1915’te Kayseri, Eskişehir, Niğde ve Diyarbakır’dan yollanan telgraflar bu vilayetlerdeki tüm Ermenilerin sürüldüğünü ve hiçbirinin kalmadığını bildirmektedir (s.177).
Yazar’ın kullandığı kaynaklar kontrol edildiğinde aslında durumun pek de böyle olmadığı ortaya çıkmaktadır. Kayseri’den gönderilen telgraf “dâhil-i livâda kalan dört bin dokuz yüz on bir neferi asker â’ilesi ve cüz’î mikdârı Protestan ve Katolik bakâyâsı”54 olan Ermenilerden bahsetmektedir. Niğde’den gönderilen telgraf ise “ Livâ dâhilinde Katolik ve Protestan ve Ermeni olmak üzere iki yüz yirmi bir nüfus”55 kaldığını belirtmektedir. Eskişehir’den gönderilmiş telgrafta ise “Livâ dâhilindeki Ermenilerden ihrâcı îcâb edenler yedi bin râddesinde olup kâffesinin sevk edilmiş olduğu arz olunur”56 denmektedir ki bu da tüm Eskişehir Ermenilerinin tehcire tabi tutulduğu ve Eskişehir’de Ermeni kalmadığı anlamına gelmemektedir. Eskişehir’in Ermeni nüfusu için verilen rakamların 7 bin’in üzerinde olmasının yanı sıra,57 Taner Akçam’ın kitabında çeşitli iddiaları için kaynak olarak kullandığı Ahmet Refik de Katolik ve asker ailesi mensubu olan Ermenilerin Eskişehir’de kaldığını belirtmiştir.58
Sonuç olarak maalesef Akçam atıfta bulunduğu belgeleri yanlış ve yanıltıcı bir şekilde sunmaktadır ve bunlar Akçam’ın iddialarına zıt bilgiler ihtiva etmektedir. Bu nedenle yazarın “ikili mekanizma” iddiası kötü belgelenmiş ve ikna edici olmaktan uzak durmaktadır.
Trabzon Mebusu Mehmet Emin Bey
Yazar kimi zaman metni değiştirerek tahrif etmenin dışında kullandığı metinleri eksik vererek kendi tezlerini destekleyecek halde sunmaktadır:
Trabzon mebusu Mehmet Emin Bey Meclis-i Mebusan’ın bir oturumunda Ermenilerin kayıklara doldurup daha sonra denize


17
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
administrateur
Admin
Admin


Inscrit le: 16 Fév 2009
Messages: 741

MessagePosté le: 01 Fév 2012 17:00    Sujet du message: Répondre en citant

KralAuriverde a écrit:


