17 visiteur(s) et 0 membre(s) en ligne.
  Créer un compte Utilisateur

  Utilisateurs

Bonjour, Anonyme
Pseudo :
Mot de Passe:
PerduInscription

Membre(s):
Aujourd'hui : 0
Hier : 0
Total : 2116

Actuellement :
Visiteur(s) : 17
Membre(s) : 0
Total :17

Administration


  Derniers Visiteurs

Berivan : 01h58:45
murat_erpuyan : 03h34:04
SelimIII : 09h40:12
bendeniz : 19h03:45
minorSinan : 1 jour, 08h11:25


  Nétiquette du forum

Les commentaires sont sous la responsabilité de ceux qui les ont postés dans le forum. Tout propos diffamatoires et injurieux ne sera toléré dans ces forums.


Forums d'A TA TURQUIE :: Voir le sujet - AKP Türkiyesi...
Forums d'A TA TURQUIE Index du Forum Forums d'A TA TURQUIE
Pour un échange interculturel
 
 FAQFAQ   RechercherRechercher   Liste des MembresListe des Membres   Groupes d'utilisateursGroupes d'utilisateurs    

AKP Türkiyesi...
Aller à la page Précédente  1, 2, 3 ... , 66, 67, 68  Suivante
 
Poster un nouveau sujet   Répondre au sujet    Forums d'A TA TURQUIE Index du Forum » Forum en langue turque
Voir le sujet précédent :: Voir le sujet suivant  
Auteur Message
cengiz-han
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 12 Jan 2008
Messages: 10301
Localisation: Paris

MessagePosté le: 15 Déc 2017 1:57    Sujet du message: Répondre en citant



Citation:
Cem Küçük, TGRT’deki Medya Kritik programında “Elimizde çok kritik üç-dört tane FET֒cü var. Ali Fuat Yılmazer, Mehmet Partigöç, Alaaddin Kaya. Ya şu adamları bir konuştursanıza. Bunlar bir sürü şey biliyor. Bizim savcı şöyle; oturuyor, ‘Fuatçığım hoş geldin. Adın, soyadın…’ mesela diyor” ifadelerini kullandı. Cem Küçük’ün, savcıların sorgu yaparken FET֒cülere yönelik “çığım” diye hitap ettiğini söylemesi dikkat çekti.

“Başka türlü de konuşturma teknikleri var” diyen Cem Küçük şunları anlattı:

“Sallandır ayağından camdan aşağıya. Bak sana bir tane MOSSAD tekniği anlatayım, Gideon'un Casusları kitabında vardı. Ajan yapmak istiyor Filistinlilerden birisini, veya Ürdünlü veya Mısırlı olmuyor mesela, kabul etmiyor. Gidiyor ailesinden birini tak diye öldürüyor. Gene yapmıyor, gene öldürüyor. Ondan sonra mecburen… Kaç tane böyle ajanı var.”


daha için bkz
http://bit.ly/2o5DpY1
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
cengiz-han
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 12 Jan 2008
Messages: 10301
Localisation: Paris

MessagePosté le: 15 Déc 2017 2:20    Sujet du message: Répondre en citant

Citation:

Emre Kongar

cumhuriyet

Korku imparatorluğu: Ahtapotlaşan saray


14 Aralık 2017 Perşembe

Sevgili okurlarım, temelleri yıllardır, AKP, Gülen Cemaati, ABD, AB ve Yetmez Ama Evetçiler tarafından özenle atılan “Korku İmparatorluğu”, artık gölgesi hepimizin üzerine kâbus gibi çöken, güneşimizi, ışığımızı kesen, soluduğumuz havayı zehirleyen, kolları her yere uzanan, ahtapotlaşan bir saray haline geldi:
Ne diyelim; mimarlarına, müteahhitlerine, sahiplerine ve kiracılarına hayırlı olsun...

Ama ben bu “Ahtapotlaşan Korku İmparatorluğu Sarayında” yaşamak istemiyorum...

Atatürk ve arkadaşlarının, Türkiye Cumhuriyeti’ni kurarak hedefledikleri, mütevazı bir “Demokrasi Evi” bana yeter de artar bile.
Dün medyada, bu “Ahtapotlaşan Korku İmparatorluğu Sarayından” üç haber vardı.

Birinci haber, sevgili genç dostum, değerli yazar Aykut Küçükkaya’nın da gazetecilik konusunda kazandığı Sedat Simavi Ödülleri’nin verildiği törende, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Turgay Olcayto’nun yaptığı konuşmanın satırları arasındaydı:
“Cezaevinde 140 gazeteci var...

Kısaca diyoruz ki düşünceyi ifade özgürlüğü önündeki engeller kalkmalıdır. Gazeteciler, yazarlar düşüncelerinden, yazılarından ötürü cezaevlerinde çürütülmesinler.

