18 visiteur(s) et 0 membre(s) en ligne.
  Créer un compte Utilisateur

  Utilisateurs

Bonjour, Anonyme
Pseudo :
Mot de Passe:
PerduInscription

Membre(s):
Aujourd'hui : 0
Hier : 0
Total : 2124

Actuellement :
Visiteur(s) : 18
Membre(s) : 0
Total :18

Administration


  Derniers Visiteurs

duygu : 06h11:50
murat_erpuyan : 14h58:43
Georges : 1 jour, 05h59:17
SelimIII : 1 jour, 08h33:45
Philippe : 1 jour, 20h06:39


  Nétiquette du forum

Les commentaires sont sous la responsabilité de ceux qui les ont postés dans le forum. Tout propos diffamatoires et injurieux ne sera toléré dans ces forums.


Forums d'A TA TURQUIE :: Voir le sujet - CHP
Forums d'A TA TURQUIE Index du Forum Forums d'A TA TURQUIE
Pour un échange interculturel
 
 FAQFAQ   RechercherRechercher   Liste des MembresListe des Membres   Groupes d'utilisateursGroupes d'utilisateurs    

CHP
Aller à la page Précédente  1, 2, 3  Suivante
 
Poster un nouveau sujet   Répondre au sujet    Forums d'A TA TURQUIE Index du Forum » Forum en langue turque
Voir le sujet précédent :: Voir le sujet suivant  
Auteur Message
medar69
Advanced Expert
Advanced Expert


Inscrit le: 28 Fév 2012
Messages: 328
Localisation: annemasse74

MessagePosté le: 02 Mai 2017 13:53    Sujet du message: Répondre en citant

Eyvallah hocam yasariz, farklilik aslinda guzeldir
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
SelimIII
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 30 Aoû 2007
Messages: 2321
Localisation: Paris

MessagePosté le: 04 Mai 2017 10:56    Sujet du message: Répondre en citant

Madem CHP ile ilgili bir topic açilmis, ben de Baykal ile devam edeyim. Bekir Coskun'un yazisinin altina imzami atarim. CHP bugunku halindeyse, Ecevit ve Baykal'in sayesinde... Kiliçdaroglu da artik asinmis durumda. CHP'nin içinde çok degerler var ama once bu adamlardan kurtulmasi gerek.


Citation:

Bir adam lazım…
4 Mayıs 2017
Sozcu

Sadece bir adam lazım…
Bir adam…
İnsanlarda azim, gençlerimizde umut, kadınlarımızda yürek, her bir cumhuriyetçide hasret var…
Bir adam lazım…

*

“Bu millet CHP'yi iktidar yapmaz” diyenlere…
Açın bakın:
1970 başlarıydı; Türkiye “CHP” diyordu… Yer gök “Karaoğlan” diyordu… Şimdi AKP'nin tavan yaptığı Kayseri'de, Urfa'da, Konya'da Ecevit'in kente gireceği yollarda tarlalar dolmuştu… En tutucu kasabalarda çarşaflı kadınlar boynuna sarılıp “Kara oğlumuz” diye ağlıyorlardı…
1973'te CHP 33.29 ile birinci parti olmuştu…
1977'de ise yüzde 41.5 ile tekrar birinci parti…
Demek ki oluyormuş…

*

Bir adam lazım…
Zımba gibi gençlik kolları olan…
Çiçek bahçesi gibi kadın kolları ile kasabadan kasabaya yürüyen…
“Şimdi yumuşuyorum”, “Şimdi sertleşiyorum”, “Birazdan masaya yumruğumu vuracağım” demeyen…
Her bir partilinin delicesine güvendiği, her bir sözünün sloganlaşıp kahvehaneleri dolandığı, adı duvarlara yazılan, tutarlı, cesur, ilkeli, Atatürk'ün partisine yakışan bir adam…

*

MHP tutucu partidir…
Herkesin yolunu beklediği bir kadını, Meral Akşener'i içinden çıkartabildi…
Milli görüşçü bıyıklı adamı alıp, kadın kontenjanından parti yönetimine sokmayacak bir adam…

*

Partisinde adam bulamayınca, Ekmeleddin amcayı Atatürk'ün partisinin adayı yapmayacak…
Şimdi de kendi liderlerine nasılsa kimsenin oy vermeyeceğini bilip, 2019'da Abdullah Gül'ü aday göstermeyi düşünmeyecek…
“Ben varım, Türkiye'yi ben yöneteceğim” diyebilecek…
Cumhuriyeti kuran partiyi, cumhuriyeti yıkan partiye benzetmeye kalkmayacak…

*

Demokrat insanların korkulara, baskılara, eziyetlere, tutuklamalara, tehditlere direnerek verdikleri oyları hırsızlara çaldırmayacak…
Bir adam lazım…

*

Fazla zaman yok, yarın çok geç olacak…
Halkta özlem, insanlarda umut, yüreklerde cesaret var…
Türkiye'yi bu büyük yıkımın elinden kurtarmak için tek eksik:
Bir adam lazım bize…
Bir adam…
Yazarın Diğer Yazıları

Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
cengiz-han
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 12 Jan 2008
Messages: 10447
Localisation: Paris

MessagePosté le: 07 Mai 2017 0:47    Sujet du message: Répondre en citant

CHP'de bir kipirdanma var, Fikri Saglar yerden goge hakli. Kibar olayim, Baykal ve Kilicadaroglu ne kadar da iyi olsalar, bunca yildan sonra artik yorgunlar... Nobeti devretsinler.

Cunku Ali Sirmen'in de dedigi gibi Ne CHP ile ne de CHP’siz oluyor...


Citation:
Ne CHP ile ne de CHP’siz...


06 Mayıs 2017 Cumartesi
Herkes hâlâ 16 Nisan referandumunun mesajını çözümleme çabası içinde.
Şaibeli halkoylamasında en büyük yenilgiye uğrayanın Devlet Bahçeli ve geleceğinin ne olduğu konusunda büyük soru işaretleri bulunan MHP olduğunu söylemek yanlış değil. Tabanının çağrısına büyük çapta uymadığı için Bahçeli, artık ölü ordunun komutanı konumuna düşmüştür.
AKP tarafından yutulma sürecine girmiş olan MHP’nin geleceğinin ne olacağını, partinin muhalif kanadının önderleri tarafından (şu anda bu kanat içerisinde liderliğe en büyük aday, kulislerde yakında FET֒cülük suçlamasıyla içeri alınması ihtimali konuşulan Meral Akşener’dir) tekrar canlandırılıp canlandırılamayacağını önümüzdeki dönem göreceğiz.

***

Bugün açık görünen diğer gerçek de, sandıktan en büyük kayıpla çıkanlar arasında son 15 yılın sandık şampiyonu Tayyip Erdoğan ve partisi AKP’nin de bulunduğudur.

YSK’nin yasayı ve hukuku ayaklar altına alan davranışının tartışmasını “atı alanın Üsküdar’ı geçtiği” yanıtı ile kesmek isteyen Tayyip Erdoğan istediği sonucu şaibeli biçimde kıl payı sağlarken, meşruiyet tartışmaları bir yana bırakılsa bile, büyük kentlerde, ekonominin motoru olan bölgelerde ve her yerde eğitimli genç nüfus katında oy kaybına uğramıştır. Bu durumda, genç, eğitimli, dinamik, yani yarının Türkiyesi’nin desteğini yitirmekte olan Erdoğan liderliğindeki AKP, oylamanın kaybedenlerinden biridir. Gözlemcilerin belirttiklerine göre, AKP örgütü de olayı bu şekilde algılamaktadır.

Buna karşılık, en büyük kargaşa ve tartışma, 16 Nisan’dan başarı ile çıktığı söylenebilecek olan CHP’de yaşanmaktadır.
CHP’de her hareketli dönemde yaşanmış olanlar, 16 Nisan ertesinde bir kez daha tekrarlanmıştır.

Referandumun hemen sonrasında, CHP’nin eski genel başkanı ve ömür boyu genel başkan adayı Deniz Baykal, bir kez daha ortaya atılmış, hiçbir şeye talip değilim klişesiyle, ben sözcüğünü telaffuz etmeden CHP’nin genel başkanlığına ve cumhurbaşkanı adaylığına talip olduğunu açıklayarak, parti içi bitmeyen yarışın sinyalini yeniden vermiştir.

Bu gibi durumlarda artık bir CHP klasiği haline gelmiş olan ve “Ne yapmalı, nasıl yapmalı?” değil de, “Kim ile yapmalı” sorusuna yanıt arayacak olağanüstü kurultay çağrısı bir kez daha ısıtılmıştır.

***

Bütün bunlar ve de ek olarak, Akşam gazetesine verdiği demeçte CHP’de kadroların değişmesi gerektiğini söyleyen Fikri Sağlar’ın MKYK’nin oybirliğiyle ihraç talebiyle disipline gönderilmesi kararı, hele hele tam da Tayyip Erdoğan’ın “kadiri mutlak, tek adam” konumunun tartışıldığı günlerde, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun “çatlak seslerin kapı önüne konulmasını” telaffuz etmesi, çoğu kişide şu ortak kanının oluşmasına yol açtı:
- CHP cephesinde yeni bir şey yok. CHP eski tas eski hamam.
Dikkatinizi çekerim, bütün bunlar CHP’nin, bütün baskılara, engellere ve olumsuzluklara karşın başarılı bir kampanya yürüttüğünde çoğunluğun görüş birliği halinde olduğu bir dönemde meydana gelmektedir.
Bütün baskılara, korkunç zulme, elverişsiz koşullara karşın, büyük gayret yaratıcı güç, azim, dinamizm isteyen zorlu çabalar yaşama geçtiği takdirde tünelin ucundaki ışığa erişilmesi olasılığının belirdiği bir ortamda CHP, tarihin kendisine yüklemeye hazırlandığı misyonu yerine getiremeyeceğini düşündürtmektedir.

Bu şekilde düşünenler, CHP’nin sorununun herhangi bir nöbet değişikliği olmayıp, çok daha ötesinde, bir yeniden yapılanma konusu olduğunu da dile getirmekte ve kaçıncı olduğu bile rahatlıkla söylenemeyecek, birbiri ardından gelen düş kırıklığıyla şu hükme varmaktadırlar:
- Bu iş bu CHP ile olmaz.

Eğer olay bu kadar sade olsaydı iş kolaydı.

Daha vahimi ise şimdiye kadar yaşananların bu işin CHP’siz de olamadığını göstermiş olmasıdır.

Evet ne CHP ile oluyor, ne de onsuz.
Asıl çıkmaz işte bu.

CHP bu kısırdöngüyü kıramazsa, tarihi vebalinden kurtulamaz.
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
medar69
Advanced Expert
Advanced Expert


Inscrit le: 28 Fév 2012
Messages: 328
Localisation: annemasse74

MessagePosté le: 07 Mai 2017 19:51    Sujet du message: Répondre en citant

Si kemal continu de s'entêter chp va finir par se dissoudre,
Ça ne sera pas bien du tout, pour la Turquie.
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
cengiz-han
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 12 Jan 2008
Messages: 10447
Localisation: Paris

MessagePosté le: 18 Aoû 2017 1:33    Sujet du message: Répondre en citant

Citation:
"CHP'nin tek parti diktatörlüğünde ne yapıldı Allahaşkına?"
"CHP'ye soruyorum; Yahu senin bu memlekette dikili bir ağacın mı var?"
"Bu cibiliyetsiz partinin bu ülkeye hiçbir katkısı olmamıştır"
"CHP iktidarında şu ülkede bir taş üstüne taş kondu mu?"
"Biz bu CHP'nin cemaziyelevvelini (tüm geçmişini) biliriz, hiçbir eserleri, emekleri yoktur bu ülkede"


Yukarıdaki sözler Sn. Erdoğana ait.

Ben bir yurttaşım. Bu memleketin ekmeğini yedim... Suyunu içtim, okullarında okudum, rampa yukarı yollarında yürüdüm. Copunu da yedim baklavasını da...

Ömrüm de bu ülkede son bulacak.

Mustafa Kemal sonrası CHP'ye mesafeli durdum. İnönü döneminde hem doğru bulduğum hem de yanlış bulduğum politikalar var.

Ama bu, ona saygı duymama engel değil.

Toplumcu, sosyalist programlara daha yakın hissettim kendimi her zaman.
Ama bu CHP'nin kurduğu Türkiye Cumhuriyeti'nin tarihine saygı duymama engel değil.

Saldırmaya CHP'den başlayıp, İnönü ile devam edenlerin gerçek amaçlarının Mustafa Kemal'e saldırmak olduğunu, bunu alenen yapmalarına çok az bir zaman kaldığını görmeme engel değil...

Ama şu ''cibilliyetsiz'' dönemi çok merak ettim. Kafama taktım ve araştırıp yazdım.

Liste uzun; çünkü dünyaya damgasını vurmuştu!

