49 visiteur(s) et 0 membre(s) en ligne.
  Créer un compte Utilisateur

  Utilisateurs

Bonjour, Anonyme
Pseudo :
Mot de Passe:
PerduInscription

Membre(s):
Aujourd'hui : 0
Hier : 0
Total : 2151

Actuellement :
Visiteur(s) : 49
Membre(s) : 0
Total :49

Administration


  Derniers Visiteurs

murat_erpuyan : 41 min.
Georges : 12h26:16
administrateu. : 1 jour, 13h25:07
duygu : 2 jours
cengiz-han : 3 jours


  Nétiquette du forum

Les commentaires sont sous la responsabilité de ceux qui les ont postés dans le forum. Tout propos diffamatoires et injurieux ne sera toléré dans ces forums.


Forums d'A TA TURQUIE :: Voir le sujet - FB
Forums d'A TA TURQUIE Index du Forum Forums d'A TA TURQUIE
Pour un échange interculturel
 
 FAQFAQ   RechercherRechercher   Liste des MembresListe des Membres   Groupes d'utilisateursGroupes d'utilisateurs    

FB
Aller à la page Précédente  1, 2, 3, ... 12, 13, 14  Suivante
 
Poster un nouveau sujet   Répondre au sujet    Forums d'A TA TURQUIE Index du Forum » Forum Sport
Voir le sujet précédent :: Voir le sujet suivant  
Auteur Message
Raskolnikoff
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 09 Oct 2007
Messages: 3479
Localisation: Somewhere in the world

MessagePosté le: 27 Mai 2010 11:30    Sujet du message: Répondre en citant

Au fond il ne faut par prendre au sérieux tout ça..si c'était arrivé à GS les autres se fendraient la gueule aussi..Histoire de s'amuser un peu..Il n'y a pas de quoi se fâcher!!!
_________________
Родион Романович Раскольников
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé Visiter le site web de l'utilisateur
murat_erpuyan
Admin
Admin


Inscrit le: 30 Jan 2006
Messages: 8115
Localisation: Nancy / France

MessagePosté le: 27 Mai 2010 12:42    Sujet du message: Répondre en citant

ALEX REVIENT...
Crying or Very sad
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
cengiz-han
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 12 Jan 2008
Messages: 11112
Localisation: Paris

MessagePosté le: 14 Jan 2011 0:47    Sujet du message: Répondre en citant

FB kupaya bir kez daha veda etti.
Bugunku Hurriyette çikan :

İnternette kupa geyikleri
13 Ocak 2011

Fenerbahçe, Türkiye Kupası C Grubu maçında TFF 2. Lig ekiplerinden Yeni Malatyaspor'a 2-1 yenilerek gruptan çıkamadan kupaya veda etti. Bu veda ile Fenerbahçe'nin kupa hasreti de 28 yıla yükseldi. İnternette de geyikler çok zaman geçmeden dolaşmaya başladı.


İşte o geyiklerden bazıları:

- Artık yeter ya, federasyon veya kupayı kazanan gönüllü bir kulüp kupayı Fenerbahçe’ye vermeli. Ölmeden şu kupayı Fener’de görelim.

- FB yöneticileri açıklama yapmış "Seneye takımımızı 2. Lig ekiplerini bile yenecek hale getireceğiz"

- Yeni Malatya, Fener’in rakibi değil ki ciddiye alsınlar.. Yoksa Barcelona futbolu oynayan Fener 10 tane atmıştı Malatya’ya. Nice 30 senelere inşallah

- Sabri'nin müthiş müzesi, Servet'in rövaşatası ile "dünyanın sonu mu geldi acaba" derken, Fener'in Türkiye Kupası'ndan elenmesiyle hayat tekrar normale döndü



- Dünyanın en kısa fıkrası: Fenerbahçe Türkiye Kupası'nı almış..



- Fenerbahçelilere müjde, maç iptal edildi, hala Türkiye Kupası'ndasınız... Pardon yanlış anons(muş)..



- Fenerbahçe, Mümkünlü Kasabası'nın takımı olsa da Türkiye Kupası'nı alması mümkün değil...

- Büyük derbi Malatyaspor’un..

- Fenerbahçe'nin başına gelen en büyük fiyasko Guiza zannetmiştim. Ondan sonra KOCAMAN bir fiyasko çıktı.


- Birçok ülkede meydana gelen toplu kus ölümlerine bir yenisi Malatya’da rastlandı. Çok sayıda kanarya Malatya Stadı’nda yere serili olarak bulundu.

