42 visiteur(s) et 0 membre(s) en ligne.
  Créer un compte Utilisateur

  Utilisateurs

Bonjour, Anonyme
Pseudo :
Mot de Passe:
PerduInscription

Membre(s):
Aujourd'hui : 0
Hier : 0
Total : 2142

Actuellement :
Visiteur(s) : 42
Membre(s) : 0
Total :42

Administration


  Derniers Visiteurs

murat_erpuyan : 01h12:47
Georges : 02h21:14
cengiz-han : 1 jour, 03h23:40
Philippe : 1 jour, 09h48:21
laroserouge : 3 jours


  Nétiquette du forum

Les commentaires sont sous la responsabilité de ceux qui les ont postés dans le forum. Tout propos diffamatoires et injurieux ne sera toléré dans ces forums.


Forums d'A TA TURQUIE :: Voir le sujet - Ismet Inönü
Forums d'A TA TURQUIE Index du Forum Forums d'A TA TURQUIE
Pour un échange interculturel
 
 FAQFAQ   RechercherRechercher   Liste des MembresListe des Membres   Groupes d'utilisateursGroupes d'utilisateurs    

Ismet Inönü
Aller à la page Précédente  1, 2
 
Poster un nouveau sujet   Répondre au sujet    Forums d'A TA TURQUIE Index du Forum » Forum en langue turque
Voir le sujet précédent :: Voir le sujet suivant  
Auteur Message
murat_erpuyan
Admin
Admin


Inscrit le: 30 Jan 2006
Messages: 7954
Localisation: Nancy / France

MessagePosté le: 12 Jan 2017 0:28    Sujet du message: Répondre en citant

Yukarida, Demirel ile Inönü fotografi var. Bu ikili ile ilgili bir ileti aldim. Yukaridaki yaziyi tamamlar nitelikte.

Citation:

Bir röportaj sırasında Demirel'e gazeteci soruyor :
- İsmet İnönü ile aranızda bir sıkıntı mı var?

Demirel'in cevabı:

- O arkasına koskoca Kurtuluş Savaşını almış bir kahraman. Ben kimim ki onunla bir sıkıntım olabilsin?

Demirel'in ilk başbakanlık dönemi, Anıtkabir ziyaret ediliyor.

Demirel protokol gereği önde yürüyor. Bu durumdan rahatsız. Adımlarını yavaşlatarak İsmet Paşa'nın yanına gelmesini bekliyor. Bunu fark eden Paşa hızlıca Demirel'e yanaşıyor ve,
- Yürü, yürü rahat ol, sen başbakansın. Protokol kimsenin değerini düşürmez, diyor.

Siyaset ve zarafet iç içe geçmiş.

Ne güzel bir görüntü.

Nezaket, tavır, üslup, devlet adamlığı bu olsa gerek.


A.S. sur FB
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
murat_erpuyan
Admin
Admin


Inscrit le: 30 Jan 2006
Messages: 7954
Localisation: Nancy / France

MessagePosté le: 21 Jan 2017 2:03    Sujet du message: Répondre en citant

Citation:

İsmet İnönü Müfredattan Kaldırılmasın!


Sevgili Dostlarımız,

Milli Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlanan yeni müfredat taslağından İsmet İnönü'nün kaldırılmasını protesto ediyoruz. Tarihimizin silinmesine izin vermeyelim. Siz de bize katılın.

Aşağıdaki linke tıklayarak change.org kampanyasına destek vermenizi rica ediyoruz.


http://bit.ly/2kbPbNL


İyi günler dileklerimiz ve saygılarımızla.

Nurperi Özlen
İnönü Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi



Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
cengiz-han
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 12 Jan 2008
Messages: 10823
Localisation: Paris

MessagePosté le: 08 Mar 2017 1:12    Sujet du message: Répondre en citant

Iki ayyastan biri olan Inonu'yu tarih derslerinde okutmamak istiyor, cehalete ovgu yapan AKP kafasi... Ama nafile :



1957 de, Meydan savaşları kazanmış paşa, Başbakan, Cumhurbaşkanı.Evinden TBMM'ye gelmiş, taksi parasını ödüyor.Tek koruması dahi yok...

http://www.arkaguverte.com/medyaciklar/1957-yili-ismet-inonu-bindigi-taksinin-parasini-oduyor-meclise-taksiyle-gelmis-14388/

Fark oylesine buyuk ki...
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
murat_erpuyan
Admin
Admin


Inscrit le: 30 Jan 2006
Messages: 7954
Localisation: Nancy / France

MessagePosté le: 16 Juin 2017 0:55    Sujet du message: Répondre en citant

Bugun CHP ve Kiliçdaroglu islenmis bu forumda ve Inonulere atifta bulunulmus...