döküldüklerine şahit olduğunu söylemiştir: “Ordu kazasında bir Kaymakam vardı. Ermenileri kayığa doldurarak Samsun'a göndermek bahanesi ile denize döktürdü. “(s.181).
Akçam’ın gerisini aktarmadığı bu konuşmanın devamında Mehmet Emin Bey söz konusu kaymakam’ın görevinden azledildiğini ve mahkemeye verildiğini aktarmaktadır:
Ordu kazasında bir Kaymakam vardı. Ermenileri kayığa doldurarak Samsun'a göndermek bahanesi ile denize döktürdü. Vali Cemal Azmi'nin de aynı muameleyi yaptığını işittim. Oraya kadar gidemedim. Ordu kazasından dönmeye mecbur oldum. Buraya gelir gelmez meşhudatımı Dâhiliye Nazırına söyledim. O vakit müfettiş gönderdiler ve Kaymakamı azl ettiler. Tahtı muhakemeye aldılar.59
Görülebileceği gibi yazar söz konusu konuşmanın sadece kendi tezine uyan kısmını aktarmakta ve gene okuyucular üzerinde yanlış izlenimler bırakmaktadır.
Hüseyin Kazım Kadri
Akçam ayrıca ilgisiz olayları bir araya getirerek de okuyucu üzerinde yanıltıcı fikirler bırakmaktadır. Örnek olarak, yazar Hüseyin Kazım Bey adında iyi niyetli, Ermenilere yardım etmeye çalışan fakat bu konuda yetkililer tarafından güçlüklerle karşılaşan ve Ermenilerin yok edilmesinden korkan bir görevliden bahseden bir Alman raporundan alıntı yapmaktadır (s.186). Taner Akçam bunun hemen arkasından şöyle yazmaktadır: “daha sonra… Hüseyin Kazım anılarında ‘yalnız Lübnan’da Hükümetin suikastına kurban giden insanların adedinin 200,000’ olduğunu yazmıştır”(s.186). Ancak okuyucuların burada farkına varamayacağı, Hüseyin Kazım Bey’in bu sözlerinin aslında Osmanlı Ermenileri veya Ermeni tehciri ile hiçbir alakası olmadığı gerçeğidir. Hüseyin Kazım, devlet memurlarının yaptığı ve savaş sırasında oldukça yaygın olan yolsuzluklar sonucu yerel halkın düştüğü mağdur ve sefil durumu anlatırken bu sözleri kullanmıştır:
“Bir ipek yolsuzluğu rezaleti vardı ki bunu hakkıyla tasvire kimse muvaffak olamaz. Almanya’da ve İsviçre’de altın para ile 600 yüz lira tutan her bir balya ipek sahiplerinin elinden bin bir türlü tehditler, tazyikler, küfür ve hakaretler ile 300 kâğıda alındı… Halkın sefaletinden yararlanmak, fukaranın açlığıyla doymak, ölümüyle hayat bulmak, memlekette alışkanlık halini aldı. Ve bu çığırı açan hükümetin büyük memurları oldu. O zaman her tarafta binlerce günahsız adamların, kadınların ve çocukların en feci halde düşüp öldükleri görüldü. Yalnız şu bedbaht Lübnan’da hükümetin suikastına [kötü niyetine] kurban giden zavallıların sayısı 150–200 bine çıkar.60
Akçam birbiriyle ilgisi olamayan iki ayrı olayı ardı ardına sıralayarak orijinal kaynaktaki anlamı değiştirmekte ve bir kez daha okuyucularını yanlış yönlendirmektedir.


18
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
administrateur
Admin
Admin


Inscrit le: 16 Fév 2009
Messages: 741

MessagePosté le: 01 Fév 2012 17:00    Sujet du message: Répondre en citant

KralAuriverde a écrit:


Ayrıca Hüseyin Kazım Bey’in kullandığı “150–200 bin” rakamının Akçam’ın metninde sadece “200,000” olarak verilmesi de dikkati çeken başka bir husustur.


