Warning: htmlspecialchars(): charset `ISO-8859-9' not supported, assuming utf-8 in /homepages/14/d311014336/htdocs/forum/modules/phpBB2/posting.php on line 53

Warning: Cannot modify header information - headers already sent by (output started at /homepages/14/d311014336/htdocs/forum/modules/phpBB2/posting.php:53) in /homepages/14/d311014336/htdocs/forum/modules/phpBB2/includes/page_header_review.php on line 505

Warning: Cannot modify header information - headers already sent by (output started at /homepages/14/d311014336/htdocs/forum/modules/phpBB2/posting.php:53) in /homepages/14/d311014336/htdocs/forum/modules/phpBB2/includes/page_header_review.php on line 507

Warning: Cannot modify header information - headers already sent by (output started at /homepages/14/d311014336/htdocs/forum/modules/phpBB2/posting.php:53) in /homepages/14/d311014336/htdocs/forum/modules/phpBB2/includes/page_header_review.php on line 508
Forums d'A TA TURQUIE :: Revue du sujet - Türkiye'de ordunun yeri
Auteur Message
cengiz-han
MessagePosté le: 28 Aoû 2019 0:28    Sujet du message:

Turklerin tarihinde ordunun onemi ve rolu baska ulkelerle kiyaslanmayacak kadar onemlidir.

Erdogan iktidari 2002 den beri herhalde "parantezi" kapatmak gayreti ile devletin temel taslari ile oynuyor.

AKP iktidarinda Turk askerinin basina çuval geçirildi; dunyada bir buyuk savasta bile olmayacak oldu, yuzlerce general hapse tikildi, hatta Genelkurmay baskani hapse atildi, hapse atilanlarin yerine getirdikleri adamlar askeri darbe duzenlemeye kalktilar, bu darbeyi ongoremeyen, komutanlari hapse atilirken kendisi genel kurmay baskani olan ama darbe girisiminde esir dusen kisi istifa etmedigi gibi savunma bakani yapildi...

Ve son kararlara dayanamyana, ordunun gelenek ve goreneklerini yerle bir eden kararlara karsi çikan general istifa etmeye basladilar...


Genelkurmay kapatılacak mı
Müyesser Yıldız yazdı...

okuyun isterseniz :
https://odatv.com/genelkurmay-kapatilacak-mi-26081931.html
cengiz-han
MessagePosté le: 03 Aoû 2019 1:01    Sujet du message:

Bir yalaka demisti ya "Erdogan'in arkasinda esek gibi duracaklar". Esek gibi durmayacagi dusunulenler gonderilmis herhalde. Yukarida "Pankus" "extrémiste" algilayanlar olabilir ama Oda TV'de çika yazida da ayni seyleri okumak mumkun.

https://odatv.com/15-temmuzun-en-kritik-isimleri-gitti...-01081949.html

Velhasil Devletin temel taslari ile oynamaya devam ediliyor. Bu arada Savunma Bakaninin da 15 Temmuz kalkismasinda esir edilen eski Genelkurmay baskani oldugunu unutmayalim.


Sonumuz hayirola derler ya...
murat_erpuyan
MessagePosté le: 03 Aoû 2019 0:41    Sujet du message:

Agustos 2019 YAS kararlari tasviye olarak yorumlaniyorlar ki, emekli edilenler ozellikle 15 Temmuz kalkismasinda FETO'ya karsi olan ve Ergenekon ve Balyoz gibi davalarda hapishaneden alinip goreve getirilenler var.


Ilgileniyorsaniz bir bakin :
https://www.youtube.com/watch?v=I1gRACaAxCw




<
cengiz-han
MessagePosté le: 27 Déc 2018 1:04    Sujet du message:

yukaridaki yazimin devami niteliginde...

Citation:

“Birinde IŞİD silah dayamış, diğerinde darbeciler, ama akıbetleri bambaşka” demekle yetinip, Astsubay Örs'ün Avukatı Erkan Akkuş'un, TSK'dan atılma davasındaki dilekçesinden şu cümleyle bitirelim:

“Basına bansıyan bu olay sebebiyle müvekkilimiz hakkında işlem tesis edenlerin, basına daha vahim şekilde yansıyan buna benzer olayların sujesi olmasındaki paradoksu sayın heyetinizin takdirlerine bırakıyorum.”



ibretlik okuyun...

https://odatv.com/hulusi-akari-zor-durumda-birakacak-imza-26121809.html
cengiz-han
MessagePosté le: 20 Déc 2018 2:04    Sujet du message:

Ve emrindeki ordunun baskaldirmasindan haberi olamayip, esir dusen ama bundan gocunmadan gorevine devam eden ve de simdi de savunma bakanligi titrini alan kisiye çok sert bir yazidan onemli bor bolum.