Hapishanelerinde en çok gazeteci bulunan ülke ayıbı ortadan kalksın. Gazeteciliğin, yazarlığın, sanatın 21. yüzyılda suç olmadığı artık bilinsin...”
İkinci haber, Kemal Kılıçdaroğlu ile yapılan bir nehir söyleşi kitabının matbaa tarafından basılmayışı ile ilgili olarak Kırmızı Kedi Yayınevi sahibi Haluk Hepkon’un yaptığı açıklamaydı:
“Basılmayan kitapların toplatıldığı ve el konulduğu bir Türkiye’den, matbaaların iktidar korkusuyla kitap basmak istemediği bir Türkiye’ye geçmekte olduğumuzu vurgulamak da boynumuzun borcudur...

Türkiye basın-yayın tarihi, aynı zamanda korkuyla mücadelenin, baskı ve yasaklara boyun eğmemenin tarihidir.

Bu tarih, aynı zamanda özgür düşünce ve özgür yayıncılık üzerinde baskı kuranların asla amaçlarına ulaşamamış olduklarını da net biçimde göstermektedir...”

Üçüncü haber, Özgür Mumcu’nun “Milli Eğitim Sorunu” başlığıyla yazdığı köşe yazısındaydı:
“Milli Eğitim Bakanlığı’nın evlerde dini sohbet projesinin cemaatin sohbetlerinden yöntemsel nasıl bir farkı var?...

Cumhuriyetin kuruluş dönemini yerden yere vuran, Atatürk düşmanı sohbetler öngörülmüş.

Bu dini sohbetler açıkça bir parti propagandası da içeriyor ve bunu devletin memurları eliyle yapıyor. ‘AK Parti’nin kuruluşuyla birlikte Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın milletimiz, İslam dünyası ve tüm gönül coğrafyamız için ortaya koymuş olduğu destansı mücadele.’
Cemaat, tarikat, siyaset, ticaret anahtar kelimeleriyle bir tek parti devleti kuruldu. Devletin memurları bir partinin propaganda memurları haline getirilmiş. Sabah akşam dinci bir eğitime maruz kalan çocuklara artık evlerinde de rahat yok...”

***

Aslında, kısaltarak alıntıladığım her üç haberde de, Ahtapotlaşan Korku İmparatorluğu Sarayına karşı Demokrasi ve Özgürlük umudu açıkça vurgulanmıştı:
DİREN ÖZGÜRLÜK...
DİREN DEMOKRASİ!



Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
cengiz-han
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 12 Jan 2008
Messages: 10301
Localisation: Paris

MessagePosté le: 15 Déc 2017 2:23    Sujet du message: Répondre en citant

Citation:

Sıyırınca zulmün üniformasını...


14 Aralık 2017
Cumhuriyet
Ali Sirmen



Her yıl olduğu gibi, 2017’de de 10 Aralık İnsan Hakları Günü’ydü. Yargı kararına bile gerek olmadan, işinden kovulmuş, kamudan atılmış, görev yerinden sürülmüş, kürsüsünden sepetlenmiş, okulundan kapı dışarı edilmiş, ordudan uzaklaştırılmış, malı mülkü müsadere edilmiş, beyaz ölüme mahkûm edilmiş binlerin, korkuyla baskıyla sindirilip susmaya mahkûm edilmiş milyonların yaşadığı bir ülkede yine de insan hakları konusunda övgülerle bezenmiş resmi açıklamalar birbirini izledi.

10 Aralık 2017 günü en büyük zulüm de işte buydu.

İktidar canibinden gelen açıklamaların biri, bir zamanlar bu gerekçeye can simidi gibi sarılanların sonra başlarına gelenler ve yaşadıkları büyük hüsran görülünce demode olduğunu sandığımız, klasik “askeri vesayet tasfiye ediliyor” savıydı. Bu kez “kudretlularımız” operasyonun tamamlandığını, askeri vesayetin sona erdiğini muştuladılar.

***

Haklıdırlar, artık askeri vesayet kalmamıştır.
Sıkıyönetimler dönemi tarihe karışmıştır.
Artık zulüm askeri mahkeme ilamlarıyla tescil edilmiyor.
Artık esip gürleyenler albaylar, generaller değil.
Zulmün üniforması yok artık.
Ama bu demek değil ki artık zulüm bitti.
Zulüm üniformasından sıyrılmış olarak devam ediyor.
Zulmün sıyrılan üniformasının altından sarık ve cüppe çıktı.
Onu da sıyırınca, altından, talan, yalan, irtişa (rüşvet) ve iftira çıkıyor.
Üniformayı tasfiye edince, zulüm bitmedi, sarığıyla, cüppesiyle devam etti.
Rakamlar cüppeli, OHAL’li zulmün, üniformalı sıkıyönetimli zulümden bin beter olduğunu gösteriyor.
Üniformalı zulmün on yıllık uygulamasıyla, cüppeli zulüm döneminin bir yıllık OHAL uygulamalarının rakamlarla karşılaştırması için, bu sütunda 16 Eylül 2017’de yayımlanan “OHAL 12 Eylül’ü yaya bıraktı” yazısına bakabilirsiniz.

