62 visiteur(s) et 0 membre(s) en ligne.
  Créer un compte Utilisateur

  Utilisateurs

Bonjour, Anonyme
Pseudo :
Mot de Passe:
PerduInscription

Membre(s):
Aujourd'hui : 0
Hier : 0
Total : 2197

Actuellement :
Visiteur(s) : 62
Membre(s) : 0
Total :62

Administration


  Derniers Visiteurs

SelimIII : 17h30:40
administrateu. : 1 jour, 02 min.10
veron : 1 jour, 19h45:05
murat_erpuyan : 1 jour, 20h28:18
bendeniz : 1 jour, 20h43:13


  Nétiquette du forum

Les commentaires sont sous la responsabilité de ceux qui les ont postés dans le forum. Tout propos diffamatoires et injurieux ne sera toléré dans ces forums.


Forums d'A TA TURQUIE :: Voir le sujet - "Ya.. Ya.. Ya.. Þa.. Þa.. Þa! Tayyip Tayyip Çok Yaşa"
Forums d'A TA TURQUIE Index du Forum Forums d'A TA TURQUIE
Pour un échange interculturel
 
 FAQFAQ   RechercherRechercher   Liste des MembresListe des Membres   Groupes d'utilisateursGroupes d'utilisateurs    

"Ya.. Ya.. Ya.. Þa.. Þa.. Þa! Tayyip Tayyip Çok Yaşa"
Aller la page Prcdente  1, 2, 3, 4, 5, 6  Suivante
 
Poster un nouveau sujet   Rpondre au sujet    Forums d'A TA TURQUIE Index du Forum » Forum en langue turque
Voir le sujet prcdent :: Voir le sujet suivant  
Auteur Message
cengiz-han
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 12 Jan 2008
Messages: 11629
Localisation: Paris

MessagePost le: 28 Nov 2014 2:42    Sujet du message: Rpondre en citant

Citation:



Yılmaz Özdil
26 Kasım 2014


Fıtrat

Eğer bir ülkenin fıtratında Tayyip Erdoğan varsa…

*

“Terbiyesiz hamileler” diyen tasavvuf düşünürün olur.
75 yaşında kene’den rahmetli olan kadıncağızın cenaze namazını kıldırırken “fuhuş arttığı için bu tür belalar musallat oluyor” diyen imamın olur.

“Eşinin dans etmesine izin veren erkek, deyyustur” diyen müftü yardımcın olur.

“18 yaşındakinin zinasına karşı çıkamıyorsanız, 7 aylık bebeğe tecavüze karşı çıkmak timsah gözyaşlarıdır” diyen müftün olur.

Alo Fetva hattını arayan kadın “eşim, yani öz babası, kızımıza cinsel tacizde bulunuyor, boşanayım mı” diye sorduğunda, “eşiniz özür dilediyse affedin, evlilik birliğinizi bozmayın” diye fetva veren diyanet işleri başkanlığın olur.

Hükümet görmesin diye “ponpon kızları” yasaklayan federasyon başkanın olur.
Erkek arkadaşı tarafından hunharca öldürülen kızın, anne-babasını suçlayıp, “kızlarına sahip çıksalarmış” diyen emniyet müdürün olur.

Kadıncağızın göğsünden girip, sırtından çıkan 26 santimlik bıçağa “sapı uzun gösteriyor, aslında öldürücü değil” raporu veren adli bilirkişin olur.
Erkeğe hakareti bile kadın üzerinden yapıp “gavat” diyen valin olur.

Belediyelerde seminer verip, “kadın itaat etmeli, imam nikahlı çokeşlilik kadınlar için kurtuluştur, çokeşlilik yasal olsun, kocama bekar arkadaşımı tavsiye ettim, üstüme imam nikahıyla alabilirsin dedim” diyen aile danışmanın olur.

Haydi Kızlar Okula kampanyasına tepki gösterip, “kızlar okuyunca, erkekler evlenecek kız bulamıyor” diyen il genel meclisi üyen olur.
Gezi direnişine katılan kızlara “kaltak” diyen akil adamın olur.

“Dekolte giyen kadınlar tecavüzü göze almalı” diyen profesörün olur.

Kadın heykelini “erotik” bulup, depoya kaldıran üniversiten olur.

Þeker Portakalı’nı “müstehcen” bulan milli eğitim bakanlığın olur.
“Kız öğrencilerle erkek öğrencilerin aynı merdiveni kullanması beni rahatsız ediyor, diken üstünde oturuyorum” diyen milli eğitim müdürün olur.

Evlilik broşürü dağıtıp “gelinlerin daima susması gerekir” diyen belediyen olur.

“Mayo” reklamlarını sansürleyen büyükşehir belediyen olur.

Terör sorununu çözmek için “kuma” alınmasını öneren belediye başkanın olur.

“Bayanlara yönetimde yer vermeyeceğiz” diyen belediye başkanın olur.
“Kadın ahlaklı olsun, kürtaj yaptırmak zorunda kalmasın” diyen büyükşehir belediye başkanın olur.

Voleybolcu kıza “şort giyiyor” diye yumruk atılan belediye otobüsün olur.
Kadın gazetecilere “bacak aranızın fotoğrafını çeksem” diyen milletvekilin olur.

“Tecavüze uğrayan kadınlar doğurmalı, tecavüze uğrayıp kürtaj yaptıran kadınlar, tecavüzcülerden daha büyük suçlu” diyen TBMM insan hakları komisyonu başkanın olur.

“Kızlı erkekli eğitime karşıyım” diyen TBMM başkanvekilin olur.
Kadına “yaratık” diyen TBMM başkanın olur.

“Tecavüze uğrayanlar doğursun, devlet bakar” diyen sağlık bakanın olur.
Bahçesinde “kızlı-erkekli” oturulan Boğaziçi Üniversitesi’ne “yoldan çıkmamak için” gitmediğini söyleyen ulaştırma bakanın olur.

İş isteyen kadınlara “evdeki işler yetmiyor mu” diyen çevre bakanın olur.

“Kadınlar iş aradığı için işsizlik oranı artıyor” diyen maliye bakanın olur.
Gençlik kamplarını “harem-selamlık” yapan spor bakanın olur.

“Kadın evinin süsüdür” diyen savunma bakanın olur.

“Kadına yönelik şiddet fazla değil, medya abartıyor” diyen aile bakanın olur.

TÜSİAD’ın kadın başkanına “pornocu” demeye getiren devlet bakanın olur.

Kahkaha atan kadınların “iffetsiz” olduğunu söyleyen başbakan yardımcın olur.

Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığı’ndan “kadın” kelimesini çıkarıp, aile kelimesi neyinize yetmiyor diyen hükümetin olur.

