Warning: htmlspecialchars(): charset `ISO-8859-9' not supported, assuming utf-8 in /homepages/14/d311014336/htdocs/forum/modules/phpBB2/posting.php on line 53

Warning: Cannot modify header information - headers already sent by (output started at /homepages/14/d311014336/htdocs/forum/modules/phpBB2/posting.php:53) in /homepages/14/d311014336/htdocs/forum/modules/phpBB2/includes/page_header_review.php on line 505

Warning: Cannot modify header information - headers already sent by (output started at /homepages/14/d311014336/htdocs/forum/modules/phpBB2/posting.php:53) in /homepages/14/d311014336/htdocs/forum/modules/phpBB2/includes/page_header_review.php on line 507

Warning: Cannot modify header information - headers already sent by (output started at /homepages/14/d311014336/htdocs/forum/modules/phpBB2/posting.php:53) in /homepages/14/d311014336/htdocs/forum/modules/phpBB2/includes/page_header_review.php on line 508
Forums d'A TA TURQUIE :: Revue du sujet - Turkiye Islam Cumhuriyeti'ne dogru
Auteur Message
murat_erpuyan
MessagePosté le: 01 Jan 2019 18:42    Sujet du message:



Herseyi açikca ortaya koymus Ugur Mumcu, zaten bu yuzden da katlettiler kendisini.

Kandirildik diyenler bu orgut sayesinde iktidara geldiler ve ayni uygulamalarin içindeler.
murat_erpuyan
MessagePosté le: 27 Déc 2018 3:30    Sujet du message:



<
SelimIII
MessagePosté le: 07 Oct 2017 12:16    Sujet du message:

SelimIII a écrit:
Gazete okumaya gor, AKP Turkiye'si ornekleri bitmekle bilmiyor...

Citation:

Tayyip Erdoğan'ın Saray'da ağırladığı isimlerden olan Atatürk düşmanı Mısıroğlu gençlere yaptığı konuşmasında şu ifadeleri kullanıyordu:

"İstediğimiz olmuş değildir. Yarı yoldayız. Nasıl buluğa ermemiş bir çocuğa 'niye evlenmiyorsun' demezsen Hükümet'e de 'niye şeriatı ilan etmiyorsun' diyemezsin. Vakti var. Her ulus bir zamana rehmolunmuştur. Sizin nesliniz İslam'ın mutlak galebesini, küfrün mutlak yıkılışını, heykellerin köpek leşi gibi sürüklendiğini görecek. Siz göreceksiniz. O gün beni hatırlayın."



http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/839817/imam_cemaat_iliskisi.._Ataturk_e_ve_annesine_kufredip_sosyal_medyada_paylastilar.html
SelimIII
MessagePosté le: 01 Oct 2017 17:48    Sujet du message:

Citation:

Ahmet İnsel
Türkiye’de ‘laiklik’ laik midir?

Takip et: @cumhuriyetgzt


30 Eylül 2017 Cumartesi


AKP iktidara geldiğinde, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 74 bin personeli vardı. Çoktu. Daha da çoğaldı, 2017’de personel sayısı 117 bin oldu. On beş senede artış yüzde 58. Aynı dönemde Türkiye nüfusu yüzde 22 arttı. DİB’in kadroları, nüfus artışının yaratacağı hizmet artışı ihtiyacının çok üstünde büyüdü. Çünkü AKP iktidarında ve son yıllarda giderek daha fazla, DİB Sünni din hizmeti verme görevinin ötesinde, iktidarın kültür ve eğitim politikasının önde gelen bir aktörü oldu.

Diyanet’in 2017’de 117 bin 378 olan kadro toplamının dağılımı şöyle: İmam hatip 71 bin 362, Kuran kursu öğreticisi 19 bin 721, müezzin 11 bin 908. Geri kalanı teknik personel. AKP iktidara geldiğinde cami sayısı 75 bin 941’di. 2016 sonunda 87 bin 300 oldu. On beş yılda DİB personeli, cami sayısından neredeyse dört kat fazla büyüdü. Buna paralel olarak DİB’in bütçesi, özellikle son yıllarda hızla arttı. 2015’te DİB’in bütçe başlangıç ödeneği 3.5 milyar TL idi. 2017 sonu bütçe gerçekleşme tahmini, 8.1 milyar TL. Son üç yılda Diyanet’in harcamaları yüzde 76 arttı. Enflasyondan arındırılınca, üç yılda gerçek artış yüzde 50!