***

‘Keşke siz de yapsanız!’
Baskıların egemen olduğu, insan haklarının ayaklar altına alındığı yağma ve talan ile yolsuzluk ve rüşvetin at başı yarıştığı zulüm toplumlarında bütün bunlar rüşveti, adam kayırmayı, hırsızlığı, yolsuzluğu gizlemek için yapılır. Bunların panzehiri ise açıklık ve şeffaflıktır. Demokrasilerde yolsuzluğa, yoksulluğa, talana, yağmaya karşı en iyi çare açıklık, saydamlıktır.

Bu yüzdendir ki, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun kendisi ve ailesinin mal varlığının araştırılması için önerge vermesini herkes candan desteklemeli, özellikle iktidar kanadının politikacıları da, Kılıçdaroğlu’nu örnek alarak aynı yolu tutmalıydı.

Ama ne gezer!

Kılıçdaroğlu’nun “mal varlığımı araştırın” çağrısına karşı AKP’den ilk tepki gösteren Mustafa Şentop, çağrıyı siyasi manevra olarak yorumladı ve benzerlerinin daha önce görüldüğünü söylerek yan çizeceklerinin ilk işaretlerini verdi. Herkes de “tabii kabul etmezler, sıranın kendilerine gelmesinden korkarlar” diye düşündü.

Şimdi Mustafa Şentop’a verilecek yanıt basittir:
- Üstadım, keşke arada siz de böyle siyasi manevralar yapsanız da, yolsuzluk ve rüşvetler üzerindeki örtüler kalksa!

AKP hiçbir şekilde yolsuzluğun, hırsızlığın, rüşvetin üstüne gitmemiştir.
Almanya’da ortaya çıkarılan, ama kaynağı Türkiye’de olan Deniz Feneri davası ne oldu?
Örtbas edildi!
Bir kumpas olduğunu kimsenin yadsımadığı, ama içindeki yolsuzluk ve hırsızlığın fahiş şekilde sırıttığı 17/25 Aralık olayları sırasındaki rüşvet iddiaları ne oldu?

Örtbas edildi!
Ama bunlar yanlış hesaplardır ve yanlış hesap, her zaman Bağdat’tan değil, kimi zaman da New York’tan döner.
ABD, Sarraf’ın itiraflarını kullanmak istiyor buna şüphe yok.
Buna karşı en iyi çare, yolsuzluğu, hırsızlığı, rüşveti burada yargılamak değil miydi?
Sarraf’ı casuslukla suçluyorlar.
Sarraf’ı casus haline getirenler kimler? İtiraflarından yararlanmaya çalışanlar mı? Yoksa hırsızlık ve rüşveti kutsal devlet sırrı haline sokanlar mı?




Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
cengiz-han
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 12 Jan 2008
Messages: 10301
Localisation: Paris

MessagePosté le: 18 Déc 2017 3:05    Sujet du message: Répondre en citant

Bu çok iyi, artik açik açik muhalet istemiyorlar, yoksa




videodan izleyebilirsiniz :
http://bit.ly/2AJBb2x


!
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
cengiz-han
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 12 Jan 2008
Messages: 10301
Localisation: Paris

MessagePosté le: 22 Déc 2017 2:39    Sujet du message: Répondre en citant

Vaktiniz varsa dinleyin... Sag cenahtan bir adam konusuyor, gerçi burada bilinen seyleri soyluyor ama ozelligi sagadan bir kisinin konusmasi:







.
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
SelimIII
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 30 Aoû 2007
Messages: 2292
Localisation: Paris

MessagePosté le: 22 Déc 2017 11:50    Sujet du message: Répondre en citant

Adam bilmedigimiz birsey soylemiyor...

AKP Turkiye'sinde hukukun denilen kavramin nasil yok edildigini Profesor Kabaoglu savunmasiyla guzelce belirtmis.

Savunma metni uzun ama ders niteliginde :

http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/890920/iste_Prof.Dr.Kaboglu_nun_salonda_alkislanan_savunmasinin_tam_metni.html



bu kadar.
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
cengiz-han
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 12 Jan 2008
Messages: 10301
Localisation: Paris

MessagePosté le: 27 Déc 2017 3:14    Sujet du message: Répondre en citant

SelimIII a écrit:

(...)
Karsi tarafi nasil sindireceksin, hapse atmak, mahkemelerde surundurmek yetmiyor, o zaman silahli milisini sokaga dokeceksin. ISte milis basi gozdagini bile vermis :




Arabalari filan da var, ve tabii kendi adamina iktidar goz yumuyor.



detaylar :
15 Temmuz'dan sonra ortaya çıkan silahlı milis harekatı HÖH dernek kurdu


http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/883831/15_Temmuz_dan_sonra_ortaya_cikan_silahli_milis_harekati_HOH_dernek_kurdu.html




Tamam koçlar artik arabanizi korkmadan kullanip teroristlerin kafasini koparabilirsiniz... Yolunuz açik...

