35 visiteur(s) et 0 membre(s) en ligne.
  Créer un compte Utilisateur

  Utilisateurs

Bonjour, Anonyme
Pseudo :
Mot de Passe:
PerduInscription

Membre(s):
Aujourd'hui : 0
Hier : 1
Total : 2225

Actuellement :
Visiteur(s) : 35
Membre(s) : 0
Total :35

Administration


  Derniers Visiteurs

SelimIII : 03h39:26
lalem : 06h41:57
cengiz-han : 21h25:32
murat_erpuyan : 22h01:25
EZGI : 1 jour, 04h17:06


  Nétiquette du forum

Les commentaires sont sous la responsabilité de ceux qui les ont postés dans le forum. Tout propos diffamatoires et injurieux ne sera toléré dans ces forums.


Forums d'A TA TURQUIE :: Voir le sujet - Yilmaz Özdil'den ...
Forums d'A TA TURQUIE Index du Forum Forums d'A TA TURQUIE
Pour un échange interculturel
 
 FAQFAQ   RechercherRechercher   Liste des MembresListe des Membres   Groupes d'utilisateursGroupes d'utilisateurs    

Yilmaz Özdil'den ...
Aller la page Prcdente  1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8
 
Poster un nouveau sujet   Rpondre au sujet    Forums d'A TA TURQUIE Index du Forum » Forum en langue turque
Voir le sujet prcdent :: Voir le sujet suivant  
Auteur Message
SelimIII
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 30 Ao 2007
Messages: 2650
Localisation: Paris

MessagePost le: 15 Oct 2020 8:56    Sujet du message: Rpondre en citant

Anayasa var mı ki, mahkemesi olsun?
15 Ekim 2020

Yılmaz Özdil

Mensubu ve milletvekili olduğu parti, anayasa'ya aykırı olduğu için, bir değil, iki defa anayasa mahkemesi tarafından kapatılan kişi, bu memlekette hem başbakan, hem cumhurbaşkanı olabildi mi?

Olabildi.



Halkı din ve ırk farkı gözeterek, kin ve düşmanlığa tahrik etmek suçundan hapis yatan, anayasa'ya aykırı davrandığı için siyaset yapması bile yasaklanan kişi, bu memlekette hem başbakan, hem cumhurbaşkanı olup, tek adam sistemine geçip, yüz yıl önce saraydan alınarak Tbmm'ye verilen egemenliği, gene saraya bağlayabildi mi?

Bağlayabildi.



Anayasa mahkemesi tarafından anayasa'ya aykırı bulunarak, laiklik karşıtı eylemlerin odağı ilan edilen ve hazine yardımı kesilen parti, anayasa'ya aykırı olmasına rağmen iktidarda kalmaya devam etti mi?

Etti.



Mensubu ve milletvekili olduğu partiler, anayasa'ya aykırı olduğu için, bir değil, iki değil, tam üç defa anayasa mahkemesi tarafından kapatılan kişi, Tbmm başkanı olabildi mi?

Olabildi.


Bu kişi, anayasa'ya namusu ve şerefi üzerine sadakat yemini edip, koruyacağına dair üzerine yemin ettiği anayasa'nın değiştirilemez ve değiştirilmesi bile teklif edilemez maddesi hakkında “laiklik anayasa'da olmamalı” diyebildi mi?

Diyebildi.



Anayasa'ya ve hukukun üstünlüğüne bağlı kalacağına dair yemin eden cumhurbaşkanı, “anayasa mahkemesi'nin verdiği kararı kabul etmek durumunda değilim, açık söyleyeyim, anayasa mahkemesi'nin verdiği karara uymuyorum, saygı da duymuyorum” dedi mi?

Dedi.



E, bugün hâlâ bakıyoruz… Anayasa mahkemesi'nin Enis Berberoğlu hakkında verdiği kararı tanımıyorlar filan deniyor.



Güzel kardeşim…

Anayasa'yı tanıyorlar mıydı ki, anayasa mahkemesi'ni tanısınlar?



Anayasa mahkemesi tarafından anayasa'ya aykırı ilan edilen partinin iktidarda kalmasında sakınca görmedin de, anayasa'ya aykırı partinin anayasa mahkemesi'ni tanımamasını mı yadırgadın?



Anayasa mahkemesi'nin ışıkları yansa ne olur, yanmasa ne olur…

Hukukun üstüne/üstünlüğüne avize gibi ampul takılalı yıllar olmadı mı?






Evil or Very Mad
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message priv
cengiz-han
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 12 Jan 2008
Messages: 12100
Localisation: Paris

MessagePost le: 02 Jan 2021 14:32    Sujet du message: Rpondre en citant

Citation:

2020
31 Aralık 2020

Yılmaz Özdil

■ Burnumuzun dibindeki Ege adacıkları Yunanistan tarafından işgal edilmişken, tee Fizan'a tezkere çıkardık, Libya'ya asker gönderdik.

■ İkisi hamile, beşi çocuk, dokuz kişiyi öldüren Çine canavarı'nın aflardan faydalanarak tahliye olur olmaz katliam yaptığı köyüne geri dönüp, sayın ahalimiz tarafından muhtar azası seçildiği ortaya çıktı.