Bu harcamaların yüzde 90’ını personel giderleri oluşturuyor. Türkiye’de Sünni din hizmetinin bütçe içindeki payını dikkate alırken, buna Milli Eğitim Bakanlığı Din Öğretimi Genel Müdürlüğü’ne bağlı çalışan personeli de ilave etmek gerekir. Bu sayı 2015’te 56 bin 328’di. İmam hatip okulu açılışı furyası içinde son iki yılda muhtemelen artmıştır. 2016’da Milli Eğitim bütçesi içinde bu genel müdürlüğe 3.6 milyar TL ayrılmıştı.

Türkiye’de devletin yarı resmi dini konumunda olan Sünni İslam eğitim-öğretim ve din hizmetlerinde bugün 180 bine yakın kamu görevlisi çalışıyor. 2016’da devletin doğrudan verdiği din hizmetleri ve din eğitim-öğretimi için kamu bütçesinden 10 milyar TL’den biraz fazla harcandı. Diyanet Vakfı ve Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün toplamda bir milyar lirayı geçen harcamaları buna dahil değil. Laik Cumhuriyete hoş geldiniz!

Gelgelelim, zaten doksan yıldan beri bu “laik” Cumhuriyet yürürlükte değil mi? AKP iktidarı laikliği, din ve devlet işlerinin ayrılması olarak başından beri tasarlamamış olan devlet yapısı içinde, DİB’i sadece kuruluş amacının tersi yönde kullanıyor. Laikliği, devletin dini denetim altında tutması olarak anlayan laikçi anlayışın kurduğu ve geliştirdiği kurumu, AKP iktidarı, yasalarda hiçbir değişiklik yapmadan, dinin topluma yön ve şekil vermesinin aracına dönüştürdü. Bugün hâlâ seküler otoriter Cumhuriyetin savunucuları, Diyanet’in bir merkezi devlet idaresi olmasını eleştirmekten imtina ediyor. Hatta bir kısmı, DİB’in kurum olarak laisizmin özüne uygun olduğunu savunuyor.

Ülkemizde on yıllardır süregiden bir kültür savaşı var. Diyanet, AKP liderinin özel yönlendirmesiyle, şimdi toplumu dindarlaştırma politikasının hücum gücü olarak kullanılıyor. Buna gayet haklı olarak tepki gösterenlerin bir kısmı, Diyanet’in laik bir kurum olduğunu iddia etmekten geri kalmıyor. Din hizmetleri vermekle yükümlü laik bir kurum olabilir mi sorusunu sormaktan kaçınıyorlar. Halbuki laikliği devletin dini denetim altında tutması olarak tanımlayan anlayışın yarattığı bu kurumun, hiçbir kurumsal değişiklik geçirmeden, dindar nesiller yaratılması ve dinin toplumsal yaşamı yönlendirmesi aracına nasıl kolay döndüğü ortada.

Laiklik demokrasinin olmazsa olmaz tamamlayıcısıdır. Kuşkusuz, ama hangi laiklik? Soruyu tersten soralım. Dini denetim altında tutmak için veya tam tersine toplum üzerinde bir dini denetim ve baskı yaratmak için devletin doğrudan din hizmeti vermesi, üstelik bunu çoğunluğun mezhebiyle sınırlı tutması, demokrasiyle bağdaşabilir mi? Otoriter laiklikle otoriter Sünniliğin ortak paydası, demokrat olmamalarıdır. Zaten bu yüzden, Diyanet’in ne kuş ne deve kurumsal yapısı her ikisine uyuyor.

murat_erpuyan
MessagePosté le: 20 Sep 2017 10:51    Sujet du message:

Ertugrul Özkök benimsedigim bir gazeteci degil ancak asagidaki yazisinin altina imzami rahatlikla atabilirim.