Citation:

16 yılını bitirip 17’sine girdiğimiz AKP iktidarı döneminde; Fetullah Gülen gibi kanlı bir terör örgütünün palazlanmasına, devletin her bir kurumuna sızmasına olanak sağlayan, adına paralar basan, olimpiyatlar düzenleyen, sonra da “aldatıldık” diye işin içinden çıkan, binlerce Türk askerinin hapislerde haksız yere esir edildiği dönemde, hapiste ya da hemen sonrasında hayatlarını kaybeden kumpas mağdurlarına savcılık yapan, yüzlerce vatandaşımızın hayatını kaybetmesine, binlercesinin yaralanmasına sebep 15 Temmuz’un gelişine kulaklarını tıkayan, sonrasında da bu olayın kaymağını yiyen, ilk iş olarak askeri okulları ve hastaneleri kapatan, sonrasında yeni cemaatlere TSK içinde yol açan, üç güne subay yetiştiren sisteme onay veren hükümetin Milli Savunma Bakanından bahsediyorum.

Hani andımızı yasaklayan, tabelalardan T.C.’yi kaldıran, her türlü milliyetçiliği ayaklar altına alan, Türk askeri kendi ayağıyla geldiği mahkemede kaçma şüphesiyle tutuklanırken, dağdan inen teröristi kucaklayan, milletin a.sına koyanlara yol açan, askeri arazileri yandaşlarına peşkeş çeken, milleti benden ve benden olmayan diye ikiye bölüp, benden olmayanları her gün tehdit eden bir hükümetin Milli Savunma Bakanından bahsediyorum.

Sayın Akar. Sen Sayın Özgür Özel’in, ebedi başkomutanımız Atatürk’ün partisinde nasıl grup başkanvekili olduğunu sorgulayacağına; sen önce emrindeki emir subayı tarafından boynuna kement takıldıktan sonra nasıl Genelkurmay Başkanlığı yapmaya devam edebildiğini ve Atatürk’ün ordusunda 49 yıl hizmet ettikten sonra, Atatürk’ün adını silmeye yemin etmiş bir partide nasıl Milli Savunma Bakanlığı görevini kabul ettiğini sorgula bence.


yazinin tumu için

https://odatv.com/bu-devrin-gercek-efsane-komutani-sensin-hulusi-akar-18121845.html
cengiz-han
MessagePosté le: 13 Aoû 2018 1:38    Sujet du message:



https://eksiup.com/4aba3d5a223

&


https://odatv.com/hulusi-akar-hakkinda-carpici-sozler-02051810.html
cengiz-han
MessagePosté le: 20 Mar 2017 0:43    Sujet du message:

Artik T.C. ordusu da Canakkale'yi anmada Ataturk'un ismini anmaktan korkar olmus.

http://odatv.com/tskdan-ataturksuz-canakkale-afisi-1803171200.html
cengiz-han
MessagePosté le: 19 Nov 2016 3:00    Sujet du message:

Ordu filan kalmadi bu iktidar sayesinde... Zorunluluk olsa savas uçaklari kullanan pilotlarin yarisi yok, ordudan atildilar...

CHP gunumuz Genelkurmay baskanina hakli bir çikis yapmis.

Citation:


CHP'den Hulusi Akar'a: Gücü 93 yaşındaki Rahşan Hanım'a yetiyor
CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, KKTC'nin kuruluş yıldönümünde Rahşan Ecevit'e saygısızlık yapılmasına tepki gösterdi.



videosu da var, bakabilirsiniz

http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/siyaset/632156/CHP_den_Hulusi_Akar_a__Gucu_93_yasindaki_Rahsan_Hanim_a_yetiyor.html
cengiz-han
MessagePosté le: 03 Nov 2016 0:15    Sujet du message:

Yukarida eski genelkurmay baskani Özel pasa ile ilgili yazilar var, ben de yazdim. Simdi bu adam çikmis :

