Warning: htmlspecialchars(): charset `ISO-8859-9' not supported, assuming utf-8 in /homepages/14/d311014336/htdocs/forum/modules/phpBB2/viewtopic.php on line 388
Association A TA TURQUIE
   
42 visiteur(s) et 0 membre(s) en ligne.
  Créer un compte Utilisateur

  Utilisateurs

Bonjour, Anonyme
Pseudo :
Mot de Passe:
PerduInscription

Membre(s):
Aujourd'hui : 0
Hier : 0
Total : 2142

Actuellement :
Visiteur(s) : 42
Membre(s) : 0
Total :42

Administration


  Derniers Visiteurs

murat_erpuyan : 03h16:18
Georges : 03h54:37
cengiz-han : 07h27:22
laroserouge : 3 jours
Legrand082 : 3 jours


  Nétiquette du forum

Les commentaires sont sous la responsabilité de ceux qui les ont postés dans le forum. Tout propos diffamatoires et injurieux ne sera toléré dans ces forums.


Forums d'A TA TURQUIE :: Voir le sujet - Türk ekonomisi üzerine
Forums d'A TA TURQUIE Index du Forum Forums d'A TA TURQUIE
Pour un échange interculturel
 
 FAQFAQ   RechercherRechercher   Liste des MembresListe des Membres   Groupes d'utilisateursGroupes d'utilisateurs    

Türk ekonomisi üzerine
Aller à la page Précédente  1, 2, 3, 4, 5, 6, 7  Suivante
 
Poster un nouveau sujet   Répondre au sujet    Forums d'A TA TURQUIE Index du Forum » Forum en langue turque
Voir le sujet précédent :: Voir le sujet suivant  
Auteur Message
pasa
Expert
Expert


Inscrit le: 22 Fév 2007
Messages: 166
Localisation: paris

MessagePosté le: 04 Mai 2013 20:22    Sujet du message: Turk ekonomisi uzerine Répondre en citant

Je conseille de lire la lettre du CEPII du 15 novembre 2012, intitulée "croissance économique turque: aux sources des 10 glorieuses" : l'auteur est Deniz Unal, chercheur au CEPII. Smile Very Happy Smile
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
cengiz-han
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 12 Jan 2008
Messages: 10833
Localisation: Paris

MessagePosté le: 05 Juin 2013 23:47    Sujet du message: Répondre en citant

Citation:



Talan Ekonomisi

Yaşamın akışının son derece hızlandığı günler içindeyiz. Bunu fırsat bilerek, ne zamandır yapmayı tasarladığım ama bir türlü fırsat bulamadığım bir özet yazısını sizlerle paylaşmak arzusundayım. Son iki-üç aydır bu köşede yayımlanmış yazılarımdan kısa bir derleme ile Türkiye ekonomisinin bütününe dair bir kuşbakışı özetin yararlı olacağını düşündüm:

Büyüme trendi düşmektedir (27 Mart): 2001 krizi sonrasında yaratılan en büyük yanılsamalardan birisi de Türkiye ekonomisinde çok hızlı bir büyüme içinde olduğudur. Hükümet çevrelerince ve kimi uluslararası kurumlarca öne sürülen resmi görüş, Türkiye ekonomisinin istikrarlı ve yüksek büyüme hızına sahip olduğu yönündedir. Oysa resmi veriler bu savlarla bağdaşmamaktadır: Türk ekonomisinin 2001 krizi sonrasında yıllık ortalama büyüme hızı, yüzde 4.8 olan tüm Cumhuriyet dönemi büyüme ortalamasından farklılık göstermemektedir. Bunun da ötesinde 2002-2012 arasında yıllık büyüme oranları ortalamasının eğimi negatiftir; yani büyüme hızları giderek yavaşlamakta olan bir ekonomi görünümü sunmaktadır. 2002 sonrası büyüme patikasının ardında, ucuz dövizin sunduğu aritmetik işlemlere dayalı olarak dolar bazında hızlı bir büyüme yanılsaması yaratmaktadır. İktisat yazını spekülatif sermaye girişlerine dayalı bu tür istikrarsız ve sürdürülemez nitelikli büyüme deneyimlerini spekülatif-yönlü büyüme (speculative-led growth) kavramıyla karşılamaktadır.

Türkiye sanayisizleştirilmektedir (22 Mayıs): 2000’li yılların en büyük çarpıtmalarından birisi de “finans burjuvazisinin stratejik çıkarına olan bir kararın, tüm ekonomik birimlerin çıkarınaymış” gibi değerlendirilmesidir. Moody’s, S&P gibi uluslararası derecelendirme kuruluşlarının Türk finans sisteminin sunduğu yüksek oranlı kazançları şehvet ve iştaha ile izlemesi ve finansal spekülasyonun yoğunlaşması Türk sanayine ve işgücü piyasalarına yapısal nitelikli önemli yükler getirmektedir. Unutmayalım ki “bir ekonomik krize en yakın olan ekonomi, uluslararası sermayenin en gözde konumunda olan ekonomidir”. Bu yorumun bir söz oyunundan ibaret olmadığını artık çok yakından biliyoruz.

Aşırı yoğun sermaye girişleri ile birlikte Türkiye’nin artık kronikleşmiş dış açık (cari işlemler açığı) sorunu büyümekte; artan ithalat bağımlılığı nedeniyle de ulusal sanayinin ara ve yatırım malları zinciri tahrip edilmekte; işgücü piyasalarında ise işsizlik ve emeğin enformalleşmesinin yapısal koşulları kemikleşmektedir. Ara malı ithalatına dayalı ithalat, en tahripkâr ithalat biçimidir. Nitekim, sanayinin milli gelir içindeki payı IMF Programı’nın Yakın İzleme Anlaşması’nın ilan edildiği 1998’den bu yana yüzde 24’ten, yüzde 15.5’e geriletilmiş durumdadır.