Bugun politika ayapan agabeylerinizde emperyalizme karsi Istanbul'a gelen 6. filoyu protesto gosterileri yapan "gomunist" gençligi Allah Allah deyip kovalayip dovuyor ve de mumkunse olduruyordu...








.
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
cengiz-han
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 12 Jan 2008
Messages: 10301
Localisation: Paris

MessagePosté le: 27 Déc 2017 3:26    Sujet du message: Répondre en citant

RTE Turkiyesinde, artik milisler muhalif oldugu için terorist denenlerini defterini durebilecek, Cumhuriyet davasinda Ahmet Sik'a savunmasi siyasi diye engellenip mahkeme salonun atilacak, yargilanma surecindeki tutuklulura portakal rengi tulum giydirilip mahkemeye getirilecek, kendileri ne istedilerse verince suçlu olmayacaklar ama bir atkim adamlar bylock kullandi, BankASya'ya para yatirdi diye hapse atilip mallarina el konacak...

Ogretmen gorevindeki adam kizlar esofman giyince çiplak oluyorlar diyecek ve bundan da sevap bekledigini ilan edecek.
http://bit.ly/2CaaaH4


Bunlari dogrulamak için de RTE halife ilan edilecek, sarlatanlik zirve yapip RTE'yi Allah gonderdi denecek...





haberi okumak için resme tiklayin




yaaa...
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
SelimIII
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 30 Aoû 2007
Messages: 2292
Localisation: Paris

MessagePosté le: 02 Jan 2018 19:03    Sujet du message: Répondre en citant

DIyanet, hani butçesi birçok bakanliginkini katlayan... Yine veris bir fetva :

Citation:

Diyanet: 9 yaşına giren kız evlenebilir, gebe kalabilir
Diyanet, bulûğ çağına girmiş olanların da dinen nikahlanabileceğini belirtti. Diyanet, bulûğ yaşının alt sınırını kızlarda 9, erkeklerde 12 olarak belirtti. Diyanet, kızların 9 yaşında gebe kalabileceklerini, erkeklerin de 12 yaşına girdiklerinde baba olabileceklerini bildirdi. Diyanet'e göre ergenlik çağına girmiş kız çocukları nikahlanırken yanlarında velilerinin olmasının daha uygun olacağını açıkladı ve “Veli olmasa da olur” dedi.


http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/897196/Diyanet__9_yasina_giren_kiz_evlenebilir__gebe_kalabilir.html
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
cengiz-han
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 12 Jan 2008
Messages: 10301
Localisation: Paris

MessagePosté le: 09 Jan 2018 1:03    Sujet du message: Répondre en citant

Yilmaz özdil yine tasi koymus gedigine Yeni Turkiye'de universite hocalarinin nerede olduklarini, ogretmenlere yapilan ayrimciligi 2 gunde islemis. Yalan diyen çiksin birlikte tukurelim Özdil denen adamin yuzune :

Citation:

1)
Hazreti Nuh’un cep telefonu 0538…

7 Ocak 2018


TRT'ye çıkarılan İstanbul Üniversitesi deniz bilimleri fakültesi öğretim üyesi Dr. Yavuz Örnek, Nuh tufanı sırasında Hazreti Nuh'un oğlunu cep telefonuyla aradığını, gemisinin nükleer enerjiyle çalıştığını, insansız hava aracı kullandığını izah etti.

*

Bence haklı.

*

İşsizlik çoğalırken işsiz sayısının azalmasına, fiyatlar artarken enflasyonun düşmesine, kişi başına milli gelirin rekor kırmasına, dünyanın en pahalı benzinini kullanırken her seçim öncesinde petrol bulduk demelerine, saman ithal ederken tarımda Avrupa lideri olmamıza, Çin'den fazla büyüdüğümüze inanıyorsak… Nuh'un cep telefonuna niye inanmayalım?

*

Bizzat asrın liderimiz “ha ülkeye nükleer santral kurmuşsun, ha evine tüpgaz bağlatmışsın, ikisi de aynı” dediğine göre… Koskoca Hazreti Nuh nükleer imkanı varken, niye gazlı gemi kullansın?

*

Elbiselerinizi çıkarmadan sevişin, “eşeklerin yaptığı gibi tamamen soyunmayın, soyunursanız melekler dışarı çıkar, şeytan odada kalır, oluşacak çocuk şeytanın nasibi olur” diyen “profesör” değil mi?

Işık hızını bile sollayan, “namlusuz patlayıcısız mermisiz, saniyede 300 bin kilometre hızla giden silahlar yaptık” diyen “akil” değil mi?

“Karl Marks'a Das Kapital'i cinler yazdırdı, Shakespeare gizli müslümandı, asıl adı Şeyh Pir'di” diyen, kafasında fesle dolaşan tımarhanelik herif, “ilim adamı” sıfatıyla Saray'da ağırlanmadı mı?

“Deve sidiği şifalıdır” diyen akademisyen yok mu bu ülkede?

