55 visiteur(s) et 0 membre(s) en ligne.
  Créer un compte Utilisateur

  Utilisateurs

Bonjour, Anonyme
Pseudo :
Mot de Passe:
PerduInscription

Membre(s):
Aujourd'hui : 0
Hier : 0
Total : 2156

Actuellement :
Visiteur(s) : 55
Membre(s) : 0
Total :55

Administration


  Derniers Visiteurs

Georges : 10h34:38
Philippe : 10h36:30
laroserouge : 12h55:40
murat_erpuyan : 15h35:59
administrateu. : 15h37:21


  Nétiquette du forum

Les commentaires sont sous la responsabilité de ceux qui les ont postés dans le forum. Tout propos diffamatoires et injurieux ne sera toléré dans ces forums.


Forums d'A TA TURQUIE :: Voir le sujet - Mine KIRIKKANAT'tan tesettür, türban, sevgi..konulu yazilar
Forums d'A TA TURQUIE Index du Forum Forums d'A TA TURQUIE
Pour un échange interculturel
 
 FAQFAQ   RechercherRechercher   Liste des MembresListe des Membres   Groupes d'utilisateursGroupes d'utilisateurs    

Mine KIRIKKANAT'tan tesettür, türban, sevgi..konulu yazilar

 
Poster un nouveau sujet   Répondre au sujet    Forums d'A TA TURQUIE Index du Forum » Forum en langue turque
Voir le sujet précédent :: Voir le sujet suivant  
Auteur Message
Raskolnikoff
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 09 Oct 2007
Messages: 3479
Localisation: Somewhere in the world

MessagePosté le: 30 Juin 2009 12:49    Sujet du message: Mine KIRIKKANAT'tan tesettür, türban, sevgi..konulu yazilar Répondre en citant

Kadın başı baş belası

Her dilde üç aşağı beş yukarı farklılıklarla kadını “baş belası” olarak nitelemeye yarayan bir ifade vardır. Çünkü yaşadığımız dünya, üç aşağı beş yukarı erkek egemen bir dünyadır. Ne tuhaftır ki, kadın nüfusu erkek nüfusundan fazladır, gelecekte bu fark kadın lehine daha da açılacaktır ve erkek egemen toplum düzeninin sürebilmesi, azınlığın çoğunluk üzerinde kurduğu baskıyı giderek artırmasına bağlıdır.

Bu baskı, elbette ki kurban tarafından baskı gibi değil, erkekçe ve erkekçi dinler çerçevesinde kurgulanmış yasaklar olarak bile değil, “kendi seçimi”ymiş gibi algılanırsa inandırıcıdır.

İşte günümüzde tamamen manipüle edilmiş yorumlarla İslamiyet’e yamanan kadın tesettürü, böyle bir iktidar savaşının silahı olup, kadınları çoğunluğun verdiği üstünlük ve güç bilincinden uzak tutmak amacıyla bölüp -erkekler tarafından- yönetmeyi amaçlamaktadır.

Ama dünya tarihinde hiçbir evrim, gelişim, değişim her yerde aynı anda olmuyor. Bazılarının gittiği yollardan diğerleri dönüyor, İran’da kadınlar başlarını açmak için savaşırken, Türkiye’de kapatmak için yarışıyorlar ve ister kapalı olsun, ister açık, günümüzde kadın başı hemen her ülke için siyasal anlamda başa bela!

***


İran’da başını açmak istediği için öldürülen Nida’nın, kısacık ömründe özgürce dalgalandıramadığı saçları düştüğü asfaltın üstünde kanla ıslanırken, Türk asıllı milletvekili Mahinur Özdemir’in kapalı başı, Belçika’nın başına dert oldu.

Ama en radikal gelişme, yine Fransa’da yaşanıyor.

Ülkede giderek artan çarşaflı kadın sayısının toplumda rahatsızlık yarattığı gerçeğinden yola çıkarak tartışma açılmasını isteyen bir grup milletvekilinin başvurusu üzerine Fransa parlamentosunda “Çarşaf Soruşturma Komisyonu” kuruldu.