- Eski Malatya olsa fener kesin yenerdi ama yenildiği takım Yeni Malatya
takımı yeni olunca Fener ne yapsın adı üstünde yeni bir de sarı -kırmızı
hep sıfır tam sıfır her yerde sıfır sıfıra sıfır elde var Fener


- YENİ Malatya 2 eski Fenerbahçe 1

- Her Fenerlinin rüyası Ziraat Türkiye Kupası

- Aziz Yıldırım'ın klasikleşmiş "3 kupaya da talibiz" açıklamasındaki üçüncü kupayı merak ettiren durumdur.
- 3 kupaya da talibiz.
- Hangi kupalar başkanım?
- Lig kupası, Şampiyonlar Ligi kupası birde... eee...
- Evet başkanım?
- ...eee... Dünya Kupası.



- Yeter artık verin şu kupayı Fenerbahçe'ye...

-Fenerbahçe'nin 1983'de aldığı kupa çok değerli, çünkü şu an ANTİKA...

- Aykut Kocaman, sen kovma ben istifa ediyorum...

-Fenerbahçe Türkiye Kupası'nın iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvuracak...

-Fenerbahçeli genç taraftarların en cok kullandıkları cümle nedir? (Bana Türkiye Kupası'nı anlatsana dede...)

-Türkiye Kupası'nı kazandıklarını görmüş iki Fenerli yan yana gelince ne yapılır? (Aralarına girip dilek tutulur,fotoğraf çektirilir.)

-Fenerbahçelilerin çoğu neden Türkiye Kupası'nın rengini gri olarak hatırlıyor? (Çünkü kupayı en son kazandıklarında televizyonlar siyah beyazdı...)

-Arşimet bugün yaşasaydı neyi bulamazdı?
Fenerbahçe'nin Türkiye Kupası'nı kaldırma kuvvetini...
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
cengiz-han
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 12 Jan 2008
Messages: 11112
Localisation: Paris

MessagePosté le: 14 Jan 2011 1:06    Sujet du message: Répondre en citant



Uploaded with ImageShack.us
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
cengiz-han
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 12 Jan 2008
Messages: 11112
Localisation: Paris

MessagePosté le: 14 Jan 2011 1:14    Sujet du message: Répondre en citant



Uploaded with ImageShack.us
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
cengiz-han
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 12 Jan 2008
Messages: 11112
Localisation: Paris

MessagePosté le: 14 Jan 2011 1:20    Sujet du message: Répondre en citant



Uploaded with ImageShack.us
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
cengiz-han
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 12 Jan 2008
Messages: 11112
Localisation: Paris

MessagePosté le: 14 Jan 2011 1:22    Sujet du message: Répondre en citant



Uploaded with ImageShack.us
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
cengiz-han
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 12 Jan 2008
Messages: 11112
Localisation: Paris

MessagePosté le: 14 Jan 2011 1:24    Sujet du message: Répondre en citant



Uploaded with ImageShack.us
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
cengiz-han
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 12 Jan 2008
Messages: 11112
Localisation: Paris

MessagePosté le: 23 Mar 2012 1:36    Sujet du message: Répondre en citant

Uff ufukta umut var...


Laughing

ok
Idea
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
murat_erpuyan
Admin
Admin


Inscrit le: 30 Jan 2006
Messages: 8115
Localisation: Nancy / France

MessagePosté le: 26 Mar 2012 12:12    Sujet du message: Répondre en citant

A moi de venir ici informer que les filles de voleyball offre enfin à FB un titre de champion d'Europe

En effet, FB est championne de Ligue des champions de volley-ball féminin en battant au final Cannes lors d'un match joué ce dimanche25 mars à Bakou...

Où est Kral ?!



***



Uploaded with ImageShack.us
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
cengiz-han
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 12 Jan 2008
Messages: 11112
Localisation: Paris

MessagePosté le: 17 Mai 2012 0:02    Sujet du message: Répondre en citant

cengiz-han a écrit:
Uff ufukta umut var...


Laughing

ok
Idea


Uff umut gerçek oldu.
Bizi 30 senelik geyiklerden kurtaran FB'yi kutlarim.
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
cengiz-han
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 12 Jan 2008
Messages: 11112
Localisation: Paris

MessagePosté le: 17 Mai 2012 0:50    Sujet du message: Répondre en citant

murat_erpuyan a écrit:
ALEX REVIENT...
Crying or Very sad


hadi ben de KralAuriverde gel artik bak bir kupa aldiniz diyeyim !

Sampiyonluk dersem çikma Kupa dersem çik ortaya!

KUPAAA


Wink
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
KralAuriverde
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 04 Juil 2011
Messages: 1085

MessagePosté le: 17 Mai 2012 13:18    Sujet du message: Répondre en citant

cengiz-han a écrit:
murat_erpuyan a écrit:
ALEX REVIENT...
Crying or Very sad


hadi ben de KralAuriverde gel artik bak bir kupa aldiniz diyeyim !

