Les commentaires sont sous la responsabilité de ceux qui les ont postés dans le forum. Tout propos diffamatoires et injurieux ne sera toléré dans ces forums.
Forums d'A TA TURQUIE :: Voir le sujet - Tayyipland'dan...
Forums d'A TA TURQUIE Pour un échange interculturel
Inscrit le: 30 Jan 2006 Messages: 12373 Localisation: Nancy / France
Posté le: 02 Mai 2025 1:25 Sujet du message:
Citation:
Bakalım cumhurbaşkanlığı hevesi yolunda daha kaç CHP’li telef olup gidecek.
Erdoğan cümlesinde bu kelimeyi kullanmakla, otoritesine karşı çıkan ya da iktidarına talip olan herkesi saf dışı bırakma niyetini itiraf etmiş olmuyor mu?
Inscrit le: 30 Jan 2006 Messages: 12373 Localisation: Nancy / France
Posté le: 05 Mai 2025 23:03 Sujet du message:
iste belgesi :
Ne demisti 2022'nin Mart ayinda :
Citation:
« Efendim işte doktorlar az para aldıkları için ayrılıyorlar. Sordum, en az alan ne alıyordur ? 8 bin-9 bin. En yüksek alan ne alıyordur ? İşte 25 bin civarında alıyordur. Bakın açık konuşuyorum. Varsın gidiyorlarsa gitsinler. Bizler de üniversiteleri yeni bitiren doktorlarımızı buralarda istihdam ederiz, bunlarla beraber bu yola devam ederiz. »
Biliyorum eski imtiyazlı statülerini kaybedenler, yine itiraz edecek. Ama kim ne derse desin Türkiye, bugün 2002 öncesine göre daha özgür, daha zengin, daha mümbit, hiç tartışmasız çok daha serbest bir medya ekosistemine sahiptir.
Inscrit le: 30 Jan 2006 Messages: 12373 Localisation: Nancy / France
Posté le: 08 Mai 2025 1:05 Sujet du message:
Erdogan iktidari hep algi yaratmakla yarisiyor. 2002'den once yokluklar ülkesinde traktör yoktu, tv yoktu, elektrik yoktu...
Bir yeni algi operasyonu da Trabzon Belediye Baskan'indan gelmis. AKP'li Metin Genç buyurmus.
Citation:
"Türkiye hesap edilmeksizin bu coğrafyada artık kararlar alınmıyor.
20 yıl önce pasaportumuz geçmiyordu."
Yalan desem ayip mi olur, cahil desem nasil Trabzon gibi bir yerin Belediye Baskani olur.
Bu satirlarin yazari ben ilk kez lise ögrencisiyken 1973 Fransa'ya Türk pasaportumla gelmistim. Vize filan almaya gerek yoktu. Hatta Türk pasaportu öylesine degerliydi ki Almanya'da Nazilerden kaçan Yahudilere derman oluyordu, Turk pasaportu sayesinde canlarini kurtariyorlardi, kitabi da filmi de var...
Metin efendinin bunlari bilmeyecek kadar cahil olabilecegini dusunemiyorum.
Günümuzde pasaportlari degerlendiren bir site var :
Durun o kadar da kötü degilmis demeyin çunku ayni sirayi paylasan bir çok ülke var (goruldugu uzeri 3. luk sirasini paylasan Danimarka, Finlandiya, Fransa, Almanya, Italya, Ispanya). Bu durumda Türkiye'nin önünde 100 kadar ülke var...
Günümuzde gidecegi ulkeden burs bile kazanan universite ögrencisi Turk vize alamiyor.
Evet Türkiye çografya olarak kaçinilamaz bir ülke ancak Fatih Altayli'nin da soyledigi gibi Osmanli'nin son doneminde sonra Cumhuriyet tarihinin belki de en kötü dönemini yasiyor...
Inscrit le: 30 Jan 2006 Messages: 12373 Localisation: Nancy / France
Posté le: 17 Juin 2025 17:58 Sujet du message:
AKP’nin Gaziosmanpaşa’daki yeni başkanı: Bankamatik memurluğu mahkemece tescilli Eray Karadeniz
CHP’li Belediye Başkanı Hakan Bahçetepe’nin gözaltına alınması ve tutuklanmasının ardından, Gaziosmanpaşa Belediye Meclisi olağanüstü toplanarak AKP’li meclis üyesi Eray Karadeniz’i başkan olarak seçti. Ancak Karadeniz’in geçmişi, görev için ne kadar uygun olduğu konusunda ciddi soru işaretleri barındırıyor. Ve sasiyorum neden baska bir adam koymadilar diye. Insanin gözüne böyle sokulmaz ki!