2004 yılında “türban yasası” diye adlandırılan bir yasayla okullarda türban başta olmak üzere dinsel işaretleri yasaklayan Fransa’nın, kamu alanında çarşaf giymeyi yasaklaması hem mantıklı, hem de kaçınılmaz görünüyor. Laikliğin mucidi olup, Katolik Kilisesi’nin devletle bağını kesmek için iki yüzyıl süreyle kan dökülen bu ülkede, “kamu alanı” dışında kalan yer azlığı düşünülünce, olası bir çarşaf yasağının “ev dışı”nda her yeri kapsayacağı açık...

Kadim okurlarım kuşkusuz anımsar, Fransa’da türbanın okullarda yasaklanacağını da ilk ben “müjde”lemiştim Türk basınında da “Olur mu öyle şey!” inanmazlığıyla başlayıp hakarete varan bir ölçekte, yemediğim zılgıt kalmamıştı Türkiye’deki Arabî medyadan.

Vallahi elçiye zeval olmaz, garip ama gerçek, Fransa Devlet Bakanı Arap asıllı Fadıla Amara, “Temel özgürlük tabutu” diye nitelendirdiği tepeden tırnağa tesettür aracının, burka, hicap, çarşaf ya da her neyse, kesinkes yasaklanmasından yana tavır koydu. Zaten Fransa’daki Arap kadınların ezici çoğunluğu, Avrupa’daki Türk kadınların çoğundan daha özgürlükçü, nedense...

***


Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’ye gelince, bu çarşaf sorununa sanki “kadınların giyimine karışmayın” mesajını veren Obama’ya, “Fransa’nın efendisi benim!” der gibi sarıldı. Hiç umulmadık biçimde “laiklik” savunuculuğuna soyundu. 1875’ten beri ilk kez Versailles Sarayı’nda toplanan parlamenter kongresinin açılışında çarşaf hakkında söyledikleri, son zamanlarda belki de en uzun ve çoşkulu alkış alan konuşması oldu:

“Çarşaf, dinsel bir sorun değildir. Bir özgürlük sorunudur. Bir kadın haysiyeti sorunudur. Çarşaf dindarlık alameti değildir, esaret alametidir, aşağılanma alametidir.

Resmen söylemek isterim ki, bu tür kadın tesettürü Fransa Cumhuriyeti sınırlarından içeri hoşgelmiş olmayacaktır. Bizler, ülkemizde kadınların bir perdenin arkasında mapus, toplumsal yaşamdan kopuk ve kimliksiz kalmasını kabul edemeyiz. Fransız Cumhuriyeti’nin kadın haysiyetine dair düşüncesi bu değildir!”

Sarkozy, tepeden tırnağa tesettürü yasayla yasaklamak konusunda henüz fikir beyan etmedi. Ama yukardaki sözleriyle, parlamentoda kurulan “Çarşaf Soruşturma Komisyonu”na hangi yönde destek verdiği açık.

Eylül ayı, Fransa’daki tesettür karşıtlığında yeni “hayır”lara vesile olabilir.

Vatan 24-6-2009



Siz aşk nedir bilir misiniz?

Türkiye, haklılığını dünyaya anlatamamak ve düşmanlarla çevrili olmak sanrısını “Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur,” diye özetlemeye alışıktır. Ancak, Prof. Dr. Yılmaz Esmer’in bir süre önce yayınlanan “Radikalizm ve Aşırıcılık” konulu araştırması, giderek Türklüğünden çok İslamcılığı koyulaşan yurttaş çoğunluğumuzun da yaşantısına uymayana epeyce tahammülsüz olduğunu, kendisiyle aynı değerleri paylaşmayanı ise hepten dışladığını gözler önüne serdi. Tanrı’ya inanmayan, içki içen, nikâhsız yaşayan, İslam’dan başka bir dinden, başka renk ırktan ya da kızı şort giyen komşu istemeyen bu çoğunluklar, “bir kadının deniz kıyısında mayoyla dolaşmasını” günah niteler ve “Müslüman kadın evi dışında başını örtmelidir” derken, elbette yabancı kadınlar için de bir şeyler düşünüyorlar.