■ Türkiye'de son 8 yılda 1 milyon 150 bin Suriyeli bebeğin dünyaya geldiği açıklandı.

■ Elazığ'da deprem oldu, 41 insanımız hayatını kaybetti.

■ Son beş yılda kendisine hakaret ettikleri gerekçesiyle 63 bin kişiye dava açan asrın liderimiz, Sivas'ta Madımak vahşetinde insanları diri diri yakan dinci katili “yaşlı” diye affetti. Güya müebbet verilmişti, hapisten sırıta sırıta çıktı gitti.

■ Koronavirüs salgını başladı, asrın liderimiz virüse önlem olarak “her sabah bir kaşık dut pekmezi alırım, tavsiye ederim” dedi.

■ Van Bahçesaray'da çığ düştü, yedi insanımız öldü, arama kurtarma çalışması sırasında gene çığ düştü, 35 insanımız daha öldü.

■ Hiç kimse teee İstanbul Havalimanı'na gitmek istemediği için Sabiha Gökçen Havalimanı'nın yükü arttı, pisti yoruldu, ay yüzeyi gibi kraterler oluştu, olacağı buydu, İzmir'den gelen Pegasus uçağı duramadı, pistten çıktı, üç insanımız öldü, “pilotun suçu” dediler.


■ Akp'nin dayattığı “yes be annem”in sonuçlarından biri daha görüldü, Kktc cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Hatay'ın Türkiye'ye katılmasını kötü örnek olarak gösterdi, “ikinci bir Tayfur Sökmen olmayacağım” dedi, “Kıbrıs Türk'tür Türk kalacaktır siyaseti, 1950'lerde kaldı” dedi. Yani bi tek “benim adım Mustafadis” demediği kaldı!

■ Osman Kavala beraat etti, asrın liderimiz kararı beğenmedi, “bir manevrayla beraat ettirmeye kalktılar” dedi, beraat kararı veren üç hakim hakkında derhal soruşturma başlatıldı, Osman Kavala yine tutuklandı, asrın liderimiz “hukuka saygı duymak lazım” dedi.

■ İnternette “iş bulma duası” arayanların sayısında patlama oldu, Google istatistiklerinde “en çok arananlar listesi”ne girdiği açıklandı.

■ Libya'da şehit verdik, milletten saklamaya çalıştılar, tören mören yapmadan gizli gizli toprağa verdiler, tarihimizde görülmemiş bu rezalet ortaya çıkınca, asrın liderimiz “bir kaç tane şehit var” dedi.

■ Rus uçakları Suriye'de taburumuzu vurdu, 34 şehit verdik.

■ Sayın ahalimizin gazını almak için “Suriyelileri gönderiyoruz” dediler, otobüslere bindirip Edirne sınırına götürdüler, Yunanistan kapıdan sokmadı, tırıs tırıs geri çektiler, zaten sınıra gidenler de Suriyeli değildi, röportajlarda anlaşıldı ki, çoğu Afgan'dı, Türkiye'deki Suriyeliler rahatını bozup, Edirne'ye bile gitmemişlerdi.

■ Sevgi ve hoşgörü dini İslam'ın mesajlarını anlatması gereken Bursa müftüsü, muhalefete saldırdı, “millet-devlet düşmanlığı yapanlar, hazır kapılar açılmışken mülteci taklidi yaparak ait oldukları yere defolup gidebilirler” dedi.


■ Salgın nedeniyle hayat komaya girmişken, millet can derdindeyken, maskeleri taktılar, Kanal İstanbul ihalesi yaptılar, bu rezaletten hemen sonra ulaştırma bakanımız görevden alındı.

■ Vatandaşa haber vermeden sokağa çıkma yasağı ilan ettiler, sokaklar kalabalıktan birbirine girdi, trafik kilitlendi, vatandaşa haber vermeden sokağa çıkma yasağı ilan eden içişleri bakanımız twitter'dan istifa etti, asrın liderimiz kabul etmedi.

■ Bütün dünya hükümetleri vatandaşlarına nakit para dağıtırken, bizimkiler iban verip üste para istedi, asrın liderimiz kendi kendisine başlattığı biz bizi yeteriz kampanyasını “Tekalif-i Milliye”ye benzetti.

■ Vatandaştan üste para isteyen asrın liderimiz, “Türkiye şahlanıyor, ekonomimiz pik yapıyor, Batı ülkeleri Türkiye'yi kıskanıyor” dedi.

■ Şaha kalktığı için Batı'nın kıskandığı Türkiye'de ücretsiz izne çıkarılanlara günlük 39 lira 24 kuruş verileceği açıklandı.

■ Namuslu gazeteciler, Barış Terkoğlu, Barış Pehlivan, Hülya Kılınç, Murat Ağırel, Müyesser Yıldız uyduruk iddialarla tutuklandı.

■ “Chp camileri kapattı” diyorlardı, Allah'ın tokadı yok… Salgın yüzünden camileri kapattılar, cuma namazını yasakladılar, kabir ziyaretini yasakladılar, iftar çadırlarını yasakladılar, umreyi yasakladılar, Kadir Gecesi'nde sokağa çıkma yasağı ilan ettiler, bayram namazı kılınmasın diye, bayramlaşma yapılmasın diye, Ramazan Bayramı'nda sokağa çıkma yasağı ilan ettiler.

