25 visiteur(s) et 0 membre(s) en ligne.
  Créer un compte Utilisateur

  Utilisateurs

Bonjour, Anonyme
Pseudo :
Mot de Passe:
PerduInscription

Membre(s):
Aujourd'hui : 0
Hier : 0
Total : 2126

Actuellement :
Visiteur(s) : 25
Membre(s) : 0
Total :25

Administration


  Derniers Visiteurs

SelimIII : 08h47:43
laroserouge : 09h35:59
duygu : 19h36:58
Philippe : 2 jours
lalem : 2 jours


  Nétiquette du forum

Les commentaires sont sous la responsabilité de ceux qui les ont postés dans le forum. Tout propos diffamatoires et injurieux ne sera toléré dans ces forums.


Forums d'A TA TURQUIE :: Voir le sujet - CHP
Forums d'A TA TURQUIE Index du Forum Forums d'A TA TURQUIE
Pour un échange interculturel
 
 FAQFAQ   RechercherRechercher   Liste des MembresListe des Membres   Groupes d'utilisateursGroupes d'utilisateurs    

CHP
Aller à la page Précédente  1, 2, 3
 
Poster un nouveau sujet   Répondre au sujet    Forums d'A TA TURQUIE Index du Forum » Forum en langue turque
Voir le sujet précédent :: Voir le sujet suivant  
Auteur Message
murat_erpuyan
Admin
Admin


Inscrit le: 30 Jan 2006
Messages: 7715
Localisation: Nancy / France

MessagePosté le: 08 Fév 2018 12:27    Sujet du message: Répondre en citant

Citation:



CHP’ye vurmanın dayanılmaz hafifliği

Emre Kongar - Cumhuriyet,06 Şubat 2018


Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeniden genel başkanlığa seçildiği kurultay dolayısıyla, CHP’ye vuran vurana!

AKP Genel Başkanı olarak kendi partisine oy vermeyenleri “Bunlar” diyerek, küçümseyen, yabancılaştıran, düşmanlaştıran, Türkiye Cumhuriyeti Devleti Cumhurbaşkanlığı makamında oturan, ama bu makamın gereklerini yerine getirerek tüm halkı kucaklamak yerine, milleti, siyasal parti tercihleri üzerinden bölen, birbirine düşmanlaştıran Recep Tayyip Erdoğan’ı eleştirebilmenin dayanılmaz ağırlığı yerine, Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu eleştirmenin dayanılmaz hafifliğine sığınan veya zaten görevleri CHP’yi eleştirmek olan, medya tetikçileri, Twitter klavyeşörleri, samimi CHP’liler, demokrat Atatürkçüler, Tek Adam Yönetimine destek veren sözde muhalif, özde AKP yardakçısı MHP’liler, Atatürkçülük maskesi altında Erdoğancılık yapan Vatan Partililer, MHP ve AKP
yerine CHP’den seçmen koparmak hayali kuran Yeni Partililer, hep birlikte, CHP’ye vurmayı bir Milli Spor haline getirdikleri için, ülkenin her yerinden, her medya kanalından, her dijital/sosyal medya ortamından Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP eleştirisi fışkırıyor!

***

Elbette bugünkü CHP’nin de Kemal Kılıçdaroğlu’nun da, farklı yönlerden bakıldığında eleştirilecek yanı çok:

Atatürkçüler, yeterince Atatürkçü olmadığı için...

Laikler, yeterince laikliği savunmadığı için...

Sosyal Demokratlar yeterince Sosyal Demokrat olmadığı için...

Kürtçüler, yeterince Kürtçülük yapmadığı için...

İslamcılar, yeterince İslamcı olmadığı için...

Aleviler, yeterince Alevicilik yapmadığı için...

Milliyetçiler, yeterince milliyetçi olmadığı için...

Avrupa Birlikçiler, AB’yi yeterince savunmadığı için...

Erdoğan/AKP iktidarının ezdiği, yabancılaştırdığı, susturduğu muhalifler, yeterince sert ve etkili muhalefet yapamadığı için...