İşte size bu yaygın düşüncenin vurduğu bir aşk hikayesi... Telaşla yazılmış tümceleri düzelterek ve özetleyerek yayınlıyorum:

***


“İstanbul, Beylikdüzü’nde yaşayan, 30 yaşında bir okurunuzum. Eşim Ukraynalı, bir yıldır evliyiz. Sanırım sokakta maruz kaldığı tacizden, Türkiye’yi sevemedi. Bugün hamile olduğu haberini aldım. Burada çocuk yetiştirmenin zor ama mümkün olduğunu nasıl anlatırım, diye düşünerek eve geldim. Eşim arkadaşlarıyla alışverişe gitmişti, dönmesini beklerken telefon etti: Migros AVM’nin önünde, bir polis ekibi tarafından bildik tabirle 19.30 sularında çevrilmişlerdi. Kısa süre öncesine kadar Jandarma kontrolünde olan sakin Beylikdüzü’nde kontrol el değiştirmişti. Sanırım Slav kökenli tüm kadınların ticaret erbabı olduğu savından yola çıkarak, eşim, arkadaşı ve 10 yaşındaki kızından kimlik istemişler.

Eşimin Arkadaşı 7 yıldır T. C. vatandaşı. Kimliklerini ellerinden bırakmadan göstermek istemişler. Kimlik teslim etmemek hakları olduğunu biliyorlar. Duyduklarından yola çıkarak kimliklerini verirlerse yanlış yerlere götürülmekten korkmuşlar elbet... Yabancı ya da hayat kadını düşmanlığından fazlasıyla nasiplenmişler. Eşim Türkçe bilmediğini ifade ettiği halde, ’Biliyorsun, biliyorsun!’larla; ’Bak, bak kimlik de almışlar!’la sıkıştırılmışlar. 10 yaşındaki kızının yanında annesine si...rin gidin buradan demişler ülkeyi kastederek.

Evden nasıl fırladığımı hatırlamıyorum. Bir taksiye atladım. Kapıya vardığımda eşim aradı, bıraktıklarını söyledi. Kaldırımda yürüyüşleri aklımdan çıkmıyor. Ağlamaya başlamışlardı sessizce, gururları kırılmış, 21. YY’da AB ile uyum sağlamaya çalışan demokratik Türkiye’de insan sayılmamışlardı.

Eşimin ağzından tek bir cümle çıktı: ’Burada yaşamak istemiyorum!’

Arkadaşı özür diledi benden. Tipik bir Türk erkeği olarak tüm bunlara onun neden olduğunu düşüneceğimi sandı sanırım. Hayır dedim. Ben özür diliyorum sizlerden, burası benim ülkem size yaşatılanlardan çok üzgünüm. Ve daha söyleyemediğim birçok şey kursağımda kurşun gibi takılı kaldı. Cennetliği cehennemiliğe dönüşen ülkem.

Şu anda İstanbul’dan ayrılacak olan bir arkadaşlarına veda ediyorlar. Telefonunu bekliyorum, onu almak için. Sağlayabileceğim tüm güven ve huzurla. Aklıma AVM’lerdeki Emniyet teşkilatı posterleri geliyor: ’Beylikdüzü Emniyet’le Huzurlu’... Eşime ne diyebileceğimi düşünüyorum, kimi kime şikâyet edebileceğimi. İnanmadığım bir şeye nasıl inandırabileceğimi. Kendisini güvende hissetmediği bir yerde nasıl yaşamasını isteyebilirim, bunca çabanın yıkılışını izlerken. Doğamayacak bir çocuğa da böyle bir mektup yazılırdı sanırım.

Korku, çaresizlik göğüs kafesimde baskı oluşturmuşken ne yapabilirim diye düşündüm. Size yazmaktan başka akla uygun bir fikir bulamadım.

Böylesi bir durumda sizi dost buldum, okurunuz olmaktan gururlu. Rüzgâr arkanızdan essin. Dert görmeyesiniz.”

***


Namusu kadın uçkuruna bağlayanlar, aşkı nereye düğümler acaba?