Citation:


Başkan galiba kendini şeyhülislam zannettin

Hürriyet 20 Eylül 2017


YENİ Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş göreve başlarken şu kesin yargıyı dile getirmiş:
“İnsanlık sekülerizmin ve hiçbir değer tanımamanın kıskacında kıvranmaktadır...”
*
“Sekülerlikle” “hiç birdeğer tanımamanın” nasıl yan yana getirildiğini anlamadım ama çok iyi anladığım bir şey var.
Yeni başkan kendine bir dünya misyonu yüklemiş...
Ve bütün konuşmasında kendine yüklenen misyonu da tarif etmiş:
İnsanlığı sekülerizmin kıskacından kurtarmak...
Vay vay vay...
Karşıki dağları yaratmak olayı yani...

*

Cumhurbaşkanı’nın veya Başbakan’ın veya bağlı bulunduğu bakanın başkana şunu hatırlatması gerekmez mi:
“Biiir... Başkan sen şu yolundan çıkmış fani dünyayı hizaya sokma misyonundan önce bizim Diyanet’i bir derleyip toplasan...
Fetva parodisine dönen şu kuruma biraz ciddiyet versen...

*

İkiiii... Diyanet seküler bir yapının kurumudur, bunu da unutmasan....
Yani seni şeyhülislam değil, sadece Diyanet İşleri Başkanı olarak tayin ettik...
Bir de bunu öğrensen...”

*

Vallahi daha iyi olur...

GÜNÜN BİLMECESİ: NUSRET ELİYLE MAKES BULMAK
DİYANET İşleri’nin yeni başkanı Ali Erbaş’ın göreve başlama nutkundaki ifadelerden bir potpuri:

“Rahmeti rahmana kavuşmuş”, “Berhayat olanlar”, “Leyyin ve hikmetli bir dil”, “İnanç, düşünce ve beyin işgalcilerine karşı din güvenliğini sağlamak”, “Nusret eli”, “Makes bulmak”, “Derc etmek”, “Ahlak-ı hamide sahibi olmak”, “Sekinet veren sada”...

Yeni başkan konuşmasında “sahih ve sarih bir üsluptan” söz ediyor...
Eğer o üslup buysa vay halimize...

Demektir ki artık Diyanet’le ancak bir tercüman aracılığıyla konuşabileceğiz...
BU MÜFREDAT EN BÜYÜK ZARARI MUHAFAZAKÂRLARA VERECEK
- Devlet gündüz çocuklarımıza okullarda “cihat”ı öğretecek.
Bizse akşam evlerimizde çocuklarımıza barışı, vatan sevgisini anlatacağız.

*

- Devlet, gündüz okulda çocuklarımıza inancı farklı insanları “kâfir” olarak gösteren şeyler öğretecek.
Bizse akşamları çocuklarımıza bizim gibi olmayan insanların da bizim gibi insanlar olduğunu anlatacağız.

*

- Devlet gündüz okulda çocuklarımıza “erkeğin reis olduğunu, üstün olduğunu, kadının ona biat etmesi gerektiğini” öğretecek.
Bizse akşamları evde çocuklarımıza “kadın ve erkeğin eşit olduğunu” anlatacağız...
- Devlet, gündüz okullarda çocuklarımıza biat etmeyi en büyük erdem olarak öğretecek.

Bizlerse akşamları çocuklarımıza farklı düşündüğünde, haklı olduğunda itiraz etme hakkı olduğunu öğreteceğiz.

*

- Devlet, gündüz okullarda çocuklarımıza “İnsanı Allah yaratmıştır” diyecek.
Bizse akşamları çocuklarımıza “İnsanı Allah yaratmıştır” diyeceğiz, ama Evrim Teorisi’ni, biyolojiyi, uzayı, fiziği, genetik bilimleri öğreteceğiz.