Demokratlar, demokrasiyi yeterince enerjik olarak koruyamadığı için...

Sözün kısası, muhalif, muvafık, CHP’li olan olmayan, iktidar tetikçiliğine soyunan soyunmayan, samimi gayri samimi, solcu, sağcı, herkes CHP’ye ve Kılıçdaroğlu’na “vur Allah vur” vuruyor!

***

Bu arada:
Türkiye’nin asıl sorununun Tek Adam Diktatörlüğü ile Demokratik Rejim arasındaki mücadele olduğu...

Binlerce kişinin hapislerde çürüdüğü...

İfade ve medya özgürlüklerinin rafa kaldırıldığı...

İnsan haysiyetinin yöneticiler tarafından her gün zedelendiği...

Adalete güvenin yerlerde süründüğü...

CHP’nin ise bütün bunlara karşı duran ve bunları düzeltebilecek en büyük ve en önemli siyasal örgüt olduğu....

Unutuluyor!

Yoksa bu linç kampanyası zaten bunları unutturmak için mi yapılıyor?




<
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
murat_erpuyan
Admin
Admin


Inscrit le: 30 Jan 2006
Messages: 7715
Localisation: Nancy / France

MessagePosté le: 08 Fév 2018 12:30    Sujet du message: Répondre en citant

Citation:



Güme giden Kurultay Bildirgesi

Emre Kongar - Cumhuriyet, 08 Şubat 2018



CHP’nin 36. Kurultay’ı bir sonuç bildirgesi yayınladı:

Nerede, nasıl, kimler tarafından hazırlanmış, partinin hangi organlarında, hangi düzeylerde tartışılmış belli değil.

Zaten kimsenin de haberi olmadı; kamuoyuna da mal olmadı!

Oysa son derece önemli saptamaları olan, çok iyi hazırlanmış bir bildiriydi.
Ama son zamanlarda CHP’ye musallat olan başıbozukluk ve adam sendecilik yüzünden güme gitti.

İnternette bulunması çok çok zor olan, CHP’nin resmi internet sitesine bile konmamış olan tam metni, Cumhuriyet’ten ve ABC Gazetesi ile TELE 1’den başka bir yerde de göremedim.

TELE 1’de, Merdan Yanardağ ile birlikte yaptığımız “18 Dakika” programında, biz bu bildirgeyi çok önemsedik ve uzun uzun da tartıştık.

Bugün, zaten Erdoğan/ AKP iktidarının baskısıyla suskunlaşmış olan medyada yer alması pek de beklenmeyen ama ayrıca CHP’nin beceriksizliğiyle de güme gitmiş olan bu bildirgeyi, tarihe bir not düşmek adına ve tekrar üzerinde durmak üzere, aşağıya alıntılıyorum.

***

“CHP, kökleri Kuvayı Milliye’ye dayanan ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ün izinde tam bağımsız, laik, demokrat ve çağdaş Türkiye’nin kurucu Partisidir. 80 yıllık (1923 - 2002) Cumhuriyet tarihi boyunca bütün Cumhuriyet hükümetlerinin katkısıyla uçurumun kenarında yıkık bir ülkeden, içerde ve dışarıda saygın ve güçlü bir ülke konumuna gelmişti.

Ancak; bugün Cumhuriyetimizin temeli olan kuvvetler ayrılığı ortadan kaldırılmış, tek adama dayalı parti devleti kurulmuştur.

Darbe girişimi bahane edilerek karşı darbe gerçekleştirilmiş ve ilan edilen OHAL aracılığıyla temel hak ve hürriyetlerimiz yok edilmiştir.

Milli servetimiz ve birikimlerimiz yağmalanmış, geniş halk kitleleri işsizlik ve yoksulluğa mahkûm edilmiştir.

Daha acı olanı ise, birlikte yaşama irademiz; ayrıştıran, kutuplaştıran ve ötekileştiren kimlik siyaseti ile aşındırılmıştır.