Sampiyonluk dersem çikma Kupa dersem çik ortaya!

KUPAAA


Wink


Etmisim kupasin içine !

Peh ! Zavallilar ite kaka sampiyon olduklarina nasil seviniyorlar Laughing ! Sevinecekler tabii ki ezikler ! Baskanlari içerde, takimda starlarin yarisini kaybetmis bir FB'yle hala zor bas ediyorlar, yarim puanla sampiyonlugu yerlerde yata yata, onun bunun poposunu koklayarak, yalayarak, sampiyon olunca elbette sevinecekler bukalemunlar. Smile

Dedik ya Cemaat'in takimi diye, Baskanlari bile tescilledi bu gerçegi, artik saklayamiyorlar, "25 milyondan 20 milyonumuz iktidara oy verdi diye. Bide utanmadan biz Cemaat'in takimi degiliz diyorlar piskin piskin. Laughing

Bu saatten sonra siz AKP'ye falan filan bol iskembeden sallamayin, rezil herifler ! Bitmemis gibi hala yok UEFA böyle yapicak, söyle yapicak diye propaganda yapiyorlar. Sunu bilin ki siz sampiyon manpiyon olmadiniz, sadece günü kurtardiniz. Dua edin siz Cemaatin savcilarina ! Dikin birer birer heykel onlara Florya'ya, sizi Fatih Terim denen külhanbeyi falan filan sampiyon yapmadi ! Bunu kus beyinlerinize sokunuz. Kendi kendinizi kandirmayin, siz anca yipratilmis bir FB'nin kontekstinde ucuz sampiyonluklar kazanirsiniz. Biz FB'liler, Emre'nin BJK derbisinden önce cezasini nasil alelacele bir ekstra maç olarak yukariya çekildigini ve ayni zamanda hakeme küfreden ve tartakliyan bir "teknik direktörün" (!!!) cezasini nasil -utanip sikilmadan- rafa kaldirildigi rezilligini gördük. Sevinin, ne kadar sevinseniz azdir. Kutlariz, indirimli sampiyonluguzu kutlariz. Sakin 105'ci maddenin arkasina siginmayiniz, kendi kendinizi elaleme karsi maskara etmeyiniz. Smile

FB'nin sizin gibi iki yüzlü insanlarin kutlamalarina ihtiyaci yoktur !

Sunu bilin ki helal sampiyonluklar aydinlikta kutlanir, haram sampiyonluklar daima karanlikta ! Smile
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
cengiz-han
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 12 Jan 2008
Messages: 11112
Localisation: Paris

MessagePosté le: 17 Mai 2012 17:11    Sujet du message: Répondre en citant

FB stadinda yasanan rezilliklerin bir esini de buradaki FB'li gostermis. Okumus ama adam olamamis, demekki stadda olsaymis sahaya atlayip guvenlik gorevlilerine arkadan tekme sallayip, benzin istasyonundaki polis arabasini atese verenlerin içinde olacakmis.

Cirkefe tas atma ustune siçrar derler.

Bundan boyle ustumun kirlenmemesi için daha dikkatli olacagim, artik bokun kokusuna da katlanmaya çalisiriz ne de olsa boklu dere uzak degil...

Pislik, arlanmaz ve utanmazlik boyle bir sey iste. Ibret oluyor.
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
KralAuriverde
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 04 Juil 2011
Messages: 1085

MessagePosté le: 17 Mai 2012 19:18    Sujet du message: Répondre en citant

cengiz-han a écrit:
FB stadinda yasanan rezilliklerin bir esini de buradaki FB'li gostermis.



Bir "insan" (aslinda hayvan demem lazim ama hayvan alemine hakarette bulunurum diye çekiniyorum) bu kadar mi atgözlüklü, bu kadar mi cahil olunur ya hayret bisey.


Iyi oku, iyi seyret dangalak, fotograf, video ne ararsan var ! Sonra yüz denen sey varsa gelir burda özür dilersin ! Iyi bak, sari kirmizi atgözlüklerini çikararak tabii.





12 Mayıs, Operasyon ve Şiddet



Maçın bitimiyle, Galatasaray'lı futbolcular - herhalde önceden polisle anlaştıkları için- sahanın ortasına doğru koştu. Polis körükten çıkarak son derece nizami bir şekilde orta sahayı çembere aldı. Körüğe kadar uzanan bir koridor açarak futbolcuları o hattın içerisinde tuttu. Bayraklar çıktı, Galatasaraylılar sevinmeye başladı. Sabri filan havaya atılıyordu. Hani bizim basket maçında, şampiyon olmamızla soyunma odasına doğru koşmamızın bir olması gibi değil, Fenerbahçe taraftarı sahaya çakmak bile atmadı. Kimsenin umrunda değildi. "Fenerbahçeli olmanın gururu bizlere yeter" diye tezahürat yapılıyor, takım tribünlere çağrılıyordu. Yukarıdaki videoda göreceksiniz, her şey bir anda başladı ve biz nasıl bir operasyona maruz kaldığımızı da o saniyede anladık.



