21 visiteur(s) et 0 membre(s) en ligne.
  Créer un compte Utilisateur

  Utilisateurs

Bonjour, Anonyme
Pseudo :
Mot de Passe:
PerduInscription

Membre(s):
Aujourd'hui : 0
Hier : 0
Total : 2137

Actuellement :
Visiteur(s) : 21
Membre(s) : 0
Total :21

Administration


  Derniers Visiteurs

Georges : 10h38:33
Philippe : 11h55:39
Seliz97 : 18h53:40
murat_erpuyan : 19h28:46
administrateu. : 19h46:28


  Nétiquette du forum

Les commentaires sont sous la responsabilité de ceux qui les ont postés dans le forum. Tout propos diffamatoires et injurieux ne sera toléré dans ces forums.


Forums d'A TA TURQUIE :: Voir le sujet - Tayyipland'dan...
Forums d'A TA TURQUIE Index du Forum Forums d'A TA TURQUIE
Pour un échange interculturel
 
 FAQFAQ   RechercherRechercher   Liste des MembresListe des Membres   Groupes d'utilisateursGroupes d'utilisateurs    

Tayyipland'dan...
Aller à la page Précédente  1, 2, 3, 4, 5  Suivante
 
Ce forum est verrouillé; vous ne pouvez pas poster, ni répondre, ni éditer les sujets.   Ce sujet est verrouillé; vous ne pouvez pas éditer les messages ou faire de réponses.    Forums d'A TA TURQUIE Index du Forum » Forum en langue turque
Voir le sujet précédent :: Voir le sujet suivant  
Auteur Message
cengiz-han
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 12 Jan 2008
Messages: 10694
Localisation: Paris

MessagePosté le: 19 Oct 2018 18:23    Sujet du message: Répondre en citant


https://www.sozcu.com.tr/2018/yazarlar/yilmaz-ozdil/koltuklarim-kabardi-2653684/

Koltuk her şeyi anlatıyor.
Sehpa da.
Biz niye bu haldeyiz…
Onlar niye Almanya.
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
murat_erpuyan
Admin
Admin


Inscrit le: 30 Jan 2006
Messages: 7853
Localisation: Nancy / France

MessagePosté le: 27 Oct 2018 1:26    Sujet du message: Répondre en citant

Citation:



Ümmet geldi cihane, ant bahane

Ali Sirmen - Cumhuriyet, 26 Ekim 2018



Laik Cumhuriyet’in tüm ilkelerini, kavramlarını, kurumlarını, uygulamalarını kötülemek, onları karalamak, AKP’nin değişmez politikası olduğundan, öğrenci andı tartışmasını da yadırgamadım.Öğrenci andını hedefe koymanın nedeninin genel Cumhuriyet ve ulus devlet karşıtlığının bir parçası olduğunu belirtmeye gerek bile yok.

Ulus ve ulus devlet kavramlarının insanlığın gelişme evrelerinden biri olmasına karşın, bunlara dikkatli yaklaşmanın gerekli olduğunu da belirtmek gerek.

“Ulus”un, ırk ve din gibi objektif ölçütlere dayandığı, objektivist tanımının öne çıkarıldığı gelişmemiş toplumlarda, kendi ulusunu herkesten yüksekte gören ırkçı tutkuların dürtüsüyle egemen olan şovenizmin yolu sonunda faşizme kadar uzanır.

Bir de, varsayılan bir ortak geçmişten hareketle, aynı ortak geçmişi paylaşan, ortak bir gelecek projesi etrafında toplanmış, ırk ve din gibi objektif öğeleri reddeden, birlikte yaşama iradesinin ürünü olan sübjektivist ulus kavramı vardır ki, bireylerin iradi katılımı esasına dayandığı için aynı zamanda da demokratiktir. İşte Cumhuriyet’in ulus ve ulus devlet kavramı da budur ve o her türlü ırkçı mülahazayı reddeder, karşısında yer alır.

Öğrenci Andı’nı irdelerken, bu gerçekleri göz önünde bulundurmazsak, gereksiz ve saçma tartışmalar sarmalına düşeriz.

***

İlkokuldan başlayarak yatılı okuduğum Galatarasay Lisesi’nin ilkokulundada, Öğrenci Andı’nı okumadık. Ama bu okulun temelleri Tevfik Fikret’lere, Çanakkale şehitlerine kadar uzanan, fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür yurteseverlik geleneğini hiçbir zaman gölgelemedi.

Öğrenci Andı’nın gündeme getirilmesi ulus karşıtı, ümmetçilerin, Cumhuriyet düşmanlıklarının bir sonucu olmasaydı, burada, şu şekli konunun üzerinde duracak da değildim. Ama ne yazık ki, şahlanmış laik Cumhuriyet düşmanlığı Öğrenci Andı’nı da tartışma gündeminin başına gelip oturttu.

Olayı münferiden ele almak yerine, bütün içindeki yerine yerleştirip değerlendirdiğimizde, andın karşıtlarının ulus kavramının karşıtı ümmetçiler olduğu açıklıkla görülür ve bu tartışma gereksiz yere uzatılmaz.
Nitekim, Milli Eğitim Bakanlığı da 2010 -11 yılında Öğrenci Andı’nın ırkçılık içermediği konusundaki görüşünü açıklamıştı. Danıştay’ın ilgili dairesinin, şimdi tartışılan kararı da bu doğrultudadır.

Ne var ki, öğrenci andı sorunu, Danıştay’ın son kararı doğrultusunda değil, tam aksi yönde bir çözüme vardırılarak, sakıncalı ilan edilecektir.
Çünkü Cumhurbaşkanı Erdoğan öğrenci andı kararını veren Danıştay’ın üyelerini Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda toplayarak, görüşlerini açıklamış, noktayı koymuştur.