“Kürtaj katliamdır, sezaryen cinayettir, en az üç çocuk yapın, banklarda kızlı-erkekli oturmayı saygıyla karşılamam, nasibiniz çıkınca çok seçiçi olmayın, gülistandan boş çıkarsınız, çocuğu yok, aile nedir bilmez” diyen… Kaç tane doğuracağınıza, nasıl doğuracağınıza, nerede ve kimlerle oturacağınıza, ne zaman evleneceğinize bile karışan… Çocuk sahibi olamayan kadınları rencide etmekten, yaralamaktan rahatsız olmayan, başbakanın olur.

*
Adamlar açık açık “milletin orasına koyacağız” derken… Hala “epilasyon yaptırsam orucum bozulur mu?” diye merak eden milletin olur.

*
“Kadın erkek eşitliği fıtrata ters” diyen cumhurbaşkanın olur.

*

Eğer bir ülkenin fıtratında Tayyip Erdoğan varsa…
“Her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır” denemez.
Her başarısız kadının önünde takoz gibi bir erkek vardır!



Dernire dition par cengiz-han le 28 Nov 2014 2:47; dit 1 fois
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message priv
cengiz-han
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 12 Jan 2008
Messages: 11629
Localisation: Paris

MessagePost le: 28 Nov 2014 2:44    Sujet du message: Rpondre en citant

Citation:


Yılmaz Özdil / 27 Kasım 2014


Med Cezir

“Kardeşim Esad” diyordu.
“Katil Esed” diyor.

*

“Ergenekon savcısı”ydı.
“Kumpas” diyor.

*

Zekeriya Öz’ün altına kendi makam mercedesini vermişti… Zekeriya Öz’ü sürgün etti, suç duyurusunda bulundu, meslekten atıp, hapse tıkmaya çalışıyor.

*

“Polisimiz destan yazdı” diyordu.
Polisleri kelepçeleyip, içeri attı.

*
Açılım’ı Polis Akademisi’nde açmıştı.
Polis Akademisi’ni kapatıyor.

*
Özel yetkili mahkemeleri kurmuştu.
Özel yetkili mahkemeleri lağvetti.

*
“Muhterem hocaefendi” diyordu.
“Haşhaşi” diyor.

*
Haşim Kılıç’a bayılıyordu.
“Paralel” diyor.

*

Hakan Þükür’ün adını stada vermişti.
Tabelayı indirdi.

*
Dünyanın her yerindeki büyükelçilerimize genelge gönderip “cemaat okullarına gözünüz gibi bakacaksınız” talimatı vermişti… Dünyanın her yerindeki büyükelçilerimizi Ankara’da topladı, “kapatacaksınız” emri verdi.

*
Türkçe Olimpiyatı’nın finaline katılmış, “Gerçek Türkiye fotoğrafı budur, bu öğrencilere Türkçemizi öğreten sevgili öğretmenlerimizi tebrik ediyorum, bozkırdaki güller gibisiniz, kuruyan dudaklarda bir damla su gibisiniz, engin yürekli gönül neferleri” demişti, Afrikalı çocuklarla “beraber yürüdük biz bu yollarda”yı söylemişti… Kestirip attı, “Bundan böyle Türkiye’de Türkçe Olimpiyatı düzenlenmeyecek, artık bitti, o defter kapandı” dedi.

*
Ertuğrul Günay’ı bakan yapmıştı.
Kapının önüne koydu.

*
Liboş gaztecileri kovdu.
İkinci Cumhuriyetçileri kovdu.
Bavulcu’yu gözaltına aldırdı.
Alo Fatih’i gönderdi.
Dün öğrendik ki…
Havuzcu gaztecileri de kovmaya başladı.

*

Gidiş geliş…
Sanırım, Ak Saray’a bizi davet edecek.

*

Bi bakıyorsun… Uğur Dündar, Bekir Coşkun, Emin Çölaşan, Rahmi Turan’la beraber asrın liderini aramıza almışız, selfie yapıyoruz Smile


Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message priv
cengiz-han
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 12 Jan 2008
Messages: 11629
Localisation: Paris

MessagePost le: 30 Dc 2014 1:00    Sujet du message: Rpondre en citant

RTE'nin Osmanlica deyisle haleti ruhiyesi anlatan bir yazi :

Citation:

Hakarete uğradığına inanmanın psikolojisi

29.12.2014 Pazartesi

CUMHURBAÞKANI Recep Tayyip Erdoğan'ın bazı konuşmalarını dinlerken "acaba" diyorum, "biz ayrı ayrı evrenlerde mi yaşıyoruz?"
Mesela geçen gün şöyle dedi: "Dünyanın hiçbir yerinde medya Türkiye kadar serbest değildir."
Cumhurbaşkanı'nın "dünya" diye tanımladığı yer neresi, "Türkiye" denildiğinde aklına hangi ülke geliyor, kestirebilmek zor!
Dedim ya sanki paralel evrenlerde yaşıyor gibiyiz.
Cumhurbaşkanı aynı konuşmasında, Türkiye'de medyanın sıkça "hakaret, ırkçılık ve nefret suçu" işlediğini de söyledi.
Medyadaki ırkçılık, nefret ve hakaret söylemlerinden bahis açılınca, bence önce bir dönüp uçağına aldığı gazetecilerin çalıştığı medya kuruluşlarının yayınlarına bakmalı.
Sanıyorum ki kitap okumadığı gibi gazete de okumuyor, özetler ile idare ediyor.
Gerçekten okuyor olsaydı, böyle konuşmazdı ya da uçağına aldığı gazetecilere tembih ederdi: "Irkçılık yapmayın, nefret suçu işlemeyin, kimseye hakaret etmeyin."
Ama biliyoruz ki onları kastetmiyor!
Kastettiği yayın organları, kendi istediği gibi haberler yapmayan yayın organları ve her eleştiriyi "hakaret" olarak algılamak gibi bir ruh durumu içinde.
Ayrıntılı bir istatistiki çalışma yapılabilse, Erdoğan'ın avukatlarının günlük mesailerinin önemli bölümünü bununla ilgili davalara harcadığı da ortaya çıkacaktır.
Kim ne söylese hakaret gibi algılıyor ve hemen dava açılması talimatını veriyor. Memleketimizin savcıları da durumdan vazife çıkarmak konusunda yeteneklidirler, onlar da olur olmaz her konuşmaya, tweet'e, Facebook mesajına davayı yapıştırıyorlar.
Konya'da küçük bir çocuğun "Cumhurbaşkanı'na hakaret etti" diye iki günlüğüne de olsa hapse tıkılması, yukarıya hâkim olan bu havadan kaynaklanıyor, başka bir şeyden değil.
Sürekli hakarete uğradığını düşünmek, buna karşı kimsenin bir şey yapmadığı kanısına kapılmak herkeste bir travma yaratır, bu bir gerçek.
Bu travma isyan etmek, bağırıp çağırmak, şiddete meyletmek gibi sonuçlarla kendisini gösterir ki örnek olayımız da bunu doğruluyor.
Bu konuda Beştepe Sarayı kurmaylarının bir şeyler yapması gerek, ben söylemiş olayım.