"Kaçmak ne demek. Niye kaçayım. Kaçacak olsam 2011'de kaçardım. Ben elini taşın altına koymuş biriyim. O dönem gidenler gibi yapmadım, görevi üstlendim ve elimi taşın altına koydum. Ben yasaya, usule uygun bir dilekçe verdim, konuyu nerelere getirdiler"
http://www.hurriyet.com.tr/isik-kosanerden-necdet-ozele-cevap-40266431?utm_source=email&utm_medium=newsletter&utm_channel=Mail&utm_content=manset_baslik



demis, ve boylece yapilan haksizliklar karsisinda gorevlerini yerine getiremedikleri için istifa eden 4 pasayi kaçmakla suçlamis.

Eee simdi sormazlar, sen kaldin, elini tasin altina koydun da ne oldu? Senin subaylarini, pasalarini tek tek hapse koydular, garnizonun içindeki direkten Turk bayragini indirdiler, askerlerin Afyon'da patlamada olmusken sen sirita sirita validen hediyeler alirken fotograflar çektirdin... Buna 'elimi tasin altina sokmak" mi diyorsun sen?

Gelen pasa da ayni kumastan, orduyu darmadagin ettiler adam tinmiyor, koltugunda oturuyor. Sadece GATA'ni Abdulhamid olmasi katlanilmaz bir zuldur ama adam katlaniyor...
cengiz-han
MessagePosté le: 26 Sep 2016 23:38    Sujet du message:

Necdet Pasa gitti, Akar Pasa geldi... Ordu da bitti... GATA denilen askeri hastahanesi bile Abdulhamid hastahanesi oldu da giki bile çikmadi dugunlerde esir dusen pasalarin...

Ve Bekir Coskun da tasi gedigine koymus...

Citation:


Paşa kaysın kaydıraktan…
25 Eylül 2016


Çünkü bizim çocuklarımız Anıtkabir'e gittiklerinde gözlerinde boncuk boncuk yaşlar olur…

O an sadece annelerinin, babalarının ya da arkadaşlarının elini tutmak isterler…

İçlerinde kıyametler kopar, hissettikleri minnet, güven, sevgi, umut duygularını anlatmak isterler, anlatamazlar…

Dudakları titrer…

Gözleri kaydırak maydırak görmez…

*

İzin verdiğine göre, o kaydıraktan Akar Paşa kaysın…

Cumhuriyetimizi yıkanların, Atatürk'ü silenlerin düğünlerinde mutlu olduğuna, ruhani söylemlerinde ağladığına göre, Atatürk'ün mezarında ağlayacak değil…

*

Kaydırak eğlenceli bir şey…

Oturunca ayaklarını havaya kaldırıyorsun, ayaklar kafadan yukarıda olacak…

Oturur oturmaz “Uvvv…” diye ses kendiliğinden çıkıyor ağzından, bu biraz korku, biraz heyecan, ama en çok etrafa “Kahramana bakın” sesidir…
Başlıyorsun dönmeye…

Döne döne iniyorsun…

Hiçbir şey yapmadan gidiyorsun nasılsa…

Çuval koysan kayar…

*

Öyle kıpırdamadan “Uvvv” diye uçuyorsun…

Kafanı kıçını oynatmayacaksın… Kıpırdarsan kafa altta, gövde sistemin dışında, tepetaklak çıkarsın borudan…

Biliyorsun:
“Dereyi geçerken at değiştirilmez…”

Tadını çıkaracaksın…

En keyifli yanıdır:

Uçtuğunu sanıyorsun…

Ama aşağı iniyorsun…

*

Atatürk büstünün yanına umumi tuvalet yaptılar… Tam 300 yerden adını sildiler… Okul duvarlarından resmini indirdiler… Çiftliğini yıktılar… Köşkünü yerle bir ettiler… “Ayyaş” dediler… Her Allah'ın gecesi televizyonlara çıkıp yapmadıkları hakareti bırakmadılar…

Cumhuriyetini yıkmaya devam ediyorlar…

Onun eseri yıkılırken seyrettiler…

*

Anıtkabir'e kaydırak koymak -huylarıdır- bir test…
Sesini çıkarmazsan, Emin Çölaşan'ın dediği gibi restoran, yanına dönerci açarlar…

*

Boncuk boncuk gözyaşları ile Ata'sına giden bebeklerim…

İlk kez bir kaydırağı istemediler…

Eminim…

*

Ya onu oradan kaldıracaklardı…

Ya da ilk fırsatta biz kaldıracaktık…

SelimIII
MessagePosté le: 03 Aoû 2016 16:11    Sujet du message:

Konuyla ilgili oldugu için bir genelde gorusune katilmasamda Dundar'in yazisini koyayim...