Toplantının uzun uzun ayrıntısına girmeden özetle söylenebilecek olan şudur:
-Reis, Danıştay’ın kurumun tarihi geçmişinin başlangıcında olduğu gibi, bir danışma organı olmasını, Öğrenci Andı konusuna karışarak çizmeyi aşmamasını arzulamaktadır.

Sonra yazmadı demeyin! Toplantıda bütün üyelere kafalarına vururcasına bir açıklıkla izah edilmiş olan bu görüşlerin gereği yapılacak, Danıştay Daireler Kurulu’nun kararında, hem Öğrenci Andı sorunu Saray’ın istediği doğrultuda bir sonuca bağlanacak, hem de Danıştay’ın sadece bir danışma kurulu olması, idarenin tasarrufları üzerindeki denetleme işlevine artık son verilmesi yolundaki bir süredir yürürlükte olan uygalama resmen bir kez daha onaylanıp ilan edilmiş olacaktır.

Böyle bir değişikliğin, anayasal bir düzenlemeyi zorunlu kılması da söz konusu olmayacaktır.

Çünkü, Türkiye’de yürürlükteki rejimde, halkın oyuyla gelmiş olan Cumhurbaşkanlığı makamının iradesine karşı koyması düşünülebilecek, onu denetleyecek hiçbir kurum düşünülemez.
İşin özü şudur:

-Reis Öğrenci Andı’nı istememektedir. Andın ırkçılıkla ilgisi olmamasının bir önemi yoktur. Son toplantıda gerekli mesajı almış olan Danıştay gereğini yerine getirecektir.

-Evet ümmet geldi cihane, Öğrenci Andı bahane!


Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
duygu
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 23 Sep 2008
Messages: 3883

MessagePosté le: 28 Oct 2018 4:06    Sujet du message: Répondre en citant

Sabiha Gökçen Havalimani'nda simit 8 TL !

Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
Anne36
Newbie
Newbie


Inscrit le: 21 Avr 2017
Messages: 37
Localisation: France

MessagePosté le: 29 Oct 2018 12:21    Sujet du message: Répondre en citant

günaydın ve Yaşasın laik ve Cumhuriyetçi direniş !
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
murat_erpuyan
Admin
Admin


Inscrit le: 30 Jan 2006
Messages: 7853
Localisation: Nancy / France

MessagePosté le: 29 Oct 2018 21:41    Sujet du message: Répondre en citant

Anne36 a écrit:
günaydın ve Yaşasın laik ve Cumhuriyetçi direniş !


Merci, ça fait plaisir.

La laicité est à la fondation de la République turque... Mais aussi de nos sociétés métissées de nos jours.

Very Happy
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
murat_erpuyan
Admin
Admin


Inscrit le: 30 Jan 2006
Messages: 7853
Localisation: Nancy / France

MessagePosté le: 12 Nov 2018 0:43    Sujet du message: Répondre en citant

Devletin makami olan Diyanet Isleri baskani, Imamlik cubbesi ile Cumhuriyet'e kufur eden, Ataturk'e hakaret eden kisiyi "insani duygularla" gidemez (di)!!!





<
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
SelimIII
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 30 Aoû 2007
Messages: 2353
Localisation: Paris

MessagePosté le: 12 Nov 2018 10:00    Sujet du message: Répondre en citant

Tam Tayipland'lik, Ataturk'e hakaret eden Emine Ş'nin Trakya Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü üçüncü sınıf öğrencisiymis.
Haline bak!


En agrima giden de kara çarsafi musluman oldugu için giymesi!
Islami boylesi bir çarsafa indirgeyen bir kadin ne beklenebilir?


Haa bir baska haberde de, sinifta ogretmen Ataturk portresini indirmis "hain hain bana bakiyor" diyerek.
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
duygu
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 23 Sep 2008
Messages: 3883

MessagePosté le: 12 Nov 2018 10:14    Sujet du message: Répondre en citant

Bu "ucube" kiyafeti musluman oldugu için giydigini ileri surecek kadin, muslumanliktan nasibini hiç mi hiç almadigini zaten belli ediyor, Ataturk'e n'aber lan cehennem kutugu diye hitap ederek.


http://www.hurriyet.com.tr/universite-ogrencisine-ataturke-hakaret-soru-40647554
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
cengiz-han
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 12 Jan 2008
Messages: 10694
Localisation: Paris

MessagePosté le: 18 Nov 2018 3:23    Sujet du message: Répondre en citant

Ilginç !!

Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
cengiz-han
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 12 Jan 2008
Messages: 10694
Localisation: Paris

MessagePosté le: 26 Nov 2018 2:32    Sujet du message: Répondre en citant

Bu yazi buraya yakisir

murat_erpuyan a écrit:
Citation:



‘Suçsuz olduğunu kanıtla!’

Ali Sirmen - Cumhuriyet, 20 Kasım 2018



Bir zamanlar çok revaçta olan bir benzetmede, “demokrasilerde, sabahın karanlığında kapınız çaldığında gelenin sütçü olduğuna emin olabilirsiniz” denirdi.

İki tarafın da, bütün güçleriyle yoğun propaganda kampanyası yürüttüğü Soğuk Savaş döneminde, CIA’nın Sovyetler’deki dikta rejimini taşlamak için buldukları bu deyiş, insanların sabah karanlığında evlerinin basılıp apar topar götürüldükleri Türkiye’deki yurttaşın gönlünde kök salan korkuyu çok iyi dile getiriyor.