'Zabtiye rûhuyla hükûmet sürenin'

CUMHURBAÞKANI Recep Tayyip Erdoğan, Mehmet Âkif'in ölümünün 78. yıldönümü nedeniyle bir mesaj yayınladı.
Mesajında şöyle diyor: "Mehmet Âkif'in mütevazı hayatının yeni nesiller için emsalsiz örnek teşkil ettiğine inanıyorum."
Aslına bakarsanız, sadece gençler değil, bir hayli yetişkin olanların da bu mütevazı yaşamı kendisine örnek olarak almaları gerekir gibi geliyor bana.
Acaba Mehmet Âkif bugün yaşıyor olsaydı, devlet büyüklerimizin saltanat merakları için neler yazardı?

Milyar dolarlara mal olan bin küsur odalı saray için ne derdi?

Diyanet İşleri Başkanı'nın Mercedes'ini nasıl karşılardı?

436 milyon liralık uçağa binmeyi aklından geçirir miydi?

Ayakkabı kutularından fırlayan, evlerde depolanıp sıfırlana sıfırlana bitirilemeyen paralar karşısında nasıl bir duyguya kapılırdı?

Büyük şairi rahmetle anarken, Safahat'tan bir küçük parçayı birlikte okuyalım, kim bilir belki Cumhurbaşkanı da okur bakarsınız:

"Bana anlat bakayım şimdi : Þu bîçâre ocak,/Zorbalar saltanatından ne zaman kurtulacak?
Hiç bu mantıkla, a dîvâne, hükûmet mi yürür?
Bir cemâ'at ki erenler işi yumrukla görür,
Kafa bitmiş demek artık, çekiver kuyruğunu!
Kuvvetin hakkı mıdır enselemek bulduğunu?
Bize, Âsım, ne şunun yumruğu lâzım, ne bunun;
Birinin pençesi ister yalınız: Kaanûnun.
Ver bütün kudreti kaanûna ki vahdet yürüsün...
Yoksa millet değil ancak dağınık bir sürüsün...
Memleket zâten ayol baksana: Allak bullak,
Sen de hissinle yürürsen batırırsın mutlak.
Ya kuzum, zabtiye rûhuyla hükûmet sürenin,
Yeri altındadır, üstünde değildir kürenin!"






http://sosyal.hurriyet.com.tr/yazar/mehmet-y-yilmaz_148/hakarete-ugradigina-inanmanin-psikolojisi_27858286
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message priv
cengiz-han
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 12 Jan 2008
Messages: 11629
Localisation: Paris

MessagePost le: 06 Mar 2015 1:19    Sujet du message: Rpondre en citant

Bu Yilmaz çok "méchant" !!!!!!!

Citation:

Üç-beş çanak çömlek
05.03.2015 Perşembe


CUMHURBAÞKANI Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul'da "Kelamdan kaleme" isimli sergiyi açış konuşmasında, IÞİD'i eleştirdi.

Gerçi o DAİÞ demeyi tercih ediyor ama ha Ali Veli, ha Veli Ali, ikisi de aynı örgüt işte.

Þunu söyledi:
"Bugün de Suriye'de, Irak'ta faaliyet gösteren bir terör örgütü, DAİÞ aynı yöntemi izliyor; medeniyetimizde, kültürümüzde, köklerimizde ne varsa yok etmeye çalışıyor. Geçenlerde bir Iraklı dostum dedi ki maalesef Musul'daki o canım kütüphanelerimizi yaktılar dedi, yıktılar dedi. Aynı şekilde 'Cami ve türbeler yakılıp, yıkılıyor, bombalanıyor' dedi. Musul'da içinde 8 bin nadide eserin bulunduğu böyle bir kütüphane örgüt tarafından yakıldı. Daha önce Timbuktu'da benzer hadise yaşandı."

Bu olaydan haberdar olması için "Iraklı bir dost" ile konuşması gerekmiyordu, zaten her yerde haber olarak yayımlandı.

Ama okuma ile başı hoş değil, bunu biliyoruz, iyi ki böyle bir dost edinmiş de olaylardan haberdar olabiliyor.

Bir gelişmeden de ben haberdar edeyim: IÞİD, müzelerdeki binlerce yıllık tarihi eserleri de parçaladı, kırdı, ortadan kaldırdı.

Cumhurbaşkanı'nın bundan söz etmemiş olmasını neye bağlamalıyım, bilemedim.

Kendisine bunu haber verecek bir dostu yok muydu?

Hatırlarsınız, Marmaray inşaatı sırasında ortaya çıkan ve İstanbul'un ilk sakinlerinin ayak izleriyle, neolitik dönemden kalan arkeolojik hazine için şöyle demişti:
"3-5 çanak çömlek Marmaray'ı 4 yıl geciktirdi. Yazık değil mi, günah değil mi?"

Bu sözleri söylemesinin üzerinden geçen iki yılda, bu tür eserlerin "insanlığın ortak mirası" olduğunu öğrenmiş olması da olumlu bir gelişmedir diyelim.



http://sosyal.hurriyet.com.tr/yazar/mehmet-y-yilmaz_148/uc-bes-canak-comlek_28365492
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message priv
SelimIII
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 30 Ao 2007
Messages: 2542
Localisation: Paris

MessagePost le: 10 Mai 2015 16:43    Sujet du message: Rpondre en citant

Citation:

Yılmaz Özdil


sozcu 7 Mayıs 2015


Uzun adamın kısa hikayesi


2002…
Yeni Þafak gazetesine anlattı: “İlkokulda harçlığımı çıkarmak için kağıtlı şeker satardım. Simit 10 kuruştu, akşamdan 2.5 kuruşa bayat simit alırdım, anneciğim onları buhara yatırırdı, 5 kuruşa satardım.”

*

2007…
Sabah gazetesi hayatını dizi yaptı: “Okula giderken soğuk günlerde dahi otobüse binmezdi, durumları müsait değildi, limon satardı.”

*

2009…
New York’ta Levin Enstitüsü’nde konuştu: “Küçük Tayyip okula yaya giderdi, ayakkabılarım delik deşikti, kışın ayaklarımın kızardığını bilirim.”

*

2010…
Açılım vesilesiyle Dolmabahçe’de topladığı sporculara konuştu: “Spor ayakkabılarım yırtıktı, yenisini alacak gücümüz yoktu.”

*

2011…
TRT’de “Ben Öğrenciyken” isimli programda anlattı: “Okula yamalı ayakkabılarla gidiyordum, annem bakraçlara buz koyardı, su ve simit satardım, kağıt yumaklarından, bez parçalarından top yapardım.”

*

2012…
Uluslararası Teknoloji Kongresi’nde konuştu: “Çamaşır makinemiz yoktu, eşim dört evladımızın bezlerini elleriyle yıkayarak büyüttü, çocukken oyuncağım yoktu, kırtasiyeciden uçurtma alamazdık, gazete kağıtlarından, undan yapıştırıcıyla uçurtma yapardık.”

*

2013…
Beyaz TV’de “Usta’nın Hikayesi” belgeseli yayınlandı: “Çocukken hiç bisikletim olmadı, bisiklet alabilecek durumda değildik.”