■ Sokağa çıkma yasağı varken bile, yandaş köprülerin parasını ödemeye devam ettiler.

■ “Katil” dedikleri Sisi'den ramazan ayında patates ithal ettiler.


■ Sağlık bakanımız, ölüm sayılarını gizlemediklerini, hatta, 2019 yılına göre ortalama ölüm sayısının bile azaldığını açıkladı. Yani utanmasa “koronavirüs ömrü uzatıyor” diyecekti!

■ Akp şakşakçısı-feto hayranı kadın, liste hazırladıklarını, komşularını topluca katledeceklerini, 50 kişiyi götüreceklerini söyledi, bu sözler hakkında dava açmaya bile gerek görülmedi, takipsizlik verildi.

■ Akp Trt'si 19 Mayıs'ta Cumhuriyet Bayramı'nı kutladı!

■ Akp milletvekili Burhan Kuzu'nun uyuşturucu baronunun tahliyesi için mahkeme hakimine telefon ettiği ortaya çıktı, “Türk siyasetinde mahkeme hakimini arayan ne ilk benim, ne de son benim, binlerce arayan siyasetçi var, bunlar doğal şeyler” dedi.

■ 16 ay hapis yatıp çıkan Enis Berberoğlu'nun milletvekilliğini düşürdüler, yine tutukladılar, 24 saat geçmeden bıraktılar.

■ Akp'nin tanıtım ve medya başkan yardımcısı “kumpasları” açık açık itiraf etti, “Akp'yle Fetö'nün bilerek kolkola girdiğini” söyledi, “Kemalistlere karşı Fetö'cülerle işbirliği yaptıklarını” anlattı.

■ Güreşçi Hamza Yerlikaya'yı Vakıfbank yönetim kuruluna atadılar.

■ Her fırsatta “paranın dini olmaz” diyen asrın liderimiz, bu defa “ekonomik krizden çıkışın anahtarı İslam iktisadıdır” dedi.

■ Baroları bölme yasası çıkardılar, baro başkanlarına bibergazı sıktılar.

■ Akp grup başkanvekili Özlem Zengin “Ak parti gelene kadar bu ülkede kadın kelimesinin adı bile yoktu” dedi.

■ Asrın liderimiz gençleri kafalamak için internette konferans verme gafletinde bulundu, dislike rekoru kırıldı, yorumları kapatmak zorunda kaldılar, twitter'da “oy moy yok” protestosu yapıldı.

■ Ahmet Davutoğlu parti kurduğu için, Ahmet Davutoğlu'nun kurduğu Şehir Üniversitesi kapatıldı.

■ Katerina Sakelaropulu, Yunanistan'ın ilk kadın cumhurbaşkanı oldu, ilk resmi ziyaretini Didim'in hemen karşısındaki Eşek Adası'na yaptı, Eşek Adası bizim toprağımız, resmen işgal edildi, üstüne, alay edercesine ziyaret edildi, bizimkilerden gene gık çıkmadı.

■ Sakarya'da havayi fişek fabrikasında patlama oldu, yedi kişi hayatını kaybetti, garibanlar henüz morgtayken, Müsiad yöneticileri apar topar koştu, fabrika sahibine moral yemeği verdi.

■ Duayen sanatçılarımız Müjdat Gezen ve Metin Akpınar'a ayrı ayrı 4 yıl 8 ay hapis istemiyle dava açıldı.

■ Asrın liderimiz “Ayasofya'yı camiye çevirmenin faturası çok ağırdır, Ayasofya ibadete açılsın diyenler dünyayı tanımıyor, ben bir siyasi lider olarak, bu oyuna gelecek kadar istikametimi kaybetmedim” diyordu… Ayasofya'yı camiye çevirdi, ibadete açtı.

■ Akp'nin diyanet işleri başkanı Ayasofya'da minbere çıktı, bu topraklarda yeniden ezan okumasını sağlayan Atatürk'e lanet okudu.

■ Kendini tarikat şeyhi ilan eden sarıklı yobaz, 12 yaşındaki kız çocuğuna cinsel istismardan tutuklandı.

■ Bilim kurulu üyesi profesör itiraf etti, “bugüne kadar alınan kararları biz vermedik, haberimiz yok” dedi. Böylece bilim kurulunun aslında ne biliiim kurulu olduğu ortaya çıktı.

■ Moody's, Türkiye'nin kredi notunu tarihin en düşük seviyesine indirdi, Kamboçya, Ruanda ve Uganda'yla aynı sınıfa koydu.

■ Asrın liderimiz “buzdolabı satışları arttı, Türkiye şahlanıyor” dedi.

■ ABD'ye maske yardımı yaptık, tıbbi cihaz yardımı yaptık filan diyorduk… ABD'nin Ankara büyükelçisi, Türkiye'deki devlet hastanelerinin Amerikan ilaç firmalarına 2.3 milyar dolar borcu olduğunu, bizzat Tayyip Erdoğan tarafından “ödeme sözü” verilmesine rağmen bir yıldır ödenmediğini, bu biriken borç artık derhal ödenmezse Türkiye'ye ilaç satışının durdurulacağını açıkladı. Maske düştü, kel göründü!