Borç ve talana dayalı ekonomik büyüme (10 Nisan): Türk ekonomisinin büyüme süreci “sönmekte olan ve düzensiz hareket eden balon” sözcükleriyle betimlenmektedir. Resmi verilere göre 2008 sonrasında Türkiye ekonomisi ulusal gelirini 44.3 milyar; dış borçlarını ise 55.8 milyar dolar yükseltmiştir. Dış borçlanmadaki toplam net artış, ulusal gelirdeki toplam artıştan daha fazladır. Türkiye’nin yeni uluslararası işbölümü içerisindeki konumu, kolektif emperyalizmin sadece iktisadi değil, siyasi tercihlerinin bir uzantısıdır.

Geçen haftaki yazımızın konusu ise Y-nesli diye anılmakta olan gençlerimiz idi. “Y-Kuşağı çocukları kapitalizmin acımasız sömürüsünün sonuçlarını doğrudan yaşamak zorundalar” vurgusu altında yazımızı şu sözlerle sonlandırmış idik:

İklim değişikliği ve küresel ısınma tehditlerini yaşayan dünyamız; işlevsizleştirilmiş bir küresel ekonomi; yoksulluğunun sorumlusunu “başkalarında” gören şiddet eğilimli siyasi sistemler...
1980 sonrası dayatılan neo-liberal küreselleşmenin saldırısı altındaki gençler! Parti bitti, evi temizlemek size düşüyor.

Umudumuz sizlerde...

Erinç Yeldan - 5 Haziran 2013 - Cumhuriyet


Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
murat_erpuyan
Admin
Admin


Inscrit le: 30 Jan 2006
Messages: 7962
Localisation: Nancy / France

MessagePosté le: 17 Aoû 2013 1:29    Sujet du message: Répondre en citant

Citation:



Emre Kongar
ekongar@cumhuriyet.com.tr

Piyasa Ekonomisi mi AKP Ekonomisi mi?

Demokrasinin iki ayağı vardır derler:
İfade özgürlüğü ve girişim özgürlüğü!
Üstünüze afiyet, AKP iktidarının “İleri demokrasi” rejimi, her iki özgürlüğün de canına okudu!

***

İfade özgürlüğünün hangi aşamada olduğu hapishaneleri dolduran gazetecilerden, yazarlardan, üniversite öğrencisi gençlerden anlaşılmıyorsa...
Son Gezi Parkı olaylarına bakınız:
Ölenler ve gözü kör olanlar...
Öldürülene, sakat bırakılana kadar sopalarla “kimliği belirsiz kişilerce” dövülenler...
İçeri tıkılanlar...
Mahkemeye verilmiş olup haklarındaki davalar devam edenler...
Gözaltındaki sosyal medya...
Sabahın köründe basılan evler...
Bankacılara, işadamlarına verilen gözdağları...

***

Milli Görüşçü Erbakan’ın ekonomik modeli ağır sanayi üretimine dayalı milli bir atılımı öngörüyordu...
Hayaldi, değildi....
Tartışılabilir...
Ama ekonomik bir temeli vardı!

***

AKP ekonomisinin de bir temeli var:
“Her şey benim ve yandaşlarımın olmalı!” diyorlar.
Bütün servetler...
Bütün gelir kaynakları...
Hepsine el koyuyorlar!
Bunun için de haklı, haksız, hukuklu, hukuksuz, her türlü ceza, her türlü satış, her türlü denetimsiz ihale serbest...
Elbette piyasa ekonomisinin kurallarını da kimsenin taktığı yok!

***

İfade özgürlüğü ile girişim özgürlüğünün birlikte yok edildiği alan ise medya:
El konulan, yandaşlara peşkeş çekilen medya rezaleti, sadece ifade özgürlüğü alanındaki değil, aynı zamanda girişim özgürlüğü alanındaki otoriterliğin de bir kanıtı...

***

İfade özgürlüğünü, insanları hapse tıkarak, medyayı susturarak ve kendi yandaşlarınızın denetimine vererek engellediğinizde, sadece demokrasiyi zedelemekle kalmaz, ülkenizin kültürel yaşamını da ortaçağ düzeyine geriletirsiniz...
Girişim özgürlüğünü, işletmelere el koyarak ve ihaleleri istediğinize vererek engellediğinizde ise hem ülkenizi yoksullaştırır hem de ekonominizi üçüncü dünya ülkelerinin düzeyine geriletirsiniz...

***

İşte AKP’nin “ileri demokrasi hedefi”:
Ortaçağ düzeyinde bir kültür ve üçüncü dünya ülkeleri düzeyinde bir ekonomi; ama hepsi AKP’lilerin!

26 Temmuz 2013 - Cumhuriyet

***

Ali Sirmen
asirmen@cumhuriyet.com.tr

Ülke Bölünüyor, O Hâlâ 'Gezi'de!

