27 visiteur(s) et 0 membre(s) en ligne.
  Créer un compte Utilisateur

  Utilisateurs

Bonjour, Anonyme
Pseudo :
Mot de Passe:
PerduInscription

Membre(s):
Aujourd'hui : 0
Hier : 0
Total : 2126

Actuellement :
Visiteur(s) : 27
Membre(s) : 0
Total :27

Administration


  Derniers Visiteurs

Georges : 04h53:16
murat_erpuyan : 13h55:17
Philippe : 1 jour, 03h31:10
Chaplon : 1 jour, 04h33:22
lalem : 2 jours


  Nétiquette du forum

Les commentaires sont sous la responsabilité de ceux qui les ont postés dans le forum. Tout propos diffamatoires et injurieux ne sera toléré dans ces forums.


Forums d'A TA TURQUIE :: Voir le sujet - Çatisan Degerlerimiz
Forums d'A TA TURQUIE Index du Forum Forums d'A TA TURQUIE
Pour un échange interculturel
 
 FAQFAQ   RechercherRechercher   Liste des MembresListe des Membres   Groupes d'utilisateursGroupes d'utilisateurs    

Çatisan Degerlerimiz
Aller à la page 1, 2  Suivante
 
Poster un nouveau sujet   Répondre au sujet    Forums d'A TA TURQUIE Index du Forum » Forum en langue turque
Voir le sujet précédent :: Voir le sujet suivant  
Auteur Message
cengiz-han
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 12 Jan 2008
Messages: 10536
Localisation: Paris

MessagePosté le: 15 Avr 2008 1:40    Sujet du message: Çatisan Degerlerimiz Répondre en citant

"Çatışan Değerlerimiz" anketi


Prof. Özcan Köknel, "Çatışan Değerlerimiz" adlı kitabında şöyle bir örnek vermiş:



Soru: "Erkek kedi bir ağaca çıkmış ve inmek bilmiyor. Kediyi o ağaçtan indirmek için ne yaparsınız?"
Şıklar



1) Ağaca Tırmanırsınız.

2) Merdiven dayayıp tırmanırsınız.

3) 'Gel pisipisi' diye seslenirsiniz

4) Dişi bir kedi getirirsiniz.

5) İtfaiyeyi çağırırsınız.



Değerlendirme:

1) Ağaca tırmandıysanız; cesur ve girişkensiniz. İyi bir 'satış temsilcisi' olursunuz.

2) Ağaca merdiven dayadıysanız; hedefe hangi yöntemle ulaşacağınızı planlayabiliyorsunuz. İyi bir 'halkla ilişkiler müdürü' olursunuz

3) 'Gel pisipisi' diye seslendiyseniz, saflık derecesinde iyimsersiniz. Ne yaparsanız, yapın, sakın kendi işinizi kurmayın.

4) Dişi bir kedi getirdiyseniz; kendi işinizi kurup çok başarılı ve ünlü olabilirsiniz.

5) İtfaiye gibi kurtarıcı görevlileri aradıysanız; sorumluluğu başkalarına atmayı beceren 'iyi bir üst düzey yönetici' olursunuz.

Bu alıntıya ek yapanlar olmuş:

6) Ağacı kesersiniz, böylece başka kedilerin çıkmasını da engellemiş olursunuz: Sizden mükemmel bir 'kamu yöneticisi' olur.

7) 'Bana ne' deyip yolunuza devam edersiniz. Sizden çok iyi bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olur.

Cool Kendiniz dişi kedi kılığına girip ağacın altında cilve yaparsınız. Magazin medyası peşinizi bırakmaz, şöhret olursunuz.

9) Kediyi silahla vurursunuz ve ağaçtan düşer. Amaç kediyi ağaçtan indirmek değil miydi? Sizden çok iyi bir 'netekim paşa' olur.

10) Yüksekçe bir yere çıkıp çevrede biriken topluluğa kedileri ne kadar sevdiğinizi anlatırsınız. Sizden çok iyi CHP başkanı olur.
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
murat_erpuyan
Admin
Admin


Inscrit le: 30 Jan 2006
Messages: 7715
Localisation: Nancy / France

MessagePosté le: 19 Juin 2008 0:28    Sujet du message: Répondre en citant

Yunusun ölümü ve biz

NTV Ankara Haber Müdürü Ümit Sezgin Datça sahillerinde yatan, kuyruguna parke taslari baglanmis ölü yunus fotografi üzerine yazdi.