■ Yunan gazetesi manşetinden asrın liderimize alenen küfür etti, bizimkiler bunu bile sineye çekti.

■ Hazineden sorumlu asrın damadımız “maaşınızı dolarla mı alıyorsunuz, döviz kuru benim için hiç önemli değil” dedi.

■ Şeffaf yönetim sergiliyor denilen sağlık bakanımız “her vaka hasta değildir” dedi. “Ulusal çıkarları korumak için” testleri pozitif çıkan vatandaşları hasta saymadıklarını açıkladı!

■ Pantolon yerine entariyle dolaşmak isteyen, imam nikahlı çok eşliliği savunan, hekimden çok meczup görüntüsü veren tarikatçıyı, GATA'da başhekim yardımcısı yaptıkları ortaya çıktı.

■ Can Dündar'ın malına mülküne el koydular, hem canına kastedilen, hem malına kastedilen tarihteki ilk gazeteci oldu.

■ Sözcü gazetesini hukuk yoluyla linç ettiler, Emin Çölaşan, Necati Doğru, Metin Yılmaz, Yücel Arı, Mustafa Çetin, Gökmen Ulu ve Yonca Yücekaleli'ye verilen toplam 20 yıl hapis cezası, istinaf mahkemesi tarafından onandı.

■ Asrın liderimiz “Anayasa Mahkemesi'nin verdiği karara uymuyorum, saygı da duymuyorum” diyordu… Yerel mahkeme de tıpkı öyle yaptı, Anayasa Mahkemesi'nin verdiği kararı tanımadı.

■ Ermenistan, Azerbaycan topraklarına saldırdı, bizimkiler şiddetle kınadı, Ermenistan üç ay sonra Azerbaycan topraklarına yine saldırdı, bizimkiler yine şiddetle kınadı.

■ Kadın öldürenler elini kolunu sallaya sallaya dışarda dolaşırken, kadın döven herifi öldüren Kadir Şeker'e 12 yıl hapis verdiler. Halbuki, dayak atan herif yerine, dayak yiyen kadını öldürseydi, şimdi dışardaydı.

■ İzmir'de deprem oldu, 117 insanımız hayatını kaybetti, bütün dünya 7 büyüklüğünde derken, Akp 6.6 dedi.

■ Asrın liderimiz üzüntüsünü dile getirdi, “şahsen kendimi mahzun hissediyorum, 18 yılda fikri iktidarımızı tesis edemedik” dedi.

■ Grip mevsimi geldi, sayın yetkililerimiz siparişte geç kaldı, kriz çıktı, grip aşısı bulunamadı. Aslına bakarsanız, grip aşısında yaşanan rezalet, koronavirüs aşısında yaşayacağımız rezaletin işaret fişeğiydi.

■ Şehir magandası, kargosunu geç getirdi diye kurye Mehmet Ali'yi yumruklayarak öldürdü. Pandemi sürecinde, virüs bulaştığı için veya trafik kazası sebebiyle, şimdilik, 160 kurye hayatını kaybetti.

■ Asrın liderimiz Fransa'ya öfkelendi, “Fransız mallarını sakın almayın, boykot edin” dedi. Dedi ama… Dikkat ederseniz, o günden bu yana bir daha bu mevzuyu hiç açmadılar, sanki bu esip gürlemeler hiç söylenmemiş gibi, boykotun b'sinden bile bahsetmediler.

■ Kendilerine “yerli ve milli” diyen arkadaşlar, kaderlerini Trump'a bağladıkları için, aman kaybetmesin diye neredeyse dua ettiler ama, ABD seçimini Biden kazandı.

■ Asrın damadımız instagramdan istifa etti, sayın medyamız saraydan korktuğu için bu istifa haberini 24 saat duyuramadı.

■ Alt tarafı 300 bin nüfuslu kabile devleti olan Katar'ın emiri geldi, bastı parayı, yükte hafif pahada ağır neyimiz varsa aldı gitti, 83 milyonluk Türkiye seyretti.

■ Daha önce “aşı olmayı düşünmüyorum, sağlık bakanı haberim olmadan benim adımı vermiş, laflarını düzeltsin, aşı olmayacağım derken öylesine demedim, kendime göre araştırmalar yaptım, ailem de olmayacak” diyen asrın liderimiz, şimdi çıktı, “şahsen benim aşı olma konusunda herhangi bir sıkıntım söz konusu değil” dedi.

■ Akp'li üç milletvekilinin bedelli askerlik yaptığı ortaya çıktı. Yasaya göre, bedelli olarak askere gidenlerin ücretsiz izinli sayılması gerekirken, Tbmm'nin bu üç arkadaşın hem milletvekili maaşlarını yatırdığı, hem de sigortalarını yatırdığı anlaşıldı.

■ ABD yaptırım kararı aldı.

■ AB yaptırım kararı aldı.

■ Meteorolojinin bütün yurtta sağanak yağmur raporu verdiği gün, diyanet bütün yurtta yağmur duası yaptırdı.

■ Çalışma bakanımız Zehranım “yoksulluk Türkiye için sorun olmaktan çıktı” dedi.

■ Profesör Ebubekir Sofuoğlu “üniversiteler fuhuş evi” dedi.