Nitekim son olarak geçen hafta, ne ile suçlandığını hâlâ bilmeyen Osman Kavala’nın, bir yılı aşkın süredir hakkında hâlâ bir iddianame bile düzenlenmeden tutuklu olarak hapiste yattığı “Anadolu Kültürü” davası dolayısıyla gözaltına alınan 14 kişiye de aynı uygulama yapılmış, bunlar yataklarında uyurken basılmışlardır. Gezi olaylarıyla bağlantılandırılan davayla ilgili olarak pazar günkü Cumhuriyet, uzmanların görüşlerini manşete çekmişti:
“Gözaltıların amacı korku ve dehşet yaratma.”

6 Kasım Salı günü bu köşede yayımlanan “Korkusuz yaşam hakkı” başlıklı yazıda bu olguyu dile getiriyor ve çağdaş dünyada insanların en temel haklarından birinin de korkusuz yaşam hakkı olduğunu vurgulamaya çalışıyordum.

***

Bu hakkın çiğnenmesi için korktuklarının yurttaşın başına gelmesi şart da değildir. Korkuyu haklı kılan uygulamaların yaygınlaşması bile yeter.
Son yıllarda, çağrıldıklarında pek de âlâ tıpış tıpış gidip ifade verecek olanların, uykuda basılarak apar topar götürülmeleriyle “uykuda basarlar, şafakta asarlar” yakıştırmasını hak eden Türkiye’deki rejimde yurttaş haklı olarak korkmaktadır.

Yerleşmiş uygulamanın makul kıldığı bu korkunun yaygınlaşması için her şey yapılmaktadır.

Pazar günkü Cumhuriyet’in manşeti işte bu olguyu vurguluyordu.
Dünkü Cumhuriyet’in 9. sayfasında yine aynı davada görülen, sık sık meydana geldiği için de artık herkes tarafından kanıksanan, kimsenin yadırgamadığı başka bir garabete dokunuluyordu. Anadolu Kültür’e yönelik operasyonda gözaltına alınanların içinde tek tutuklanan kişi olan Yiğit Aksakoğlu’nun tutuklanma nedeni olarak, “içeriği belirlenmemiş toplantı”nın gösterildiğini okuyunca “uykuda basarlar, şafakta asarlar” terör döneminin nerelere kadar vardığını dehşet içinde görüyor insan.

Bir süredir toplumumuzda, insanlığın engizisyon dönemiyle birlikte kapattığı bir uygulamanın tekrar yürürlüğe konulduğunun çarpıcı bir örneğidir bu olay.
Bizi demokrasilere, yani çağdaş dünyaya ulaştıran yolun temel taşlarından biri de artık hava ve su kadar elzem olan “masumiyet karinesi”dir.

***

Herkesin aksi kanıtlanana kadar suçsuz olduğu ilkesi gereğince, suçlanan kişinin suçlu olduğunun kanıtlanması suçlamada bulunana düşer.
Yani esas olan yurttaşın suçsuzluğudur, suçluluğu değil, onun suçsuz olmayıp, suçlu olduğunu ispat da iddia sahibine düşer.
Aksi görüşü savunmak, olmayan bir şeyi kanıtlamak gibi abes bir yükümlülük yaratır.

Olayımızda “içeriği belirlenemeyen” toplantıya katıldığı için tutuklanan Yiğit Aksakoğlu’nun eyleminde suç şüphesi olduğunun ispatı tutuklamayı talep eden ve tutuklama kararını veren tarafa düşer, yurttaş Aksakoğlu’na değil.
Söz konusu toplantıda suç olduğunu, suçlayan taraf kanıtlanmadıkça Aksakoğlu suçlanamaz.

Çağdaş toplumun “onsuz olmazı” olan bu ilke, Katolik kilisesinin zulmünün bütün haşmetiyle sürdüğü engizisyon döneminde geçerli değildi. Suçlanan birey, türlü işkencelere dayanarak suçsuzluğunu ispat edemediği takdirde, canından olurdu.

Salt işkenceye dayanamayıp itiraf etmesi suçluluğunun kanıtı olarak kabul edilirdi.

O zamanlar suçlamak kolaydı. Kilise, mazlumu engizisyon önüne çıkarıp suçlar ve sonra da buyururdu:
-Şimdi suçsuzluğunu kanıtla bakalım!

İnsanlık bu dehşet ve utanç verici terör dönemini geride bıraktı. Türkiye 21. yüzyılda hâlâ onu yaşamaya devam ediyor.



Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
cengiz-han
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 12 Jan 2008
Messages: 10694
Localisation: Paris

MessagePosté le: 26 Nov 2018 2:33    Sujet du message: Répondre en citant

Bu yazi da buraya yakisir
Dansitay uyelerine benim kararlarima karsi çikarsaniz ben burada niye oturuyorum diyen Reis tabii IHM'sinin kararina bizi baglamaz der...

Amma bu sefer begenmedigin zaman yerinden atabildigin bir Hakim yok karsinda Avrupa Konseyi'nden çikarilman soz konusu. O da neymis derse o baska...



murat_erpuyan a écrit:
Citation:



‘Hukuk bizi bağlamaz’

Ali Sirmen - Cumhuriyet, 23 Kasım 2018



Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Selahattin Demirtaş ile ilgili olan son kararında bazı yeni hususları da içeren ilginç saptamalar var.
Dilerseniz Demirtaş’ın başvurusunda reddedilen hususlardan başlayalım. Her şeyden önce, mahkeme davacının dosyaya erişimde sorun yaşadığı yolundaki şikâyetini inceleyerek reddetmiş ve burada bir ihlal bulunmadığına hükmetmiştir.

Aynı şekilde, Demirtaş’ın tutuklanmasına itirazını da reddetmiş, tutuklama için makul şüpheler bulunduğundan, tutuklamaların da bir ihlal oluşturmadığı kararına varmıştır.