*

2014…

Gazeteci Sabahattin Önkibar, Þevket Kazan’ın kendisine anlattıklarını yazdı: “Belediye başkanı olmadan önce bakkal defterleri tutuyordu, geçinemiyordu, kirasını ödesin diye partiden para gönderiyorduk.”

*

2015…
Kendisi açıkladı:
“Sarayım 1 milyar dolar!”
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message priv
cengiz-han
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 12 Jan 2008
Messages: 11629
Localisation: Paris

MessagePost le: 05 Ao 2015 11:22    Sujet du message: Rpondre en citant

Baskin Oran var ya, bir zamanlarin akil adami... RTE'nin gunlugunu tutuyormus meger... Sabah sabh ilgiyle okudum.

Umarim RTE hayrani Medar69 kardesimde zevkle ve de husu ile okur !
Laughing

Citation:

R. T. Erdoğan'ın Yazılmamış Anıları - fasıl 1
31/07/2015

Allah'ıma bin şükür artık 7 Haziran akşamındaki gibi değiliz. Dirayetli yönetimim sayesinde inisiyatif artık partimize geçmiştir. Bu sayede de ortam tavına gelmiştir: İçeride her an bombalar patlamakta, dışarıya jetlerimiz hücum etmekte, insanlar sokağa çıkmaya korkmaktadır. Artık yapılacaklar bellidir...

6 MAYIS 2015: YSK’dan da boylarının ölçüsünü aldılar. Ben tarafsız değilmişim! Pat diye ret. Kırk bin defa söyledik bunlara: Ben sizin bildiğiniz anlamda cumhurbaşkanı değilim, olmayacağım! Beni halk seçti! Ve elhamdülillah, CHP kafası sayesinde! 367 diye tutturunca bunlar, biz de halk seçsin deyip anayasayı değiştirdik, Abdullah kardeşimizi seçtirdik, oldu bitti! Ben gelene kadar tabii. Bunu bile anlamaktan acizler.



devamini gidin Radikal'den okuyun :

http://bit.ly/1IoZ23W

Ne dersin Medar69 kardesim...
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message priv
cengiz-han
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 12 Jan 2008
Messages: 11629
Localisation: Paris

MessagePost le: 15 Fv 2016 4:08    Sujet du message: Rpondre en citant

Dünya lideri "Uzun Adam"la bir ilk daha !

Citation:

Bu bağlamda insanın aklına Ekvador olayı da geliyor ister istemez. Tayyip Erdoğan’ın korumaları, doğaldır, Tayyip Erdoğan’ın ruh halini de paylaşıyor ve fırsatını bulunca yansıtıyorlar herhalde. Ziyarete gittiği memlekette adam dövdüren Cumhurbaşkanı örneği yalnız Türkiye’nin geçmişinde değil, herhalde dünya tarihinde de görülmedi. Bu da, Tayyip Erdoğan’ın kendisiyle uyuşmayan birinin bu nedenle nasıl cezalandırılmasını istediğinin bir göstergesi.



Murat Belge yazmis ben degil !
http://www.taraf.com.tr/hakaret-davalari
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message priv
SelimIII
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 30 Ao 2007
Messages: 2542
Localisation: Paris

MessagePost le: 15 Avr 2016 0:36    Sujet du message: Rpondre en citant

RTE yine yabanci basinda

Alman komigi sikayet girisimi
http://www.ataturquie.fr/turquie-erdogan-porte-plainte-contre-un-humoriste-allemand/
ve de Cumhurbaskanina hakaret etti suçlamasiyla 5 kisinin hapishaneye gonderilmesiyle
http://www.ataturquie.fr/turquie-arrestations-pour-insulte-au-president/

Hadi Cumhurbaskani makaminda ettigi yeminin tersini yapan bir adam gerçeklerden kopmus olsun, yanindaki danismanlari gorevi ona gerçekleri anlatabilmek olmak gerekirken anlasilan onlara sadece \" Sultanim senden buuk bir Allah\" var diyorlar anlasilan... Hatta diyecegim, tovbe tovbe...

RTE\'yi elestirmek, hakaret, bu da insanlik suçu olduguna gore !



Citation:

\'İnsanlık suçu\' mu dediniz?

13.04.2016

ALMANYA\'da yayın yapan ZDF kanalındaki bir programda \"mizah\" olduğu ileri sürülen ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında ağır ifadeler kullanılan programı seyrettim.

Şunu söylemeliyim ki siyasi mizahın bu kadar düşük seviyelisine daha önce hiç tanık olmamıştım.

Tebessüm etmek ya da gülmek bir yana bende tiksinti uyandırdı. Bir izleyici olarak zekâma hakaret edildiğini düşündüm.

Almanya’da da izleyicilerin büyük çoğunluğunun benim gibi düşündüğüne eminim.

Ve bu aptal program, Türkiye’de, hak ettiğinden çok daha fazla tepki gördü.

Havuz televizyonunda yayınlanan ve güya Almanya’da basın özgürlüğünü sorgulayan programın sefaletinden söz etmiyorum.

ZDF’de yayınlanan program nasıl izleyicinin zekâsına hakaret ise havuz kanalında yayınlanan program da aynen öyle.

Türkiye, söz konusu programı yapan Alman “komedyen” Jan Böhmermann için Alman Dışişleri’ne resmen başvurdu.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Alman makamlarının izleyeceği yolu yakından takip edeceklerini açıkladı.

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş hızını alamadı ve “Bu kişi ağır bir insanlık suçu işlemiştir” demeye kadar işi vardırdı.

“İnsanlık suçu” kavramının neyi ifade ettiği tartışmasına burada girmeye niyetim yok.

Ama “insanlık suçu” işlediği için Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin yakalama kararı çıkardığı Sudan Başkanı El Beşir’in en yakın dostu bir iktidarın, bir aptal mizah programı için “insanlık suçu” tanımlaması yapmasındaki çelişkiye dikkatinizi çekmek istedim sadece.

Numan Bey’e de diyeceğim şudur ki söylediği sözlerin ciddiye alınmasını istiyorsa, seçeceği kavramlara daha çok özen göstermeli.




http://sosyal.hurriyet.com.tr/yazar/mehmet-y-yilmaz_148/insanlik-sucu-mu-dediniz_40086941
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message priv
murat_erpuyan
Admin
Admin


Inscrit le: 30 Jan 2006
Messages: 8717
Localisation: Nancy / France

MessagePost le: 16 Avr 2016 11:34    Sujet du message: Rpondre en citant

Merak ettim, aradim asagidaki iletiyi buldum :
http://xn--jntrk-jua8b.com/2016/04/02/iste-alman-zdfnin-once-yayinlayip-sonra-sansurledigi-erdogan-siiri-hiciv-degil-terbiyesizlik/

Almancam yok, alt yazilar dogruysa, Alman\'in okudugu metnin hicivle filan alakasi yok, pespaye bir sey... Bunun adi sani varolan bir TV\'de yayinlanmasi da skandal.
Ancak RTE\'nin bu dava konusu yapmasi da basiretsizlik, bu dava sayesinde hiçbir kapasitesi olmayan komedyene san sohret kazandirmaktan baska bir ise yaramayacagi gibi, AB geleneklerinden dolayi da yargidan bir sey çikacagini sanmiyorum.
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message priv
SelimIII
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 30 Ao 2007
Messages: 2542
Localisation: Paris

MessagePost le: 25 Avr 2016 8:45    Sujet du message: Rpondre en citant

RTE ifade ozgurlugune siginmis, çok guldum! Ispanya kralina hakaret edilip de ceza alinmadigini AIHM kararlarini ictihat gostermis.