Ben de Fikri Saglar'in Erdal Inonu ile ilgili yazisindan bir alinti yapayim.



Citation:

İnönü dünyadaki değişimi takip eden, bilgiye inanan, hatta yeni bilgilerin oluşmasına katkı sunan bir siyasetçiydi. O yıllar öncesinden Türkiye’nin içine düşebileceği durumun farkındaydı!..

Gelişimi izlerken geleceği oluşturma doğrultusunda düşünceler ortaya koyardı.

Bize, bugünden daha çok gelecekle ilgilenmemizi salık verirdi!.

Çünkü biliyordu ki gelecek, bugünden kurulur!..

• • •

Şayet siz dünden bugünü planlamamışsanız ,bugün, “bugünü kurtarmanız” mümkün değildir!..

• • •

İnönü demokrattı. Parti içi haklara, hukuka ve tabanın önerilerine saygılıydı...

Örgüte değer verir, demokratik kuralları sonuna kadar işletirdi.

Kimseye tuzak kurmazdı. Kimsenin önünü kesmezdi!

Özgüveni vardı!.. Bir bilim insanı olmanın getirdiği sağduyu ile herkesi kucaklardı.

Korkusu, kompleksi, gizli düşünceleri yoktu!.

Göründüğü gibi olan biriydi!..

Genel Başkan olarak herkes gibi çekinmeden “tüm üyelerle yapılan önseçime” bile girdi...



yazinin tamami :
http://www.birgun.net/haber-detay/erdal-inonu-163426.html

.
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
murat_erpuyan
Admin
Admin


Inscrit le: 30 Jan 2006
Messages: 7954
Localisation: Nancy / France

MessagePosté le: 08 Oct 2018 15:29    Sujet du message: Répondre en citant

Erdogan, simdilk Ataturk'e saldiramadigindan olacak yine Inonu'ye saldirmis.


Citation:
"Elindeki bayrak, dikkat edin, Türk bayrağı değil, elindeki bayrak Amerika bayrağı. Ülkemizin başına IMF musibetini saran CHP'nin geçmişi daha vahim siyasi ve ekonomik sabıkalarla doludur. İlk IMF anlaşmasının altında Gürsel'in, onu takip eden dört anlaşmanın altında da CHP Genel Başkanı İsmet İnönü'nün imzası vardır Bay Kemal. Bir parti düşünün, Amerikan yardımını sevinç naralarıyla karşıladığı dönemin ardından geçen 70 yılı aşkın süreye rağmen, hala aynı zihniyette ısrar ediyor. Dünya değişmiş, Türkiye değişmiş, siyasi ve ekonomik mantık değişmiş ama CHP hiç değişmemiş. Bunun adı istikrar değil ilkelliktir. 2019 mahalli seçimlerinde CHP'nin bir kez daha boyunun ölçüsünü alacağına inanıyorum. İstismar siyasetinin ömrü dolmuştur, dönem hizmet siyasetinin yükseliş dönemidir."





Kurtulus savasinin komutani, 2. dunya savasindan Turkiye'yi kurtaran ve çok partili yasama geçisi saglayan Inonu'ye hakaret eden kisi Ankara'ya gelen Suudi Kralin oteline ayagina gidip fotograf çektiren kisi...

Ve galiba M. Ince de gayet ince bit tepki vermis.

Citation:
”Elinde Türk bayrağı yok, ABD bayrağı var. CHP dün neydi ki bugün ne olsun” sözlerine yanıt olarak “Tarihi “keşke Yunan galip gelseydi” diyenlerden öğrenen Tayyip Erdoğan Garp Cephesi Kumandanı, Milli Mücedele ve Lozan Kahramanı İsmet Paşa'nın tırnağının paresi olamaz! Çarpıtma, yalan ve fotomontaj bu zor günlerde Erdoğan'ı kurtarmaz aksine rezil eder.”