İşte hayalken gerçek olanlar:

1923 - Cumhuriyet Halk Partisi Kuruldu. (9 Eylül 1923)
1923 - CHP Genel Başkanlığına Mustafa Kemal Atatürk seçildi. (11 Eylül 1923)
1923 - Ankara Başkent ilan edildi. (13 Ekim 1923)
1923 - Cumhuriyet ilan edildi (29 Ekim 1923)
1923 - Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu kuruldu.
1924 - Hilafet kaldırıldı.
1924 - Tevhid-i Tedrisat (Öğretim Birliği) kabul edildi.
1924 - İlköğretim zorunlu hale getirildi.
1924 - Lozan Antlaşması yürürlüğe girdi.
1924 - Gölcük'te ilk tersane ünitesi kuruldu.
1924 - Devlet Demiryolları kuruldu.
1924 - İstanbul - Ankara arasında ilk yolcu uçağı seferi yapıldı.
1924 - Türkiye İş Bankası kuruldu.
1924 - Türk Kadınlar Birliği kuruldu.
1924 - Ankara ilk planlı şehir olarak tanzim edildi.
1924 - Cumhurbaşkanlığı Orkestrası kuruldu.
1924 - Türkiye Tütüncüler Bankası kuruldu.
1924 - İlk milli sigorta Anadolu Sigorta faaliyete geçti.
1924 - Bursa'da Karacabey Harası kuruldu.
1924 - Milli Sahne Ankara'da ilk tiyatro olarak kuruldu.
1924 - Topkapı Sarayı müze olarak ziyarete açıldı.
1924 - Türkiye Cumhuriyeti yazılı ilk madeni para tedavüle çıktı.
1924 - Atatürk'ün önerisiyle ismini de verdiği Cumhuriyet Gazetesi yayına başladı.
1925 - Danıştay kuruldu.
1925 - Türk Hava Kurumu (Türk Tayyare Cemiyeti) kuruldu.
1925 - İstanbul'da Liman İşleri inhisarı kuruldu.
1925 - Osmanlı'da köylülerden alınan Aşar Vergisi kaldırıldı.
1925 - Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü kuruldu.
1925 - Sanayi ve Madenler Bankası kuruluş kanunu kabul edildi.
1925 - 1920'de Atatürk tarafından kurulan Anadolu Ajansı bir anonim şirkete dönüştürüldü.
1925 - Ticaret ve Sanayi Odaları Kanunu kabul edildi.
1925 - Gazi Orman Çiftliği kurulmaya başlandı.
1925 - Eskişehir Cer Atölyelerinde demiryolu malzemesi üretecek birimler hizmete girdi.
1925 - Adana Mensucat Fabrikası üretime başladı.
1925 - Türkiye'nin ilk betonarme köprüsü Menderes Nehri üzerine yapıldı.
1925 - İlk Cumhuriyet altını basıldı.
1925 - Adana ve Bergama Müzeleri açıldı.
1925 - Tayyare Cemiyeti'nin katkılarıyla Ankara'da Türk yapımı ilk planör uçuruldu.
1925 - Şeker Fabrikaları kurulmasına ilişkin kanun kabul edildi.
1926 - Demir Çelik Sanayiinin kurulmasına ilişkin kanun yayımlandı.
1926 - Uluslararası saat ve takvim uygulanmasına başlandı.
1926 - Türk Medeni Kanunu yürürlüğe girdi. Kanunla kadın erkek eşitliği sağlandı.
1926 - Türk Telsiz Telefon Şirketi kuruldu.
1926 - Eskişehir Uçak Bakım İşletmesi açıldı.
1926 - Yabancı gemilere tanınan ayrıcalıkları kaldıran Kabotaj Kanunu yürürlüğe girdi.
1926 - İlk şeker fabrikası olan Alpullu Şeker Fabrikası işletmeye açıldı.
1926 - Ankara otomatik telefonu işletmeye açıldı.
1926 - İstanbul'da inşaat demiri üreten ilk haddehane açıldı.
1926 - Tarım Satış Kooperatifleri ve Birlikleri kuruldu.
1926 - Amasya, Sinop ve Tokat Müzeleri açıldı.
1926 - Kayseri Uçak ve Motor Fabrikası açıldı. 1950'li yıllarda Adnan Menderes hükümetince kapatılana kadar bu fabrikada toplam 112 savaş uçağı üretildi.
1926 - Bakırköy Çimento Fabrikası kuruldu.
1926 - Uşak Şeker Fabrikası işletmeye açıldı.
1927 - Teşviki Sanayi Kanunu kabul edildi.
1927 - Bünyan Dokuma Fabrikası hizmete girdi.
1927 - Ankara - Kayseri demiryolu açıldı.
1927 - Emlak ve Eytam Bankası kuruldu.
1927 - İstanbul Radyosu yayınlarına başladı.
1927 - Samsun - Havza - Amasya demiryolları açıldı.
1927 - Bursa Dokumacılık Fabrikası açıldı.
1927 - Eskişehir Bankası kuruldu.
1927 - Ankara Arkeoloji Müzesi ve Sivas Müzesi kuruldu.
1927 - Okullarda karma eğitime geçildi.
1927 - İlk basketbol ligi düzenlendi.
1927 - İlk Köy Öğretmen Okulu Kayseri'de açıldı.
1927 - Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk kağıt parası tedavüle çıkarıldı.
1927 - İzmir Müzesi açıldı.
1927 - Ankara'da Çocuk Sarayı açıldı.
1927 - İlk düzenli radyo yayını İstanbul'da başladı.
1928 - Laiklik Cumhuriyetin temel ilkesi olarak kabul edildi.
1928 - Anadolu Demiryolu Şirketi yabancılardan satın alındı.
1928 - Haydarpaşa-Eskişehir-Konya ve Yenice-Mersin Demiryolları yabancılardan satın alındı.
1928 - Ankara Çimento Fabrikası açıldı.
1928 - Türk halkına okuma-yazma öğretmek için Millet Mektepleri açıldı.(1936'ya kadar 16-45 yaş arasındaki yaklaşık 3 milyon kişiye temel eğitim verildi.)
1928 - Ankara Numune Hastanesi açıldı.
1928 - Refik Saydam Hıfzısıhha Enstitüsü kuruldu.
1928 - Türk Eğitim Derneği (TED) Atatürk'ün koruyuculuğunda Ankara'da kuruldu.
1928 - Türk Vatandaşlığı Yasası kabul edildi.
1928 - İstanbul Bomonti'de Türk Mensucat Fabrikası hizmete girdi.
1928 - Amasya - Zile demiryolu açıldı.
1928 - Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki hakkındaki kanun kabul edildi.
1928 - Malatya Elektrik Santralı açıldı.
1928 - İlk defa Kadınlar Mahkemelerde Avukat olarak görev aldılar.
1928 - Kütahya - Tavşanlı demiryolu açıldı.
1928 - İstanbul'da Üsküdar, Bağlarbaşı ve Kısıklı'da tramvay hatları açıldı.
1928 - Ankara'nın ilk büyük oteli Ankara Palas açıldı.
1928 - Gaziantep'te Mensucat Fabrikası işletmeye açıldı.
1929 - Mersin- Adana demiryolu yabancılardan satın alındı.
1929 - Ankara ile İstanbul arasında telefon konuşmaları başladı.
1929 - Ayancık Kereste Fabrikası açıldı.
1929 - Trabzon Vizera Hidroelektrik Santralı hizmete girdi.
1929 - İstanbul'da Fatih-Edirnekapı tramvay hattı hizmete girdi.
1929 - Anadolu-Bağdat, Mersin- Tarsus Demiryolları yabancılardan satın alındı.
1929 - Haydarpaşa Limanı yabancılardan satın alındı.
1929 - Kütahya- Emirler, Fevzipaşa-Gölbaşı demiryolları açıldı.
1929 - Deniz Ticaret Kanunu kabul edildi.
1929 - Paşabahçe Rakı ve İspirto Fabrikası açıldı.
1929 - Yeni Türk harfleriyle ilk posta pulları basıldı.
1930 - Ankara - Sivas Demiryolu Hattı ulaşıma açıldı.
1930 - Kadınlar Belediyelerde seçme ve seçilme hakkı kazandı.
1930 - Ankara'da Ziraat Enstitüsü kuruldu.
1930 - Kayseri - Şarkışla demiryolu açıldı.
1930 - Türkiye Gazeteciler Birliği kuruldu.
1930 - İstanbul Galata Köprüsü'nden 70 yıldan beri alınan köprü geçiş ücreti kaldırıldı.
1930 - Ankara Etnografya Müzesi halka açıldı.
1931 - Bursa- Mudanya demiryolu yabancılardan satın alındı.
1931 - Gölbaşı - Malatya demiryolu açıldı.
1931 - 10 ilde Bölge Sanat Okulları açıldı.
1931 - Çocuk Esirgeme Kurumu kuruldu.
1931 - Tekel Genel Müdürlüğü kuruldu.
1931 - Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası kuruldu.
1931 - Uluslararası ölçü birimleri kabul edildi.
1931 - Türk Tarih Kurumu kuruldu.
1932 - Devlet Sanayi Ofisi (DSO) kuruldu.
1932 - Samsun- Sivas demiryolu açıldı.
1932 - Diyarbakır Tekel Rakı Fabrikası açıldı.
1932 - Sanayi Teşvik Kanunu ile toplam 1473 işletme teşvikten yararlandırıldı.
1932 - İzmir Rıhtım İşletmesi yabancılardan satın alındı.
1932 - Türkiye Sanayi Kredi Bankası kuruldu.
1932 - Kütahya - Balıkesir demiryolu açıldı.
1932 - Ulukışla - Niğde demiryolu açıldı.
1932 - Halkevleri açıldı. (1951'de Adnan Menderes hükümetince kapatıldıklarında 478 Halkevi, 4322 Halk Odası vardı.
1932 - Türk Dil Kurumu kuruldu.
1932 - Türkiye Milletler Cemiyetine üye oldu.
1933 - Eskişehir Şeker Fabrikası açıldı.
1933 - Sümerbank resmen faaliyete geçti.
1933 - İstanbul - Ankara arasında düzenli uçak seferleri başladı.
1933 - Adana-Fevzipaşa demiryolu açıldı.
1933 - Ulukışla - Kayseri demiryolu açıldı.
1933 - Yerel Yönetimlere finansal yardım için İller Bankası kuruldu.
1933 - İstanbul Üniversitesi kuruldu.
1933 - Zonguldak Yatırım Bankası ve Kayseri Milli İktisat Bankası kuruldu.
1933 - Havayolları Devlet İşletmesi kuruldu.
1933 - Samsun- Çarşamba demiryolu hattı yabancılardan satın alındı.
1933 - Halk Bankası kuruldu.
1933 - Ankara'da Yüksek Ziraat Enstitüsü açıldı.
1934 - Bandırma- Menemen- Manisa demiryolu yabancılardan satın alındı.
1934 - İlk Türk Operası sahnelendi.
1934 - Kadınlar birçok Avrupa ülkesinden önce genel seçimlerde seçme/seçilme hakkı kazandı.
1934 - İzmir-Kasaba demiryolu yabancılardan alınarak devletleştirildi.
1934 - Keçiborlu Kükürt Fabrikası üretime başladı.
1934 - Soyadı Kanunu kabul edildi.
1934 - Turhal Şeker Fabrikası açıldı.
1934 - Isparta Gülyağı Fabrikası üretime başladı.
1934 - Kayseri Uçak ve Motor Fabrikasında yapılan ilk uçağın deneme uçuşu yapıldı.
1934 - Basmane İzmir - Afyon demiryolu yabancılardan satın alındı.
1934 - Sümerbank Bakırköy Bez Fabrikası'nın açılışı yapıldı.
1934 - İlk Süttozu Fabrikası Bursa'da açıldı.
1934 - Zonguldak Kömür Yıkama Fabrikası işletmeye açıldı.
1934 - Demiryolu Elazığ'a ulaştı.
1935 - Haftasonu tatili Cumartesi-Pazar olarak kabul edildi.
1935 - Aydın Demiryolları yabancılardan satın alındı.
1935 - MTA Enstitüsü kuruldu.
1935 - ETİBANK kuruldu.
1935 - Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. kuruldu.
1935 - Türkkuşu kuruldu.
1935 - İstanbul Rıhtım Şirketi yabancılardan satın alındı.
1935 - Ankara'da troleybüs hattı işletmeye açıldı.
1935 - Fevzipaşa-Ergani-Diyarbakır demiryolları açıldı.
1935 - İlk Arkeolojik kazılar Alacahöyük'te başladı.
1935 - Paşabahçe Şişe ve Cam Fabrikası üretime başladı.
1935 - Zonguldak Türk Antrasit Fabrikası işletmeye açıldı.
1935 - Afyon - Isparta demiryolu açıldı.
1935 - Sümerbank Kayseri Dokuma Fabrikası'nın açılışı yapıldı.
1935 - Ankara Mamak'ta Gaz Maskesi Fabrikası açıldı.
1935 - Ayasofya müze olarak ziyarete açıldı.
1935 - Ankara'da Dil ve Tarih- Coğrafya Fakültesi açıldı.
1936 - Kabotajın Deniz Yolları İdaresi'ne geçmesi sağlandı.
1936 - Ankara Çubuk Barajı açıldı.
1936 - Motreux Boğazlar Sözleşmesi imzalandı.
1936 - Çanakkale ve İstanbul Boğazlarında askerden arındırılmış bölgelere Türk askerleri yerleştirildi.
1936 - Ankara'da Devlet Konservatuarı açıldı.
1936 - Edirne-Sirkeci Şark Demiryolları yabancılardan satın alındı.
1936 - Haydarpaşa Numune Hastanesi hizmete girdi.
1936 - Sümerbank Malatya İplik ve Bez Fabrikası kuruldu.
1936 - İzmit Kağıt ve Karton Fabrikası hizmete girdi.
1936 - Elazığ Şark Kromları İşletmesi kuruldu.
1936 - İzmir Enternasyonal Fuarı açıldı.
1936 - İzmir Havagazı Şirketi yabancılardan satın alındı.
1936 - İstanbul Telefon Şirketi yabancılardan satın alındı.
1936 - SEKA'nın İzmit'teki fabrikasında ilk kağıt üretildi.
1936 - Ankara 19 Mayıs Stadyumu hizmete açıldı.
1937 - Sümerbank Konya Ereğlisi Dokuma Fabrikası üretime başladı.
1937 - Ziraat Bankası Kanunu kabul edildi.
1937 - Kozlu Kömür İşletmeleri yabancılardan satın alındı.
1937 - Çatalağzı - Zonguldak demiryolu açıldı.
1937 - İstanbul Resim Heykel Müzesi açıldı.
1937 - Ankara'da ilk Bira Fabrikası kuruldu.
1937 - Toprakkale - İskenderun demiryolu yabancılardan satın alındı.
1937 - Ankara'da Motorlu Tayyarecilik Okulu açıldı.
1937 - Urfa'da Ceylanpınar Devlet Üretme Çiftliği açıldı.
1937 - Sümerbank Nazilli Basma Fabrikası açıldı.
1937 - Denizbank kuruldu.
1937 - İstanbul ve Trakya Demiryolları yabancılardan satın alındı.
1937 - Diyarbakır - Cizre Demiryolu açıldı.
1937 - Yozgat Termo-Elektrik Santralı hizmete girdi.
1938 - Gemlik Suni İpek Fabrikası açıldı.
1938 - İzmir Telefon Şirketi yabancılardan satın alındı.
1938 - Ankara Radyoevi hizmete girdi.
1938 - Divriği Demir Madenleri üretime başladı.
1938 - Bursa Merinos Fabrikası faaliyete geçti.
1938 - Murgul Bakır İşletmeleri satın alındı.
1938 - Türk askerleri Hatay'a girdi.
1938 - Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü kuruldu.
1938 - Devlet Havayolları Genel Müdürlüğü kuruldu.
1938 - Eskişehir İspirto Fabrikası açıldı.
1938 - İstanbul Elektrik Şirketi yabancılardan satın alındı.
1938 - Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) kuruldu.
1938 - Sivas - Erzincan demiryolu açıldı.
1938 - Giresun'da Fiskobirlik kuruldu.
ATATÜRK'ün VEFATINDAN SONRA
1939 - Ergani Bakır İşletmesi hizmete girdi.
1939 - Karabük Demir Çelik Kok Fabrikası üretime başladı.
1939 - İstanbul'da yabancıların işlettiği Tramvay Şirketi tesislerini hükümete devretti.
1939 - İstanbul'daki Tünel İşletmesi tüm tesislerini hükümete devretti.
1939 - Bursa ve Mersin elektrik tesisleri devletleştirildi.
1939 - Adana Elektrik Şirketi devletleştirildi.
1939 - Sivas Demiryolu Makinaları Fabrikası kuruldu.
1939 - Aydın'da 4000 köylüye toprak dağıtıldı.
1939 - İstanbul'da İETT kuruldu.
1939 - Fransız askerleri Hatay'dan çıkartıldı, Hatay Türkiye'ye katıldı.
1939 - Karabük Demir Çelik Fabrikası Yüksek Fırınları hizmete girdi.
1939 - Ankara Havagazı Şirketi devletleştirildi.
1939 - Karabük Demir Çelik Boru Fabrikaları hizmete girdi.
1939 - Milli Piyango İdaresi kuruldu.
1939 - Unkapanı Atatürk Köprüsü açıldı.
1939 - İlk Türk denizaltısı Haliç'te denize indirildi.
1939 - Sivas - Erzurum demiryolu açıldı. Cumhuriyetin ilk 15 yılında yapılan demiryolu 3.000 km'ye ulaştı.
1939 - Tekirdağ Şarap Fabrikası hizmete açıldı.
1940 - Kozabirlik kuruldu.
1940 - Türk Petrol Şirketi kuruldu.
1940 - Köy Enstitüleri kuruldu. (Toplam sayısı 21'i bulan köy enstitüleri 1954 yılında Adnan Menderes Hükümeti tarafından tamamen kapatıldı.)
1940 - İstanbul Radyo İstasyonu hizmete girdi.
1940 - Ereğli Kömür İşletmesi kuruldu.
1940 - Haliçte yapılan İkinci Türk denizaltısı donanmaya katıldı.
1940 - Taksim Gezi Parkı İstanbul'da açıldı.
1940 - Eğitim amaçlı Halk Odaları kuruldu. İlk etapta 141 Halk Odası açıldı.
1940 - Ankara'da Milli Halk Kütüphanesi açıldı.
1940 - Garp Linyitleri İşletmesi kuruldu.
1941 - Gebere Barajı açıldı.
1941 - Petrol Ofisi kuruldu.
1941 - Türk Hava Kurumu Ankara'da uçak fabrikası kurdu.
1941 - THY Yurtiçi uçuş merkezlerinin sayısı 11'e çıktı.
1942 - Ankara Etimesgut'ta üretilen ilk Türk uçağı deneme uçuşları yaptı.
1942 - Türk Devrim Tarihi Enstitüsü kuruldu.
1942 - İlköğretim seferberliği başladı.
1942 - Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü açıldı.
1942 - Dalaman ve Hatay Devlet Üretme Çiftlikleri kuruldu.
1942 - Bursa, Denizli, Mersin, Çorum ve Urfa'da Kız Sanat Enstitüleri açıldı.
1942 - İlk büyük Türk ilaç fabrikası Eczacıbaşı İlaç Fabrikası Levent'te açıldı.
1942 - Atatürk Devrim Müzesi açıldı.
1943 - Ticaret ve Sanayi Odaları, Esnaf Odaları ve Ticaret Borsası Kanunu kabul edildi.
1943 - Zonguldak-Kozlu demiryolu hattı açıldı.
1943 - İstanbul'da Atatürk Bulvarı açıldı.
1943 - Ankara'da Gençlik Parkı açıldı.
1943 - Diyarbakır - Batman Demiryolu açıldı.
1943 - Seyhan Regülatörü açıldı.
1943 - Sivas Çimento Fabrikası açıldı.
1943 - İstanbul Yüzme İhtisas Kulübü kuruldu.
1943 - İstanbul'da Yıldız Parkı açıldı.
1943 - Ankara Fen Fakültesi açıldı.
1944 - Türkiye Zirai Donatım Kurumu (TZDK) kuruldu.
1944 - İzmit Klor Alkali Fabrikası hizmete girdi.
1944 - İzmit Selüloz Fabrikaları işletmeye alındı.
1944 - Türk Hava Kurumu'nun Ankara'daki uçak fabrikasında 140 eğitim uçağı, ambulans uçakları ve çok sayıda planör üretildi.
(Ne yazık ki; Ankara, Kayseri ve Eskişehir'deki Uçak ve Uçak Motoru Fabrikalarının tamamı 1950'li yıllarda Adnan Menderes hükümeti tarafından kapatılmıştır.
1944 - İzmit'te Gazete ve Sigara Kağıdı Fabrikası açıldı.
1944 - Yeşilköy'de yerli sermaye ile üretilen ilk Türk özel yolcu uçağının denemesi yapıldı.
1944 - Anıtkabir'in temeli atıldı.
1944 - İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) kuruldu.
1944 - Mersin Limanı hizmete açıldı.
1944 - Gaziantep Havaalanı açıldı.
1944 - Fevzipaşa - Malatya ve Diyarbakır - Kurtalan demiryolları hizmete girdi.
1944 - Sakarya'da Ziraat Alet ve Makinaları Fabrikası üretime başladı
1944 - İzmir'de Yüksek Ekonomi ve Ticaret Okulu açıldı.
1945 - Şirketi Hayriye devlet tarafından satın alındı.
1945 - Türkiye Birleşmiş Milletler'e kurucu üye olarak katıldı.
1945 - İskenderun Limanı hizmete girdi.
1945 - Türkiye ilk defa yerli ampul üretimine başladı.
1945 - Balıkesir, Van, Rize, Erzurum, Erzincan ve Çankırı'da liseler ve enstitüler açıldı.
1945 - Çiftçiyi ve Köylüyü Topraklandırma Kanunu kabul edildi.
1945 - Ormanlar koruma amacıyla devletin mülkiyetine geçti.
1945 - İstanbul - Londra ve İstanbul - Paris uçak seferleri başladı.
1946 - İş ve İşçi Bulma Kurumu hizmete başladı.
1946 - İşçi Sigortaları Kurumu yürürlüğe girdi.
1946 - İstanbul - Ankara arasında yataklı tren seferleri başladı.
1946 - Ankara Üniversitesi kuruldu.
1946 - Elazığ Tekel Şarap Fabrikası açıldı.
1946 - İstanbul ve Ankara Gazeteciler Cemiyeti kuruldu.
1946 - Türkiye'nin ilk çok partili seçimleri yapıldı.
1947 - Heybeliada Senatoryumu hizmete girdi.
1947 - İstanbul Açıkhava Tiyatrosu açıldı.
1947 - İşçi ve İşveren Sendikaları Kanunu kabul edildi.
1947 - Palu-Genç demiryolu açıldı.
1947 - Türkiye Dünya Sağlık Örgütüne üye oldu.
1947 - Rize Çay Fabrikası hizmete girdi.
1947 - Eskişehir Demiryolu Takım Fabrikası hizmete girdi.
1947 - İstanbul'da İnönü Stadyumu açıldı.
1948 - Köprüağzı - Maraş demiryolu açıldı. Açılan son demiryolu hattı oldu; çünkü 1950'deki Adnan Menderes hükümetinden itibaren demiryolu yapımları durduruldu.
1948 - Çatalağzı Termik Santralı hizmete girdi.
1948 - Türkiye Milli Talebe Federasyonu kuruldu.
1948 - Milli Kütüphane hizmete girdi.
1948 - Ankara Etimesgut'ta kurulan Uçak Motor Fabrikası hizmete girdi.
1949 - Porsuk Barajı açıldı.
1949 - Emekli Sandığı kuruldu.
1949 - Türkiye İnsan Hakları Bildirgesini onayladı.
1949 - Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü kuruldu.
1949 - İstanbul'da Kartal- Yalova araba vapuru hattı açıldı.
1949 - Sümerbank Ateş Tuğla Fabrikası Filyos'ta açıldı.
1949 - Muş'ta Alparslan Devlet Üretme Çiftliği kuruldu.
1949 - Murgul Bakır İşletmeleri üretime başladı.
1949 - Türkiye Avrupa Konseyi'ne kabul edildi.