Bankamatik memurluğu yargı kararıyla sabit
Eray Karadeniz’in en çarpıcı sicili, İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraki olan İSPARK’ta “otopark şefi” olarak görünmesine rağmen fiilen hiç çalışmaması. Bu durum:
2020’de İBB tarafından tespit edilip işine son verildi.
Karadeniz, 2021’de işe dönüş davası açtı.
Mahkeme sürecinde dinlenen tanıkların tamamı, Karadeniz’i hiç görmediklerini, onunla hiç çalışmadıklarını ifade etti:
“Adını şef olarak duymuştum ama yüzünü bile görmedim…”
“9 yıldır aynı yerdeyim, Karadeniz’i ilk kez mahkemede duydum...”
Mahkeme, bu ifadeler ışığında ve mevcut evraklara dayanarak Karadeniz’in iş yerine gitmeden yıllarca maaş aldığını tespit etti ve işe iade talebini reddetti.
Bu karar, Karadeniz’in “bankamatik memur” olduğunu hukuken belgeleyen bağlayıcı bir yargı kararıdır.
FETÖ’yü öven eski paylaşımları ortaya çıktı. Sosyal medya arşivlerinde, “hizmet hareketi”ni olumlayan ifadeleri basına yansıdı.
CHP’ye yönelik darbe imalı suçlamaları yaptığı eski paylaşımları yeniden gündeme geldi.
Sahte denklik iddiası: Karadeniz’in “bilgisayar mühendisliği” diplomasını aldığı üniversite, YÖK tarafından tanınmayan bir “diploma fabrikası” olarak biliniyor.
Dilan ve Engin Polat’ın avukatlığını yaptığı yönünde bilgiler basına yansıdı; adı iddianamede geçti.
Çifte standart nerede başlıyor?
2019’dan önce AKP’li İBB yönetimi, toplam 879 aracı partiye, yakın vakıflara ve hatta savcı Akın Gürlek’e tahsis etti. Gürlek’in kullandığı Opel Insignia marka lüks araç, belediye bütçesinden tüm masrafları karşılanarak 540 gün boyunca hizmetine sunulmuştu.
Bugünse CHP’li bir belediye başkanı, sadece bir aracın kullanımına ilişkin iddia nedeniyle hapse atılıyor.
Bugün “temiz siyaset” ve “yolsuzlukla mücadele” iddiasıyla CHP’li belediye başkanlara operasyon düzenleyen iktidar, mahkeme kararıyla göreve gelmediği kanıtlanmış bir ismi Gaziosmanpaşa’ya başkan yapmaktan çekinmiyor, hem de her an müslümanlıga vurgu yapmasına ragmen...
Inscrit le: 30 Jan 2006 Messages: 12373 Localisation: Nancy / France
Posté le: 17 Juin 2025 18:23 Sujet du message:
AKP’li Belediyelerde Yolsuzluk ve Cem Küçük’ün İtirafı
“Yolsuzluk var mı yok mu, iktidar değişince öğreniriz” diyen iktidar yanlısı gazeteci: Cem Küçük’ün itirafı ve yargının çifte standardı
İktidar medyasının en bilinen isimlerinden biri olan Cem Küçük, katıldığı bir televizyon programında sarf ettiği şu sözlerle büyük tartışma yarattı:
“AKP’li belediyelerde yolsuzluk var mı yok mu, bilemeyiz. Belki yarın bir gün iktidar değişirse, falanca belediyede yolsuzluk çıkacak...”
Bu cümle, Türkiye’de mevcut siyasi ve yargı düzeninin işleyişine dair çarpıcı bir itiraftır. Cem Küçük, adeta “Bugünkü iktidar gitmeden AKP’li belediyelerdeki yolsuzlukların ortaya çıkması mümkün değil” demektedir. Bu, yargının ve denetim mekanizmalarının siyasallaştığını, şeffaflığın ve hesap verebilirliğin tamamen ortadan kalktığını gözler önüne seriyor.