Kaldiki Inonu'nun elinde iki bayrak var ama Erdogan burada giybet yapiyor. Geçtigimiz bir cuma hutbesinde giybet konusu islemislerdi. Bu mu muslumanlik anlayisi?


<


Dernière édition par murat_erpuyan le 17 Mai 2019 2:03; édité 1 fois
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
SelimIII
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 30 Aoû 2007
Messages: 2370
Localisation: Paris

MessagePosté le: 14 Oct 2018 12:17    Sujet du message: Répondre en citant

Adamin derdi kendi beceriksizliklerini (en kibar deyimle) kapatabilmek, yasananlari unutturabilmek için gundem yaratmak. 1945 sonrasinda kalma bir fotografi bulup bugun çikarmak hem de yalan yanlis yorumlamakla gundem degistirebiliyor kendince.
Hakli da. Unutamiyorum kadinin biri "Ataturkcu montajcilar Reisimizi PKK'li Sivan Perver ile tokalisirken montajlamislar" deyisini... RTE'nin boyle bir kitlesi var kendisine tapan...
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
murat_erpuyan
Admin
Admin


Inscrit le: 30 Jan 2006
Messages: 7954
Localisation: Nancy / France

MessagePosté le: 07 Fév 2019 21:55    Sujet du message: Répondre en citant

Nilhan Osmanoglu adinda bir kadin var, Abdulhamid'in 5. kusak torunu olma gibi bir sifati var. Bunu kullanarak ve bugun iktidarin yarattigi ortamdan nemalanarak kendine bir yer edinme debelenmesinde bir kisi.

Geçenlerde GS adasinin kendilerine verilmesini isteyerek sesini medyada duyurmustu.

Unutulmuslugun verdigi bezginlikle simdi de Ismet Inonu'nun Osmanli hanedanin mucevherlerine el koydugunu, çalidigi ileri surecek kadar azitmis bu yaratik.

O Inonu ki ABD okuyan oglunun annesine kurk manto almasina karsi çikarken o kadar parayi nerede bulunuruz demis bir insan, ogullarina gemicik filan da almamis, Erdal Inonu dunya çapinda taninan bir universite profesoru olmus.

Bu torun denilen kisi yalan ve iftira ila varoldugunu kabul ettigimiz osmanlia asaletini yerle bir eiyorlar...


Dernière édition par murat_erpuyan le 17 Mai 2019 2:05; édité 1 fois
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
murat_erpuyan
Admin
Admin


Inscrit le: 30 Jan 2006
Messages: 7954
Localisation: Nancy / France

MessagePosté le: 15 Fév 2019 1:53    Sujet du message: Répondre en citant

Citation:




İsmet İnönü hırsız öyle mi?
YILMAZ ÖZDİL - Sözcü, 9 Şubat 2019



Abdülhamit'in torunuyum diye ortaya çıkan bir arkadaş var, kendisine “sultan” diye hitap edilmesini istiyor.
Bir yandan Akp'yi şakşaklıyor, beri yandan “padişah dedemin tapulu mallarını geri istiyorum” filan diyerek, Boğaz'daki Suada'yı istiyor.



En son çıktı… Kurtuluş Savaşı kahramanımız, İkinci Cumhurbaşkanımız, tarihin gördüğü en namuslu devlet adamlarından İsmet İnönü'ye “hırsız” dedi.



Kelimesi kelimesine… “Osmanlı hanedanı sürgüne gönderildikten sonra, İsmet İnönü Fransa'ya geliyor, hanedan mensuplarını ziyaret ediyor, Abdülhamid'in kızlarından Şadiye sultan'a da uğruyor, bu olay basında yeralmıyor, Şadiye Sultan biz ülkemize geri dönmek istiyoruz diyor, hiçbir şey talep etmeyeceğiz diyor, İsmet İnönü ‘bunun bir bedeli var' diyor, ‘bu iş böyle kolay değil' diyor, Şadiye sultan babası Abdülhamid hanın kendisine, evladına bıraktığı bütün değerli mücevherleri çıkarıyor, İsmet İnönü'ye teslim ediyor, sonra bir daha İsmet İnönü'den haber alamıyorlar, Türkiye gazetelerini takip ediyorlar, taa ki bir gün İsmet İnönü'nün katılmış olduğu bir toplantıda İsmet İnönü'nün hanımının üzerinde kendi broşunu görüyor, çok acı meselelerdir” dedi.