http://www.ntvmsnbc.com/news/450352.asp

Nihat’in ya da Arda’nin attigi gollerin fotografi mi, sinir ötesi operasyondan kareler mi, basörtülü lider eslerinin pozlari mi? Son dönemden aklimizda hangi kare kalacak derseniz, benim cevabim tek; Datça sahillerinde yatan, kuyruguna iple parke taslari baglanmis ölü yunus fotografi... Haberin devami Bizi bu kadar iyi anlatan bir fotograf uzun süredir görmedim, muhtemelen de göremem...
Fotografi gördügüm andan beri, parke tasi bagli ipin yunusun kuyrugunda biraktigi izi kendi kollarimda, bacaklarimda hissediyorum.. O ipler benim bacaklarimi sikarken kosmaya çalisiyorum..
Açiklarda teknemizle yarisan, eslik eden, derinlerden haberler getiren, denizlerin bu deli mavi yunusunu, kuyrugundaki kiloluk kaldirim taslariyla siçramaya çalisirken düsündükçe, ben bogulur gibi oluyorum...
Bu sadece hayvan sevgisi degil, bu sadece bir canliya alçakca kiyilmasina duyulan bir öfke degil...
Yunusun ölürken yasadiklari hakkinda sayfalarca yazabilirim, ona kiyan caninin haleti ruhiyesi hakkinda, ona verilmesi gereken ceza konusunda günlerce konusabilirim..
Ama asil üzerinde konusmamiz gereken bu fotografin beni sasirtmamasi.. Asil tartismamiz gereken bu fotografin tanidik gelmesi, çok da fazla yadirganmamasi.
Yok, yok, “biz zaten cani olduk, issizlik, yoksulluk insanlarin ahlakini bozuyor, acimadan kesip biçiyoruz” demiyorum... Bunlari zaten biliyorsunuz.
Bu fotografin beni sasirtmamasinin asil sebebi; yunusun da, yunusu öldürenlerin de, yunusu öldürme biçimlerinin de “bizi” hatirlatmasi...
O fotograf sasirtmiyor, çünkü tanidik geliyor, çünkü o fotografta biz variz, çünkü bizim dramimiz var..
Biz degil miyiz, Türkiye Cumhuriyeti vatandaslari degil mi, yillardir kuyruguna tas bagli yunus gibi çirpinip duran?
Ne zaman basimizi kaldirsak, ne zaman günese dogru, aydinliga dogru siçramaya kalksak, ayagimiza, kuyrugumuza bagli taslar bizi dibe çekmiyor mu?
Pekiyi bu zavalli yunusun kuyruguna parke taslarini kim bagladi? Biz, bizden birileri degil mi?
Pekiyi bizim kuyrugumuza taslari kim bagladi, kim bagliyor? Yine biz, bizden birileri degil mi?

Yüzde 47 destekle gökyüzüne degebilecek kadar siçrama sansi yakalayanlar, türban, içki yasagi vs. deyip, yüzde üç-beslik oy kaygilariyla kendi taslarini kendileri baglamiyorlar mi?
Milletten muhalefet yetkisini bile güç bela alabilenler, bütün stratejilerini “iktidari yipratmak, her ne olursa olsun yaptirtmamak” üzerine kurunca taslari kime bagliyorlar?..O taslar yalniz iktidarin siçramasini mi önlüyor, yoksa siçrayamayan biz miyiz?
“Bizdendir, ekiptendir” denerek, hiç haketmedigi, dahasi beceremeyecegi koltuklara oturtulanlar, kimin ayagina baglanan taslardir?...
“Laiklik elden gidiyor” diyerek demokrasiyi katletmeyi göze alanlar; “Din elden gidiyor” diyerek demokrasinin katledilmesine yol açanlar; “Vatan, millet, devlet” diyerek çetelesip, soyup, sömürenler; “Allah, peygamber,din” diye sermayelenerek soyup, sömürenler; kimin ayagina baglanan taslardir?...
Son bir soru;
Datça sahillerinde kuyrugunda bagli parke taslariyla yatan ölü yunusa mi daha çok yanacagiz, yoksa her yukari çikmak istediginde, ayagindaki taslarin geri tepmesiyle iki kat dibe batan “Çilgin Türklere, Aslan Kürtlere, Can Alevilere, Mümin Kardeslere mi?”

***

Sizinle paylasmak istedigim bu yazida kirmiziyla vurguladigim bolumlerde Turkiye'nin açmazlarini goruyoruz ve umudu kaybetmemek kolay degil.