Önce belirteyim:
Ülke bölünüyor demek bir gözlemdir, özlem değil.
Ülkenin bölündüğünü söyleyen ulusalcı olabilir de, olmayabilir de.
Ulusalcı olmak, ulus devletlerin hâlâ çağının geçmediğini söylemek de, ırkçı, şoven olunmadığı sürece, faşizm değildir.
Ayrıca, Türk ulusalcısı olanlara faşist deyip, ırk temeline dayalı Kürt şovenizminden yana saf tutmak, ne demokratlıktır, ne solculuk ne sosyalizm, ne de liberalizm.
Bunun adı düpedüz sahtekârlıktır.
Türkiye’de iki halkın, etnik kökenlerinin altı fazlaca çizilmemiş bir vatandaşlık statüsü içinde bir arada eşit olarak yaşamalarını savunmanın aykırı bir yanı yoktur.
Bütün bu düşüncelerin ışığında, Kürt sorununa etnik tabanlı özerklik, federasyon, konfederasyon çarelerine başvurmadan da çözüm bulunabileceğini söylemenin demokrasiyle, eşitlikle, özgürlükle, kimlik mücadelesiyle çelişen bir yönü de yoktur.
Şimdi başlangıç noktasına dönelim ve yineleyelim:
Türkiye bölünüyor ya da hiç değilse bölünmeye doğru gidiyor...
Bir demokrasi sorunu olan Kürt sorunu, etnik ayrışmayla çözülmeye doğru gidiyor.

***

Kürt sorunu çeşitli etkenlerle artık zorunlu çözüm noktasına gelip dayanmıştı.
İki türlü çözüm söz konusuydu.
Herkesin etnik kimlik dahil her alandaki eşitliği ilkesine dayalı demokratik çözüm.
İkincisi de kademeli olarak özerklik, federasyon, konfederasyon ve nihayet bunların kaçınılmaz sonucu olan bağımsızlıkla noktalanacak ayrılıkçı çözüm.
Hiç kuşku yok ki gerçek eşitlikçi demokratik çözüm geciktikçe, etnik ayrışma olasılığı ciddi biçimde artmaktaydı.
AKP iktidarı “demokratik açılım” ve “çözüm süreci” etiketi altında iki kez sorunu barışçı yoldan çözme niyetinde olduğunu ileri süren girişimde bulundu.
Girişimlerin birincisi hızlı bir fiyaskoyla son bulmuş gibi görünse de, 2011 seçimleri öncesinde, hatırı sayılır bir çatışmasızlık döneminin yaşanmasını sağlayarak çözüme değilse bile AKP’nin seçim zaferine katkıda bulundu. Zaten esas amaçlanan da oydu.
Daha kapsamlı görünen “çözüm süreci girişimi” ise şu anda sürüyor görünmektedir.
Aslında süreç kamuoyu önünde açıklanmış bir programı içermediği gibi belirsizliklerle doludur ve şimdiye kadar edinilen izlenim, birinci aşama denen ve bir bölüm PKK’lilerin sınır dışına çekilmesini öngören aşamanın da ne derecede gerçekleştiği kuşkuludur.

***

Bu süreç içinde herhangi bir demokratik açılım söz konusu olmamış, yüzde 10 seçim barajının indirilmesi gibi en kolay çözülecek sorunda bile adım atılamamıştır.
Ama öte yandan ülkenin bir kısım toprakları üzerinde etnik tabanlı bir fiili iktidar devri gerçekleşirken, bölgedeki konjonktürün de etkisiyle, hızlı bir Kürt uluslaşma sürecine, bunun kurul ve kurumlarının oluşturulmasına tanık olmaktayız.
Bu ortamda Kürt sorununun çözümü daha çok etnik bir ayrışma yönüne doğru seyretmekte, bu durum da kimi gözlemcilerde haklı olarak ülkenin ne kadar süreceği belli olmayan bir bölünme sürecine girildiği kaygısını uyandırmaktadır.
Bu gelişmeler karşısında, AKP’nin çözüme yönelik herhangi bir politikası yoktur.
Ne sorunu demokratik çözüm tabanına oturtabilmektedir AKP, ne de etnik ayrımcıların istediklerine boyun eğmenin kamuoyunda doğuracağı tepkiyi göğüslemeyi göze alabilmektedir.
Bu durumda ikinci çözüm süreci de, birincisi gibi, çok kritik geçeceği anlaşılan bir seçim dönemine çatışmasız girerek AKP’ye avantaj sağlama çabasına dönüşmüştür.
AKP bir yandan PKK ile çatışmasızlık politikasına bel bağlarken, öte yandan Gezi’yi bahane edip, demokratik güçlerle çatışma yöntemini benimsemektedir.
Böylelikle Başbakan her akşam iftardan iftara dolaşmakta ve “Gezi”ye veryansın etmektedir.
Oysa tehlike başka yerdedir; Türkiye bölünmekte, Başbakan ise hâlâ Gezi’de debelenip durmaktadır.

26 Temmuz 2013 - Cumhuriyet


Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
murat_erpuyan
Admin
Admin


Inscrit le: 30 Jan 2006
Messages: 7962
Localisation: Nancy / France

MessagePosté le: 09 Sep 2013 1:00    Sujet du message: Répondre en citant

Citation:


Avrupa'da balık pazarının hakimi Türkiye
Hürriyet 16 Ağustos 2013



Avrupa'da balık pazarının hakimi Türkiye
Avrupa'da satılan her 3 balıktan birini ihraç eden Türkiye, bu alandaki pazar payını artırmak istiyor.

Akdeniz Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkanı Ali Can Yamanyılmaz, su ürünleri ve mamulleri sektöründe yurtiçi ve yurtdışı talebin artırılması nedeniyle hem birliğin hem de hükümetin pazarlama stratejileri konusunda araştırma ve tanıtıma yönelik çalışmalara yoğunluk verdiğini söyledi.

Temmuz ayı itibarıyla ülke genelinde su ürünleri ve hayvansal mamul ihracatında yüzde 39'luk artış yaşandığını vurgulayan Yamanyılmaz, 2023'de 5 milyar dolar ihracat hedeflendiğini bildirdi.

Suriye ve Mısır'da yaşanan olayların normale dönmesiyle Ortadoğu'ya yapılan ihracatın daha da artacağını tahmin ettiklerini belirten Yamanyılmaz, sektöre yeni pazarlar kazandırma adına başlattıkları çalışmaların sürdüğünü ifade etti.