Muhalefet tutuklanıyor, iktidara dokunulmuyor
Bu itirafın arka planında ise ciddi bir çifte standart var. Çünkü son yıllarda özellikle CHP’li belediyelere yönelik sistematik bir baskı ve soruşturma furyası yaşanıyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Gaziosmanpaşa Belediyesi, Avcılar Belediyesi, Büyükçekmece Belediyesi…
Bu belediyelerin başkanları ve yöneticileri, yolsuzluk ve usulsüzlük iddialarıyla tutuklandı veya haklarında davalar açıldı. Ancak bu iddialar ne sağlam delillere ne de bağımsız raporlara dayanıyor, bu konuda kamuya aksettirelent somut bir şey yok.
Ortak nokta: “Gizli tanık” ifadeleri
Bu davaların çoğunda kullanılan temel “delil”, ismi açıklanmayan tanıkların şu tür soyut beyanları:
Ne kamera kaydı var, ne banka dekontu, ne usulsüz bir ihale belgesi. Tüm yargılama gizli tanık ifadelerine ya da savcının istediği yönde ifade vemeye zorlandıkları iddia edilen kişilerin ifadelerine yaslanıyor.
AKP belediyelerinde ne oluyor?
- 2019 öncesi İstanbul Büyükşehir Belediyesi yönetimi, 879 aracı AKP’ye yakın vakıf, dernek ve şahıslara tahsis etti. Bunların 59’u AKP İstanbul İl Başkanlığı tarafından seçim kampanyalarında kullanıldı.
- Aynı dönemde, bugün muhalefet belediyelerini yargılayan savcı Akın Gürlek, İBB tarafından kendisine tahsis edilen Opel Insignia marka lüks aracı 540 gün boyunca kullandı. Tüm masrafları belediye karşıladı.
- Ancak bu olaylara ilişkin hiçbir soruşturma açılmadı, hiçbir savcı devreye girmedi.
Cem Küçük’ün sözleri neyi gösteriyor?
Bu açıklama, Türkiye’deki adalet sisteminin eşitlik ve tarafsızlık ilkelerinden nasıl uzaklaştığını gözler önüne seriyor. Cem Küçük’ün sözleri şu gerçeği doğruluyor:
“AKP iktidarda olduğu sürece, kendi içindeki yolsuzluklar yargıya taşınamaz. Bunları öğrenmek ancak iktidar değişikliğine bağlı.”
Bu açık itiraf, tek parti rejimi altındaki sistematik cezasızlığı, kurumsal denetim mekanizmalarının felç oluşunu ve hukukun yalnızca muhalefeti bastırmak için kullanıldığını belgelemektedir.
Sonuç olarak, Türkiye’de bugün “yolsuzlukla mücadele” adı altında yürütülen kampanyalar, yalnızca siyasi muhalefeti sindirme aracı haline gelmiş durumda. İktidara yakın gazeteciler bile artık bu gerçeği gizleyemiyor.
Cem Küçük’ün bu sözleri, iktidar değişmeden gerçek anlamda adaletin ve şeffaflığın mümkün olmadığını açıkça ortaya koyuyor.
AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın damadı Selçuk Bayraktar’ın yönetim kurulu başkanı olduğu Baykar Teknoloji’nin, İsrail ordusunun silah tedarikçilerinden İtalyan havacılık ve savunma şirketi Leonardo ile anlaşma imzalamıştı. Öğrenci Kolektifleri, bunun üzerine Başakşehir'de bulunan Baykar Teknoloji Merkezi'nin duvarına “Baykar’dan İsrail’e taşınan Filistin’e kan” yazılı pankart asmıştı.
Pankart asan Öğrenci Kolektifleri üyesi iki üniversite öğrencisinin bugün evlerine yapılan polis baskınıyla gözaltına alındığı öğrenildi.
Öğrenci Kolektifleri, gözaltıları şu açıklamayla duyurdu:
"Baykar’ın, İsrail ordusuna silah ve parça satan İtalyan savunma şirketi Leonardo ile kurduğu ortaklığı protesto eden 2 üniversiteli arkadaşımız, Baykar Teknoloji Merkezi önüne “Baykar’dan İsrail’e, Taşınan Filistin’e Kan” yazılı pankart astıkları gerekçesiyle gece yarısı evleri basılarak gözaltına alındı.
