Les commentaires sont sous la responsabilité de ceux qui les ont postés dans le forum. Tout propos diffamatoires et injurieux ne sera toléré dans ces forums.
Forums d'A TA TURQUIE :: Voir le sujet - Turkiye'de kadin olmak
Forums d'A TA TURQUIE Pour un échange interculturel
KADINLAR NASIL DOGUM YAPACAGINIZA IKTIDAR KARISIR. KARSI GELMEK NE HADDINIZE.
duygu a écrit:
Evet, bu da "iste Tayyipland" dedirtiyor.
Sivasspor’un Fenerbahçe ile oynadığı Süper Lig maçında sahaya “Doğal olan normal doğumdur” yazılı pankartla çıktı.
Seyircinin %90'ninin erkek oldugu bir arenaya ne kadar uygun. üstelik bu bir saglik bakanliginin görüsü.
Demet Avgar tepki vermis :
Demet Evgar Sivasspor’un doğum biçimlerine dair mesaj içeren pankartına tepki gösterdi. Kadınların bedenlerine yönelik dayatmaları eleştiren oyuncu “Sizsiniz normal, biziz anormal. Bu şuursuzluğun peşinden gidene yazıklar olsun” dedi.
Inscrit le: 30 Aoû 2007 Messages: 3178 Localisation: Paris
Posté le: 19 Aoû 2025 21:38 Sujet du message:
Tayyipland'dan Afganistan'a geçise bir iki adim kaldi !
Citation:
“Çıplaklık ve teşhir, özgürlük ya da çağdaşlık kisvesi altında pazarlanmakta; özellikle kadın bedeni metalaştırılarak kapitalist piyasanın cazip bir ürünü haline getirilmektedir. Oysa bir toplumu ayakta tutan en önemli unsurlardan biri mahremiyet ve iffet bilincidir. Mahremiyetin yıkılması, iffet duygusunun tükenmesi, medeniyetin çöküşünü beraberinde getirir. İnsan bedenini örtmek, insanı diğer varlıklardan ayıran en temel değerlerden biri iken, teşhircilik toplumları içten çürütmeye yönelik planlı bir saldırı halini almıştır"
Geçmişte kadınlar ve çocuklar hakkındaki skandal açıklamalarıyla bilinen İHH Konya İl Başkanı ve doktor Hasan Hüseyin Uysal, bu kez bir hastaya "teşhirci" diyerek muayene etmeyi reddettiği videoyla gündeme geldi.
Sosyal medyada paylaşılan videoda, hasta ile Uysal arasındaki tartışma görülüyor. Uysal'a kendisini neden muayene etmediğini soran hasta "Çıplak geleni muayene etmem" dediği duyuluyor.
Hastanın "Siz bu hastanede kimin nasıl giyindiğine nasıl karışırsınız?" demesi üzerine "Hasta seçiyorum. Teşhircileri muayene etmiyorum. Çıkın sizi muayene etmiyorum" dediği duyuluyor.
"Ben giyime karismiyorum, hasta seçiyorum, hasta seçme hakkim var..." diyor.
Doktorun hasta seçme hakki yoktur (Hipokrat yemini, Islam Hukuku, evrensel gelenek). Hasta seçen doktor unvani tasiyamaz, suçtur, doktorluktan men edilmelidir.
Tabii ki bu kustahligi goze alan pislik daha evvel de yaptigi igrenç açiklamalardan yaptirim almadigi için ülkeyi Afganistan'a çevirmek isteyen bir iktidara sirtini dayamanin zirhiyla böyle davraniyor.
B.Üniversitesi kampusunde Hilal Özdemir'in Öldürülmesini Protesto Eden Öğrenciler Gözaltında.
Hem de sabah saatlerinde yaka paça evlerinden alinarak. Suçlari attiklari slogan : Kadınların katili Saray rejimi.
Siyasi nedenlerle hapishanelere atilanlardan dolayi yer kalmayinca sabikali suçlular serbest birakiliyor ve çikar çikmaz da yeniden suç isliyor, insan olureiliyorlar.
Türkiye'de Kadın Olmak: İki Fatma Nur Çelik, Aynı Gün, Aynı Şehir, Aynı Acı
2 Mart 2026 günü İstanbul’da iki kadın aynı isimle (Fatma Nur Çelik / Fatmanur Çelik) hayatlarını kaybetti. Biri öğretmen, diğeri çocuk istismarı mağduru bir anne. İkisi de sistemin korumasız bıraktığı kadınlardı. Tesadüf değil, trajedi.
1. Fatma Nur Çelik (44 yaşında, biyoloji öğretmeni)
Çekmeköy’deki Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde ders veriyordu. 17 yaşındaki eski öğrencisi F.S.B. (psikiyatrik sorunları bilinen, daha önce uzaklaştırma talep edilmiş) sınıfta bıçakladı. Fatma Nur ağır yaralı hastaneye kaldırıldı, kurtarılamadı. İki meslektaşı ve bir öğrenci de yaralandı.
Öğretmenler grev yaptı, Ankara’da eylemler düzenlendi. Cenazesi Konya’da gözyaşları içinde defnedildi. Oğlu tabuta sarılarak veda etti.
Mesaj net: Okullar güvenli değil, öğretmenler korunmuyor, şiddet sıradanlaşıyor.