Su ürünleri ve hayvansal mamul sektörünün her geçen yıl üretim ve ihracat potansiyelinin arttığına dikkati çeken Yamanyılmaz, kültür balığı üretiminde Avrupa'nın gözde ülkelerinden olan Türkiye'nin, aynı zamanda kanatlı grubu üretiminde de trendinin yükseldiğini anlattı.

Türkiye'nin su ürünleri ihracatının sürekli yükseldiğine işaret eden Yamanyılmaz, şunları kaydetti:

"Tesislerimiz, AB standartlarında üretim yapıyor. AB ülkelerine ihracatı yapılabilen tek hayvansal ürün olarak su ürünleri, ülkemiz ihracatında ayrı bir önem taşıyor. Gelişen teknolojiye ve su ürünlerine olan talebin artması, önemli bir potansiyel oluşturuyor. Su ürünleri ihracatımızda levrek, çipura, alabalık ve orkinos öne çıkıyor. Su ürünleri ihracatının büyük bölümünü taze soğutulmuş balıklar oluşturuyor. Bunun dışında çeşitli balıklar, yumuşakçalar ve işlenmiş deniz ürünleri de ihraç ediliyor. AB balık pazarında Türk ihracatçısı başarılı bir grafik çiziyor. Avrupa'da satılan her 3 kültür balığından birini ihraç etmiş olmamız, bunun en büyük göstergesi. Hem lezzet hem de kalite açısında rakipleriyle kıyaslanmayacak su ürünleri ihraç eden Türkiye, bu pazardaki büyümesini sürdürecek."

Su ürünleri ihracatının daha çok AB ülkelerine yapıldığını dile getiren Yamanyılmaz, şöyle devam etti:

"Bu ülkelerin başında İtalya, Yunanistan, Hollanda ve İspanya geliyor. Ortadoğu'da ise İran, Irak, Lübnan, Mısır ve Sudi Arabistan'a olan ihracatımızın artması için çalışmalarımız sürüyor. İhracatımızdaki artışın ana nedenleri arasında yüksek üretim kapasitesi, kalite, lojistik, gıda güvenliği ve işleme teknolojilerinde rakip ülkelere göre sahip olduğumuz üstün konum, başarılı tanıtım ve pazarlama faaliyetleri öne çıkıyor."
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
SelimIII
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 30 Aoû 2007
Messages: 2370
Localisation: Paris

MessagePosté le: 13 Sep 2013 17:04    Sujet du message: Répondre en citant

Sicak para ile dondurulen ekonomi için son derece kotu bir durum !




http://sozcu.com.tr/2013/ekonomi/turkiye-en-riskli-ulkeler-listesinde-370582/
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
cengiz-han
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 12 Jan 2008
Messages: 10833
Localisation: Paris

MessagePosté le: 20 Jan 2014 2:24    Sujet du message: Enflasyon Répondre en citant

Enflasyon
Citation:



Aldatılıyoruz!


Rahmi Turan - Sozcu, 19 Ocak 2014


2013 enf­las­yo­nu yüz­de 7,4 ola­rak açık­lan­dı ama…
Bu iş­te bü­yük oyun var!

Hal­kın kul­lan­dı­ğı en önem­li mad­de­le­ri ve gı­da­la­rı enf­las­yon lis­te­si­ne al­mı­yor­lar!

Elek­trik, tüp­gaz, do­ğal gaz, su, al­kol­lü iç­ki­ler ve önem­li gı­da mad­de­le­ri lis­te­ye alın­ma­yıp, enf­las­yon kâ­ğıt üze­ri­nde dü­şük çı­ka­rı­lı­yor. Son­ra da, “Enf­las­yon dü­şü­k” diye ça­lı­şan­la­ra çok az zam ya­pı­lı­yor.

Tam bir al­dat­ma­ca! Ayıp­tır ya­hu!

İş­te enf­las­yon lis­te­sin­de olan­lar!
Hor­tum, yaş pas­ta, an­tep fıs­tı­ğı, leb­le­bi, mad­len çi­ko­la­ta, ruj, oje, fa­ni­la, iç ça­ma­şır­la­rı, cam, mus­luk, ki­lit, tül per­de, so­ba bo­ru­su, bö­cek ila­cı, ça­lı sü­pür­ge, gün­de­lik­çi ka­dın üc­re­ti, en­jek­tör, ya­ra ban­dı, göz­lük ca­mı, pa­ti­naj zin­ci­ri, oto pas­ta­sı, pin­pong to­pu, le­go, flüt, Spor To­to, Mil­li Pi­yan­go, ha­mam üc­re­ti, ka­la­mar-ah­ta­pot, ka­ri­des, ba­lık yu­mur­ta­sı (hav­yar), mer­mer, ki­reç­ta­şı, zım­pa­ra, yem, çik­let, is­pir­to, çu­val, sut­yen, kü­lot, ke­res­te, cd-ka­set, tuğ­la, al­çı, te­ne­ke ku­tu, fi­şek, oto jan­tı, kor­na, elek­trik sa­ya­cı, ten­ce­re, çöp se­pe­ti, am­pul, pil, tor­na­vi­da, kum, di­ken­li tel, di­kiş ma­ki­ne­si, mat­kap ucu, ka­dın ba­ğı, ki­re­mit, ya­pış­tı­rı­cı­lar, mü­rek­kep, ko­lon­ya, se­rum, de­mir, ba­kır.

Lis­te­de ol­ma­yan­lar!