1923 - 1950 arasında yapılan tüm bu eserler ve yatırımlar gerçekleştirilirken tek kuruş bile borç alınmamıştır.

Borç alınmadığı gibi Osmanlı'nın bıraktığı Düyun-u Umumiye borçları da ödenmiştir.

1929 -1932 arası Dünya tarihinde şu ana kadar yaşanan en büyük kriz olan "Dünya Ekonomik Bunalımı" dönemidir. Teğet geçmemiştir!

1939 - 1945 arası tüm dünyanın yıkıma sürüklendiği II. Dünya Savaşı dönemidir.

Bu dönemde tüm dünya kana bulanırken ve komşu ülkelerde bile milyonlarca insan ölürken; tek bir Türk vatandaşının burnu dahi kanamamıştır.

Genç Türkiye Cumhuriyetini kuran iradenin elbetteki hataları da olmuştur.
O günkü Türkiye’nin yoksulluğunu ve savaş zamanlarını göz önüne aldığımızda ne kadar zorluklar çekildiği ortadadır.

Örneğin; sık sık gündeme gelen şu camilerin kapatılırak depoya dönüştürülmesi konusunun gerçek yüzü şudur:
İkinci dünya savaşında sınırlara yığınak yapmak zorunda kalan orduyu doyurmak amacı ile köylüden toplanan hububat modern SİLO'lar olmadığı için camiler boşaltılarak SİLO yerine kullanılmıştır. Doğru olan yöntem de odur...

Peki bütün bu yapılan yatırımları ve emperyalizmin ellerinden alınarak devletleştirilen işletmeleri kimler tekrar emperyalistlere satmaya başladı? Adnan Menderes...

SON SÖZ:
Vatan; doyduğun ve mutlu olduğun yerdir.
Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti...


Düzenleyen : Mehmet Sağlam
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
murat_erpuyan
Admin
Admin


Inscrit le: 30 Jan 2006
Messages: 7677
Localisation: Nancy / France

MessagePosté le: 18 Jan 2018 13:19    Sujet du message: Répondre en citant

CHP'de Kurultay oncesi bir kipirdanma var... Ol nedenle 2014 den kalan 2 yaziyi guncelligini korudugunda buraya koymakta yarar var


2)

Citation:


Can Dündar

CHP Tıpış Tıpış Sola Dönmeli

Cumhuriyet 05 Eylül 2014 Cuma



Merkez solun 64 yılda girdiği seçimlerdeki oy yüzdeleri şöyle:
1950’de 39,4.
1954’te 35,3.
1957’de 41,1.
1961’de 36,7.
1963’te 36,2 (yerel).
1965’te 28,7.
1968’de 27,9 (yerel).
1969’da 27,3.
1973’te 33,3.
1973’te 37 (yerel).
1977’de 41,3.
1977’de 41,7 (yerel).
1983’te 30,4 (Halkçı Parti).
1987’de 32,5 (SHP+DSP toplamı).
1989’da 38 (SHP+DSP toplamı) (yerel).
1991’de 31,5 (SHP+DSP toplamı).
1994’te 27,7 (SHP+DSP+CHP toplamı).
1999’da 30,8 (DSP+CHP toplamı).
2002’de 20,5 (CHP+DSP toplamı).
2004’te 25 (CHP+SHP+DSP toplamı) (yerel).
2007’de 26 (CHP+DSP toplamı).
2009’da 23,1 (yerel).
2011’de 25,9.
2014’te 25,5.

***

Karneden görüldüğü gibi, merkez solda oy oranı yüzde 20-40 bandında gidip geliyor.
64 yıllık tarihçede çıtanın en çok düştüğü yıl, 2002…
Solun dibe vurduğu o yıl, AKP iktidar oldu.
Yüzde 40 çıtasını ise iki kez aşabilmişler:
1957’de İsmet İnönü ile…
1977’de Bülent Ecevit ile…
Bu iki zirveyi iyi analiz etmek gerek.
Bir defa, görünen o ki, söylendiği gibi darbe sonralarının avantajlı partisi değil CHP…
Hatta tersine… 1961 ve 1980 müdahalelerinden 3’er yıl önce çıkış yakalamış sandıkta; sonrasında gelen her iki müdahale de 1960’larda ve 1980’lerde yükselişi durdurmuş.
Yani darbeler, CHP’ye yaramamış.
1957, Menderes’in inişe geçtiği dönemdi. Tarihi tahterevalli işlemiş, ekonomi tıkandıkça siyasette baskı artmıştı. Ve İsmet Paşa, bu baskının yol açtığı tepkiyi, CHP rüzgârına çevirmeyi başarmıştı. 27 Mayıs’ta müdahale yerine seçim olsa, belki CHP tek başına iktidardı; müdahale sonrası koşullarda koalisyona razı oldu. Ve Batı’da solun altın yılları sayılan 60’larda eridi.