2. Fatmanur Çelik (yaklaşık 30 yaşında) ve kızı Hifa İkra Şengüler (8 yaşında)
Fatmanur, çocuk yaşta Kuran’a Hizmet Vakfı yöneticisi Ayhan Şengüler tarafından istismar edildiğini, zorla evlendirildiğini söylüyordu. Kızı Hifa’yı da aynı failin yıllarca istismar ettiğini iddia ederek aylardır “adalet nöbeti” tutuyordu. Kamuoyuna seslenmişti: “Başıma bir şey gelirse intihar demeyin, araştırın.”
Aynı gün akşamı Zeytinburnu Kazlıçeşme sahilinde anne ve kızın cansız bedenleri bulundu. Resmi açıklama: intihar (denize atlama). Ama kadın örgütleri, avukatlar ve aktivistler “şüpheli ölüm”, “intihar zorlaması” veya “cinayet” diyor. Son görüntülerde taksiden inip sahile yürüdükleri görülüyor. Cenazede aile ile feministler arasında gerginlik yaşandı, kadınlar tabutları taşıdı.
Fail hâlâ serbest, dava yıllardır sürüyor, sistem mağduru değil faili koruyor gibi görünüyor.Neden aynı isim?
Fatma Nur Çelik Türkiye’de çok yaygın bir isim (özellikle muhafazakâr kesimlerde). “Fatma” peygamberin kızı anısına, “Nur” ışık anlamında, “Çelik” ise en yaygın soyadlardan. Aynı gün aynı şehirde iki ayrı trajedi yaşanması tesadüf, ama sembolik olarak çok şey anlatıyor: Kadınlar her yerde, her meslekte, her yaştan aynı şiddete maruz kalıyor.Bu iki ölüm aynı gün olduysa, tesadüf değil sistemin sonucudur.
Bir yanda okulda bıçaklanan öğretmen, diğer yanda istismara karşı haykıran anne ve çocuğu… İkisi de korunmadı. İkisi de “Fatma Nur” oldu.
2026 Erdoğan Türkiye'si: Kadın cinayetleri rekor kırarken, tarikatlar sorgulanmazken, adalet gecikirken, şiddet normalleşirken, öğretmenler ve anneler ölüyor. Ve isimleri aynı olsa da acıları aynı: Korunamamak.
Dernière édition par duygu le 07 Mar 2026 1:49; édité 1 fois
Fatoş Pınar Türker, IBB davasinda yargilaniyor, siyasi kimligi yok, ust kademe memur... Hiç bir delil olmamasina ragmen ustelik iskence olsun diye çocuklarindan da uzaklastirilarak Istanbul disinda bir cezaevine konuyor iskence olsun diye. Bugun mahkemede savunma yapmis. Dediklerini özeti :
İBB iştiraki Medya A.Ş.'nin Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker, Silivri'de görülen davada yaptığı savunmada hem hakkındaki suçlamaları reddetti hem de gözaltı ve tutukluluk sürecinde yaşadıklarını anlattı.
Yaklaşık 30 yıllık kurumsal kariyere sahip olduğunu belirten Türker, Medya A.Ş.'de profesyonel yönetici olarak görev yaptığını, hiçbir yasa dışı oluşumun içinde bulunmadığını ve kendisine yöneltilen suçlamaları kabul etmediğini söyledi. Ayrıca Medya A.Ş.'nin kamuoyunda iddia edildiği gibi zarara uğratılmadığını savundu.
Savunmasının en dikkat çekici bölümü ise gözaltı sürecine ilişkin anlatımları oldu. Türker, Vatan Emniyet'te insan onurunu zedeleyen uygulamalara maruz kaldığını ileri sürdü. Gözaltı sırasında çıplak aramaya tabi tutulduğunu ve bu olayın kendisinde derin bir travma bıraktığını söyledi. Emniyet makamları ise geçmişte bu yöndeki iddiaları reddetmişti.
Türker ayrıca, tutuklandıktan sonra görüştüğü bir savcının kendisini çocukları üzerinden baskı altına aldığını iddia etti. Bekâr bir anne olduğunu hatırlatarak, çocuklarını bir daha göremeyeceğinin ve devlet korumasına alınabileceklerinin söylendiğini öne sürdü.
Tutuklanmasının ardından İstanbul'dan uzaktaki Düzce Cezaevi'ne sevk edilen Türker, savunmasında ve cezaevinden gönderdiği mesajlarda iki kızından ayrı kalmanın kendisi için tutukluluktan bile daha ağır olduğunu belirtti. Beş aydan uzun süre ailesinden ve çocuklarından uzak kaldığını ifade ederken, bazı CHP yöneticileri de nakil ve koğuş koşullarını eleştirerek ilk günlerde yerde yatmak zorunda bırakıldığını ileri sürdüler.
Toutes les heures sont au format GMT + 2 Heures Aller à la page Précédente1, 2, 3 ... 18, 19, 20
Page 20 sur 20
Vous ne pouvez pas poster de nouveaux sujets dans ce forum Vous ne pouvez pas répondre aux sujets dans ce forum Vous ne pouvez pas éditer vos messages dans ce forum Vous ne pouvez pas supprimer vos messages dans ce forum Vous ne pouvez pas voter dans les sondages de ce forum