Elek­trik, akar­ya­kıt (ben­zin, ma­zot, gaz, fu­el-oil) do­ğal gaz, tüp gaz, iç­ki, si­ga­ra, ek­mek, su, te­le­fon, zey­tin, pey­nir, çay, kah­ve, şe­ker, yu­mur­ta, çi­çek ya­ğı, zey­tin ya­ğı, ma­kar­na, ku­ru fa­sul­ye, no­hut, mer­ci­mek, mar­ga­rin, bal, re­çel, hel­va, et, sal­ça, su­cuk, pi­rinç, de­ter­jan, seb­ze, mey­ve ve zo­run­lu ih­ti­yaç mad­de­le­ri­nin ta­ma­mı…

Hâ­lâ mı uyan­mı­yo­ruz?

Hal­kı­mız biz­zat dev­let ta­ra­fın­dan al­da­tı­lı­yor. Ger­çek enf­las­yon, açık­lan­dı­ğı gi­bi yüz­de 7.4 de­ğil­dir. Bun­dan kat kat da­ha faz­la­dır. Top­lu­mu­muz uyu­ma­ya de­vam eder­se, da­ha çok ka­zık­lar yi­ye­cek­tir.

Si­ze, enf­las­yon lis­te­si­ne alın­ma­yan mal­lar­da­ki fi­yat ar­tış­la­rın­dan sa­de­ce bir­kaç ör­nek ve­re­yim.

(Aşa­ğı­da­ki ra­kam­lar 2005 ile 2011 yıl­la­rı ara­sın­da­ki fi­yat ar­tış­la­rı­nı yan­sı­tı­yor)

Elek­trik….. (Yüz­de 65 art­tı)
Ma­zot……. (Yüz­de 78 art­tı)
Ek­mek…… (Yüz­de 77 art­tı)
Tüp­ga­z….. (Yüz­de 88 art­tı)
Şa­ra­p….. (Yüz­de 275 art­tı)
Pey­ni­r…. (Yüz­de 265 art­tı)
Sal­ça­….. (Yüz­de 243 art­tı)
Ko­yun eti (Yüz­de 233 art­tı)
Yu­mur­ta­…. (Yüz­de 93 art­tı)
Ça­y……….. (Yüz­de 56 art­tı)

İna­nan ap­tal­dır!

Hal­kın en çok kul­lan­dı­ğı bu mad­de­ler, enf­las­yo­nun öl­çül­dü­ğü ürün­ler lis­te­si­ne da­hil edil­se, enf­las­yo­nun dü­şük çık­ma­sı müm­kün olur mu?
Te­mel mad­de­le­rin he­sa­ba ka­tıl­ma­dı­ğı bir enf­las­yon he­sa­bı, al­dat­ma­ca­dan, kan­dır­ma­dan, uyut­ma­dan iba­ret­tir.

Evet… Enf­las­yon ra­kam­la­rı­na ina­nan ap­tal­dır!

Gü­zel fa­kat boş söz­ler!

Sav­cı­lar sür­gü­ne gön­de­ril­di, po­lis­ler da­ğı­tıl­dı, mah­ke­me 25 Ara­lık­ta­ki 2’n­ci yol­suz­luk so­ruş­tur­ma­sı ile il­gi­li her tür­lü ha­ber, rö­por­taj, eleş­ti­ri­ye ya­yın ya­sa­ğı koy­du ve Baş­ba­kan Tay­yip Bey ko­nuş­ma­ya baş­la­dı:
“Be­nim ev­lât­la­rım­dan bir ta­ne­si yol­suz­lu­ğa ka­rış­sın, bir sa­ni­ye ya­nım­da tut­mam, ev­lât­lık­tan red­de­de­rim!”

*

Bun­lar, ne gü­zel söz­ler de­ğil mi? He­lâl ol­sun! An­cak…
Baş­ba­kan Tay­yip Bey,
yar­gı­nın önü­nü kes­tik­çe, söz­ler gü­zel de ol­sa,
ha­va­da ka­lı­yor, inan­dı­rı­cı ol­mu­yor!
Çif­te stan­dart ol­maz!
Be­ye­fen­di… “Bu söz­le­rin ka­mu­oyun­da inan­dı­rı­cı ol­ma­sı için sen ön­ce oğ­lu­nun sor­gu­lan­ma­sı­na izin ve­re­cek­sin, hu­ku­ka ve ya­sa­la­ra say­gı­lı ol­du­ğu­nu gös­ter­dik­ten son­ra çı­kıp bun­la­rı söy­le­ye­cek­sin!”
Ak­si hal­de “U­fak at da civ­civ­ler ye­sin!” de­mez­ler mi?
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
Cuneytbelmondo
Spammer
Spammer


Inscrit le: 29 Jan 2010
Messages: 745
Localisation: Paristanbul

MessagePosté le: 25 Avr 2014 2:24    Sujet du message: Répondre en citant

Türk ekonomisinin en büyük problemi nedir?
Kendi tarz laikligi olmasi.

Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
Raskolnikoff
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 09 Oct 2007
Messages: 3479
Localisation: Somewhere in the world

MessagePosté le: 25 Avr 2014 4:18    Sujet du message: Répondre en citant

Citation:
Türk ekonomisinin en büyük problemi nedir?
Kendi tarz laikligi olmasi.
Laughing
_________________
Родион Романович Раскольников
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé Visiter le site web de l'utilisateur
murat_erpuyan
Admin
Admin


Inscrit le: 30 Jan 2006
Messages: 7962
Localisation: Nancy / France

MessagePosté le: 09 Nov 2014 1:24    Sujet du message: Répondre en citant

Medar69 18 Oct 2014 de AKP Türkiyesi...
Konulu tartismada (34. Sayfa) yazdigi asagidaki konuya deginmek için ne yazik ki zaman bulamadim. Kismet bugune imis

medar69 a écrit:

(…)
Ama yazmisken en basitinden şunu da hatırlatalım
Bugune kadar Burda ,tartistigim insanlarin çoğu benden büyük okuduklarima dayanarak söylüyorum ,biz fFransa daki türkler on yüzde 99u koylu torunlariyiz,
Yahu sizin hic mi Türkiye de köyünüz yok ,hic mi görmüyorsunuz köylerdeki değişikliği
Doksanlı yıllarda babam la arabayla (peugeot 504)geldiğimizde bütün cocuklar araba gormediklerinden peşinden kosarlardi, bom bom bakarlardi
Arkada kocaman bir toz dumanı,
Köye gelmeden yollarda bile nid de poule lardan ya yağkartelini delerdik ya bbaşımıza mutlak bir şey gelirdi, babaanem eşekle pınardan su getirirdi,
Rahmetli dedem kürekle WC nin altını temizlerdi,
Bunları hayatımı anlatmak için de değil nostalji yapmak için de değil ,anlatmanınnedeni,

Sadece diyorum ki bugün toz diye birşey kalmadı,yollar kazaya kadar yyapıldı
Soğuk su evin içine kadar geliyor kanalizasyon da geliyor ,
Koyun içinde her yer pave oldu araba bazı koylunun evin önünde bile var bütün bunlar AKP döneminde gerçekleştihatta bir internet sitesi bile var koyumuzun,

Yani Burda hep İstanbul tartisiliyo , koylu den çiftçi den bahsetmek gereğini düşündüm köyümün adini vermek istemiyorum cunki anonim kalmayı tercih ediyorum

Birileri bana pv de mesaj göndermiş anlaat AKP ne yapmış diye o yüzden bunları anlatiyorum

Smile



Burada Medar69 AKP’nin ekonomik basarisina vurgu yapiyor. Ancak birazcik ekonomi okumus bir kisi olarak bur basariyi ben goremiyorum. Bu da sadece soyut ve duygusal bir yaklasimdan ileri gelmiyor. Somut veriler var, cunku bu 10-12 senelik AKP iktidari donemini geçmis donemlerle kiyaslayabiliriz.

Ornegin, 1923-1938 (ya da 1950), 1950-1960, 1960-1980, 1980-2002 donemlerinin genel ekonomik performansi ile AKP doneminin ekonomik performansi arasinda AKP lehine abartilacak, vay be derdirtecek bir sey yok. Hatta en rekor performanslar ilk donemde var.

Medar69’un gordugu degisimler dogru, ancak bu Turkiye’nin yarisa ne kadar geriden basladiginin gostergesi. Soyleki 1923 de Cumhuriyet ilan edildiğinde Türkiye’nin bir kundura fabrikasi bile yoktu. Sümerbanklar, Etı Bankasi, Halk Bankasi filan derken bugunku sanayinin temelleri atildi. Askerden terhis olanlar bira det tas komuru verilir, aman yasadiginiz yerde buna benzer birset bulursaniz haber verin denilirdi ki Zonguldak Kömürleri bu sayede ortaya çikti.


Yani, bir anlamda yoktan baslayinca ilk donem performansi korkunç oluyor.

Günümüz’de, bakin en hızlı büyüyen ekonomilerden bir tanesi derken dikkatli olmak lazim. Cunku « saturation »a ulasmis, postendustriyel doneme geçmis Bati Ekonomilerinde marj az, Turliye’de ise yokluk yuzunden marj çok daha fazla. Onemli olan aradaki uçurum kapanabilecek mi.

Dogal olarak 75 milyonluk bir ülkenin 10 milyonluk Yunanistan’dan daha buyuk uretim yapmasi dogal. Yani ilk 20 buyuk ekonomi içinde yeralmak oylesine de ovunulecek bir şey değil. Daha onemli kriter kişi başina düşen degerki burada Luksemburg ve Malta gibi ulkeler Turkiye’ye fark atiyor. Luksembourglu Türk’e göre 5-10 misli buyuklukte bir gelire sahip.

Türkiye’nin performansini Turkiye’ye benzer ulkelerle karsilastirmak gerek. Ornek olarak aramizdan ayrilan Semih Vaner’in Turkiye kitabinda bu konuda geniş bir bolum var. Soylenen Turliye’nin çografi ve baslangiç avantajlarina gore kendiner benze ulkerle kiyaslandiginda hiç bir zaman birinci sirada olmadigini anlamis oluruz.

Buyume (croissance) ile kalkinmayi (développement) karistirmayalim. Dogru, son yillarda Turkiye onemli buyume oranlarini yakaladi. Sayilara girmeden bunun nedenlerine bakalim.

- AKP iktidarinin en buyuk sansi, kendisinden once Kemal Dervis yonetiminde temizligin yapilmis, halk kitlelerinin bu ekonomik temizlikten buyuk zarar gormesi

- Dunyada para bollugu (FED uygulamalari) ve sermayenin biraz riski goze alarak Turkiye gibi faizi yuksek tutan ulkelere para yatirmasi, yani Türkiye’nin dunya piyasalarindan kolayca borçlanabilmesi ve de komsu ulkelerden sermaye kaçisinin Turkiye uzerinden gerçeklesmesi (Yunanistan).

- KIT’lerin yok pahasina yandaslara satilmasiyla (TEKEL guzel ornek) kolay para bulunabilmesi

Bu birincil nedenlere ekonominin isleyisini ekleyelim. Ornegin Soma’da ihalenin çok dusuk fiyatlarla kazanilmasi sonucu yatirimcinin bu fiyata uygun rantabilie saglayabilmek için her turlu guvenlik onlemi masrafindan kaçinmasi sonucu 300 madencinin katli. Buyumenin en onemli kaynaginin insaat sektorunden gelmesi , ithalat ihracat farkinin buyumesi…

Dogal olarak belli bir buyume orani var, bu oran sozunu ettigim donemlerin oranlarindan pek farkli degil ama bu buyumenin bedeli çok agir !