*

Ve bir gün bu rejim sona erdiğinde yeni nesiller hep birlikte şunu görecek...
O yüzden iddia ediyorum.
Bu müfredat en büyük zararı muhafazakâr ailelerin çocuklarına verecektir.



http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ertugrul-ozkok/baskan-galiba-kendini-seyhulislam-zannettin-40584354?utm_source=email&utm_medium=newsletter&utm_channel=Mail&utm_content=manset_gorsel



.
cengiz-han
MessagePosté le: 13 Aoû 2017 2:28    Sujet du message:

duygu
MessagePosté le: 05 Aoû 2017 1:48    Sujet du message:

Tam gaz gidise geçildi.

Imamlar nikah kiyacak...

Demokratik ve laiklige uygunmus. 9ocuk evliliklerini yasallastirmaga çalisan adam da soyledi.

O zaman, niye alevi dedeleri, papazlar, hahamlar nikah kiymiyor. Niye sadece suni inanisin din adamlari veriliyor bu yetki.
SelimIII
MessagePosté le: 30 Juil 2017 17:36    Sujet du message:

'Dinimizde putperestlik yoktur' diyerek Atatürk büstüne böyle saldırdı :

http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/792527/_Dinimizde_putperestlik_yoktur__diyerek_Ataturk_bustune_boyle_saldirdi.html


videosu da var...
SelimIII
MessagePosté le: 30 Juil 2017 17:35    Sujet du message:

2007 de "Turkiye Islam Cumhuriyeti'ne dogru mu ?" basligi ile baslatmisim bu tartismayi.

Bugun soru halini kaldirdim (zaten katilanlardan biri de bunu onermis, geçenlerde).

Durum açik, ilkokul anaokul dahil butun okullarda kadinlar ve erkekler için birer mescit olacak, cihad okullarda ogretilecek, ve muftuler nikah kiyacak...

Tabii arda bir kadinlar sokakta kiyafetleri nedeniyle dovulecek, yaratigin biri çikip (dun) Ataturk heykeline saldiracak dinimizde putperestlik yoktur diye...

Soruya hacet mi var, isim ne zaman degisecek o biraz muglak. 2023'u dusunuyorlar ama o zamana kadar belki de vatana ihanetten cezaevinde olurlar, belli mi olur.
cengiz-han
MessagePosté le: 23 Juil 2017 2:20    Sujet du message:



http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/787097/_Yeliz_den_al_haberi...__Cihat_bilmeyen_cocuga_matematik_ogretmenin_faydasi_yok_.html
cengiz-han
MessagePosté le: 23 Juil 2017 2:17    Sujet du message:

Basliktaki soru isareti hala duruyor...

RTE Turkiye'den bir Islam Cumhuriyeti kavrami çikarmaya çalisiyor , bu hedefte en onemli konum egitim... Butun okullari "imam hatip" tipi yapmaktan geçiyor... Mufredat degisiyor :




Citation:


Anaokuluna kadar inen şeriat
Işık Kansu


22 Temmuz 2017 Cumhuriyet



Milli Eğitim Bakanlığı’nın, geçen ay sonunda yayımladığı bir yönetmelik ile her derecedeki okullarda “kadınlar ve erkekler için” ayrı ayrı mescit ve apteshane oluşturulması zorunluluğu getirildi.

Yönetmelik, anaokullarını da kapsadığından, AKP’nin bu hizmetinden anaokullarındaki kadın ve erkekler de yararlanacaklar!
Okullarda mescit zorunluluğu, Suudi Arabistan (kralı öldüğünde AKP’nin yas ilan ettiği ülke) kökenli şeriatçı örgüt Rabıta tarafından 1976 yılında Pakistan’da yapılan “Uluslararası Seraat Kongresi”nde karara bağlanmıştı.
Kongreye katılan taraflarca, İslami öğretinin ilkokuldan üniversite düzeyine değin ders olarak okutulmasını da içeren bir dizi şeriatçı ilkenin belirlendiği bu toplantıya, AKP’yi kuran kadroların ağa babası sayılan Milli Selamet Partisi’nden Devlet Bakanı Hasan Aksay da katılmış ve alınan kararlara Türkiye adına imza atmıştı.

