20 visiteur(s) et 0 membre(s) en ligne.
  Créer un compte Utilisateur

  Utilisateurs

Bonjour, Anonyme
Pseudo :
Mot de Passe:
PerduInscription

Membre(s):
Aujourd'hui : 0
Hier : 0
Total : 2137

Actuellement :
Visiteur(s) : 20
Membre(s) : 0
Total :20

Administration


  Derniers Visiteurs

laroserouge : 12h47:36
Georges : 14h12:09
Dom : 20h39:02
murat_erpuyan : 1 jour, 12h30:19
Philippe : 2 jours


  Nétiquette du forum

Les commentaires sont sous la responsabilité de ceux qui les ont postés dans le forum. Tout propos diffamatoires et injurieux ne sera toléré dans ces forums.


Forums d'A TA TURQUIE :: Voir le sujet - Türk ekonomisi üzerine
Forums d'A TA TURQUIE Index du Forum Forums d'A TA TURQUIE
Pour un échange interculturel
 
 FAQFAQ   RechercherRechercher   Liste des MembresListe des Membres   Groupes d'utilisateursGroupes d'utilisateurs    

Türk ekonomisi üzerine
Aller à la page Précédente  1, 2, 3, 4, 5, 6, 7
 
Ce forum est verrouillé; vous ne pouvez pas poster, ni répondre, ni éditer les sujets.   Ce sujet est verrouillé; vous ne pouvez pas éditer les messages ou faire de réponses.    Forums d'A TA TURQUIE Index du Forum » Forum en langue turque
Voir le sujet précédent :: Voir le sujet suivant  
Auteur Message
bendeniz
Advanced
Advanced


Inscrit le: 17 Nov 2014
Messages: 126

MessagePosté le: 01 Oct 2018 15:04    Sujet du message: Répondre en citant

Grafikler çizmeye, tablolar yapmaga gerek kalmaksizin Turkiye ekonomisinin içler acisi durumunu bir çirpida anlativermis Yilmaz Ozdil !

Citation:

Tavuk
27 Eylül 2018


Tavuk, soya yemi yiyor.
Soya ithal.



Hâlâ deniyor ki, tavuk niye zamlanıyor?



Tavuk dediğin, döviz büfesi gibidir…
Maliyetin yüzde 70'ini yem oluşturur.
Soyanın tonunu 500 dolara alıyorsun.
Dolar 3.5 liradan 6.5 liraya çıkınca, tavuk paritesi ucuzlar mı?



Tavukçuluk sektörü beş milyar dolar ciro yapıyor diye gurur duyuyoruz ama… Sırf yem için yurtdışına dört milyar dolar ödemiyor muyuz?



Türkiye 100 bin ton soya üretiyor.
İki milyon ton ithal ediyor.
Soya üretimini arttırmadan tavukçuluk sektörünü büyütürsen, tavukçuluk sektörü kaçınılmaz olarak batmaz mı?
Sektörün devleri neden şakır şakır konkordato ilan ediyor sanıyorsun?



Soya üretimini arttırabilmemiz için çiftçinin desteklenmesi gerekiyor, mesela “alım garantisi” verilmesi gerekiyor.
Yandaş müteahhitin köprüsüne geçiş garantisi veren, yandaş müteahhitin havalimanına yolcu garantisi veren, yandaş müteahhitin hastanesine hasta garantisi veren sayın hükümetimiz, soya üreticisine “alım garantisi” veriyor mu?
Niye vermiyor?



Dünyanın en pahalı mazotunu kullanan çiftçimiz, son derece ucuza mazot kullanan rakip ülkelerin soya fiyatıyla rekabet edebilir mi?



İthal edilen soyayı gemicikleriyle taşıyan armatörlerimize ucuza mazot veriliyor… Aynı soyayı üretecek olan çiftçimize neden ucuza mazot verilmiyor?



Tarım bakanlarımız habire “GDO'lu gıda ürünümüz yok, GDO'ya geçit vermiyoruz, gıdada GDO'ya asla izin vermeyiz, GDO'ya toleransımız yok” filan diyor ama… ABD, Brezilya, Arjantin ve Kanada'dan ithal ettiğimiz soyanın tamamı GDO'lu değil mi?



ABD'yle Çin arasında ticaret savaşı yaşanıyor.
En önemli kalemlerden biri, soya…
Çin hem yerli üreticisini korumak için, hem de Trump'ın kolunu bükmek için, Amerikan üretimi soyaya ekstra gümrük vergisi koydu.
ABD'yle Çin gerizekalı mı, soyaya bu kadar kafa yoruyorlar?



