26 visiteur(s) et 0 membre(s) en ligne.
  Créer un compte Utilisateur

  Utilisateurs

Bonjour, Anonyme
Pseudo :
Mot de Passe:
PerduInscription

Membre(s):
Aujourd'hui : 0
Hier : 0
Total : 2126

Actuellement :
Visiteur(s) : 26
Membre(s) : 0
Total :26

Administration


  Derniers Visiteurs

duygu : 01h03:02
SelimIII : 02h10:04
laroserouge : 05h43:15
Philippe : 1 jour, 10h36:44
lalem : 1 jour, 11h59:06


  Nétiquette du forum

Les commentaires sont sous la responsabilité de ceux qui les ont postés dans le forum. Tout propos diffamatoires et injurieux ne sera toléré dans ces forums.


Forums d'A TA TURQUIE :: Voir le sujet - Tayyipland'dan...
Forums d'A TA TURQUIE Index du Forum Forums d'A TA TURQUIE
Pour un échange interculturel
 
 FAQFAQ   RechercherRechercher   Liste des MembresListe des Membres   Groupes d'utilisateursGroupes d'utilisateurs    

Tayyipland'dan...
Aller à la page Précédente  1, 2
 
Poster un nouveau sujet   Répondre au sujet    Forums d'A TA TURQUIE Index du Forum » Forum en langue turque
Voir le sujet précédent :: Voir le sujet suivant  
Auteur Message
cengiz-han
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 12 Jan 2008
Messages: 10538
Localisation: Paris

MessagePosté le: 19 Oct 2018 18:23    Sujet du message: Répondre en citant


https://www.sozcu.com.tr/2018/yazarlar/yilmaz-ozdil/koltuklarim-kabardi-2653684/

Koltuk her şeyi anlatıyor.
Sehpa da.
Biz niye bu haldeyiz…
Onlar niye Almanya.
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
murat_erpuyan
Admin
Admin


Inscrit le: 30 Jan 2006
Messages: 7715
Localisation: Nancy / France

MessagePosté le: 27 Oct 2018 1:26    Sujet du message: Répondre en citant

Citation:



Ümmet geldi cihane, ant bahane

Ali Sirmen - Cumhuriyet, 26 Ekim 2018



Laik Cumhuriyet’in tüm ilkelerini, kavramlarını, kurumlarını, uygulamalarını kötülemek, onları karalamak, AKP’nin değişmez politikası olduğundan, öğrenci andı tartışmasını da yadırgamadım.Öğrenci andını hedefe koymanın nedeninin genel Cumhuriyet ve ulus devlet karşıtlığının bir parçası olduğunu belirtmeye gerek bile yok.

Ulus ve ulus devlet kavramlarının insanlığın gelişme evrelerinden biri olmasına karşın, bunlara dikkatli yaklaşmanın gerekli olduğunu da belirtmek gerek.

“Ulus”un, ırk ve din gibi objektif ölçütlere dayandığı, objektivist tanımının öne çıkarıldığı gelişmemiş toplumlarda, kendi ulusunu herkesten yüksekte gören ırkçı tutkuların dürtüsüyle egemen olan şovenizmin yolu sonunda faşizme kadar uzanır.

Bir de, varsayılan bir ortak geçmişten hareketle, aynı ortak geçmişi paylaşan, ortak bir gelecek projesi etrafında toplanmış, ırk ve din gibi objektif öğeleri reddeden, birlikte yaşama iradesinin ürünü olan sübjektivist ulus kavramı vardır ki, bireylerin iradi katılımı esasına dayandığı için aynı zamanda da demokratiktir. İşte Cumhuriyet’in ulus ve ulus devlet kavramı da budur ve o her türlü ırkçı mülahazayı reddeder, karşısında yer alır.

Öğrenci Andı’nı irdelerken, bu gerçekleri göz önünde bulundurmazsak, gereksiz ve saçma tartışmalar sarmalına düşeriz.

***

İlkokuldan başlayarak yatılı okuduğum Galatarasay Lisesi’nin ilkokulundada, Öğrenci Andı’nı okumadık. Ama bu okulun temelleri Tevfik Fikret’lere, Çanakkale şehitlerine kadar uzanan, fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür yurteseverlik geleneğini hiçbir zaman gölgelemedi.

