49 visiteur(s) et 0 membre(s) en ligne.
  Créer un compte Utilisateur

  Utilisateurs

Bonjour, Anonyme
Pseudo :
Mot de Passe:
PerduInscription

Membre(s):
Aujourd'hui : 0
Hier : 0
Total : 2151

Actuellement :
Visiteur(s) : 49
Membre(s) : 0
Total :49

Administration


  Derniers Visiteurs

duygu : 03h35:40
Georges : 05h50:34
murat_erpuyan : 11h23:13
cengiz-han : 1 jour, 04h16:39
Philippe : 1 jour, 12h44:12


  Nétiquette du forum

Les commentaires sont sous la responsabilité de ceux qui les ont postés dans le forum. Tout propos diffamatoires et injurieux ne sera toléré dans ces forums.


Forums d'A TA TURQUIE :: Voir le sujet - Türkiye'deki Suriyeliler ve Yabanci Dusmanligi
Forums d'A TA TURQUIE Index du Forum Forums d'A TA TURQUIE
Pour un échange interculturel
 
 FAQFAQ   RechercherRechercher   Liste des MembresListe des Membres   Groupes d'utilisateursGroupes d'utilisateurs    

Türkiye'deki Suriyeliler ve Yabanci Dusmanligi

 
Poster un nouveau sujet   Répondre au sujet    Forums d'A TA TURQUIE Index du Forum » Forum en langue turque
Voir le sujet précédent :: Voir le sujet suivant  
Auteur Message
murat_erpuyan
Admin
Admin


Inscrit le: 30 Jan 2006
Messages: 8115
Localisation: Nancy / France

MessagePosté le: 28 Juil 2019 0:59    Sujet du message: Türkiye'deki Suriyeliler ve Yabanci Dusmanligi Répondre en citant

Avrupa'daki Turkiye kokenlilerin yabanci dusmanligina maruz kalmalarindan sonra Turkiye'deki Suriyeliler de yabanci dusmanliginin ortaya çikmasina yol açti. Bu konuda muhalefet de çekingen, sol da...

Asagidaki yazi okudugum en iyi makalelerden biri, ol nedenle paylasmakta yarar gordum.




<
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
murat_erpuyan
Admin
Admin


Inscrit le: 30 Jan 2006
Messages: 8115
Localisation: Nancy / France

MessagePosté le: 28 Juil 2019 1:02    Sujet du message: Répondre en citant

Citation:

“Yabancı düşmanlığı” tehlikesi
Deniz Zeyrek
Sözcü, 24 Temmuz 2019


İstanbul Valiliği'nin, İstanbul'da yaşayan Suriyelilere “20 Ağustos'a kadar kayıtlı olduğunuz illere dönün” çağrısı yaptığına dair haberin bildirimi telefonuma düştüğü sıralarda, bir simit ve üçgen peynir almaya çalışıyordum.
Özellikle “çalışıyordum” diyorum, çünkü mekandaki o güler yüzlü tezgahtar gençle iletişim kurmakta, O'na derdimi anlatmakta zorlanıyordum. Biraz dikkatli dinleyince Arap olduğunu anladım.

Mekanın, Ankara'daki Göç İdaresi İl Müdürlüğü'ne çok yakın olması belli ki işletme sahiplerini Arapça bilen birilerini çalıştırmaya yönlendirmişti.
Simidi alıp Kuğulu Park'ın karşısındaki sokakta ilerleyince, Göç İdaresi İl Müdürlüğü'nün önündeki büyük kalabalığın arasından geçtim. Adeta Birleşmiş Milletler kampüsü gibi, her milletten insan vardı.

Haliyle o sokaktaki dükkanların tabelaları değişmiş, biyometrik fotoğraf, vize desteği, seyahat sigortası, fotokopi hizmetleri veren dükkanlarda Arapça ve Farsça hakim olmuştu.

Binanın içindeki kalabalığın dışarıdakinden fazla olduğunu görünce, hem göçmenleri, hem onların işleriyle meşgul memurları kastederek gayri ihtiyari “Allah yardımcıları olsun” dedim.

Göçmen penceresinden bakınca, “insanın yerinden yurdundan uzaklaşmak zorunda kalmasından, yaban ellerde hayata tutunmaya çalışmasından daha zor ne olabilirdi ki?” diyorum. O nedenle de göçmenlerin temel insan haklarına ve bu konudaki evrensel hukuk kurallarına saygı duyulması gerektiğine inanıyorum.

Ancak, biliyorum ki bir de madalyonun öteki yüzü var.

Başlangıçta ekmeğini, pirincini, nohudunu, aldığı sağlık ve eğitim hizmetlerini göçmenlerle paylaşmaya itiraz etmeyen Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, sayı arttıkça, süre uzadıkça duruma itiraz etmeye başladılar.