Citation:

Can Dündar

Askerin boşluğuna kim yerleşecek?



03 Ağustos 2016

Türk siyasetinin en önemli aktörü emekli oluyor. Gönüllü değil zorunlu bir emeklilik bu; sahneden kovuluyor.

Rütbeleri sökülüyor, okulları kapatılıyor, kışlasının kapısına çöp arabasından barikat kuruluyor, yıllarca hükmettiği sivillerin idaresine bağlanıyor.

Bir dönem bir mektubuyla hükümeti, bir ters bakışıyla başbakanı deviren kudretin asırlık iktidarı un ufak oluyor.

Kimi gözyaşlarıyla, kimi davul zurnayla uğurluyor onu...

Şaka değil; giden, bir ulusal kimlik aynı zamanda...

“Asker millet”, tarihinde ilk kez tankların önüne yattı, üstüne çıktı, üniformalı birilerine “hain” damgası yapıştırdı.

“Her Türk asker doğar” diye rap rap yürüyenler, birden ana rahminde edindiklerine inandıkları meslekten soğudu.


Asker çekiliyor şimdi...

Sadece kışlasına da değil, kabuğuna...

***

Çağdaş bir demokrasi için sevinilecek gelişme... Tuhaf olan, askerin bu kadar siyasetin içinde olmasıydı aslında...

Cumhuriyet’i kuran kadronun asker olmasının yarattığı gelenek, yıllarca orduyu, toplumun en güvendiği kurum olarak baştacı etti. Asker, her zaman ayrıcalıklı ve itibarlı bir pozisyonda oldu. Bazen, “Silahlı Kuvvetler” imzalı bildirilerle yönetime el koydu; bazen, “Artık silahsız kuvvetler halletsin” diyerek sivilleri harekete geçirme misyonuna soyundu.
Ama her daim mıh gibi, siyasetin tam orta yerinde durdu.

***

Gülencilerin darbe girişimi, “laikliğin kalesi” sayılan ordunun, özellikle son 10 yılın enjeksiyonlarıyla bu kimliğini büyük ölçüde yitirdiğini ortaya koydu. Bu, askere güvenerek hayata tutunanlarda büyük travmaya yol açtı.

Şimdi emekliye sevk edilen “Paşa”nın geride bıraktığı iki büyük sorun var:
Birincisi, sandıkla gelen “Sivil Paşa”nın da militer zihne sahip olması, “fırsat bu fırsat” diyerek tankların çekildiği yerlere TOMA’ları, süngünün yerine copu koyması...

Darbe atlatmış bir liderin ilk demeci, “İlle Taksim’e o kışlayı yapacağım” olabilir mi?

Bu kışlaperver söylemden bir “sivil siyaset” çıkabilir mi?

İkinci sorun da bu zaten:

Asker, darbe ve vesayet dönemlerinde muhalefeti öyle ezdi, sivil dinamikleri öyle örseledi ki, arkasında büyük bir boşluk bıraktı.

Şimdi tankların çekildiği sokaklarda, “Nasılsa asker gereğini yapar” rehaveti içinde kendini salıvermiş bir toplumsal miskinlik ve kitlesel korku geziniyor.

Toplumun yeni “zinde kuvvetler”i, darbe sonrası intikam operasyonu için kılıç kuşanırken süngü dürtmeden ayağa kalkma yetisini yitirmiş, dağınık “silahsız kuvvetler”, “Bugünümüze şükür” duasıyla bir başka muktedirin gölgesine sığınıyor.

Bu yılgınlık sayesindedir ki, 12 Eylül sonrası Evren, halkı darbeye nasıl kolayca ikna edebildiyse, 15 Temmuz sonrası Erdoğan da kendi OHAL’ini o kadar kolay inşa edebiliyor.

***

Oysa süngü dürtmeden ayağa kalkmanın örneğini, 3 yıl önce Haziran’da vermişti bu toplum...