Hiç kimse unutmasın bu ahval ve şerait içinde ülkemizin umudu kuruluşun ve kurtuluşun Partisi olan CHP, Cumhuriyetin temel değerleri ve sosyal demokrasinin evrensel ilkelerinden ödün vermeksizin yoluna devam edecek, ülkemizi çağdaş uygarlığa taşıyacaktır. Hiçbir güç bizi bu kutsal davamızdan alıkoyamayacaktır.

Bu çerçevede; önümüzdeki dönemin Parti Örgütünün hedef ve öncelikleri aşağıdaki ilkeler olacaktır.

1- Tek adam rejimine son verilecek ve kuvvetler ayrılığına dayalı parlamenter sisteme geçilecektir.

2- Cumhuriyet ve demokrasinin temeli olan laiklik ilkesinden taviz verilmeyecek, ne dinin siyasallaştırılmasına ne de siyasetin dinselleştirilmesine izin verilmeyecektir.

3- Din, vicdan ve inanç özgürlüğüne müdahalelere izin verilmeyecek, yaşamın her alanında adalet ve huzur sağlanacaktır.

4- OHAL derhal kaldırılacak,
Kanun Hükmünde Kararna
meler (KHK) yasama ve yargı denetimine alınacak ve 15 Temmuz hain darbe girişiminde bulunan FET֒nün siyasi ayağı kesinlikle ortaya çıkarılacaktır.

5- Yargının bağımsızlığı ve hukukun üstünlüğü sağlanarak, tüm vatandaşlarımızın can ve mal güvenliği güvence altına alınacak, seçimler adil ve güvenli olacaktır.

6- Kürt sorunu eşit yurttaşlık temelinde, ulusal bütünlük ve toplumsal uzlaşı ile çözülecektir.

7- Çağdaş demokrasilerde 4. güç olarak benimsenen medya özgürlüğü sağlanacaktır.

8- Yüksek katma değerli kapsayıcı büyüme hedeflenecek, eğitim ve sağlık parasız, kaliteli ve ulaşılabilir olacaktır.

9- Herkes milli gelirden hakkını alacak, açlık ve yoksulluk sıfırlanacak, gelir dağılımı adaletini ve bölgesel kalkınmayı sağlamak devletin temel görevi olacaktır.

10- Tarımsal üretim planlanacak, ekilmeyen tarım arazisi kalmayacak, çiftçi desteklenerek ithalata karşı korunacak ve Türkiye tarımda tekrar kendi kendine yeten ülke konumuna getirilecektir.

11- Devlet şeffaf, tarafsız ve hesap verebilir olacak, kamuda tüm atamalar liyakate uygun yapılacak, yolsuzluk suçlarında zamanaşımı kaldırılacak, cezaları ağırlaştırılacak ve yolsuzluk yapanlardan hesap sorulacaktır.

12- Asgari ücret vergi dışı bırakılacak, taşeronların tümü kadroya alınacak, tüm kamu ve özel sektör çalışanlarına sendikalaşma özgürlüğü tanınacak, sendikalaşma özendirilecek, eşit işe eşit ücret uygulanacaktır.

13- Şehit aileleri ve gazilerimiz arasında uygulanan ayrımlar kaldırılacak, şehit aileleri ve gazilerimiz Milletvekillerine tanınan hak ve imkânlardan yararlanacaktır.

14- Kadınlara ve gençlere hayatın her alanında eşitlik sağlanacak, kadınlar ve çocuklar şiddete karşı korunacak, şiddet uygulayanlara verilen cezalar artırılacaktır.

15- Engellilerin sosyal ve ekonomik hayata eşit katılımı sağlanacaktır.

16- “Yurtta Barış Dünyada Barış” ilkesiyle bütün komşularımızla ulusal çıkarlarımız gözetilerek iyi ilişkiler kurulacak, AB müktesebatına uyum sağlanacak, AB’ye tam üyelik hedeflenecektir.