Paylaşılan ekmeğin, pirincin, nohudun miktarı azalıp, maliyeti arttı.
Vatandaşlara sunulan sağlık ve eğitim hizmetlerinden memnuniyet azaldıkça, Suriyelilerin bu hizmetlere kolayca erişimi göze batmaya başladı.
Göçmenlerin karıştığı asayiş olaylarıyla ilgili farkındalıklar da zirve yaptı. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları arasındaki suç oranı, göçmen nüfustaki suç oranının iki katı olduğu halde göçmenlerin karıştığı olaylara büyüteçle bakılır oldu.

İnsan bu gerçeklerle yüzleşince göçmenlere de vatandaşlara da hak veriyor.
Ancak, yine de vatandaşların hoşgörüsünün her geçen gün biraz daha azaldığı gerçeğini değiştiremiyor.

İnternet çağında, dünyada boy gösteren, yayılan birçok olumsuz akım, Türkiye'ye de sirayet edebiliyor. Ne yazık ki “Yabancı düşmanlığı” da bu akımlardan biri olarak karşımızda duruyor.

Biraz önce sıraladığım gerekçeleri hesaba katarsak, “yabancı düşmanlığı bizim kültürümüze uymaz” diyerek işin içinden çıkmaya çalışmak kolaycılık olur.

Bunun yerine bu tür akımları sınırından içeri sokmamak için akılcı, stratejik bir göç politikası oluşturmak gerekir.

Geçen haftaki görüşmemizde dikkatimi çekti: İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, son zamanlarda göç konusuna yoğunlaşmış.

Biraz geç kalındığını düşünmekle birlikte, başarılı olmasını ve milli bir mutabakatla, şeffaf, geniş katılımlı bir stratejiye öncülük edebilmesini umuyorum.

Aksi halde palyatif önlemler, sorunu ortadan kaldırmaz, sadece erteler, hatta büyütür.

(...)


<
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
Invité






MessagePosté le: 28 Juil 2019 1:07    Sujet du message: Répondre en citant

Citation:



Saldım çayıra Mevlam kayıra!

Ali Sirmen - Cumhuriyet, 26 Temmuz 2019




Biz onları öyle adlandırsak da, Türkiye’nin 1951 Cenevre Sözleşmesi’ne koyduğu şerh yüzünden, aslında göçmen bile değiller. Resmi konumları “Geçici Koruma Statüsü”. Kökenleri Suriye, sayıları 4 milyonu buluyor, toplam ülke nüfusuna oranları şu anda yüzde 5’e ulaşmış durumda. Bunların her biri için kişi başına 2 bin 500, olmak üzere toplam 35 milyar dolar harcanmış durumda.

Olay Türkiye gibi bir ülkenin altından kalkabileceği boyutları aşmış durumda.
Aslında büyük göç alan ülkelerden biri olan Türkiye’de başka yabancılar da var, ama iç savaş dolayısıyla Suriye’den gelen sığınmacılar ile, “Suriyeliler” diğer bütün sığınmacıları gölgede bırakan devasa bir sorun haline gelmiş durumdalar.
Olay 2011’deki Suriye iç savaşıyla başladı. İçeride milleti ümmetleştirme çabasında olan, içinde bulunduğu bölgeye İhvan gözlüğüyle yaklaşan aymaz AKP, komşu Suriye’deki iç savaş yangınına körükle koştu; istikrarsızlığı artırmak üzere açık sınır politikasıyla sınırları teröristler ve silah da dahil olmak üzere herkesin gelip geçeceği bir kevgire dönüştürünce, Suriye’den yoğun göç akmaya başladı. İktidar, başlangıçta “geçici koruma statüsü” deyiminden de kolayca anlaşılabileceği gibi, olayın ciddiyetini ve sığınmacıların kalıcı olacağını anlamadı.

Bu arada göçenler arttıkça arttı. Suriyeli sığınmacılar başta, 560 bini İstanbul, 440 bini Hatay, 452 bini Şanlıurfa, 427 bini de Gaziantep olmak üzere her yere yayıldı.

***

Sınır bölgelerinde Suriyeli nüfusu Gaziantep’te yüzde 21, Şanlıurfa’da yüzde 22, Hatay’da yüzde 27, Kilis’te yüzde 82 oranına erişti. Büyük kentlerin varoşlarında Suriyeli gettoları oluştu. İstanbul’da Bağcılar, Sultangazi ve Esenyurt; Ankara’da Çinçin, Siteler, Önder ve Barajlar mahallelerinde Suriyeli gettolarının önde gelen örnekleri oldu. Ankara’da Barajlar ve Önder mahalleleri “Küçük Halep” olarak anılmaya başlandı.