***

1971 darbesi farklı…
O darbe, tersine CHP’ye ivme kazandırdı.
Neden?
Çünkü Ecevit, darbeye açıktan karşı koydu ve o sayede parlayıp 1973-77 tırmanışına imza attı. Kıbrıs harekâtının rüzgârını da sırtlayıp adını dağlara yazdırmayı, bir umut yaratmayı başardı.
Tabii 77 zaferinin başka dayanakları da vardı:
Bir defa seçkin bir aileden gelen Ecevit, seçkinci değil halkçıydı. CHP’nin, “tepeden inmeci değil, temelden yükselmeci bir solculuk” yapması gerektiğine inanıyordu.
İkincisi, iktidar yolunu ilerici subayların müdahalesinde arayan asker-sivil darbecilerden tamamen kopmuştu. Kontrgerillanın hem hasmı, hem hedefiydi.
Üçüncüsü, alternatif bir kalkınma modeli doğurmuştu.
Beğenilsin, beğenilmesin, tekelci sermayeye karşı sendikalara, kooperatiflere, halk ortaklıklarına, küçük işletmeciye, köy-kentlere dayalı bir halk sektörü öneriyordu.
“Toprak işleyenin, su kullananın” vaadi, ortanın solunda kullanılmış en radikal slogandı.
CHP, Batılı sosyal demokrat partiler gibi, arkasına sendikaların desteğini almış, yüzünü kentlere dönmüş, TİP tabanından olduğu gibi AP tabanından da oy devşirerek 1977’de tek başına iktidarın eşiğine gelmişti.

***

Yukarıdaki karne, 2000’lerdeki eriyişi açıkça ortaya koyuyor. Parti, yüzde 25 çıtasının oralarda can çekişiyor.
Bu tablonun bize öğrettiği şu:
CHP ne zaman darbeci zihniyetten ve merkezden uzaklaşıp baskıya direnen, alternatif üreten, değişim isteyen, sivil, halkçı, sol bir çizgiye yaklaşsa, kitlelerden oy aldı.
Merkeze yamanmalar, darbeler, bölünmelerse partiyi eritti.
Bu tarihsel bilanço, Türkiye’nin en hayati seçimine doğru gittiğimiz dönemde CHP’nin yapması gerekeni de ortaya koymuyor mu?

***

“Merkez sol” lafı bile sorunlu…
Eskiden polis işkencesi için, “Götürürler ‘Merkez’e/dövdürürler herkese” diye bir tekerleme söylenirdi.
CHP’yi belediye ve Cumhurbaşkanlığı seçiminde merkeze götürenler, seçmene dövdürdüler. Sonucu gördüler.
Bundan böyle yapılması gerekeni Kemal Kılıçdaroğlu tabiriyle söyleyeyim:
“Adam gibi, tıpış tıpış” sola dönmenin vaktidir.






2)
Citation:


CHP’li delege kimdir?

Yalçin Soner
Sozcu 5 Eylül 2014



Ey Halk Par­ti­li de­le­ge…
Si­ze kim ol­du­ğu­nu­zu ben ha­tır­la­ta­cak de­ği­lim…
Siz… Siz­ler…
– Ka­pi­tü­las­yon­la­rı kal­dı­ran­sı­nız.
– Dü­yun-u Umu­mi­ye bi­na­sı­nı tes­lim alıp; Mer­kez Ban­ka­sı­‘nı ku­ran­sı­nız.
– Te­fe­ci­ler­le mü­ca­de­le et­mek için ku­ru­lan Halk Ban­ka­sı'sı­nız; İş Ban­ka­sı'sı­nız.
– Kay­se­ri'de uçak fab­ri­ka­sı in­şa edip; ilk uçak se­fer­le­ri­ni baş­la­tıp, ken­di ima­la­tı­mız 6 uça­ğı se­fe­re ko­yan­sı­nız.
– İs­tan­bu­l'­da oto­mo­bil fab­ri­ka­sı ku­ran­sı­nız.
– Aşar Ver­gi­si'ni kal­dı­ran­sı­nız. Do­ğu Ana­do­lu'da muh­taç köy­lü­le­re top­rak da­ğı­tan­sı­nız.
– İs­tan­bul Ga­la­ta Köp­rü­sü­‘n­den ge­çiş üc­re­ti­ni kal­dı­ran­sı­nız.
– Hay­dar­pa­şa Li­ma­nı'nı mil­li­leş­ti­ren­si­niz.
– De­uts­che Ban­k'­ın elin­de­ki Er­ga­ni Ba­kır Ma­de­ni İş­let­me­si'ni ka­mu­laş­tı­ran­sı­nız.
– Ma­den Tet­kik Ara­ma Ens­ti­tü­sü ve Elek­trik İş­le­ri Etüt İda­re­si'niz; Eti­ban­k'­sı­nız.
– Zi­ra­i Kre­di Ko­ope­ra­tif­le­ri'nin ku­ran­sı­nız. Top­rak Mah­sul­le­ri Ofi­si'si­niz.
– Kel­kit Ir­ma­ğı üze­rin­de­ki Ak­ça­ğıl Köp­rü­sü'sü­nüz.
– İz­mit Ka­ğıt Fab­ri­ka­sı'sı­nız.
– Halk için ucuz ve da­ya­nık­lı ayak­ka­bı üret­mek ama­cıy­la Bey­koz fab­ri­ka­sı ku­ran­sı­nız.
– De­mir­yol­la­rı­sı­nız, şe­ker, ka­ğıt, teks­til, cam fab­ri­ka­la­rı­sı­nız.
– Kon­ya'da­ki, Ma­lat­ya'da­ki bez fab­ri­ka­la­rı­sı­nız. Sü­mer­ban­k'­sı­nız.
– Ka­ra­bük De­mir Çe­lik Fab­ri­kası'sı­nız.
Han­gi­si­ni ya­za­yım…
Ha­raç me­zat sa­ta­rak yok eden de­ğil; üre­ten, in­şa eden­si­niz.
Tür­ki­ye'nin bü­yük de­ği­şi­mi­nin ön­cü­sü siz­si­niz.
Kal­dı­rın baş­la­rı­nı­zı…

Ana so­run: İnanç­sız­lık

Ey Halk Par­ti­li de­le­ge…
Bu­gün si­ze…
Yap­tı­ğı­nız dev­ri­mi­niz­den utan­ma­nız ge­rek­ti­ği söy­le­ni­yor.
Pe­ki… Ne yap­tı­nız siz… Siz­ler…
Hak­lı bir sa­va­şın is­yan bay­ra­ğı­nı dal­ga­lan­dır­dı­nız.
Si­vas Kon­gre­si yap­tı­nız…
Bü­yük Mil­let Mec­li­si'ni aç­tı­nız…
İs­tik­lal Sa­va­şı'nı ka­zan­dı­nız…
Sev­r'­i yır­tıp Lo­za­n'­ı im­za­la­dı­nız.
Dev­rim­ler­si­niz. Sa­va­şın kül­le­rin­den Cum­hu­ri­ye­t'­i kur­du­nuz…
Çağ­daş Tür­ki­ye ya­ra­tan­sı­nız; bir İs­lam ül­ke­sin­de rö­ne­sans in­şa eden­si­niz.
Denk büt­çe­si­niz.
Maz­lum dün­ya­nın ör­ne­ği­si­niz…
Ül­ke­yi çok par­ti­li si­ya­si ha­yat­la ta­nış­tı­ran­sı­nız.
Ül­ke­yi sa­vaş be­la­sın­dan ko­ru­yan­sı­nız.
Ül­ke ta­ri­hi­nin en öz­gür Ana­ya­sa­sı'nı ya­zan­sı­nız.
Kıb­rı­s'­ı ye­ni­den fet­he­den­si­niz.
Han­gi­si­ni ya­za­yım; bi­lin­mez mi bun­lar?
Halk Par­ti­li­ler; ta­rih­le­rin­den, ide­olo­ji­le­rin­den, dev­rim­le­rin­den ni­ye şüp­he duy­sun? O hal­de…
Ne­re­den çık­tı bu; 6 Ok'­u tar­tış­ma; par­ti­de bir “g­las­nos­t” ya­rat­ma ih­ti­ya­cı?
Bi­lin­mez mi kuş­ku, inanç­sız­lı­ğın ana'sı­dır.
İnanç­sız­lık çö­zü­cü­dür, yı­kım ge­ti­rir.
Par­ti yı­kı­la­rak ik­ti­dar olu­na­maz.
Bu inanç­sız­lı­ğı par­ti­ye kim­ler ne­den ge­ti­ri­yor?
Bu inanç­sız­lı­ğı ya­ra­tan-al­kış­la­yan kim­ler?
Amaç Cum­hu­ri­ye­t'­in son ka­le­si CHP'­nin yok edil­me­si mi?

AKP zor­ba­lı­ğı sök­me­di

Ey manevi ve ahlaki bağımsızlığını lekesiz koruyan Halk Par­ti­li de­le­ge…
Si­zi 12 Mar­t'­lar 12 Ey­lü­l'­ler yı­ka­ma­dı.
Si­zi Gla­di­o'­nun kur­şun­la­rı dur­du­ra­ma­dı.
Si­zi ha­pis­ler, iş­ken­ce tez­gah­la­rı yıl­dı­ra­ma­dı.
Ve si­ze; AKP'nin 12 yıllık zorbalığı sökmedi.
Ama…
Sa­kın gö­zar­dı et­me; en sin­si teh­li­ke, inanç­sız­lık­tır…
Par­ti­yi ke­mi­ren inanç­sız­lı­ğa izin ver­me!
An­cak o za­man, bu­günün yenilmişleri ola­rak ye­ni­den yarının yeneni olur­sun.
Ta­ri­hin­den bi­li­yor­sun ki; zor­lu sı­nav­lar di­renç gös­te­ril­me­den ka­za­nıl­maz.
Ey dü­şün­sel ye­ti­si­ni kay­bet­me­miş de­le­ge…
Ey si­ya­si ze­ka­sı­nı kay­bet­me­miş de­le­ge…
“Zin­ci­rin zul­mün kâr et­me­di­ği; kır­ba­cın kâr et­me­di­ği bü­yük ta­ham­mül!”
Ta­ri­hi bir gö­rev yi­ne si­zi bek­li­yor…
Umut­suz­lu­ğu kim­lik ha­li­ne ge­ti­ren­le­ri sok­ma o Par­ti Mec­li­si'ne…
Makamın, pa­ra­nın ve “e­fen­di­si'nin kö­le­si­” olan­la­rı sok­ma o Par­ti Mec­li­si'ne…
Şey­ta­ni bir hi­le­kar­lık­la par­ti­yi ele ge­çi­ren­le­ri sok­ma o Par­ti Mec­li­si'ne…
Ru­hun­da mü­ca­de­le ru­hu ol­ma­yan­la­rı sok­ma o Par­ti Mec­li­si'ne…
Po­li­tik hırs­la­rın esi­ri olan­la­rı sok­ma o Par­ti Mec­li­si'ne…
Kar­şı dev­ri­min de­ğir­me­ni­ne su ta­şı­yan­la­rı sok­ma o Par­ti Mec­li­si'ne…
Par­mak he­sa­bıy­la de­le­ge sa­yan­la­rı sok­ma o Par­ti Mec­li­si'ne…
Par­ti­nin di­na­miz­mi­ni öl­dü­ren “mu­ha­fa­za­kar­lık vi­rü­sü­nü­” ve “li­be­ral-ye­ni sa­ğ” et­ki­si al­tın­da­ki kur­naz isim­le­ri sok­ma o Par­ti Mec­li­si'ne…
Po­pü­liz­me tes­lim olan vit­rin süs­le­ri­ni sok­ma o Par­ti Mec­li­si'ne…
Ken­din gir; par­ti­ne sa­hip çık.