17- Havamız, toprağımız ve suyumuz korunacak; denizlerimizin, ormanlarımızın ve tarım arazilerimizin yağmalanmasına izin verilmeyecektir. Cumhuriyet ve demokrasi, Laik ve çağdaş yaşam, Eşitlik, özgürlük ve dayanışma, Adalet ve Cesaret’le kurtarılacak, korunacak ve yüceltilecektir.”





<[/quote]
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
murat_erpuyan
Admin
Admin


Inscrit le: 30 Jan 2006
Messages: 7715
Localisation: Nancy / France

MessagePosté le: 13 Fév 2018 3:48    Sujet du message: Répondre en citant

Citation:



Güme giden Kurultay Bildirgesi

Emre Kongar - Cumhuriyet, 08 Şubat 2018


CHP’nin 36. Kurultay’ı bir sonuç bildirgesi yayınladı:
Nerede, nasıl, kimler tarafından hazırlanmış, partinin hangi organlarında, hangi düzeylerde tartışılmış belli değil.

Zaten kimsenin de haberi olmadı; kamuoyuna da mal olmadı!
Oysa son derece önemli saptamaları olan, çok iyi hazırlanmış bir bildiriydi.
Ama son zamanlarda CHP’ye musallat olan başıbozukluk ve adam sendecilik yüzünden güme gitti.

İnternette bulunması çok çok zor olan, CHP’nin resmi internet sitesine bile konmamış olan tam metni, Cumhuriyet’ten ve ABC Gazetesi ile TELE 1’den başka bir yerde de göremedim.

TELE 1’de, Merdan Yanardağ ile birlikte yaptığımız “18 Dakika” programında, biz bu bildirgeyi çok önemsedik ve uzun uzun da tartıştık.

Bugün, zaten Erdoğan/ AKP iktidarının baskısıyla suskunlaşmış olan medyada yer alması pek de beklenmeyen ama ayrıca CHP’nin beceriksizliğiyle de güme gitmiş olan bu bildirgeyi, tarihe bir not düşmek adına ve tekrar üzerinde durmak üzere, aşağıya alıntılıyorum.

***

“CHP, kökleri Kuvayı Milliye’ye dayanan ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ün izinde tam bağımsız, laik, demokrat ve çağdaş Türkiye’nin kurucu Partisidir. 80 yıllık (1923 - 2002) Cumhuriyet tarihi boyunca bütün Cumhuriyet hükümetlerinin katkısıyla uçurumun kenarında yıkık bir ülkeden, içerde ve dışarıda saygın ve güçlü bir ülke konumuna gelmişti.

Ancak; bugün Cumhuriyetimizin temeli olan kuvvetler ayrılığı ortadan kaldırılmış, tek adama dayalı parti devleti kurulmuştur.

Darbe girişimi bahane edilerek karşı darbe gerçekleştirilmiş ve ilan edilen OHAL aracılığıyla temel hak ve hürriyetlerimiz yok edilmiştir.

Milli servetimiz ve birikimlerimiz yağmalanmış, geniş halk kitleleri işsizlik ve yoksulluğa mahkûm edilmiştir.

Daha acı olanı ise, birlikte yaşama irademiz; ayrıştıran, kutuplaştıran ve ötekileştiren kimlik siyaseti ile aşındırılmıştır.

Hiç kimse unutmasın bu ahval ve şerait içinde ülkemizin umudu kuruluşun ve kurtuluşun Partisi olan CHP, Cumhuriyetin temel değerleri ve sosyal demokrasinin evrensel ilkelerinden ödün vermeksizin yoluna devam edecek, ülkemizi çağdaş uygarlığa taşıyacaktır. Hiçbir güç bizi bu kutsal davamızdan alıkoyamayacaktır.

Bu çerçevede; önümüzdeki dönemin Parti Örgütünün hedef ve öncelikleri aşağıdaki ilkeler olacaktır.

1- Tek adam rejimine son verilecek ve kuvvetler ayrılığına dayalı parlamenter sisteme geçilecektir.