Adama sormazlar mi, Krala hakaret etmenin suç sayilmadigi AIHM içtihatlarini biliyorsun da hakaret ettigi mahkemece karara baglanmamis kisilerin hatta çocuklarin okuldan alinip hapse atilmasina, 2000 hakaret davasi açilmasina ne diyorsun diye.

Citation:

Erdoğan da düşünce özgürlüğüne sığındı

Barış isteyen akademisyenlere “Alçak, zalim, kapkaranlık” sözleriyle hakaret eden Cumhurbaşkanı, bu sözlerine dava açılınca “İfade özgürlüğünü kullandım” dedi.





KEMAL GÖKTAŞ Yayınlanma tarihi: 25 Nisan 2016 Pazartesi

Barış İçin Akademisyenler grubunun “Bu Suça Ortak Olmayacağız” başlıklı bildirisine imza atan Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Baskın Oran, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a, akademisyenler için kullandığı ifadeler nedeniyle manevi tazminat davası açmıştı. Oran, Erdoğan’ın 4 ayrı konuşmada kullandığı “alçak, zalim, kapkaranlık, cahil, tiksinti verici, vatan haini, lümpen, terör örgütünün maşası, ahlaksız, mandacı artığı, ruhu kirlenmiş” gibi ifadeler nedeniyle toplam 10 bin TL manevi tazminat talep etmişti.

Erdoğan, mahkemeye sunduğu cevap dilekçesinde Anayasa Mahkemesi ve AİHM’nin “düşünce ve ifade özgürlüğü” içtihatlarını örnek gösterdi. Erdoğan adına avukatı tarafından verilen dilekçede, ifade özgürlüğünün “devletin veya nüfusun bir bölümü için saldırgan, şok edici veya rahatsız edici bilgiler ve düşünceler için de geçerli olduğu ve bunlar olmaksızın demokratik toplum olmayacağı” belirtildi.

Özel koruma

Erdoğan’ın cevap dilekçesinde AHİM’nin İspanya’daki Bask bölgesinden, ülkesinin bağımsızlığını savunan bir milletvekilinin İspanya Kralı’na yönelik sözleri nedeniyle verdiği karar da emsal gösterildi. Söz konusu kararda bireylerin politik tartışmalarda aşırılığa kaçabileceği belirtilirken ayrıca devlet başkanlarına hakaret suçlarında özel koruma getiren yasaların düşünce özgürlüğüne aykırı olduğu da belirtiliyordu.

Erdoğan’ın avukatı Hüseyin Aydın imzasıyla mahkemeye verilen yanıt dilekçesinde, Erdoğan’ın söz konusu konuşmalarında Baskın Oran’ın şahsına yönelik bir ifade kullanmadığı savunularak “Aksine devletin başı sıfatı ile, kendisini aydın diye tanımlayan bir grup akademisyenin bölücü terör örgütüne müzahir ve terörle mücadele eden devletin meşru kuvvetlerine karşı haksız saldırılarına yönelik bir kısım eleştirilerde bulunmuştur” denildi.

‘Millet destek veriyor’

Dilekçenin esasa ilişkin kısımlarında ise Cumhurbaşkanının açıklamalarının terörü destekleyenlere cevap mahiyetinde olduğu ileri sürülerek” “Söz konusu açıklamalar anayasal konumun gereği olarak yapılması lüzumlu ve teröre müzahir küçük bir azınlık dışında milletimizin kahir ekseriyetinin desteklediği açıklamalardır” denildi.


http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/siyaset/521506/Erdogan_da_dusunce_ozgurlugune_sigindi.html


NOT : RTE\'nin avukati harika bir algi olusturmus : millet destek veriyor... O zaman hakaret edebilirsin...
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message priv
cengiz-han
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 12 Jan 2008
Messages: 11629
Localisation: Paris

MessagePost le: 26 Mai 2016 0:32    Sujet du message: Rpondre en citant

Citation:

65. hükümet
25 Mayıs 2016
Yazarlar
64'üncü hükümetin ekonomiden sorumlu başbakan yardımcısı Recep Tayyip Erdoğan, ekonomiden sorumlu başbakan yardımcılığına kaydırıldı. Tbmm başkanı Recep Tayyip Erdoğan'dan boşalan dışişleri bakanlığına, mgk genel sekreteri Recep Tayyip Erdoğan'ın yakın çalışma arkadaşı Recep Tayyip Erdoğan getirildi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın kabine açıklanmadan yarım saat önce sürpriz şekilde cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı ziyaret etmesi kulislere bomba gibi düştü, cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'la başbakan Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan istişareler neticesinde, maliye bakanı Recep Tayyip Erdoğan'la sanayi bakanı Recep Tayyip Erdoğan kabinedeki yerlerini korurken, bir önceki hükümetin hükümet sözcüsü Recep Tayyip Erdoğan çevre bakanı olarak hükümete girdi.
Aile bakanlığına diyanet işleri başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı getirmek isteyen başbakan Recep Tayyip Erdoğan'la bu bakanlığa merkez bankası başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı getirmeyi düşünen cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında gerilim yaşandı. Ak saray'daki asrın liderimiz Recep Tayyip Erdoğan'ın araya girmesiyle tatlıya bağlandı, meclis külliyesi'ndeki dünya liderimiz Recep Tayyip Erdoğan'ın da onayı alınarak, dolmabahçe'deki mit müsteşarı Recep Tayyip Erdoğan aile ve bilim bakanı yapıldı.
En büyük sürpriz tarım bakanlığında yaşandı, çalışma bakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın tarımdan sorumlu milli savunma bakanı olmasına kesin gözüyle bakılıyordu, ancak son dakikada yaşanan değişiklikle spordan sorumlu milli eğitim bakanı Recep Tayyip Erdoğan tarım bakanı oldu, Recep Tayyip Erdoğan'dan boşalan spordan sorumlu şehircilik bakanlığına ise, daha önceki Recep Tayyip Erdoğan hükümetinde adalet bakanlığı yapan Recep Tayyip Erdoğan oturdu.
Recep Tayyip Erdoğan hükümetlerinin tecrübeli başbakan yardımcısı Recep Tayyip Erdoğan ilk kez Recep Tayyip Erdoğan hükümetinde yeralmadı, onun yerine ilk kez Recep Tayyip Erdoğan başbakan yardımcısı yapıldı, halef-selef Recep Tayyip Erdoğanların devir teslim töreninde duygulu anlar yaşandı, Recep Tayyip Erdoğan'ı ilk olarak Recep Tayyip Erdoğan kutladı.
Kabine listesi hazırlanırken içişleri bakanının unutulduğu anlaşıldı, orman turizm ve avrupa birliği bakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın içişleri bakanlığını vekaleten yürüteceği, güvenoylamasından sonra gıda ulaştırma ve çalışma bakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın içişleri bakanlığına getirileceği, gümrük sağlık ve ticaret bakanlığına da kültür ve su işlerinden sorumlu teknoloji ve tabii kaynaklar bakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın vekalet edeceği öğrenildi.
Kabinenin tek türbanlı bakanı Recep Tayyip Erdoğan oldu.
*
Sayın gerizekalı basınımız hâlâ “bakanlar kurulunda sürpriz değişiklikler var” filan diye yazıyor.
*
Ne sürprizi birader…
İki dudağının arasına bakanlar kuruludur!