Öğrenci Andı’nın gündeme getirilmesi ulus karşıtı, ümmetçilerin, Cumhuriyet düşmanlıklarının bir sonucu olmasaydı, burada, şu şekli konunun üzerinde duracak da değildim. Ama ne yazık ki, şahlanmış laik Cumhuriyet düşmanlığı Öğrenci Andı’nı da tartışma gündeminin başına gelip oturttu.

Olayı münferiden ele almak yerine, bütün içindeki yerine yerleştirip değerlendirdiğimizde, andın karşıtlarının ulus kavramının karşıtı ümmetçiler olduğu açıklıkla görülür ve bu tartışma gereksiz yere uzatılmaz.
Nitekim, Milli Eğitim Bakanlığı da 2010 -11 yılında Öğrenci Andı’nın ırkçılık içermediği konusundaki görüşünü açıklamıştı. Danıştay’ın ilgili dairesinin, şimdi tartışılan kararı da bu doğrultudadır.

Ne var ki, öğrenci andı sorunu, Danıştay’ın son kararı doğrultusunda değil, tam aksi yönde bir çözüme vardırılarak, sakıncalı ilan edilecektir.
Çünkü Cumhurbaşkanı Erdoğan öğrenci andı kararını veren Danıştay’ın üyelerini Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda toplayarak, görüşlerini açıklamış, noktayı koymuştur.

Toplantının uzun uzun ayrıntısına girmeden özetle söylenebilecek olan şudur:
-Reis, Danıştay’ın kurumun tarihi geçmişinin başlangıcında olduğu gibi, bir danışma organı olmasını, Öğrenci Andı konusuna karışarak çizmeyi aşmamasını arzulamaktadır.

Sonra yazmadı demeyin! Toplantıda bütün üyelere kafalarına vururcasına bir açıklıkla izah edilmiş olan bu görüşlerin gereği yapılacak, Danıştay Daireler Kurulu’nun kararında, hem Öğrenci Andı sorunu Saray’ın istediği doğrultuda bir sonuca bağlanacak, hem de Danıştay’ın sadece bir danışma kurulu olması, idarenin tasarrufları üzerindeki denetleme işlevine artık son verilmesi yolundaki bir süredir yürürlükte olan uygalama resmen bir kez daha onaylanıp ilan edilmiş olacaktır.

Böyle bir değişikliğin, anayasal bir düzenlemeyi zorunlu kılması da söz konusu olmayacaktır.

Çünkü, Türkiye’de yürürlükteki rejimde, halkın oyuyla gelmiş olan Cumhurbaşkanlığı makamının iradesine karşı koyması düşünülebilecek, onu denetleyecek hiçbir kurum düşünülemez.
İşin özü şudur:

-Reis Öğrenci Andı’nı istememektedir. Andın ırkçılıkla ilgisi olmamasının bir önemi yoktur. Son toplantıda gerekli mesajı almış olan Danıştay gereğini yerine getirecektir.

-Evet ümmet geldi cihane, Öğrenci Andı bahane!


Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
duygu
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 23 Sep 2008
Messages: 3811

MessagePosté le: 28 Oct 2018 4:06    Sujet du message: Répondre en citant

Sabiha Gökçen Havalimani'nda simit 8 TL !

Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
Anne36
Newbie
Newbie


Inscrit le: 21 Avr 2017
Messages: 33
Localisation: France

MessagePosté le: 29 Oct 2018 12:21    Sujet du message: Répondre en citant

günaydın ve Yaşasın laik ve Cumhuriyetçi direniş !
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
murat_erpuyan
Admin
Admin


Inscrit le: 30 Jan 2006
Messages: 7715
Localisation: Nancy / France

MessagePosté le: 29 Oct 2018 21:41    Sujet du message: Répondre en citant

Anne36 a écrit:
günaydın ve Yaşasın laik ve Cumhuriyetçi direniş !


Merci, ça fait plaisir.

La laicité est à la fondation de la République turque... Mais aussi de nos sociétés métissées de nos jours.

Very Happy
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
murat_erpuyan
Admin
Admin


Inscrit le: 30 Jan 2006
Messages: 7715
Localisation: Nancy / France

MessagePosté le: 12 Nov 2018 0:43    Sujet du message: Répondre en citant

Devletin makami olan Diyanet Isleri baskani, Imamlik cubbesi ile Cumhuriyet'e kufur eden, Ataturk'e hakaret eden kisiyi "insani duygularla" gidemez (di)!!!