AKP, işte bugün bu kararı anaokullarındaki “kadın ve erkeklere” (!) kadar indirmektedir.

Olayın en hüzün verici yönü, o yönetmeliğe karşı siyaseten karşı çıkanın bulunmayışı!

Bu kökü dışarıda şeriatçı kararın yerine getirilmesine, Türkiye’de yalnızca iki öğretmen örgütü direnç gösteriyor:

Ortadaki anayasal suçu, Ulusal Eğitim Derneği özellikle vurguluyor:
“Böyle bir uygulama, anayasadaki cumhuriyetin niteliklerine, devletin laik ve sosyal hukuk devleti kimliğine, yasalar önünde eşitlik ilkesine ve Milli Eğitim Temel Kanunu’ndaki eğitimin laik kimliğiyle ilgili hükmüne aykırıdır.”
Eğitim-İş ise ayrı bir yönü daha öne çıkarıyor:

“Yönetmelik, asıl olarak iktidarın tüm okulları imam hatip liselerine dönüştürme politikasını gerçekleştirme isteğini yerine getirmeyi amaçlamaktadır. Özellikle nüfusun az olduğu şehirlerde okulların neredeyse tümüyle imam hatip liselerine dönüştürülmesi gayreti açıkça görülmektedir.”
Çocuklarımız, dolayısıyla geleceğimiz koyu bir karanlığa itilirken sessiz kalanlar, yakın gelecekte uygarlık güncesinin utanç sayfalarına geçmiş olacaklar. Kaçışları yok.

(...)




http://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/786918/Anaokuluna_kadar_inen_seriat.html
duygu
MessagePosté le: 18 Jan 2017 23:50    Sujet du message:

Kraldan çok kralcilar çikar, kiziyla babyi yan yana oturtmaz!!!

Citation:
Kızıyla yolculuk yapmak isteyen babaya 'İslama aykırı' denilerek bilet verilmedi
Kocaeli Gebze Hızlı Tren İstasyonu'nda Ankara'dan 9 yaşındaki kızını alıp İstanbul'a getirmek için bilet almak isteyen Fatih Tuna Erciyas'a gişedeki bilet satış görevlisi 'Bayan erkeğin yanına oturamaz' diyerek karşı çıktı. Erciyas, gişe görevlisinin 'İslam dini bunu kabul etmiyor' dediğini öne sürdü.


http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/662271/Kiziyla_yolculuk_yapmak_isteyen_babaya__islama_aykiri__denilerek_bilet_verilmedi.html


Not : Haberi sputnik'in internet sitesinde ne Ingilizce, ne Turkçe, ne de FRansizca bolumlerinde bulamadim...
SelimIII
MessagePosté le: 05 Jan 2017 11:23    Sujet du message:

Citation:

Eğitim Bir-Sen: Atatürkçülük kaldırılsın


Eğitimin şekillendirilmesinde büyük rol oynayan ve hükümet tarafından bir dediği iki edilmeyen Eğitimciler Birliği Sendikası yeni önerilerini açıkladı.



04 Ocak 2017 Çarşamba, 22:31


MEB’in tüm eğitim kademelerinde müfredatın yenilenmesi çalışmalarında sona gelindiğini duyurmasının ardından, hükümete yakınlığı ile bilinen Eğitimciler Birliği Sendikası (Eğitim-Bir- Sen) kendi müfredat önerilerini açıkladı. 50 akademisyen ve 400 öğretmen tarafından hazırlandığı belirtilen raporda, ortaokul ve lise müfredatlarından inkılap tarihi ve Atatürkçülük dersinin çıkarılması, din dersinin İslami ağırlıklı olmak üzere birinci sınıftan itibaren verilmesi önerileri yer aldı.