“Soykırımın karşısındayız, Filistin halkının yanındayız” diyen Bayraktar, işgal devletine teknik destek ve silah sağlayanlarla el sıkışıp işbirliği yaparak mı soykırımın karşısında oluyor? Asıl soykırımın karşısında olan; işbirlikçileri teşhir eden, sömürgeci işgal devletine tam ambargo uygulanmasını talep eden ve bunun sonucu gözaltına alınan arkadaşlarımızdır.
Filistin halkıyla dayanışmaktan, Filistin meselesini yıllardır iç siyasetlerine yönelik araçsallaştıranları teşhir etmekten vazgeçmeyeceğiz!"
Inscrit le: 12 Jan 2008 Messages: 14206 Localisation: Paris
Posté le: 23 Juin 2025 1:01 Sujet du message:
Erpuyan "où va Erdogan" postunda (10. sayfa) fransizca yazmis ben de IA tercüme ettirdim buraya koymak için?
Haziran 2025’te Türkiye’de Siyasi Baskı Artıyor
Haziran 2025’te iktidar, siyasi muhaliflere, gazetecilere, avukatlara ve genç protestoculara yönelik baskılarını yoğunlaştırdı. Bu gidişatın sembolik hale gelmiş üç davasına dair ayrıntılı bir durum özeti aşağıda sunulmaktadır.
1. Genç protestoculara yönelik kitlesel tutuklamalar
İmamoğlu’na destek gösterileri sırasında, Mart 2025’ten bu yana çoğu üniversite öğrencisi olan 1900 genç gözaltına alındı. Yaklaşık 260’ı hakkında dava açıldı, 1600’den fazlası ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Bu baskıların simgesi haline gelen olaylardan biri, “Diktatör Erdoğan” yazılı bir pankart taşıdığı için gözaltına alınan 22 yaşındaki üniversite öğrencisi Esila Ayık’ın durumudur. Ayık, 4 yıl 8 aya kadar hapis cezasıyla karşı karşıya. Ailesinin aktardığına göre gözaltı koşulları oldukça endişe verici: aşırı kalabalık, hijyen eksikliği ve onur kırıcı muameleler.
Son günlerde Baykar Teknoloji, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın damadı Selçuk Bayraktar’ın yönettiği şirket, İsrail ordusuna da silah sağlayan İtalyan savunma sanayi şirketi Leonardo ile bir anlaşma imzaladı. Buna tepki olarak Öğrenci Kolektifleri üyesi iki öğrenci, Baykar’ın Başakşehir’deki merkezinin duvarına şu sloganı içeren bir pankart astı: “Baykar’dan İsrail’e, Filistin’e taşınan kan”. Aynı gece evleri basıldı ve gözaltına alındılar.
Öğrenci Kolektifleri yaptığı açıklamada, Bayraktar’ı ikiyüzlülükle suçladı: Filistin davasını savunduğunu iddia ederken, İsrail’i silahlandıran şirketlerle işbirliği yapıyor. Gerçek anlamda soykırıma karşı çıkanların gözaltına alınan gençler olduğunu belirttiler. Artan baskıyı kınayarak bu tür eylemlerin ifade özgürlüğü kapsamında olduğunu, suç teşkil etmediğini vurguladılar.
Kaynaklar: Ahval News, Bianet, Le Monde (Haziran 2025), forumumuzdaki Türkçe mesajı: Bendeniz
2. İmamoğlu’nun avukatı Mehmet Pehlivan’ın tutuklanması
19 Haziran 2025’te, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun başsavunmanı Av. Mehmet Pehlivan tutuklandı. Suç örgütüne üyelik ve kara para aklama suçlamaları yöneltilen Pehlivan’ın tutuklanmasının, Cumhuriyet Halk Partisi’ne (CHP) göre, muhalefete baskı amacı taşıdığı ifade edildi. İstanbul Barosu, bu tutuklamanın savunma hakkına yönelik bir saldırı olduğunu bildirdi.