<
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
SelimIII
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 30 Aoû 2007
Messages: 2324
Localisation: Paris

MessagePosté le: 12 Nov 2018 10:00    Sujet du message: Répondre en citant

Tam Tayipland'lik, Ataturk'e hakaret eden Emine Ş'nin Trakya Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü üçüncü sınıf öğrencisiymis.
Haline bak!


En agrima giden de kara çarsafi musluman oldugu için giymesi!
Islami boylesi bir çarsafa indirgeyen bir kadin ne beklenebilir?


Haa bir baska haberde de, sinifta ogretmen Ataturk portresini indirmis "hain hain bana bakiyor" diyerek.
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
duygu
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 23 Sep 2008
Messages: 3811

MessagePosté le: 12 Nov 2018 10:14    Sujet du message: Répondre en citant

Bu "ucube" kiyafeti musluman oldugu için giydigini ileri surecek kadin, muslumanliktan nasibini hiç mi hiç almadigini zaten belli ediyor, Ataturk'e n'aber lan cehennem kutugu diye hitap ederek.


http://www.hurriyet.com.tr/universite-ogrencisine-ataturke-hakaret-soru-40647554
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
cengiz-han
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 12 Jan 2008
Messages: 10538
Localisation: Paris

MessagePosté le: 18 Nov 2018 3:23    Sujet du message: Répondre en citant

Ilginç !!

Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
cengiz-han
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 12 Jan 2008
Messages: 10538
Localisation: Paris

MessagePosté le: 26 Nov 2018 2:32    Sujet du message: Répondre en citant

Bu yazi buraya yakisir

murat_erpuyan a écrit:
Citation:



‘Suçsuz olduğunu kanıtla!’

Ali Sirmen - Cumhuriyet, 20 Kasım 2018



Bir zamanlar çok revaçta olan bir benzetmede, “demokrasilerde, sabahın karanlığında kapınız çaldığında gelenin sütçü olduğuna emin olabilirsiniz” denirdi.

İki tarafın da, bütün güçleriyle yoğun propaganda kampanyası yürüttüğü Soğuk Savaş döneminde, CIA’nın Sovyetler’deki dikta rejimini taşlamak için buldukları bu deyiş, insanların sabah karanlığında evlerinin basılıp apar topar götürüldükleri Türkiye’deki yurttaşın gönlünde kök salan korkuyu çok iyi dile getiriyor.

Nitekim son olarak geçen hafta, ne ile suçlandığını hâlâ bilmeyen Osman Kavala’nın, bir yılı aşkın süredir hakkında hâlâ bir iddianame bile düzenlenmeden tutuklu olarak hapiste yattığı “Anadolu Kültürü” davası dolayısıyla gözaltına alınan 14 kişiye de aynı uygulama yapılmış, bunlar yataklarında uyurken basılmışlardır. Gezi olaylarıyla bağlantılandırılan davayla ilgili olarak pazar günkü Cumhuriyet, uzmanların görüşlerini manşete çekmişti:
“Gözaltıların amacı korku ve dehşet yaratma.”

6 Kasım Salı günü bu köşede yayımlanan “Korkusuz yaşam hakkı” başlıklı yazıda bu olguyu dile getiriyor ve çağdaş dünyada insanların en temel haklarından birinin de korkusuz yaşam hakkı olduğunu vurgulamaya çalışıyordum.

***

Bu hakkın çiğnenmesi için korktuklarının yurttaşın başına gelmesi şart da değildir. Korkuyu haklı kılan uygulamaların yaygınlaşması bile yeter.
Son yıllarda, çağrıldıklarında pek de âlâ tıpış tıpış gidip ifade verecek olanların, uykuda basılarak apar topar götürülmeleriyle “uykuda basarlar, şafakta asarlar” yakıştırmasını hak eden Türkiye’deki rejimde yurttaş haklı olarak korkmaktadır.

Yerleşmiş uygulamanın makul kıldığı bu korkunun yaygınlaşması için her şey yapılmaktadır.