Hele hele "Yüzde 47 destekle gökyüzüne degebilecek kadar siçrama sansi yakalayanlar, türban, içki yasagi vs. deyip, yüzde üç-beslik oy kaygilariyla kendi taslarini kendileri baglamiyorlar mi?" saptamasi benim devamli olarak AKP ve RTE tarihe geçme sansini yitirdi savimla tamamen ortusuyor ki bu da Turkiye'nin gelecegini karartiyor...
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
SelimIII
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 30 Aoû 2007
Messages: 2321
Localisation: Paris

MessagePosté le: 20 Aoû 2008 18:28    Sujet du message: Répondre en citant

Once Hurriyet'ten bir "fait-diver", sonra niye bunu buraya tasidigimi anlatmaya çalisayim.

Sevgiliden 14 dakika sevişme görüntülü şantaj 17 Ağustos 2008
Arda AKIN / ANKARA

Sevgilisi, kendisinden ayrılmak isteyen türbanlı mühendis kızı cep telefonuyla gizlice çektiği sevişme görüntülerini internette yaymakla tehdit etti.

Aynı üniversitenin makina mühendisliği bölümünde okurken 2005 yılında tanışan 24 yaşındaki E.İ. ve erkek arkadaşı 27 yaşındaki M.D., iki yıllık beraberliklerinin ardından bir yıl önce ayrıldılar. E.İ., M.D. ile yaklaşık iki ay önce yeniden birlikte olma kararı aldı.

Sevişirken kaydetmiş

Genç kızın kendisinden tekrar ayrılmasını engellemek isteyen M.D., bu kez sevişmelerini cep telefonuyla gizlice kaydederek bilgisayarında sakladı. Kısa süre sonra kavgalar başlayınca E.İ., erkek arkadaşından 8 Ağustos’ta tekrar ayrılmak istedi. Bunun üzerine M.D., cep telefonundan E.İ.’ye, "Benden ayrılamazsın. Elimde sevişme görüntülerimiz var. Eğer ayrılırsan bu görüntüleri internetten tüm dünyaya yayarım, rezil olursun" mesajı attı. M.D. ayrıca genç kızı, ayrılması halinde öldüreceğini söyleyerek de tehdit etti.

Kapıdayken 155’i aradı

Paniğe kapılan E.İ., şantaj ve tehditlerin arkası kesilmeyince eve kapandı. Genç kızın ailesinin şehir dışında olmasını fırsat bilen M.D., 11 Ağustos’ta akşam saatlerinde E.İ.’nin Batıkent’te bulunan evine gitti. Kapıda M.D.’yi görünce 155’i arayan genç kız, "Beni öldürecek" diyerek polisleri çağırdı.

Cep telefonu poliste

Eve gelen polis M.D.’yi gözaltına aldı. M.D.’nin bilgisayarına ve cep telefonuna el koyan polisler, ilk incelemelerde genç kızın erkek arkadaşıyla 14 dakika süren sevişme görüntülerini tespit etti. E.İ., emniyetteki ifadesinde M.D.’den şikáyetçi olduğunu söyledi. Özel bir şirkette çalışan genç kız yaşadıklarını polis ifadesinde şöyle anlattı:

Yatak görüntülerim

"İlk zamanlarda birbirimizi çok seviyorduk ancak zaman geçtikçe M.D.’nin psikopat ruhlu biri olduğunu anladım. Ayrıldım ama sonra da onunla cinsel ilişkiye girdiğim için evlenmek zorunda olduğumu düşündüm. Yatak görüntülerini çekip şantaj yapabileceği aklıma dahi gelmedi."

Korkutmak istiyordum

M.D. ise E.İ.’yi çok sevdiğini ve kendisinden ayrılmasını istemediğini belirterek şunları söyledi: "Benden yeniden ayrılacağını biliyordum. Bunun için barıştıktan sonra ilişki görüntülerimizi cep telefonuna gizlice kaydettim. Amacım görüntüleri internete vermek değildi. Sadece korkutup yeniden bana dönmesini sağlamaktı. Çok pişmanım." Adliyeye çıkarılan M.D., tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.


Ilginç olan genç kiz muhendis yani okumus aydin bir kisi, turbanli da... Bunda da ne var? Yok tabi, ama merak ettigim bu genç kiz niye turban takiyor? Mahalle baskisindan mi? Eger basortusu Islamin olmazsa olmaz kosulu ise giristigi iliski Islamin gerekleriyle bagdasiyor mu?

Burada çatisan degerler yok mu?