‘Elitler’ ile hesaplaşma

Raporun sunumunda tek tipçi ve farklılıklara izin vermeyen bir eğitim anlayışı olarak ‘Kemalizm’ adı altında “Cumhuriyet elitleri, dini bağların güçlü olduğu ümmetçi bir toplumdan seküler bir Türk ulusu inşa etmeyi kendilerine hedef olarak tanımlamaktadır. Bunu gerçekleştirmek için din ifadesi anayasadan çıkarılmış, din dersleri, Arapça ve Farsça dersleri müfredattan çıkarılmış ve geçmişle bağı koparmak için alfabe değiştirilmiştir. Pozitivist bir bilim anlayışı çerçevesinde modern eğitim sistemi tasarlanmıştır. Aklı ve bilimi kutsayan ve dini aşağılayan pozitivist anlayışı ile insan yetiştirmek hedeflenmiştir” denilerek Cumhuriyet’in ilk yıllarından başlayan eğitim reformları hedef alındı. Din kültürü ve ahlak bilgisi dersi öğretim programının genel amaçlarını inceleyen Eğitim-Bir-Sen, “din ve laiklik” alanındaki konuların “amacı aşan genişlikte ele alındığı” sonucuna ulaştı.

Reformlar hedefte

Raporda en çok İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük dersleri ve Cumhuriyet’in kuruluşunda yer alan devrimler hedefte yer aldı. O dönemde gerçekleştirilen şapka ve kıyafet inkılabının “düşünce ve kanaat hürriyeti”, tekke ve zaviyelerin kapatılmasının “din ve vicdan hürriyeti”, Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun “eğitim hakkı” ihlali yarattığı savunularak ders kitaplarının yeniden düzenlenmesi talep edildi. Müfredatta yer alan amaçlardan, “Günümüzün ve geleceğin sorunlarına Atatürkçü bir yaklaşımla çözümler getirebilecek tutum, davranış ve beceriler kazanır” ifadeleri eleştirilerek öğrencilerden üst düzey çaba beklendiğini belirten rapor, alternatif bakış açılarına müfredatta yer verilmediğini savundu.

Geçerliği yok

“İnkılap tarihi ve Atatürkçülük dersi programlarında yer alan Atatürk ilkelerinden bazılarının günümüzde geçerliliği kalmadı” iddiasıyla “Bu yüzden derse ait kazanımlar günlük hayatta işe yaramayacağı düşüncesiyle öğrenciler tarafından yeterince dikkate alınmamaktadır” denildi.

İŞTE O ÖNERİLER:

-15 Temmuz eğitim programlarında yer almalıdır.

-Talim Terbiye Kurulu yeniden yapılandırılmalı.

-İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük dersi ortaokul ve lise müfredatından çıkarılmalı.

-Din ve ahlak eğitimi birinci sınıftan itibaren verilmeli.

-Öğrencilerin Kuran’ı Türkçe seslerle seslendiremedikleri için Kuran okuma öğretim programı yapılandırılmalı.

-Öğretim programları ve merkezi sınavlar arasında ahenk sağlanmalı.

-Haftalık ders saatleri azaltılmamalı.



http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/egitim/655546/Egitim_Bir-Sen__Ataturkculuk_kaldirilsin.html
cengiz-han
MessagePosté le: 04 Jan 2017 23:57    Sujet du message:

Citation:
Trabzon’da tepki çeken yılbaşı afişleri kaldırıldı
Trabzon'da otobüs duraklarında '1 Ocak İslamın değil isyanın yılbaşısı' yazılı afişler tepkiler üzerine kaldırıldı.




Yılbaşı kutlanmamasına yönelik çağrı ve baskılar kamuoyunda tepki çekerken Trabzon’da Büyükşehir Belediyesi’ne ait otobüs duraklarında “1 Ocak İslamın değil isyanın yılbaşısı” yazılı afişler yer astı.