■ Sırf bu yıl 384 kadın öldürüldü.

■ Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Selahattin Demirtaş'ın haklarının ihlal edildiğine hükmetti, derhal serbest bırakılmasını istedi, daha önce kendi hakları için üç defa Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvuran asrın liderimiz “bizi bağlamaz” dedi.

■ Tee Somali'nin bile borcunu ödeyen sayın hükümetimiz, kendi vatandaşlarına 3 bin lira asgari ücret vermeye kıyamadı.

■ Dokuz ayda, terörle mücadeleden daha fazla sayıda insanımızı koronavirüsten kaybettik… Asrın liderimiz hâlâ “köme yiyin, pestil yiyin, bunları yiyene korona bulaşmaz” diyor.

■ Başbakan Mesut Yılmaz'ı, Rahşan Ecevit'i, Haydar Baş'ı, Cumhuriyet'e yaraşır devlet adamı Ziya Müezzinoğlu'nu, toprak dede Hayrettin Karaca'yı, şampiyon boksorümüz Garbis Zakaryan'ı, İkinci Yeni şiir akımının isim babası Muzaffer İlhan Erdost'u, Türk sinemasının unutulmaz kadınlarından Muhterem Nur'u, moda tasarımcısı Nur Yerlitaş'ı, şair/felsefeci Oruç Arıoba'yı, tiyatro sahnelerimizin televizyon ekranlarımızın gülümseyen yüzü Ayşegül Atik'i, Türk edebiyatının en önemli romancılarından Adalet Ağaoğlu'nu, efsane Huysuz Virjin, Seyfi Dursunoğlu'nu, gencecik spor spikeri Emre Gönlüşen'i, sinema-dizi oyuncusu Haldun Boysan'ı, Halil Kumova'yı, Hikmet Karagöz'ü, Devrim Parscan'ı, taklit bile edilemeyen seviyede özgün olan, müziğimizin anıt isimlerinden Timur Selçuk'u, futbolumuzun anıt isimlerinden Özkan Sümer'i, gencecik türkücümüz Engin Nurşani'yi, klarnetin efendisi Mustafa Kandıralı'yı, Türkiye'nin gelmiş geçmiş en büyük köşe yazarı Bekir Coşkun'u kaybettik.

■ Senin için nasıl geçti derseniz… Kaçak saray yaptırdığımı iddia ederek aileme ait iki odalı yazlığa saldırdılar, silahlı kuvvetlere hakaret ettiğimi iddia ederek beş ay hapis cezası verdiler, Tbmm'ye hakaret ettiğimi iddia ederek hapse girmem için dava açtılar, yobaz bir akademisyen diyanet'e çağrıda bulunarak, cesedimin camiye sokulmamasını, cenaze namazımın kılınmamasını istedi, yazıya noktayı koyuyordum ki, gazeteden avukatım aradı, Atatürk'e hakaret ettiğim için hakkımda savcılık soruşturması başlatılmış.



Yaşadıklarımızı okurken bile yorulduğumuz bir yıldı, 2020.



Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message priv
murat_erpuyan
Admin
Admin


Inscrit le: 30 Jan 2006
Messages: 9242
Localisation: Nancy / France

MessagePost le: 14 Jan 2021 0:17    Sujet du message: Rpondre en citant

Citation:
Sözde
Yılmaz Özdil

Sözcü, 13 Ocak 2021


■ Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'ye “Hitler” benzetmesi yaptı.

■ Başbakan Ecevit'e “zavallı, yaşlı, fiziken çökmüş, bitmiş, bakın her tarafı kırılıp dökülmeye başladı, artık çelik korselerle duruyor, ölümün ertelenmesi hayatın yaşandığı anlamına gelmez” dedi.

■ Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'e “otur da bey zannetsinler, ayakta duramıyor, çete kardeşliği yapıyor, çetelere kefil oluyor” dedi.

■ Tbmm başkanı Hüsamettin Cindoruk'a “ulan kendine gel, terbiyesiz, beyni sulanmış, be ahmak” dedi.

■ Deniz Baykal'a “virüs, işe yaramaz, düzeysiz, çirkin, seviyesiz, dönek, kaba, ahlaksız iftiracı, kayışları eskidi, gülünç, çamur, çete avukatı, mafya avukatı, hukuk dışı örgütlerin avukatı” dedi.

■ Kemal Kılıçdaroğlu'na “cibilliyetsiz, yüz karası, seviyesiz, bahtsız bedevi, kirli dudak, Pensilvanya maşası, Kandil ortağı, katil Eset'in arkadaşı, Dhkp-c avukatı, terör örgütüne üye olduğunu görürseniz şaşmayın, eli kanlı darbeci, cani ruhlu, soysuz, tinerci, çapsız, sığ, şizofren tip, ahlak yoksunu, namussuz, siyasi sapık, cüce, cahil, fırıldak, etrafa zehir saçıyor, yaradana karşı küstah, haysiyetsiz” dedi.