Is kazalarinda dunya 3. Su bir ulkede kan uzerine kurulmus bir buyumeden sozetmek haksizlik mi okur ? Borçlanma oranin hizla buyumesi ile gelecegin ipotek edilmesi. En onemlisi buyumenin Turkiye’nin yapisal sorunu olan gelir esitsizligi git gide çekilmez hale getirmesi ve kalkinmanin tamamiyle unutulmasi (butun refah endekslerinde Turkiye hizla geriliyor –bundan sonraki bolumdeki endekslere bakin)

Bu cizdigim tabloda AKP iktidarinin ekonomik bir mucizesi yok…
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
murat_erpuyan
Admin
Admin


Inscrit le: 30 Jan 2006
Messages: 7962
Localisation: Nancy / France

MessagePosté le: 09 Nov 2014 1:36    Sujet du message: Répondre en citant

Yukaridaki açiklamalara destek bir sunum

Türkiye Nerede?


http://slidesha.re/1xvhF1C
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
medar69
Advanced Expert
Advanced Expert


Inscrit le: 28 Fév 2012
Messages: 328
Localisation: annemasse74

MessagePosté le: 14 Nov 2014 15:56    Sujet du message: Répondre en citant

Murat bey tabiki ekonomi o yazdiklarimla kitlenecek bir olay değil, ama dediğiniz gibi yarışa ,çok geriden katılıyoruz,. Tabiki her şey dört dörtlük değil,,

Bundan on beşyyıl önce orta çağda yasayan bazı bölgeler vardı ,
Tuketiciye 2014 te hak ettiği cesme suyunu kanalizasyonu ,götürme basit bir şey gibi
Görmemek lazim ,

Bunlar çok büyük yatırımlar artik turkiyenin bütün köyleri bölgeleri ulaştı mi bilmiyorum,
Ama inşallah öyledir,bunlardan ziyade :

222000 derslik inşaa edildi
500 000 öğretmen ataması yapıldı
6100km olan yol 17000 km ye çıkarıldı ,yani ulaşım iletişim den kazandı,
2494 sağlık tesisi , 184 adalet sarayı yapıldı ,
Milli gelir 250 milyardan 820 milyar dolara çıkarıldı

O gelir düzgün dagitilmiyorsa ,insanimiz da gözünü acşin imkânlarını kullanıp
Tembelligini attip kendi payına ulaşması kendisine kalmis

İhracat 35 milyar dan 160 milyar dolar
Turizm yılda on milyondan 30 milyona çıkmış
Eğitimde75 uüniversite 185 e çıkartılmış

Bunlardan ziyade IMF ile borçludurumdan verici duruma gelmiş
Hızlı tren servisi başlatılmış
Dev projeleri zaten biliyorsunuz

Köylümüzü orta çağ hayatından modern hayatin verdiği
Rahatliklara ulastirilmis,ekonomiyi bu son soyledigime ,ozetlemiyorum
Ama haliyle çok önemli bir sey

Terörle mücadele ye rağmen ,suriye mültecilerinin yukumlulugune rağmen
Ukrayna ırak suriye deki savaşlara rağmen ,irana uygulanan ambargo ya rağmen
Ben gerçekten su son yila kadar güzel çalışmalar olduğuna iinanıyorum,


Yazdıklarınıza da katılıyorum ama suna da iinanıyorumki bbölgede barış huzur
Olsa idi ,birçok konu da daha da iyi olacak ti,
Türkiye de muhallefetler dürüst ve usta bir muhalefet yapmadığını düşünüyorum
Bazı problemler de bundan dolayıdır

Saygılar,

Turkiyenin problemi orda









Cool
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
murat_erpuyan
Admin
Admin


Inscrit le: 30 Jan 2006
Messages: 7962
Localisation: Nancy / France

MessagePosté le: 13 Juin 2015 11:32    Sujet du message: Répondre en citant

Medar69, yukaridaki sayilariniza yanit verecek zaman bulamadim.

Ancak, ekonomiden (iktisat) biraz anlayan biri olarak Turkiye'nin son 10 - 20 yillik performansi, kendine benzer ve rekabet içinde oldugu ekonomilerle karsilastirilinca, belli avantajlarina ragmen digerlerine gore daha verimsiz.

Bunun da birincil nedeni yonetim beceriksizligi.


Konu uzerine biraz "meditasyon" yapmak isterseniz buyurun size bir tablo.


buyutmek için :
https://36.media.tumblr.com/f3d389724556d744ee9aef237f5fec0a/tumblr_npvmeuGRwj1s5t9l1o1_1280.png
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
murat_erpuyan
Admin
Admin


Inscrit le: 30 Jan 2006
Messages: 7962
Localisation: Nancy / France

MessagePosté le: 13 Juin 2015 11:35    Sujet du message: Répondre en citant

Türkiye'nin yerini saptamada çok yararli bir çalisma.

OCDE'nin her uye ulke gibi Turkiue için de yayinladigi son rapor.

Kolayca indirebilir ve yararlanabilirsiniz.

http://bit.ly/1TiFgiB
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
SelimIII
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 30 Aoû 2007
Messages: 2370
Localisation: Paris

MessagePosté le: 16 Juin 2015 10:12    Sujet du message: Répondre en citant

Tabii yukaridaki tablodan sonra Medar69'un gardi dusmus olmali. Simdi sisirme seylerle gerçek sayilarin ustunu kapatmak isteyecektir...