26-6-2009
_________________
Родион Романович Раскольников
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé Visiter le site web de l'utilisateur
martin_eden
Spammer
Spammer


Inscrit le: 18 Jan 2009
Messages: 366
Localisation: Istanbul/Turquie

MessagePosté le: 30 Juin 2009 22:02    Sujet du message: Répondre en citant

Sarkozy sonunda iyi bir şey yapacak yani. Mine Kırıkkanat'In tesbitleri çok güzel.
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
Donquichotte
Novice
Novice


Inscrit le: 04 Fév 2008
Messages: 63
Localisation: France

MessagePosté le: 01 Juil 2009 7:46    Sujet du message: Répondre en citant

Kadinlarin giderek daha fazla çarsafa bürünmesinin nedenlerini arastirmadan, çözüm getirmeden çarsaf yasaklamak fazla bir ise yaramaz. Sadece sizin göz zevkinizi korur!

Fransa'da çarsaf giymek Türkiye'de çarsaf giymekle bir degil. Fransa'nin islamlasmasi söz konusu degil. Fransa'ya seriat gelemez. Ayrica, çarsaflilarin % 90'i fransiz esi, en azindan üçüncü kusak ya da karisimsiz fransiz. Cherchez l'erreur!
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
papatya
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 07 Juil 2006
Messages: 1447

MessagePosté le: 01 Juil 2009 16:09    Sujet du message: Répondre en citant

Burka kullanan kadinlarin cogu öz böz fransiz. Yani musluman olmus fransiz kadinlar.

Magreb ulkelerinde burka yok mesela.
_________________
Bir ulus sımsıkı birbirine bağlı olmayı bildikçe yeryüzünde onu dağıtabilecek bir güç düşünülemez.
ATATÜRK
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
Raskolnikoff
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 09 Oct 2007
Messages: 3479
Localisation: Somewhere in the world

MessagePosté le: 01 Juil 2009 16:25    Sujet du message: Répondre en citant

papatya a écrit:
Burka kullanan kadinlarin cogu öz böz fransiz. Yani musluman olmus fransiz kadinlar.

Magreb ulkelerinde burka yok mesela.


Herhalde yüzüne bakilmayasak kadar kaknem, çarpuk çurpuk avratlar..kompleksleri tavana vurmus..psikiyatrik bir vaka....Allah "varsa??" hayir eylesin!!! (Rasko'nun de denli mizojin" oldugu konusunda Papatya'ya yeni deliller sunulur...)

Ayrica, daha ciddi bir saptama : Magreb'te yoksa niye bunu burada yapiyorlar, Fransa dünyanin çöp kutusu mu ki???
_________________
Родион Романович Раскольников


Dernière édition par Raskolnikoff le 01 Juil 2009 16:45; édité 1 fois
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé Visiter le site web de l'utilisateur
Kemalist
Expert
Expert


Inscrit le: 15 Déc 2008
Messages: 182
Localisation: France, Paris

MessagePosté le: 01 Juil 2009 16:29    Sujet du message: Répondre en citant

Arab'in kaninda var türban takmak!
_________________
Ey Ulu Basbug ATATÜRK ; senin için ölürüz, öldürürüz! Daglar, taslar ve hatta Türklerin tüm düsmanlari bunu böyle bilsinler!

"Bu memleket tarihte Türk'tü,bugün de Türk'tür ve ebediyen de Türk olarak yaşayacaktır. TÜRKİYE TÜRKLERİNDİR."
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
Raskolnikoff
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 09 Oct 2007
Messages: 3479
Localisation: Somewhere in the world

MessagePosté le: 01 Juil 2009 16:47    Sujet du message: Répondre en citant

Kemalist a écrit:
Arab'in kaninda var türban takmak!


Ulan çocuk bak buna gülerim iste...hay yasa be!!! hi..hi...
_________________
Родион Романович Раскольников
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé Visiter le site web de l'utilisateur
Raskolnikoff
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 09 Oct 2007
Messages: 3479
Localisation: Somewhere in the world

MessagePosté le: 02 Juil 2009 15:53    Sujet du message: Répondre en citant

Bu yazi biraz eski, gözümden kaçmis ama içinde ilginç gördügüm saptamalar var...Buraya tasiyorum (RRR):

Michelle Obama’ya açık mektup

Sevgili Michelle, Yaşadığımız günlerde, ABD’yi sevsin sevmesin insanlığın büyük bir bölümü Washington’un yeni patronu muhterem eşinizden, işlerin bir ölçüde, hatta büyük ölçüde ABD politikaları yüzünden sarpa sardığı dünyamızı kurtarmasını bekliyor. Ben böylesine gerçek dışı bir beklenti içinde değilim.