Akp gençlik kolları başkanı “dünya düzdür, dünyanın yuvarlak olması masonların uydurmasıdır” demedi mi?

Profesör Aziz Sancar kimya dalında Nobel ödülü kazanırken… Akp tarafından “rektör” yapılan kimya profesörü “yabancı kadınla tokalaşmak ateş tutmaktan daha korkunç” demiyor mu?

Hacettepe Üniversitesi profesörü trenlere mescit yapılmasını istemedi mi? Devlet Demiryolları da “virajlarda kıbleyi denk getiremeyiz” diye cevap vermedi mi?

Rüyasında tarikat şeyhi gören profesör, rüyasındaki şeyhin sözlerini dilekçe haline getirip başbakanlığa göndermedi mi? Başbakanlık da gereğinin yapılması için rüyadaki şeyhin dilekçesini YÖK'e havale etmedi mi?
Profesörün biri “helal bisiklet üretelim” diye önermedi mi?

TRT'deki “bilim” programında, CIA ve Mossad'ın cinlerle istihbarat topladığı, KGB'nin cinler sayesinde düşman denizaltılarını takip ettiği, NASA yetkililerinin uzayda kaybolan uyduların cinler tarafından tamir edilmesi için Türkiye'ye geldiği, Turgut Özal aracılığıyla Sakarya'daki bir hoca'dan yardım istediği anlatılmadı mı?

İsmi Abdülhamid olarak değiştirilen GATA'nın profesörü, şizofreni hastalığının cin çarpması yüzünden meydana geldiğini, tedavi için dini şifacılarla üfürükçülerin faydalı olabileceğini söylemedi mi?

TÜBİTAK bilim fuarında, Tillo evliyalarının kerametleri projesi sergilenmedi mi? Ayet okunmuş fasulye projesi, ihram giyen hacı robot projesi, kötü söz kavanozu projesi, tatlı kelam projesi sergilenmedi mi?

*

Marmaray'ın mimari projesinin Abdülmecid dedemiz tarafından çizilmesini gayet makul buluyorsun da… Hazreti Nuh'un drone kullanmasına niye şüpheyle yaklaşıyorsun?

*

Asrın liderimizin ifade ettiği gibi, Amerika'yı Kolomb keşfetmediğine göre, Kolomb gemisiyle Amerika kıtasına ulaştığında Küba'da cami gördüğüne göre… Hazreti Nuh'un internete bağlı olması tuhaf mı?

*

“Ben bu ülkede cahil, okumamış, tahsilsiz kesimin ferasetine güveniyorum, ülkeyi ayakta tutacak olan cahil halktır, profesörden başlayarak en tehlikeli olanlar üniversite mezunlarıdır” diyen “profesör” unvanlı arkadaşın YÖK'e yönetici yapılmasına şaşmadın da… Hazreti Nuh'un cep telefonunu mu yadırgadın?

*

Işın kılıcı da varmış Nuh'un, kalem pille çalışıyormuş.

+

2
Kel Mahmut

6 Ocak 2018


19 Mayıs töreninde öğrencilerine Atatürk portreli tişörtler giydiren beden eğitimi öğretmenine soruşturma açılırken… İktidar yandaşı tarikatçı vakıf yurdunda gözetmen yapılan yobaz öğretmenin, erkek çocuklarına senelerce tecavüz ettiği ortaya çıktı.

*

Öğrencilerine Turgut Özakman'ın Şu Çılgın Türkler kitabını, Attila İlhan'ın Gazi Paşa kitabını tavsiye eden tarih öğretmenine sakıncalı kitaplar tavsiye ettiği gerekçesiyle soruşturma açılırken… Yobaz öğretmen velilere cep telefonuyla mesaj atıp, “çocuklarınızı mezuniyet balosuna göndermeyin, hap alırlar, eroine alışırlar, uyuşturucuyla tanışırlar, fuhuş yaparlar” dedi.

*

Öğrencilerine Atatürk'ün Gençliğe Hitabe'sini anlatan ilkokul öğretmeni, Gençliğe Hitabe'deki “iktidar” kelimesi yüzünden sürülürken… 10 Kasım'da Atatürk için saygı duruşuna tahammül edemeyen yobaz öğretmen “geçti artık o devirler, şimdi müslümanların devri, budist değilim, kapitalist değilim, saygı göstermek zorunda değilim” diye bağırdı.

*

Okullardaki yandaş kadrolaşmaya karşı “bilimsel, laik ve demokratik eğitim” sloganıyla yürüyüş yapan öğretmenlere hapis cezası verilirken… Milli eğitim müdürü “kızların erkeklerle aynı merdiveni kullanması beni rahatsız ediyor, diken üstündeyim” dedi.

*


“Mutasyon ve evrim teorisi”ni anlatan fen bilgisi öğretmenine “dini değerleri aşağıladığı” ve “öğrencilerin beyninde tahribat yarattığı” gerekçesiyle soruşturma açılırken… Badem ilkokul öğretmeni “ahiret, kıyamet ve yeniden dirilme”yi anlatmak için, öğrencilerini kabristana götürdü, mezar taşları arasında ders işledi.