Crying or Very sad
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message priv
bendeniz
Advanced
Advanced


Inscrit le: 17 Nov 2014
Messages: 148

MessagePost le: 02 Juin 2016 17:54    Sujet du message: Rpondre en citant

Herkes basimizda Erdogan olsa bizi yonetse diye ozlem duyuyormus, haberiniz yok degil mi? Ogrenin.

Citation:

Yiğit Bulut: Avrupa halkı İstanbul'dan yönetilmek istiyor
Ana Sayfa» MEDYA01.06.2016 22:14
Yiğit Bulut: Avrupa halkı İstanbul'dan yönetilmek istiyor
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Yiğit Bulut, TRT Haber'de yaptığı açıklamada, Balkanlar'da, Afrika'da, Orta Asya'da, Ortadoğu'da halkın 'İstanbul'dan nasıl yönetiliriz'i konuştuğunu ileri sürdü.
Yiğit Bulut'un TRT Haber'de yaptığı açıklama şöyle: "Balkanlar Türkiye'ye doğru dönüyor. Balkanlar bu coğrafyanın merkezine dönüyor. Yunanistan'da Romanya'da Bulgaristan'da bunlar konuşuluyor halkın arasında. Avrupa Birliği'ni boşver Türkiye'yle birlikte yeni bir senaryo ne olabilir.

Bu halkın arasında şu anda konuşuluyor. Belki Alman hükümetinin baskısıyla hükümetler konuşamıyor ama halk şu anda Osmanlı İmparatorluğu'nu da çok iyi bilerek, İstanbul'dan nasıl yönetilirizi konuşmaya başladı. Bakın bu çok açık.

Ortadoğu'da İstanbul'dan nasıl yönetilirizi konuşuluyor. Orta Asya'da nasıl yönetiliniz konuşuluyor. Afrika'da İstanbul'dan nasıl yönetiliriz konuşuluyor."


http://www.abcgazetesi.com/yigit-bulut-avrupa-halki-istanbuldan-yonetilmek-istiyor-17488h.htm
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message priv
SelimIII
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 30 Ao 2007
Messages: 2542
Localisation: Paris

MessagePost le: 11 Juin 2016 12:26    Sujet du message: Rpondre en citant

Citation:



Mehmet Y. Yılmaz
myy@hurriyet.com.tr
Cumhurbaşkanı ne yapacağını bilmiyor
10.06.2016 Cuma
CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan, vergilerimizi hiç tanışmadığı bir insanın cenazesine katılmak için harcamak üzere Amerika'ya doğru yola çıkarken, Almanya'daki Ermeni soykırımı yasası ile ilgili olarak şunu söyledi:

“Eğer, bu yanlış adımdan Almanya dönmeyecek olursa tabii ki bizlerin de buna göre durum değerlendirmesi, atmamız gereken adımlar da farklı olacaktır. Yani bundan sonraki süreç bugüne kadar olduğu gibi olmayacaktır. 3 milyon, 3.5 milyon şu anda Türk’ün olduğu Almanya’da bir süreç var. Bundan sonra tabii ki bu çok daha dikkatli, çok daha kontrollü bir şekilde yürüyecektir.”



Bu sözleri aynen aktardım. Cümlelerin yapısını, kelimelerin yerini filan değiştirmedim, ekleme çıkarma yapmadım.



Sadece bu cümlelerin Türkçesine bakarak bile Cumhurbaşkanı’nın aslında Almanya’ya karşı yapacak hiçbir şeyinin olmadığını görebilirsiniz.



Bunlar ne yapacağını bilen, kararlı bir insanın değil, ikircikli, kararsız, ne yapacağını bilmeyen bir insanın kuracağı türden cümleler.



Başı sonu belli olmayan,neden bahsettiği belli olmayan laflar bunlar.



Şu cümleye bakın: “3 milyon, 3.5 milyon şu anda Türk’ün olduğu Almanya’da bir süreç var. Bundan sonra tabii ki bu çok daha dikkatli, çok daha kontrollü bir şekilde yürüyecektir.”



Ne olmuş 3-3.5 milyon Türk’e? Almanya’da nasıl bir süreç var ki bundan sonrasında çok daha dikkatli ve kontrollü olarak yürüyecek?
O da biliyor ki aslında yapabilecekleri son derece sınırlı.



Büyükelçi geri çekildi, bir süre sonra geri gidecek, Alman şirketlerine ihale boykotu zaten işe yaramıyor.



Onun için milletin dinlerken “Vay be” diyeceği “süreç, kontrol, dikkat” gibi kelimeleri de serpiştirerek anlaşılmaz cümleler kuruyor ki sıradan vatandaş bu sözlerde bir keramet var zannetsin!



Öte yandan haksız da sayılmaz: Sözlerinde, bir keramet olduğuna inanan o kadar çok insan bulabiliyor ki!



21. YÜZYILDA HAÇLI ÖCÜSÜ



CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan, ramazanın ilk iftarını şehit ailelerine verdi ve terörün nedenleri üzerine bir konuşma yaptı. Teröristlerin insan dahi sayılmaması gerektiğini söyledi.



Cumhurbaşkanı bu konuşmasında “terörün nedenleri” konusuna da değindi.



Ona göre bugün yaşadığımız bu terör dalgası, Haçlı seferleri ve Moğol istilasının bitiremediği işi bitirmekmiş.

“Haçlı seferlerinin, Moğol istilasının ve Sevr’in yarım bıraktığı işi bu kez terör örgütü üzerinden tamamlamak istiyorlar. Tüm ideolojik farklılıklarını bırakarak, kanlı bıçaklı terör örgütlerini aynı çatı altında birleştiren sebep budur.”



Bu nasıl olabiliyor, anlayamadım. Bir kere Moğollar ile Hıristiyanlığın bir ilgisi yoktu ama bunu geçelim.