Herkesin dinini kendine gore algilamasi var ve kimsenin de buna karismaya hakki yok. Ancak birileri devamli basortuyu "erdem" olarak gostermek istemelerinin bu tip olaylari goze batirmasina yaziyorum. Tabi butun "turbanlilar" boyledir gibi bir sey de zirvalamiyorum. Ama "turban" hiçbir seyin ispati degildir.
Malum komsumuz Iran'da sokak kadinlari pazarlanmasindan musterinin odaya girmeden once imam nikahi ile "koca" oldugunu isini bitirdikten sonra da "bos ol" deyip kocaliktan musterilige geçtigi soylenir. Ben gozumle gormedim bilemem ama bu tip seyler bana gore ahlaksizligin daniskasi...
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
duygu
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 23 Sep 2008
Messages: 3804

MessagePosté le: 18 Oct 2008 17:43    Sujet du message: Répondre en citant

Hurriyet internet sitesinde bu haberi en basa koymus.
Forum katilanlarinin bu konudaki goruslerini almak ilginç olur dusuncesiyle haberi aktariyorum.

Tabu yıkan regl kutlaması 18 Ekim 2008


Anne, kızının regl oluşunu düğünle kutlama kararı aldı. Gece için de özel davetiye bastırdı.


Psikolog Şule A., 12 yaşındaki kızı E.'nin regl oluşunu kutlamaya karar verdi. Kızı için bir gece düzenleme kararı aldı. Üstelik bir de davetiye bastırdı. Şule A.'nın fikrini kızı saçma buldu. Kocası eşini protesto etmek için geceye katılmama kararı aldı. Şule A'nın en büyük hayali birilerinin kendisini örnek alması.



Takvim Gazetesi'nden Nergis Demirkaya'nın haberine göre, 'önyargıları yıkmak istiyorum' diyen görme engelli anne, 12 yaşındaki kızının genç kızlığa adımı olan ilk regliyi, vereceği davetle kutlayacak.



Psikolog anne, Türkiye'nin ayıbını rafa kaldırmaya hazırlanıyor. Türk toplumunun 'ayıp söylenmez' dediği kız çocuklarının ergenliğe ilk adımı olan regliyi, Ankaralı anne verdiği davetle kutlayacak. Tepkilere kulaklarını tıkayan ve "Önyargıları yıkmak istiyorum" diyen Şule A., ilköğretim 7. sınıf öğrencisi olan kızının ilk reglini kutlamak için bir restoranda davet veriyor.



KIZI ÖNCE SAÇMA BULDU!



Kutlama törenine kendisinin ve kızının arkadaşlarını çağıran anne, davetiyeye kendinin, eşinin ve büyük kızının adını da yazdırmış. "Beni feminist olarak görebilirsiniz" diyen Şule A., "Erkek çocuğunda her şey kutlanıyor. Kız çocuğuna ise doğunca ve evlenince kutlama yapılıyor. Bu kadar eşitsizlik niye. Neden regli kutlamayalım" diye konuştu. Kızının önceleri "saçma" diyerek bu fikre karşı çıktığını belirten anne, daha sonra arkadaşlarının gelmek istediğini öğrenince heyecanlandığını ve kutlamayı kabul ettiğini söyledi.
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
duygu
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 23 Sep 2008
Messages: 3804

MessagePosté le: 18 Oct 2008 17:45    Sujet du message: Répondre en citant

Tabulari yikmak istiyorum diyerek kutlama duzenleyen anne : "Erkek çocuğunda her şey kutlanıyor. Kız çocuğuna ise doğunca ve evlenince kutlama yapılıyor. Bu kadar eşitsizlik niye. Neden regli kutlamayalım" demis.

Ben hangi toplumda boyle bir kutlama var bilmiyorum, bildigim kadariyla batida yok.

Ama, annenin erkek-kiz ayrimciligini belirtmeside bnce çok onemli.

Ilk yorumu ben getirdim. Smile
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
murat_erpuyan
Admin
Admin


Inscrit le: 30 Jan 2006
Messages: 7715
Localisation: Nancy / France

MessagePosté le: 21 Oct 2008 0:23    Sujet du message: Répondre en citant

Konunun uzmani degilim, pek fikrim de yok. Ancak tabularin bu sekilde yirtilabilecegini sanmiyorum...

Regl tabusunu egitimle yikmak olasi. 12 yasinda bir kizin ilk reglinde ne oldu bana oluyorum korkusuna kapilmasi, o gune kadar bu konuda bilgi almis olmamasi, annenin bu baglamda kizini aydinlatmamis olmasi çok gorulen bir olaydi. Geçmis zaman kullandim, çunku gunumuzde 12 yasinda da olsa çocuklarin eskisinden çok daha fazla bilgisi oldugunu saniyorum.