Ama sizden, dünyada sizin kadar güçlü, çünkü sizin kadar zeki ve donanımlı olmadıkları için ezilmekle kalmayıp, bilinçleri ezikliği talep edecek, erkekler lehine eşitsizliği savunacak kadar uyuşturulan kadınlara örnek olmanızı bekliyorum.

Londra’daki G20 toplantısında, çocuklara verdiğiniz “Kaderinize yön verebilirsiniz, bunu unutmayın!” mesajı evrenseldi ve beklentimi güçlendirdi. Eğitime verdiğiniz değeri biliyorum. Bir erkeği eğitmek uygar bir insan kazandırır, bir kadını eğitmek tüm toplumu uygarlaştırır, gerçeğini kavradığınıza hiç kuşkum yok. Dolayısıyla Türk kadınlarına da bir mesaj vermenizi, en azından kaderini yazan örnek olarak, kendinizi göstermenizi isterdim.

Ne var ki ülkeme gelmediniz.

Zaten gelseydiniz, gördüklerinizi yanlış yorumlayacaktınız. Örneğin geçtiğiniz yollarda, katıldığınız etkinliklerde sizin gibi giyinen açık başlı kadınların yanı sıra kara çarşaflı ya da renkli türbanlı kadınlar görecektiniz ve Türkiye’de tüm kadınlar kapalıydı da, modernleşme süreci içinde kademeli olarak açılıyorlar, çarşaftan türbana, türbandan açık başa geçiyorlar, sanacaktınız.

Ve yanılacaktınız, sevgili Michelle.

Gelmediğiniz için göremeyeceğiniz Türkiye’de başı açık kadınlar kapanıyor.

Hatta daha da vahimi, ne açık ne kapalı, Türkiye’yi kadınlar temsil etmiyor.

Muktedir sınıf, silme erkek. Muhalefet de daha kadınlı değil.

Halen 26 bakandan oluşan AKP hükümetinde tek bir kadın bakan var, o da çocuktan ve aileden sorumlu, mostralık...

Oysa Türkiye herzaman böyle değildi, yakın zamanda olduruldu.

TBMM, 1935 yılında yüzde 4,51’lik kadın milletvekili oranıyla dünyada en çok kadına yer veren iki parlamentodan biriyken, 2009’da yüzde 10’luk kadın milletvekili oranıyla sondan ikinci artık!

Başka bir deyişle dünya ölçeğinde 20. Yüzyıl Türkiye’si, 21. Yüzyıl Türkiye’sinden daha uygardı, Michelle.


***


Bu ülkede, sadece kadınlar değil, alkol satan restoranlar da kapanıyor tek tek. Anadolu’nun içlerinde Ramazan aylarında oruç tutmayanı bazen öldüresiye dövüyorlar. Gençler, kız erkek günah diye, ayıp diye el ele dolaştırılmıyor. Doğal içgüdüye karşı konulmayacağı için de her gün ortalama 2 kadın,

1 çocuğa tecavüz ediliyor. Zaten kızlar, çoğu yerde yalnız da gezemiyor artık. Töre cinayetleri, namus davası derken bu ülkede günde 5 insan öldürülüyor, 3’ü kadın...


Sizin, Princeton’dan Harvard’a gördüğünüz parlak eğitimi paraya dönüştürmek için değil, insanlar arası eşitsizliğe karşı mücadele etmek için kullanan bir hukukçu olduğunuzu biliyorum. Adınız da güzel umutlar çağrıştırıyor belleğimde. Benim kuşağım, The Beatles’ın “Michelle ma belle / These are words that go together well...” şarkısını mırıldanırken küreselliği ekonomik değil, sosyal ve kültürel hayal etmişti.