Ama bu karara karşın, Demirtaş’ın ilk tutuklamada makul şüpheler olsa bile sonrasında tutuksuz yargılanması gerektiğine hükmetmiştir.

Ülkemizde, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. maddesinden hareketle, “katolog suçlardan olduğu” klişesine dayandırılarak verilen tutukluluk halinin devamı kararlarını AİHM birçok kez ele almış ve bu tutumun bir ihlal oluşturduğuna hükmetmiştir.

Son karar bu açıdan bir yenilik getirmiyor.

Yeni olan husus, ülkedeki gergin siyasi iklimin özellikle olağanüstü hal rejimi altında, ulusal mahkemelerin bazı kararlarını etkileyecek bir ortam yarattığını ve bu bağlamda yargı makamlarınca Demirtaş ve genelde muhalif seslere karşı sert bir tutuma yönelindiğinin kararda ileri sürülmesidir.

***

Avrupa İnsan Hakları komiserinin gözlemlerine dayandırılan bu saptamada ilk kez AİHM Türkiye’de yargının bağımsız ve tarafsızlığını bu kadar ciddi bir biçimde sorgulamış oluyor.

Yine yeni olan bir husus, geçerli gerekçelere dayanmadan uzatılmış ve infaza dönüştürülmüş olan tutuklamanın sürmesi sonucunda, seçilme ve seçme haklarının ihlal edilmiş olduğu saptamasıdır.

Demirtaş’ın keyfi olarak uzatılan tutukluluk hali yüzünden milli irade tarafından seçilmiş olduğu parlamentonun etkinliklerine katılmasının engellenmesiyle, seçilme hakkı ihlal edilmiş olduğu gibi, seçtiği kişinin keyfi tutuklamayla yasama çalışmalarına katılamamasıyla, ona oy vermiş olan vatandaşın seçme hakkı da ihlal edilmiş olmaktadır.

Bu durumda, infaza dönüştürülen tutukluluk milli iradeyi de zedelemiş oluyor.

AİHM kararının iktidar kanadında bir bomba etkisi yarattığı söylenebilir. Öyle ya! Adalet Bakanı “AİHM iç hukukun bir parçasıdır” derken, Cumhurbaşkanı Erdoğan gayet açık ve net konuşmuştur:
-AİHM kararı bizi bağlamaz!

Türkiye’yi kıyısından bucağından birazcık olsun tanıyanlar, bu iki açıklamadan geçerli olanın Tayyip Bey’inki olduğunu bilirler.

“AİHM kararı bizi bağlamaz!” ne demektir diye soracak olursanız , bunun anlamının “hukuk bizi bağlamaz” olduğunu kolaylıkla söyleyebiliriz.
Evet, Türkiye Sayın Tayyip Erdoğan’ın iktidarı döneminde AİHM kararlarının kendini bağlayacağını belirten metne imza koymuş ve buna uygun olarak anayasada düzenleme yapmak yolunu tutmuştur.

***

Bu durumda AİHM kararları beni bağlamaz demek, hukuk beni bağlamaz demekle aynı kapıya çıkmaktadır.

Devlet bireyler ve kurumlar üzerinde yaptırım uygulayan, güç kullanan bir aygıttır. Bu gücün korkutan, sindiren, susturan, içeri tıkan, öldüren bir terör girişiminden farklı olmasını sağlayan tek etken ise, onun, temel hak ve özgürlüklerin özüne saldırmadan kullanılmasının, yönteminin ve sınırlarının hukuk ile çizilmiş olmasıdır.

Bu öğeyi ortadan kaldırırsanız devletin yaptırımları terör eylemi, devletin kendisi de terör örgütü olur.

Devletin gücü hukuk ile sınırlı olunca, hukuk herkesi olduğu gibi devleti de bağlar ve kimse hukuka karşı hamle yaparak işi bitiremez!

Aman dikkat!



Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
cengiz-han
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 12 Jan 2008
Messages: 10694
Localisation: Paris

MessagePosté le: 27 Nov 2018 0:33    Sujet du message: Répondre en citant

Bunun yeri burasi degil ama baska da bir yer bulamadim. Mizah desen o da degil. Neyse burada dursun bakalim...






?!
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
duygu
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 23 Sep 2008
Messages: 3883

MessagePosté le: 14 Déc 2018 2:04    Sujet du message: Répondre en citant

Gülse Birsel bugünkü yazısıyla Twitter'de TT oldu. Gülse Birsel siyasilere bugünkü köşesinden açık bir mektup yayınladı. İşte Gürsel Birsel'in bugünkü köşesinde yazdıkları


"İnsanlar neden korkuyor..."

Bu soru Hürriyet gazetesi yazarı Gülse Birsel'in bugünkü köşesinin başlığı. Türkiye'de iyi yetişmiş, eğitimli, iş sahibi bir çok insanın Türkiye'den gitme planı yaptığı uyarısında bulunan Gülse Birsel, siyasilere açık bir mektup kaleme aldı.

Gülse Birsel'in yazdıkları sosyal medyada da günün konusu oldu. Twitter'de Gülse Birsel ve yazısı kısa sürede TT listesine girdi.

İşte Gülse Birsel'in Twitter'da çok konuşulan bugünkü yazısı...

"Sevgili, canımdan çok sevdiğim ülkem siyasetinin üstatları...
Bu mektubu okuduğunuzda artık çok geç olabilir. Lütfen gazetede yayımlandığı gün okuyun. Okuyun ki, hayatı boyunca vatanında çalışmak, yaşamak ve vatanında ölmek isteyen bu kardeşinizin tarafsız görüşlerini bundan sonraki kararlarınızda hesaba katma ihtimaliniz olsun.