2- Cumhuriyet ve demokrasinin temeli olan laiklik ilkesinden taviz verilmeyecek, ne dinin siyasallaştırılmasına ne de siyasetin dinselleştirilmesine izin verilmeyecektir.

3- Din, vicdan ve inanç özgürlüğüne müdahalelere izin verilmeyecek, yaşamın her alanında adalet ve huzur sağlanacaktır.

4- OHAL derhal kaldırılacak, Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) yasama ve yargı denetimine alınacak ve 15 Temmuz hain darbe girişiminde bulunan FET֒nün siyasi ayağı kesinlikle ortaya çıkarılacaktır.

5- Yargının bağımsızlığı ve hukukun üstünlüğü sağlanarak, tüm vatandaşlarımızın can ve mal güvenliği güvence altına alınacak, seçimler adil ve güvenli olacaktır.

6- Kürt sorunu eşit yurttaşlık temelinde, ulusal bütünlük ve toplumsal uzlaşı ile çözülecektir.

7- Çağdaş demokrasilerde 4. güç olarak benimsenen medya özgürlüğü sağlanacaktır.

8- Yüksek katma değerli kapsayıcı büyüme hedeflenecek, eğitim ve sağlık parasız, kaliteli ve ulaşılabilir olacaktır.

9- Herkes milli gelirden hakkını alacak, açlık ve yoksulluk sıfırlanacak, gelir dağılımı adaletini ve bölgesel kalkınmayı sağlamak devletin temel görevi olacaktır.

10- Tarımsal üretim planlanacak, ekilmeyen tarım arazisi kalmayacak, çiftçi desteklenerek ithalata karşı korunacak ve Türkiye tarımda tekrar kendi kendine yeten ülke konumuna getirilecektir.

11- Devlet şeffaf, tarafsız ve hesap verebilir olacak, kamuda tüm atamalar liyakate uygun yapılacak, yolsuzluk suçlarında zamanaşımı kaldırılacak, cezaları ağırlaştırılacak ve yolsuzluk yapanlardan hesap sorulacaktır.

12- Asgari ücret vergi dışı bırakılacak, taşeronların tümü kadroya alınacak, tüm kamu ve özel sektör çalışanlarına sendikalaşma özgürlüğü tanınacak, sendikalaşma özendirilecek, eşit işe eşit ücret uygulanacaktır.

13- Şehit aileleri ve gazilerimiz arasında uygulanan ayrımlar kaldırılacak, şehit aileleri ve gazilerimiz Milletvekillerine tanınan hak ve imkânlardan yararlanacaktır.

14- Kadınlara ve gençlere hayatın her alanında eşitlik sağlanacak, kadınlar ve çocuklar şiddete karşı korunacak, şiddet uygulayanlara verilen cezalar artırılacaktır.

15- Engellilerin sosyal ve ekonomik hayata eşit katılımı sağlanacaktır.

16- “Yurtta Barış Dünyada Barış” ilkesiyle bütün komşularımızla ulusal çıkarlarımız gözetilerek iyi ilişkiler kurulacak, AB müktesebatına uyum sağlanacak, AB’ye tam üyelik hedeflenecektir.

17- Havamız, toprağımız ve suyumuz korunacak; denizlerimizin, ormanlarımızın ve tarım arazilerimizin yağmalanmasına izin verilmeyecektir. Cumhuriyet ve demokrasi, Laik ve çağdaş yaşam, Eşitlik, özgürlük ve dayanışma, Adalet ve Cesaret’le kurtarılacak, korunacak ve yüceltilecektir.”





<
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
cengiz-han
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 12 Jan 2008
Messages: 10538
Localisation: Paris

MessagePosté le: 29 Avr 2018 23:30    Sujet du message: Répondre en citant

40 yilda 1 !!!