Duygu'nun sorusunu ben de sorayim. En liberal bildigimiz toplumlarda bile bu olay bir kutlama gerektirmiyor ? En azindan ben boyle bir sey bilmiyorum.
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
cengiz-han
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 12 Jan 2008
Messages: 10536
Localisation: Paris

MessagePosté le: 27 Déc 2008 0:31    Sujet du message: “Memleketin yüzde 99’u Müslüman ama yüzde 60’ı hırsız” Répondre en citant

“Memleketin yüzde 99’u Müslüman ama yüzde 60’ı hırsız”
(...)
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, “Valiler kamyona binip kömür dağıtsın” sözlerinin ardından dar gelirli yurttaşlara kömür dağıtmaya çıkan Elazığ Valisi Muşmal, İçişleri Bakanlığı’nın valiler kararnamesiyle merkeze alındı. İlginç açıklamalarıyla adından söz ettiren Muşmal “Şeytanın bile zorlanacağı çeşitlilikte yolsuzluklar yapılıyor. Memleketin yüzde 99’u Müslüman ama yüzde 60’ı hırsız. Böyle iş olur mu? Yani ‘Müslümanız’ diyoruz ama arkadaş, yalancılık, üçkâğıtçılık, dolandırıcılık bizde” demişti.
Cumhuriyet 23/12/2008


Bu valiyi merkeze almislar galiba; ama çok iyi bir saptama yapmis ve kanayan yaraya parmak basmis. Muslumanlik adina basimizi ortuyoruz, içki yasaklari getiriyoruz ama yolsuzlugun onune geçemiyoruz !
Hem de 19. yy misali. Ekmek çalan Hugo'nun Sefiller'inde oldugu gibi hapise ama iktidara yakin ya da içinden olup milyonlar milyarlar goturune helal olsun diyoruz, sanki hirsiz muslumanlikta mubahmis gibi...
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
murat_erpuyan
Admin
Admin


Inscrit le: 30 Jan 2006
Messages: 7715
Localisation: Nancy / France

MessagePosté le: 23 Juin 2009 14:31    Sujet du message: Répondre en citant

Bu kadar karamsar bir tablo ortaya çikacagini dusunmemistim !