■ Devlet Bahçeli'ye “vampir, kan emici, ırkçı, kafatasçı, şehit sömürücüsü, ağzından salyalar akıyor, köksüz, alçak, adi, cahil, çirkin, bilinçsiz, hasta kafa, Pensilvanya ortağı, eşkıya, bostan korkuluğu, zihniyle dili arasındaki kayış koptu, evladı yok bunun, aile nedir bilmez, çoluk çocuk nedir bilmez, marjinal sol örgütlerin maymunu, harcırahlarımı sadaka olarak sana vereyim, alçak, zehirli dil, rezil, çakal, senin etrafındakiler insan suretindeki ahlaksız, senin etrafındakiler esfel-i safilin, uçma özürlü, ikiyüzlü, namert” dedi.


■ Selahattin Demirtaş'a “vampir, ceberrut, şuursuz, vicdansız, iblisin yolundan yürüyen, ateist, zerdüşt, nekrofil, ölü sevici, nebbaş, mezarlık soyguncusu, mankurt” dedi.

■ Meral Akşener'e “terbiyeden mahrum, seviyesiyiz, çapsız, yalancı kaçacak deliği yok, bu kadın şirazesinden çıkmış” dedi.

■ Temel Karamollaoğlu'na “zavallı, cahil insan” dedi.

■ Mansur Yavaş'a “adamda her türlü yolsuzluk var, sahte senet cambazı, vergi kaçakçısı, terör örgütü destekçisi” dedi.

■ Ekrem İmamoğlu'na “Sisi” dedi.

■ Chp'ye “tezek, geçmişi lekeli, terör dili, Pkk'yla beraber, Pensilvanya'dan vekalet almış, çapsız, sabıkalı, sicili bozuk, Ankara'yı ezansız tasarladılar, talancı, müftezel, faşist, kanalizasyon çukuru, cüruf, çöplük, cüce, zihniyeti pislik, kukla, eşek, ana hıyanet, tepeden tırnağa her yerlerini tecavüz sarmış” dedi.

■ Biat etmeyen gazetecilere “tasmalılar, akbabalar, maaşlı şarlatanlar, terörist, ajan, kaleminden pislik akıyor, provokatör, ahlaksız, alçak zihniyet, soytarı, insan müsveddesi, sürüngen” dedi.

■ Millete “zillet” dedi.

■ “Ananı da al git” dedi.

■ “İki ayyaş” dedi.

■“Kelle” dedi.

■ “Sanatçı müsveddeleri, alçak zihniyet, imansızlar” dedi.

■ “Profesör müsveddesi, aydın müsveddeleri” dedi.

■ “Karakteri bozuk şehit babaları var” dedi.

■ Akp'li meclis başkanı, kendi vatandaşına “yaratık” dedi.

■ Akp milletvekili, kendi vatandaşına “kanı bozuk” dedi, “bizim hükümetimize karşı çıkanların kanını tahlil ettirmek lazım” dedi.

■ Akp valisi, kendi vatandaşına “gavat” dedi.

■ Akp akil'i, kendi vatandaşlarına “pezevenkler, kaltaklar, köpek oğlu köpekler, embesiller, kitapsızlar” dedi.

■ Yandaş güreşçi, kendi vatandaşlarına “Allah belanızı versin, vatan hainleri” dedi.

■ Yandaş şarkıcı, kendi vatandaşına “ahmak, köpek” dedi.

■ Yandaş müftü, kendi vatandaşlarına “deyyus” dedi.

■ Yandaş imam, kendi vatandaşına “Bizans artığı orospu çocuğu” dedi.

■ Yandaş tarihçi “10 Kasım'da saat 9'u 5 geçe kenefe gidin” dedi.

■ Yandaş müteahhit “milletin orasına koyacağız” dedi.

■ 13 yaşındaki Berkin Elvan terörist

■ ODTÜ terörist yuvası

■ Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri terörist

■ Dolar alanlar terörist

■ Hayır diyenler terörist

■ Türk Tabipleri Birliği terörist

■ Barolar terörist

■ Erken seçim isteyenler vatan haini.

■ Millet ittifakı hem fetocu hem Pkk'lı.

■ Mansur Yavaş'a “Yunanistan kökenli” dediler.

■ Ekrem İmamoğlu'na “Pontuslu” dediler.

■Tunç Soyer'e “Bizanslı” dediler.

■ Chp İstanbul il başkanı Canan Kaftancıoğlu'na “Dhkp-c'li” diyorlar.

■ İyi Parti İstanbul il başkanı Buğra Kavuncu'ya “fetocu” diyorlar.

■ Fikri Sağlar'a “barbar, faşist, inanç düşmanı, ırkçı, despot” diyorlar.

■ Can Ataklı'ya “darbeci” diyorlar.

■ Sözcü gazetesine, Emin Çölaşan'a Necati Doğru'ya “fetocu” diyorlar.

■ Bana “Pkk'lı” dediler.



“Sözde” denildi.

Vayyyy milli iradeye hakaret diyorlar!






<
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message priv
cengiz-han
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 12 Jan 2008
Messages: 12100
Localisation: Paris

MessagePost le: 24 Jan 2021 22:56    Sujet du message: Rpondre en citant

Citation:
Salça sürülmüş bir dilim ekmek
24 Ocak 2021 / SOzcu

Yılmaz Özdil


Banyoda kalorifer olmadığı için oturma odasındaki leğende yıkanırken, gözümüze sabun kaçınca kıpraşıp, halıya su sıçratıyorsun diye annesi tarafından kafasına tasla vurulan nesiliz biz…

Top oynamaya geç kalmayalım diye telaşla sokağa koşarken, eline salça sürülmüş bir dilim ekmek tutuşturulan nesil.