“Taksim’e kışla yapacağım” inadının nedeni de, o kalkışmanın intikamını almak, son sesleri de susturmak...

Bu kıskaçtan çıkışın tek yolu var:

Askeri/sivil her tür baskı rejimine karşı duran, demokrasiye inanan ve bir haziran günü birliktelikten gelen gücünü gösteren toplumsal dinamiğin, bir an önce buluşup örgütlenerek, sabırla, sağduyuyla yarına hazırlanması...
Parkları kışla değil, kışlaları park yapmanın vaktidir şimdi...



http://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/578435/Askerin_bosluguna_kim_yerlesecek_.html
SelimIII
MessagePosté le: 03 Aoû 2016 16:00    Sujet du message:

Citation:

Genelkurmay Başkanı’na açık mektup
3 Ağustos 2016


“Sayın Genelkurmay Başkanım, çok değerli Orgeneral Hulusi Akar!.. Size önce geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.15 Temmuz gecesi zor durumlara düştünüz, şoklar yaşadınız.

O gece makamınızda otururken içeriye birileri girdi.

En yakınınızda görev yapan subaylar zat-ı âlinizi makamınızda rehin aldılar. (Ayıp olmasın diye esir aldılar demiyorum.)

Uzun hikayeler sonrasında sizi Akıncılar hava üssüne götürdüler.
Yere yatırıldınız, ellerinize kelepçe vuruldu.

Kara Kuvvetleri Komutanı da sizinle birlikte aynı yere götürüldü, aynı işleme tabi tutuldu.

Paşam bunu söylerken üzülüyorum ama başınıza gelen bu olaylar nedeniyle isminiz artık Cumhuriyet tarihine geçmiş durumda.
Makamında rehin alınıp başka yere götürülen ve savcılara ifade vermek zorunda kalan ilk Genelkurmay Başkanı!

Böylece isminiz sadece Cumhuriyet tarihine değil, Türk siyaset tarihine de altın harflerle yazılmış oldu!

Böyle olaylar belki Afrika ve Latin Amerika ülkelerinde çok olmuştur ama Türkiye'de bir ilk'e imza atmış oldunuz.

* * *

Sayın paşam, darbeciler ertesi gün sizi bıraktılar ve makamınıza yeniden döndünüz.

Sonrasında aklıma hep kötü şeyler geldi.

Allah korusun, sizi ve rehin aldıkları diğer komutanları götürüldüğünüz hava üssünde ya vurup öldürselerdi…

Zira darbeci denilen asker her şeyi göze almış, kelle koltukta biridir. O aşamada gözü dönmüştür, ne yapacağı bilinmez.

Dua edin ki hem yeteneksiz, hem de korkak çıktılar ve sizlere zarar vermediler.

Aksi takdirde olaylar çok büyür ve başka yönlere kayardı.
Sayın Genelkurmay Başkanım o kargaşadan kurtulup bu açıdan da Türk tarihine geçtiniz. Sizi kutluyorum!

* * *

Değerli Hulusi Bey, darbe girişimi sonrasında olup bitenleri de hep birlikte izlemekteyiz.

Darbeyi bahane eden iktidar fırsat bu fırsattır diyor, şimdi başında bulunduğunuz TSK'nın kolunu kanadını kesiyor.

Türkiye'yi OHAL kararnameleri ile yönetip elinizdeki bütün yetkileri hükümete devrediyor.

Sizden ses yok, tepki yok!

Tüm askeri okullar kapatıldı.

Kuleli Askeri Lisesi, Heybeliada Deniz Lisesi, astsubay okulları…

Kurmay subayları yetiştiren Harp Akademileri…

GATA Sağlık Bakanlığına devredildi.

Ordumuzun şah damarları kesiliyor.

Bu olanlara sessiz kalmakla Türk tarihine bir kez daha geçmeyi başardınız!

* * *

Sayın büyüğüm ve çok değerli komutanım!.. Keşke iş bu kadarla kalsaydı ama dahası var.

Türkiye'nin pek çok yerinde askeri birliklerin bütün nizamiye girişleri AKP'li belediyeler tarafından oralara sevk edilen çöp arabaları, hafriyat kamyonları ve iş makineleri ile kapatılmış durumda.

Neymiş, tanklar ve zırhlı araçlar çıkış yapamasın imiş!

Özellikle Ankara ve İstanbul'da bunlar herkesin gözleri önünde olurken sizden yine ses yok, en küçük bir tepki yok.