Toplum Ne İstediğini Biliyor mu?
Ali SİRMEN - Cumhuriyet 02.06.2009

Bahçeşehir Üniversitesi öğretim üyesi Yılmaz Esmer’in yaptığı “Radikalizm ve Aşırıcılık” araştırması fevkalade ilginç ve ürkütücü bir tablo sunuyor bize.
Cumhuriyet’in 86’ncı, 21. yüzyılın 9’uncu yılında zina yapan kadının taşlanarak öldürülmesini isteyenlerin oranı yüzde 22. Yani kabataslak bir hesapla her beş kişiden biri recmi savunuyor.
Toplumun üçte birinden fazlası kız çocukların mirastan erkeklerin yarısı kadar pay almasını istiyor.
Mahkemelerde iki kadının şahitliğinin bir erkeğe eşit olmasını isteyenler de aynı oranda.
İnsanların dörtte üçü, terörist olduğundan şüphelenilen kişinin suçsuzluğundan emin olununcaya kadar cezaevinde tutulması gerektiğine inanıyor.
Dikkat buyurunuz, suçluluğu kanıtlanınca veya suçluluğu konusunda ciddi emareler olunca değil, sanığı suçsuzluğu kanıtlanıncaya kadar cezaevinde tutulması gerektiği her dört kişiden üçü tarafından isteniyor.
Toplumun yüzde 91’i PKK’yi, yüzde 90’ı İsrail’i, yüzde 80’i şeriatı, yüzde 73’ü komünizmi, yüzde 84’ü El Kaide’yi ve Bush’u aşırı olarak görüyor. Aşırı bulunanların arasında faşizm, ırkçılık, Taliban ve Hamas da yer alıyor.
***
Türk halkının yüzde 72’si içki içen, yüzde 67’si nikâhsız yaşayan, yüzde 35’i kızı şortla gezen, yüzde 48’si aşırı sağ ve sol görüşe sahip olan, yüzde 42’si sevmediği partinin üyesi, yüzde 75’i Tanrı’ya inanmayan, yüzde 32’si oruç tutmayan, yüzde 14’ü türbanlı, yüzde 13’ü çarşaflı, yüzde 63’ü kökten dinci, yüzde 43’ü Amerikalı, yüzde 26’sı başka bir ırk veya renkten, yüzde 52’si Hıristiyan, yüzde 64’ü Yahudi komşu istemiyor.
Toplumumuzun dünyaya bakışı da çok ilginç.
ABD’nin hedefi Hıristiyanlığı yaymak diyenlerin oranı yüzde 82, Türkiye’yi bölmek diyenlerin oranı yüzde 86, İslam dünyasını bölmek ve zayıflatmak diyenlerin oranı ise yüzde 85.
AB’ye bakış konusundaki sonuçlar ise şöyle:
AB’nin hedefi Hıristiyanlığı yaymak yüzde 81, Türkiye’yi bölmek yüzde 76, İslamı bölmek ve zayıflatmak yüzde 81. Bütün bunlara karşılık yine de, Türkiye’nin AB’ye tam üye olmasını isteyenlerin oranı da yüzde 57.
Bugün dünyadaki sorunların sorumluları sırasıyla şöyle: Cahillik, eğitimsizlik, İsrail, terör, ABD, kapitalizm, insanlar arası eşitsizlik, çokuluslu şirketlerin kâr hırsı, dini inançların zayıflaması ve AB.
Dünyanın ve ülkenin karşı karşıya olduğu en büyük sorunun cehalet olduğunu söyleyen halkın yüzde 56’sı dünyayı algılamak için din kitaplarının, yüzde 44’ü ise bilimin önemli olduğunu ileri sürüyor.
Halkın 3/4’ü ilk ihtiyaç olarak Kuran kursunu görüyor.
Kadınların plajda mayoyla gezmesinin günah olduğunu söyleyenlerin oranı ise yüzde 58.
Bu arada, en hoşgörüsüz kesimin 15-18 arasındaki grup olduğu, eğitim durumlarına göre en hoşgörülü kesimi ise üniversite mezunlarının oluşturduğu belirtiliyor.
***
Sonuçları okurken ilk aklıma gelen “Türk övün, çalış, güven” sloganı geldi ve kendi kendime sordum:
- Ne ile övüneyim?!...
Sonra bir soru daha geldi aklıma:
-Acaba bu toplum gerçekten ne istediğini biliyor mu?
Dünyadaki sorunların sorumlusu olarak, birinci sırada eğitimsizlik ve cehaleti gören toplum, dünyayı kavramak için bilim kitaplarına değil, din kitaplarına öncelik veriyor, dörtte üç çoğunlukla okuldan önce Kuran kursu istiyor.
Halkın yüzde 81’i AB’nin İslamı bölmek, yüzde 76’sı Türkiye’yi bölmek, yüzde 82’si Hıristiyanlığı yaymak istediğini düşünüyor.
Ama halkın çoğunluğu (yüzde 57) AB’ye tam üyelik istiyor.
Haberini dikkatle okuduğum araştırmadan çıkarılması gereken sonuçları bilim insanları tartışacak, bir karara varacaklar, ama ondan önce benim kafamda şu soru oluştu:
- Bu toplum ne istediğini biliyor mu?
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
SelimIII
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 30 Aoû 2007
Messages: 2321
Localisation: Paris