Bu konuşmadan anlıyoruz ki bir “Hıristiyan güç” var ve bu güç 1096’daki Haçlı seferlerinden beri İstanbul, Trakya ve Anadolu’yu ele geçirmeye çalışıyor.
Herhalde “üst akıl” diye isimlendirdiği şey de bu güç olmalı.



Bu güç kim olabilir: Herhalde Avrupa Birliği ya da ABD olmalı.



Latin Amerikalı Hıristiyanların böyle bir maddi güçleri de yok zaten. Güney Pasifik’tekiler deseniz, mümkün değil.



Peki bunlar gelip buralardan Müslümanları gerçekten temizlemek istiyorlarsa, siz neden gidip onların kapısında bekliyorsunuz?



Mesela Amerika’nın Türkiye’de askeri üsleri bile var, vızır vızır işliyor. Onları niye kapatmıyorsunuz?



AB’nin kapısında bekleyen de sizsiniz, “Aman bizi alın” diye! Suriye iç savaşının başında, Almanları, Hollandalıları ülkenize çağırıp füze savunma sistemleri kurduran da sizdiniz. Nasıl oluyor da oluyor?



Oluyor, çünkü Türkiye’ye yönelik böyle bir Haçlı seferi filan yok!



Bu “Etrafımız düşmanlarla çevrili” masalının kılık değiştirmiş hali.



“Türk’ün Türk’ten başka dostu yok” tekerlemesi, bu ülkede her zaman baskıcı rejimlerin mazereti oldu.



Böyle yaptığınız, sizi kuşatan hayali bir düşman yarattığınızda, bu ülkede halkı kandırmak ve “rejime muhalif olanları” her türlü yolu kullanarak susturmak daha kolay oluyor çünkü.



Haçlı seferlerinin 21. yüzyıl versiyonunu icat etmenin tek nedeni de budur: Otoriter tek adam yönetimine halkı razı etmek!









DAVA AÇMAKTAN YORULMADILAR





HASAN Cemal hakkında Cumhurbaşkanı’na hakaret iddiasıyla bir dava daha açıldı.



Öyle görünüyor ki Cumhurbaşkanı, “dünyanın en çok hakarete uğradığını düşünen devlet başkanı” unvanına sahip olurken Hasan Cemal de her yazısına iddianame yazılan gazeteci unvanını kimselere kaptırmayacak.



Hasan Cemal o yazısında “neredeyse her Allah’ın günü Anayasa suçu işleyen bir Tayyip Erdoğan”dan söz ediyordu.



Savcının iddiasına göre Hasan Cemal “eleştiri sınırlarını aşmış”.





İddianamede şöyle deniliyor: “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın halk nezdinde itibarını zedelemeye yönelik ve kişilik haklarına saldırı niteliğinde hakaret teşkil eden sözler olduğuna ilişkin somut deliller bulunduğu...”



Tahmin edeceğiniz gibi bundan önceki iddianamelerde de olduğu gibi bu ifadelerin, yazının neresinde yer aldığı, hangi kelimelerle “ifade edildiği” iddianamede belirtilmiyor.



Bunu hâkim kendi kendisine bulacak artık!



Savcı bunu belirtemiyor, çünkü o da biliyor ki Yargıtay, Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararları ortada durduğu sürece o kelimelerin hakaret içerdiğini ispatlayabilmesi mümkün değil.



Onun için topu hâkime atıyor, o da muhtemelen Yargıtay’a atacaktır, ta ki top auta çıkana kadar!



Hep aynı şeyi söylüyorum ama yine tekrarlayacağım: Cumhurbaşkanı’nın halk nezdinde itibarını korumak isteyenler, onu meydan mitinglerinden, siyasi parti kongrelerine karışmaktan uzak tutmaya gayret etmeliler.



Çünkü her ağzını açtığında halkın bir bölümünü ötekileştiriyor.



Cumhurbaşkanlığı makamının itibarını korumak, herkesten önce Cumhurbaşkanlığı’na ait bir görev olmalıdır.


Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message priv
SelimIII
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 30 Ao 2007
Messages: 2542
Localisation: Paris

MessagePost le: 15 Juin 2016 10:53    Sujet du message: Rpondre en citant

Bir göz atin!


http://www.cumhuriyet.com.tr/foto/foto_galeri/551214/12/Erdogan_in__Rusya__mektubuna_tepki_yagdi..._Putin_mektubu_ne_yapti_.html
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message priv
cengiz-han
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 12 Jan 2008
Messages: 11629
Localisation: Paris

MessagePost le: 07 Nov 2016 2:02    Sujet du message: Rpondre en citant

Yine Baskin Oran'dan... Kendisi hakkinda ne dusundugumu yukarida yazmisim... Neyse.

Citation:


Beş soruda canlı bir otopsi

Baskın Oran 04.11.2016

R. T. Erdoğan çok zeki ve çok karizmatik bir lider. Siyaset biliminde “tarihte kişinin rolü” diye klasik bir konu vardır, onu gündeme getiriyor. Rolü büyük, o kesin. Þöyle ki; o olmasaydı AKP Batı’daki Hıristiyan Demokrat partilerin Müslüman versiyonu olabilirdi. Nitekim en az 2006’ya kadar oldu.

Diğer yandan Erdoğan, yine siyaset biliminde pek önemli olan, liderin geribildirim alıp almadığı meselesini olumsuz biçimde hatırlatıyor. En yakınları bile, sağlam yerden biliyoruz, “Ben bunu Beyefendiye arz edemem” diyor.

Yani, ülkenin doksan yıllık demokrasi süreci çöpe atılırken, ayrıca, her yönden çıldırtılan Türkiyeli Kürtlerin bu ülkeden ilelebet soğuma tehlikesi çığ gibi büyürken, “Bindik bir alamete, gidiyoruz kıyamete” durumları.

***

Birinci soru: Nereye koşuyor? Kolay cevap: Başkan olmaya koşuyor. Alternatif cevap: Kendisi de bilmiyor. Tek bildiği, itiraz edilemeyen bir Tek Adam olmak istediği. Buna varayım derken kendisi ve yandaşları dahil tüm Türkiye’yi içinden çıkılmaz bir duruma soktu. OHAL KHK’leriyle kanun değiştiriyor! Kapitalist bir ülkede mülkiyet ve miras hakkını kaldırıyor!

O derece ki, şimdi de “FETÖ’cü ve PKK’cıdır” gibi bir “kokteyl gerekçe”yle Kemalist gazete Cumhuriyet basılınca, en yakın çevresi dahi ‘Eleştiri yasaklanıyor; nereye gidiyoruz?’ demeye başladı (ör.).

Telaşın sebebi sadece bu Cumhuriyet olayı değil tabii ki. O, bir sürecin sadece bir parçası. Her biri anayasaya korkunç biçimde aykırı KHK’lerle askerinden şairine her kesimden yaklaşık bir milyon mağdur imal edip bir Korku İmparatorluğu kurma zincirinin (şimdilik) son halkası.