Elinizden ne gelir bilmiyorum ama, yine de bunları size söylemek istedim, Michelle.

Çünkü Türkiye’de kadın bilincinin gerilemesinde, ABD’nin ılımlı İslam dayatması çok etkili oldu. Eşinize sorarsanız, Türkiye’nin nasıl bir laboratuvar olarak kullanıldığını size anlatır.

Okullarımızda Evrim Teorisi’nden söz edilemiyor, Darwin sansürlü, genç beyinler sizin Neocon’larınızın beslediği Yaratılış safsatasıyla yıkanıyor ve kadının erkekten sonra gelen yeri Tanrı buyruğuna böylece bağlanıyor.

Ülkenizin, dünyanın zaten geri bir bölümünü çağ dışı koşullara mahkûm eden ve ABD’nin de pek hayrına olmayan bu politikayı bırakması için uğraşın Michelle. Kadının erkeğe eşit sayılmadığı bir insanlık, ne uygar, ne de özgür bir dünyanın habercisidir.

Çocuklarınızı benim için kucaklayın, ideallerinizi gözünüz gibi koruyun, saygılarımla.

M.G. KIRIKKANAT
_________________
Родион Романович Раскольников
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé Visiter le site web de l'utilisateur
cengiz-han
V.I.P
V.I.P


Inscrit le: 12 Jan 2008
Messages: 11143
Localisation: Paris

MessagePosté le: 10 Mai 2010 1:45    Sujet du message: Répondre en citant

Mine G. Kırıkkanat
Yazara ulaşmak için : mine.gokce@wanadoo.fr
İman tamam, ya ahlak?
Oğlunun kıtır kıtır kestiği Münevver’in çöp konteynerinde biten yaşamını, “Takdiri ilahi”ye! bağlayan katil babası Nida.

Konya’da tesettürlü metresi Hacer’den doğan çocuğunu boğup, onunla birlikte ormana gömen 4 çocuk babası Zekeriya.

Adıyaman’da -9 çocuklu!- aile meclisi kararıyla, kümese gömülerek infaz edilen 16 yaşındaki Medine.

Diyarbakır’da üvey kardeşi tarafından tecavüze uğradığı için, öz babası tarafından elektrik kablosuyla boğulan 18 yaşındaki Gülseren. Babası boğarken, “kıpraşmasın” diye boğulan kız kardeşinin ayaklarını tutan ağabey. Baba ve ağabey ablasını öldürürken seyreden küçük kardeş.

Töre cinayetlerine “indirim yok” diyen hukuk. Gülseren’in tecavüze uğramakla kendi katlini “haksız tahrik” ettiğine ve katil babasının da “iyi hali”ne hükmedip, cezasını müebbedden 20 yıla indiren hâkim.

Hâkim haklı, valla... Bunca çocuk yapan babaların her çocuk öldüreni müebbede mahkûm olsa hapishane yetişmez bir, henüz öldürülmeyen çocuklar öksüz kalır iki, başka çocuk yapamazlar, ülkemiz cani nüfus artışında hedefi tutturamaz, üç.



***


Her gün 5 kişinin yöre, töre ya da gözünün üstünde kaşın var diye öldürüldüğü ülkede, bu cinayetleri laikler, ateistler, komünistler, teröristler, kısaca “Allahsız” lar ve hatta Balyozcular ya da Ergenekoncular işlemiyor, sayın seyirciler...

Türkiye’de 79 bin 96 cami, 90 binden fazla din görevlisi, bütçesi dört bakanlık ve 22 üniversitenin bütçesine denk Diyanet İşleri Başkanlığı var.

Türkiye’de 536 imam hatip lisesinde 105 bin öğrenci okuyor ve bu liselerden çıkanlar, otobüsçü oluyorlar, havayolcu, müteahhit oluyorlar, kaldırımcı, asfatçı, sağlıkçı, itfaiyeci, doğal gazcı, sucu, elektrikçi, deniz fenerci, RTÜK’çü, gemici, otelci, limancı, yatçı, katçı, velhasılı ihaleci oluyorlar, hatta milletvekili ve iktidar oluyorlar.