Türk telekom tribünün köşesine, bir grup polis yerleşti. Taraftarların bir kısmı sahadan çıkmaya çalışıyor, çocuğuyla, karısıyla, kalabalığa karışmadan, stadı terk etmek için aşağı iniyorlardı. O noktada bulunan polislerle bir gerginlik yaşandı. Kim önce küfür etti, önemi yok. Polis bilerek ve isteyerek sessiz kalmadı. Trabzon'da Fenerbahçe'ye ateşler açılırken, devre arasında olaylar çıkarken elini uzatmayan polis, bir anda konuya müdahil oldu. Uzaktan izledik, 4 polis vardı, biri birden staddan çıkmaya çalışan kalabalığa biber gazı sıktı. Bu gereksiz, anlamsız saldırı, tribünleri kışkırttı.





Tribündekiler ellerine ne geçirdilerse polise atmaya başladılar. Beyaz plastik tabureler, meşaleler, kırılmış koltuklar.. O esnada bir çocuk sahaya atladı, koştu, sahanın ortasındaki polislere kadar ulaştı. Polisler sert bir şekilde çocuğa saldırdılar, hepimizin gözü önünde, bir polis elindeki copla, yere düşmüş bir çocuğun beline vuruyor, büyük bir hınçla saldırıyordu. Çocuk hareketsiz kaldı. Arkadaşları yanına geldiğinde ölüyor diye isyan etmeye başladılar. Vahşet, gözümüzün önünde yaşanıyor, bizler tribünde seyirci kalmak zorunda kalıyorduk.



Taraftar polisin kışkırttığı telekom tribünü civarında sahaya atlamaya başladı. Polisin üstüne atılmış beyaz tabureler ve kırık koltukları yerden alıp çevik kuvvetin üstüne doğru koştular. Polisler bir anda şaşkınlıkla kaçmaya başladı. Kalkanlarını yere bırakanlar, biber gazı mermilerini düşürenler, arkalarına bakmadan taraftarın önünde çılgınlar gibi koşuyordu. En sonunda polis körüğe kadar kaçtı ve oraya sıkıştı.





Ancak sonra, polis onlarca biber gazı atarak sahaya saldırmaya başladı.





Bu dakikadan sonra, saldırı çok boyutlu devam etti. Sadece saha içerisine değil, tribünlere ve koridorlara da biber gazı atıldı. Çıkış merdivenlerine ve hatta stadın çıkışına da biber gazı atılıyor, böylece biber gazı nedeniyle sahadan kaçmak isteyenler, koridorlarda ve çıkışta da biber gazı ile karşılaşıyordu.

Biber gazı nihayetinde bir önleme aracıdır. Bu aracın yoğun ve fazla kullanımı, "önleme" amacını aşarak "eza" verme olarak tezahür eder. Yani biber gazı da diğer tüm silahlar gibi bir şiddet aracı ve orantısız şekilde bireylere yöneldiğinde polis eliyle gerçekleştirilen bir işkence, bir şiddet eylemi olur.

Bütün stadın etrafı sarılmış, maraton tribününden inenlere tomayla su sıkılıyor, kuyubaşı yönüne doğru 50 metre arayla biber gazı sallanıyor, yoğurtçu parkı polis tarafından basılıyor, metrobüs yoluna doğru bütün gidişler biber gazı ile bombalanıyordu. Şimdi böyle bir durumda, polisin sıradan vatandaşa karşı uyguladığı bu fiilin "önleme", "reaksiyon" değil bizzatihi öfkeden kaynaklanan ve sıradan halka yönelen bir şiddet eylemi olduğunu kabul etmemiz lazım. Bu gözü dönmüşlük duygusu daha sonra Facebook'a da taşacak, "devrem yetişemedin keşke sen de bir tekme atsaydın" muhabbeti, polisin nasıl bir anlayışla olaya müdahale ettiğini, olayda esas amacın tam da "rejim muhalifi" olan, o noktada "isyancı" konumundaki "ötekilere" eza çektirmek olduğunu da gösterecekti.