Yani İsmet İnönü, hanedan mensuplarını sadece dolandırmakla ve mücevherlerini çalmakla kalmamış, hırsızlık malını eşine hediye etmiş, Osmanlı sultanları gibi gezdirmiş.



Eminim böylesine bir karalamayı ilk defa duydunuz ama… İlk değil.



Aslına bakarsanız, varılmak istenen hedef de İsmet İnönü değil.



Nisan 1919…
Mustafa Kemal'in Samsun'a çıkmasına sadece bir ay vardı, İstanbul'da geceli gündüzlü toplantılar yapıyor, milli mücadeleyi birlikte yürüteceği kadroyu örgütlüyordu.



Şak…
İkdam gazetesinde bir haber patladı.
“31 Mart vakasında sultan Abdülhamid tahttan indirilirken, Yıldız Sarayı'nın yağmalandığı, Mustafa Kemal Paşa'nın sarayı yağmalayanlar arasında yeraldığı, Mustafa Kemal Paşa'nın elmaslı incili bir kürdanlık çaldığı” yazıldı!



31 Mart vakası, Nisan 1909'da yaşandı.
Bu haber tam 10 sene sonra, Nisan 1919'da yazılıyordu!



Mustafa Kemal'in tam Anadolu'ya geçme arefesindeyken iftiraya uğraması, hırsız ilan edilmesi, “padişahımız efendimizin sarayını soydu, eşyalarını çaldı” denilmesi, pek de sürpriz olmamıştı.
Çünkü, İkdam gazetesinin İngiliz tetikçisi olduğunu cümle alem biliyordu.



Buna rağmen, karalama kampanyası amacına ulaşmıştı, insanların zihninde kuşku doğmuş, acabalar oluşmuştu.



Hem Mustafa Kemal aleyhinde iftira yazıyor, hem de kendisini savunması için Mustafa Kemal'e söz hakkı tanımıyorlardı.



Mustafa Kemal bu çirkinliğe karşılık, milli mücadelenin yanında yeralan İleri gazetesine röportaj verdi.
Çok kısa konuştu.
“Gülünç ve fecidir. Namusa saygı kalmadığını görmekle üzüntülüyüm” dedi.



Bu “gülünç” ve “feci” olaydan tam 100 sene sonra, İsmet İnönü'ye hırsız denildi.



Hem de tıpkı Mustafa Kemal gibi, İsmet İnönü'nün de Abdülhamid'in mücevherlerini çaldığı öne sürüldü.



(Özellikle son 10 senedir gençlerin zihnine Atatürk'e karşılık Abdülhamid koymaya çalışmalarının… Atatürk'ü tarihten silmeye kalkışırken, Osmanlı'da sanki Abdülhamid'ten başka padişah yokmuş gibi davranmalarının… Tarihin t'sinden haberi olmayan cahil cühelayı, kafasında fesle dolaşan tımarhanelik tiplerle zehirlemelerinin… Atatürkçü faaliyetlerin saldırıya uğramasının, linç edilmesinin… Son hamlesidir İsmet İnönü'ye “hırsız” denilmesi.)



100 sene önce namusa saygı kalmadığını görmüştük.
100 sene sonra da namusa saygı olmadığını görüyoruz.





<
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
murat_erpuyan
Admin
Admin


Inscrit le: 30 Jan 2006
Messages: 7954
Localisation: Nancy / France

MessagePosté le: 17 Mai 2019 2:13    Sujet du message: Répondre en citant

Istanbul Belediye Baskani seçiminin iptal edilmesi Inonu'yu bir kez daha hatirlamama ve saygi duygularimi pekistirmeme neden oldu. Iste nedeni :

Citation:


14 Mayıs 1950, demokrasinin dönüm noktası


Cumhuriyet 16 Mayıs 2019


14 Mayıs 1950’nin üzerinden tam 69 yıl geçti. 14 Mayıs 1950 Türk demokrasi tarihinin en önemli dönüm noktasıdır. Hukuk ilkelerine dayalı dürüst ve adil olarak yapılan ilk genel seçimdir. Bu seçim, “Beyaz Devrim” gibi deyimlerle anılmaktadır.