Efendiler, son aylarda kaç “Yurtdışı ülkelerden vatandaşlık alma”, “Oturma izni sağlama”, “Çalışma izni başvurusu” ajansının Türkiye’de kalabalık salonlarda vatandaşa sunum yaptığını biliyor musunuz?

Ne kadar çok kişi geleceğini yurtdışında görüyor farkında mısınız?

Kaç çocuk sahibi aile korku içinde bunu planlıyor, evlatlarını ortaokul, lise için yurtdışına yollamaya uğraşıyor bilginiz var mı?

Yurtdışında okuyan veya kısa süreli çalışan kaç değerli insanın parlak tekliflere rağmen buraya dönmekten vazgeçtiğini araştırdınız mı?

Bu mektubumda belki en çarpıcı bilgi şu olacaktır: Bu saydığım onbinlerce, belki yüzbinlerce insanın hiçbiri hiçbir cemaat, tarikat, siyasi parti veya sivil toplum örgütü üyesi değil.

Bu saydığım onbinlerce, belki yüzbinlerce insanın muhtemelen hiçbiri, şu an ülkemizde “Kelle koltukta icra edilen meslekler” sayılan gazetecilik, yazarlık vs gibi faaliyetleri yapanlardan bile değil.

Belki bazısı hayatında siyasete dair bir tweet bile atmamıştır.

Bunlar avukatlar, doktorlar, mimarlar, mühendisler, üst düzey yöneticiler, tüccarlar, girişimciler, sanatçılar, öğretmenler, öğrenciler... Şirket sahiplerine, anne-babalara bir sorun bakalım... Yurtdışında okumuş, ümit vaat eden gençlerden kaçta kaçı son aylarda memlekete gelip çalışmaktan vazgeçti. Kaçı daha düşük standartlara razı olup Amerika’da, Avrupa’da iş aramaya, orada hayat kurmaya karar verdi diye.

Bu insanlar geleceğimiz efendiler! Ve arkalarına bakmadan kaçıyorlar.

Zira korkuyorlar.

Bırakın bir gün sorgulanma, tutuklanma korkusunu filan... O açıdan zaten durumumuz parlak değil. Ama ben siyaseti, Cemaat’i, FET֒yü, PKK’yı sadece televizyondan takip eden insanlardan söz ediyorum.

Bu insanlar ülkenin gidişatından korkuyor.

Bu insanlar bir gün artık istedikleri gibi yaşayamamaktan, yiyip içememekten, giyinememekten, istedikleri yerde çalışamamaktan, hak etseler bile iyi yerlere getirilmemekten korkuyor.

Bu insanlar kız evlatlarının nasıl bir hayat yaşayacağından korkuyor.

Bu insanlar sadece iktidar yanlısı olmadıkları veya öyle göründükleri için bir gün birilerinin mallarına, mülklerine el koymasından korkuyor.

Bu insanlar kendi hallerinde yaşarken, arabalarını çarptıkları, nüfus cüzdanlarını çaldırdıkları veya emlak vergilerini 100 lira eksik yatırdıkları için bir sebeple mahkemeye düşmekten, sonra haksızlık, adaletsizlik kurbanı olup durup dururken hapis yatmaktan filan korkuyorlar.

Birçoğu yersiz korkudur muhakkak. Öyle midir? Umarım öyledir. Ben öyle diyorum soranlara.

Ama korkuyorlar işte. Bu ülkenin okumuş, çalışan, suç işlemeyen, vergi veren yetişmiş insanları korkuyor arkadaş! Ve bir kısmı vatanından gitmek için ciddi planlar yapıyor.

Memleketi yöneten sizlersiniz.

İki şey sormak isterim:

1) Performansınızdan mutlu musunuz?

2) Farkında mısınız, birçok şeyin telafisi var ama bu bahsettiğim insanları kaybedersek, bunun telafisi yok!

Sevgili siyaset üstatları!

Korku iklimini dindirin. Adaletin iyi işlediğine bizi inandırın. Eşitliği, liyakat sistemini, demokrasiyi kurmaya çalışın, dili yumuşatın, artık normalleşmeyi başlatın. İnattan, kutuplaştırmadan, höt zöt’ten vazgeçin. “Bu ülkede her an her şey olabilir, herkes her haksızlığı yaşayabilir, kimse de bir şey diyemez” fikrini benim dizilerim kadar komik hale getirin bir an önce! Vatandaşa kendini memleketinde güvende hissettirin! Germeyin artık şu ülkeyi!

Bakın herkes gidiyor! Ama ben gitmem, kalıp başınıza ekşirim ona göre!

Saygı, sevgi ve baki selam...



http://m.internethaber.com/gulse-birsel-bugunku-yazisiyla-tt-oldu-bu-mektubu-okudugunuzda-1727966h.htm
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
duygu
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 23 Sep 2008
Messages: 3883

MessagePosté le: 14 Déc 2018 2:05    Sujet du message: Répondre en citant

Gülse Birsel bugünkü yazısıyla Twitter'de TT oldu. Gülse Birsel siyasilere bugünkü köşesinden açık bir mektup yayınladı. İşte Gürsel Birsel'in bugünkü köşesinde yazdıkları


"İnsanlar neden korkuyor..."

Bu soru Hürriyet gazetesi yazarı Gülse Birsel'in bugünkü köşesinin başlığı. Türkiye'de iyi yetişmiş, eğitimli, iş sahibi bir çok insanın Türkiye'den gitme planı yaptığı uyarısında bulunan Gülse Birsel, siyasilere açık bir mektup kaleme aldı.