AKP, bunların zamanla yurtlarına döneceklerini ileri sürdü, Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı operasyonları vesileleriyle yurtlarına dönen Suriyeliler masalları anlatıldı. Oysa şimdiye dek ülkesine dönen Suriyeli sayısı topu topu 313 bindir. Bu rakamın bu süre içinde Türkiye’de doğmuş olan Suriyeli çocuk sayısından (460 bin) daha az olduğunu belirtmek gerek.

Durumda önemli değişiklikler olmadığı, Suriye’de koşulların köklü bir biçimde düzelmediği, bu ülkede kalıcı barışın kurulamadığı ortamda, yani bugünkü durumun sürmesi halinde, 4 milyon Suriyelinin büyük bölümü kalıcıdır. Hatta İdlib gibi kimi bölgelerdeki olası gelişmelerin yeni göç dalgaları yaratması ihtimali de vardır.

AKP iktidarı aymaz Suriye politikasıyla, komşudaki istikrarsızlığı, artırdığı için durumun baş sorumlusudur.

***

AKP’nin, aymaz Suriye politikasının ürünü olan Suriyeli sığınmacılar sorunundaki politikası ise tam anlamıyla “saldım çayıra Mevlam kayıra” türündendir. Yani başka bir deyişle, bu konularda kendi içinde uyumlu ve tutarlı bir politika bulunmamakta, doğan ekonomik politik, sosyal ve sağlık sorunları karşısında el yordamıyla oluşturulan günü birlik çözümlerle durum geçiştirilmeye çalışılmaktadır.

İktidarın, başlangıçta, ümmetleştirme politikası ve İhvancı takıntısının itisiyle, Suriyelilere sağladığı kimi avantajlar fazla dikkati çekmezken AKP seçmenindeki olumlu hava kültürel farklılıklar, ucuz Suriyeli el emeği, haksız rekabet duygusu, sağlık hizmetlerinde doğan ek külfetler, eğitim sisteminde baş gösteren sorunlar yüzünden vatandaşın, Suriyeli sığınmacılara karşı tutumu olumsuzlaşmaktadır. Başlangıçta AKP’nin ümmet edebiyatı ile hamasi yaklaşımının etkisinde olan seçmeni içinde dahi Suriyelilere anlayışla bakanlar ile çok olumsuz yaklaşanlar arasındaki denge yarı yarıya çizgisine gelmiştir. Genelde vatandaşın, Suriyelilere yaklaşımı ise yüzde 75 oranında olumsuz veya çok olumsuzdur.

Suriyeli sığınmacılar sorununda ne yapmalı ve de özellikle ne yapmamalı konusu ise salıya...







<
Revenir en haut de page
murat_erpuyan
Admin
Admin


Inscrit le: 30 Jan 2006
Messages: 8115
Localisation: Nancy / France

MessagePosté le: 31 Juil 2019 14:23    Sujet du message: Répondre en citant

Citation:



Ne yapmalı?

Ali Sirmen - Cumhuriyet, 30 Temmuz 2019


“Suriyeliler” konusu, İstanbul Valiliği’nin kentte kaydı olmayanları gönderme kararı üzerine yeniden gündemin başına oturdu.

27 Temmuz’da Saraçhane Parkı’nda bu konuyla igili olarak yapılan ve polisin saldırılara meydan vermemek için Suriyelileri miting alanına sokmadığı protesto gösterisinde göstericilerin ülkücü kesimi “Ne mutlu Türküm diyene!” sloganı atarken, göstericilerin diğer bölümü de “Muhacirler Allah’ın emanetidirler” pankartları taşıyorlardı. Bunlardan da görüleceği üzere, yıllar boyu toplumsal bir yara olarak bağrımızda kalacak bu sorun kamuoyunca yeterince iyi anlaşılamamıştır ve daha tehlikeli boyutlara ulaşması ihtimali de vardır.
Özellikle ekonomik kriz dönemlerinde “mülteci”, “göçmen” ya da “sığınmacı”lar, işsizliğin de artması dolayısıyla toplumda yerli halkın tepkisini çekmeye başlar. Irkçı, faşist, şoven, popülist kuruluşlar için göçmenleri hedef tahtasına yerleştiren popülist politikalar kaçırılmaz birer nimettir.

Ve ne yazık ki, bu kirli hamaset politikası, çoğu zaman ırkçıların oylarını artırır.

***

Türkiye’nin temel sorunlarından biri olan Suriyeliler konusunda ne yapmalı sorusuna yanıt ararken ilk yapılacak iş de önce ne yapmamalıyı saptamaktır.
Yapılmayacak şeylerin başında, ekonominin yapısal bozukluğunun ve de şu anda hüküm sürmekte olan ve uzun süre de etkisi geçmeyecek krizin sonuçlarını Suriyelilerin sırtına yüklemek gelmektedir.