SONUÇ
Bu incelemede sunulan sınırlı sayıda örnek Taner Akçam’ın konuya yaklaşımının bilimsel, tarafsız ve dürüst olduğu konusunda ciddi şüpheler uyandırmaktadır. Tersine bu durum yazarı zaten kendinde önceden yerleşmiş bulunan fikirleri, kullandığı kaynakları tahrif ederek kanıtlama çabasına iten, aşırı tarafgir bir tutuma işaret etmektedir.
Kitaba ilişkin en önemli sorun Akçam’ın konuyu ele alırken sergilediği dürüst olmayan tutumundan kaynaklanmaktadır ve bu durum Akçam’ın çalışmasına ne derecede itibar edilebileceğine de ışık tutmaktadır. Akçam’ın başka bir yazısında kendisinin de belirttiği gibi “Akademik dünyaya, “acaba alıntılar doğru mu aktarılmış” biçiminde bir kuşkunun egemen olması bilimsel ortamı zehirleyecek en önemli kuşkudur. Karşınızdakinin, elindeki belgeyi tahrif etmeden aktardığına inanmanız, yani akademik dürüstlük, bilimsel tartışmanın olmazsa olmaz ön koşuludur.”61 Bu bağlamda Akçam’ın kendini çeşitli kaynak tahrifatları ile açığa vuran bu dürüst olmayan yaklaşımı, Akçam’ın iddialarının ve vardığı sonucun doğruluğu hakkında ciddi kuşkular doğurmaktadır. Dolayısıyla bir “bilimsel tartışmanın olmazsa olmaz ön koşulu”ndan yoksun olan Akçam’ın bu kitabına ciddi okur ve araştırmacılar büyük bir ihtiyatla yaklaşmalıdırlar.
ERMAN ŞAHİN
NOTLAR
1 Taner Akçam, İnsan Hakları ve Ermeni Sorunu, İttihat ve Terakki'den Kurtuluş Savaşı'na, Ankara: İmge Kitabevi, 1999
2 Edward J. Erickson, “Armenian Massacres: New Records Undercut Old Blame”, Middle East Quarterly, Cilt. 13, No. 3, 2006, s. 67–75; and Guenter Lewy, The Armenian Massacres in Ottoman Turkey: A Disputed Genocide, Salt Lake City, UT: The University of Utah Press, 2005, s. 82–88.
3 Cemal Kutay, Birinci Dünya Harbinde Teşkilat-ı Mahsusa ve Hayber’de Türk Cengi, İstanbul: Tarih Yayınları, 1962, s. 17–18.
4 Nedim İpek, Rumeli’den Anadolu’ya Türk Göçleri (1877–1890), Ankara: Türk Tarih Kurumu, 1994, s. 207
5 Mustafa Aksakal, Defending the Nation, The German-Ottoman Alliance of 1914 and the Ottoman, Decision for War, Basılmamış Doktora Tezi, Princeton University, NJ, 2003, s. 150.
6 Ibid, s.139
7 Yusuf Hikmet Bayur, Türk İnkılâbı Tarihi, Cilt. 3, Kısım 2, Ankara: Türk Tarih Kurumu, 1983, s. 480
8 Erik Jan Zürcher, “Jön Türkler: Sınır Bölgesi Çocukları”, Savaş, Devrim ve Uluslaşma Türkiye Tarihinde Geçiş Dönemi (1908–1928). İstanbul, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, 2005, s.153: “1912-1913'te, bu tarihten otuz yıl kadar önce Balkan vilayetlerinde doğmuş olan tüm Jön Türk subay ve memurları, bir anlamda atalarından kalmış evlerini ve yurtlarını kaybettiler. Pek çok durumda aileleri kaçmak zorunda kalmış ve Osmanlı İmparatorluğu'nun çeşitli yerlerinde göçmen (muhacir) konumuna düşmüşlerdi. Ancak şaşırtıcı bir şekilde bu durum, Jön Türkler'de eski toprakları kurtarma ya da intikamcılık gibi duyguları geliştirmedi. Tersine aralarından pek çoğunun, kendilerine tamamen yabancı bir ülke olarak gördükleri Anadolu'yu yeni bir anavatan olarak benimsemelerine yol açtı.”


19
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
administrateur
Admin
Admin


Inscrit le: 16 Fév 2009
Messages: 741

MessagePosté le: 01 Fév 2012 17:01    Sujet du message: Répondre en citant

KralAuriverde a écrit:


9 Feroz Ahmad, “Review of Germany and the Ottoman Empire 1914–1918, by Ulrich Trumpener”, Middle Eastern Studies, Cilt 6, No. 1, 1970, s. 104–105. Ayrıca panturanizm ve panislamism gibi ideolojilerin savaş sırasında Osmanlı siyasetinde ne derecede etkili olduğu konusunda bakınız Michael A. Reynolds, The Ottoman–Russian Struggle for Eastern Anatolia and the Caucasus 1908–1918: Identity, Ideology and the Geopolitics of World Order, Yayınlanmamış Doktora tezi, Princeton University, NJ, 2003.
10 Nejdet Bilgi, Yozgat Ermeni Tehciri Davası, İstanbul, Kitabevi Yayınları, 2006, s.256 “İkdam Versiyonu”.
11 Hüseyin Cahit Yalçın, Siyasal Anılar, İstanbul, İş Bankası Kültür Yayınları, 1976, s. 207
12 Sermet Atacanlı, Atatürk ve Çanakkale’nin Komutanları, İstanbul: MB Yayınevi, 2006, s. 61. Ayrıca bakınız Şaduman Halıcı, “Tanin Gazetesine Göre Çanakkale Geçilmez” Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, Cilt 21, Sayı 61, Mart 2005, s.173: “Enver Paşa ise [Çanakkale Cephesine] ikinci ziyaretini 29 Haziran 1915’te yaptı. Bu kez heyet kalabalıktı. Heyette Şehzade Yusuf İzzettin Efendi ve Nuri Paşa, Ayan ve Mebusan üyeleri ile birlikte Tanin Gazetesinden Hüseyin Cahit de bulunuyordu.”
13 Yalçın, Siyasal Anılar, s. 233
14 N. Bilgi, Yozgat Ermeni Tehciri Davası, s. 205–208 “Vakit Versiyonu” ve s. 208–211 “Yeni Gazete Versiyonu”.
15 Ibid, s.202–205 “Memleket Versiyonu”
16 Annette Höss, “The Trial of Perpetrators by the Turkish Military Tribunals: the Case of Yozgat”, Richard Hovannisian (ed.), The Armenian Genocide: History, Politics, Ethics, London: MacMillan, 1992, s.214.
17 Sina Akşin, İstanbul Hükümetleri ve Milli Mücadele, Cilt 1, İstanbul: İşbankası Yayınları, 2004, s. 204. Ferudun Ata, İşgal İstanbul’unda Tehcir Yargılamaları, Ankara: Türk Tarih Kurumu, 2005, s. 141–142.
18 İrade-i Milliye, 2 Ekim 1919, aktaran Hulki Cevizoğlu, İşgal ve Direniş 1919 ve Bugün, İstanbul: Ceviz Kabuğu Yayınları, 2007, s. 25.
19 Maurice Larcher, La Guerre Turque dans la Guerre Mondiale, Paris: Etienne Chiron; Berger-Levrault, 1926, s. 602: “L’anatolie avait en outre perdu 500,000 mussulmans des vilayets orientaux, victimes ou fugitifs de la guerre; 800,000 Arméniens et 200,000 Grecs, victimes de déportations ou décédés dans les battalions de travailleurs”
20 Yusuf Hikmet Bayur, Türk İnkılâbı Tarihi, Cilt. 3, Kısım 3, Ankara: Türk Tarih Kurumu, 1983, s. 8–9.
21 Yusuf Hikmet Bayur, Atatürk Hayatı ve Eseri, cilt 1, Ankara: Atatürk Araştırma Merkezi, 1990, p. 182.
22 G. Lewy, The Armenian Massacres in Ottoman Turkey, s. 73–82, F. Ata, İşgal İstanbul’unda Tehcir Yargılamaları, Falih Rıfkı Atay, Çankaya: Atatürk’ün Doğumundan Ölümüne Kadar, İstanbul: Bateş, 1998, s. 218–230
23 Hüsamettin Ertürk, İki Devrin Perde Arkası, İstanbul: Hilmi Kitabevi, 1957, s. 370–373
24 Tarık Zafer Tunaya, Türkiye’de Siyasi Partiler, cilt 3, İstanbul: İletişim Yayınları, 2000, s. 674.
25 M. E. Yapp, “review of The History of the Armenian Genocide,” by V.N. Dadrian, in Middle Eastern Studies, Cilt 32, No. 4, 1996, p. 397.
26 Andrew Mango, “Minorities and Majorities”, Middle Eastern Studies, cilt 23, No. 4, 1987, s. 519
27 F. R. Atay, Çankaya, s. 219, 223–224
28 Refik Halid Karay, Minelbab İlelmihrab, İstanbul: İnkılâp-Aka Kitabevleri, 1964, s. 195–196.
29 F. Ata, İşgal İstanbul’unda Tehcir Yargılamaları, s. 258–259; Bayram Akça, “1915 Ermeni Tehciri ve Urfa Mutasarrıfı Nusret Bey’in İdamı”, Ermeni Araştırmaları 1. Türkiye Kongresi Bildirileri, cilt. 2, Ankara: ASAM, 2003, s. 28; Bayram Akça, “Mondros Mütarekesi’nden Sonra Ermeni Tehciri Nedeniyle Kurulan Divan-ı Harp Mahkemelerinde (Nemrut) Mustafa Paşa’nın Rolü”, Ermeni Araştırmaları 2. Türkiye Kongresi Bildirileri, cilt. 1, Ankara: ASAM, 2007, s. 608
30 Türkkaya Ataöv, Another Falsification: Statement (1926) Wrongly Attributed to Mustafa Kemal Atatürk, Ankara: Sistem Ofset, 1988. Mustafa Kemal’in konu üzerindeki fikirlerine dair bakınız İsmet Görgülü, Atatürk’ten Ermeni Sorunu, Ankara: Bilgi, 2002.
31. C. Kutay, Birinci Dünya Harbinde Teşkilat-ı Mahsusa, s. 18
32 T. Akçam, İnsan Hakları ve Ermeni Sorunu, s. 213
33 T. Akçam, A Shameful Act, s. 125: “After the 1918 armistice, the colonel explained in the daily Sabah that, as the officer responsible for the political department in Ottoman military headquarters, in collaboration with the Special Organization and in close coordination with Unionist Bahaettin Şakir, he had been among those who had devised the plan for the murder of the Armenians”.