Pazar günkü Cumhuriyet’in manşeti işte bu olguyu vurguluyordu.
Dünkü Cumhuriyet’in 9. sayfasında yine aynı davada görülen, sık sık meydana geldiği için de artık herkes tarafından kanıksanan, kimsenin yadırgamadığı başka bir garabete dokunuluyordu. Anadolu Kültür’e yönelik operasyonda gözaltına alınanların içinde tek tutuklanan kişi olan Yiğit Aksakoğlu’nun tutuklanma nedeni olarak, “içeriği belirlenmemiş toplantı”nın gösterildiğini okuyunca “uykuda basarlar, şafakta asarlar” terör döneminin nerelere kadar vardığını dehşet içinde görüyor insan.

Bir süredir toplumumuzda, insanlığın engizisyon dönemiyle birlikte kapattığı bir uygulamanın tekrar yürürlüğe konulduğunun çarpıcı bir örneğidir bu olay.
Bizi demokrasilere, yani çağdaş dünyaya ulaştıran yolun temel taşlarından biri de artık hava ve su kadar elzem olan “masumiyet karinesi”dir.

***

Herkesin aksi kanıtlanana kadar suçsuz olduğu ilkesi gereğince, suçlanan kişinin suçlu olduğunun kanıtlanması suçlamada bulunana düşer.
Yani esas olan yurttaşın suçsuzluğudur, suçluluğu değil, onun suçsuz olmayıp, suçlu olduğunu ispat da iddia sahibine düşer.
Aksi görüşü savunmak, olmayan bir şeyi kanıtlamak gibi abes bir yükümlülük yaratır.

Olayımızda “içeriği belirlenemeyen” toplantıya katıldığı için tutuklanan Yiğit Aksakoğlu’nun eyleminde suç şüphesi olduğunun ispatı tutuklamayı talep eden ve tutuklama kararını veren tarafa düşer, yurttaş Aksakoğlu’na değil.
Söz konusu toplantıda suç olduğunu, suçlayan taraf kanıtlanmadıkça Aksakoğlu suçlanamaz.

Çağdaş toplumun “onsuz olmazı” olan bu ilke, Katolik kilisesinin zulmünün bütün haşmetiyle sürdüğü engizisyon döneminde geçerli değildi. Suçlanan birey, türlü işkencelere dayanarak suçsuzluğunu ispat edemediği takdirde, canından olurdu.

Salt işkenceye dayanamayıp itiraf etmesi suçluluğunun kanıtı olarak kabul edilirdi.

O zamanlar suçlamak kolaydı. Kilise, mazlumu engizisyon önüne çıkarıp suçlar ve sonra da buyururdu:
-Şimdi suçsuzluğunu kanıtla bakalım!

İnsanlık bu dehşet ve utanç verici terör dönemini geride bıraktı. Türkiye 21. yüzyılda hâlâ onu yaşamaya devam ediyor.



Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
cengiz-han
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 12 Jan 2008
Messages: 10538
Localisation: Paris

MessagePosté le: 26 Nov 2018 2:33    Sujet du message: Répondre en citant

Bu yazi da buraya yakisir
Dansitay uyelerine benim kararlarima karsi çikarsaniz ben burada niye oturuyorum diyen Reis tabii IHM'sinin kararina bizi baglamaz der...

Amma bu sefer begenmedigin zaman yerinden atabildigin bir Hakim yok karsinda Avrupa Konseyi'nden çikarilman soz konusu. O da neymis derse o baska...



murat_erpuyan a écrit:
Citation:



‘Hukuk bizi bağlamaz’

Ali Sirmen - Cumhuriyet, 23 Kasım 2018



Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Selahattin Demirtaş ile ilgili olan son kararında bazı yeni hususları da içeren ilginç saptamalar var.
Dilerseniz Demirtaş’ın başvurusunda reddedilen hususlardan başlayalım. Her şeyden önce, mahkeme davacının dosyaya erişimde sorun yaşadığı yolundaki şikâyetini inceleyerek reddetmiş ve burada bir ihlal bulunmadığına hükmetmiştir.

Aynı şekilde, Demirtaş’ın tutuklanmasına itirazını da reddetmiş, tutuklama için makul şüpheler bulunduğundan, tutuklamaların da bir ihlal oluşturmadığı kararına varmıştır.

Ama bu karara karşın, Demirtaş’ın ilk tutuklamada makul şüpheler olsa bile sonrasında tutuksuz yargılanması gerektiğine hükmetmiştir.

Ülkemizde, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. maddesinden hareketle, “katolog suçlardan olduğu” klişesine dayandırılarak verilen tutukluluk halinin devamı kararlarını AİHM birçok kez ele almış ve bu tutumun bir ihlal oluşturduğuna hükmetmiştir.