Gerçekten, 14 Mayıs 1950 seçimlerinde demokratik bir devrim gerçekleşti. 14 Mayıs 1950 günü yapılan genel seçimde katılım yüzde 89.3 gibi çok yüksek bir orandaydı.

DP 4.241.393, (yüzde 53.38 ) ve CHP 3.176.561 (39.9) oranlarında oy aldılar. Ancak çoğunluk sistemi uygulandığı için DP 403 milletvekili, CHP ise 69 milletvekili çıkardı. Çoğunluk sistemiyle yapılan seçimler çok adaletsiz bir sonuç yaratmıştı. Oyların yüzde 53’ünü alan DP, Meclis’teki sandalyelerin yüzde 80’ini elde ederken, yüzde 40 oranında oy alan CHP sandalyelerin ancak yüzde 14.5’ini sağlayabilmişti.

Bu seçim ülkemiz tarihinde hukuk kurallarının işlediği dürüst, gizli oy, açık sayım ilkelerine uyularak yapılmış ilk genel seçimdir. Bu seçimler yine Türkiye’de ilk kez yargıçların yönetim ve denetiminde gerçekleşmiştir.
Bu seçimler sonunda bir dönem değil, bir tarih kapanmıştır. Bu seçimler Türk demokrasisinin gelişim tarihinde bir dönüm noktası oldu.


Dürüst Seçim

Bu nedenle ünlü Ortadoğu uzmanı, tarihçi Prof. Dr. Bernard Lewis ünlü yapıtı, Modern Türkiye’nin Doğuşu adlı eserinde şöyle bir yargıya varmaktadır:

“Atatürk sonrası Türkiye’nin demokratik gelişiminde belki en önemli tek olgu, 1950 Mayıs’ında muhalefetin iktidara karşı ezici bir zaferiyle sonuçlanan gerçekten serbest ve dürüst bir seçim yapılmasıdır.”

Cumhurbaşkanı İnönü oğlu Erdal İnönü’ye yazdığı mektupta şöyle diyordu:

“Niçin kaybettik? İnsaflı insafsız bin bir sebebi var. Fakat başta geleni değişiklik arzusudur. Bu da milletin en masum, en tabii arzularıdır.”
“Bu seçim, memlekete yeni bir hayat tarzı kurmak için gördüğümüz girişimde ne kadar ciddi ve samimi olduğumuzu ispat etmiştir. Memleket için, hepimiz için şeref olmuştur.
”


Demokrasinin Zaferi

14 Mayıs 1950 seçimleri aslında “demokrasinin zaferi”dir. DP seçimi kazanmıştı. Şimdi iktidarın devri nasıl olacaktı? O sırada dış ve iç tüm gözlemciler dikkatlerini bu noktaya yöneltmişlerdi.

Demokrasilerde adil bir seçim yasasının oluşturulması, seçimlerin hiçbir tartışmaya yer vermeyecek bir biçimde adil ve dürüst olarak yapılması ne kadar önemliyse, siyasal iktidarın seçimleri kazanan partiye devredilmesi o derecede önemlidir, hatta belki de daha önemlidir. Bu durum ülkemizde 1950’de daha kritik ve önemliydi. Çünkü 27 yıldır siyasal iktidarı kullanan ve devrimleri yapan bir parti iktidardaydı. Ama seçimlerden hemen sonra siyasal iktidar barış içinde DP’ye devredildi. Hatta, Genelkurmay Başkanı ile kimi yüksek rütbeli subayların İnönü’ye bir emirleri olup olmadığını kapsayan başvuruları da nazikçe geri çevrilmişti. Kendisine diktatör denilen İnönü, barış içinde iktidarı devrediyordu.

İşte bu nedenle ünlü siyasal bilimci Prof. Dr. Dankward Rustov, bir yazısında bu iktidar değişimini şöyle yorumlar:

“İsmet İnönü, demokrasiyi geliştirmek için diktatörlük gücünü gönüllü olarak kısıtlayan dünyanın tek devlet adamı olma onurunu korumaktadır.”