20
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
administrateur
Admin
Admin


Inscrit le: 16 Fév 2009
Messages: 741

MessagePosté le: 01 Fév 2012 17:02    Sujet du message: Répondre en citant

KralAuriverde a écrit:


34 Arada büyük bir fark yok gibi görünse de, Eşref Kuşçubaşı’nın kullandığı “içeri alma” kavramının Taner Akçam tarafından çeşitli yazılarında sürgün olarak değiştirilmesi yanlış anlaşılmalara sebep olmaktadır. Örneğin, Taraf Gazetesi yazarlarından Ayşe Hür sonunda Akçam’a referans verdiği bir yazısında “Teşkilat-ı Mahsusa Şefi Kuşçubaşı Eşref’e göre 1,5 milyon Rum nüfus Adalar’a ve Yunanistan’a kaçırtıldı” demektedir ki Eşref Kuşçubaşı ne 1,5 milyon rakamını verir, ne de Adalar’a ve Yunanistan’a kaçırtmadan bahseder. Söz konusu nüfusun iç bölgelere alındığını belirten Kuşçubaşı’nın verdiği rakam bahsettiği dönem için abartılı olmakla birlikte “Rum-Ermeni” nüfusu kapsar ve 1.150.000’dir. Ayşe Hür’ün söz konusu yazısı için bakınız Ayşe Hür, “Ermeni Mallarını Kimler Aldı?” Taraf, 02.03.2008.
35 C. Kutay, Birinci Dünya Harbinde Teşkilat-ı Mahsusa, s. 60
36 Celal Bayar, Ben de Yazdım: Milli Mücadeleye Giriş, Cilt 5, İstanbul: Baha Matbaası, 1967, s. 1576.
37 A. Mil, “Umumi Harpte Teşkilatı Mahsusa” Vakit, Tefrika no: 13, 15 İkinci teşrin, 1933, s. 5. Arif Cemil, Birinci Dünya Savaşında Teşkilat-ı Mahsusa, İstanbul: Arba Yayınları, 1997, s. 45–46
38 A. Mil, “Umumi Harpte Teşkilatı Mahsusa” Vakit, Tefrika no: 14, 16 İkinci teşrin, 1933 s.5. Arif Cemil, Teşkilat-ı Mahsusa, s. 46
39 A. Mil, “Umumi Harpte Teşkilatı Mahsusa” Vakit, Tefrika no: 98, 10 Şubat, 1934, s.5. Arif Cemil, Teşkilat-ı Mahsusa, s. 240
40 A. Mil, “Umumi Harpte Teşkilatı Mahsusa” Vakit, Tefrika no: 100, 12 Şubat, 1934, s.5. Arif Cemil, Teşkilat-ı Mahsusa, s. 245–246.
41 Vahakn N. Dadrian, “Ottoman Archives and Denial of the Armenian Genocide”, Richard Hovannisian (ed.), The Armenian Genocide: History, Politics, Ethics, London: MacMillan, 1992, s.300-301.
42 C. Kutay, Birinci Dünya Harbinde Teşkilat-ı Mahsusa, s. 18
43 Donald Bloxham, The Great Game of Genocide, Imperialism Nationalism and the Destruction of the Ottoman Armenians, s. 86, Guenter Lewy, The Armenian Massacres,
44 Ahmet Refik, İki Komite İki Kıtal, Ankara: Kebikeç Yayınları, 1994, s. 38–39