Si­ya­se­tin ama­cı: Pa­ra

Ey Halk Par­ti­li de­le­ge…
Par­ti­yi gen­le­rin­de­ki dev­rim­ci özü­ne/kim­li­ği­ne dön­dür­me­li­sin.
Ya­rım bı­ra­kıl­mış, don­du­rul­muş Ke­ma­list Dev­ri­m'­i ta­mam­la­ma ka­rar­lı­lı­ğın­da ol­ma­lı­sın.
Bu şiş­miş, han­tal­laş­mış dü­ze­ni de­ğiş­tir­me he­ye­ca­nı­nı, ar­zu­su­nu ta­şı­ma­lı­sın.
Yok­su­lun, acı çe­ke­nin ya­nın­da dur­ma­lı­sın.
Par­ti­ni, Tür­ki­ye'nin ikin­ci bü­yük de­ği­şi­mi­nin ön­cü­sü yap­ma­lı­sın…
Par­ti­yi ra­di­kal­leş­tir­me­li­sin. Si­ya­sal inan­cı­nı söz­le de­ğil ey­lem­le gös­ter­me­li­sin; gü­cü­nü ka­pa­lı ka­pı­lar ar­dın­da­ki kir­li iliş­ki­ler­den de­ğil; so­ka­k'­tan al­ma­lı­sın.
Ge­zi mi­ra­sı­na sa­hip çık­ma­lı­sın; Ali İs­ma­il­le­r'­den, Ber­kin­le­r'­den uta­na­cak şey­ler yap­ma­ma­lı­sın.
Ey Halk Par­ti­li de­le­ge…
Bi­li­yor­su­nuz ki…
Sa­de va­tan­da­şın de­mok­ra­tik mu­ha­ke­me­si­ne gü­ven­me­yen ve onu te­pe­den yö­net­me­yi amaç­la­yan ne­o li­be­ra­lizm; pa­ra­yı si­ya­se­tin anah­ta­rı ha­li­ne ge­tir­di; si­ya­set her­han­gi bir mal-me­ta gi­bi am­ba­laj­la­nıp pa­zar­la­nır ol­du!
Si­ya­set, salt “ma­sa­ba­şı si­ya­set mü­han­dis­li­ği­” ha­li­ne dö­nüş­tü­rü­lüp halk­tan ko­pa­rıl­dı. “Baş­ka al­ter­na­tif yo­k” sö­zü­nün ka­bul gör­me­si sağ­lan­dı. Bu ge­nel inanç­sız­lık so­nu­cu, in­san­la­rın si­ya­se­te il­gi­si kay­bol­du; se­çim san­dık­la­rı­na bi­le git­me­me­ye baş­la­dı.
Ya­ni: Ne­o li­be­ral he­ge­mon­ya de­mok­ra­si­yi de­ğer­siz­leş­tir­di.
Pa­ra ka­zan­ma­yı si­ya­se­tin ama­cı ha­li­ne ge­tir­di.
Her yer­de olup as­lın­da hiç­bir yer­de ol­ma­yan inanç­sız si­ya­set­çi­ler mey­da­na çı­ka­rıl­dı.
Ey Halk Par­ti­li de­le­ge…
Yıl­ma­ya­cak­sın…
Dün­den da­ha da di­renç­li ola­cak­sın.
Gü­cü­nü; Ana­do­lu'da her bas­kı­ya rağ­men CHP ta­be­la­sı­nı in­dir­me­yen ve bu ne­den­le ölü­me gi­den il baş­kan­la­rı­nın dev­rim­ci mi­ra­sın­dan ala­cak­sın.
Par­ti­ni inanç­sız­la­rın elin­den kur­ta­rıp, dev­rim­ci ru­hu­na tek­rar ka­vuş­tu­ra­cak­sın.
Sa­kın dö­ne­me ye­nil­me…
He­de­fin kon­gre de­ğil ge­nel se­çim­le­ri ka­zan­mak­tır; ik­ti­dar ol­mak­tır.
Bu­nun ilk adı­mı güç­lü Par­ti Mec­li­si'n­den ge­çer.
Kur­şun as­ker ol­ma­dı­ğı­nı dos­ta düş­ma­na bir kez da­ha is­pat­la…



Dernière édition par murat_erpuyan le 20 Jan 2018 18:02; édité 5 fois
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
murat_erpuyan
Admin
Admin


Inscrit le: 30 Jan 2006
Messages: 7677
Localisation: Nancy / France

MessagePosté le: 19 Jan 2018 2:21    Sujet du message: Répondre en citant

"Mustafa Kemal'in askerleriyiz" mi "Mustafa Kemal'in yoldaslari" mi?
CHP'de bu konuda kavga var.
Turk solunun ADN'lerinde "compromie" yok, bolunme var. Ben SBF'de okurken de Maocular ile Leninistler birbirlerinden nefret ederdi...
Asker, yoldas tartismasi bana Fransa'daki deyisi hatirlatiyor: le sexe des anges, meleklerin cinsiyeti...

CHP Istanbul Ili Baskanligina bir kadinin seçilmesi onemli bir semboldur, bu sembolu ve de umudu "yoldas" ya da "asker" tartismasiyla golgelemek niyedir?

Cok deger verdigimve CHP'ye de Genel Baskan adayligini açiklayan Kocasakal'in bu tartismaya girmesi beni sasirtti ve hayal kirikligina ugratti.

Ayrica K.Kilicdaroglu ovguye deger bir kisi olabilir ancak bu siyasette basari getirmeyebilir. CHP'nin basinda bir degisiklik gerekiyor, ne de olsa "8 seçim seçim kaybetmis" yaftasi var. Ecevit de durust, kulturlu bir siyasetciydi ama sonuçta basarili olamadi.

Yine unutulmasin, Inonu seçimi kaybetmis, gencecik Ecevit'in onunde çeketinin dugmelerini baglayip galibi kutlamistir.

CHP konusunda A. Engin'in makalesi oneririm :

CHP için bir fırsat: Canan Kaftancıoğlu
http://bit.ly/2mUT7m5

ve

Yoldaş mı, asker mi?
http://bit.ly/2mUyVR4





.
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
murat_erpuyan
Admin
Admin


Inscrit le: 30 Jan 2006
Messages: 7677
Localisation: Nancy / France

MessagePosté le: 20 Jan 2018 17:29    Sujet du message: Répondre en citant

Citation:


Kurtuluş kuruluştadır!..

Ugur Dündar

Sözcü,19 Ocak 2018


Almanya'ya ilk giden işçi ailelerinden birinin çocuğu olarak 1966'da, Köln'de dünyaya geldi. Daha sonra da kız kardeşi doğdu.

Anne tarafı Batı Trakya'dan, Gümülcine'den göç etmişti. Babası ise Sinop Boyabatlıydı.

Ailenin niyeti, belirli bir birikime sahip olduktan sonra Türkiye'ye dönmekti.
Ancak hayal ettikleri dönüşü kısa sürede yapamayacaklarını anlayan anne ve babası, biricik oğullarını İstanbul Sarıyer'de yaşayan dedesi ve ninesinin yanına gönderdi.

Amaçları henüz 4 yaşındaki küçüğün kültürümüzden kopmadan eğitim almasını sağlamaktı.

* * *

İlkokula Sarıyer'de başladı. Derslerinde çok başarılıydı. Büyükleri onu Kur'an kursuna da göndererek, hatim indirecek kadar dini eğitim almasını sağladılar.
Bu yanını pek öne çıkarmaz ama halka her gün ders vermeye kalkışan din tacirlerine Kur'an'ı öğretecek kadar bilgilidir!

Sonra sınavları kazanıp Galatasaray Lisesi'ne girdi.

Parasız yatılı okuduğu Galatasaray'ın ardınan, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden de başarıyla mezun oldu.

* * *

Devletler Özel Hukuku Profesörü olan değerli eşi Hatice ile bu yıllarda tanıştı.
Büyük bir aşkla başlayan evlilikleri iki güzel meyve verdi:

Zeki Müren'in unutulmaz şarkısı “Bir Demet Yasemen”den esinlenerek Yasemin adını koyduğu kızı 15 yaşında, oğlu Kerem ise henüz 11'inde…
Arkadaşları onlar için “Katıksız sevgiyle birbirine kenetlenmiş örnek bir aile” diyor.

Bulabildikleri boş zamanları, tatilleri hep birlikte geçiriyorlar.

Çocuklar çok şanslı… Çünkü saatlerce yapbozun başından kalkmayan, Tom Miks, Teksas okuyan, çocukla çocuk olabilen, bunu da içtenlikle, naz etmeden yapan, esprileriyle herkesi kahkahadan kırıp geçiren, ailenin bir numaralı neşe kaynağı bir babaya sahipler…

* * *

O, evde ailesinin, sosyal hayatında dostlarının son derece sevecen bulmalarına karşın, işinde de disiplini elden bırakmayan çok çalışkan bir lider.
En zor zamanlarda bile ekibinin arkasında dimdik duran, onları asla satmayan, güvenilir bir arkadaş.

Örneğin Baro Başkanlığı'na ilk kez seçildiği 2011 yılında ekipçe, Gümülcine ve İskeçe Baroları ile Batı Trakya'daki Türk derneklerini ziyarete gidiyorlar. Gümülcine Gümrüğü'ndeki Yunan görevli, heyette bulunan Dr. Mustafa Rumelili'nin pasaportundaki küçük bir yazım hatasını bahane ederek, sadece onun gümrükten geçemeyeceğini söylüyor.

Bunun üzerine başkan “Madem arkadaşımızı almıyorsunuz, biz de geri dönüyoruz” cevabını veriyor.

Neyse ki Gümülcine Başkonsolosluğumuzun yetkilileri duruma müdahale ediyor ve bir diplomatik skandalı önleyerek, heyetin Yunanistan'a girmesini sağlıyor.

2011 yılında yapılan Milletvekili Genel Seçimleri öncesinde CHP'den teklif alıyor. “Sizi İstanbul 1. Bölge'de 1. sıradan aday gösterelim” diyorlar ama o “Hayır ben yeni seçildim. Bana güvenenleri yarı yolda bırakamam” cevabını veriyor.

Üç kez girdiği başkanlık yarışında oy oranını sürekli artırıp son seçimde yüzde 67'ye çıkarıyor. En yakın rakibine 11 binden fazla fark atıyor.
Böylece temsil ettiği meslek grubunu Türkiye'nin en güçlü sivil toplum örgütü haline getiriyor.

* * *

Tarih hukuksuzluk üzerine inşa edilen baskı ve cadı avı dönemlerini yerin dibine batırırken, hukukun üstünlüğü ile demokrasiyi sağlamak için direnen kahramanları yüceltir.

* * *

Yazımızın konusu olan İstanbul Barosu eski Başkanı Ümit Kocasakal, işte o büyük kahramanlardan biridir…

FETÖ'nün Ergenekon, Balyoz, Askeri Casusluk-Fuhuş, Oda TV ve Şike kumpaslarıyla başlayıp günümüze kadar gelen baskı ve hukuksuzluk döneminde kimi aydın geçinenler korkudan sus pus olurken, kimi liboşlar yalakalık yarışı yaparken, kimileri ballı mevkiler ya da ihaleler kapmak için Atatürk'ü yerin dibine batırıp iktidara methiyeler düzerken, o kahraman ki, hep “hukukun üstünlüğünü ve herkes için adaleti” savundu.

Hedef gösterildi yılmadı, hapse atılmakla tehdit edildi takmadı, korkunç iftiralara uğradı ama adaletin hassas terazisini ve Atatürkçülük bayrağını elinden hiç bırakmadı.

Konuşabildiği her yerde “Başımızı da kesseler, zindanlara da atsalar susmayacağız” diye haykırdı.

Yürekli hukuk adamı ve Mustafa Kemal'in ateşten gömlek giymiş askeri olduğunu tüm dünyaya gösterdi.

* * *

Önceki gün CHP'nin Genel Başkanı olmak için aday adaylığını açıkladı.
Diyorlar ki, “Seçilmek için delegelerden yeterli oyu alamaz, hatta adaylığını kesinleştirecek 120 oyu bile toplayamaz!..”

Olsun!..

Elindeki Atatürkçülük meşalesiyle, kurtuluşun tek yolunun “Kuruluş” olduğunu gösterdi, adaylığını koymayı düşünen başkalarını da cesaretlendirdi ya, siz ona bakın.

Çünkü o kuruluş ki, Kuva-yı Milliye'dir, vatan uğruna seve seve ölmektir, Dumlupınar'dır, 30 Ağustos'tur, 9 Eylül'dür, milli eğitimdir, bilimdir, akılcılıktır, devrimciliktir, laikliktir, halkçılıktır, birlik ve bütünlüktür, Cumhuriyet'tir.
Tam bağımsız Türkiye için “Mustafa Kemal'in Askerleri”nin emperyalizme meydan okumasıdır!..

* * *

CHP Genel Başkanı seçilsin veya seçilmesin. Prof. Ümit Kocasakal asla kaybetmeyecek, “Kurtuluş kuruluştadır” söylemi tarih önünde mutlaka kazanacaktır!..

Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
murat_erpuyan
Admin
Admin


Inscrit le: 30 Jan 2006
Messages: 7677
Localisation: Nancy / France

MessagePosté le: 20 Jan 2018 17:33    Sujet du message: Répondre en citant

Citation:


Mustafa Kemal’in nesiyiz!

Emin CÖLASAN

Sözcü, 20 Ocak 2018


Sevgili okurlarım, Türkiye'de akıl almaz olaylara tanık oluyoruz… Ve “Bunları hangi aklı evveller hangi amaçla karşımıza çıkarıyor. Bilerek mi, bilmeyerek mi?” diye sormak zorunda kalıyoruz.

İstanbul'da CHP il kongresi yapıldı ve ismini ilk kez duyduğum bir doktor hanım az farkla il başkanı seçildi. Mutlaka değerli bir insan olsa gerek.
Geçmişte attığı bazı tivit'ler de başkan seçilince ortaya çıktı, onlardan biri için Tayyip Erdoğan'dan özür diledi.

* * *

Kongre bittiğinde ilk açıklaması şöyle oldu:
“Ben Mustafa Kemal'in askeri değilim. Ben Mustafa Kemal'in yoldaşıyım.”

Al sana!..
Ana muhalefet partisinin İstanbul il başkanı, daha seçildiği ilk gün bu sözleri söylemek zorunda mıydı?..

Sonra gerekçesini de kendince açıkladı:
“Mustafa Kemal'in askerleriyiz” sloganı faşist dönemleri ve faşizmi anımsatıyormuş!

Al sana bir tane daha!

* * *

Bu slogan her gün her fırsatta binlerce kişi tarafından gururla, onur duyarak ve içtenlikle atılır.

Toplantılarda, yürüyüşlerde, maçlarda ve her yerde.

Anlamı büyüktür…

Üstelik hecelemesi ve vurguları dilimizin kurallarına uygundur.

Bu haykırışların faşistlikle falan uzaktan yakından ilgisi yoktur.
Bu hanımefendi bunları bilmez mi, bence iyi bilir.

Bu sloganın anlamı şudur:
“Atatürkçüyüz, laik ve demokratik rejimin bekçisiyiz.”

* * *

Birkaç gün önce CHP Bursa il kongresi de yapıldı. Seçimi kazanan beyefendi delegeleri ile birlikte bir basın toplantısı düzenledi ve alkışlar arasında yine ilk iş olarak şöyle buyurdu:
“Biz Mustafa Kemal'in askerleri asla değil, yoldaşlarıyız. İstanbul il başkanımızın bu konuda söylediklerine katılıyorum!”