Kamuoyunun karşısına çıkıp bu durumu bir kınasanız ya da eleştirseniz diyeceğim ama anlıyorum ki elinizden bir şey gelmiyor.

Bu rezaleti de sessiz kalarak, görmezden gelerek geçiştirmeye çalışıyorsunuz.

Cumhuriyet tarihinde böyle bir şey asla olmadı.

Ordumuz resmen aşağılanıyor, alay ediliyor.

Türk Ordusu belediyelerin çöp kamyonlarına karşı hiçbir zaman teslim bayrağı çekmemişti.

Ne demeli buna, kuzuların sessizliği mi?

Bu açıdan da tarihe geçtiniz efendim, yine kutluyorum!

* * *

Sayın ve çok muhterem Hulusi Akar, hükümet sizin başında bulunduğunuz TSK'ya hiç güvenmiyor ve onu yatırıp tuşa getirmek için elinden gelen her çabayı harcıyor.

Darbe girişimini bahane edip 30 Ağustos törenlerini de iptal ettiler. Önceden haberiniz oldu mu?

Olmadı!

Zaten bunlar yıllardır aynı uygulamayı yapıyor.

Ulusal bayramlarımıza karşı alerjileri var zira o bayramlarda din ticareti, din sömürüsü yapmak mümkün değil.

Törenler her seferinde çeşitli gerekçelerle iptal ediliyor…

Deprem, terör, darbe!..

Ve sizden yine tık yok paşam, helal olsun!

* * *

Sayın Hulusi Bey, hükümetin en yetkili ağızları şimdi konuşuyor:
“Darbecilerin Ankara'da karargâh olarak kullandığı Akıncılar Hava Üssü kapatılacak, yerle bir edilecek, demokrasi alanı olarak halkın hizmetine sunulacaktır!”

Orası ülkemizin en büyük ve önemli hava üslerinden biri. Bugün benzerini yapmak isteseniz trilyonlar bile yetmez.

Yani bu nasıl bir mantıktır ki, darbenin intikamını (!) o üssün pistlerinden, bina ve tesislerinden almaya kalkışmaktadır ve siz yine sessizce izlemektesiniz.

* * *

Son bir şey daha belirteyim… Ordudaki atama ve terfileri belirleyen Yüksek Askeri Şura (YAŞ) var ya paşam…

Üyeleri birkaç gün öncesine kadar bütün orgenerallerle birlikte iki sivil, Başbakan ve Milli Savunma Bakanı idi. Şimdi kararname ile YAŞ'ın da yapısı değiştirildi. Yeni üyeler:
Sadece Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanları…
Başbakan, dört Başbakan Yardımcısı, Milli Savunma, Adalet, İçişleri, Dışişleri Bakanları vesaire…

Yetkileriniz alındı, iş bitti. Atama ve terfilerinize bundan sonra siviller karar verecek. Hiç sordunuz mu “Adalet Bakanı, Dışişleri Bakanı falan ne arıyor YAŞ'ta diye!..”

Bu kararlar alınırken size danışılmadı, haberiniz bile olmadı.

Üstelik Kuvvet'ler ve bütün TSK, Milli Savunma Bakanı'na bağlandı. Başka bir deyişle sizin emrinizden çıkarılıp siyasi iktidarın emrine verildi…
Ve bunlar yapılırken de zat-ı âlinize danışma zahmetine yine katlanmadılar!

* * *

Çok değerli Hulusi Akar paşam, darbe gecesi iyi ki kurtuldunuz.
Rehin alınıp kaçırılmanız sonrasında yaşananlara, hükümetin ordumuzu ve sizleri budama işlemleri dahil her şeye sessiz kalarak büyük başarılara imza attınız!

Türkiye Cumhuriyeti tarihine böyle geçmeyi hak eden ilk Genelkurmay Başkanı oldunuz!

Tarih sizi mutlaka yazacaktır… İyi veya kötü, onu bilemem!..

O makamda süreniz 2019 yılında bitecek.

Hep rahat olun, böyle tepkisiz kalmayı sürdürün!

Daha nice başarılar diler, sonsuz saygılarımı sunarım efendim!