Nitekim bu durumu bir "müdahaleden" operasyona taşıyan bu duygu başka bir bilgiyle daha muştalandı. İlk biber gazı olayların başlamasıyla atılmamıştı. Maçın bitimiyle birlikte stad dışına zaten biber gazı atılmış, hatta helikopterden de biber gazı püskürtülmüştü. Yani polis, maçın bitimiyle birlikte "tam yetki" alarak, taraftara müdahale etmiş, hiçbir olayın çıkmasını da beklememişti.

Bu duyguyu daha önce Çağlayan'da da gördük. Polis, tahliye kararından dakikalar önce biber gazı atma anını tahayyül ediyor, kendisine "biber gazı nasıl atılır" diye soran yabancı basın mensuplarına gevrek gevrek "saat 9'da burada ol görürsün" diyor, atacağı dayağın hazzı ve heyecanıyla o kutlu saati bekliyordu.

Polisin, kendi halkını bu derece dışsallaştırması bilmediğimiz tanımadığımız bir olay değil. Hopa'da halay çekmekte olan bir kalabalığa aniden biber gazıyla saldırıp, Metin Lokumcu'nun ölümüne neden olan olayları başlatan da aynı polisti. Aynı Fenerbahçe stadında olduğu gibi, Hopa'da da polis orantısız şiddetiyle halkı kışkırtmış, provoke etmiş, çıkan olaylar sonucunda da Başbakan iki grubu da "eşkiya", "terörist" olmakla itham etmişti. Hopa'da müesses nizamın şanlı iktidarının ağzından çıkan söz "Eşkiya hopa'ya inmiş" olurken, Fenerbahçe'de "bu nedir ya, biz bunları terör olaylarında görüyoruz" benzetmesi oldu. Aynı zihnin, benzer olaylara, polisin anti demokratik, orantısız şiddetine aynı biçimde sahip çıkması da elbette kimse için şaşırtıcı olmadı. Bu anti demokratik tutarlılık ve faşizan zihin, polis vatandaşı dövse de sövse de vatandaşa susma, kabullenme, ağzını kapatma görevini biçen mütehakkim lisan da kendi tutarlılığı içinde devam ediyor.

Ancak Fenerbahçe taraftarı "uysal koyun" olmadığını da gösterdi. Bu insafsız saldırının karşısında insanların isyan ve öfke duygusu arttı. Ailelerin statta mahsur kaldığını, küçücük çocukların duvar diplerinde nefessiz kaldığını, sevdiği insanların yerlerde yattığını gören onurlu insanlar, isyan ederler. Bu duruma, bu manzaraya, bu insafsızlığa karşı isyan duygusu barındırmayanlar insanlığa dair hasletlerden de bahsetme hakkını kaybederler.





Olaylar devam etti. 50 metre arayla, bütün kaçış güzergahlarına biber gazı atılmış, polis tarafından üstüne saldırılan, helikopter ile takip edilen, havadan biber gazı ve sis bombalarına maruz kalan insanlar bir yandan kaçmaya bir yandan da polise karşı direnmeye başladılar.

Bugün ülkede "direnen" veya farklı düşünen herkesin "terörist" olmakla itham edildiği yepyeni bir "güvenlik psikozu"ndan geçiyoruz. Ülkedeki paralel iktidar yapısı kendisini eleştiren her grubu bir şekilde bir terör örgütü veya uzantısı olmakla itham edip, bu "eleştiri" veya "direnişin" temelde "hükümeti devirmek" maksadıyla olduğu yönünde yeni bir kurgu yaratıyor.

Devrilen polis araçlarına bakıp büyük bir üzüntü geçiren ve bunu terör olaylarıyla eşitleyen dil, aynı hassasiyeti biber gazına maruz kalan, coplanan, üstüne ateş açılan çocuklara, kadınlara, gençlere, insanlara göstermiyor. Bir engellinin üstüne biber gazı atılmasında bir sorun göremeyen iktidar yapısı, bir polise saldırılması ile adeta öfke krizleri geçiriyor.

Devletin görevi, halkı ve özgürlük ortamını değil de bizzatihi iktidarı korumak olduğunda, iktidarın araçları da kutsallaşır. Dokunulmaz, eleştirilemez, tapılması ve biat edilmesi gereken birer kurum haline dönüşür. Bugün eğer bir polis aracı nihayetinde bir çocuktan daha değerli ise, kalkanlı, korumalı bir polise atılan beyaz plastik bir tabure, polisin havadan ve karadan attığı biber gazlarından, cafeleri basıp içeriye biber gazı atmasından, toma ile yollarda gezip insanların üstüne basınçlı su sıkmasından, apartmanlara sığınan insanlara bile saldırmasından daha "büyük bir şiddet eylemi" olarak gözüküyorsa, polis şiddetini normalleştiren, savunmayı ise bir terörist saldırıya evrilten zihniyle demokratik bir toplum hayali dahi kurgulayamaz.