14 Mayıs seçimlerinden sonra kurulan DP hükümetinin başbakanı Menderes 24 Mayıs 1950’de TBMM’ye sunulan hükümet programında bu hususu aynen belirtmiş ve 14 Mayıs’ı “demokrasi zaferi” olarak şöyle tescil etmiştir:

“Milli iradenin ilk kez tam ve serbest olarak belirmesi nedeniyle 14 Mayıs yeni bir dönem açan, çok önemli bir tarihi gündür. Bu tarihi gün sadece partimizin değil, Türk demokrasisinin de zaferi olarak kutlanacaktır.”

Seçimlerden sonra CHP, iktidarı gönül huzuru içinde DP’ye devretti. Bir ihtilal yaparak Cumhuriyeti kurmuş olan kadro, 27 yıllık bir iktidardan sonra iktidarı barış içinde muhalefete devrediyordu.


Dünyada Tek Devlet Adamı

Prof. Dr. Danward A. Rustow bu nedenle İnönü için;
“Dünyada elindeki ancak bir diktatörde bulunabilecek güçten demokrasiyi gerçekleştirmek için feda eden tek devlet adamı olmanın eşsiz onuruna sahip” demiştir.

İnönü bir gün Meclis kürsüsünden;
Bir insanın gelecek diye düşünülebileceği her şey benim arkamda kalmıştır. Bütün idealim çokpartili demokratik sistemin hukuk ilkeleri çerçevesinde işleyip gelişmesini görmektir.”

Demokrasiyi getiren İnönü, 31 Mart seçimlerinden sonra YSK’nin İstanbul Büyükşehir Belediyesi seçiminin iptal kararı karşısında acaba ne derdi?

ALEV COŞKUN


Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
murat_erpuyan
Admin
Admin


Inscrit le: 30 Jan 2006
Messages: 7954
Localisation: Nancy / France

MessagePosté le: 29 Mai 2019 14:11    Sujet du message: Répondre en citant

Citation:


Yalanın bu kadarı olmaz

Emin Cölasan - Sözcü 29 Mayıs 2019




Sevgili okurlarım, 27 Mayıs 1960 darbesinin-ihtilalinin yıldönümü bahanesiyle yandaş medyada yine yalan rüzgarları esmeye başladı.
Bunlar acayip tipler… Gaddarca, utanmazca, Allah'tan korkmadan, kuldan utanmadan sürekli yalan söylüyorlar… Ve bu yalanlar özellikle İsmet İnönü'ye yönelik oluyor.
“Bu adam camileri kapattı, ahır yaptı, depo yaptı!..”
Ne diyeceksiniz bunlara, ne yapacaksınız!..
Oturduğun yerde yüzlerce yalan üret, sonra da bunları Türk Milletine yutturmaya kalkış!
Geçmiş yıllarda bunlardan bazıları “İsmet Paşa asker kaçağı idi” diye ortaya çıkmışlardı!
Şimdi 27 Mayıs'ın yıldönümünü bahane edip bu kez farklı bir yerden saldırmaya başladılar:
“İnönü Yassıada kararlarında idam cezalarının derhal uygulanmasını istemişti!”
Tamamen yalan…
Tam tersine, verilecek olan idam cezaları henüz açıklanmadan önce İsmet Paşa, Devlet Başkanı Cemal Gürsel'e bir mektup yazmış ve “Yüksek Adalet Divanı idam kararları verirse uygulamayın” demişti…

★★★

Bu mektup sonraki yıllarda Meclis çatısı altında komisyonlarda bile okunmuştu. Aslı devlet arşivinde duruyor.
Bunların Atatürk ve İnönü'ye karşı kini, nefreti ve alerjisi vardır. Atatürk'e hakaret etmeyi öyle kolay kolay yapamazlar.
Ama iş İnönü'ye gelince atış serbesttir!
Şimdi 13 Eylül 1961 tarihli bu tarihi mektubu sizlere aynen iletiyorum. (Sadece daha anlaşılır olması için bazı sözcükler yerine güncel Türkçe olanları kullandım.)
O tarihte idam cezaları henüz açıklanmış değil. Ama İnönü hissediyor veya haber alıyor, Devlet Başkanı Orgeneral Cemal Gürsel'i Garp Cephesi Komutanı, eski Cumhurbaşkanı, o günkü muhalefet lideri ve devlet adamı kimliği ile uyarıyor.