Kaldırımlar dayanmıyor, asfaltı sık sık yenilemek gerekiyor. Elektrikler kesiliyor, sular kesiliyor, gemiler bazen yan yatıyor, bazen batıyor. Uçaklara doğru düzgün bakım yapılmıyor, itfaiyeciler yangın söndürmesini pek bilmiyor, doğal gaz ve su yolları da arada bir patlayıp, yargıcı savcısı birbirine giren devlet gibi çatlıyor tabii...

Ama Türkiye’nin 79 bin 96 minaresinden her gün beş kez ezan okunuyor, müminler Allah’a imana çağrılıyor. Din, her şeyden önce bir ahlak öğretisi. İmamlar her vaazda cemaate “güzel ahlak”ı anlatıyor. Tüm müminler, Allah’a imanın onun emrettiği “iyi insanlık”, sevap işlemek, günaha girmemek olduğunu biliyorlar.

Oysa bir ahlak erozyonu yaşıyor Türkiye, hiç olmadığı kadar. Günah rekorları kırılıyor.

İlla ki kasıtlı olması da gerekmiyor, bu günahların. İstanbul Üsküdar’da, hatalı ve yasak dönüş yaparken 16 yaşındaki Ömer’i öldüren minibüs şoförü bir cani değil midir?

Liste uzun. İyi imamdan illa ki iyi avukat, iyi öğretmenden usta doğramacı, taksi şoföründen vinç operatörü, inşaat işçisinden minibüs şoförü, tornacıdan kasap, çapacıdan asfaltçı olmayacağı için, kimsenin kendi işini yapamadığı Türkiye, işinin ehli olmayan sorumsuz kişilerin elinde binlerce insanın sağlığından, canından, malından olduğu, çocuklarını yitirdiği bir ülke.


***


Bu ülkede 1446 çocuk kayıp ve büyük olasılıkla, çoğu organ mafyasının kurbanı, diğerleri sübyancı çetelerin.

Kendi çocuklarını, karılarını satan, dilendiren, seks kölesi olarak kullandıranlar da cabası.

İnançlı ya da inançsız, laik ya da muhafazakâr; siz değilsiniz, ben değilim çocuklarımıza Medine adını koyup, kümese gömen. Münevver’i katleden cani oğlunun şeytani günahını “Takdiri İlahi!” diye Allah’ın sırtına yıkan da biz değiliz. Aramızdan gayrımeşru ilişkiden doğan çocuğunu boğup ormana gömen de çıkmaz, satan da, dilendiren de. Metres çıkar aramızdan, ama adı Hacer ve tesettürlü olmaz, zaten çocuk da yapmaz, olursa da öldürmez. Tam tersine, metresi olduğu adamı “çocuk var” diye sağar mı, sağar... Budur günahı.

Yoksulluk da gerekçe değildir, ahlaksızlığa. Aramızda yoksul ve ahlaklı, hâlâ, her şeye rağmen çok var.

Öyleyse?

Benim kişisel görüşüm: Din, ancak uygar insana ahlak aşılar. Cehalet dinden ya da din cehaletten beslendiğinde, ortaya yukardaki tablo çıkar.
Revenir en haut de page
Voir le profil de l'utilisateur Envoyer un message privé
Montrer les messages depuis:   
Poster un nouveau sujet   Répondre au sujet    Forums d'A TA TURQUIE Index du Forum » Forum en langue turque Toutes les heures sont au format GMT + 2 Heures
Page 1 sur 1

 
Sauter vers:  
Vous ne pouvez pas poster de nouveaux sujets dans ce forum
Vous ne pouvez pas répondre aux sujets dans ce forum
Vous ne pouvez pas éditer vos messages dans ce forum
Vous ne pouvez pas supprimer vos messages dans ce forum
Vous ne pouvez pas voter dans les sondages de ce forum


Powered by phpBB v2 © 2001, 2005 phpBB Group ¦ Theme: subSilver++
Traduction par : phpBB-fr.com
Adaptation pour NPDS par arnodu59 v 2.0r1

Tous les Logos et Marques sont déposés, les commentaires sont sous la responsabilités de ceux qui les ont postés dans le forum.