Gülse Birsel'in yazdıkları sosyal medyada da günün konusu oldu. Twitter'de Gülse Birsel ve yazısı kısa sürede TT listesine girdi.

İşte Gülse Birsel'in Twitter'da çok konuşulan bugünkü yazısı...

"Sevgili, canımdan çok sevdiğim ülkem siyasetinin üstatları...
Bu mektubu okuduğunuzda artık çok geç olabilir. Lütfen gazetede yayımlandığı gün okuyun. Okuyun ki, hayatı boyunca vatanında çalışmak, yaşamak ve vatanında ölmek isteyen bu kardeşinizin tarafsız görüşlerini bundan sonraki kararlarınızda hesaba katma ihtimaliniz olsun.

Efendiler, son aylarda kaç “Yurtdışı ülkelerden vatandaşlık alma”, “Oturma izni sağlama”, “Çalışma izni başvurusu” ajansının Türkiye’de kalabalık salonlarda vatandaşa sunum yaptığını biliyor musunuz?

Ne kadar çok kişi geleceğini yurtdışında görüyor farkında mısınız?

Kaç çocuk sahibi aile korku içinde bunu planlıyor, evlatlarını ortaokul, lise için yurtdışına yollamaya uğraşıyor bilginiz var mı?

Yurtdışında okuyan veya kısa süreli çalışan kaç değerli insanın parlak tekliflere rağmen buraya dönmekten vazgeçtiğini araştırdınız mı?

Bu mektubumda belki en çarpıcı bilgi şu olacaktır: Bu saydığım onbinlerce, belki yüzbinlerce insanın hiçbiri hiçbir cemaat, tarikat, siyasi parti veya sivil toplum örgütü üyesi değil.

Bu saydığım onbinlerce, belki yüzbinlerce insanın muhtemelen hiçbiri, şu an ülkemizde “Kelle koltukta icra edilen meslekler” sayılan gazetecilik, yazarlık vs gibi faaliyetleri yapanlardan bile değil.

Belki bazısı hayatında siyasete dair bir tweet bile atmamıştır.

Bunlar avukatlar, doktorlar, mimarlar, mühendisler, üst düzey yöneticiler, tüccarlar, girişimciler, sanatçılar, öğretmenler, öğrenciler... Şirket sahiplerine, anne-babalara bir sorun bakalım... Yurtdışında okumuş, ümit vaat eden gençlerden kaçta kaçı son aylarda memlekete gelip çalışmaktan vazgeçti. Kaçı daha düşük standartlara razı olup Amerika’da, Avrupa’da iş aramaya, orada hayat kurmaya karar verdi diye.

Bu insanlar geleceğimiz efendiler! Ve arkalarına bakmadan kaçıyorlar.

Zira korkuyorlar.

Bırakın bir gün sorgulanma, tutuklanma korkusunu filan... O açıdan zaten durumumuz parlak değil. Ama ben siyaseti, Cemaat’i, FET֒yü, PKK’yı sadece televizyondan takip eden insanlardan söz ediyorum.

Bu insanlar ülkenin gidişatından korkuyor.

Bu insanlar bir gün artık istedikleri gibi yaşayamamaktan, yiyip içememekten, giyinememekten, istedikleri yerde çalışamamaktan, hak etseler bile iyi yerlere getirilmemekten korkuyor.

Bu insanlar kız evlatlarının nasıl bir hayat yaşayacağından korkuyor.

Bu insanlar sadece iktidar yanlısı olmadıkları veya öyle göründükleri için bir gün birilerinin mallarına, mülklerine el koymasından korkuyor.

Bu insanlar kendi hallerinde yaşarken, arabalarını çarptıkları, nüfus cüzdanlarını çaldırdıkları veya emlak vergilerini 100 lira eksik yatırdıkları için bir sebeple mahkemeye düşmekten, sonra haksızlık, adaletsizlik kurbanı olup durup dururken hapis yatmaktan filan korkuyorlar.

Birçoğu yersiz korkudur muhakkak. Öyle midir? Umarım öyledir. Ben öyle diyorum soranlara.

Ama korkuyorlar işte. Bu ülkenin okumuş, çalışan, suç işlemeyen, vergi veren yetişmiş insanları korkuyor arkadaş! Ve bir kısmı vatanından gitmek için ciddi planlar yapıyor.

Memleketi yöneten sizlersiniz.

İki şey sormak isterim:

1) Performansınızdan mutlu musunuz?

2) Farkında mısınız, birçok şeyin telafisi var ama bu bahsettiğim insanları kaybedersek, bunun telafisi yok!

Sevgili siyaset üstatları!

Korku iklimini dindirin. Adaletin iyi işlediğine bizi inandırın. Eşitliği, liyakat sistemini, demokrasiyi kurmaya çalışın, dili yumuşatın, artık normalleşmeyi başlatın. İnattan, kutuplaştırmadan, höt zöt’ten vazgeçin. “Bu ülkede her an her şey olabilir, herkes her haksızlığı yaşayabilir, kimse de bir şey diyemez” fikrini benim dizilerim kadar komik hale getirin bir an önce! Vatandaşa kendini memleketinde güvende hissettirin! Germeyin artık şu ülkeyi!

Bakın herkes gidiyor! Ama ben gitmem, kalıp başınıza ekşirim ona göre!

Saygı, sevgi ve baki selam...




http://m.internethaber.com/gulse-birsel-bugunku-yazisiyla-tt-oldu-bu-mektubu-okudugunuzda-1727966h.htm



.
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
cengiz-han
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 12 Jan 2008
Messages: 10694
Localisation: Paris

MessagePosté le: 17 Déc 2018 1:54    Sujet du message: Répondre en citant

Geçen guzn RTE'nin takimi sahaya "dunyada en çok siginmaci agirlayan ulke Turkiye" pankarti ile çikti. Evet ovunulecek birsey asilinda ama madalyoun obur yuzu oldukça farkli.