Kaynaklar: Reuters, Cumhuriyet, Deutsche Welle (19–20 Haziran 2025)
3. Gazeteci Fatih Altaylı’nın gözaltına alınması
21 Haziran 2025’te gazeteci ve köşe yazarı Fatih Altaylı, “Cumhurbaşkanına tehdit” gerekçesiyle gözaltına alındı. Gözaltı kararı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başdanışmanı Oktay Saral’ın sosyal medya üzerinden yaptığı “Suyun ısındı Altaylı” paylaşımından sadece birkaç saat sonra geldi. Bu ifade, Türkçede açık bir tehdit ve misilleme uyarısı olarak algılanır.
Etkili ama ılımlı bir medya figürü olan Altaylı, Cumhurbaşkanına yönelik eleştirel bir paylaşımı nedeniyle suçlanıyor. Bu gözaltı, bağımsız basına ve eleştirel seslere yönelik bir sindirme girişimi olarak değerlendiriliyor.
Kaynaklar: T24 (https://t24.com.tr/haber/fatih-altayli-gozaltina-alindi-,1245948), BirGün, BBC Türkçe, Gazete Duvar (Haziran 2025)
Sonuç olarak, Erdoğan iktidarı, muhalefeti kriminalize etme konusunda yeni bir eşiği geçmekten çekinmiyor. Tutuklama dalgaları, avukat ve gazetecilere yönelik baskılar ve genç protestocuların damgalanması, Türkiye’de hukukun üstünlüğü açısından son derece kaygı verici bir tablo çiziyor. Bu nedenle muhalefetin sloganı giderek daha fazla anlam kazanıyor: HAK, HUKUK, ADALET.
Inscrit le: 12 Jan 2008 Messages: 14206 Localisation: Paris
Posté le: 23 Juin 2025 1:16 Sujet du message:
Fatih Altayli'nin tutuklanmasi artik bütün gemilerin yakildigi agzini açanin hapse tikildigi bir ülke yaratildigini gösteriyor. Once elimine edilecek kisi seçiliyor, troller çalisiyor, adam/kadin tutuklaniyor, sonra da kendisine bir suç bulunuyor.
Altayli cumhurbaskanina tehditten hapse atiliyor ve boyle bir suç yok ortada (hakaret var, suikast var ama tehdit yok).
Avukat Deniz Yücel açik açik yazmis.
Citation:
Fatih Altaylı'nın youtube kanalındaki videosunun montajlanarak, suç işlemiş gibi gösterilemesini, hukuk içinde açıklamak mümkün değildir.
Yapılan şudur:
Hedef belirle,
Kılıf bul,
Suç uydur,
Tutukla....
Muhalif olan herkesin susturulmaya çalışıldığı darbe dönemlerine rahmet okutacak bu sürecin sebebi olanlar demokrasinin yüz karasıdır.
Sırf iktidarı rahatsız ettiği için, yasalarımızda suç olarak tanımlanmayan eylemler ve söylemler nedeniyle gazetecileri, hukukçuları, siyasileri, muhalif düşünceyi temsil eden ve savunan kişileri tutuklamak, bu kişilere hukuk düzeninde yeri olmayan yaptırımlar uygulamak hukuk devletinin yok edilmesi anlamına gelir.
Ceza hukukun temel ilkelerinden biri “Kıyas yasağı” dır. Yasada suç olarak tanımlanmayan bir eylem, kıyas yoluyla yasada suç olarak tanımlanan bir eyleme benzetilerek suç sayılamaz, suç oluşturulamaz, yaptırıma tabi tutulamaz.
Hukuk devletinin bu şekilde bilinçli ve kasıtlı bir şekilde yok edilmesi, bu eylemlerin muhataplarının da yarın öbür gün “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçunu işledikleri iddiasıyla muhatap olmalarına neden olabilir.
Hukukta yeri olmayan bu tarz keyfi uygulamalara derhal son verilmelidir.
Erdogan iktidari bir diktatorluk degil mi ? Bakiniz bir parkta 40 kadar insan toplanmis bir konusmaciyi dinliyor. Polis gelip ablukaya aliyor, dagilin diyor. Niye 40 kadar insanin birisini parkta dinlemesi neden suç.
Bunu Cin'de, Rusya'da veya Iran'da gorsek ne deriz.
Vous ne pouvez pas poster de nouveaux sujets dans ce forum Vous ne pouvez pas répondre aux sujets dans ce forum Vous ne pouvez pas éditer vos messages dans ce forum Vous ne pouvez pas supprimer vos messages dans ce forum Vous ne pouvez pas voter dans les sondages de ce forum