Afişlerin özellikle Karadeniz Teknik Üniversitesi öğrencilerinin yoğun olduğu Kalkınma Mahallesi civarına asılması dikkat çekti. Trabzon Büyükşehir Belediyesi yetkilileri, afişleri kendilerinin asmadığını, duraklardaki panoların kiraya verildiğini, nedeniyle afişlerin kaldırılacağını söyledi. Açıklamadan kısa süre sonra afişler kaldırıldı.



http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/654962/Trabzon_da_tepki_ceken_yilbasi_afisleri_kaldirildi.html
SelimIII
MessagePosté le: 01 Jan 2017 16:15    Sujet du message:

Yukaridaki yazimin ustunden 1 gun geçti ve bu fetvanin dolayli sonuçlari Istanbul'daki Raina katliamiyla ortay çikti!

Feyzioglu sormus.

Citation:

Yunus'un, Mevlana'nın torunları olan insanımızın içinden böylesine katiller nasıl çıktı?


Ve sorulara devam etmiski cevaplari bu sorunun cevabi oluyor.

Citation:

İktidar ve güç için dini kullananlar tarafından uzun yıllar boyunca laik eğitime ve yaşam tarzına geniş çaplı saldırılar düzenlenmedi mi? Kutsal dini değerlerimizi kendilerine para ve güç devşirmek için kullanan cemaat ve tarikatların, çocuklarımıza musallat olmasına izin verilmedi mi? Milli Eğitim kendi işini, bunlara havale etmedi mi? Diyanet İşleri Başkanlığı, İslam'ın siyasete alet edilmesini engelleyeceğine, laik düzenin yıpratılmasına destek vermedi mi? Toplumsal fay hatlarımızın tamamı, sığ siyasetle, oy almak adına kırılmaya çalışılmadı mı? Toplum mümkün olan her açıdan ayrıştırılmadı mı? Daha en son, yeni yıl kutlamaları günah ilan edilmedi mi? Ülke radikal dinci terörün hedefi halindeyken, yeni yıl kutlaması yapanları hedef gösterecek şekilde sorumsuz açıklamalar, yasaklamalar yapılmadı mı? Toplum, yeni yılı kutlayanlar ve yeni yıl kutlamasını günah kabul edenler diye birbirine düşürülmedi mi? Yeni yıldan bir gün önceki Cuma hutbelerinin konusu yeni yıl kutlamalarının günah olduğu mu, yoksa radikal dinci terörün İslam'a verdiği zarar mı olmalıydı? Toplumun bir kısmı, 'canım onlar da günah olan yeni yıl kutlamasına gitmeselerdi' diye düşündürecek bilinçaltı mesaj bombardımanına tabi tutulmadı mı haftalardır? Türk Milleti'nin ortak milli değeri, birleştiren paydası Atatürk'ün heykeli, İran'da Humeyni devrimi olmuş gibi, çirkince, hoyratça kaldırılmadı mı? Türkiye'yi yönetenler Suriye'nin toprak bütünlüğünü korumak için komşumuza destek olacağına Esad takıntısıyla Suriye yangınına benzin dökmedi mi? Türkiye'yi 80 küsur yıl savaşsız yaşatmış olan yurtta barış dünyada barış ilkesi, pısırık dış politika ilan edilmedi mi? 4 milyon sığınmacıyı hiçbir kontrole tabi tutmadan, ajan mı, terörist mi, radikal mi bilmeden serbestçe içeri buyur etmedi mi bu ülkeyi yönetenler? İstihbaratımız, polisimiz, iktidara muhalif gördüğü vatandaşların aldığı nefesi kontrol ederken, alnı secdeye değiyor dediklerini başı boş bırakmadı mı? Farklı düşünmek, yazmak, konuşmak, sorgulamak büyük bir suça dönüştürülmeye çalışılmıyor mu? Bütün bunlara hayır diyecek kimse var mı?


yazinin ibretlik tumunu okuyun, en basta medar69 okusun ve eline vicdanina koysun...

http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/653797/Metin_Feyzioglu__Erdogan_ve_AKP_ye_seslendi__Reina_saldirisi_icin_20_kilit_soru.html

Powered by phpBB v2 © 2001, 2005 phpBB Group ¦ Theme: subSilver++
Traduction par : phpBB-fr.com
Adaptation pour NPDS par arnodu59 v 2.0r1