Exclamation
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
cengiz-han
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 12 Jan 2008
Messages: 10538
Localisation: Paris

MessagePosté le: 07 Oct 2018 0:47    Sujet du message: Répondre en citant

2014 den 2018 CHP uzerine 2 gorus :
1

Citation:


Can Dündar

CHP Tıpış Tıpış Sola Dönmeli

Cumhuriyet 05 Eylül 2014 Cuma


Merkez solun 64 yılda girdiği seçimlerdeki oy yüzdeleri şöyle:
1950’de 39,4.
1954’te 35,3.
1957’de 41,1.
1961’de 36,7.
1963’te 36,2 (yerel).
1965’te 28,7.
1968’de 27,9 (yerel).
1969’da 27,3.
1973’te 33,3.
1973’te 37 (yerel).
1977’de 41,3.
1977’de 41,7 (yerel).
1983’te 30,4 (Halkçı Parti).
1987’de 32,5 (SHP+DSP toplamı).
1989’da 38 (SHP+DSP toplamı) (yerel).
1991’de 31,5 (SHP+DSP toplamı).
1994’te 27,7 (SHP+DSP+CHP toplamı).
1999’da 30,8 (DSP+CHP toplamı).
2002’de 20,5 (CHP+DSP toplamı).
2004’te 25 (CHP+SHP+DSP toplamı) (yerel).
2007’de 26 (CHP+DSP toplamı).
2009’da 23,1 (yerel).
2011’de 25,9.
2014’te 25,5.

***

Karneden görüldüğü gibi, merkez solda oy oranı yüzde 20-40 bandında gidip geliyor.
64 yıllık tarihçede çıtanın en çok düştüğü yıl, 2002…
Solun dibe vurduğu o yıl, AKP iktidar oldu.
Yüzde 40 çıtasını ise iki kez aşabilmişler:
1957’de İsmet İnönü ile…
1977’de Bülent Ecevit ile…
Bu iki zirveyi iyi analiz etmek gerek.
Bir defa, görünen o ki, söylendiği gibi darbe sonralarının avantajlı partisi değil CHP…
Hatta tersine… 1961 ve 1980 müdahalelerinden 3’er yıl önce çıkış yakalamış sandıkta; sonrasında gelen her iki müdahale de 1960’larda ve 1980’lerde yükselişi durdurmuş.
Yani darbeler, CHP’ye yaramamış.
1957, Menderes’in inişe geçtiği dönemdi. Tarihi tahterevalli işlemiş, ekonomi tıkandıkça siyasette baskı artmıştı. Ve İsmet Paşa, bu baskının yol açtığı tepkiyi, CHP rüzgârına çevirmeyi başarmıştı. 27 Mayıs’ta müdahale yerine seçim olsa, belki CHP tek başına iktidardı; müdahale sonrası koşullarda koalisyona razı oldu. Ve Batı’da solun altın yılları sayılan 60’larda eridi.

***

1971 darbesi farklı…
O darbe, tersine CHP’ye ivme kazandırdı.
Neden?
Çünkü Ecevit, darbeye açıktan karşı koydu ve o sayede parlayıp 1973-77 tırmanışına imza attı. Kıbrıs harekâtının rüzgârını da sırtlayıp adını dağlara yazdırmayı, bir umut yaratmayı başardı.
Tabii 77 zaferinin başka dayanakları da vardı:
Bir defa seçkin bir aileden gelen Ecevit, seçkinci değil halkçıydı. CHP’nin, “tepeden inmeci değil, temelden yükselmeci bir solculuk” yapması gerektiğine inanıyordu.
İkincisi, iktidar yolunu ilerici subayların müdahalesinde arayan asker-sivil darbecilerden tamamen kopmuştu. Kontrgerillanın hem hasmı, hem hedefiydi.
Üçüncüsü, alternatif bir kalkınma modeli doğurmuştu.
Beğenilsin, beğenilmesin, tekelci sermayeye karşı sendikalara, kooperatiflere, halk ortaklıklarına, küçük işletmeciye, köy-kentlere dayalı bir halk sektörü öneriyordu.
“Toprak işleyenin, su kullananın” vaadi, ortanın solunda kullanılmış en radikal slogandı.
CHP, Batılı sosyal demokrat partiler gibi, arkasına sendikaların desteğini almış, yüzünü kentlere dönmüş, TİP tabanından olduğu gibi AP tabanından da oy devşirerek 1977’de tek başına iktidarın eşiğine gelmişti.