★★★

“Orgeneral Cemal GÜRSEL
Sayın Silahlı Kuvvetler Başkumandanı ve Milli Birlik Komitesi Başkanı.
Yassıada kararları tebliğ ve ilan edilmek üzeredir. Kararlar arasında ölüm cezaları bulunursa bunların infazı Anayasaya göre Milli Birlik Komitesinin onayına bağlı olacaktır.
Kararların tebliğinden iki gün evvel yüksek makamınıza müracaat ederek ölüm cezalarının infazı hususundaki ciddi endişelerimin Milli Birlik Komitesine duyurulmasına tavassut buyurulmasını (aracılık etmenizi) istirham ediyorum.
Memleketin siyasi hayatında sorumluluk sahibi olarak idam cezalarının tasdikindeki büyük zararları arz etmek için başka bir vasıtamız ve çaremiz olmadığından, müracaatımın zorunlu görülmesini saygılarımla rica ederim.
Mahkemenin her tesirden uzak olarak tam bağımsızlıkla karar vereceğine ve vereceği kararların adil olacağına şüphe yoktur. Ancak, Milli Birlik Komitesi üyeleri, ölüm cezalarının infazı için son söz sahibi olmak yetkisiyle donatılmıştır.
Bu hususta Milli Birlik Komitesi üyeleri, hükümlerin kararlarına dayanak teşkil eden hukuki ve kanuni unsurlar dışındaki bazı gerçekleri ve zaruretleri göz önünde bulundurmak durumundadır.
Ben bu müracaatımla, memleketin selameti bakımından hayati ehemmiyette saydığım bu gerçekleri ve zaruretleri ortaya koymak istiyorum.