12 Mayıs dört dörtlük bir polis operasyonudur. Maç biter bitmez başlamış, stattaki taraftar kışkırtılarak sürdürülmüş ve tüm Kadıköy bölgesine yayılmıştır.





Türkiye'de değişik bir zihni iklimden geçiyoruz. Bu zihni iklimin ilk görüntüsü ise gerçekten şizofrenik bir algılamaya dayanıyor. Rasim Ozan Kütahyalı ile kristalize olan bu algıya göre, askeri vesayetin aracı kurumu olarak derin devlet diye bir şey var, bu derin devlet çeşitli operasyonlar yapıyor, bu operasyonlar ile sivil iktidarı zor durumda bırakıyor, darbe için elverişli koşullar yaratıyor, kendi vatandaşlarına karşı devlet terörü uyguluyor ve nihayetinde anti demokratik bir ortam yaratıyor.

Bu kurgu, büyük ölçüde doğru. Gerçekten de Türkiye'de derin devlet menşeili operasyonlar yürütüldü, bu operasyonlar ile belirli siyasal amaçlar hedeflendi ve bunun mağdurları da oldu. 6-7 Eylül pogramı, Maraş katliamı bu neviden klasik örnekler.

Ancak bu devletin çalışma sistemi içerisinde bu hareketleri doğal ve olağan bulan, Gazi olaylarında polisin rolünü bilen, özel harekatçılardan, Mehmet Ağar'lara uzanan geniş bir ağda, kendi vatandaşlarına karşı son derece organize şiddet olayları içerisine girebilmiş bir başka güvenlik gücünü, yalnızca sivil iktidar ile kurduğu yeni tip ilişki üzerinden demokratik toplumun sağlam koruyucusu olarak görmek de akıl almaz bir mantık hatası.

Evet, gerçekten de kendi açık olmayan ajandası çerçevesinde emniyet ve yargı içerisinde örgütlenmiş, buradan elde ettiği devlet yetkilerini çift yönlü olarak kullanan bir grup var. Evet bu grup MİT krizinde olduğu gibi kimi zaman hükümeti de sıkıştırabiliyor. Evet emniyet içerisindeki insanlar demokratik toplumun temel değerleri üzerinden değil, güvenlik, güvenliğin de iktidar - devletin güvenliği çıkarı üzerinden hayata bakıyorlar. Evet bu örgütün doğal bir ötekisi var, bu ötekiler solcular, kürt hareketi veya zamana göre değişen diğer tanımlanmış kimlikler olabiliyor ve evet polis de, polisin içerisindeki güçler de operasyon yapabiliyor.

Fenerbahçe, bu tip bir operasyona maruz kalmış bir kulüp. 3 Temmuz darbesi, aynı Ahmet Şık ve Nedim Şener'in karşılaştığı eylemlerle yürütüldü. Fenerbahçeli yöneticileri tutuklayan polislerle Nedim Şener'i gözaltına götüren polisler bile aynı. Aynı emniyet yapısı, aynı tip bir soruşturma safhasından sonra, benzer delillerle, yine bir özel yetkili savcı ile özel yetkili mahkemede davayı açtı. Fenerbahçe taraftarı, aynı solcular gibi çevik kuvvetle karşılaştı ve aynı neviden bir şiddeti gördü. Hopa'da veya Ankara'da olduğu gibi sakin kitle kışkırtıldı ve sonra geniş çerçeveli bir müdahale hayata geçirildi.

Birikim Dergisi emniyet - yargı etrafında kristalize olmuş yeni güvenlik rejimini, bu rejimin sahiplerini ve ideolojisini üç sayıdır inceliyor. (bkz: islamcı entelijensiya ve aydınlar, yeni hukuk rejimi, eyvah polis! olağanüstü yargı rejimi) Ortaya çıkan sonuç, yargı ve emniyet içerisinde son derece örgütlenmiş, olağanüstü yetki ve imkanlarla donatılmış bir iktidar rejiminin, kendi ideolojisi çerçevesinde bütün hayatı hegemonik olarak kuşatması, hayatın tüm açılarını da yeniden belirlemesi, bu belirleme içerisine sığmayacak unsurları da dönüştürmesi veya yok etmesi yönünde bir iradeye sahip olduğudur. Bu iktidar yapısının nihai hedefi insan haklarının korunduğu, özgür demokratik bir ülke filan değil, kendi iktidar yapısının yapısına uygun, peron rejimine benzer, otoriter bir kapitalist atmosfer yaratmak, bu atmosferde de kendi değerlerini topluma dikte etmek ve farklı yaşama biçimlerini marjinalize etmektir.