*

Dünya edebiyat klasiği Şeker Portakalı'nı öğrencilerine ödev olarak veren Türkçe öğretmenine “örf ve adetlerimize aykırı, müstehcen” olduğu gerekçesiyle soruşturma açılırken… İlkokul öğrencilerine “ilm-i hal” isimli kitap dağıtıldı, bu kitapta “kadınlar erkeklerin yanında örtünmelidir” yazıyor, kitabın “cenaze işlemleri” bölümünde “ölü” resimleri var.

*

Kardan adam heykeli yerine, gırgır olsun diye “bikinili kardan kadın heykeli” yapan öğrencileriyle fotoğraf çektiren öğretmene “toplum değerleriyle örtüşmediği” gerekçesiyle soruşturma açılırken… Yobaz öğretmen açık açık “kızlı-erkekli karma sınıflarda tayt giyen kızların bacak arasına bakınca şehvet duyuyorum” dedi.

*

Öğretmenler odasında Sözcü gazetesi okuyan öğretmenlere bir yıl kıdem durdurma cezası verilirken… Anaokulunda imamlara ders verdirildi, imamlar ölümün çok faziletli bir şey olduğunu anlattı, öbür dünyanın bu dünyadan katbekat güzel bir yer olduğunu anlattı, akşam evlerine giden minikler, annelerine “ölmek istiyorum” dedi.

*


Köy Enstitüsü ruhuyla memleketin en ücra köşelerindeki çocuklarımızı çağdaş eğitimle buluşturan Semih Özakça gibi öğretmenler hapislerde süründürülürken… Kızlı erkekli halk oyunlarına “zina” diyen yobaz resim öğretmeni de var, eşofman giyen kız öğrencilerinden “tahrik” olduğunu söyleyen yobaz felsefe öğretmeni de var.

*

Ve deniyor ki…
Mahmut Hoca vefat etti.

*

Çoktan ölmüşüz aslında.
Ağlayanımız yok.

Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
SelimIII
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 30 Aoû 2007
Messages: 2292
Localisation: Paris

MessagePosté le: 15 Jan 2018 12:16    Sujet du message: Répondre en citant

Erdogan Türkiye'sine yarasir


Citation:
Ülkü Ocakları'nın üniversite etkinliğinde uzun namlulu silah hediye edildi
Ülkü Ocakları'nın Konya Selçuk Üniversitesi Süleyman Demirel Kültür Merkezi'nde düzenlediği etkinlikte verilen hediyeler arasında uzun namlulu silahlar yer aldı
.





http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/904898/Ulku_Ocaklari_nin_universite_etkinliginde_uzun_namlulu_silah_hediye_edildi.html




.
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
SelimIII
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 30 Aoû 2007
Messages: 2292
Localisation: Paris

MessagePosté le: 22 Jan 2018 16:20    Sujet du message: Répondre en citant

Iste AKP'li boyle olur....



Bosuna prof etiketli adam okumus adamlardan korkuyor, cahilleri seviyor...

http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/siyaset/910377/AKP_li_baskandan_tepki_ceken_Afrin_paylasimina_aciklama.html
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
cengiz-han
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 12 Jan 2008
Messages: 10301
Localisation: Paris

MessagePosté le: 27 Jan 2018 2:51    Sujet du message: Répondre en citant

Türk ordusunun Suriye'de savasa girmesi uzerine AKP iktidari basina yol haritasi gosteriyor "ileri demokrasinin" geregi olarak!!!

Citation:

Emre Kongar

Afrin için medyaya yol haritası ve birkaç soru

23 Ocak 2018 Salı - Cumhuriyet

Başbakan Yıldırım, Afrin harekâtı konusunda, benim çocukluğumun geçtiği Vahdettin’in köşkünde, medya yöneticileriyle bir toplantı yapmış.
Terkoğlu’nun odatv’de yazdığına göre, Başbakan, operasyona ilişkin haberlerde milli menfaatların ön planda olmasını istemiş ve beklentilerini özetle şöyle sıralamış:
- Haber ve yorumlarda harekâtın tamamen terör örgütlerine yönelik olduğunun ve sivil halkı koruduğunun ön plana çıkarılması.
- Yabancı haber kaynaklarının özellikle PKK, PYD, YPG, DEAŞ üzerinden Türkiye aleyhine yapacağı haberler konusunda dikkatli olunması.
- Uluslararası haber kaynaklarının Türkiye aleyhine yapacağı haberleri yansıtırken Türkiye’nin milli menfaatlarının gözetilmesi.
- Sivillere yönelik saldırı olduğuna dair bilgi kirliliği yaratan ve teyit edilemeyen görüntü ve açıklamalara itibar edilmemesi, sivillere zarar verilmemesi konusunda silahlı kuvvetlerin gösterdiği hassasiyetin hatırlatılması.
- Afrin operasyonunun sadece PKK/PYD’ye yönelik değil DEAŞ’a da yönelik olduğunun ön plana çıkarılması.
- Operasyonun Türkiye’nin yerli ve milli silah üretimi ve kabiliyetiyle yapıldığının hatırlatılması.
- Mehmetçiğin can güvenliğini tehlikeye sokacak görsellere yer verilmemesi, TSK’nin taktik bilgilerinin paylaşılmaması, istihbari bilgi içeren detaylara girilmemesi.
- Yurtiçinde PKK ve uzantılı siyasi oluşumların Afrin operasyonuna karşı düzenleyeceği eylemler ve açıklamaların ön plana çıkarılmaması.
- Olası şehit haberleri verilirken titiz davranılması.
- Yabancı basında yapılan operasyon haberlerinin ulusal basına aynen taşınmaması.
- Konuya dair Türkiye’ye karşı olumsuz algı yaratacak kişilerden görüş alınmaması.
- PKK/PYD’nin moralini yükseltecek haberler yapılmaması.
- Operasyon süresince hem hükümetin hem AKP’nin görevlendirmiş olduğu Bekir Bozdağ ve Mahir Ünal’la temas kurularak doğru bilgiye ulaşması.

***

Terkoğlu’nun yazdığına göre Başbakan, PKK/PYD ve IŞİD’in Suriye’nin toprak bütünlüğüne karşı da tehdit oluşturduğunu belirtmiş.
Ben bu yoruma tümüyle katılarak, bununla ilgili bir iki soru sormak istiyorum:
1) Bu terör örgütleri sınırımıza, Suriye’nin toprak bütünlüğü, ABD’nin ve Türkiye’nin desteğiyle zedelendiği için yerleşmedi mi?
2) Esad, Suriye savaşının başında Türkiye’yi “Bana saldırırsanız sizin de güvenliğiniz tehlikeye girer” diye açıkça uyarmadı mı?
3) Türkiye, Peşmergeleri kendi sınırından içeri alıp Suriye’deki savaşa bizzat taşımadı mı?
4) Sonuç olarak AKP iktidarı, şimdi Afrin’e, kendi yarattığı bir sorunu çözmek için girmiş olmuyor mu?

***

Görüldüğü gibi, hepsinin yanıtı “Evet” olan bu sorularla, medyaya emirle çizilen yol haritasının dışına çıkmadan da Afrin konusundaki önemli gerçeklerin altı çizilebiliyor...
Çünkü ne de olsa “Güneş balçıkla sıvanmıyor!”

Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
cengiz-han
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 12 Jan 2008
Messages: 10301
Localisation: Paris

MessagePosté le: 27 Jan 2018 2:53    Sujet du message: Répondre en citant

Citation:

Emre Kongar
ekongar@cumhuriyet.com.tr Son YazısıTüm Yazıları
Politikacıların hatalarını kim, nasıl öder?

Bunlarla da ilgilenebilirsiniz
Milleti bölmek
instela'da paylaş Facebook'ta paylaş WhatsApp Tumblr E-posta
Kaydet Kaydettiklerim
26 Ocak 2018 Cuma
Yazının başlığı, “Politikacıların savaş ilanına kadar giden büyük hatalarını, önce askerler olmak üzere, bütün insanlar ölerek öder” olmalıydı, ama tahmin edeceğiniz gibi, bir gazete yazısına böyle uzun bir başlık konulamıyor.

***

Birinci Dünya Savaşı’ndaki ölümlerin 9 milyon dolayında olduğu hesaplanıyor.
İkinci Dünya Savaşı’ndaki ölümlerin 50 milyon dolayında olduğu tahmin ediliyor.
Vietnam Savaşı’nda yaklaşık 60 bini Amerikalı asker olmak kaydıyla Güney Vietnam ve müttefiklerinden 200 bin, Kuzey Vietnam ve müttefiklerinden milyonlarca insanın öldüğü düşünülüyor.
Irak savaşında bir milyona yakın Iraklının, 5 bin kadar Amerikalı askerin öldüğü tahmin ediliyor.
Suriye savaşında ölümlerin 500 bine yaklaştığı tahmin ediliyor.
Elbette (benim saatlerce yeniden çeşitli kaynakları inceleyerek oluşturduğum) bu sayıların hiçbiri kesin değil...
O nedenle “hesaplanıyor”, “düşünülüyor” “tahmin ediliyor” gibi sözcükler kullandım.
Çünkü savaş zamanlarında istatistik tutmak, hele o zamanki koşullarda, pek olanaklı olmuyor galiba...
Zaten ülkeler de kayıplarını ne tam olarak kendileri biliyor ne de bildiklerini başkalarına tam olarak bildiriyorlar.