* * *

Bazı CHP il başkanlarının yeni bir yoldaşlık modası (!) yaratmaya çalıştıkları anlaşılıyor.
Ama bu tutmaz.

Türkiye'de hiç kimse “Mustafa Kemal'in yoldaşlarıyız” diye slogan atmaz.
Varsayalım bir yürüyüşte, toplantıda veya maçtayız…

Seyircilerin bir bölümü “Askerleriyiz”, diğer bölümü ise “Yoldaşlarıyız” diye slogan atmaya başlıyor…

Ve bir takım kışkırtıcı ajanların da devreye girmesiyle birlikte aralarında bu yüzden kavga çıkıyor!

Yakışır mı?

* * *

Türkiye'de her türlü vurgun, soygun ve yolsuzluk almış başını gidiyor. Özellikle büyük kentlerimizde korkunç bir rant kazancı da almış başını gidiyor.

İktidar yandaşları köşeyi dönerken milyonlarca insanımız gaddarca sömürülüyor, aç ve sefil yaşamak zorunda kalıyor.

Nereye, hangi konuya el atsanız ardından pislik fışkırıyor…

Devlet tarikatlara ve dinci vakıflara bırakılmış.

Laik Cumhuriyet rejimi bilerek yok ediliyor, Atatürk'ün ismi bile kaldırılmak isteniyor…

* * *

Ve bu dev gibi sorunlar karşımızda dururken, CHP'nin bazı il başkanları daha görevlerine başlamadan ortaya çıkıp nutuk atıyor…

“Biz Mustafa Kemal'in askerleri değil yoldaşlarıyız! Faşizmi çağrıştıran sloganlara karşıyız.”

Aferin size yani!..

Bu mu olmalıydı ilk icraatınız, göreve bu “İtici” sözlerle başlamanız mı gerekirdi?

Toplumun içtenlikle benimsediği sloganları kaldırıp yerine yenilerini önermek sizin üzerinize düşen bir görev midir?

* * *

Bunlar CHP'nin içindeki “Entel liboş” tiplerdir. Bu parti işte bu gibi saçma sapan nedenlerle bir yere gelemiyor.

Engelleri kendileri yaratıyor…

“CHP'den ne köy olur ne kasaba” diyenlere hak verdiriyor.

CHP isterse bin tane olumlu iş yapsın, belleklerde bu entel liboş arkadaşların sözleri kalacaktır.

* * *

Bundan sonra daha dikkatli olmalarını, bu gibi zırvalardan mümkün olduğunca kaçınmalarını dilerim!

Unutmasınlar, bu iktidara karşı kendi çapında mücadele veren, kendilerini “Mustafa Kemal'in askeri” olarak tanımlayan milyonlarca insanımız faşist falan değildir.

Kendi adıma söylüyorum, ben de onlardan biriyim…

Ve faşist değilim, Mustafa Kemal'in sonuna kadar askeriyim.

Bundan onur duyuyorum.



Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
murat_erpuyan
Admin
Admin


Inscrit le: 30 Jan 2006
Messages: 7677
Localisation: Nancy / France

MessagePosté le: 20 Jan 2018 17:57    Sujet du message: Répondre en citant

Citation:

CHP’nin kafası karışık

Ali Sirmen, Cumhuriyet 20 Ocak 2018


CHP’nin 36. olağan kurultayı 3-4 Şubat’ta toplanacak. CHP’nin ana muhalefet konumu ve önümüzdeki seçimlerde potansiyel oy oranını da aşması olası etkisi dolayısıyla kurultaya kadar geçecek sürede dikkatler büyük ölçüde Cumhuriyetin kurucusu parti üzerinde yoğunlaşacak. Daha eski İstabul Barosu Başkanı Ümit Kocasakal’ın CHP Genel Başkanlığı’na adaylığını açıklamasından önce de Canan Kaftancıoğlu’nun İstanbul İl Başkanlığı’na seçilmesiyle, CHP tartışma gündeminin ön sıralarına oturmuştu.

Ardından Kocasakal’ın adaylığını açıklaması, hemen sonrasında, artık gedikli genel başkanlık adayı haline gelmiş olan Muharrem İnce’nin yarışta var olduğunu pek yakında deklare edeceği söylentisi CHP’de “kim” tartışmasının yeniden alevlenmesine neden oldu.

Zaten CHP’de, klasik “ne yapmalı” sorusu yerini, yıllar var ki, yanlış olan “kim yapar” sorusuna bırakmıştır.

Oysa çağdaş partilerde, hele hele sosyal demokratlarda kurultaylar, “ne yapmalı” arayışına, iyi hazırlanmış, tabandan iyi örgütlenerek gelmiş yanıt arama, program forumlarına dönüşmüşlerdir.

Demokratik yapının gereği de, kişi arayışından çok, çare arayışını önceleyen davranışı kaçınılmaz kılar.

***

İlk bakışta şaşırtıcıda görünse de, CHP’de liderlerin yerlerinin tartışmasız olduğu tek parti dönemlerindeki kurultaylar bu nitelikte, yeni arayış forumları idiler.

Öyle olması da doğaldır. Ne yapacağınıza karar vermeden, onu kiminle yapacağınızı araştırmak, arabayı atın önüne koymak olmuyor mu?
Ne yapacağını bilmeyen bir kuruluş, bilmediğini kiminle yapacağına kitlenip kalırsa, nasıl sağlıklı bir gelişmenin hem ürünü hem de motoru olabilir ki?
Lafı fazla uzatmaya gerek yok. CHP’nin 36. kurultayının en önemli aşaması şimdilik, Kemal Kılıçdaroğlu’nun favori göründüğü genel başkanlık seçimi değildir.

Çünkü bugün artık yüzde 25’i bile bulmayan bir bantta sıkışmış bulunan CHP’nin temel sorunu kimin genel başkan olacağı değildir?

Zira parti, geniş kitleleri harekete geçirecek, sorunu kaynağında, tabandan tartışarak ortak akılla çözüm üretecek, demokratik tartışmayı kısır klik çekişmelerinin üstüne çıkaracak dayanışmacı, yeni yaratıcı, çözümleri yarışmacı yöntemle yaşama geçirecek, parti içinde etkinliğin liyakat esasına dayanmasını sağlayacak mekanizmaları geliştirecek bir yapıya ulaştıramaz ise, kim genel başkan olursa olsun sonuç değişmeyecektir.

Nitekim öyle de olmuştur.

Öyle olması da, ikisi de, yürekli, nitelikli, donanımlı ve birikimli olan son iki Genel Başkan Deniz Bey ile Kemal Bey’in kişiliklerinden değil, partinin yapısal bozukluklarından kaynaklanmaktadır.

Önce neşteri buraya vurmak gerek.

Şu anda, tarihin kendisine yüklemeye hazırlandığı misyonu sırtlanmaya hazırlanması gereken CHP fevkalade bir kafa karışıklığı içindedir.

Benzeri bir durum, yalnızca liderinin aklıyla yetinen ve ortak akla gereksinim duymayan AKP için o kadar önemli olmayabilir. Ama demokratik ortak örgütsel akla ihtiyaç duyan CHP için öyle değil.

***

Mustafa Kemal’in Türkiye’deki bütün izlerinin kökünden silinmesi yolunda karşıtlarının büyük ilerlemeler elde etmelerini eli böğründe, umarsızca izlemek konumunda olanların başlattıkları, “Mustafa Kemal’in askerleri miyiz, yoksa yoldaşları mı” kısır tartışması bu kafa karışıklığının son zamanlardaki çarpıcı tezahürlerinin yalnızca biridir.

Artık yalnızca bu kafa karışıklığını aşmak da yetmiyor, yeniden bir yapılamanın yaşama geçirilmesi de gerekiyor.

CHP, ancak böyle bir yeniden yapılanmayı yaşama geçirebilirse, tarihin kendisine 21. yüzyılda yüklemeye hazırlandığı misyonu yerine getirebilir ve 36. kurultay ancak bu konuda “ne yapmalı” sorusuna yanıt verebilirse başarılı olur.

Ne var ki, bu kurultayın gündeminde böyle bir soru yok!


Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
murat_erpuyan
Admin
Admin


Inscrit le: 30 Jan 2006
Messages: 7677
Localisation: Nancy / France

MessagePosté le: 04 Fév 2018 20:19    Sujet du message: Répondre en citant

Citation:



CHP Kurultayı’nın ilk gününden izlenimler...

Aydın Engin - Cumhuriyet, 04 Şubat 2018

Bu Tırmık, CHP’nin 36. kurultayının ilk günkü oturumu bitmeden yazılıyor. Bu Tırmık yazılırken kurultay salonunda genel başkan seçimi için oylama henüz başlamıştı. Yani siz sonucu bu sabah öğrenmiş olacaksınız, bense bilmeden yazmak zorundayım.

“Ey gazeteci, koskoca kurultaydan aktaracağın salt genel başkanın kim olacağı sorusuna cevap bulmaktan mı ibaret” diye soracak olursanız...
Evet. Bundan ibaret...

Bugün de Parti Meclisi’ne (PM) kimler seçilecek sorusuna cevap aranacak. Çarşaf liste uygulanacak ve 1274 delegenin üçte ikisinin PM’ye aday olduğu söylentisi doğru ise çok eğlenceli bir seçim olacak. Çarşaf liste, anahtar liste, Kılıçdaroğlu’nun anahtar listesi, il başkanlarının anahtar listesi, sahici anahtar liste, sahte anahtar liste gibi terimler havada uçuşacak. Gazeteci milletinin kulaklarına doğruluğu sağlama bağlanamayacak söylentiler, iddialar üfürülecek. Sonra pösteki saymaktan farksız bir oy sayımına geçilecek, kimileri sevinecek, kimileri “Bana söz verilmişti. Kazık yedim” diye ağız köpürtecek...

Peki koskoca ve Türkiye’nin bu sahiden de kritik günlerinde CHP Kurultayı sadece genel başkan kim, PM üyeleri kimler sorusundan ibaret olabilir mi?
Evet. Bundan ibaret...

Belki bizim Ankara tayfası daha farklı değerlendirmeler yapar, benim aklımın ermeyeceği ayrımcıklara dayanarak daha farklı analizler yazarlar.
Ama “Ankara gazeteciliğinde acemi” gözlerim bana “Bu kurultay bundan ibaret” dedirtiyor.

Yazık...

***

İlk gün alışılagelmiş kurultay seremonilerinden sonra iki genel başkan adayının, Kemal Kılıçdaroğlu ve Muharrem İnce’nin uzun, hatta fazla uzun konuşmalarını dinledik. Ardından da genel başkan seçimi için oylama başladı.

Mitinglerde de, kurultaylarda da adayların etkili konuşmaları, tribünlerden topladıkları alkış her zaman yanıltıcıdır.

Eğer CHP’nin dünkü kurultayında iki genel başkan adayının konuşmalarının salona etkisi ölçü olsaydı (ki olmamalı) ve tribünlerin tümü oy kullanacak olsaydı (ki olmayacak) Muharrem İnce açık arayla ipi göğüsleyecekti.

Ancak tribünlerde değil, salonda yer alan delege sıralarına bakıldığında açık ara ile ipi göğüsleyecek olan belli gibiydi: Kılıçdaroğlu.
Bakalım sayım bitince hangi sonuç çıkacak...

CHP Kurultayı’nın ilk gününden benim aktaracağım fazla ve başka bir şey yok.

Her iki genel başkan adayı katıksız birer miting konuşması yaptılar. Konuşmalarının ağırlığını AKP iktidarına yönelik sert eleştiriler oluşturdu. Bir başka deyişle “Türk’ün Türk’e propagandası” deyişinin bir benzerini yaşadık. “CHP’nin CHP’ye propagandası”nı izledik, gözledik. Salonda zaten farklı düşünen kimse yokken bu tercihin ne kadar anlamlı ve önemli olabileceğine artık siz karar verin...

***

Kurultay arifesinde, yani cuma akşamı, CHP içinde alışılmadık bir çıkış yapmaya hazırlanan bir hareketin iki sözcüsü, iki adı ünü duyulmuş milletvekili, Selin Sayek Böke ve İlhan Cihaner ile epey uzun ve başlayan hafta içinde sizlere aktaracağımız bir söyleşi yaptık. Onların dillendirdikleri, ayrıntılı açıkladıkları -bence- önemli çağrı bu kurultayda ciddiye alınacak bir yankı uyandırmadı. Zaten Selin Sayek Böke başlattıkları hareketi duyurdukları ve bir “manifesto” niteliği taşıyan “çağrı”larını bir ilk adım, bir başlangıç adımı olarak tanımlıyor.Önümüzdeki dönemde o çağrıda anlatımını bulan tartışma konularının CHP tepelerinde yankı bulmasını dileyelim. Tabanın zaten “demeç muhalefeti”yle, AKP Reisi’ne laf yetiştirmekle sınırlanmışa benzeyen ve pek çok temel konuda sosyal demokrat çizgiye zıt düşen tercihlerine ciddi itirazı var.
Bakalım, göreceğiz...

Hele şu kurultay tamamlansın, genel başkan, PM üyeleri, ardından MYK üyeleri belli olsun. Yani bir sonraki kurultaya kadar CHP’yi yönetecek kişiler belirlensin.



Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
murat_erpuyan
Admin
Admin


Inscrit le: 30 Jan 2006
Messages: 7677
Localisation: Nancy / France

MessagePosté le: 04 Fév 2018 20:23    Sujet du message: Répondre en citant

Citation:


İlhan Cihaner: Yüzde 60’ın sağ olduğu gibi statik bir seçmen tercihi yaparsanız siyaset yapmaya gerek yok

Cumhuriyet, 04 Şubat 2018


CHP’li İlhan Cihaner, Selin Sayek Böke’yle ortak tüzük değişikliği teklifini anlattı. Cihaner, “Muhafazakâr kesimle iletişimde çelişkiyi ezen/ezilen üzerinden kurarsak, sol söylemle sağı da kucaklayabiliriz.” dedi.