Milleten ümmet yaratma süreci içinde AKP’nin fevkalade yanlış değerlendirmeleriyle, kamuoyunda yaratılan, Suriyeliler kayırılıyor havası son derece tehlikeli sonuçlara gebedir.

Unutmayalım ki, sağlık ve eğitm alanında hizmetlerin kalitesinde meydana gelen düşüşler, yalnız Suriyeliler yüzünden değil, ama aynı zamanda o alandaki yapısal bozukluklardan da kaynaklanmaktadır.

Eğitim, sağlık, sosyal yaşam alanlarında alınacak tedbirleri irdelerken unutmayalım ki bu Suriyeliler buraya keyiflerinden gelmediler ve bu sonucun doğmasında Suriye’yi kaosa sokmakta payı olan Türkiye’nin de sorumluluğu var.

Göçmen sorununu Suriyeliyi hedef tahtasına konmuş düşman haline getirmeden çözmeye çalışırken, bu alanda doğan güçlüklerin aynı zamanda ülkemizin çarpık düzeninden de kaynaklandığını görmezden gelemeyiz.

***

Evet Suriyeli sığınmacılar, Türkiye’nin iç sorunu haline gelmiştir. Ama yine de unutmayalım ki, sorunun doğum yeri Suriye’dir. Çözümünün anahtarı da yine kaçınılmaz olarak Suriye’den geçecektir.

Suriye’de iç savaş ve istikrarsızlığın son bulması, nihai çözümün büyük ölçüde önkoşuludur. Başka bir deyişle, Suriye’de iç savaşın bitmesi ve istikrarın sağlanması Şam’ın olduğu kadar, Ankara’nın da yaşamsal, acil iç sorunudur.
Yapılması gereken, her şeyden önce, Suriye’nin istikrarının ve bütünlüğünün Suriyeliler tarafından sağlanmasının en sağlıklı, en gerçekçi yol olduğunun artık görülmesi ve yeni anayasal düzenin oluşturularak bir an önce normalleşmeye katkıda bulunacak bir politikanın benimsenerek uygulamaya konmasıdır.

Türkiye’nin sorunlarının yabancı unsurların etkisinde kalmadan çözülmesinin yolu, Suriye’nin yaşamsal sorunlarının çözümünün Suriyelilere bırakılmasından geçiyor.

Bir yaşamsal nokta da, Türkiye’de her alanda karşılaşılan saydamlık konusudur.
Cumhurbaşkanı bir konuşmasında Suriyeliler için harcanan miktarın 35 milyar dolara ulaştığını belirtmişti. Bu muazzam bir meblağdır. Bütçe kaynaklarımızdan veya uluslararası kuruluşlardan sağlanacak fonların kullanımında saydamlık şarttır. Sığınmacılar için harcanan her kuruşun hesabı vatandaşa verilmelidir.
Konunun uluslararası boyutuna gelince:

Suriyeli sığınmacılar konusunda kendi olanaklarının ötesinde yük altına girmiş olan ve özveri gösteren Türkiye, Suriyeliler konusunu bir koz ve şantaj unsuru olarak kullanmayacağını ve kullandırılmasına da izin vermeyeceğini dost düşman herkese göstermek zorundadır.







<
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
cengiz-han
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 12 Jan 2008
Messages: 11112
Localisation: Paris

MessagePosté le: 03 Aoû 2019 1:09    Sujet du message: Répondre en citant

Citation:
AKP tabanı Suriyelilerle ilgili ne düşünüyor
Ayşe Baykal


http://bit.ly/2GLxmij




*
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
Montrer les messages depuis:   
Poster un nouveau sujet   Répondre au sujet    Forums d'A TA TURQUIE Index du Forum » Forum en langue turque Toutes les heures sont au format GMT + 2 Heures
Page 1 sur 1

 
Sauter vers:  
Vous ne pouvez pas poster de nouveaux sujets dans ce forum
Vous ne pouvez pas répondre aux sujets dans ce forum
Vous ne pouvez pas éditer vos messages dans ce forum
Vous ne pouvez pas supprimer vos messages dans ce forum
Vous ne pouvez pas voter dans les sondages de ce forum


Powered by phpBB v2 © 2001, 2005 phpBB Group ¦ Theme: subSilver++
Traduction par : phpBB-fr.com
Adaptation pour NPDS par arnodu59 v 2.0r1

Tous les Logos et Marques sont déposés, les commentaires sont sous la responsabilités de ceux qui les ont postés dans le forum.