RTE bir kez daha kotu seçim yaparak Suriye'de Esat'in devrilmesinde basrollerden birini kapmak istedi. Onca seneden sonra her nekadar Suriye parçalandiysa da Esat yerinde. RTE Suriye'nin toprak butunugunun bozulmasinin Turkiye için ne kdar buyuk bir tehlike oldugunu gormek istemedi.

Sonuç bugun ABD kalakani altindaki YPK ile savasmak zorunda ve Turkiye'de 3 milyondan fazla Suriye kokenli insan var. Ve bunlar Turkiye'de irkçilik, dislamacilik duygularini besliyor ve zaten olmayan iç huzuru daha da bozuyor.

Bakin asagidaki entel bir adamin yazdiklarina ki bana buna benzer yazilar oldukça sik geliyor sosyal medya sayesinde.

Citation:




HULUSİ ÜSTÜN : BU KADAR ARAPLA BU GEMİ ARTIK BATIYA GİTMEZ

Dün Fatih’teydim.
Suriçi’nde yürümek benim için tarihin içinde seyahattir.
Tarihi kişiliklerle yoldaşlık ecdadımla sohbet ilk gençlik yıllarımı yad etmek okul dönemlerini hatırlamak evliliğim ilk çocuğum…
Her sokağı her köşe başı ya yaşanmış ya okunmuş ya duyulmuş hatıraların mekanıdır.
. . .
Dün Dülgerzade’den Zeyrek’e Yavuzselim’den Balipaşa’ya yürüdüm. .
Fatih bambaşka bir yer olmuş.
Rayihası değişmiş yasemin ve öd ağacı kokuyor.
Sokakta Türkçe konuşan kimse yok…
Haleb’in köylüsünden Lübnan’ın Dürzisine Iraklısından Libyalısına Tunuslusuna Ürdünlüsüne kadar Arab’ın envai çeşidi oradaydı.
Entarili kıfayelisi de var taytlısı uzun saçlısı da Marunisi de Nusayrisi de Mesihisi de…
Hepsi neşeli hepsi gülümseyen hepsi yüksek sesle konuşan hepsi özgüvenli bir çoğu özgürlüğün rüzgarıyla sermest hoş görülecek olmanın bilinciyle sarhoş…
Gruplar halinde yürüyorlar.
Aralarında tek başına yürüyen mutsuz yüzlü suskun ürkek Türkler fark ediliyor.
. . .
Lokantalarda ful felafel humus…
Gar sabunu ve zahter yığınları…
Her köşe başında egzotik kokular satan dükkanlar.
İnsanın üstüne üstüne yürüyen sokaktaki kadınlara aç nazarlarla bakakalan sporcu gençler halinden tavrından şaşırtıcı bir özgüven dökülen kadınlar köyündeymişçesine kaşınarak dolaşan entarili yaşlılar sokak aralarında gürültüyle koşturan çocuklar….
Dedim ki ‘Selahaddin’den beri fütuhat görmeyen Arab’ın en son fethi bu. ’
Kuşatmayla aldığımız şehri farkında olmadan başkalarına verdik.
. . .
Arapça konuşan kalabalıkların içinden geçip Akdeniz Caddesine döndüm…
İki delikanlı küskün küskün konuşuyorlar birbirleriyle yanlarından geçerken gülümsedim.
‘Caddenin başından bu tarafa yürüyorum. Bir Türkçe söz değmedi kulağıma… Sizi görünce mutlu oldum’ dedim.
‘Sorma abi biz Türkçe konuşan biri geçince çevirip öpüyoruz. ’ diye karşılık verdi esprime gençlerden biri.
. . .
Ara sokaklarda onlarca satılık tabelası.
Fatih’te satılık tabelası görmek nadirattandı.
Arapça ‘İcar’ tabelaları asılı camlarda.
. . .
Fatih’in eskisi Siirt Arabı bir tanıdığa uğradım.
‘Bir binada beş altı daireye Araplar oturunca binada kalan yerli aileler satıp gidiyor. Zaten iç sokaklarda apartman katlarında yaşlı insanlar var. Dışarı çıkamaz oldular. Yerliler buraları terk edip gidiyor’ dedi.
Akşemsettin Caddesine Şam Caddesi der olmuşlar.
. . .
Şimdi bu yazdıklarımın altına yorumlar döşenir… Ne ırkçılığım kalır ne imansızlığım ne muhalifliğim…
Hiç biri değil…
Makul olmaya çalışıyorum.
Hiç bir devlet kendi iradesi ve kendi tasarrufu ile ülkesinin demografik etnik ve sosyal yapısını değiştirmez.
Türkiye’nin etnik yapısı geri dönülemez bir şekilde değişti.
Hiç bir devlet kalbi mesabesindeki tarihi şehri bir başka halkın istilasına açmaz.
Mesela İtalya’ya giden mültecilerin Roma’nın şehir merkezinde İngiltere’nin Buckingam’ında şehrin yerlilerini dışarı çıkaracak ölçüde homojen bir şekilde yerleşmelerine izin verilemez.
Hiç bir ülkenin gözbebeği olan şehirde o ülkenin yabancısına yerleşecekleri yerde ezici çoğunluğu oluşturacak şekilde ticari imtiyaz tanınarak orayı ele geçirme imkanı verilmez.
Osmanlı büyük göç dalgaları yaşamıştı.
Ne 1850’lerde Kırım’dan imparatorluğa akan milyonlarca insana ne 1864 Kafkasya Sürgünlerine ne 1912 Balkan bozgununda savrulan insanlara ne de mübadillere İstanbul’da topluca oturabilecekleri bölgeler göstermedi.
Devletlerin iskan politikası olmalıdır.
her devletin nazarında göçmenler yeni arı kolonileridir.