Son karar bu açıdan bir yenilik getirmiyor.

Yeni olan husus, ülkedeki gergin siyasi iklimin özellikle olağanüstü hal rejimi altında, ulusal mahkemelerin bazı kararlarını etkileyecek bir ortam yarattığını ve bu bağlamda yargı makamlarınca Demirtaş ve genelde muhalif seslere karşı sert bir tutuma yönelindiğinin kararda ileri sürülmesidir.

***

Avrupa İnsan Hakları komiserinin gözlemlerine dayandırılan bu saptamada ilk kez AİHM Türkiye’de yargının bağımsız ve tarafsızlığını bu kadar ciddi bir biçimde sorgulamış oluyor.

Yine yeni olan bir husus, geçerli gerekçelere dayanmadan uzatılmış ve infaza dönüştürülmüş olan tutuklamanın sürmesi sonucunda, seçilme ve seçme haklarının ihlal edilmiş olduğu saptamasıdır.

Demirtaş’ın keyfi olarak uzatılan tutukluluk hali yüzünden milli irade tarafından seçilmiş olduğu parlamentonun etkinliklerine katılmasının engellenmesiyle, seçilme hakkı ihlal edilmiş olduğu gibi, seçtiği kişinin keyfi tutuklamayla yasama çalışmalarına katılamamasıyla, ona oy vermiş olan vatandaşın seçme hakkı da ihlal edilmiş olmaktadır.

Bu durumda, infaza dönüştürülen tutukluluk milli iradeyi de zedelemiş oluyor.

AİHM kararının iktidar kanadında bir bomba etkisi yarattığı söylenebilir. Öyle ya! Adalet Bakanı “AİHM iç hukukun bir parçasıdır” derken, Cumhurbaşkanı Erdoğan gayet açık ve net konuşmuştur:
-AİHM kararı bizi bağlamaz!

Türkiye’yi kıyısından bucağından birazcık olsun tanıyanlar, bu iki açıklamadan geçerli olanın Tayyip Bey’inki olduğunu bilirler.

“AİHM kararı bizi bağlamaz!” ne demektir diye soracak olursanız , bunun anlamının “hukuk bizi bağlamaz” olduğunu kolaylıkla söyleyebiliriz.
Evet, Türkiye Sayın Tayyip Erdoğan’ın iktidarı döneminde AİHM kararlarının kendini bağlayacağını belirten metne imza koymuş ve buna uygun olarak anayasada düzenleme yapmak yolunu tutmuştur.

***

Bu durumda AİHM kararları beni bağlamaz demek, hukuk beni bağlamaz demekle aynı kapıya çıkmaktadır.

Devlet bireyler ve kurumlar üzerinde yaptırım uygulayan, güç kullanan bir aygıttır. Bu gücün korkutan, sindiren, susturan, içeri tıkan, öldüren bir terör girişiminden farklı olmasını sağlayan tek etken ise, onun, temel hak ve özgürlüklerin özüne saldırmadan kullanılmasının, yönteminin ve sınırlarının hukuk ile çizilmiş olmasıdır.

Bu öğeyi ortadan kaldırırsanız devletin yaptırımları terör eylemi, devletin kendisi de terör örgütü olur.

Devletin gücü hukuk ile sınırlı olunca, hukuk herkesi olduğu gibi devleti de bağlar ve kimse hukuka karşı hamle yaparak işi bitiremez!

Aman dikkat!



Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
cengiz-han
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 12 Jan 2008
Messages: 10538
Localisation: Paris

MessagePosté le: 27 Nov 2018 0:33    Sujet du message: Répondre en citant

Bunun yeri burasi degil ama baska da bir yer bulamadim. Mizah desen o da degil. Neyse burada dursun bakalim...






?!
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
duygu
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 23 Sep 2008
Messages: 3811

MessagePosté le: 14 Déc 2018 2:04    Sujet du message: Répondre en citant

Gülse Birsel bugünkü yazısıyla Twitter'de TT oldu. Gülse Birsel siyasilere bugünkü köşesinden açık bir mektup yayınladı. İşte Gürsel Birsel'in bugünkü köşesinde yazdıkları


"İnsanlar neden korkuyor..."