CHP kurultaya giderken İlhan Cihaner ve Selin Sayek Böke’nin yayınladığı manifesto gündeme oturdu. Bu iki isim CHP içinde bir ekol mü, yoksa hizip mi?.. CHP İstanbul Milletvekili İlhan Cihaner’le manifestoyu ve siyasi iklimi konuştuk. Manifesto için “Sol ve sosyalizan değerlerin dünyada yeniden yükselişe geçtiğini düşünüyoruz. Bu da böyle bir hizip, kanat gibi şeyleri aşan bir durum; artık bir siyasi akım. Sadece Türkiye’yi değil dünyayı ilgilendiriyor” diyor Cihaner... CHP İstanbul Milletvekili İlhan Cihaner Gazete Habertürk'ten Kübra Par'a konuştu...

CHP'li Selin Sayek Böke ve İlhan Cihaner'den kurultay çağrısı: Sınıf temelli, emekten yana sol siyaset


- Kurultay için Selin Sayek Böke’yle birlikte manifesto yayınladınız. Böke’ye “Neden Cihaner?” diye sormuştum. Size de sorayım; neden Böke?

Çok iyi konuşuyor, çok akıllı biri... (Gülüyor...)

- Siyasi ve ideolojik tüm görüşleriniz örtüşüyor mu, yoksa kurultay özelinde mi?

Bir kere 2 kişi değiliz. Partiye destek veren, partiye üye olan/olmayan çok fazla kişi var. Sadece 2 kişi ile duyurulmasının teknik olarak daha doğru olacağını gördük.

- Peki bu siz CHP içinde bir grup musunuz, bir ekol müsünüz, bir hizip misiniz?

Değiliz. Manifestomuzun girişinde de söyledik. Dünyada bir şeyler oluyor. Daha önce tarihin sonunu ilan edenler bile bunun şu anda doğru olmadığını ve daha sol ve sosyalizan bir dünyanın, içinde bulunduğumuz krizleri aşabileceğini söylüyor. Bu değerlerin yeniden yükselişe geçtiğini düşünüyoruz ve bu da böyle bir hizip, kanat gibi şeyleri aşan bir durum; artık bir siyasi akım. Bu sadece Türkiye’yi de ilgilendirmiyor; dünyada da konuşulmaya başlandı. Sınıfın yeniden tanımlanması, üretim bölüşüm risklerinin yeniden dizayn edilmesi tartışmaları var. Biz de orada az çok onu tarif eden bir politik hat sunduk. CHP’yi de aşan bir iddia ortaya koyduk.

- Aykut Erdoğdu, Veli Ağbaba gibi isimlerin sizinle hareket ettiği doğru mu? Başka kimler var?

Saydığınız isimler yok. Bizim bu manifestoda tarif ettiğimiz hat, parti içi iktidarın realize ettiği politikaları, giderek Türkiye’nin geneline hâkim olan iktidarı ve dünyadaki hegemonyayı eleştiren bir hat. O adı geçenlerin hiçbiri bu süreci yürüten isimler arasında değil. Bazıları “10 Aralık Hareketi de size yakınmış” diyor. Bu da doğru değil...

- Peki, niye yoklar? Siz onların yönetim anlayışına mı karşısınız?

Bazı arkadaşlarımız birçok konularda bizim gibi düşünüyor olabilir. Ama biz partide mevcut MYK’nın yürüttüğü bazı süreçleri eleştirerek başlıyoruz. Ayrıca hem genel başkanın MYK’sında olup hem de ona eleştirel bir hat açmak, etik olarak da doğru değildir. Ya orada olursunuz ya da oradaki bir sorundan rahatsızsanız istifa edersiniz. Nitekim Selin Hanım da bunu ortaya koydu.

- CHP’de tam olarak neyi eleştiriyorsunuz ya da ne yapılmasını talep ediyorsunuz?

En önemlisi, iktidarın Türkiye’deki yapıyı üzerine inşa ettiği iki hattı keskin bir şekilde eleştiriyoruz: Bir, neo-liberal, yağmacı rantçı ekonomik model. İki, din istismarcı siyasal İslam ve yavaş yavaş yeniden filizlenen yeni Osmanlıcı politika. Bu hatta cepheden karşı çıkılması gerektiğini düşünüyoruz.

- Peki, bunların yerine ne koyuyorsunuz? Neo-liberal ekonominin yerine Marksist ekonomi mi örneğin?

Hayır, daha kamucu, bölüşümü de dikkate alan kısmen Keynesyen bir politika. Artık 21. yüzyılın sosyalizmi tartışılıyor. Aslında Türkiye, Atatürk döneminde buna benzer bir dinamiğin etkisiyle karma ekonomik model uygulamıştı.

- Hem bugünün küresel ekonomik düzeninde hem de CHP olarak iktidara gelmek istiyorsanız, sermaye sınıfıyla kuracağınız ilişkileri göz önünde bulundurduğumuzda bu mümkün mü?

Şu sıralar sermaye bile yaptıkları modelin çöktüğünü söylüyor. Şu anda dünyadaki gerilim, Türkiye’deki gibi yapay laik-antilaik gerilimi üzerinden tartışılmıyor. Egemenler ve sömürülenler, yani yüzde 1 ile yüzde 99 arasındaki gerilim üzerinden kendini ifade ediyor. Dolayısıyla, bizim sermayeyi önceleyen bir politikanın dünyada çöktüğünü görmemiz lazım. Refah devletleri, dünyadaki eşitsizlik büyüdükçe kendi korunaklı alanlarında, o yüksek duvarların arkasında bile rahat edemiyor.

- Küreselleşmenin yıkılmakta olduğuna dair iddialara işaret ediyorsunuz yani...

Tabii onu sorgulayıp ona cepheden karşı çıkılması gerekir. Solun, sosyal demokrasinin biriktirdiği değerler üzerinden bir politika üretip o değerler üzerinden bu sisteme karşı çıkmamız lazım.

- Türkiye’deki yüzde 60’ın sağ ve muhafazakâr olduğu düşünülüyor. CHP’nin oyunu yüzde 50’nin üzerine nasıl çıkaracaksınız?

Bir kere yüzde 60’ın sağ olduğu gibi statik bir seçmen tercihi yaparsanız zaten siyaset yapmaya gerek yok. Biz partinin siyasetlerini bu ezberler üzerinden yürütmemesi gerektiğini düşünüyoruz. Onun yerine, güvenlik alanında, terör alanında, laikle ilişkilenen eğitim gibi alanlarda eğer sağlıklı bir şekilde, bahsettiğimiz değerler üzerinden gidilirse başarıya ulaşılacağına inanıyoruz. Merkez, sağ, sol kavramları sabit kavramlar değil; onun için biz “Değer” dedik.

- CHP’nin sağa açılımla yüzde 25 oy aldığını düşünenler var. “Açılımdan vazgeçilirse yüzde 25’in de altına düşer” tezine ne diyorsunuz?

Bu iddia sabit bir sağ-sol olduğu varsayımı üzerine oturuyor. Şu anda “Merkez sağ” diyebileceğimiz bir seçmen davranışı olduğunu düşünmüyorum. Bu çok esnektir. O yüzden biz değerlere referans veriyoruz.

- CHP muhafazakar kesimi ötekileştirmekle eleştirildi. Önerdiğiniz söylem yine buna yol açabilir mi?

Bilakis, muhafazakâr kesimle ilişki kurma, üretilen siyasetin onlara ulaştırılmasına ilişkin siyasal iletişimi ve örgütlenme modelini ilgilendiriyor. Biz çelişkiyi ezen/ezilen, sömüren/sömürülen üzerinden kurarsak, tam tersi orayla bağlantıyı güçlü kurmuş oluruz. Sol söylemle sağı da kucaklayabiliriz.

‘KAFTANCIOĞLU ÇOK YAPAY BİR TARTIŞMA’

- Canan Kaftancıoğlu’nun CHP İstanbul İl Başkanı seçilmesi büyük tartışma yarattı. Siz nasıl bakıyorsunuz?

Bir kere, Kaftancıoğlu’nun tweet’leriyle açılan her bir tartışma başlığı aslında bir anayasal özgürlük alanına işaret ediyor.

- Ama küfürlü tweet’leri de var. Onlar da özgürlük mü?

Onlarla ilgili özür diledi ama diğer başlıkların hepsi bir anayasal özgürlüğe işaret ediyor.

Erdoğan, Kaftancıoğlu'nun peşini bırakmıyor: 700 bin TL'lik dava açtı

- Ya Atatürk’ün askeri/ yoldaşı tartışması?

CHP içerisinde Atatürk’ü dışlayarak hiç kimse siyaset yapamaz. Sosyal medyanın kendine özgü bir iklimi var. 140 karaktere sığdırılan bir açıklama söz konusu, belki orada bir hata var. O slogan ilk ortaya çıktığında da başka bir parti tarafından kullanılıyordu. Zaten Atatürk’ü slogana sığdıramazsınız; “Yoldaşıyız” deseniz de “Askeriyiz” deseniz de dışarıda bir şey kalır. Çok yapay bir tartışma. Herkes Canan Kaftancıoğlu’nun Atatürk’e nasıl baktığına biliyordur. Buradan CHP’yi sıkıştırmak istiyorlar. 3 yıl öncesine kadar “Eliniz değmişken tüm heykelleri yıkın” diyen fesli bir meczubu kendilerine danışman yapan adamlar, kalkmış şimdi bize Atatürkçülük dersi vermeye çalışıyor.

- Canan Kaftancıoğlu olayı sanki biraz turnusol kâğıdı oldu. Ulusalcılar, sol damar ve merkez sağa yakın damar arasındaki farklar giderek derinleşiyor mu?

Öyle bir şey yok. Dünya altüst oluş yaşıyor. Kavramların işaret ettiği ilişkiler, sosyolojik gerçeklikler değişiyor.

- CHP bu tartışmaları aşamazsa bölünür mü?

Muhtemeldir ki başka dinamiklerin etki ettiği bir şeydir. Bizim tabanımızda ulusalcılık bir kesim tarafından neredeyse faşiste eşdeğer, pejoratif anlamında kullanılıyor. Oysa bizim tabanımızdaki ulusalcılık algısı daha çok anti-emperyalizme denk gelir. Ama ulusalcılık henüz politik olarak operasyonel bir kavram haline gelmediği için de bazen Kemalizm yerine, bazen anti-emperyalizm yerine kullanılıyor. Doğrudan doğruya bazen de başka bir partiye aidiyeti gösteriyor. Bu karmaşa buradan çıkıyor. Partinin programı ortada.

‘KILIÇDAROĞLU’NUN KİNCİ BİR YAKLAŞIMI YOK’

- Kılıçdaroğlu bu manifestoyu nasıl karşıladı?

Henüz görüşmedik.

- Ne duyum aldınız?

Olumsuz bir yansıma yok.

- Size kızıyor olabilir mi? Arada soğukluk var mı? Selin Hanım sözcülükten de istifa etmişti malum...

Yok canım. İstifa sonrasında da defalarca görüşmüşlerdir. Genel başkanın o tarz bir kinci yaklaşımı yok.

‘BÖYLE GIDERSE HDP’NIN KÜRT SEÇMEN TEMSILIYETI BITER’

- Sol sosyal demokrat çizgiye vurgu yaparken; sizin TKP, ÖDP, EMEP gibi diğer sol partilerden farkınız ne?

Bir kere, bizim Atatürk ilkeleri ya da Cumhuriyet kazanımlarına verdiğimiz anlam var. Partinin özgün dinamikleri, özgün besleyenleri var. Ama kuşkusuz, AKP’nin yarattığı baskı ve ortaya koyduğu tehdit, bu yapıların beklentilerini daha azaltıp eşitlik, özgürlük, adalet, laiklik, barış gibi çok daha basit kavramlar etrafında birbirine yakınlaştırdı. (Bu partilerle koalisyon?) Bu, bizim karar verebileceğimiz bir şey değil ama tabii ki olmalıdır. Özellikle referandum sürecinde bu partilerin sahada çok güçlü olduklarını ve hatta CHP’nin ulaşmasının güç olduğu bazı yerlere aynı ilkeler çerçevesinde ulaşabildiklerini gördük.

- Peki ya HDP? Sizin eleştiriniz var mı?

Aynı ilkeleri HDP savunuyorsa pekâlâ olabilir. Eleştirim tabii ki var. Özellikle belli bir dönemde, “Türkiyeleşme” olarak ortaya çıkan ve Türkiye’deki Türk-Kürt bölünmesi eksenindeki kaygıları giderecek girişimleri oldu ama bunu çok daha güçlü bir şekilde dile getirmeliydiler. Eğer siyaseti bu şekilde normalleştirecek bir atmosfer hayata geçirilebilseydi, Kürt sorununun kalıcı bir şekilde toplumun tamamının benimseyeceği barışçıl bir çözümüne yol açılabilirdi. Orada toplumun tamamını değil, sadece AKP’yi referans aldılar. O süreçte soldan gelen iyi niyetli eleştirilere fazla kulak asmadılar. Türkiye dışında bazı dinamiklerin sol değerler üzerinden eleştirisini biraz daha yüksek sesle yapmalıydılar. Başta PKK’nın yöntemleri, yaşattıkları konusunda... Şu anda Ortadoğu’daki statükoya en güçlü müdahale, PKK’nın Türkiye topraklarında silahlı eylemlere kalıcı olarak son verdiğini açıklaması olur. Bu tüm dengeleri bozar, emperyalizmi de iyot gibi açığa çıkarır, Türkiye’deki demokratik yapıyı da güçlendirir ve siyaset konuşmaya başlarız. HDP burada kendisine daha güçlü partnerler edinip özellikle PKK’ya dönük daha eleştirel bir hat açmış olmalıydı. Böyle giderse HDP’nin Kürt seçmen üzerindeki temsiliyeti de eski gücünü yitirir.