Vatandaş Emin.”



http://www.sozcu.com.tr/2016/yazarlar/emin-colasan/genelkurmay-baskanina-acik-mektup-2-1338024/
SelimIII
MessagePosté le: 03 Aoû 2016 15:57    Sujet du message:

Bu forumlarda en hosuma giden husus, konularin zaman içinde dosya olusturmasi. Bakin iste 2010 dan beri burada neler neler yazilmamis... Sadece buradakileri okumak bile 15 Temmuz'un ne oldugunu anlamaya yeter.

Ordudunu bitiren AKP denmis yukarda... Gerçektende artik Turk ordusu diye bir sey kalmadi ve askeri okullara el konularak gelecek de artik yok edildi. RTE denilen adam Gulen ile ortaklasa Turk ordusunu dinamitledi simdi de tohum bile birakmiyor. Bunun acisi çok buyuk olacak.

Ama çobanina kurban halk bunu algilayamayacak...

Tayipland'da kendilerine mutluluk dilemek mi gerek?
SelimIII
MessagePosté le: 08 Aoû 2015 12:37    Sujet du message:

Ordusunu darmadagan eden bir iktidar olarak tarihe geçecek AKP... Bunda da ne kadar basarili oldugu kinayesi var Sozcu'nun yazisinda

Citation:

Dik duran paşaya hücre eğilen paşaya madalya
(...)

Başbuğ, 2010’da madalyasız olarak emekliye ayrıldı. Ardından kendini Ergenekon kumpasının ortasında buldu. Terör örgütü yöneticiliği ile suçlandı, müebbet hapisle yargılandı. 26 ay cezaevinde kaldı. Ergenekon’un kumpas olduğu ortaya çıkınca tahliye oldu…
Işık Koşaner, Başbuğ’un ardından göreve geldi. AKP ile 2 yıl birlikte çalıştı. Görev süresi boyunca kumpas mağduru askerlerin yanında oldu. Onları cezaevinde ziyaret etti. Hükümetin kumpasa sessiz kalışına tepki için 3 kuvvet komutanıyla birlikte 29 Temmuz 2011 tarihinde istifa etti. Görevini, Erdoğan tarafında da ‘sevilen’ bir komutan olarak tanınan Orgeneral Necdet Özel’e bıraktı. Peki, AKP ile 4 yıl birlikte çalışan Özel Paşa döneminde Türkiye neler yaşadı?

(...)


detaylarini okumak isteyenler :
http://www.sozcu.com.tr/2015/gundem/dik-duran-pasaya-hucre-egilen-pasaya-madalya-904077/?_sgm_campaign=scn_b8042841812d6000&_sgm_source=904077
SelimIII
MessagePosté le: 08 Aoû 2015 12:28    Sujet du message:

Özel pasa çok özel oldu AKP için. Yukarida once Özdil, sonra da Cölasan anlatmis. Her sey çok açik...

Eh yerine gelen Pasa için de çok sey yazildi. Ama galiba isin aslina bakmak için özdil'in yazisini okumak yeterli.

Ah Türkiye'm ah! Kurtulus savasi verdik, iyi basladik ama bugunlere geldik...


Citation:


Yılmaz Özdil
sozcu.com.tr

8 Ağustos 2015

The legion of merit

Özellikle genç okurlar mesaj yağdırıp soruyor:
Herkes yazdı.
Sen yazmadın.
Hulusi Akar kimdir?

*

Ilık bi bahar akşamıydı…
Ankara’daki ABD elçiliğinin bahçesindeki koltuklarda seçkin misafirler oturuyordu. Sinema perdesi kurulmuş, ışıklar kapatılmıştı. Celal Bayar, Adnan Menderes, iktidardaki demokrat parti’nin bakanları, ellerinde kadehler, suratlarında gururlu bi gülümseme, film seyrediyorlardı. Başrolde, cumhurbaşkanımız vardı. Eisenhower çağırmış, Celal Bayar da, İngiltere’den yola çıkan Mauritania gemisine binerek, ABD’ye varmıştı. Ike lakabıyla tanınan general başkan, bizim cumhurbaşkanına Beyaz Saray’da yemek yedirmiş, burada yaptığı konuşmada “Türk milletinin istikbalini alakayla takip etmemiz gerekiyor” demişti. Sonra “hadi gez dolaş biraz” diyerek, altına özel uçağını vermiş, New York, San Fransisco, Los Angeles, Chicago, Las Vegas, tam bir ay, 24 eyaleti avantadan gezdirmişti. Yüce Türk basını “reisicumhurumuz el üstünde tutuldu, baştacı yapıldı” manşetleri atmıştı. Reisicumhurumuz İstanbul ve Ankara’da davul zurnalarla karşılanmıştı. ABD’nin o zamanki Ankara elçisi Avra Warren, bu seyahati siyah-beyaz kaydetmiş, bahçeye sinema perdesi kurmuş, alayını toplamış, ışıkları kapatmıştı. “The film” böyle başlamıştı.