***

Yukarıdaki karne, 2000’lerdeki eriyişi açıkça ortaya koyuyor. Parti, yüzde 25 çıtasının oralarda can çekişiyor.
Bu tablonun bize öğrettiği şu:
CHP ne zaman darbeci zihniyetten ve merkezden uzaklaşıp baskıya direnen, alternatif üreten, değişim isteyen, sivil, halkçı, sol bir çizgiye yaklaşsa, kitlelerden oy aldı.
Merkeze yamanmalar, darbeler, bölünmelerse partiyi eritti.
Bu tarihsel bilanço, Türkiye’nin en hayati seçimine doğru gittiğimiz dönemde CHP’nin yapması gerekeni de ortaya koymuyor mu?

***

“Merkez sol” lafı bile sorunlu…
Eskiden polis işkencesi için, “Götürürler ‘Merkez’e/dövdürürler herkese” diye bir tekerleme söylenirdi.
CHP’yi belediye ve Cumhurbaşkanlığı seçiminde merkeze götürenler, seçmene dövdürdüler. Sonucu gördüler.
Bundan böyle yapılması gerekeni Kemal Kılıçdaroğlu tabiriyle söyleyeyim:
“Adam gibi, tıpış tıpış” sola dönmenin vaktidir.


Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
cengiz-han
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 12 Jan 2008
Messages: 10538
Localisation: Paris

MessagePosté le: 07 Oct 2018 0:49    Sujet du message: Répondre en citant

2

Citation:

Ali Sirmen

Sağın diliyle sol siyaset yapmak


05 Ekim 2018 Cuma / Cumartesi


Leş gibi ayak kokan popülizmin sultasındaki cehalet toplumlarında akademik ölçütler öcü olarak

algılanırlar. Kifayetsiz muhterislerin egemenliğindeki mediokrasilerde elitler ve aydınlar düşman görülüp, sürekli horlanıp, vasatın yetersizlik çizgisine doğru çekilirler.

Bu bataktan kurtulup, aydınlığa erişmenin yolu, popülizm ile kol kola girmiş olan vasatlığa ve cehalete savaş açmaktır.

Vasatlıkla, popülizmle ve cehaletle onların dilini konuşarak savaşmak mümkün değildir. Onların yenilmesi ancak aklın dilinin egemen olmasıyla mümkündür.

CHP’nin Abant kampında sunduğu “Yerel Seçimler 2019 Stratejisi - Yöntem, Hedefler, Öncelikler Öneriler” raporunda yapılan “Entelektüel, akademik ve elitist bariyeri aşıp, sağ partilere oy veren büyük kesimin dilini kullanmak” önerisinin yapılması bunları bir kez daha düşündürdü.

***

Abant kampı raporuyla ilgili haberi okurken, popülizm ve vasatlık bataklığında debelenen toplumlarda hödüklük gibi, aydın ve elit düşmanlığının, bulaşıcı olduğu ve sağın tekelini kırarak, genel toplumsal bir afet olarak solu da tehdit ettiğini görmemek mümkün mü?
Popülist sağın dilinde, aydınlanma, özgürlük, temel hak ve özgürlükler, laiklik gibi sol için vazgeçilmez olan kavramların karşılıkları yoktur ki sağın diliyle sol politika yapılabilsin.

Türkiye’de 71 yıldır bu gerçek zaman-la kendi yerinin ortanın solu olduğunu söyleyen CHP’ye anlatılmaya çabalanıyor, ama nafile!