doğru yerde petek gösterirseniz balından istifade edersiniz
doğru yerde yer gösteremezseniz o arılar sizi sokar.
. . .
Demem o ki;
Arap’tan Fars’tan rahatsız olduğum yok.
Ömer Seyfettin’in Efruz Bey’i gibi ‘Bila tefrika-i cins ü mezhep’ kriterini esas alan bir adamım ben.
Savaş mağduru bir halka yardım etmek kucak açmak insani bir şeydir.
Ama böyle olmamalıydı…
Böyle olmaz…
. . .
Bu şuna benziyor…
Sokakta karşılaştığınız bir ihtiyaçlı kişiye karnını doyurması için para verebilirsiniz.
Ama onu alıp evinize getirmezsiniz.
Evinize getirseniz de kendisine yatak odanızı vermez eline kumandayı tutuşturmaz baba koltuğuna oturtmazsınız.
Eğer bunu yaparsanız her türlü istismara razı olduğunuz anlamına gelir bu.
İhtiyaçlı kişi sizi istismar etmek zorunda kalır.
. . . . . .
Türkiye’ye gelen Suriyeliler Iraklılar Libyalılar Afganlılar Pakistanlılar İranlılar Ürdünlüler Mısırlılar…
‘Gelenlerin her biri memnun ki yerinden çok seneler geçti dönen yok seferinden…’
Bir tek politik tasarrufla içeri alınan bunca insanı hiç bir politik tasarrufla buradan geriye döndüremezsiniz…
Vatanlarından çıkmak için birbirini çiğneyen bu kitle ülkelerine geri dönmemek için karşılarına çıkan her türlü gücü ezer geçer.
Nitekim duymuşluğum var
‘Allah razı olsun Suriye’de savaşı çıkaranlardan… O savaş çıkmasaydı Türkiye’ye gelemezdik’ diyeni…
. . .
Türk Avrupa ve Asya’nın arasında bin yıldır icra edilen bir görevin adıdır.
Ve Türk dünya politiği açısından varlığı zorunlu bir aktördür.
Şunu rahatlıkla söyleyebilirim…
Türk bu göç ile kimliğini oluşturan en temel yapıtaşlarını yükselen bir balondan aşağı atmıştır.
Önümüzdeki yüzyıllardan sonra bu topraklarda Türk’ün varlığını koruyup koruyamayacağı tartışılır hale gelmiştir.
BU bir hissiyat değil çok temel bir sabit delilim var.
İstanbullu kimliği nasıl son otuz kırk yıl içinde hiç var olmamışçasına yok olmuşsa…
Türk kimliği de böylesi bir yok oluş sürecine girmiştir.
Kırk yıl elli yıl değil ama üç kuşak sonra bu kimlik bu topraklarda varlığını bu şekilde sürdüremez.
Tarihin temel aktörlerinden birisi olan bu halk geçmişte tarihin temel aktörlerinden olan bir çok halk gibi İskitler gibi Keltler gibi Hunlar gibi eriyip dönüşür.
Balkanlarda Bulgarlar ne ise Anadolu’da da Türk o olur.
. . .
Tabii biz kimiz ki öngörümüz ne ola…
Onca kitap okuduk da bir şey mi olduk…
Onca kitap yazdık da ne ettik…
Onca mektep medrese tahsil ettik onca mesele etüt ettik onca gezdik gördük de ne oldu.
Tabii ki biz bilmeyiz işin doğrusunu…
Konuşuyoruz işte…
. . .
Aylardır karar vermişliğim var; baktığım şeyde olumsuzluğu fark etmeyeceğim diye.
Olumsuzu eksiği ve endişe verici olanı değil olumlu olanı Tamam olanı ve güzelliği görmeye çalışacağım
Bu prensip doğrultusunda bakacak olursak olumlu bir takım yanları da var bu işin.
Artık kakuleli kahveyi her yerde bulmak mümkün.
Eskiden ramazandan ramazana tattığımız humus da felafel de her yerde var…
Tek dilli idik çocuklarımız iki dilli olmak durumunda.
Doğuda mı batıda mıyız belli değildi.
İçinde bu kadar Arab’ın olduğu gemi batıya gidemez gayri.
En azından bir istikamet sahibi olduk.





!!!
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
Montrer les messages depuis:   
Ce forum est verrouillé; vous ne pouvez pas poster, ni répondre, ni éditer les sujets.   Ce sujet est verrouillé; vous ne pouvez pas éditer les messages ou faire de réponses.    Forums d'A TA TURQUIE Index du Forum » Forum en langue turque Toutes les heures sont au format GMT + 2 Heures
Aller à la page Précédente  1, 2, 3, 4, 5  Suivante
Page 2 sur 5

 
Sauter vers:  
Vous ne pouvez pas poster de nouveaux sujets dans ce forum
Vous ne pouvez pas répondre aux sujets dans ce forum
Vous ne pouvez pas éditer vos messages dans ce forum
Vous ne pouvez pas supprimer vos messages dans ce forum
Vous ne pouvez pas voter dans les sondages de ce forum


Powered by phpBB v2 © 2001, 2005 phpBB Group ¦ Theme: subSilver++
Traduction par : phpBB-fr.com
Adaptation pour NPDS par arnodu59 v 2.0r1

Tous les Logos et Marques sont déposés, les commentaires sont sous la responsabilités de ceux qui les ont postés dans le forum.