Fakir ama yakışıklı delikanlı Ayhan Işık'ın küçük hanımefendi Belgin Doruk'u kırmızı bir gülle tavladığı, Ediz Hun'la Filiz Akın'ın birbirlerine sarılarak Boğaz'ı seyrettiği, Tarık Akan'la Emel Sayın'ın ağaçlar arasında neşeyle koşturarak saklambaç oynadığı, İzzet Günay'la Türkan Şoray'ın el ele yürüdüğü, Kartal Tibet'le Fatma Girik'in faytonla dolaştığı, bütün Türkiye'nin bu güzel insanları rol model alarak, mutlu hayaller kurduğu, mutlu aşıklar dönemiydi…

Dünyanın gelmiş geçmiş en muhteşem kalantoru Hulusi Kentmen'in ropdöşambırla dolaştığı, tonton aşçı Necdet Tosun'la azgın hizmetçi Mürüvvet Sim'in tombul yanaklarını birbirine yasladığı, şoför Vahi Öz'le saftirik uşak Cevat Kurtuluş'un her film sonunda mutluluktan ağladığı, Nubar Terziyan'ıyla Kenan Pars'ıyla Sami Hazinses'iyle, televizyonları siyah beyaz ama rengarenk yıllardı.

Kel Mahmut, Hafize ana, inek Şaban, damat Ferit, güdük Necmi, tulum Hayri, badi Ekrem, Akil hoca, külyutmaz Necmi, Veysel efendi… Fırlaması şapşalı, şehirlisi köylüsü, doğulusu batılısı, içinde hepimizin bulunduğu, sınıfsal farkların olmadığı kusursuz sınıftı.


Mesut Bahtiyar'dan şarkılar dinlediğimiz, kalipso kralı Metin Ersoy'la dans ettiğimiz, kanto kraliçesi Nurhan Damcıoğlu'yla coştuğumuz, bol yıldızlı lacivert gecelerdi… Bilseniz ne kadar özledim Barış Manço'yu Tanju Okan'ı Erol Büyükburç'u Ferdi Özbeğen'i.

Burnumda tütüyor, Özay Gönlüm'ün Yaren'i.

Teknolojinin zavallığında Trt'nin necefli maşrapa dönemleriydi, çamaşır makinelerinin merdaneli, telefonların çevirmeli, Altan Erbulak'ın en maharetli estetikçilerin bile başaramadığı güzellikte kadınlar çizdiği, İstanbul'da basılan gazetelerin İzmir'e bile anca ertesi gün gelebildiği, Anadol otomobilin samandan yapıldığı için inekler tarafından yendiğine inanılan, laklak denilen oyuncağın adeta salgın olduğu, Samsun cıgarasının içinden odun çıktığı günlerdi.



Çok dar zamanlar gördük, gerçekten çok sıkıntılı zamanlar… Darbeler, sıkıyönetimler, ekonomik krizler, genel grevler, Kıbrıs'ta savaştık, karartma geceleri yaşadık, ambargolar yedik, benzin kuyrukları, tüpgaz kuyrukları, devalüasyonlar, yüzde yedi bin faizler, 70 cente muhtaç olduğumuz günler, işsiz kaldık, kemer sıktık, neler neler… Ama, milletin ekmek alacak para bulamadığı, ekmek alırken çaresizlik yaşadığı bir dönem asla görmedik.



Hangi dünya görüşüne yakın olursa olsun, üç aşağı beş yukarı benimle aynı yaşlarda bulunan tüm okurların bu satırları aynı tatsız duygularla, acı veren bir gülümsemeyle okuduğundan eminim.

Yoksul ailelerin çocuklarıydık ama, hiçbir şeyimiz yokken bile, hiç olmazsa elimizde salça sürülmüş bir dilim ekmeğimiz vardı.

Veya, toz şeker serpilmiş bir dilim ekmeğimiz.

Geleceğe dair masum, saf, temiz hayallerimiz vardı.

Pırıl pırıl umutlarımız.



Şimdi o bir dilim ekmeği yerken, utanıyoruz.



65 yaşındayım diyor mesela, halk ekmek kuyruğundaki bir ablamız, eşi hasta, evde yatıyor, kar yağıyor, bir lira ucuza ekmek alabilmek için iki saattir burdayım diye anlatıyor.

Cebimde ay sonuna kadar 5 lira 25 kuruşum kaldı diyor emekli bir abimiz, ay sonuna daha 12 gün varken, çıkarıp gösteriyor 5 lira 25 kuruşunu, 5 ekmek aldım, bu kaldı diyor.

1500 lira maaşla geçinmeye çalışıyorum diyor, ben yaşlarda bir başka emekli arkadaşımız, elinde poşet, poşette üç ekmek… Bir liranın hesabını yapacağım hiç aklıma gelmezdi diyor.



38 yıldır bu ülkede gazetecilik yapıyorum, yüreğimin taşıyabileceğinden fazla insani sıkıntı gördüm, hatırlamak istemediğim boyutlarda sıkışmış hayatlara tanıklık ettim…

Ama milleti, kitlesel olarak hiç bu kadar darda görmedim.