Korku konusunda şu kadarını söyleyip geçeyim ki, aylar önce içeri atılan eski bir öğrencimin eşi ve on yaşındaki çocuğuna geçmiş olsuna gittik Bodrum’dan dönünce, kadıncağız “İlk ziyaretçimiz sizsiniz” dedi.

İnsana en koyan da, bütün bunların üstüne parmağını sallayıp, “Sakın mağdur edebiyatı yapmayın ha!” diye bir yandan da korkuyla terbiyeye devamı, bir yandan alay edişi…

***

İkinci soru: Bunu neden, nasıl yapabiliyor? İki tür sebep var. Birincisi, “fıtrat”ı böyle ve/veya küçükten böyle yetiştirilmiş: “Bırakmam onu öyle!”nin özetlediği intikamcı bir tabiat.

İkinci sebep, bu korku atmosferini çok bilinçli olarak inşa etmesi. Çünkü şunu biliyor: “Yeterince korkutulan insanlar otoriteye sığınır”. Tek Adam rejimini kurmak için muhalefetin susturulması lazım. Bu amaçla ülkeyi alabildiğine korkutuyor, kutuplaştırıyor, geriyor. 7 Haziran’da kaybettikten sonra 1 Kasım’da bu sayede kazandı. Þu anda bu sayede yürüyor.

İçlerinde Diyanet’ten fetva talep eden savcıların bulunduğu yargı da korkutulanların en etkili kesimi. Başta da, 1991 içtihadını peynir ekmekle yiyip, anayasaya tümüyle aykırı KHK’leri incelemeyi reddeden Anayasa Mahkemesi.

***

Üçüncü soru: Nerelerden yardım alıyor? Cevap: Herşeyden önce, “malzeme”yi Kasımpaşa’dan iyi tanıyor. Malzeme derken:

Ankara’da Hasan Cemal’in duruşmasına gelmişiz, Adliye asansöründe hep bizim ekip, bir de kasketli vatandaş. Hasan adama sordu: “Kardeş senin dava nedir?” Cevap: “Önemli değil, basit yaralanma”. Hasan: “Yaa, geçmiş olsun”. Adam: “Yok, öyle değil. Bizim oğlan öğretmen, talebe şımarıklık etmiş, şımarma diye şöyle bi dokunmuş cetvelle, alnının şurası azıcık çizilmiş, öyle”. Bizim suratların allak bullak olması üzerine de: “Biz hep cetvelle büyüdük. Büyümeyen bakın nasıl sokaklarda öpüşüyor!”

Malzemeyi tanımanın da üstüne, özellikle CHP “sayesinde” alternatif lider bulunmayışı var. Buna da ilaveten, aynen o alçak darbenin “Allah’ın lütfu” olduğu gibi, içte ve dışta çok yararlı koltuk değneklerine sahip.

İçte: Meral Geliverir Koltuğumu Alıverir yüzünden “kayıtsız şartsız teslim” bir adet Bahçeli ve adam asma zihniyetine programlı MHP’si. M. Balbay gibi bazıları Cumhuriyet’i kapattıracak kadar gözü dönmüş Ulusalcılar. Ona da ilaveten; orada iki, burada dört, şurada üç asker ve polis vurup duran PKK.

Dışta: Muazzam bir konjonktür: Avrupa’yı titreten mülteciler sorunu. Batı’yı titreten IÞİD. NATO’yu Türkiye üzerinden parçalamaya girişerek ABD’yi titreten Rusya.

***

Dördüncü soru: Bunları “başarmak” için yöntemleri neler? Cevap: Tekmili birden oynayan dört film sayesinde sürdürülen bir OHAL ve KHK’leri düzenini kullanarak sadece tüm muhalifleri değil, tüm yandaş olmayanları temizlemek.

Dört film deyince: “Bizi Seksen Yıldır Mağdur Ettiler!” (Başörtüsünü yasaklama programı sponsorluğunda), “FETÖ’nün Bitmez Tükenmez Maceraları” (Havuz Medyası ve Sözcü’nün manşetleri sponsorluğunda), “Kürt Öcüsü” (PKK saldırıları sponsorluğunda), “Musul ve Misak-ı Milli Fatihi” (Lozan’ı kötüleme sponsorluğunda).

Bu sonuncusu o kadar fantastik ki, özellikle komşu Suriye’yi parçalamak için yaptığı girişimleri “Türkiye’nin parçalanmasını önlüyorum” diye izah edebiliyor…

Daha bile fantastik bir olgu aranırsa: Önce anayasayı fare yemiş peynire döndürüp, ondan sonra da Tek Adam rejiminin gerekçesi olarak “İstediğiniz kadar yok deyin, fiilî başkanlık var” ve “Delik deşik olup hayatiyetini kaybetmiş bir Anayasa’dan medet umulmayacağı ortadadır” dedirtmesi...

Ek program olarak, çevresine enfes bir rant dağıtımı.

***

Beşinci ve en vahim soru: Böyle koşmaya ne kadar devam edecek? Cevap: Sonuna kadar. Tek Adam rejimini kurduktan sonra da. Çünkü hukuka o kadar aykırı davrandı/davranıyor ki iktidardan düştüğü ânı tahayyül etmek bile istemiyor. 17-25 Aralık rezaleti bile KHK’lerin hukuk dışılığı yanında çocuk oyuncağı kaldı.

Geri vitessiz ve frensiz bir Erdoğan çok dar bir çıkmaz sokağa girdi. Önündeki duvarı tos vurup yıkmaya çalışmaktan başka çaresi yok.

Yok da, Türkiye bunun için fazla gelişmiş bir ülke. Libya, Afganistan, hatta Pakistan olsa “umut” olabilir, ama Türkiye bunun için fazla badire atlatmış, fazla gelişmiş bir ülke. Yaşayacağız, çekeceğiz, perişan olacağız, bu karabasandan uyanınca da “Vay be, niye bu kadar uzun sürdü bu!” diyeceğiz.





http://www.agos.com.tr/tr/yazi/16899/bes-soruda-canli-bir-otopsi
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message priv
Montrer les messages depuis:   
Poster un nouveau sujet   Rpondre au sujet    Forums d'A TA TURQUIE Index du Forum » Forum en langue turque Toutes les heures sont au format GMT + 2 Heures
Aller la page Prcdente  1, 2, 3, 4, 5, 6  Suivante
Page 5 sur 6

 
Sauter vers:  
Vous ne pouvez pas poster de nouveaux sujets dans ce forum
Vous ne pouvez pas rpondre aux sujets dans ce forum
Vous ne pouvez pas diter vos messages dans ce forum
Vous ne pouvez pas supprimer vos messages dans ce forum
Vous ne pouvez pas voter dans les sondages de ce forum


Powered by phpBB v2 © 2001, 2005 phpBB Group Theme: subSilver++
Traduction par : phpBB-fr.com
Adaptation pour NPDS par arnodu59 v 2.0r1

Tous les Logos et Marques sont dposs, les commentaires sont sous la responsabilits de ceux qui les ont posts dans le forum.