*

Çok sürükleyici olan bu filmin, başbakanımız ve bakanlarımız tarafından en çok alkışlanan sahnesi, madalya töreniydi. Başkan Eisenhower, bizzat kendi elleriyle reisicumhurumuzun göğsüne madalya takıyordu. Seyredenlerin göğsü kabarıyordu.

*

The legion of merit’ti. ABD liyakat lejyonu madalyası’ydı. “Üstün hizmetlerinden ötürü övgüye layık görülen kişi”lere takılıyordu.

*

Karşı devrimci demokrat parti, Kore’ye asker göndermiş, Nato’ya girmiş, İzmir’e Landsoutheast’i kondurmuş, İncirlik’i vermiş, Türkiye’yi ABD’nin kucağına oturtmuştu… Üstün hizmetlerinden (!) ötürü Celal Bayar’a madalya takmayacaklardı da, kime takacaklardı?

*

Sonra…
Kenan Evren’e taktılar.

*

CIA’in “bizim çocuklar”ıydı. Darbe yaptı, solcuları astı, ülkücüleri astı, 1982 anayasasıyla temel hak ve özgürlükleri budadı, sol siyaseti yoketti, toplumsal örgütlenmeyi dincilere teslim etti, piyasa ekonomisine eklemliyorum ayağıyla Türkiye’yi “pazar” haline getirdi. Ronald Reagan çağırdı, aferin dedi, the legion of merit taktı.

*

Sonra…
İsmail Hakkı Karadayı’ya taktılar.

*

İrticaya karşıymış gibi görünüp, AKP’nin önünü açmak için mıntıka temizliği yapan, Tayyip Erdoğan’ı iktidara taşıyan 28 Şubat’ın, genelkurmay başkanıydı. 1997 yılında 28 Şubat süreci başladı, 1998’de Pentagon’a çağırıp, liyakat lejyonu madalyası taktılar.

*

Sonra…
Hilmi Özkök’e taktılar.

*

Cumhuriyet’in kırılma noktasında, 2002 senesinde, Akp iktidara gelmeden altı ay önce, henüz kara kuvvetleri komutanıyken taktılar. Buna niye taktılar acaba diye düşünüyorduk ki… Kasaptaki ete soğan doğramam deyince, anladık! Kendi dönemine ait yalan belgelerle, ordumuzu tek kurşun sıkmadan hapse tıktılar, Hilmi bey hiç oralı olmadı, darbe girişimi var da diyemem yok da diyemem dedi. E hal böyleyken, göğsüne odun köftesi takacak değillerdi tabii.

*

Sonra…
Yaşar Büyükanıt’a taktılar.

*

Ona da Hilmi bey gibi, henüz kara kuvvetleri komutanıyken taktılar. Peki buna niye taktılar acaba diye düşünüyorduk ki… 27 Nisan e-muhtırası’yla akp’nin oylarını patlattı, bilahare, Tayyip Erdoğan hükümeti tarafından kendisine “şeref madalyası” takıldı!

*

En son…
Hulusi Akar’a taktılar.

*

Kafamıza çuval geçirdiklerinde, liyakat madalyalı Hilmi bey genelkurmay başkanıydı, liyakat madalyalı Yaşar bey genelkurmay ikinci başkanıydı, Hulusi beye de liyakat madalyasını kafamıza çuval geçiren arkadaş taktı!

*

Celal Bayar kimse…
Kenan Evren kimse…
Hilmi Özkök kimse…
Bu isimler size neyi çağrıştıyorsa…
Hulusi Akar da odur.

*

Peş peşe dizilen, aynı tespihin tanesidir.


Powered by phpBB v2 © 2001, 2005 phpBB Group ¦ Theme: subSilver++
Traduction par : phpBB-fr.com
Adaptation pour NPDS par arnodu59 v 2.0r1