45 Savunmasının devamında Nusret Bey şunları ifade etmektedir: “…anılan emrin jandarma dairesinden kendisine tebliğden sonra intihar etmesi ve cihet-i adliyenin soruşturması ve mütarekeye kadar Bayburt'ta kalan Ermeni karısının ve Fırka Kumandanı Mehmet Ali ve Kaymakam Ziya Beylerin ifadeleriyle ispatlı iken bana yüklemeyeceği ve anılan emri ben değil her kim olursa olsun aynı suretle ait olduğu dairelere havaleden başka çare bulunamayacağı ve kendi kendilerine işledikleri bir fiilden dolayı başkasının sorumlu tutulamayacağı tabiidir.” Bayram Akça, “Urfa Mutasarrıfı Nusret Bey”, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, İzmir, Ege Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 1995, “EK: 3 – NUSRET BEY’İN DİVAN-I HARPTEKİ SAVUNMASI” s.8.
46 Kararnamenin devamında şu ifadelere yer verilmektedir: “…ise de mumaileyh Ovakim Efendinin aileten Din-i İslamı kabul etmiş olması üzerine tehcirden istisna edilmiş ve bundan sonra da Nusret Bey’in mumaileyhin hanesine giderek kızlarını kendisine vermesi yolundaki talebini red etmesine mebni tehcir ile tazyik etmeye başlamış ve Ovakim Efendi'nin kendilerinin dahi tehcir edildikleri taktirde memleket'de şayi ve mutevâtır olduğu cümle-i şahadatdan olan ve vekaayi-i feciaya ma'ruz kaldıktan sonra katl ü imha edilecekleri mülahazasına mebni kendisi ile iki erkek oğlunun şaiben ve zevcesi ile hemşiresinin mesmûmen intihar eylemiş oldukları su-ret-i cereyan-ı muhakemeden anlaşılmasına.” İddinamenin tam metni için bakınız Ali Çankaya, Yeni Mülkiye Tarihi ve Mülkiyeliler, cilt 3, Ankara: Mars Matbaası, 1968–1969, s. 797-801. Ayrıca bakınız B.Akça, Urfa Mutasarrıfı Nusret Bey: “EK: 2 – DİVAN-I HARB-İ ÖFRİ’NİN NUSRET BEY HAKKINDAKİ İDAM KARARI” s.5.
47 Abidin Nesimi, Yılların İçinden, İstanbul: Gözlem, 1977, s.39–40.
48 A. Çankaya, Yeni Mülkiye Tarihi, cilt 3, s.641. Bu hususa dikkatimi çeken Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Ali Birinci'ye teşekkürlerimi sunarım.
49 Nejdet Bilgi, Dr. Mehmed Reşid Şahingiray, Hayatı ve Hatıraları, İzmir: Akademi Kitabevi, 1997, s.21
50 Bu makale öncelikle Taner Akçam’ın kaynakları nasıl kullandığını ele aldığı için Dr. Reşit’in sorumluluğu meselesi bu makalenin kapsamı dışında kalmaktadır. Bu konuda bakınız, Mithad Şükrü Bleda, İmparatorluğun Çöküşü, İstanbul: Remzi Kitabevi, 1979, s. 56–59.
51 Abidin Nesimi, Yılların İçinden, s. 45–46
52 Taner Akçam’ın bu iddiasını desteklemek için öne sürdüğü bulguları Amerikalı bilim adamı Guenter Lewy de “zayıf” olarak nitelendirmektedir. Bakınız The Armenian Massacres in Ottoman Turkey, s. 112.
53 Falih Rıfkı Atay, Zeytindağı, İstanbul: Bateş, 1981, s. 24–25
54 Osmanlı Belgelerinde Ermeniler (1915–1920) Ankara: Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, 1995, s.94
55 Ibid, s. 97