Güya dolarla alışveriş yapmayalım diye soya ithalatını ufak ufak Rusya'ya Ukrayna'ya kaydırmıştık.
Çin, ABD'den soya almayı durdurunca, ihtiyacı olan soyayı nereden almaya başladı? Rusya'dan Ukrayna'dan almaya başladı.
Çin o pazara girince, Rus soyasının fiyatı dolardan daha fazla yükselmedi mi?
Dünyada bi tek biz mi kurnazız?



Brezilya'dan sığır ithal ediyoruz.
Şarbon çıktı.
Tavuk etine yöneldik.
Türkiye'nin en büyük tavukçuluk firmalarından birini kim aldı?
Brezilyalılar aldı!
O Brezilyalılar, bizim memlekette üretilen tavukları nereye ihraç ediyor?
Rusya'ya.
Biz o Rusya'dan ne ithal ediyoruz?
Hem soya, hem tavuk!



E bravo.



Türkiye Cumhuriyeti soyanın ne kadar muhteşem bir ürün olduğunu taaa 1930'lu yıllarda, Mustafa Kemal Atatürk döneminde farketmişti. Karadeniz'de ekimine başlanmıştı. Hatta Sümerbank ortaklığıyla soya yağı fabrikası bile kurulmuştu. Ne yaptık biz o Sümerbank'ı?



Memleketi soya soya…
Soya üretilebilir mi acaba?

Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
murat_erpuyan
Admin
Admin


Inscrit le: 30 Jan 2006
Messages: 7853
Localisation: Nancy / France

MessagePosté le: 13 Fév 2019 3:07    Sujet du message: Répondre en citant

Soner Yalçin her ne kadar ekonomist olmasa da yasamsal noktalara dikkat çektigi yazisi burada yer almali.

Citation:

Olağanüstü “hal”

Soner Yalçin, Sözcü,12 Şubat 2019


Mazota zam yap…
Elektriğe zam yap…
Suya zam yap…
Otoyollara- köprülere zam yap…
Hiçbir maliyet artışını umursama…
Üreticiyi destekleme…
Çiftçilere girdi sağlayan KİT'leri özelleştirmeye de­vam et…
Tarım ve mera gibi hay­vancılık alanlarını yok ettir…
Yetmezmiş gibi:
Gümrükleri sıfırlaya­rak üretimi dışarıya bağla…
Döviz artışlarını salt komp­locu kafayla değerlendir…
Tohumdan ilaca tüm ithal girdi fiyatlarının dört kat artmasını seyret…
Küresel gıda şirketinin tem­silcisini tarım bakanı yap…
Suçu salt üreticilerin-satıcı­ların omuzlarına yükle…
Sonra sitem et:
“Bu kadar zam olmaz!”
Suçluyu kendi dışında ara­yan kafa budur!
İnsan özeleştiri yapar; çı­kar halkın karşısına, “Biz 16 yıldır tarımda büyük hatalar yaptık özür dileriz; bundan sonra düzelteceğiz” filan der.
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) açıklamasına göre, Tür­kiye gıda fiyatları artı­şında dünyada beşinci! Üstelik dünya gıda fiyat­ları yüzde 9 düşerken!
İktidarın başı Erdo­ğan bu sorunu sadece fiyatla ilişkilendiriyor; “gıda fiyatlarına ayar çekeceğiz!”
Hele… Her seferinde komisyoncuyu ortadan kaldıracak, gıdayı ucuz­latacak “yeni hal yasası” çıkaracaklarını söyle­miyor mu; artık komik oluyor!
Son yıllarda aynı cümleyi kaç kez kurduğu­nu biri hatırlatmalı!
Bu kaçıncı yasa