***

Türkiye’nin güney sınırlarının güvenliği, AKP/Erdoğan iktidarının 15 yıldır uyguladığı yanlış politikalar sonucunda tehlikeye girmiştir.
Şimdi bu güvenliği sağlamak için askeri bir harekâta girişilmiş bulunuyor. Bu askeri harekât dolayısıyla, iktidarın uzun süredir toplum üzerinde uygulamakta olduğu antidemokratik baskıcı yöntemler daha da yoğunlaştırılmış durumda...
Gözaltı ve tutuklama eylemlerinin, askeri harekât konusundaki eleştiriler açısından, bu kez Sosyal Medya denilen geniş alanı da iyice denetim altına aldığı anlaşılıyor.
16 Nisan 2017 halkoylamasında artık taban kaybettiği ve zayıfladığı açıkça ortaya çıkmış olan iktidarın, 7 Haziran 2015 seçimlerinden sonra uyguladığı ve oylarını arttırdığı kutuplaştırma, şiddet ve baskı politikasını, bu kez sınır ötesi operasyonu bahane ederek, bir kez daha, “milliyetçilik”, “vatanperverlik”, “hainlik”, “terörizm” gibi hassas kavramlar üzerinden yeniden devreye soktuğu anlaşılıyor.

***

Savaşın bir iç politika aracı ya da iç politikanın bir savaş aracı olarak kullanılması son derece yanlıştır.
Savaşa giren iktidarlar, içerideki muhalif kamuoyuna baskı yaptıkları ve onu susturdukları oranda dışarıda güçsüzleşir, buna karşılık içerideki muhalif kamuoyunun demokratik desteğini alabildikleri oranda dışarı karşı da güçlenirler.
Temel hak ve özgürlüklere dayalı gerçek demokratik bir rejim, dışarıda savaşan iktidarların en büyük ve en güçlü silahıdır; çünkü onun tarih ve vicdanlar önünde haklılığını, arkasındaki toplumsal ve siyasal desteği gösterir!

Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
cengiz-han
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 12 Jan 2008
Messages: 10301
Localisation: Paris

MessagePosté le: 30 Jan 2018 2:01    Sujet du message: Répondre en citant

Türkiye Tabibler Birligi bildiri yayinlliyor :

“Biz hekimler uyarıyoruz:
Savaş, doğada ve insanda tahribat yapan, toplumsal yaşamı tehdit eden, insan eliyle yaratılan bir halk sağlığı sorunudur.
Her çatışma, her savaş; fiziksel, ruhsal, sosyal ve çevresel sağlık açısından onarılmaz sorunlara yol açarak büyük bir insani dramı da beraberinde getirir.
Yaşatmaya ant içmiş bir mesleğin mensupları olarak, yaşamı savunmanın, barış iklimine sahip çıkmanın birincil görevimiz olduğunu aklımızdan çıkarmıyoruz.
Savaşla baş etmenin yolu, adil, demokratik, eşitlikçi, özgür ve barışçıl bir yaşam kurmak ve bunu sürekli kılmaktır.
Savaşa hayır, barış hemen şimdi!”

Bir zamanlar Adalet Bakani siatiyka "Kuçugun rizasiyla" deyip çocuk gelinleri yasallastirmak isteyen Bekir Bozdag ise
"… Türkiye’de bu kadar milletini, bayrağını, vatanını ve devletini seven tabip varken TTB yönetiminin hâlâ terör sevicilerin elinde olması, tabipler için utanç verici, Türkiye içinse kabul edilemez bir durumdur...”

Tabii AKP'nin basi da :
“Afrin harekâtımızdan rahatsız olan, sözde Türk Tabipleri Birliği gibi bir kesim savaşa hayır diye kampanya yürütmek istiyor. Bu terörist sevicilerin bugüne kadar barışa evet dediklerini duymadık…”
diyebiliyor...

Yalakalik yarisinda Erdogan'a gazilik unvani verilsinden geri kalmamak isteyen bir AKP'li de oneri getiriyor :
“… Hipokrat yemini derhal değiştirilmeli ve hekimlere yerli ve milli bir yemin mecburiyeti konulmalıdır…”

Iste AKP'nin Turkiye'yi getirdigi nokta...
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
Montrer les messages depuis:   
Poster un nouveau sujet   Répondre au sujet    Forums d'A TA TURQUIE Index du Forum » Forum en langue turque Toutes les heures sont au format GMT + 2 Heures
Aller à la page Précédente  1, 2, 3 ... , 66, 67, 68  Suivante
Page 67 sur 68

 
Sauter vers:  
Vous ne pouvez pas poster de nouveaux sujets dans ce forum
Vous ne pouvez pas répondre aux sujets dans ce forum
Vous ne pouvez pas éditer vos messages dans ce forum
Vous ne pouvez pas supprimer vos messages dans ce forum
Vous ne pouvez pas voter dans les sondages de ce forum


Powered by phpBB v2 © 2001, 2005 phpBB Group ¦ Theme: subSilver++
Traduction par : phpBB-fr.com
Adaptation pour NPDS par arnodu59 v 2.0r1

Tous les Logos et Marques sont déposés, les commentaires sont sous la responsabilités de ceux qui les ont postés dans le forum.