Spor da elbette hayatın alanlarından biridir. Spor da elbette sanat gibi, medya gibi toplumu etkileyebilir, toplumla iletişim kurabilir ve toplumdaki algıları yönetebilir. Spor, finans olanakları açısından değil, etkileşime geçtiği kitle bakımından kritiktir. Nitekim tam da bu sebeple hükümet bütün spor kulüplerine el atmış, kimi zaman stat ihaleleri ile, kimi zaman kendisine yakın aynı mizaçtan insanları yönetim kurullarına taşıyarak, kimi zaman örtülü ödenekten para göndererek bu kulüplerle ilişkilerini geliştirmiş ve kendi belirleyicilik alanına almıştır. Bugün TFF seçimlerinin siyasetten bağışık olduğunu düşünmek için, keskin bir cahil veya tumturaklı bir aptal olmak gerekir.

12 Mayıs operasyonunun anlamı da burada kendini göstermektedir. Operasyon, 3 Temmuz sürecinden sonra "iktidara tehdit" olarak konumlanmış bir gruba karşı yapılmıştır, polis müdahalede aşırı ve orantısız bir şiddet uygulamış, insanları "taraftar, insan" grubundan çıkartarak adeta 5 yaşındaki çocukları bile "öteki" olarak tanımlamış ve şiddetin dozunu bu öfkeyle arttırmıştır, polis operasyonu bütün kadıköye doğru genişletmiş, cafelere bile biber gazı atacak kadar fütursuzlaşmış çünkü iktidarın temsilcisi olduğunu, ne yaparsa yapsın arkasında durulacağını bilmektedir, operasyona maruz kalanların sesi ve gerçekler medyada yer almamış, iktidar kontrolündeki medya tarafından yeni bir gerçeklik üretilmiş ve halka servis edilmiştir, iktidar erki de olayların sorumluluğunu şiddete maruz kalanlara yüklemiş, polisin hareketlerini hızla normalleştirmiştir.

Burada daha ilginci Ünal Aysal ile İstanbul Valisi'nin aynı mütehakkim dili kullanması, taraftarı "hastalıklı bir grup" olarak nitelemiş, Başbakan'la başlayan terörist ilan etme şenliklerinde iktidarın yanında açık bir duruş sergileyerek göstermiştir.




Abdürrahim Albayrak'ın "Love you Hocam" tshirtü çok büyük ihtimalle Fatih Terim'i kast ediyor. Ancak bu tshirtten daha vahimi "Başbakan'ı arayarak talimat almaya" doğru giden, şiddete maruz kalan taraftarı "hastalıklı grup" ilan eden mütehakkim lisanının Galatasaray damarlarında hızla akmaya başlamasıdır. Radikal'in "Fetih 2012" manşetiyle ifade ettiği bu iktidar kültürüyle özdeşleşme, 2000'li yıllardaki Mehmet Ağar - Fatih Terim bileşkesinden bile daha tehlikeli bir alan açıyor Galatasaray'a. Bu özdeşleşme devam ettikçe, Galatasaray'ın da -aynı herhangi bir başka sivil toplum örgütü gibi- kurumsallaşmaktan araçsallaşmaya doğru evrilmesi mümkün gözüküyor. Bugün bunu, çevik kuvvet tarafından korunarak saha ortasında kutlama yapmak, Cüneyt Çakır yönetimi ile uyumlu bir futbolla sahada puan almak, hatta başarı sahibi olmak ile kompanse edebilirler ancak yarın susmak zorunda kaldıklarında da konuşma haklarını kaybederler.

12 Mayıs nihayetinde iktidar için en elverişli şekilde sonuçlandı

1- Fenerbahçe şampiyon olsaydı Galatasaray taraftarı bunu hükümete bağlayacaktı. Aynı şartlarda Fenerbahçe taraftarı da şampiyonluk halinde kimseye minnettar olmayacaktı. Dolayısıyla hükümet burada zarardan kar etti, tepki çekebileceği bir aralığı boşalttı. Özellikle Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatı ile kupa töreninin yapılması, hükümet - Galatasaray gerginliği açısından bir zemin varsa da yok etti.

2- Fenerbahçeliler Abdürrahim Albayrak'ın tek telefonla Başbakan'a ulaşabildiğini gördü. Ancak bunu sadece Fenerbahçeliler görmedi, bütün Türkiye gördü. Bu da hükümetin yarattığı güç algılamasını pekiştirdi.

3- Fenerbahçe taraftarı, kışkırtıldı, yaşanılan olaylar sonucunda da taraftar marjinalize bir grup olarak gösterildi. Böylelikle Çağlayan'da, Silivri'de yaratılan psikolojik atmosfer, hükümet sözcüsü Şamil Tayyar'ın diliyle açıkladığı "o taraftarların sadece azınlık bir grup olduğu" yönündeki algı lehine kırıldı.