Bu soru Hürriyet gazetesi yazarı Gülse Birsel'in bugünkü köşesinin başlığı. Türkiye'de iyi yetişmiş, eğitimli, iş sahibi bir çok insanın Türkiye'den gitme planı yaptığı uyarısında bulunan Gülse Birsel, siyasilere açık bir mektup kaleme aldı.

Gülse Birsel'in yazdıkları sosyal medyada da günün konusu oldu. Twitter'de Gülse Birsel ve yazısı kısa sürede TT listesine girdi.

İşte Gülse Birsel'in Twitter'da çok konuşulan bugünkü yazısı...

"Sevgili, canımdan çok sevdiğim ülkem siyasetinin üstatları...
Bu mektubu okuduğunuzda artık çok geç olabilir. Lütfen gazetede yayımlandığı gün okuyun. Okuyun ki, hayatı boyunca vatanında çalışmak, yaşamak ve vatanında ölmek isteyen bu kardeşinizin tarafsız görüşlerini bundan sonraki kararlarınızda hesaba katma ihtimaliniz olsun.

Efendiler, son aylarda kaç “Yurtdışı ülkelerden vatandaşlık alma”, “Oturma izni sağlama”, “Çalışma izni başvurusu” ajansının Türkiye’de kalabalık salonlarda vatandaşa sunum yaptığını biliyor musunuz?

Ne kadar çok kişi geleceğini yurtdışında görüyor farkında mısınız?

Kaç çocuk sahibi aile korku içinde bunu planlıyor, evlatlarını ortaokul, lise için yurtdışına yollamaya uğraşıyor bilginiz var mı?

Yurtdışında okuyan veya kısa süreli çalışan kaç değerli insanın parlak tekliflere rağmen buraya dönmekten vazgeçtiğini araştırdınız mı?

Bu mektubumda belki en çarpıcı bilgi şu olacaktır: Bu saydığım onbinlerce, belki yüzbinlerce insanın hiçbiri hiçbir cemaat, tarikat, siyasi parti veya sivil toplum örgütü üyesi değil.

Bu saydığım onbinlerce, belki yüzbinlerce insanın muhtemelen hiçbiri, şu an ülkemizde “Kelle koltukta icra edilen meslekler” sayılan gazetecilik, yazarlık vs gibi faaliyetleri yapanlardan bile değil.

Belki bazısı hayatında siyasete dair bir tweet bile atmamıştır.

Bunlar avukatlar, doktorlar, mimarlar, mühendisler, üst düzey yöneticiler, tüccarlar, girişimciler, sanatçılar, öğretmenler, öğrenciler... Şirket sahiplerine, anne-babalara bir sorun bakalım... Yurtdışında okumuş, ümit vaat eden gençlerden kaçta kaçı son aylarda memlekete gelip çalışmaktan vazgeçti. Kaçı daha düşük standartlara razı olup Amerika’da, Avrupa’da iş aramaya, orada hayat kurmaya karar verdi diye.

Bu insanlar geleceğimiz efendiler! Ve arkalarına bakmadan kaçıyorlar.

Zira korkuyorlar.

Bırakın bir gün sorgulanma, tutuklanma korkusunu filan... O açıdan zaten durumumuz parlak değil. Ama ben siyaseti, Cemaat’i, FET֒yü, PKK’yı sadece televizyondan takip eden insanlardan söz ediyorum.

Bu insanlar ülkenin gidişatından korkuyor.

Bu insanlar bir gün artık istedikleri gibi yaşayamamaktan, yiyip içememekten, giyinememekten, istedikleri yerde çalışamamaktan, hak etseler bile iyi yerlere getirilmemekten korkuyor.

Bu insanlar kız evlatlarının nasıl bir hayat yaşayacağından korkuyor.

Bu insanlar sadece iktidar yanlısı olmadıkları veya öyle göründükleri için bir gün birilerinin mallarına, mülklerine el koymasından korkuyor.

Bu insanlar kendi hallerinde yaşarken, arabalarını çarptıkları, nüfus cüzdanlarını çaldırdıkları veya emlak vergilerini 100 lira eksik yatırdıkları için bir sebeple mahkemeye düşmekten, sonra haksızlık, adaletsizlik kurbanı olup durup dururken hapis yatmaktan filan korkuyorlar.

Birçoğu yersiz korkudur muhakkak. Öyle midir? Umarım öyledir. Ben öyle diyorum soranlara.