MessagePosté le: 03 Aoû 2009 17:06    Sujet du message: Répondre en citant

Fatih Altaylı
Türbanlıyla evlenir türbansızla aldatırlar

12.07.2009 07:55
"TÜRBANLI kızlarla kim evlenecek?" şeklindeki aptalca ve manasız sorunun ortaya atılması, tartışma sıkıntısı çeken memleketimizde yeni bir tartışmayı ateşledi.
Tartışmanın başlama nedeni, iki Adalet ve Kalkınma Partili önemli ismin, Arınç ve Topbaş'ın oğullarının, başı açık kızlarla evlilik hazırlığında olması.
Bu durumu, Türkiye'nin bu konuda aslında pek de sorunu olmadığına yorup rahatlamak yerine, buradan yeni bir sorun üretmeye çalışmak iyi niyetli bir yaklaşım değil.
İktidarın da tavrıyla yüzde 70'i türban takar hale gelen kadınlarımızın ve kızlarımızın eş bulma sıkıntısı çekeceğini zannetmiyorum.
Hele hele muhafazakâr kesimin bir bölümünün "çokeşliliğe" karşı olmadığı göz önüne alınırsa bu sıkıntı en aza inecektir.
Bana göre sorulması gereken soru, "Türbanlı kızlarla kim evlenecek?" değil, "Türbanlı kızlarla evlenen adamlar, neden hep türbansız sevgililer buluyorlar?" olmalıdır.
Muhafazakârlığı ile bilinen bazı siyasetçilerimizin, hat,ta eski bakanlarımızın türbansız sevgililerinden çocuk bile yaptıkları Ankara'da az konuşulmadı mı?
Tanıdığım bir esnaf vardı.
Ciddi radikal İslamcı. Hani her an El Kaide'ye katılabilecek türden.
Evli barklı adamdı. Çarşaflı bir hanımı vardı
Ama sürekli Rus kadınlarla dolaşırdı. Her gece bir Rus'la ilişkiye girmeden eve gitmezdi.
"Din, Allah, kitaptan başka lafın yok. Ama sürekli Rus kadın peşindesin. Bu mu Müslümanlık" dediğimde, "Abi bu benim zaafım. Başka her şeyde nefsime hâkimim. Ama burada olamıyorum. Allah benim bu kusurumu affedecektir" demişti.
İddia edilenin aksine, türbanlı kızların evde kalma korkusu falan yok.
Varsa varsa kocalarının kendilerim türbansız kadınlarla aldatma korkusu var.
Bu arada haber merkezimiz, İslami yaşam tarzını benimseyen ve İslami yaşam tarzını benimsemeyen, yani iki farklı mahallenin bildik isimleriyle bir anket yaptı.
Her iki mahallenin sakinlerine de "Karşı mahalleden birisiyle evlenir misiniz?" sorusu soruldu.
İslami mahallenin sakinleri genelde "Evlenmeyiz" dediler.
Diğer mahallede ise bence hafif bir riyakârlıkla "Duruma bağlı" yanıtını verenler var.
Ben de bu soruyu kendime bir kez daha sordum.
Ben karşı mahalleden biriyle ya da daha somut anlatımıyla türbanlı bir kadınla evlenmem. Çünkü bana göre uzun süreli bir beraberliğin temelinde ortak kültüre sahip olmak yatıyor.
Bu hem ekonomik, hem sosyal, hem de eğitim açısından ortak bir kültür olmalı.
"Liberallik ve özgür düşünceli" görünme adına bazı şeyleri zorlamanın âlemi yok.
En azından benim için. Bırakın evlenmeyi, yarın eşim din ağırlıklı bir yaşam tarzına geçmeve karar verirse ilişkimizin yürüyebileceğini hiç zannetmiyorum.
Aynı durum onun açısından da geçerli.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Ateşle oynayan, elinin yanmasına şaşırmadığı zaman.
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
murat_erpuyan
Admin
Admin


Inscrit le: 30 Jan 2006
Messages: 7715
Localisation: Nancy / France

MessagePosté le: 28 Aoû 2009 0:32    Sujet du message: Répondre en citant

Bir iftar yemegidir gidiyor... Her durumda iftar. Rasmussen gelir iftar yemegine katilir, bilmem ne vakfi iftar yemegi verir manken hanim iftar yemegi ile alakasiz bir kiyafetle gelir.
Boylesine gosteris için iftar yemegi yapilir mi diye de kimse sormaz, ramazan ya iftar yemegi olacak...

Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
cengiz-han
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 12 Jan 2008
Messages: 10536
Localisation: Paris

MessagePosté le: 27 Sep 2010 22:14    Sujet du message: Répondre en citant

Erpuyan geçen senenin iftar yemeklerinde kalmis. 2010 iftarlarina ne demeli... Neyse, ben pes ettim ya .. Ama Mumtaz hocanin bu yazisini da paylasmadan edemedim.

Cumhuriyet 27.09.2010

MÜMTAZ SOYSAL

Kopya

BATI’DAKİ, özellikle Kuzey Avrupa ve İngiliz-Amerikan âlemindeki üniversitelerin kurallarına göre, en büyük ayıp ve suç kopyacılıktır. O kadar ki, bazı üniversitelerde yazılı sınavlara katılanlardan kâğıtların baş kısmına, kendi elyazılarıyla, kopya çekmediklerini neredeyse bir namus sözü verircesine yazmaları istenir. Kopya çekerken yakalanana yahut kopya çektiği kesinlikle belirlenene verilen en hafif ceza üniversiteden kovulmaktır.

Bizim okul ve öğrenci kültürümüzde, nedense böylesine dramatik bir ceremesi yoktur kopyacılığın. Hele ortaöğretim düzeyinde yakalanmadan kopya çekebilmek bir çeşit büyük beceri sayılır ve bu beceriyle övünen öğrenci çoktur. Yatılı okulların sınava hazırlık günlerinde başarılı olabilecek kopya yöntemlerinin geliştirilmesine ayrılan vaktin doğru dürüst ders çalışmaya ayrılandan daha fazla olması hiç şaşırtıcı sayılmaz. Hatta, ceplerde saklanıp sınav sırasında avuç içinden okunacak fizik formüllerinin bir tür “ders çalışma ve öğrenme egzersizi” olduğunu söyleyenler bile olur.