4- Yine Türkiye'nin gözünün içine baka baka, iktidar, insanlara şiddet uygulayabileceğini, bu şiddet sonucunda da kendisine hiçbir şeyin olmayacağını göstermiş oldu. Medya organlarının suskunluğu, yönetimin suskunluğu ile karşılaşırken, herkes mahallenin kabadayısından dayak yemiş genç bir çocuğu görmüş ancak kabadayının hışmını üstüne çekmek istemediğinden susan mahalle halkı kimliğine dönüş yaptı.

Ancak biz 12 Mayıs'ı unutmayacağız. 3 Temmuz darbecilerinin yarattığı bu psikolojik tahrip operasyonunu ve bu operasyona maruz kalanların yaşadığı acıları hafızamızdan çıkartmayacağız.

Bugün bu operasyonu yapan bir polis değil bir rejimdir. Bu rejimin polisleri teknik takip dökümanları toplar, bunları medyaya veya kamuoyuna servis eder, bu rejimin başka araçları elde edilen bu dökümanlar ve bulgular üzerinden rejimin mahkemelerinde dava açar, bitmeyecek bir dava ve tutukluluk sürecine sokulan insanları görüp haksızlığa isyan edenler ise, rejimin sahadaki unsurları tarafından biber gazına, dayağa maruz bırakılır, kameralarla çekilir, çeşitli suçlardan gözaltına alınır ve rejimin tepesindeki hünkar da bütün bu olaylara bakarak "tıkır tıkır" işleyen bu rejimi korumak, kendi iktidarını tahkim etmek için her şeyi normalleştirir.

Biz buna maruz kalan ve yaşayan bir kitle olarak, sorunun poliste değil, rejimde olduğunu biliyor ve bu zalimlerle aynı safta durmamanın gururunu yaşıyoruz. Biz bu çağda, bir istibdat rejiminin baskısı altında hala daha özgürlükten ve adaletten bahseden ötekilerin yanındayız.


NOT: RESİMLER http://12mayis.tumblr.com/ adresinden alındı. 12 Mayıs'ı "terörist fenerbahçeli holiganların terör eylemi" olarak yeniden üreten, mütehakkim ve zalim dile karşı elimizdeki tek güç gerçek. 12 Mayıs'ın ortak hafızası ve bu vahşetin kataloğunu yaratmak için, sahip olduğumuz tüm resimleri toplamak çok önemli. Onlar da onikimayis@yandex.com 'a bu resimleri göndermenizi istiyorlar. Elinizde ne varsa, lütfen yollayın.



Kaynak : http://papazincayiri.blogspot.fr/2012/05/12-mays-operasyon-ve-siddet.html


Sizden mi ahlak dersi alicaz omurgasizlar ? Taksim'de 12 yasinda sirf sirtinda FB formasi var diye çocugu biçakliyan güruhlardan mi ahlak dersi alacagiz ? Basket maçinda sahaya atmadigini birakmiyan ve FB takiminin kupa merasimini engelleyen zavallilardan mi ders alacagiz, ha balik hafizali ?


Simdi münasip bir yerinize kina yakmayi unutmazsiniz dimi, gözünüz aydin, FB 6 maç ceza aldi, oldu mu seyiniz 2 çatal simdi ? Siz böyle mikrop bir kulüpsünüz iste. Ne kadar övünseniz azdir ! Ama sunu unutmayin, bir gün elbette sap döner, keser döner merak etmeyin o zaman iste FB Cumhuriyiteninin gazabina ugrayacaksiniz. "Adalet" sizede bir gün lazim olacak. Sizi gidi......
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
Montrer les messages depuis:   
Poster un nouveau sujet   Répondre au sujet    Forums d'A TA TURQUIE Index du Forum » Forum Sport Toutes les heures sont au format GMT + 2 Heures
Aller à la page Précédente  1, 2, 3, ... 12, 13, 14  Suivante
Page 2 sur 14

 
Sauter vers:  
Vous ne pouvez pas poster de nouveaux sujets dans ce forum
Vous ne pouvez pas répondre aux sujets dans ce forum
Vous ne pouvez pas éditer vos messages dans ce forum
Vous ne pouvez pas supprimer vos messages dans ce forum
Vous ne pouvez pas voter dans les sondages de ce forum


Powered by phpBB v2 © 2001, 2005 phpBB Group ¦ Theme: subSilver++
Traduction par : phpBB-fr.com
Adaptation pour NPDS par arnodu59 v 2.0r1

Tous les Logos et Marques sont déposés, les commentaires sont sous la responsabilités de ceux qui les ont postés dans le forum.