İlk hal yasası…
12 Eylül 1960 tarih ve 80 sayılı Toptancı Halleri Sureti İdaresi Hakkında Ka­nun ile yapıldı. Yıllar sonra…
AKP, 26 Mart 2010 tarihinde -sözüm ona tü­keticinin üreticiden ala­cağı sistemi getiren- “5957 sayılı Sebze ve Meyveler ile Yeterli Arz ve Talep Derin­liği Bulunan Diğer Malların Ticaretinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun” çıkardı.
Erdoğan yine kamuoyu­na müjdeyi verdi: “Gıda fiyatları artık yüzde 25 ucuzlayacak!”
Fakat. Hal yasasının yü­rürlük tarihi/uygulanma­sı “hazırlıklar tamamlansın” diye 2011 yılında, önce 22 Mart'a ve sonra sene sonuna bırakıldı.
Hal yasası 1 Ocak 2012'de yürürlüğe girdi. Pazar karıştı AKP hemen hal yasasında yönetmelik değişikliği yaparak uygula­mayı 2012 yılı Temmuz ayına bıraktı.
O tarihe gelindi, “sıkıntılar sonuçlanmadı” diye yine yö­netmelik değişiklikleriyle hal yasası 31 Aralık 2012 ta­rihine kaldı.
“Yönetmelik değişiklikleri son bulur, pazar ucuzlar” demeyiniz!
Yine bazı yönetmelik de­ğişiklikleri yapıldı ve yasanın uygulanması ertelenip 1 Temmuz 2013'e kaldı!
1 Ocak 2014 tarihinde hal yasası hayata geçirildi. Ancak yönetmelik değişikli­ğiyle yasanın yürürlük tarihi, önce 22 Mart sonra 31 Aralık olarak belirlendi!
Uzatıp kafanızı şişirmeye­yim… Zaten hal yasası ka­faları allak bullak etti; yönetmelikler değişip durdu! AKP-Erdoğan ise sık sık “hal yasasını değiştireceğiz” sözlerini sürdürdü! Benzer lafları bugün de tekrarlayıp duruyorlar; “Hal yasası çıkınca gıda fiyatları ucuzla­yacak!”
Ucuzluk hal yasasıyla filan olmaz.
Atatürk gibi yapmanız gerekiyor. Nasıl mı?
Atatürk'ün yolu

Atatürk…
Üretimden yana lider idi. Tek örnek vereyim:
Kimileri, medyayı tü­müyle ele geçirmek ya da futbol takımları için Ziraat Bankası'nı devreye soktu!
Atatürk ise ilk tarım kredi kooperatifini kurmak için, Mersin Tekir Köyü'nden 36 köylüy­le beraber 30 Haziran 1936 günü Silifke Ziraat Ban­kası'nın kapısını çaldı. Tekir Kooperatifi'nin bir numaralı kurucu üyesi oldu! Silifkeli­lerin bir inekten aldığı 2 kilo sütü 18 kiloya çıkardı!
Atatürk, 2834 sayılı “Ta­rım Satış Kooperatifleri ve Birlikleri Kanunu” ve 2836 sayılı “Tarım Kredi Koopera­tifleri Kanunu”nu çıkarttı.
Bu iktidar bir sorsa ya kendine:
Antalya Narenciye­birlik, Antalya Antbir­lik, Adana Çukobirlik, Gi­resun Fiskobirlik, Isparta Gülbirlik, Gaziantep Gü­neydoğubirlik, Samsun Karadenizbirlik, Bursa Ko­zabirlik, Malatya Kayısıbir­lik, Ankara Tiftikbirlik, Edirne Trakyabirlik, Nev­şehir Taskobirlik vs. nasıl yok edildi?
Erdoğan gerekirse tanzim satış mağazaları açacağını söylüyor!
İzmir İncir Tarım Satış Kooperatifleri Birliği, İzmir Üzüm Tarım Satış Koopera­tifleri Birliği, Giresun Fındık Tarım Satış Kooperatif­leri Birliği, Adana Pamuk Tarım Satış Kooperatifleri Birliği, Koza Tarım Satış Kooperatifleri Birliği ve ni­cesini Atatürk neden kurdurdu sanıyor? Hangisini yazayım…
Erdoğan Rizeli olmak­la övünüyor; Atatürk'ün Rize'ye çay getirip ürettirme mücadelesini hiç okumamış!
“Tarımsal Devrim” sözü korkutursa; Hollan­da'dan İsrail'e kimi ülkeler ne yapıyorsa hayata geçir­sinler. Biri bataklığı, diğeri çölü tarım alanı haline getirip büyük tarım ihracat­çısı oldu. Biz cennet vatan topraklarımızı yok etmekle uğraşıyoruz! Sonra da…
Yok üretici depolarına baskın…
Yok hal merkezlerine baskın…
Yok marketlere baskın…
Bunlar palyatif/geçici çö­zümler.
Dünyayı yeniden keşfet­meye gerek yok; -Hollanda, İsrail gibi- Atatürk'ün yolun­dan gidin!


Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
murat_erpuyan
Admin
Admin


Inscrit le: 30 Jan 2006
Messages: 7853
Localisation: Nancy / France

MessagePosté le: 15 Fév 2019 1:37    Sujet du message: Répondre en citant

Turkiye'nin ekonomi tarihini bilmekte yarar var, nereden nerelere geldigimizi anlamak için. AKP'nin bir zamanlar çok ovulen ekonomik basarisinda kuresel ekonomik konjonkturun katkisi yanindan ne varsa ne yoksa satilarak yaratilan siskinlik, kendi zenginin yaratma amaciyla ozellikle insaat sektorunde yapilan ihaleler yatiyor... Ancak derenin suyunun bittigi gunler geliyor. Asagidaki Ozdil'in yazisi bir animsatma ozelliginde. Yokluk içinde kurulan fabrikalara ragmen Erdogan "CHP'nin Türkiye'den bir çakili çivisi yoktur" diyebiliyor...

Citation:

Dünya lideri manavı

Sozcu, 14 Şubat 2019


Türk tekstilinin temeli kabul edilen Nazilli Sümerbank fabrikası, 1937'de bizzat Atatürk tarafından açıldı.

2 bin 500 kişi çalışıyordu.

İşçilere balo düzenleniyordu, danslar ediliyordu. 700 kişilik sinema salonu vardı, tiyatro salonu vardı, haftada altı gün film gösteriliyordu. İşçilerin tiyatro kulübü vardı, müzik grubu vardı, korosu vardı, fabrikanın radyosu vardı, fabrikada piyano vardı. Resim-heykel sergileri açılıyordu, bahçesinde havuz, havuzun içinde bronz kadın heykeli vardı. Spor kulübü vardı. Türkiye'nin ilk alttan ızgaralı futbol sahası oradaydı, basketbol-voleybol sahası vardı, güreş minderi, boks ringi, tenis kortu vardı, paten pisti vardı, bisiklet parkuru vardı. Ameliyathaneli, laboratuvarlı, 40 yataklı hastanesi vardı, eczanesi vardı. İlkokulu vardı, kadın işçilerin bebişleri için kreş vardı, 1937'den bahsediyoruz… Giyecek kooperatifi vardı, fırını vardı. İşçileri şehirden fabrikaya getirip götürmesi için mini treni vardı. Kendi enerjisini kendi üretiyordu, santrali vardı, Nazilli'ye elektrik veriyordu. Fabrika bünyesinde, Nazilli halkına, özellikle genç kızların meslek edinmesi için ücretsiz kurslar düzenleniyordu, okuma yazma kursu veriliyordu. Çevre köylere sağlık personeli gönderiliyordu, hastalar tedavi ediliyor, ücretsiz ilaç veriliyordu, bölgedeki sıtma salgını, fabrikanın sağlık ekibi tarafından kurutuldu. İşçilerin 264 dairelik, bin kişilik lojmanı vardı. Hamam vardı, Nazilli halkına da açıktı. Altı ayda bir yöre halkına ücretsiz basma dağıtılıyordu.



Akıl'la zeka'yla kurulan bu muhteşem fabrika için tek kuruş ödemedik.
Devletin kasasından, milletin kesesinden tek kuruş çıkmadı.



Domates, biber, patlıcan, kabak, portakal, mandalinayla ödedik!



Kurucu Cumhuriyet'in vizyonuydu…
Ekim 1937'de imzalanan Ticaret ve Tediye Anlaşması'nın eseriydi.



Ruslar inşa etti, personeli eğitmek için 120 Rus mühendis çalıştı, kredisi, makinaları, iğneden ipliğe hepsi Rusya'dan geldi.
Para yerine, domates, biber, patlıcan, kabak, kuru üzüm, fındık, tütün, zeytin, portakal, mandalinayla ödendi.



Aynı vizyon çerçevesinde, 1967'de yeni bir anlaşma imzalandı.
Bu yeni anlaşmaya göre, Sovyetler Birliği tarafından Türkiye'de bir demir çelik fabrikası, bir alüminyum fabrikası, bir hidroelektrik santrali, bir petrol rafinerisi, bir sülfirik asit fabrikası, bir lif levha fabrikası, bir cam fabrikası “anahtar teslimi” kurulacaktı.
Kredisini, teçhizatını, malzemesini Ruslar verecekti, Türk personeli Ruslar eğitecekti.