★★★

Sayın Orgeneralim,
Memleketimizin bugünkü halinde ne kadar az sayıda olursa olsun, ölüm kararlarının tasdik ve infazı yüksek milli çıkarlara her suretle aykırıdır.
Kansız bir ihtilal yapıldı. Böyle bir ihtilalden bir buçuk sene sonra, geçmiş iktidar mensuplarının siyasi suçlarından dolayı idam edilmeleri, siyasi idamların bünyesinde zaten mevcut olan hak tereddüdünü azami ölçüde arttırmış olacaktır. Suçluların en çok kahrını çekmiş vatandaşlar bile bu infazı aşırı bulacak ve müteessir olacaklardır (üzülecektir.) İhtilalden bir buçuk sene sonra seçimlere gidiyoruz. Eski, yeni siyasi parti mensupları arasında yaklaşma ve anlaşma çareleri arıyoruz.
Bu çabalama içinde artık eskimiş olan siyasi suçlardan dolayı idam cezası tatbik etmek, siyasi partiler arasında ve memlekette manen huzur kurulmasını imkânsız kılacaktır.
Unutmamalı ki, yarın seçime gidecek ve seçimlerden sonra idareye katılacak siyasi partilerin çoğu, geçmiş iktidar partisinin mensuplarına büyük mikyasta istinat etmektedir (büyük ölçüde dayanmaktadır.) Bunlar yalnız seçim esnasında değil, seçimden sonra da ruhlardaki daimi yarayı işletmekten geri kalmayacaklardır.
Ceza tatbikinin bünyesinde taşıdığı ibret ve uyarıcı hususlar, şimdiye kadar infaz yapılmamasında daha ziyade mevcuttur. Memleket huzurunun ve vatandaş ilişkilerinin iyi yola girmesi için ümitlerin bağlanabileceği tek çare bundan ibarettir. Suçluların idam olunmaması, ayaklanma teşebbüsünde olacakların cüretini arttıracağı endişesi mübalağa edilmemelidir. Ayaklanma teşebbüsünün maddi kuvveti, hiçbir zaman devlet ve hükümetin kuvveti ile başa çıkamaz. Bu teşebbüslerin dikkate alınacak tarafları daha ziyade ruhi ve manevi kuvvetleridir. Bu kuvvetler ise, idam cezasının infaz olunması ile artmak ve infaz olunmaması ile zayıflamak eğilimindedir.
İnsanların tecrübesinin bir değeri varsa, bizim her yerde gördüğümüz sonuç budur.
Sayın Orgeneral,
Biraz da infaz meselesinin bir diğer önemli tarafına temas etmek isterim.
Mahkemenin vereceği kararlara tesir edilmemesi ve mahkemece verilen kararların tatbik edilmesinin ordunun isteği olduğundan bahsedilmektedir. Mahkeme kararlarına tesir edilmemesi arzusu ordu için tabii bir ihtiyaçtır.
En büyük milli müessesemiz olan ordumuzun adalet bağımsızlığı fikri ile dolu olmasını, millet anlayışının bir yankısı saymak lazımdır. Bu arzu takdire ve saygıya layıktır.
Yalnız, ölüm cezasının infazı ayrı bir meseledir. Nitekim Anayasa bunu, Milli Birlik Komitesinin hususi kararına bağlayarak kayıt ve şart altına almıştır.
Eğer geçerli ise, ordu adına Milli Birlik Komitesinin idam kararının onayına zorlanması haksız ve kanunsuzdur. Ordu adının böyle bir konuda kullanılması, Türk ordusunun ebedi şerefine karşı saygı duygusu ile ölçülemez.
Ordu tesiri ile bir infaz (idamların onayı) muamelesi millette orduya karşı deva bulmaz bir kızgınlık yaratacaktır. Milletle ordu arasına girecek böyle bir hatanın tepkisini düşünmek insana dehşet veriyor.
Bilhassa, infaz kararında ordunun tesirini Milli Birlik Komitesince yerine getirmek, akla gelebilecek mahsurların en büyüğünü taşır ve tarih önünde karar verenlere de verdirenlere de hesapsız vebal yükler. Ordunun böyle bir tesir yaptığına ve yapacağına asla inanmıyorum. Milli Birlik Komitesinin, ağır ve şerefli vazifesini tamamlarken, memleketin selameti bakımından duyduğum endişelerin üzerinde duracağını ümit ediyorum.
Sayın Orgeneral,
Türkiye bugün bir ittifak topluluğu içindedir. Her meselenin önünde, Milli Savunma için müttefikler arasında haysiyetli ve itibarlı bir mevkide bulunmamızın büyük önemi vardır. Bu, bizim için öyle bir ihtiyaçtır ki, bunda kusurlu olmak, hatta ittifak topluluğu içinde bizden daha kusurlu üyelerin bulunması ihtimalinde bile bizim için mazeret teşkil edemez.
Siyasi suçlardan dolayı ölüm cezası, bugün yeryüzünde hemen hiçbir medeni ülkede kalmamış gibidir. Türlü tehlike karşısında bulunan memleketimizin bekçileri ve koruyucuları olan Milli Birlik Komitesi üyelerinin, ellerindeki aziz emaneti, vahim bir itibar buhranına maruz bırakmayacaklarını temenni ve ümit ediyorum.
Sayın Orgeneral,
İnfaz meselesinde düşündüklerimi şimdiye kadar muhtelif vesilelerle size ve temas edebildiğim Milli Birlik Komitesi üyelerine tam bir açıklık ve kesinlikle söylemekte kusur etmedim.
Şimdi resmi vazife olarak, son kararı vereceğiniz anda Milli Birlik Komitesine bu konudaki düşüncelerimin resmen bildirilmesini sizden niyaz ediyorum (diliyorum.)
Üstün saygılarımın kabulünü istirham ederim Sayın Orgeneralim.13 Eylül 1961
İsmet İNÖNÜ.”


Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
Montrer les messages depuis:   
Poster un nouveau sujet   Répondre au sujet    Forums d'A TA TURQUIE Index du Forum » Forum en langue turque Toutes les heures sont au format GMT + 2 Heures
Aller à la page Précédente  1, 2
Page 2 sur 2

 
Sauter vers:  
Vous ne pouvez pas poster de nouveaux sujets dans ce forum
Vous ne pouvez pas répondre aux sujets dans ce forum
Vous ne pouvez pas éditer vos messages dans ce forum
Vous ne pouvez pas supprimer vos messages dans ce forum
Vous ne pouvez pas voter dans les sondages de ce forum


Powered by phpBB v2 © 2001, 2005 phpBB Group ¦ Theme: subSilver++
Traduction par : phpBB-fr.com
Adaptation pour NPDS par arnodu59 v 2.0r1

Tous les Logos et Marques sont déposés, les commentaires sont sous la responsabilités de ceux qui les ont postés dans le forum.