21

56 Ibid, s.96
57 Osmanlı resmi istatistiklerine göre Eskişehir Ermeni nüfusu 8,807 iken İngilizlerin tarafsız olarak kabul ettiği rakamlara göre 10.000’dir. Karşılaştırmalı rakamlar için bakınız Meir Zamir, “Population statistics of the Ottoman empire in 1914 and 1919”, Middle Eastern Studies, cilt. 17, No. 1, 1981, s. 100,104.
58 Ahmet Refik, İki Komite İki Kıtal, s. 43: “Eskişehir’de Katoliklerden ve Asker ailelerinden başka Ermeni kalmamıştı.”
59 Konuşmasının devamında Mehmet Emin Bey Vali Cemal Azmi Bey’e ilişkin şunları söylemektedir: “Fakat Vali hakkında bir şey yaptıramadım. Belki üç sene de uğraştım fakat olmadı.” Burada şahit olunmuş bir olay ile söylenti arasındaki fark da gözetilmelidir. Bunun dışında Mehmet Emin Bey aynı oturumdaki konuşmasında Samsun’da Rumlara karşı şiddet eylemlerine girişen bir mutasarrıf hakkında Rum mebus Kofidi Efendi ile birlikte Talat Paşa’ya şikâyette bulunduklarını ve Talat Paşa’nın mutasarrıfı ertesi günü azlettiğini aktarmaktadır: “Kofidi efendi ile beraber buraya gelip Talat Paşa’ya söyledik. Bunun üzerine mutasarrıfı ferdası [ertesi] günü kaldırdı.” Meclisi Mebusan Zabıt Ceridesi, Devre 3, İçtima senesi 5, Cilt 1. s. 300
60 Hüseyin Kazım Kadri, Türkiye’nin Çöküşü, İstanbul: Hikmet 1992, s. 204–205.
61 Taner Akçam, “Bir Kitap ya da Cinayetin Anatomisi,” Birikim, sayı 191, Mart 2005 http://www.birikimdergisi.com/birikim/dergiyazi.aspx?did=1&dsid=261&dyid=4080


22
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
administrateur
Admin
Admin


Inscrit le: 16 Fév 2009
Messages: 741

MessagePosté le: 01 Fév 2012 17:03    Sujet du message: Répondre en citant

Cuneytbelmondo a écrit:

Citation:
Tiens puisqu'on parle de lui, j'aimerais partager avec vous ici, un document exceptionnel qui parle de ses méthodes contestables. C'est un peu long mais, je suis sûr que ça va en intéresser plus d'un, surtout notre ami Cüneytbelmondo.