Hibe değildi.



Peki geri ödeme nasıl yapılacaktı?
Sebze, meyve, narenciyeyle!



Anlaşmada aynen şöyle yazıyordu: İş bu anlaşma çerçevesinde, Sovyet teşekküllerince sağlanacak kredi, teçhizat, malzeme, teknik hizmetler ve Türk personelin mesleki eğitim bedeli, narenciye, yaş sebze meyve, kuru üzüm, zeytin ve fındıkla ödenecektir. Geri ödeme bedeli olarak Türkiye'den Sovyetler Birliği'ne ihraç edilecek malların fiyatları, dünya fiyatları esas alınarak tespit edilecektir.



İskenderun demir çelik kuruldu.
Domatesle ödedik.
Seydişehir alüminyum kuruldu.
Patlıcanla ödedik.
Aliağa rafinerisi kuruldu.
Biberle ödedik.
Oymapınar barajı kuruldu.
Portakalla ödedik.
Bandırma sülfirik asit fabrikası kuruldu.
Kabakla ödedik.
Artvin lif levha fabrikası kuruldu.
Mandalinayla ödedik.
Çayırova cam fabrikası kuruldu.
Zeytinle ödedik.



Türk sanayisinin omurgasını oluşturan bu hayati tesisler sayesinde, hem onbinlerce insanımız iş buldu, hem de milyarlarca dolarlık ithalattan kurtulduk, dışarıya bağımlılığımız azaltıldı.



Hem milletin cebinden tek kuruş harcamadan memleket kalkındırılmıştı, hem de Allah'ın bu topraklara bahşettiği tarım zenginliğimiz takas aracı olarak kullanılarak, çiftçimiz ihya edilmişti.



E şimdi bakıyoruz…



Dünya lideriyiz diyen arkadaşlar “devlet manavı” açıyor, karneyle sebze dağıtıyor.
Millet ucuza iki kilo domates alabilmek için saatlerce kuyruğa giriyor.



Fabrikaları rafinerileri barajları sattılar.
Ahali yiyecek patlıcan bulamıyor.



Taş üstüne taş koyanı iyi kötü görmüştük ama…
Taş üstünde taş bırakmayanı ilk defa görüyoruz.



<
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
murat_erpuyan
Admin
Admin


Inscrit le: 30 Jan 2006
Messages: 7853
Localisation: Nancy / France

MessagePosté le: 13 Mar 2019 0:08    Sujet du message: Répondre en citant

Ekonomist Mahfi Egilmez'den son durumun yorumu (evvelki gun Fransiz medyasinda da Turkiye resesyona girdi haberleri çikti).

Türkiye Slumpflasyona Girdi

Citation:
Beklenen Gelişme
2018 yılının son çeyreğinde ekonominin yüzde 3 küçüldüğü anlaşıldı. Bu sonuç sürpriz miydi? Bence kesinlikle değildi. Hatta sanayideki ve talepteki büyük çöküşe göre iyi bir oran olduğunu söylemek bile mümkün. Sürpriz olup olmadığını anlamak için son çeyrek gelişmelerini yansıtan verilere bir bakalım.


devami :
http://bit.ly/2NXTk4b



<
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
Montrer les messages depuis:   
Ce forum est verrouillé; vous ne pouvez pas poster, ni répondre, ni éditer les sujets.   Ce sujet est verrouillé; vous ne pouvez pas éditer les messages ou faire de réponses.    Forums d'A TA TURQUIE Index du Forum » Forum en langue turque Toutes les heures sont au format GMT + 2 Heures
Aller à la page Précédente  1, 2, 3, 4, 5, 6, 7
Page 7 sur 7

 
Sauter vers:  
Vous ne pouvez pas poster de nouveaux sujets dans ce forum
Vous ne pouvez pas répondre aux sujets dans ce forum
Vous ne pouvez pas éditer vos messages dans ce forum
Vous ne pouvez pas supprimer vos messages dans ce forum
Vous ne pouvez pas voter dans les sondages de ce forum


Powered by phpBB v2 © 2001, 2005 phpBB Group ¦ Theme: subSilver++
Traduction par : phpBB-fr.com
Adaptation pour NPDS par arnodu59 v 2.0r1

Tous les Logos et Marques sont déposés, les commentaires sont sous la responsabilités de ceux qui les ont postés dans le forum.