Ama korkuyorlar işte. Bu ülkenin okumuş, çalışan, suç işlemeyen, vergi veren yetişmiş insanları korkuyor arkadaş! Ve bir kısmı vatanından gitmek için ciddi planlar yapıyor.

Memleketi yöneten sizlersiniz.

İki şey sormak isterim:

1) Performansınızdan mutlu musunuz?

2) Farkında mısınız, birçok şeyin telafisi var ama bu bahsettiğim insanları kaybedersek, bunun telafisi yok!

Sevgili siyaset üstatları!

Korku iklimini dindirin. Adaletin iyi işlediğine bizi inandırın. Eşitliği, liyakat sistemini, demokrasiyi kurmaya çalışın, dili yumuşatın, artık normalleşmeyi başlatın. İnattan, kutuplaştırmadan, höt zöt’ten vazgeçin. “Bu ülkede her an her şey olabilir, herkes her haksızlığı yaşayabilir, kimse de bir şey diyemez” fikrini benim dizilerim kadar komik hale getirin bir an önce! Vatandaşa kendini memleketinde güvende hissettirin! Germeyin artık şu ülkeyi!

Bakın herkes gidiyor! Ama ben gitmem, kalıp başınıza ekşirim ona göre!

Saygı, sevgi ve baki selam...



http://m.internethaber.com/gulse-birsel-bugunku-yazisiyla-tt-oldu-bu-mektubu-okudugunuzda-1727966h.htm
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
duygu
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 23 Sep 2008
Messages: 3811

MessagePosté le: 14 Déc 2018 2:05    Sujet du message: Répondre en citant

Gülse Birsel bugünkü yazısıyla Twitter'de TT oldu. Gülse Birsel siyasilere bugünkü köşesinden açık bir mektup yayınladı. İşte Gürsel Birsel'in bugünkü köşesinde yazdıkları


"İnsanlar neden korkuyor..."

Bu soru Hürriyet gazetesi yazarı Gülse Birsel'in bugünkü köşesinin başlığı. Türkiye'de iyi yetişmiş, eğitimli, iş sahibi bir çok insanın Türkiye'den gitme planı yaptığı uyarısında bulunan Gülse Birsel, siyasilere açık bir mektup kaleme aldı.

Gülse Birsel'in yazdıkları sosyal medyada da günün konusu oldu. Twitter'de Gülse Birsel ve yazısı kısa sürede TT listesine girdi.

İşte Gülse Birsel'in Twitter'da çok konuşulan bugünkü yazısı...

"Sevgili, canımdan çok sevdiğim ülkem siyasetinin üstatları...
Bu mektubu okuduğunuzda artık çok geç olabilir. Lütfen gazetede yayımlandığı gün okuyun. Okuyun ki, hayatı boyunca vatanında çalışmak, yaşamak ve vatanında ölmek isteyen bu kardeşinizin tarafsız görüşlerini bundan sonraki kararlarınızda hesaba katma ihtimaliniz olsun.

Efendiler, son aylarda kaç “Yurtdışı ülkelerden vatandaşlık alma”, “Oturma izni sağlama”, “Çalışma izni başvurusu” ajansının Türkiye’de kalabalık salonlarda vatandaşa sunum yaptığını biliyor musunuz?

Ne kadar çok kişi geleceğini yurtdışında görüyor farkında mısınız?

Kaç çocuk sahibi aile korku içinde bunu planlıyor, evlatlarını ortaokul, lise için yurtdışına yollamaya uğraşıyor bilginiz var mı?

Yurtdışında okuyan veya kısa süreli çalışan kaç değerli insanın parlak tekliflere rağmen buraya dönmekten vazgeçtiğini araştırdınız mı?

Bu mektubumda belki en çarpıcı bilgi şu olacaktır: Bu saydığım onbinlerce, belki yüzbinlerce insanın hiçbiri hiçbir cemaat, tarikat, siyasi parti veya sivil toplum örgütü üyesi değil.

Bu saydığım onbinlerce, belki yüzbinlerce insanın muhtemelen hiçbiri, şu an ülkemizde “Kelle koltukta icra edilen meslekler” sayılan gazetecilik, yazarlık vs gibi faaliyetleri yapanlardan bile değil.

Belki bazısı hayatında siyasete dair bir tweet bile atmamıştır.