Devletin sarayları vardı, saray devleti yoktu.

Şahlanma masalları değil, adı üstünde, planlı kalkınma planlanıyordu.

Dünya bizi kıskanıyor palavralarına karnımız toktu.

Salça sürülmüş bir dilim ekmeğimiz vardı bizim.

Tertemiz hayallerimiz vardı.

Umutlarımız.


Evil or Very Mad
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message priv
murat_erpuyan
Admin
Admin


Inscrit le: 30 Jan 2006
Messages: 9242
Localisation: Nancy / France

MessagePost le: 25 Fv 2021 0:39    Sujet du message: Rpondre en citant

Citation:


Lebaleb
Sözcü, 24 Şubat 2021
Yılmaz Özdil



Yumurta fiyatlarının habire zamlanmasından bıkıp usanan ileri zekalı bir vatandaşımız tavuk yetiştirmeye karar vermiş.

Civciv almış.

Saksıya ekmiş.

Ertesi sabah “büyüdüler mi acaba” diye merakla kontrol ettiğinde görmüş ki, civcivler ölü.

Komşusuna danışmış, komşusu demiş ki, “kardeşim, delirdin mi sen, bu kadar cahillik olur mu, civcivleri komple gömmüşsün, ölürler tabii, sadece ayaklarını gömeceksin, öyle sulayacaksın…”

Bizimki komşuyu dinlemiş, gitmiş yeni civcivler almış, ayaklarından gömmüş, kafaları dışarda, sulamış.

Ertesi sabah “büyüdüler mi acaba” diye merakla kontrol ettiğinde görmüş ki, civcivler gene ölü.

Böyle olmayacak demiş, en iyisi bilim insanlarına danışayım…

Oturmuş, üniversiteye mektup yazmış, neler yaptığını tek tek anlatarak, durum böyleyken böyle demiş.

Üç gün sonra üniversiteden cevap gelmiş:

“Saksının toprağından numune gönderin, tahlil edelim.”



“Bilim” kurulu kararlarıyla yürütülen pandemi mücadelemiz, budur.



Akp kongresinde kapalı spor salonlarını “lebaleb” doldurmakta sakınca yok, ama, restoranda tek başına yemek yersen bilimsel kurallara aykırı davranmış oluyorsun.




Akp kongresinde kapalı spor salonlarında “tıklım tıklım” oturursan, bizzat asrın liderimiz tarafından tebrik ediliyorsun, teşekkür ediliyorsun, ama, kafede tek başına oturup kahve içersen, bilim kurulunun maske/mesafe/hijyen kuralını ihlal etmiş oluyorsun.



Rize kongresinde ulaştırma bakanına seslenerek, Karadeniz şivesiyle tribünleri kahkahaya boğan asrın liderimiz ne diyor?

“Maskeni çıkar, sesini duyamayrum.”

Aynı maskeyi sokakta indirirsen, 900 lira ceza kesiyorlar.



Cenaze törenleri, bilimsel olarak yasak kapsamında yeralıyor, insanlarımız anasını babasını eşini yalnız uğurlamak zorunda kalıyor, filyasyon karantinası nedeniyle anasının babasının cenazesine katılamayan evlatlar var, cenazeler camiye bile götürülmüyor… Ama, merhum Akp'liyse, mesela Fatih Camisi'nin binlerce kişilik avlusunu “lebaleb” doldurmanda bilimsel olarak engel yok.



“Duygularımızı rahatça paylaşabileceğimiz günler için cenazede 30 kişiyi geçmiyoruz” diyen, sonra gidip “tıklım tıklım” cenaze törenine bizzat katılan sağlık bakanını Nobel'e aday gösteriyorlardı.

Halbuki, bu rol kabiliyetiyle Oscar'a aday gösterilmesi daha doğru değil mi?



Ve hâlâ merak ediliyor…

Akp kongrelerinin yapıldığı şehirlerde çok ciddi vaka artışı görülüyor, acaba mutasyon mu var?



Bence Akp kongreleriyle filan alakası yoktur.

Siz en iyisi bilim kuruluna saksının toprağından numune gönderin, tahlil etsinler!












<
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message priv
Montrer les messages depuis:   
Poster un nouveau sujet   Rpondre au sujet    Forums d'A TA TURQUIE Index du Forum » Forum en langue turque Toutes les heures sont au format GMT + 2 Heures
Aller la page Prcdente  1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8
Page 8 sur 8

 
Sauter vers:  
Vous ne pouvez pas poster de nouveaux sujets dans ce forum
Vous ne pouvez pas rpondre aux sujets dans ce forum
Vous ne pouvez pas diter vos messages dans ce forum
Vous ne pouvez pas supprimer vos messages dans ce forum
Vous ne pouvez pas voter dans les sondages de ce forum


Powered by phpBB v2 © 2001, 2005 phpBB Group Theme: subSilver++
Traduction par : phpBB-fr.com
Adaptation pour NPDS par arnodu59 v 2.0r1

Tous les Logos et Marques sont dposs, les commentaires sont sous la responsabilits de ceux qui les ont posts dans le forum.