Böyle olunca, lise öğrenciliği düzeyinde biraz eğlence konusu sayılan kopyacılığın şu sıralar devlette görev almak için sınava giren koskoca kişilere sıçramış olmasında olağanüstü bir gariplik görmek zor oluyor. Şaşırtıcı olan, kopyacılığın böylesine üstün elektronik teknoloji kullanabilmiş ve kopyacı sayısının bu ölçüde artmış olmasıdır.

Ama olayın her şeyden daha çok asıl şaşkınlık veren ve düşündüren yanı, çağdaş kopyacılıktaki başrolü, büyük, “ulvî, hatta kutsal iddialarla ortaya çıkan bir tarikata mensup olanların” oynamış olmasıdır..

Oysa, sınavlarda kopyacılığın bir çeşit emek hırsızlığı olduğu, hele yarışmalı durumlarda başkalarının hakkını ve sırasını çalmak anlamına geldiğini ilkokul sıralarından başlayarak öğrencilere öğretmiyor muyuz?

O halde, dindar geçinen o insanların suç olmaktan da öteye düpedüz “günah” sayılan bir fiili işlemiş olması, mürailiğin dikâlâsı değil midir?

Açıkça belli ki, 2000 yılında “Cumhuriyetin niteliklerini değiştirmek için fazla acele edip hata işlemeyin; önünüzde daha 10 yılınız var” diyen Pennsylvania’daki hocayı dinlemiş olanlar, bu yılın sonuna kadar ancak birkaç aylarının kaldığını düşünüp ellerini çabuk tutarak günah işlemeyi bile göze almışlardır.
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
martin_eden
Spammer
Spammer


Inscrit le: 18 Jan 2009
Messages: 366
Localisation: Istanbul/Turquie

MessagePosté le: 04 Oct 2010 22:31    Sujet du message: Répondre en citant

Öğrencilik hayatı boyunca bir kere bile kopya çekmeyen biri var mı acaba? Var diyen yalan söylüyor. Kopya çekmeden öğrenciliğin zevki mi olur.

Tabi şimdiki kopyalar çete işi, gerçekten kabul edilemez.

Sayın Cengiz-Han, cüretimi bağışlayın, bir kopya hikayenizi bekliyorum. Saygılar.
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
cengiz-han
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 12 Jan 2008
Messages: 10536
Localisation: Paris

MessagePosté le: 14 Oct 2010 12:18    Sujet du message: Répondre en citant

Doktor, ben GSL'yim, gerçi ben "inek"tim pek kopya çekmezdim ama biz de kopya hikayeleri meshurdur.
Benim donemde saçlar uzundu kulaklikla telsizden kopya verilirken, polisler bu fransizca dikte edilen anlamadiklari seyleri yakalayinca liseye dolusmuslardi...
Smile

Tabii burada sorun olan makbul olmayanin iyi kabul edilmesi, yerilmemesi, begeni gormesi... Bravo herife, kopya çekmis sinifini geçmis denilmesi...
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
cengiz-han
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 12 Jan 2008
Messages: 10536
Localisation: Paris

MessagePosté le: 26 Juil 2011 10:21    Sujet du message: Répondre en citant

3 sene once ben baslatmisim bu topigi... Devam edeyim bir senelik aradan sonra...


Zitliklar ulkesi Turkiye'den bir tablo. Iki de bir Mevlana deyip duranlarin ulkesinde hosgorusuzluk almis basini gidiyor. Ama halk mutlu !!!!!!!!

Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
cengiz-han
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 12 Jan 2008
Messages: 10536
Localisation: Paris

MessagePosté le: 26 Juil 2011 10:25    Sujet du message: Répondre en citant

Yukarida sozu edilen arastirmanin tamami için bilgi almak isteyenlere :
http://bit.ly/n8mNTz
http://www.bahcesehir.edu.tr/habergoster/index/hid/664
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
Montrer les messages depuis:   
Poster un nouveau sujet   Répondre au sujet    Forums d'A TA TURQUIE Index du Forum » Forum en langue turque Toutes les heures sont au format GMT + 2 Heures
Aller à la page 1, 2  Suivante
Page 1 sur 2

 
Sauter vers:  
Vous ne pouvez pas poster de nouveaux sujets dans ce forum
Vous ne pouvez pas répondre aux sujets dans ce forum
Vous ne pouvez pas éditer vos messages dans ce forum
Vous ne pouvez pas supprimer vos messages dans ce forum
Vous ne pouvez pas voter dans les sondages de ce forum


Powered by phpBB v2 © 2001, 2005 phpBB Group ¦ Theme: subSilver++
Traduction par : phpBB-fr.com
Adaptation pour NPDS par arnodu59 v 2.0r1

Tous les Logos et Marques sont déposés, les commentaires sont sous la responsabilités de ceux qui les ont postés dans le forum.