CHP’de sağın dilini kullanma hevesi 1947 Kurultayı’nda ortaya atılan, “muhalefettekiler, bizim ‘dinsiz’ olduğumuzu söylüyorlar, hatta bize din düşmanı diyorlar. Bu suçlamalardan kendimizi kurtarmalıyız, bizim de en az onlar kadar dine saygılı olduğumuzu göstermeliyiz” düşüncesiyle başladı. Ve hayrettir, İnönü dahil birçok çevrede yankı buldu.

Akımın başını çeken Hamdullah Suphi Tanrıöver ile Sinan Tekelioğlu, ABD’nin Türkiye’ye dini değerlere ağırlık veren politikalar önermeye başladığı bir dönemde, önerilerinin partilerinde etkili olmasıyla yetinmediler ve bir süre sonra CHP’den ayrılıp, DP’ye geçtiler.Önerileri üzerine tutulan yol, CHP’yi, Tekelioğlu ile Tanrıöver’i DP listesinden TBMM’ye taşıyan 1950 seçimlerinde sandık bozgunundan kurtaramadı.

Ama sağın dilini kullanma merakı ikide bir depreşen bir illet olarak sürdü gitti. Günümüz CHP’si ağır toplarından Gürsel Tekin’in Genel Başkanı’nı da yanında sürükleyerek, kara çarşaflar üzerine altıokundan biri de laiklik olan CHP’nin rozetini, kısa bir süre sonra sökülüp atılmak üzere iğnelemesinin fotoğrafı hâlâ gözümüzün önündedir.

***

Abant raporu gösteriyor ki Sinan Tekelioğlu, Hamdullah Suphi ve Gürsel Tekin düşüncesi hâlâ partideki egemenliğini sürdürmektedir.
Bu düşüncenin ne sonuç verdiğini ise 70 yıldır, her seçimde görüyoruz.
Ama durmadan sağa çeken tekeri patlak araba gibi sağ saplantısı içinde olanlar hâlâ gereken dersi almamakta direniyorlar.

İçinde solun vazgeçilmez kavramlarının karşılığı bulunmayan sağın diliyle sol siyaset yapılmaz. O kıçın kıçın dalan şaşkın ördek politikası olur.

Solun derdini anlatabilmek için kullanması gereken dil, vatandaşa emeğe öncelik veren, demokrasiyi, laikliği, temel hak ve özgürlükleri, kuvvetler ayrılığını, bağımsız yargıyı savunan politikalarının yaşama geçirilmesinin, ekmek kavgasını kazanabilmesinde doğrudan etken olacağını anlatmaktır.
Sol politika, özgürlük için sol, emeğin kutsallığı için sol, hak ettiği ekmeğini kazanabilmesi için sol, adalet için sol, evlatlarının herkesle fırsat eşitliği içinde yarışabilmesi için solun gerekli olduğunu vatandaşa anlatabilecek bir dille yapılabilir ancak.

Popülizmin dayanılmaz baskısına teslim olarak, sağın diliyle, sol politika yapmaya çalışanlar, ortanın değil, olsa olsa hamakatın solunda yer bulabilirler ancak.

Abant’taki koskoca kampta bu gerçeği dile getirecek kimse yok muydu?
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
Montrer les messages depuis:   
Poster un nouveau sujet   Répondre au sujet    Forums d'A TA TURQUIE Index du Forum » Forum en langue turque Toutes les heures sont au format GMT + 2 Heures
Aller à la page Précédente  1, 2, 3
Page 3 sur 3

 
Sauter vers:  
Vous ne pouvez pas poster de nouveaux sujets dans ce forum
Vous ne pouvez pas répondre aux sujets dans ce forum
Vous ne pouvez pas éditer vos messages dans ce forum
Vous ne pouvez pas supprimer vos messages dans ce forum
Vous ne pouvez pas voter dans les sondages de ce forum


Powered by phpBB v2 © 2001, 2005 phpBB Group ¦ Theme: subSilver++
Traduction par : phpBB-fr.com
Adaptation pour NPDS par arnodu59 v 2.0r1

Tous les Logos et Marques sont déposés, les commentaires sont sous la responsabilités de ceux qui les ont postés dans le forum.