Bunlar avukatlar, doktorlar, mimarlar, mühendisler, üst düzey yöneticiler, tüccarlar, girişimciler, sanatçılar, öğretmenler, öğrenciler... Şirket sahiplerine, anne-babalara bir sorun bakalım... Yurtdışında okumuş, ümit vaat eden gençlerden kaçta kaçı son aylarda memlekete gelip çalışmaktan vazgeçti. Kaçı daha düşük standartlara razı olup Amerika’da, Avrupa’da iş aramaya, orada hayat kurmaya karar verdi diye.

Bu insanlar geleceğimiz efendiler! Ve arkalarına bakmadan kaçıyorlar.

Zira korkuyorlar.

Bırakın bir gün sorgulanma, tutuklanma korkusunu filan... O açıdan zaten durumumuz parlak değil. Ama ben siyaseti, Cemaat’i, FET֒yü, PKK’yı sadece televizyondan takip eden insanlardan söz ediyorum.

Bu insanlar ülkenin gidişatından korkuyor.

Bu insanlar bir gün artık istedikleri gibi yaşayamamaktan, yiyip içememekten, giyinememekten, istedikleri yerde çalışamamaktan, hak etseler bile iyi yerlere getirilmemekten korkuyor.

Bu insanlar kız evlatlarının nasıl bir hayat yaşayacağından korkuyor.

Bu insanlar sadece iktidar yanlısı olmadıkları veya öyle göründükleri için bir gün birilerinin mallarına, mülklerine el koymasından korkuyor.

Bu insanlar kendi hallerinde yaşarken, arabalarını çarptıkları, nüfus cüzdanlarını çaldırdıkları veya emlak vergilerini 100 lira eksik yatırdıkları için bir sebeple mahkemeye düşmekten, sonra haksızlık, adaletsizlik kurbanı olup durup dururken hapis yatmaktan filan korkuyorlar.

Birçoğu yersiz korkudur muhakkak. Öyle midir? Umarım öyledir. Ben öyle diyorum soranlara.

Ama korkuyorlar işte. Bu ülkenin okumuş, çalışan, suç işlemeyen, vergi veren yetişmiş insanları korkuyor arkadaş! Ve bir kısmı vatanından gitmek için ciddi planlar yapıyor.

Memleketi yöneten sizlersiniz.

İki şey sormak isterim:

1) Performansınızdan mutlu musunuz?

2) Farkında mısınız, birçok şeyin telafisi var ama bu bahsettiğim insanları kaybedersek, bunun telafisi yok!

Sevgili siyaset üstatları!

Korku iklimini dindirin. Adaletin iyi işlediğine bizi inandırın. Eşitliği, liyakat sistemini, demokrasiyi kurmaya çalışın, dili yumuşatın, artık normalleşmeyi başlatın. İnattan, kutuplaştırmadan, höt zöt’ten vazgeçin. “Bu ülkede her an her şey olabilir, herkes her haksızlığı yaşayabilir, kimse de bir şey diyemez” fikrini benim dizilerim kadar komik hale getirin bir an önce! Vatandaşa kendini memleketinde güvende hissettirin! Germeyin artık şu ülkeyi!

Bakın herkes gidiyor! Ama ben gitmem, kalıp başınıza ekşirim ona göre!

Saygı, sevgi ve baki selam...




http://m.internethaber.com/gulse-birsel-bugunku-yazisiyla-tt-oldu-bu-mektubu-okudugunuzda-1727966h.htm



.
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
Montrer les messages depuis:   
Poster un nouveau sujet   Répondre au sujet    Forums d'A TA TURQUIE Index du Forum » Forum en langue turque Toutes les heures sont au format GMT + 2 Heures
Aller à la page Précédente  1, 2
Page 2 sur 2

 
Sauter vers:  
Vous ne pouvez pas poster de nouveaux sujets dans ce forum
Vous ne pouvez pas répondre aux sujets dans ce forum
Vous ne pouvez pas éditer vos messages dans ce forum
Vous ne pouvez pas supprimer vos messages dans ce forum
Vous ne pouvez pas voter dans les sondages de ce forum


Powered by phpBB v2 © 2001, 2005 phpBB Group ¦ Theme: subSilver++
Traduction par : phpBB-fr.com
Adaptation pour NPDS par arnodu59 v 2.0r1

Tous les Logos et Marques sont déposés, les commentaires sont sous la responsabilités de ceux qui les ont postés dans le forum.