‘TERÖR ÖRGÜTÜ DEMEK SORUNU ÇÖZSEYDİ...’

- Selin Sayek Böke, “PYD terör örgütü müdür?” soruma “Buna karar verecek olan biz değiliz” dediği için günlerdir tartışılıyor. Siz PYD’yi bir terör örgütü olarak görüyor musunuz?

Bu, düşünce iklimimizi ne kadar çoraklaştıran bir şey. Keşke bir yapıya, bir terör örgütüne “Terör örgütü” demek, o sorunu çözseydi. Yarın hepimiz toplanalım, “PKK terör örgütüdür” diye Türkiye’nin tamamı tek bir ağızdan bağırsın ve bu sorun çözülsün. Birinin “Terör örgütü” demesi veya dememesinin suçlama amacıyla kullanıldığını görüyoruz. Tahir Elçi’yi de oradan sıkıştırarak hedef haline getirmişlerdi. Üstelik hedef haline getirenler de 1 yıl önce “Terör örgütü” dediklerini kendilerine partner olarak alanlardı. Yine 1 yıl önce anlaşıp “Bunlar bu milletin çocuklarıdır. Başlarındaki adam (Öcalan) dâhidir, Türkiye’yi en iyi anlayan odur” diyorlardı. Şimdi sıkıştıkları ve açıklayamadıkları bir anda, birazcık soru soran insanları yaftalamak için “Terör örgütü mü değil mi?” diye soruyorlar. Önceki gün Reyhanlı’ya bir roket düştü, 17 yaşında bir kızımız yaşamını yitirdi. O roketi atan her kimse, hiç şüphesiz tabii ki terör örgütüdür. Devlet ve hükümet, eğer sahiden ulusal çıkarlarımızı düşünüyorsa, Türkiye içerisindeki bu yaftalayıcı dili terk etmeli.

- Kastınız Türk Tabipler Birliği mi, yoksa PKK’ya “Terör örgütü” demek istemeyen Kürt hareketi mi?

Tabii ki Tabipler Birliği’ni kastediyorum. İhtimaldir ki PKK’ya “Terör örgütü” demek istemeyen de vardır. Bu Türk Ceza Kanunu’nda suçsa, zaten yasa tanımlamıştır ve gereği yapılır.

- Siz bir hukukçu olarak bunun suç olduğunu düşünüyor musunuz?

Faşizm, bir şey söyleme mecburiyetidir. İnsanlar yaptıkları üzerinden suçlanırlar. Eğer bunun ucunu açarsanız Ortaçağ’ın gerisine gideriz. Ankara patlamasına “Terör eylemi değildir” diyen bir adam kınanabilir. Siyaseten benimsemezsin. Ama herkese mikrofon tutup “Terör örgütü mü, değil mi?” diye sormak, ceza hukuku anlamında işlevsel değil. Konuşmasının bir yerinde o eylemi övüyorsa bu suçtur.

- Peki, “Terör örgütü değildir” demek övmeye girer mi girmez mi?

Bülent Arınç’ın o konuda açıklamalarına bakarsanız, Türk Ceza Kanunu’nda yapılan terörle mücadele değişikliğiyle Abdullah Öcalan’ı övmek, PKK bayrağı taşımak suç değil. Madde hâlâ öyle duruyor. Bu durum içeride bir düşmanlaşmaya yol açıyor. TTB devasa bir örgüt ve yurtseverlikleri konusunda da olumlu bir geçmişleri var. TTB’nin 12 Eylül’de, kriz zamanlarında yaptığı açıklamalara bakın, her zaman konumunu korumuştur.

- Ümit Kocasakal, “Ergenekon’da hasta insanlar hapse atılırken, şeker hastaları can çekişirken TTB bir açıklama yapmıyordu” diyor.

Bu eleştirilebilir bir şeydir. Ama suç başka bir şey. Yapılmayan bir şey için suçlama olmaz. Anayasa’nın bir de düşünceyi ifade etme hürriyeti var, onu nereye koyacağız? Bu bakış açısını bize dikte eden iktidar, çok sık fikir değiştiriyor. İyi ki herkes onların arkasından gitmiyor. İyi ki dünyada aydınlar, gazeteciler, doktorlar iktidarların peşinde sıraya dizilmiyor. Onun için insanlık bu halde. Yoksa Ortaçağ’ın bir adım ilerisine gidemezdik.

Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
murat_erpuyan
Admin
Admin


Inscrit le: 30 Jan 2006
Messages: 7677
Localisation: Nancy / France

MessagePosté le: 04 Fév 2018 20:34    Sujet du message: Répondre en citant

Ve CHP Kiliçdaroglu'yla devam dedi. Bence yazik oldu, RTE bu ise sevinmistir.
Kiliçdaroglu -hep soyluyorum- iyi adam, duzgun adam, ustelik Turk kimligi için de iyi bir ornek; ancak bu siyaset yapmaya yetmiyor.

RTE'yi aldandigi için elestiriyoruz, Kiliçdaroglu'nun aldanmalari da Turkiye'yi bugunlere getirdi. Yanilmiyorsam 8 seçimden yenik çikmis bir liderle devam etmek, kisir çekismelerle birbirini yemek CHP'nin açmazi.

CHP sembol bir parti, TC'nin kurucusu, Ataturk'un kurdugu bir parti. Ama misyonun gerektirdigi sorumlulukta degil.

Benim gorusum, yukarida Cihaner ile yapilan soylesideki CHP imaji ile ortusuyor...

CHP, saga hos gorunurek ilerleyemez. Asli varken niye benzerine bozmasina insanlar oy versinler.

2015 Milletvekili seçimler bir anlamda HDP beklentilere dogru yanit vererek dogal oy potansiyelinin çok ama çok uzerinde oy aldi. Zaten bu yuzden de bir taraftan PKK obur taraftan RTE Demirtas'in defterini birlikte durduler...


CHP'nin misyonunu yerine getirememesi Turkiye'ye de pahaliya mal oluyor...





.
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
cengiz-han
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 12 Jan 2008
Messages: 10447
Localisation: Paris

MessagePosté le: 05 Fév 2018 2:00    Sujet du message: Répondre en citant

AKP'ye hayirli olsun!

Bir arkadasimdan gelen mail'i buraya tasiyayim

YAHU YETER, BIRAK GİT ARTIK!!!
KATILDIĞIN İLK SEÇİMDE BAŞARILI OLAMAZ İSEN GİDECEĞİN SÖZÜNÜ VERMİŞTİN, GİRDİĞİN HER SEÇİMDE BAŞARISIZ OLDUN. KALDIRACAĞINI VAADETTİĞİN DELEGE SİSTEMİNDE DELEGE OYUNLARINA SIĞINIP KOLTUĞA YAPIŞTIN KALDIN. DEMOKRASİYE SAYGIN OLSAYDI VAADETTİĞİN GİBİ DELEGELERİN DEĞİL CHP ÜYELERİNİN OYUYLA GENEL BAŞKAN SEÇİMİNE GİDERDİN. SEN ARTIK GİT Kİ YERİNE GELEN DE SENİN GÖTÜRMEYİ BAŞARAMADIĞIN DİKTATÖR BOZUNTUSUNDAN TÜRK MİLLETİNİ VE TÜRKİYE'Yİ KURTARSIN.


“Delege Kılıçdaroğlu’nu seçerek yine Erdoğan’a kazandıracak”
https://www.sabah.com.tr/gundem/2018/02/03/delege-kilicdaroglunu-secerek-yine-erdogana-kazandiracak

Kemal Kılıçdaroğlu neden istifa etmiyor?
Girdiği her seçimde başarısız olan, sadece CHP Kurultaylarında kazanabilen Kemal Kılıçdaroğlu istifa etmek için neyi bekliyor? Kendi ağzından defalarca söylediği halde başarısız olanın bırakması gerekmez mi?
https://www.youtube.com/watch?v=4zIBFjl9eLg

Muharrem İnce - CHP Kurultayın'daki Konuşması
https://www.youtube.com/watch?v=9uQe7XUgJTw

Muharrem İnce Kurultay Konuşması / TAMAMI TEK PARÇA
https://www.youtube.com/watch?v=MGyJPBxhoYs

Önceki CHP Kurultayında Kemal Kılıçdaroğlu ve Muharrem İnce'nin konuşması
https://www.youtube.com/watch?v=f1AVuqXtU1o

Fatih Portakal'dan Kılıçdaroğlu yorumu: Artık bırak
https://www.youtube.com/watch?v=RwUfIwkjw-U

1 Şubat 2018 İsmail Küçükkaya ile Çalar Saat, Muharrem İnce'den önemli açıklamalar.
https://www.youtube.com/watch?v=qCpvgrk3vAQ

Rıza Zelyut
Aydınlık Gazetesi, 2.2.2018
CHP’nin Erdoğan’ı başkan yapma kurultayı
https://www.aydinlik.com.tr/chp-nin-erdogan-i-baskan-yapma-kurultayi-riza-zelyut-kose-yazilari-subat-2018

Bu hafta sonu Ankara’da yapılacak CHP kurultayında Kemal Kılıçdaroğlu yine seçilecek.

Çünkü, kurultay delegelerinin önemli bir kısmı Alevidir. AKP delegeleri nasıl ki Sünnicilik yapıp Erdoğan’ı kayıtsız şartsız destekliyorlarsa bunlar da karşı dürtü ile Kılıçdaroğlu’na oy veriyorlar. Bu ekibe, Kılıçdaroğlu’ndan faydalanmak peşindeki delegeleri de ekleyin.... Diğer genel başkan adaylarının hiçbir şansı kalmıyor.

CHP’nin başına 8 seçim yitirmiş Kılıçdaroğlu seçilince 2019 seçimlerini Tayyip Erdoğan’ın kazanması da kesinleşmiş olacak.

Çünkü, başkanlık seçimi yapılırken AKP’liler gidip fısıltı halinde şunu diyecekler:

“Alnı secdedeki birisini bırakıp da bir Alevi’ye mi oy vereceksiniz? Yarın ahiret günü bunun hesabını nasıl verirsin?”

Bu bir senaryo değil. Son referandumda, AKP propagande elemanları Kılıçdaroğlu’nun inanç kimliğini göstererek eveti öne geçirdiler.

Kılıçdaroğlu 2019’da aday olmayacak ama onun desteklediği birisini böyle yıpratacaklar. Acı ama gerçek: Kılıçdaroğlu, bu kripto HDP’li ve Fethullahçı ekibiyle partinin başında kaldıkça Erdoğan’ın yenilmesi mümkün değildir.

Eğer CHP’liler Tayyip Erdoğan’ı yenmek istiyorsa, genel başkanlarını mutlaka değiştirmelidir.

***

Zaten Amerikan derin devleti, 1 Mart 2003’teki meşhur Tezkere’nin reddinden sonra; CHP’yi, AKP politikalarına destek olacak bir kadroya verme kararı almıştır. Bunun belgesini, Muaviye’den Erdoğan’a DİN VE SİYASET adlı kitabımda (sayfa 255) aktardım.

Ve ABD’nin Ankara büyükelçiliğinin deşifre olan gizli yazışmaları da gösteriyor ki; ABD; ulusalcı gördüğü Deniz Baykal’ı düşürme kararı almış; yerine adam aramış ve Kemal Kılıçdaroğlu’nu bulmuştur.

Bunun belgelerini daha önceki yazılarımda ortaya koydum.

Reklamdan sonra devam ediyor
Ama biz ne dersek diyelim; laik Cumhuriyeti değil de kendi çıkarını düşünen mezhepçi kurultay delegesi, Kılıçdaroğlu’nu seçecektir.

“Laiklik karın doyurmuyor!” diyen, CHP’nin kurucu ilkesi 6 OK’u aşağılayan, “1930’ların CHP’si değiliz!” diyerek şanlı devrim yıllarını reddeden, türbanın serbest kalmasını sağlayan, Atatürk’e soykırımcı diyen tipleri CHP’den milletvekili yapan Sorosçu liberal Kılıçdaroğlu, 2019’da Erdoğan’ı tek adam yaptıktan sonra partide yeri ve yüzü kalmadığını anlayıp mecburen CHP’nin başından ayrılacaktır.

Sözün özü: Pazar günü CHP kurultayında kazanan, Kılıçdaroğlu’nun şahsında Tayyip Erdoğan olacaktır. Çünkü Kılıçdaroğlu’na verilen her oy Tayyip Erdoğan’a gidiyor.

Ey CHP’liler görmüyor musunuz: Kılıçdaroğlu kurultay kazandıkça Türkiye kaybediyor...
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
murat_erpuyan
Admin
Admin


Inscrit le: 30 Jan 2006
Messages: 7677
Localisation: Nancy / France

MessagePosté le: 08 Fév 2018 12:16    Sujet du message: Répondre en citant

Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
Montrer les messages depuis:   
Poster un nouveau sujet   Répondre au sujet    Forums d'A TA TURQUIE Index du Forum » Forum en langue turque Toutes les heures sont au format GMT + 2 Heures
Aller à la page Précédente  1, 2, 3  Suivante
Page 2 sur 3

 
Sauter vers:  
Vous ne pouvez pas poster de nouveaux sujets dans ce forum
Vous ne pouvez pas répondre aux sujets dans ce forum
Vous ne pouvez pas éditer vos messages dans ce forum
Vous ne pouvez pas supprimer vos messages dans ce forum
Vous ne pouvez pas voter dans les sondages de ce forum


Powered by phpBB v2 © 2001, 2005 phpBB Group ¦ Theme: subSilver++
Traduction par : phpBB-fr.com
Adaptation pour NPDS par arnodu59 v 2.0r1

Tous les Logos et Marques sont déposés, les commentaires sont sous la responsabilités de ceux qui les ont postés dans le forum.