Hani su "3 milyar agaç diktik" atmasyonlari gibi...
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
SelimIII
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 30 Aoû 2007
Messages: 2370
Localisation: Paris

MessagePosté le: 10 Aoû 2015 16:17    Sujet du message: Répondre en citant

Citation:

Citation:
Küresel iflas riskinde ilk ondayız


Siyasi belirsizlik ve güvenlik endişeleri ile Türkiye’nin CDS’leri 16 ayın zirvesine çıktı. AKP hayal ettiği gibi Türkiye’yi dünyanın 10 ekonomisi arasına soktu ama iflas riski açısından

Pelin Ünker

Cumhuriyet, 10 Ağustos 2015 Pazartesi

Türkiye’nin beş yıl vadeli borcunu iflasa karşı sigortalamanın maliyeti olan CDS’leri Türkiye ekonomisine ilişkin devam eden endişelerle cuma günü 246.91 puana yükseldi. Kredi Temerrüt Riski (Credit Default Swap- CDS) en son 24 Mart 2014’te 266 puan seviyesine çıkmıştı. Bu yükseliş 2023’te dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri olma hayalindeki Türkiye’yi küresel iflas riskinde ilk 10’a soktu. Bloomberg’in hazırladığı küresel iflas riski endeksinde Türkiye 10. sırada yer alıyor. Küresel risk sıralamasında ilk 10, Venezüela, Yunanistan, Ukrayna, Pakistan, Mısır, Kıbrıs, Rusya, Brezilya, Kazakistan ve Türkiye şeklinde.

Ne anlama geliyor?

Ülke risklerini gösteren CDS’ler ekonomik ve siyasi durum ile yakından ilgili. CDS’lerdeki yükseliş yatırımcıların risklerin arttığını gösteriyor. CDS, elinde tahvil gibi finansal araçlar bulunduran bir kişinin, vade sonundaki alacağının belirli bir bedel karşılığında ödenmeme riskini ortadan kaldırıyor. Bu, bir anlamda bir sigortalama işlemi gibi düşünülebilir.
Örneğin Türkiye devlet tahvili alan bir yatırımcı belirli bir maliyeti CDS işlemi yapan kuruluşa ödeyerek ödenmeme riskini bu kuruluşa devrediyor. Bu ödenmeme riski için CDS şirketine ödenen tutara CDS primi deniyor. Her 100 baz CDS puanı için yüzde 1 maliyeti bulunuyor. Türkiye’nin şu anki CDS puanının 246.91 olduğu düşünülürse yatırımcının tahvilini ödenmeme, iflas gibi durumları sigortalatması için yüzde 2.46 oranında bir bedel ödenmesi gerek.

17 Aralık’a benzer

Türkiye’de yükselen terör korkusu ve koalisyon görüşmelerinin bir türlü sonuçlanmaması nedeniyle erken seçim ihtimalinin artması risk algısını tetikliyor. CDS arttığında borsa iniyor, tahvil faizleri de artıyor.
17 Aralık 2013’teki yolsuzluk skandalının ardından Türkiye’de CDS fiyatları 188 ile başladığı yılı 248 seviyelerinde kapatmıştı. Yani 60 puanlık bir artış görüldü. Geçen hafta da bu seviyelere yaklaştı. Yıl başından bu yana CDS’lerdeki artış ise 63.33 puana ulaştı.

ABD Merkez Bankası’nın faiz artırımına giderek yaklaşması, erken seçim tartışmaları ve artan terör olayları kısa vadede içeride devam edebilecek riskler olarak görünüyor. Fed’in faiz artırımına ilişkin ayak sesleri duyulurken, söz konusu faiz artışı dalgasına içerideki tansiyon ile yakalanma ihtimali piyasalarda stresi artırıyor. Böyle bir durumda CDS oranlarındaki artışlar da sürecek.

Gözler yine koalisyonda

Koalisyon hükümetine ilişkin beklentiler bu hafta da piyasaların merceğinde olacak. Bu akşamki Davutoğlu- Kılıçdaroğlu görüşmesi önem taşıyor. Burada ya koalisyon konusunda somut adımlar atılacak ya da bir erken seçim olasılığı güçlenecek. Erken seçim olasılığının artması halinde dolar/TL tekrar 2.80 eşiğini aşabilir. Faizlerde de çıkış eğilimi sürebilir. Ayrıca cari açık ve TCMB anketi açıklanacak.
Geçen hafta borsa yüzde 1.86 geriledi. 24 ayar külçe altın 98.15, Cumhuriyet altını 664 liraya çıktı. Dolar yüzde 1’e yakın yükseldi.


http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/ekonomi/341485/Kuresel_iflas_riskinde_ilk_ondayiz.html
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
Montrer les messages depuis:   
Poster un nouveau sujet   Répondre au sujet    Forums d'A TA TURQUIE Index du Forum » Forum en langue turque Toutes les heures sont au format GMT + 2 Heures
Aller à la page Précédente  1, 2, 3, 4, 5, 6, 7  Suivante
Page 2 sur 7

 
Sauter vers:  
Vous ne pouvez pas poster de nouveaux sujets dans ce forum
Vous ne pouvez pas répondre aux sujets dans ce forum
Vous ne pouvez pas éditer vos messages dans ce forum
Vous ne pouvez pas supprimer vos messages dans ce forum
Vous ne pouvez pas voter dans les sondages de ce forum


Powered by phpBB v2 © 2001, 2005 phpBB Group ¦ Theme: subSilver++
Traduction par : phpBB-fr.com
Adaptation pour NPDS par arnodu59 v 2.0r1

Tous les Logos et Marques sont déposés, les commentaires sont sous la responsabilités de ceux qui les ont postés dans le forum.