Ben oui, Taner Akçam fait comme la plupart des historiens non-spécialistes d'une question: il s'inspire voire copie des oeuvres existantes et brade autour avec un sérieux contestable. C'est un personnage public qui s'est engagé dans une voie en en faisant son fond de commerce, il lui est difficile de faire marche arrière et doit défendre jusqu'au bout sa position même en cas d' "erreur technique mineure". Il faudrait traduire ce texte en français et le faire connaitre mais pour l'instant il reste "le turc-exception qui confirme la règle", celle qui dit que seule la Turquie ne reconnait pas le génocide, tout à son avantage.
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
administrateur
Admin
Admin


Inscrit le: 16 Fév 2009
Messages: 741

MessagePosté le: 01 Fév 2012 17:04    Sujet du message: Répondre en citant

KralAuriverde a écrit:


Cuneytbelmondo a écrit:


Ben oui, Taner Akçam fait comme la plupart des historiens non-spécialistes d'une question: il s'inspire voire copie des oeuvres existantes et brade autour avec un sérieux contestable. C'est un personnage public qui s'est engagé dans une voie en en faisant son fond de commerce, il lui est difficile de faire marche arrière et doit défendre jusqu'au bout sa position même en cas d' "erreur technique mineure". Il faudrait traduire ce texte en français et le faire connaitre mais pour l'instant il reste "le turc-exception qui confirme la règle", celle qui dit que seule la Turquie ne reconnait pas le génocide, tout à son avantage.



Les écrits de Taner Akçam regorgent de demi-vérités, d’erreurs factuelles, de traductions malhonnêtes, d’affirmations gratuites, ou qui prétendent s’appuyer sur des sources disant en fait l’inverse que ce que M. Akçam prétend leur faire dire (1). M. Akçam a été à bonne école, avec, pour le diriger, le sociologue Vahakn N. Dadrian, affabulateur s’il en est, et pour le financer des fondations nationalistes arméniennes (2).

(1) Comme on vient de le voir avec l'excellent travail d'Erman Sahin

(2) http://armenians-1915.blogspot.com/2009/03/2777-minnesota-university-taner-akcams.html


En fait, il existe déjà une traduction en anglais de cette critique.

http://ataa.org/reference/pdf/akcam.pdf
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
cengiz-han
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 12 Jan 2008
Messages: 11110
Localisation: Paris

MessagePosté le: 12 Nov 2013 1:30    Sujet du message: Répondre en citant

Voir alors, l'article paru en décembre 2012 sur le site newsring.fr Maxime Gauin, certes celui-ci est à la solde du gouvernement turc, mais Taner Akçam n'est à la solde de personne!!!


http://www.newsring.fr/societe/165-faut-il-une-loi-sur-le-genocide-armenien/23377-manipuler-lhistoire-pour-manipuler-le-droit
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
Montrer les messages depuis:   
Ce forum est verrouillé; vous ne pouvez pas poster, ni répondre, ni éditer les sujets.   Ce sujet est verrouillé; vous ne pouvez pas éditer les messages ou faire de réponses.    Forums d'A TA TURQUIE Index du Forum » La vie sociale, économique & politique en Turquie mais aussi en France Toutes les heures sont au format GMT + 2 Heures
Aller à la page Précédente  1, 2
Page 2 sur 2

 
Sauter vers:  
Vous ne pouvez pas poster de nouveaux sujets dans ce forum
Vous ne pouvez pas répondre aux sujets dans ce forum
Vous ne pouvez pas éditer vos messages dans ce forum
Vous ne pouvez pas supprimer vos messages dans ce forum
Vous ne pouvez pas voter dans les sondages de ce forum


Powered by phpBB v2 © 2001, 2005 phpBB Group ¦ Theme: subSilver++
Traduction par : phpBB-fr.com
Adaptation pour NPDS par arnodu59 v 2.0r1

Tous les Logos et Marques sont déposés, les commentaires sont sous la responsabilités de ceux qui les ont postés dans le forum.